1. Hatıram
Merhum Hasbi hocanın bir kıssası vardı hani “Bir eşek düğüne davet edilmiş de, eşek “durun semerimi alıp geliyorum” demiş. Ne semeri! düğüne gidiyorsun düğüne, işe değil” demişler. O da “ben eşekliğimi bilirim semerimi yanıma alıyım da ne olur ne olmaz, belki bana su taşıtırlar..” demiş.
Hasbi hoca merhum burada sözü ele alıyor: “O bir eşek olarak eşekliğini unutmuyorsa ben de bir hoca olarak hocalığımı unutmamam gerekir. Düğüne de çağırılsam, cenazeye de çağrılsam her vakit hazır olmalıyım. Her vakit bana bir görev verebilirler “sen hocasın hadi bir vaaz et bir dua et” diyebilirler..
Bu kabilden.. 2 haftalık tatilde 2 defa cuma namazı kıldırdım, cuma vaazı yaptım. Biri benim memleketim Yozgat Sarıkayada diğeri kaimpederin memleketi Osmaniyede. Doğrusu Cuma cemaatine konuşmayı seviyorum. Çünkü biliyorum bunların çoğu bi-namaz. Camiden namazdan ilimden fetvadan uzak kişiler.. Vaaza ihtiyaç var.
Sarıkayada bizim mahalle imamının işi varmış cumayı bana teklif etti. Birinci hutbeyi telefondan Diyanetin hutbesini okudum, ikinci hutbede araya girdim doğaçlama yaptım.. “Cemaat size bir uyarım olacak” diyerek başladım. Turkiyede yapılan bir araştırmada beş vakit namaz kılanların sayısı dörtte bir kişi imiş..” diyerek konuya girdim. Namazın 5 vakit farz olduğunu mutlaka bu namazı kılmamız gerektiğini anlattım. Allah’ın emri bir tek secdeyi terk ettiği için Azazil şeytan oldu” dedim. Bugün işin varsa eğer, yarın da işin olacak. Bugün beş vakit kılamıyorsun da yarın on vakit kılmak zorunda kalacaksın.. Beşi kılamayan onu nasıl kılacak !? Namazı kazaya bırakmak asla akıl kârı değil” dedim.
Namaz sonrasında güzel dönüşler aldım.. Bazı gençler demişler bu kadar hoca dinledik, kimse bize namaz kılın demedi !” Diyen çok da.. dinleyen yok. Ezanla birlikte camiye girersiniz. nereden duyacaksınız hoca ne demiş ne dememiş.!? İşte o yüzden namaz konusunu hutbede işledim. Kimsenin kaçarı yok..
Bazı cami mudavimleri de merkezi vaaza kızmışlar. “Ne olurdu şu cihazı bir kere kapatsalardı da bu hoca bize vaaz etseydi” demişler.. Allah gönüllerine göre versin.
2. Hatıram
Osmaniyede Olukbaşı camii.. Sabah namaz vakti bir ihtiyar boş camide mikrofonu da açmış Yasin okuyor. Ama nasıl okuyor.. kafasını gözünü kıra kıra. Bazı yerleri de adeta geveliyor ben bile anlamıyorum. Mihrabın hemen arkasına oturdum. Dedim galiba imam yok.. Eğer bu ihtiyar geçerse namaz kıldırmaya namaz olmaz, mutlaka ben geçmeliyim ama nasıl geçerim amcayı da kırmadan nasıl ederim.. Bunları düşünürken kendi kendime heyecanlandım. Ve Yasin bitmeden biri arkadan cihazı kapattı.. “Niye okuyorsun bee” derecesine.. “Ya dernekçilerden ya da her camide olan bi lüzumsuz herhalde..” diye içimden yorum yaptım. Sonra gördüm imam cübbesi mihrabın yanında asılı. Tamam kesin imam yok. Olsa arkada dolapta asılı olurdu.. dedim ve başladım içimden Secde Suresini tekrar etmeye.. namazda okumak için.
Derken yaşlıca biri geldi ve kendinden emin bir vaziyette o cübbeyi giydi beyaz bir takke taktı ve mihraba geçti. Sakal yoktu ama şalvarı vardı.. tok bir sesle Rahman Suresini okudu. Kıraat gayet güzel. Hoca benim ekolden.. Tı’lar tı gibi Datlar da gibi.. hoşuma gitti. vee okurken okurken bir yeri atladı, düzelttim ama umursamadı devam etti.. Buradan hoca olduğumu anlamış olmalı ki aşır için mikrofonu bana uzatacak..
Imam selam verince camide çok güzel şeyler oldu. Müezzin 3 istiğfardan sonra “Allahumme entesselam..” çekti sonra bir kere “la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh lehul mülkü velehul hamdü yuhyi ve yumiit ve huve ala külli şey’in kadiir” dedi ve sustu.. Herkes içinden 10 kere okuyunca müezzin tekrar ses verdi. bir kere “la ilahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalmin” dedi ve sustu. Cemaat 10 kere de bunu içten okudu. Sonra aynı minvade “Hasbunallahu ve ni’mel vekil” okudular sonra “Allahumme ecirna minennar” okudular ve ancak bundan sonra normal müezzinlik “ala rasulina salevat” ile devam etti.. Cemaatin buna alışması ve herkes memnun bir şekilde bunları okuması gayet güzel şeyler. O camiye has mıydı yoksa doğu yöresine has mıydı bilmiyorum ama hocayı içimden tebrik ettim.
Ve dediğim gibi dua sonrası mihrabiyeyi ben okudum. Hicaz rast karışımı bir şeyler oldu.. form tutturamadım. Namaz sonrası imam efendi ile tanıştık. Kaimbabam beni takdim etti. Istanbula camide imam dedi. Yaşlı hoca sevindi “o halde bugün cuma senin, Vaaz için erken gel” dedi. Hutbeyi sordum Diyanetin hutbesi mi? Yok ben kendim okurum dedi. Iyi. Camiden çıktık baktım cemaat sabah sabah dışarıda saf olmuş el pençe bekliyorlar.. Sıradan musafaha ettik ve sonunda yer tuttuk. Derken hoca geldi ve herkesle musafaha yaptı. Amin diyerek ellerini açtı ve dua başladı.. “Allahım Kuranı ve Islamı hakim eyle..” tamam bu hoca boş değil” dedim.
Cuma vaazı için düşündüm ne anlatmalıyım? Ülkede ekonomik savaş var, Milli değerler canlanmış, amerikan karşıtlığının tavan yaptığı bu günlerde en can alıcı konu yine bizim konular olacaktı: “Milli duruş, “Batıyı redd, “Tağutu inkar, “avrupa kültürünü iptal, “kendi öz kültürüne, kıyafetine, yaşam biçimine dönüş..” Cuma vaazının konuları böyle oldu.
Hutbeyi de sadece “namaz konusuna ayırdım. Güzel oldu..
Allaha emanet olun.
isa erdoğan 2020
Yorum Yapılmamış