Muhammed Emin Er hoca | İslam Akaidi

Allah’ın Yüce Adıyla Muhammed Emin Er hocanın Kaleminden Ehli sünnet Akaidi Muhammed Emin Er hoca efendi benim bu dünyada Mahmud Efendi hazretlerinden sonra idol kabul ettiğim 3 kişiden biridir, diğeri Mehmet Savaş hoca ve Japonya’dan Nimetullah hoca. Sebebi Muhammed Emin Er hoca yetmiş yaşlarında iken evini rahatını terk etmiş ve henüz başgöstermiş olan Afganistan cihadına gitmiş etmiş dağ bayır cephelerde koşarak rus kafirine karşı müminler safında cihad etmiştir. Muhammed Emin hoca Efendi ile benim görüşmem İsmailağa camii’nde itikaf odasında oldu. Hoca Efendi ara ara gelir Mahmud Efendi hazretlerini ziyaret ederdi, Efendi hazretleri beykoz’a gitmiş olsa da o yine ismailağa’ya gelir ziyaretlerini gerçekleştirirdi Allah razı olsun. O gün onu Hasan Efendi ve Mustafa efendiler konuk ettiler. O efendilerin hoca efendi’ye hürmet ve tazimi görülmeye değerdi önünde talebe gibi duruyorlardı. Hasan Efendi hazretleri hiç bilmiyor gibi ona fıkhî sorular soruyor verdiği cevapları can kulağı ile dinliyordu Ehli sünnet itikadı Son dönemin en önemli âlimlerinden Muhammed Emin Er Hoca, ilmi donanımı, eserleri, insan yetiştirmesi, talebelerine ilmî emaneti devretmesi, siyasal istikameti, yaşadığı zühd hayatı ve çok yönlü cihadıyla tam bir Rabbanî âlimdir Alet ilimlerinde ve İslâmî ilimlerin her alanında eserler vermiş seçkin bir kişidir. Şahsında usul ilimlerini, şer’î ilimleri cem etmiştir. İslâm’ın deruni boyutunu…

Yozgat Şeyhi Ahmed Efendi Hz

Allah’ın yüce Adıyla Şeyh Hacı Ahmet Ergin Efendi Hazretlerini ben fakir dünya gözüyle tanıyamadım. Yozgat’ta 4 sene kalmış olmama rağmen onu ne gördüm ne duydum.. Bu konuda kaldığım cemaat yurdu (Yekdav) yetkililerine dargınım. Biz çocuktuk, bilmiyorduk ama siz de ağzınızı açıp burada Ahmed Efendi gibi bir zat-ı muhterem var demediniz. O yüzden meşayıhı bilen tanıyanlar mutlaka çevresine özellikle gençlere çocuklara tanıtmalı.. Bu yazıların bir gayesi de bu inşallah Esasen küçüklüğümden beri âlimleri evliyayı severim sayarım. Babam sağolsun, zahir ki onun sevgisi saygısı bize de sirayet etti, Fransa’da âlimler meclisine sohbetlere bizi de götürürdü. Oradan bir damar kaptık elhamdülillah.. Yozgat Şeyhi Ahmed Efendi hakkında aktarabileceğim birkaç kıssam var yine de. Yozgat’ta yatılı okuduğum yıllarda Yekdav öğrenci yurdunda kalıyorduk. İbrâhim hoca dediğimiz emekli bir amca bizi hafta sonu sabah namazına Çapanoğlu Ulu Camiine götürürdü. Namaz biter ışıklar söner herkes dağılırdı lakin bazı insanlar köşelere sinmişler camiden çıkmazlardı.. çocuk halimle bunları merak eder neden çıkmıyorlar ne yapıyorlar diye düşünürdüm. Sonra öğrendim ki meğer bunlar Ahmet Efendi Hz’nin müritleriymiş camide kalır zikir fikire dalar, işrak namazını bekliyorlarmış.. Çok sonradan duydum ki babam da meğer Ahmed Efendiyi bilirmiş hatta Fransa’ya döndüğü bir izin zamanı Yozgat’ta onu ziyaret etmiş ve ayak üstü ondan tarikat istemiş el…

Prof Bedri Gencer Hocanın Gözüyle İsmailağa

Allah’ın yüce Adıyla  ‘Samimî cemaatlerin birincil misyonu, âlim yetiştirmek için yatırım yapmak olmalıdır 29 Nisan 2024 Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bedri Gencer İsmailağa hareketinin çağdaş İslâm dünyasında oynadığı benzersiz rol anlaşılamamıştır dedi. Röportaj: F. KOÇAK Mahmud Efendi ve Hasan Efendinin vefatları sonrasında yoğun bir şekilde gündeme gelen İsmailağa Cemaati üzerine camiayı yakından tanıyan Prof Dr Bedri Gencer ile konuştuk. İsmailağa cemaati, hangi geleneğe yaslanıyor? İsmailağa cemaati, Nakşibendî geleneğe dayanır. Türkiye gibi ideolojik akıl tutulmasının hâkim olduğu bir ülkede birbirine karıştırılan tarikat ile cemaat kavramları, ancak aralarındaki aynılık ve ayrılık ile tam anlaşılabilir. 1) Cemaat: Dünyanın bütün dillerinde “cemaat”, aslen “Allah’ın huzurunda toplanan insanlar, mabet (havra, kilise, câmi) topluluğu” demektir. Müminler topluluğu, câmide Peygamberin (s.a.v.) “arkasında” namaz kılarak kardeş ve cemaat olurlar. 2) Tarikat: Müminler topluluğu, câmi dışında da “tarikat-ı Muhammediye” denen Peygamberin (s.a.v.) “yolundan” (tarikat, sünnet) giderek kardeş ve cemaat olurlar. Bu yüzden “brotherhood=uhuvvet” kelimesinde cemaat ile tarikat mânâları birleşir. İki kavram arasındaki aynılık ve ayrılığı şöyle gösterebiliriz: Aynılık: cemaat: tarikat Ayrılık: tarikat >kol >cemaat Nakşibendîlik, tarikat, Gümüşhânevîlik, onun kolu, İskenderpaşa, onun cemaatidir. Bu fark, altın silsile denen şeyhler listesinde görülür. Nakşibendiye’nin altın silsilesi, 30. halkayı teşkil eden Mevlânâ Hâlid Bağdâdî’den (Kuddise Sirruhû) sonra ayrılır, Gümüşhânevî İskenderpaşa…

Mevlana Ali Haydar Efendi Ahiskalı

Allah’ın yüce Adıyla.. HAYATINA KISACA BAKIŞ Doğduğu ve yetiştiği çevre Ali Haydar Efendi hazretleri 1870 (1288 Hicri) senesinde Batum’un Ahıska kazasında dünyaya geldi. Pederlerinin ismi Mehmed Şerif Efendi’dir. İki yaşındayken annesini, dört yaşında babasını kaybetti. İlim tahsili devresi İlk medrese tahsilini memleketinde yaptı. Daha sonra 1894’te Erzurum’a hicret etti. Medrese eğitimine bir müddet burada devam ettikten sonra Dersaadet’te(İstanbul) ilmin zirvesine ulaşabileceği mülahazasıyla payitahta geldi. Burada meşhur Çarşambalı Hoca Ahmed Efendi’den 1901 senesinde icazet aldı. Buradaki medrese arkadaşlarının en ünlüsü merhum ve mağfur İskilipli Muhammed Atıf Efendi’dir. Dersiamlığı Daha sonra Fatih’te dersiam olarak vazifeye başladı. 1909’da Fetvahane’de fetva vermiş, gösterdiği ilmi kudreti dikkatleri çekmiş, 1914 ‘de Sahn Seman Medresesinde fıkıh hocası olmuştur. 1915 senesinde şeyhülislamlıkta yeni kurulan Telif-i Mesail heyetinin başına getirilmiştir. Bu arada 1916 Senesinden Osmanlı devletinin hitamına kadar Huzur derslerine muhatap olarak katıldı. Huzur dersleri, her Ramazan Padişah’ın huzurunda yapılması gelenek olan tefsir dersleri demektir. Ramazan-ı şerifte sekiz defa yapılan huzur derslerine Kur’an-ı Kerim’den birkaç ayeti okuyan bir hocaefendi(mukarrir) ve onu dinleyip, sualler sorarak toplantının ilmi bir müzakere şeklini almasına vesile alan 15 âlim (muhatap) katılırdı. Padişah ve davetliler ise samiin(dinleyici) makamındaydı. Küçük oğlu Bahaeddin Gürbüzler diyor ki; “İrşad ile meşguldü. Siyasete teveccüh etmedi. Hatta İttihad Terakki’ye girmesi için…

Menzil Şeyhi Abdulbaki El-Huseyni Hakka yürüdü

Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla Menzil Tarikatı lideri Nakşibendi şeyhi Abdulbaki El Hüseyni Gavsi Sani hazretleri bugün saat 14 sularında fani dünyaya gözlerini yummuş ve Rabbi rahimine kavuşmuştur. Cenazesi yarın Adıyaman menzil köyünde kılınacaktır. Seyda Hazretleri arkasından 3 oğul dolayısıyla 3 halife bırakmakla menzil tarikatı için zorlu bir sürecin başlangıcı olmuştur. Allah bu süreçte hak ve hakikate muvaffak eyleye

Yanımdaki Ali Haydar Efendi KS

Allah’ın yüce Adıyla.. Ahiskalı Ali Haydar Efendi Hazretlerine biz yetişemedik ancak ona yetişen hocalarımızdan duyduğumuz bildiğimiz malumat kırıntılarını aktaralım ki belki bu Allah dostlarının bir teveccühüne mazhar oluruz. Yüce Allah bizi onlarla haşreder.. Bu sayfada Ali Haydar efendi hakkında bizde olan ve başkasında görmediğimiz kıssa ve sözlerini aktaracağız. Onun hayatını okumak isteyen >> tıklasın << Mevlana Ali Haydar Efendi ks (1880-1960) Osmanlı imparatorluğu İslam devletinin yetiştirdiği son âlimlerden.. 3 padişah idrak etmiş Sultan Abdülhamit Han’ın huzurunda hocalık yapmış bir zat. Saray Huzur Hocası, yani padişah ve erkanının iştirak ettiği derslerde baş muhatap ünvanıyla derse yön veren konuyu belirleyen alim. Mevlana Ali Haydar efendi dindeki salabeti takvası ve cesaretiyle padişah vezirlere paşalara duyurmak istediği hususları derste soru şeklinde konu eder baş muhatap sıfatıyla karşısında oturan alim ise bu soruların doğru cevabını vermekten çekinir ders çıkışında çok sıkıldığını böyle kritik sorular sormamasını rica ederdi. Mevlana Ali Haydar o dönemde saray yönetiminin şeriatı tatbik etmede mütesahil davrandığından bizar ediyor bu konuda saray erkanını uyarmayı diliyordu. Şöyle bir sual tevcih etmişti “Allahın indirdikleri ile hukmetmeyenlerin durumu nedir ? bunlar Maide suresi gereğince kafir fasık zalim olurlar mı ?  devam edecek inşaAllah isa Erdoğan