Hacı Canib Yavuz abi 1952 yılında Erzurum İspir Aşağı Özbağ köyünde dünyaya gelir. 1979 yılında vatanından çıkar İstanbul’a hicret eder. Nasibinde Bağcılar’a bağlı Mahmutbey mahallesi vardır Hicret Camiinin canibine yerleşir. Burada ev elektrik tesisatı dükkanı açar, geçimini elinin emeği ile böyle kazanır. Mahalleye 4 katlı bir bina yapar.
Canib abi 1995 yılında Fatih Çarşambada mukim asrın büyük kutbu Şeyh Mahmud Efendi ile tanışır. Bir anda ruhu onunla kaynaşır, ona mürid olur. Hayatı bundan sonra değişmeye başlar. Sünnet üzere sakal uzatır ki mahallede bir ikincisi yok. Kıyafet inkılabı yapar; batı-l avrupaî esvabını atar, nurlu cübbe şalvar ve sarığı kuşanır..
Yetmez, Şeyh Efendi’nin talimatıyla Canip abi mahallede bir medrese açması gerekmektedir. Kendi binasından daha iyi yer mi bulacak ! Derhal bir katını kız medresesi yapar..
Yetmez, Şeyh Efendi’nin talimatı “sen de çocuklarını medresede okutacaksın” şeklindedir. Hanımı da elhamdülillah bu yoldadır o yüzden Şeyh Efendi’nin buyruklarını tatbik etmek Canib abiye zor gelmez. Birini ikisini değil her üç oğlunu birden.. Alır, yine Mahmud Efendi hazretlerinin irşadıyla Hazretin küçük damadı Mahmut Eren hoca efendinin medresesine teslim eder. Çocuklarını böylece medresede okutur, onları ilim amel İhlas üzere yetiştirir hoca eder
Yetmez, mahallede erkeklere yönelik din faaliyeti eksikliğini görerek binasının en alt katını da mescit/medrese yapar.. Oraya da Ehli Sünnet bir hoca tayin ederek mahallenin erkeklerine, ve erkek çocuklarına Allah’ın dinini peygamberini İslam’ı öğrenmelerine öncü olur. Her iki medresenin masrafları giderleri hizmetleri Canib Efendi’nin üzerindedir. O ana kadar biriktirdiği malını bundan sonra hak yolunda sarf eder eritir
Görüldüğü üzere Canip abi her bakımdan mahallenin öncülerindendir. Onun Allah katında da Essabikûn Kullar içinde olacağını ümit ederiz.
28 Şubat Süreci
Canib Yavuz Efendi ağabey o dönem yaşadığı bir vukuatı şöyle anlattı:
“Burada (Bağcılar, Mahmutbey Mahallesinde) sarığı çarşafı sevmeyen biri vardı. Uzaktan tanış da olur. Bizim evin üst katını komple kız medresesi yaptık orada talebeler okuyordu.. Bu gitti bizi şikayet etti o zor dönemlerde. Mahalleye polis geldi. Karşısına ben çıktım “burada alem varmış girip bakacağız” dedi. Böyle konuştu. Ben sınırları kaldırdım yok memurmuş polismiş gözüm görmez oldu “bak kardeşim kim size neyi nasıl anlattı bilmiyorum ancak burada olanı ben sana söyleyim burada senin kızın benim kızım mahalleli müslümanların kızları geliyorlar Kuran öğreniyorlar Allah’a ibadet ediyorlar burada olan biten bu. illa da içeri gireceğiz diyorsan gönderin bir kadın polis girsin baksın sizi böyle içeri alamayız” dedim. Polis beni kucakladı alnımdan öptü “eğer başka türlü yalan beyan söyleseydin yanmıştınız” dedi. Allah kolaylık versin dedi ve gittiler. Böyle helal süt emmiş müslüman evlatları da var..
Canib abi devamla anlattı
“O zamanlar benim üç oğlum da Mahmut Eren Hoca’mın Erenler Vakfı medreselerinde okuyordu. Yavuz Selim camiinin arkasında bulunan Yeşil Medresenin dışarı işleri sorumulusu beni yapmıştı hocaefendi. Bir polis baskınında yetkili bendim ilk olarak beni çağıracaklardı ben onlarla muhatap olacaktım talebe medreseden tahliye olması durumunda onlara ben yer bulacaktım.
Canib abinin bir de ibretlik trajikomik bir kıssası var, şöyle ki :
Çocuklarımı medreseye bıraktım Mahmud Efendi Hazretlerini ziyaret ettim eve dönüyordum Vatan caddesi’ne indim. Hava yağmurlu ama nasıl bir yağmur sanki bardaktan boşanıyor.. o yağmur altında el kaldıran iki adam gördüm onları arabamı aldım nereye gidiyorsunuz hemşerim ? Esenlere. atlayın dedim onları yerlerine bırakacaktım.. yolda giderken bir de arkada oturan enseme soğuk bir demir dayadı baktım silah. “Arabayı bize vereceksin” dediler arabamı güpe gündüz gaspediyorlardı. Tamam hemşerim tamam hiç sıkıntı yok araba sizin dedim. kenara çekeyim ben ineyim dedim. Arabayı kenara çektim inerken koltuğumun yanında kalın elektrik tellerinden büktüğüm cop benzeri bir aletim vardı çaktırmadan onu aldım. silahı bana doğrultan adamın bileğine öyle bir vurdum ki silah yere düştü o bilek kesin kırılmıştır o yerde kıvranırken diğerinin de ensesine Bir tane vurdum onu da yere serdim sonra arabama bindim onları E5 üzerine öylece bıraktım bastım geldim..”
Canib abi de eşi de birer Kabe ve Resulullah âşığı idiler. Fırsat buldukça Mekke’ye Medine’ye hasret giderirlerdi. Son günlerde Canip abinin beyninde ur çıkmıştı yolculuk onun için riskliydi gidip de gelmemek vardı.. Son muayenesinde doktorla gizli bir anlaşma yapmıştı doktora rica etmişti “Bu durumu lütfen ben oradan gelene kadar gizleyiniz aileme söylemeyiniz Eğer söylerseniz beni Kabeye göndermezler” doktor Canib abinin samimiyetine bakarak tamam demişti. Canib abi kutsal topraklarda ağırlaştı artık yürüyemiyordu eşine de engel olmak istemiyordu. Sen git umreni tavafını yap ben burada beklerim diyor ve otelde öylece bekliyordu..
Canib abi Allah’a tevekküllü bir insandı ameliyat olmak istemedi beyninden uru aldırmadı nitekim riskliydi. yoğun bakım ünitelerinde ecelini bekleyen hastalar gibi de bu odalara kendini hapsettirmedi. evine geldi evinde yatağında Allah’ın takdirini intizar etti. Ziyaretçilerini kabul etti akrabalarıyla dostlarıyla helalleşti..
Bir ziyaret ettiğimde bana “en çok da camide senin arkanda namaz kılmayı özledim” demiş ve beni duygulandırmıştı. Acizane kıraatimi takdir eder bana iltifat ederdi. Mihrapda tilavet ettiğim sabah hatimini dinlemeye erkenden gelir, ön safta hemen önüme oturur orada Kur’an’ı yakınca candan dinlerdi.
Canib abi Rasulullah’ın sünnetlerini tatbik etmeye çok gayretli idi. Nimetin israf etmeme konusunda çok titiz bir gıdım yemeğin bir kırıntı ekmeğin çöpe gitmesine razı olmazdı. Bereketi bu tutumunda bulduğunu söylerdi
Canib abi güzel ahlaklı güler yüzlü herkesle iyi geçinen iyi bir insandı. Dünya metelik vermez gündemi haberleri takip etmeye meraklı olduğu halde evine televizyon koymaz, cebine internetli telefon sokmaz, tuşlu telefon kullanır, maneviyatını Allah’a yönelişini korumaya çalışan örnek bir Müslümandı.
Canib efendi Ağabey 2 Mayıs cuma gecesi oğlu Cemal Hoca’nın yanında Edirne’de bulunuyorken 73 yaşında ruhunu Rabbisine teslim etti.
Canib Yavuz Efendi abinin cenazesi kendi mahallesinde, beş vakit namaz kıldığı Mahmutbey Hicret camii’nde ikindi namazı akabinde kılınacaktır.
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet, derecesi âli olsun.
Yorum Yapılmamış