Hasan Efendi’yi Uğurlarken

26 Nisan 2024

Yüce Allah’ın Adıyla..

CENAZE NOTLARI

Hasan Efendi Hazretlerinin cenazesinde Recep Tayyip Erdoğan dan başka siyasi idari şahsiyet yoktu. Nerede oğul Erbakan? nerede Davutoğlu nerede babacan nerede i.oğlu !? Önümüzde seçim olsaydı bunlar mutlaka görünür oralarda boy gösterirlerdi. Ama böylesi daha iyi Bir Allah dostunun cenazesi riyakarların cesetleriyle kirlenmemiş oldu.

Ama Tayyipe gelince.. her daim mazlumların yanında müminlerin arkasında dik ve sağlam duran oydu. O yüzden o gün de oradaydı. hesapsız garazsız..

Boşuna “Sen başımızda ol yeter” demedi hazret . Bu da bizden olsun “Allah’ım onu manevi ordularınla müeyyet eyle”

Cenazede musalla taşında biri daha vardı Seyh Zeydani efendi Yemenden hicret etmiş Türkiye’ye gelmiş Allah’ın alim abid bir garip kulu. Ne bahtiyar ne nasipli bir zat imiş ki cenaze namazı Hasan Efendi ile aynı güne aynı vakte denk geliyor. Aslında cenazeler genellikle öğle namazında kılınırdı Hasan Efendi’ninki yetişmediği için ikindiye alındı Şeyh Zeydani Efendi’nin cenazesi de aynı, ikindi namazında kalktı ve o mahşeri kalabalık onun cenazesini de kıldı. Çift taraflı kazanç.. hem kılana hem de cenazesi kılınana.. bunca ağız bunca dua bunca şefaatçi

İkindi namazı suhuletle eda edildi Fatih Camiinde ezan iki müezzinin müsenna tarzda okuyuşu ile sevaplar ikiye katlandı sanki iki cenazenin her biri için bir çağrı.. o esnada gözüm Fatih camii minarelerine ilişti en üst şurfa (şerefe)lerde birer insan görünce heyecanlandım Bakın müezzinler ezanı minareden okuyorlar dedim. insanlar başlarını minareye çevirdi gencin biri onlar polis kii dedi.. Ben de o anı kayda almakla meşguldüm herkese göstermek için.. Minareden ezan bir özlemimiz bizim. Zum yapınca polisin makineli tüfeğini ben de fark ettim. artık yaslamış uzağı seçmiyor gözlerim. Denekki minareden ezan Okuyan müezzin Mahmud Efendinin camisinden başka kalmadı..

Bizim camimiz ismailağa camii, fatih camiine 600 m uzaklıkta şeyhülislâm İsmail efendi yaptırmış Osmanlı zamanında. Cumhuriyet yıllarında kaderine terk edilmiş o da küsmüş ve yıkılmış viraneye dönmüş.. Mevlana Ali Haydar efendi ihvanıyla birlikte tamir ettirmiş ve Askerden dönen hafız Mahmud hocayı oraya imam tayin etmiş. Bu itibarla yenilenmiş haliyle ilk imamı Mahmud efendi hz, ikinci imamı da Fikri Efendi olmuştur. Mahmud Efendi yaş haddinden zorunlu emekli edilince kendisi bizzat Fikri Efendi’yi yerine emirvaki tayin etmiş. Şeyhi onu emrivaki tayin ettiği gibi.. Aslında ta o gün işareti vermiş “Bu Fikri efendi bu camianın şeyhi olacak” demiş görene..

Allah’ın dostları Allah’ın bahr-i esrarı Akıl us ermez. “Diyaneti müftüsü var, mülki idari amiri var bu işin benim tayinimle olur mu” demezler. Bir adamı alır bir makama nasb ederler ve kimse onu oradan kaldıramaz illa Biizinillah. Mahmud Efendi de Fikri efendi de İsmailağa Camii mihrabına Meşayıhın tensîbiyle geçtiler. Bu önemli.

Tıpkı 1000 adet Medrese mezunu mollanın okul diploma kpss görmeden mihrap kürsü minarelere geçtiği gibi, meşayih’ın irade ve himmetiyle. Demekki onlar bir işe himmet-i cehd etti mi olur o iş biiznillah. Mesele rıza ile himmeti celb etmede. “Sen başımızda kal dendiyse kalır o, kimse sökemez. isterse toplu torbalı Mekke’ye gitsinler Kabe’de beddua etsinler

Hazır Kabe demişken.. İsmailağa camii Kabe ebatlarında Kabe büyüklüğünde inşa edilmiş. Seven sevdiğine benzemek ister ya.. Kabeyi sevdiği için. Kabe içinde namaz kılıyor gibi olmak için.. Yani: Kabeye rabıta için. Rabıta sevgi ile ittibanın doğal (husuli) sonucudur. Veya sevgi ve ittiba rabıtanın tabii (tahsili) neticesi. Sevgi ve uyum olan her yerde rabıta vardır, hayırlılara da şerlilere de. Her dairede milletin gözüne sokulan o posterler “Yeni nesiller buna rabıta edin buna uyun laik deist veya ateist olun!” Bereket versin cansız ölü bir resmin rabıta gücü yok.. çok zayıf ta pek etkisi olmuyor. Yoksa yandı mahfolduydu tüm nesiller. Aksine göze soktukça başına dikte ettikçe ergen tabiat ikrah ediyor, isyan ediyor..

devam ediyor..

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın