Allah’ın yüce Adıyla
Bu yazı kıymetli arkadaşım, Allah evinin hizmetkarı A.Harputoğluna aittir. Önemli tecrübe ve tavsiyeler ihtiva etmektedir. Diyanet alımı sınavına girecek herkesin okuması elzemdir
İmamlık Mülakat Notlarım ve Tavsiyelerim
A.Harputoğlu
Acizane üç kere mülâkata girdikten sonra imamlık nasip olmuş bir kardeşiniz olarak, şimdiye kadar tecrübe ettiğim ve her mülakata girecek imam adayı kardeşimin mutlaka bilmesi gerektiği hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Rahman Rahîm olan Allahın ismiyle..
Ben mülakata 3 kere girdim ve ilk ikisinde başarısız oldum. ilk mülâkatımı Fatih Abdurrahman Gürses Eğitim Merkezinde girdim. Oradaki hocalarda gözlemlediğim, gayet titizlikle üzerinde duran hocalardı. Kolay kolay yüksek not vermiyorlar ve ufak tefek hatalara dikkat ediyorlardı. Yani çok puan kırıyorlardı.
Diğer iki mülakatımı da Pendik Eğitim Merkezinde girdim. Buradaki hocalar biraz daha mülayimdi. Yani daha toleranslı idiler. Ben ikinci mülakatımda 70 almıştım ve puanım yetmedi kazanamadım. Ve nihayet üçüncü mülakatta yeterli puan aldım ve Yüce Mevlam İmamlık nasip etti.
Şimdi bütün bunlardan sonra ben Tekirdağ’da Mülakata giren ve daha yüksek alan kişiler duydum. Ancak son zamanlarda Tekirdağ dışındaki bir ilde mesela İstanbul’da ikamet ettikleri halde Tekirdağ’da mülakata girenlere “siz burada oturmuyorsunuz niçin burada giriyorsunuz” diye biraz sorgulandıklarını ve o gibi kişiler üzerinde daha fazla durduklarını ve daha zor sorular sorduklarını duydum. Yani artık “bu ilde daha kolay soruyorlar onun için o ilde gireyim” mantalitesi çok da işe yaramayabilir. En azından bu soruya karşı hazırlıklı olmanızı tavsiye derim.
Mülakatı kazandıracak taktikler nelerdir ?
1) Dış Görünüm. İlk başta sizin içeri girişiniz, tipiniz şekliniz, şemailiniz duruşunuz çok önemli. Çünkü siz normal hayatta nasıl bir kişi olursanız olun bundan sonra imam olacaksınız, sizde bu vasıfları arıyorlar. O açıdan takım elbiseli olmak, elbisenin üzerinizde duruşu, saçınız sakalınızdan ilk puanı alıyorsunuz.
Sakalınızı bütünüyle traş ederek gelmenizin bir artısı yoktur, çünkü artık Diyanet içinde hocaların ekseriyeti sakallı ve halk hocayı sakallı görmek istiyor. Yapmanız gereken derli toplu bakımlı görünmesi. (i.er)
Oraya giren aday takım elbiseli, kravatlı (lacivert renk tercihtir) ütülü temiz ve (onların gözünde) şık olmalı. ilk önemli intibayı karşınızdaki insanlara bu veriyor. Bunu es geçmeyin. İmamlığı kazandıktan sonra varın cübbe sarıkla görev yapın, hiç mesele değil. Ama bazı komisyonlarda bu tür islami kıyafetlere karşı serin tavır olabiliyor.
Sivilde cübbeli olan arkadaşlar, isterseniz normal hayatta tüm gününüz cübbe ve sarıkla geçsin, ama orada yani mülakat esnasında takım elbiseli olmanız bence önemli, eğer takımınız yoksa bir günlüğüne bir tanıdığınızdan ödünç alın derim.
2) Saygılı Tavır. Önünüz ilikli, eller saygı telkin bir duruşla durmalı. Sonra elinizdeki sınav giriş belgesini ortadaki hoca alıyor ve siz, bu esnada size otur denmeden asla oturmuyorsunuz. Ve daima hafif mütebessim ve güler yüzlü olmaya özen gösteriyorsunuz. Size oturun denilince oturacaksınız. Mülakat bitince ayağa kalkarken aynı şekilde eller önde, saygılı bir tavır içinde..
3) Kur’an okuyuşu. Bilindiği üzere imamlıkta İlmihal, Akaid bilgilerinden daha çok Kur’an okuma, kıraat ve tecvid bilgilerine dikkat ediyorlar. Onun için Kur’an okurken mahreç ve taliminiz ne kadar iyi olursa İmamlığı kazanmaya da o kadar yakınsınız demektir. Kur’an okuyuş seyirlerini yaptırıyorlar. Yani Tahkik, Tedvir ve Hadr. Bu üç seyirde de medlerin uzatma sürelerine dikkat ediyorlar. Tecvidlerin uygulanıp uygulanmayışına çok ama çok dikkat ediyorlar. Bunlarda olabilecek eksiklik sizi imamlıktan bir adım uzaklaştırabiliyor. O açıdan mülakata hazırlanırken profesyonel anlamda talim ve tecvid dersi almanız önem arz ediyor. Hafız dahi olsanız mahreçlerdeki hatalar yani harflerin dilinize tam oturup oturmaması ve telaffuz hatalarından ciddi manada puan kırılıyor. O açıdan hafız olup da bir sayfayı 1 dakikada okuyabilecek seviyede olmanız size hiç bir zaman imamlığı garantilemez. Bunu unutmayın. Eğer hafızsanız ve resmi belgeniz varsa illaki bunu belirtin. Yok eğer resmi hafızlık imtihanına girmemişseniz gene de size sorduklarında “hafızım” deyin. Size sağlam olup olmadığını soruyorlar. Eğer sağlam derseniz rast gele üç farklı yerden soruyorlar takılmadan, üslubuna uygun okudunuzsa hiç korkmayın imamlığa hafız olmayan adaylardan bir adım daha yaklaşmışsınız demektir. Ancak belgeli hafızlara bazı ince detaylar sorulabiliyor. Örneğin vakıf, vasıl, ibtida, harflerin sıfatları, Tecvidin tanımı, özellikle de İmam Cezerinin yaptığı tanım ve bazı tecvid kurallarının tanımı gibi. Örneğin “İhfa ne demektir, tanımını yapınız” gibi.
4) Kuran Ezberi. Hafız değilseniz ezber müfredatınızın eksiksiz olmasına önem göstermelisiniz. Buruç – Nas arası zorunlu. Amme cüzünü biliyorsanız zaten problem yok. Ezberlerin sağlam olması büyük önem arz ediyor. Yasin, Tebârake, Amme, ve Rahman Surelerinden karışık sayfa başlarından ya da sayfa sonlarından sorabiliyorlar. Örneğin bana son mülakatta, Rahman Suresi son sayfa başından, Beled suresi ikinci sayfa Başından, Buruc suresi ikinci sayfa başından sordular. Allah’ın izniyle geçtim. Ezberleri verirken hızlı hızlı vermek yerine tahkik ve tedvir usulünde okumanız sizin yararınıza.
Bunun dışında, Nikah Duası, Hatim Duası, Yağmur Duası, Yemek Duası, Cenaze Duaları sorulabiliyor bunları unutmayın. özellikle hatim, yağmur ve yemek dualarında amaç sizin kalabalık halk önünde hitabetinizi ölçmek. Gayet takılmadan gürül gürül okuduğunuz bir yemek duası sizin hitabetinizi ölçme konusunda çok iyi bir fikir veriyor. Hutbe Basamak Duaları, birinci hutbe ve ikinci hutbe duaları sorulabiliyor. Bunları asla göz ardı etmemek lazım. Fıkıh bilgisi konusunda da Diyanetin iki ciltlik İlmihaline iyi çalışmak lazım. Çünkü o ilmihalin konu başlıklarından çıkıyor. Her türlü soru çıkabiliyor. En temel ilmihal konularından tutun da en akla gelmedik sorular çıkabiliyor. Örneğin benim girdiğim ilk Mülakatta namazın farzlarını sormuşlardı. Sonrakinde ihram Cezalarını (dikkat edin yasakları değil) 3. mülakatımda ise adağın tanımını sordular ve adak hakkında ufak tefek sorular sordular ve yemek duası yaptırdılar. Hiç aklınıza gelmeyecek ve basit görebileceğiniz bir soru bile çıkabilmektedir, bunu unutmayın.
“Ama şunu bilin ki en önemlisi KUR’AN okuma ve kıraat. Burada yeterliyseniz, kıraatiniz gayet başarılı ise, tecvide mahreçlere riayetle akıcı bir okuyuş yaptı iseniz devamı kolay geliyor. Adeta kazanmanız için yardımcı oluyorlar”
5) Ahlak. En önemli hususlardan -yani benim gözlemlediğim hususlardan- bir tanesi ise şudur. Sınav komisyonu üç kişiden oluşur. Bu hocalardan bir tanesi size öz ağabeyiniz miş ve illaki sınavı kazanmanızı istiyormuş gibi davranır. Diğer bir kişi tavır alamaz “nötr” dür, yani ne iyi davranır ne de kötü. Üçüncüsü ise sanki sizi kafaya takmış da illa ki sınavı kaybetmenizi istiyormuş gibi davranır. Yani tabir yerinde ise iyi polis kötü polisi oynarlar ve kötü polis yüzü sert, gayet soğuk durur, mahkeme duvarı gibi de denebilir. Size sorduğu sorulardan, siz içinizden “tamam bu hoca kafayı taktı kesin beni bırakacak” diye içinizden geçirirsiniz..
“Aslında bunlar hepsi senaryodur, bilinçli olarak bu şekilde davranmaktadırlar. Maksat psikolojinizi ölçmektedir, sizin çeşitli durumlar karşısında nasıl davrandığınızı, imamlığın gerektirdiği olgunluğa sahip olup olmadığınızı ölçmeyi amaçlamaktadır”
Bu nedenle siz hepi topu 10 dakikalık bir mülakat esnasında soğuk kanlılığınızı, sakinliğinizi ve güler yüzünüzü muhafaza etmeniz gerekmekte ve hiç bir zaman tartışmacı, kavgacı bir üslup takınmamalısınız. Asla ve kat’a komisyondaki herhangi birine karşı saygısız ve ukala bir tavır sergilememeniz gerekir. Çünkü imam olacak adam, Diyanet işleri başkanlığına bağlı bir memur olarak o kurumu halk nezdinde temsil eden kişidir. Ve siz hayatınızın büyük bir çoğunu halkın içinde geçirecek olan ve halkı dini meseleler konusunda aydınlatacak olan kişisiniz. Ve sizin karşınıza normal hayatta bin bir türlü adam çıkacak ve siz İMAMLIĞA yakışır bir biçimde o insanlarla iletişim kuracaksınız. Bu nedenle bir imam insanlarla tartışan yahut kavga eden değil daima mülayim güler yüzlü ve pozitif ilişkiler içinde olması gereken kişi olmanız gerekiyor. İşte komisyondaki kişilik profilleri ve davranış biçimleri sizin bu özellikleri sergileyip sergilememe konusunda genel durumunuzu basitçe gözlemlemeye yöneliktir.
Örneğin komisyonda soruları soran şahıs genellikle o asık suratlı (kötü polis tavırlı) şahıstır. Ve soruyu sorarken gayet soğuk ve ciddi bir üslup ile sorar ve bazen kasıtlı olarak verdiğiniz cevap karşısında “nasıl yani” “emin misin öyle olduğuna” Allah Allah böyle bir cevabı da ilk defa duydum” Ya da “bu nasıl cevap ya sen bu konuyu bildiğine emin misin” “ne demek yani şöyle şöyle gibi” ya da “eeeee eğer öyleyse pekiyi bu durumda şöyle olması gerekmiyor mu” gibisinden sizi tartışma ortamına çekmeye yönelik sorular sorar. Sizin burada yapmanız gereken şey hiç bir zaman paniğe kapılmamak ve üslubunuzu ve pozitif duruşunuzu bozmamak ve “Hocam ben bu konuyu daha önce ilmihalden okumuştum ve bu meseleyi bu şekilde biliyordum. Ama eğer siz eğer bu konuda benim yanlış cevap verdiğimi düşünüyorsanız, o halde belki benim aklımda yanlış kalmıştır. Eve gider gitmez ilk önce bu konuyu tekrar okuyup düzelteceğim” hocam. “Beni uyardığınız için teşekkür ederim.” şeklinde gayet mülayim ve pozitif bir üslub ile cevap vermeniz gerekmektedir. Bu durumda siz gayet uzlaşmacı bir imam profili çizmiş, tartışmacı, kavgacı biri olmadığınızı göstermiş olursunuz. Bu çok önemli bunu asla unutmayın.
6) Farklı Yetenekler. Bir imamda olması gereken genel bilgi ve becerilerden başka ekstra yetenekleriniz varsa bunları söylemekten yahut öz geçmişinize eklemekten çekinmeyin. Örneğin, sporculuk (uzak doğu sporları, güreş vb) musikişinaslık, hattatlık, ciltçilik, tezniyat sanatları (tezhip, ebru, nakkaşlık, minyatüristlik gibi) ekstra yetenekler size artı puan kazandırır. Çünkü imamların sadece cami içi faaliyetlerden ziyade özellikle görev yaptığınız mahalledeki gençlere farklı konularda örneklik yapmanıza çok ama çok önem veriliyor. Çünkü zamane gençleri (yani şu Z kuşağı diye adlandırılan gençlik) bilindiği üzere zamanının çoğunu bilgisayar başında ya da cep yahut tablet bilgisayarla geçirmeyi alışkanlık edinmiş gençlik olup, maalesef cami-cemaat gibi kavramlara bir hayli uzak olma eğilimlidir. Çünkü sürekli medya yoluyla basın yoluyla bu kitlenin zihinlerine, cami ve cemaat ile ilgilenen kişilerin yaşını başını bir hayli almış, ununu eleyip eleğini asmış bir ayağı çukurda kişiler olduğu empoze edilmektedir. Ve hepi topu 1,5 aylık yaz Kur’an kursu bile çok sıkıcı gelmekte ve bu çağdaki çocuklar ve gençlere koskoca bir senenin 1,5 aylık zaman diliminde bile olsa camiye gelme ve Kur’an öğrenmek son derece sıkıcı gelmektedir.
“O nedenle klasik eski model imamlık anlayışından ziyade gençleri camiye gelmeye ve Kur’an öğrenmeye ve dini konularda en asgari bilgileri bile olsa öğrenmeye teşvik edecek imam modeli olmak çok ama çok önem arzetmektedir.”
Çünkü zaman maalesef ahir zaman ve günah ve malayani olabilecek bir çok şeyler gençlerimize çok süslü gözükmekte olup ebedi alem, Ahiret yurdu için gerekli olan bilgi beceri uygulama türünden aktiviteler ise maalesef itici gelmektedir. İşte imam olacak olan adayın ekstra bilgi ve beceri sahibi olmasına Diyanet haklı olarak önem atfetmektedir.
7) Ezan, ses. Bu sayılanlara ek olarak imam adaylarında “ezan okuma” yeteneğinin olmasına bazı komisyonlarda dikkat ediyorlar. O nedenle çok mükemmel olmasa da ihtiyaç duyulduğunda ezan okuyabilmeniz gerekmektedir. Ve bazı komisyonlar sizden ezan okumanızı talep edebilmektedir. Bunun için en az bir makamla da olsa bir ezana çok güzel çalışın ve oku dendiğinde orada çekinmeden okuyun. Bunu da yaparken asla ezanları karıştırmayın. Bir tek Hafızın bir ezanını dinleyin ve onu adeta sihninize kodlayarak aynısını taklit edin.
Sınavdan çıkarken yani size tamam denilip elinize sınav giriş belgeniz verilecek çıkabilirsiniz denilince ayağa kalkarken yine ceketinizin ilk düğmesini ilikledikten sonra sınav komisyonuna asla arkanızı dönüp çıkmayın çünkü bu bir saygısızlık olarak değerlendirilip, puan kırılabilmektedir. Bu gibi hususları göz önünde bulundurursanız başarılı bir imamlık mülakatı geçirmiş olursunuz.”
“Gerisi Allah’ın takdiri. Kıymetli imam müezzin, Kuran Kursu öğretmenliği adayları siz niyetinizi halis tutun, Allah’ın dinine hizmet gayesiyle imam olmayı dileyin ve bu konuda Allah’ın yardımını almak için hacet namazı kılın, teheccütlerde Allah’a yalvarın. Çünkü unutmayın bütün hayır, bütün kararlar Allah’ın elindedir. İnsanlar sadece birer sebep ve vasıtadır. Sizin imam olmanızı, kendi evinin hizmetkarı olmanızı önce O onaylayacak..”
Allah muvaffak eylesin kardeşim
Misafir yazar: Cami Görevlisi A. Harputoğlu
Derleyip sunan: isa erdoğan, 12.11.2021 İstanbul
“İMAM” Konulu yazıyı okumak için tıkla: https://isaerdogan.com/imam/
4 Yorum
Ben kendimi Cubbem, takkem ve sakalım la daha iyi ifade ederim.. En azindan ben olarak ifade ederim.. Kendime yakıştıramıyorum.. hele hele bir imam adayı olarak grand tuvaletle girmeyi..Mevlâm Takdir Ederse Olur.. Olacağa kim engel Olur..
Evet haklısın. Nitekim bu şekil girip te muvaffak olanlar da çok. Kişinin ihlas ve samimiyetine bağlı bu işler. Asıl onay mercii Allahtır. O bizi kendi evinde hizmetkar yapacak veya yapmayacak.. Nitekim bu hususa aşağıda değindik. Yazı admine ait değil. Misafir yazara ait.
Ben bu tavsiyelere aynen katılıyorum. ben de vaktiyle komisyına islami kıyafetimle girdim ve beni bıraktılar kıyafetimden sebep.. Bence köprüyü geçene kadar..
Sakalımızı nasıl saklayacağız !? Bu insan sarrafı komisyon üyeleri sizin bu sakalınızı görünce sizin cübbe şalvarlı birisi olduğunuzu hemen anlar ? Dediğiniz gibi takım elbise kravat giymiş bir arkadaş, komisyondan yeni çıkmıştı “hocam dedi sakalım dan anladılar, 5 dakikalık sınavda 10 dakika kıyafet meselesini konuştuk” aman dedi kıyafetinle gir, böyle istiyorlar zaten.. “ben de öyle gireceğim” dedim.
Molla sınavından önce 2 defa mülakat sınavına girdim, biri Pendik Haseki diğeri Manisa Eğitim merkezinde.. İkisinde de sadece yarım sayfa Kuranı Kerim okuttular o kadar. Osman Eğin hocayla kapıda karşılaştık tanıştık “komisyon başkanına selamımı” söyle dedi kazandığımı anlayınca söyledim güldüler “waay Osman hoca bi de selam gönderiyor felan” Yani ben kıyafetimden dolayı hiç sıkıntı yaşamadım, herkesin tecrübesi farklı olabilir. Ben derim ki kendinize güveniyorsanız, siz siz olun.. başka kılıklara girmeyin