KANSER

6 Eylül 2024

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla 

Kanser 

kötü hastalık demeyin bir hastalık ki seni şehit ediyor O kötü olmaz” İmam Mahmud Efendi Hz 

ismailağa’dan dramana inen yokuşta bir nalburcu ile sohbet ettik “Bir yakınımı bazı şikayetleri üzerine hastaneye götürdük bağırsak üzerine tahliller analizler derken çok stresli günler geçirdik ve nihayet üzücü haberi verdiler bağırsak kanseri. Tamam kadere ilahi takdire inancımız teslimiyetimiz tam lakin insan işte üzülüyor.. adeta yıkıldık. üzerinden bir gün geçti bizde ne moral var ne uyku var ne iştah.. 24 saatimiz böyle geçti derken bir telefon geldi hastaneden çağırıyorsunuz derhal doktorunuzu görürüz” Buyurun doktor bey bizi çağırdınız. Evet çok özür diliyoruz sizden kusura bakmayın yanlışlık olmuş sizin tahlilleriniz tertemiz” Biz öyle bir sevindik ki o gün ilan ettim Fatih’te ne kadar Kur’an Medresesi varsa gelsinler bütün ihtiyaçlarını ücretsiz vereceğim..”

Buradan ne anladık kıymetli okuyucular? demek ki tıp da yanılır bilim de yanılır. Yanılmayan sadece Allah’tır Allah’ın kitabıdır. 

Hem bilimin yanılması bu şekil hata ile değildir sadece. bilim kasıtlı hatalar da yapar, yani sizi aldatır. mesela kanser vb bazı hastalıklar için tedavisi yoktur der diyabet romatizma migren gibi hastalıklarda sizi ömür boyu ilaca mahkum etmesi bir hatadır ve yalandır. Çünkü Peygamber Efendimiz “Allah bir dert indirmedi ki onun devasının da indirmemiş olsun” buyurmuştur. O yüzden kanserin de tedavisi şifası vardır. sağda solda kansere ilaç bulduğunu söyleyen insanlar çıkmıştır tıp bunların hiçbirisine sahip çıkmaz neden? Çünkü bugünkü modern tıbbın 1. derdi insanı iyileştirmek değil insanı müşteriye dönüştürüp ticaretini yürütmek. dünyanın en büyük çikolata şekerleme üreticisi ile diyabet ilaçlarının üreticisi aynı şirket ‘NESTLE’ olması sizce de düşündürücü değil mi!?

Eğer kanser olmadıysanız yakınınızda da kanser hastası yoksa sıradan bir haber gibi görür ve ilginizi çekmez geçersiniz. Ama eğer bu hastalık sizde veya yakınınızda çıkarsa o zaman bu dünyaya girmişsiniz demektir. etrafınızda kanser olan diğer bütün hastaları birer birer fark edersiniz. kanserin ateşini acısını içinizde hisseder ve kanser için neler yapabilirim nasıl tedavi olabilirim/edebilirim derdiyle radar gibi meydanı tararsınız. duysanız ki Kars’ta bir amca kanseri tedavi ediyormuş Kars’a kadar gider o ilacı alıp yakınınıza sunarsınız. gerçekte bir tedavi olmadığını bile bile hastanızı hastahane hastane gezdirir kemoterapi makinelerine sokarsınız. kemoterapiden sonra hastamızın daha fazla nasıl eridiğini gözlerinizle görür ama bir sonraki seansa yine ellerinizle götürürsünüz. Bunu neden yapıyorsunuz? diye sorulduğunda “ya bunda bir şifa varsa.. ben engellemiş olmayayım ben sebep olmayayım” diye savunursunuz

bir dostumla sohbet ediyoruz eşi hasta olmuş ve günden güne durum ciddileşiyor. diyor ki meğer bu hastalık ne kadar da yaygınmış hastaneye gittiğimizde gördük ana baba günü gibi herkes kanser olmuş doktorun kapısında sıra bekliyor gencinden yaşlısına her yaştan.. ve doktorun demesi “bu daha fragman daha neler göreceksiniz! yani doktor da bizzat kabul ediyor ki küresel bir el insanları kanser etmek için adeta şeytanla yarışıyor.. Türkiye’deki tarlalara gökyüzünden kanserojen toz atıldığı tespit edilmiş. Hazır gıdaların birçoğu kanserojen madde ile dolu. özellikle de kokakola ve Nestle ürünleri.. sakın hazır tavuk yemeyin diyen son günlerde kaç kişi dinledim..!

Kanserin de tedavisi var 

BAYRAM HOCA

Her sabah İsmailağa kürsüsünden güldür güldür Mektubat okuyan şehit Bayram Ali Öztürk hocayı uzun bir süre görmez olduk. Aldığımız haber meğer bağırsak kanseri olmuş hastanelerde kanserle mücadele ediyormuş. ne kadar üzüldük. Derken bir sabah kürsüye yüzü içe çökmüş kemikleri dışarı çıkmış bir deri bir kemik kalmış bir adam kürsüye çıktı. Cılız ve titrek bir sesle Mektubat okumaya başladı. ses bana biraz tanıdık geldi ama tam da çıkaramadım. Sonra konuşma biçiminden anladık ki meğer Bayram hocaymış. Hastane yatağından kalkmış gelmiş. SübhanAllah ne kadar değişmiş ne kadar çökmüş demiştik. Meğer kanser hastaları böyle olurmuş. önce zayıflar çöker sonra ruhunu Allah’a teslim edermiş. ancak Bayram Hoca elhamdülillah kanserden oracıkta vefat etmedi. o kürsü önünde bizi garip bırakmadı. Üzerinden uzun yıllar yaşadı belki 20 sene. bir gün o süreci anlatırken şöyle demişti “ben ölmüştüm beni onlar diriltti” yani Allah dostlarını kastediyor yani Mahmud Efendi Hazretlerini. Sonra duyduk ki Bayram Hoca’nın şifası için Efendi Hazretleri çok himmet buyurmuşlar uzun uzun murakabeler etmişler “Ya Rabbi onu bize bağışla” diye dua etmişler..

devam ediyor 

isa Erdoğan 6.11.24

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın