Sarık Cübbeye Karşı Çıkanlar

Soru: Hocam beş vakit namaz kıldığı halde sarık ve cübbeye karşı olan kişinin durumu nedir ? Cevap. Allah’ın yüce Adıyla.. “Ameller niyete göredir” Fasık ve münafıkların neden karşı olduğu açıktır, onlar İslam’la İslam’a dair olan herşeyle kavgalılar. Onlar Allah’ın düşmanlarıdır. Bes vakit namaz kılan bir müslüman ise sarığa cübbeye neden karşı olabilir? Sarık cübbe Rasulullah’ın kıyafeti iken yüz binlerce alimler evliyalar imamlar bu kıyafeti bayrak gibi taşımışken..? Bu kişiler niyet ve maksadını gözden geçirmelidir, Eğer niyeti salih değilse düzeltmeli ve tevbe etmelidir Camide sarık Cübbe ile namaz kılan bir Müslüman gördüklerinde genelde şu sebeplerden karşı oldukları görülmektedir: 1) Sarık cübbe âlimlerin seyyidlerin kıyafetidir, herkes bunu kuşanamaz, kuşanmamalı” Cevap: Evet alimler, fazıl kişiler toplum içinde temeyyüz etmelidir ta ki insanlar kime tabi olacağını bilsin. Ancak bunun yordamı İslami kıyafeti âlimlere has kılıp, umum halkı frenk giysisi içine mahkum etmek değildir. Böylesi bir mahkumiyetin delili yoktur. Doğrusu alimler daha büyük sarık, daha geniş ve uzun cübbe giyerler avam ise kısa ve nispeten dar cübbe ve bir iki dolamlık hafif sarık sararlar ve böylece fark belirgin olur 2) Sarık cübbe giymeye ehil değilsiniz, hatalı işlerle bu kıyafete laf ve leke getiriyorsunuz” Cevap: Suç şahsidir. Bir kimsenin işlediği bir kabahat bir zümreye mal edilemez….

imsakta Ezan Okunurken Su İçilebilir mi
ANALİZ , Dini Hüküm , Diyanet / 18 Nisan 2022

Allah’ın yüce Adıyla Oruç tutan müminlerin bir sorunu bazen geç uyanmak veya tam ezan okunurken uyanmış olmak. bu durumda ister istemez en azından bir bardak su içmek durumunda kalıyorlar ve genelde hocalar “ezanla beraber yemeği bırakacaksınız. ezanla beraber yer içerseniz orucunuz olmaz kefaret gerekir!” gibi fetvalar veriyorlar. Bu fetva doğru mu ? ezanla beraber yiyip içilebilir mi Bir bardak su içmeye müsaade yok mudur ? Diyanet işleri başkanlığı namaz vakitlerini hazırlama komisyonu 80’li yıllara kadar imsakta 20 dakika ihtiyat payı olacak şekilde hazırlıyordu. yani ezan okunduktan 20 dakika sonra vakit doluyordu. Ancak bu durum suistimallere ve karışıklıklara sebep oluyordu “daha vakit var daha vakit var” denilerek süre aşımı yapılıyordu. o yüzden 80’lı yılların sonunda Diyanet işleri başkanlığı bu ihtiyat payını kaldırdı. Daha doğrusu kaldırdığını ilan etti. Ancak gizli bir şekilde halka duyurmadan 4 dakikalık ihtiyat payı yine de bıraktılar.  Bu itibarla ezan başladığı andan (takvimde imsak saati) itibariyle 4 dakika boyunca su içilebilir yarım kalan lokmalar yutulabilir. imsak saatinden sonra 5 dakika başında ise kesin olarak oruca başlamış olmak gerekir. Bu husus hocaların ders yaptığı bir ortamda bu cumartesi yeniden dile getirildi ve yetkililerden bu meseleyi dinlemiş bir hocamız “4 dakikalık ihtiyat payının olduğunu” orada açıkça söyledi ve kimse de…

Namaz Kılmayanın Orucu Kabul müdür ?

Bir hoca sohbetinde “Namaz kılmayan kişinin orucu kabul olmaz” demiş. Nedir bu işin iç yüzü ? Sizin düşünceniz ne yönde ? Cevap, Allah’ın yüce Adıyla İbadetlerin kabulü Allah’ın elinde. Biz bu konuda Ondan öğrendiğimiz dışında yorum yapamayız. Allah’ın kimden kabul edeceğini beyan bir ayet budur : “Ey Muhammed! Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınan takva kullardan kabul eder” demişti. işte benim düşüncem bu yönde: “Allah ancak mütteki kullardan kabul eder..” Günde beş kere Rabbisinin çağırısına icabet etmeyen, namazı zayi eden için “Allah’a saygılı mütteki kul” demek zor.  Peki namaz kılmayan, ancak oruç tutanlar devam etsinler mi, orucu da bıraksın mı ? diye sorarsanız: Kesinlikle devam etsinler tabi ki. Allah’la namaz bağlantısı kopmuş bir kul oruç ile Rabbisine bağlanmış oluyor.. Nasıl bu bağlantıyı da koparsın deriz !? Hem oruç tutmanın nuru çoğu zaman kişiyi kuşatır ve namaza da başlamaya vesile olur. “Mümin olduğu halde kim salih amel ederse onun emeği inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onu yazmaktayız.” Enbiya: 94 Hem İslam Fıkhında yerleşik kaidedir “her amel müstakildir” yani amellerin hesabı ayrı ayrıdır…

İMAM ve TORPİL
ANALİZ , Diyanet , Türkiye Gündemi / 5 Şubat 2022

Elde Patladı Allah’ın Yüce İsmiyle.. Ortalık yıkılıyor. 2022 yılı imam alımı mülakatı oldu bu hafta. Ortalıkta bazı evraklar dolaşıyor. “Sn Müftüm, aşağıda isimleri yazılı hemşerilerime sınavda yardımcı olmanızı rica ederim” imza Filan milletvekili.” Vatandaş da ne yapmış ? El altından vermiş internete. Biz kağıdı görünce “bu kadar da olamaz, kimse kendini böyle ifşa etmez bu akıllı adam işi değil” dedik. Ama meğer gerçekmiş. Milletvekili efendi itiraf etmiş “torpil değil efendim bir rica” diyerekten de kendini savunmuş.. Şimdi herkesin dilinde bir yorum, hocalar arasında bir tartışma.. Biz de biraz bunu konuşalım. Diyanet teşkilatı; Halka Din iman ahlak öğreten kurum. Kurumlar içinde en nezih en itibarlı olanı, olması gerekeni.. “Eğer haksızlık, adam kayırma olmayacaksa, Diyanette olmaz” dediğimiz müessese.. Evet son atraksiyonla olumlu bir not aldı, torpil (?) evrakını ifşa etti, milletvekillerini, siyaset baskısını reddettiler.. “Rica” listesinde adı olanlara yazık oldu, belki imtihanı geçecek seviyede idiler, artık imkanı yok. Belki böylesi hayırlı, onlar için ve hepimiz için. Çünkü imamlık müezzinlik gelir kapısı değil. Din hizmeti ekmek kapısı olamaz. Namaz kıldırmanın ücreti yoktur. Bu işi ücret için, maaş için yapan ahirette mahrum olabilir. Haberler bu yönde. Çünkü “ameller niyete göredir. Kişiye ahirette niyetin karşılığı var” Şehit bile olsa.. O yüzden imamlık ateşten gömlek. Müftü…

İmam Muezzin ve Müftünün Görevi Nedir (Mevzuat)

İL İLÇE MÜFTÜSÜ GÖREVLERİ MADDE 30 – (1) İl ve ilçe müftülüklerinin görevleri şunlardır: a) İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, ibadet yerlerini ve dini müesseseleri yönetmek ve din görevlilerinin hizmetlerini düzenleyip denetlemek. b) Din konusunda her türlü vasıtadan yararlanarak vatandaşları aydınlatmak, vaaz ve irşat faaliyetlerinde bulunmak, müftünün de en az haftada bir defa vaaz edeceği şekilde vaaz ve irşat programları hazırlamak. c) Görev yaptığı mahallin dini hayatıyla ilgili ihtiyaç ve sorunları tespit etmek, din hizmetlerini buna göre planlamak ve yürütmek. ç) İslam dinine mensup farklı dini yorum çevreleri, dini-sosyal teşekküller ve geleneksel dini-kültürel oluşumlar ile irtibat kurmak ve gerektiğinde Başkanlığın görev alanına giren konularda ortak çalışmalar yapmak. d) İlahiyat fakültesi öğretim üyeleri, dini yüksek ihtisas ve eğitim merkezi müdür ve eğitim görevlileri, imam hatip lisesi meslek dersleri öğretmenleri, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenleri, emekli Başkanlık personeli ile dini kültür, bilgi ve tecrübeleriyle temayüz etmiş diğer şahıslardan da yararlanarak din hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde sunulmasını sağlamak. e) Batıl inanç, bid’at ve hurafeleri araştırmak, incelemek ve bunlara karşı tedbirler almak. f) Hastane, ceza infaz kurumları, yetiştirme yurdu, huzurevleri ve benzeri sosyal hizmet kurumlarındaki vatandaşlarımıza dini rehberlik yapılmasını ve din hizmeti verilmesini sağlamak. g)…

Kuran Eğitimine “Ortaçağ” Hakareti

NELER OLDU? Diyanet işleri başkanlığına bağlı ilçe müftülüklerinin her cami gölgesinde bir 4-6 yaş okul öncesi kreş açma faaliyeti vardır. Bu kreşlerde çocuklar okul öncesi hayata hazırlanırken Kuran da öğrenmekte ve Allah Peygamber sevgisi Ahiret inancı da verilmekte. Özünde müslüman olan Türkiye Milleti de bu kreşlere yoğun ilgi göstermekte çocuğunu kayıt ettirebilmek için adeta yarışmaktadır.  Dindar ahlaklı vatansever nesillerin yetişmesinde ilk adım olan bu kreşlerin varlığından bütün toplum memnun iken rahatsız olan bir azınlık kesim de yok değildir. İşte o rahatsızlık uzun süre içeride saklanmış yutulmuş ancak gaz yaptığı için artık saklama imkanı kalmayarak dışa vurmuştur.  CHP’Lİ ÖZGÜR ÖZEL 4-6 YAŞ KUR’AN KURSU EĞİTİMİ İÇİN “ORTAÇAĞ ZİHNİYETİ” DEDİ Özel şu ifadeleri kullanmıştı: “Diyanet okul öncesi eğitim birimleri kuruyor. Okul öncesi eğitim Diyanet’in işi mi Milli Eğitim’in işi mi? Sübyan mekteplerini kurmuşlar, kurumsallaştırmaya zorunlu yapmaya çalışıyorlar. Bu kafayla, orada işte bilimin B’si, fiziğin F’si, matematiğin M’si de olmuyor üniversiteye gidince. Çocukları bütün dünya nasıl yetiştiriyorsa öyle yetiştirmek varken bir ortaçağ zihniyetine yönelmenin, bunu kurumsallaştırmaya çalışmanın ne bu Cumhuriyet’e ne bu millete faydası var; ne de Anayasa’ya uygunluğu var.” TEPKİLER ÇIĞ GİBİ Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Müşaviri Burak Orhan, CHP’li Özgür Özel’in ifadeleri sonrası sosyal medyadan açıklama yaparak Özel’e tepki gösterdi. Orhan…

Vaaz Etmeye Yeni Başlayanlara 25 Tavsiye

Soru: Hocam yıllarca kimsesiz köylerde hocalık yaptık. Oralarda vaaz etme sıkıntısı yoktu. Ama şimdi kalabalık bir camiye tayin oldum, insanlar hocanın ağızına bakıyor. Vaaza nasıl hazırlanayım nelere dikkat edelim, ne tavsiye edersiniz. Siz nasıl yapıyorsunuz ? .   CEVAP:   Allah’ın yüce adıyla..   Biz şöyle yapıyoruz: Hafta boyu talebelerle tefsir dersi yapıyoruz. Okunan ayetlerden bir kaçını seçiyorum, onların tefsirlerine ayrıca bakıyorum. Bir de uygun bir iki hadis-i şerif, Sahabe kıssası, sebeb-i nüzul.. Bunlar zaten okuduğum tefsirlerde olmuş bulunuyor. Bunun ötesinde Mevla ne verdiyse. Devamlı ilimle, kitapla meşgul olduğumuz için ne anlatacağız diye bir sıkıntı bu anlamda çekmiyoruz. Geriye sadece nasıl anlatacağımız” kalıyor. Yani kafamda bir vaaz krokisi oluşturuyorum. giriş gelişme sonuç gibi Aslında benim bu konudaki tavsiyem “sende ne varsa onu ver.” Bu konuya sonra gireceğiz    Hangi tefsirlere bakıyorum: Taberi, ibn-i Kesir, Nesefi, Razi, bazen Ruh-ul Beyan tefsirlerine bakıyorum(*).    Bunlara ilaveten sana tavsiyem:   1. Vaaz planı hazırla. Vaazın ana konusu olsun. Bu konuyu destekleyen “Ayet, hadis, kıssa, ulema sözü, dini hüküm..” bunları alt alta yaz, önünde hazır dursun. Konuşurken her birini konuya bağla, konuyu vaaz esnasında sık sık dile getir   2) Senin tarzına, meşrebine uygun bir vaaz hocası seç, onun bir vaazını hafta içinde dinle….

İmam Okulunda İnançsızlık Paradoksu
ANALİZ , Diyanet , Genel , Misafir Yazar / 6 Aralık 2021

Allahın Yüce Adıyla.. Bir annenin feryadı ve öğrencilerimizin hâl-i pür meali “Pazartesi sohbeti’nden çıkıyorduk, “bir hanımefendi kapıda bekliyor Hocam” dediler. Gittim “buyurun” dedim. “Hocam geçen hafta Müftülüğe gittim, oğlumun dini eğitimi ile ilgili bazı sıkıntılarım olduğunu söyledim, beni sizin sohbetinize yönlendirdiler. Allah razı olsun sizden, sohbetten istifade ettik fakat benim bir maruzatım var oğlumu sizinle tanıştırmak istiyorum” dedi. Ben de “Her Pazartesi mesai saatleri içerisinde Üsküdar Müftülüğü’nde olduğumu, oraya gelebileceklerini” söyledim. Pazartesi günü öğleden sonra Anne, minik kızı ve oğlu ile müftülüğe geldiler. Tanıştıktan sonra Anne hemen konuya girdi “Hocam ben oğluma dini konuda birşey söylediğim zaman “ben bu konuyu araştıracağım, diğer dinlere göre de konuyu inceleyeceğim” diyor ve namaz kılmıyor. Hocam oğlumu nereye hangi kursa göndereyim? Nasıl bir Din eğitimi aldırayım lütfen bize yardımcı olun!” Ben de hanımefendiden müsaade isteyerek genç kardeşimizle başbaşa görüşmek istediğimi söyledim. Genç kardeşlerimizle tanıştık. İmam Hatip Ortaokulu’nu bitirmiş, şuanda İmam-Hatip Lisesi 3. Sınıf öğrencisiymiş. Sohbet etmeye başladık. İmam-Hatip orta okulunu bitirdikten sonra kendi isteği olmadan İmam hatip lisesine gönderildiğini ifade etti. “Keşke İmam-Hatip lisesine gitmeseydim” dedi. Hedefini sordum “Mimar olmak istiyorum” dedi. Ben de tebessüm ettim “Pazartesi Sohbeti’mize gelen iki tane mimar genç kardeşim var” dedim. Sonra konuya girdik 5-10 dakika konuştuktan sonra farkettim…

Düşük Faizle Kredi Çekmek..

Allahın Yüce Adıyla Soru: Şimdilerde faiz oranları epey düştü. Hükumet faizle mücadele hamlesi başlattı.. Enflasyonun da altında faiz oranı veren bankalar var. Şimdi faiz oranı enflasyonun altında olduğu için banka kar yapmış olmuyor, yani sadece değer kaybeden parasını geri almış oluyor, bu durumda bankadan düşük faizli kredi çekmek caiz olur mu ? CEVAP Şimdilik dediğiniz gibi olabilir, faiz miktarı paranın değer kaybıyla eşit veya daha düşük olabilir. Bu durum bankalar için “karlı olmayan kredilendirme” demek de olabilir. Ancak bu durum yine de “faizle para çekmeyi” mübah yapmaz çünkü İslam “eğer banka kar etmiyorsa faizli para çekebilirsiniz” demiyor. “Allah faizi kesinlikle haram etmiştir” diyor. “Faize devam eden bana harp ilan etsin” diyor.. Yani faizin haram olma sebebi Allahın pazarlıksız haram etmiş olmasıdır, bankanın bundan kar edip etmediği meselesi değildir. Bu durum şuna da benzemez: Birileri sana 100 bin lira faizsiz kredi verir, ödeme zamanı geldiğinde bakarsınız ki 100 bin liranın alım değeri düşmüş, o zamanın 95 bin lirası kadar olmuş.. o 5 bin liralık zararını senden talep eder sen de verirsin ve bu İmam Muhammed’e göre caizdir “ne haksızlık yapın ne de haksızlığa uğrayın” ayetine istinaden tazmin-i zarar fetva verdiği için.. Bankaların bugün düşük faizle kredi vermesi yukarıdaki misale benzemez, çünkü…

İki Farklı Vaaz Yöntemi

Allah’ın yüce Adıyla.. Vaaz, konuyu işleyiş bakımından iki türlüdür: 1) Kuran ayetlerini sırasıyla tefsir etme şeklinde vaaz etmek (Kuran odaklı) 2) Bir konu belirleyip o konu etrafında ayet ve hadislerle vaaz etmek (Konu odaklı) Mahmud efendi’nin sohbet usulü birinci ; yani ayet ayet ilerleyiş. Bu tarz sohbettte “şu ana temayı” anlatma gayesi yoktur, bilakis gaye o günkü ders ayetlerini cemaate anlatmaktır, yani Kuranın tefsirini sunmaktır. Bu yöntem dünyanın en doğru ve ama en zor vaaz yöntemi” diyebiliriz. Zor çünkü bu yöntemde ayetler arasında vuku bulan konu değişikliği, vaazın konusu da devamlı değişecektir. Dolayısıyla dinleyici ya zihnen vaazdan kopacak ya da her seferinde yeniden vaaza odaklanıp yeni konuyu anlama çabasına girecektir Ahir zamanda dikkatler zayıf, gönüller dağınık olduğu için Aşır yönteminde cemaat vaazdan kopmakta ve sonunda “hoca 1 saat konuştu, ne anlattı” diye sorulduğunda düşünebilmektedir. O yüzden bu yöntemle vaaz etmek büyük maharet ister. Kurana hakim olmak ister, Kuranın konularına aşina olmak ister.. O yüzden bakınız bütün büyük/meşhur hatipler konu eksenli vaaz yöntemini tercih ederler. Çünkü bu usulde konu muayyendir, diğer bütün Ayet, Hadisler, kıssa ve temsiller bu konu ekseninde getirilir konu iyice zihinlere işlenmiş olur.  Peki şu halde “Ayetleri sıradan tefsir” usulü neden “en doğru yönetim” oluyor ? Çünkü bu…

İmamlık İmtihan ve Mülakatına Girmeden Okuyun

Allah’ın yüce Adıyla Bu yazı kıymetli arkadaşım, Allah evinin hizmetkarı A.Harputoğluna aittir. Önemli tecrübe ve tavsiyeler ihtiva etmektedir. Diyanet alımı sınavına girecek herkesin okuması elzemdir İmamlık Mülakat Notlarım ve Tavsiyelerim A.Harputoğlu Acizane üç kere mülâkata girdikten sonra imamlık nasip olmuş bir kardeşiniz olarak, şimdiye kadar tecrübe ettiğim ve her mülakata girecek imam adayı kardeşimin mutlaka bilmesi gerektiği hususları sizlerle paylaşmak istiyorum. Rahman Rahîm olan Allahın ismiyle.. Ben mülakata 3 kere girdim ve ilk ikisinde başarısız oldum. ilk mülâkatımı Fatih Abdurrahman Gürses Eğitim Merkezinde girdim. Oradaki hocalarda gözlemlediğim, gayet titizlikle üzerinde duran hocalardı. Kolay kolay yüksek not vermiyorlar ve ufak tefek hatalara dikkat ediyorlardı. Yani çok puan kırıyorlardı. Diğer iki mülakatımı da Pendik Eğitim Merkezinde girdim. Buradaki hocalar biraz daha mülayimdi. Yani daha toleranslı idiler. Ben ikinci mülakatımda 70 almıştım ve puanım yetmedi kazanamadım. Ve nihayet üçüncü mülakatta yeterli puan aldım ve Yüce Mevlam İmamlık nasip etti. Şimdi bütün bunlardan sonra ben Tekirdağ’da Mülakata giren ve daha yüksek alan kişiler duydum. Ancak son zamanlarda Tekirdağ dışındaki bir ilde mesela İstanbul’da ikamet ettikleri halde Tekirdağ’da mülakata girenlere “siz burada oturmuyorsunuz niçin burada giriyorsunuz” diye biraz sorgulandıklarını ve o gibi kişiler üzerinde daha fazla durduklarını ve daha zor sorular sorduklarını duydum. Yani artık…

Ömer Nasuhi Bilmen ve İsmailağa

Türkiyenin 5. Diyanet Reisi olan Ömer Nasuhi Bilmen Rahmetullahi Aleyh gerçekten büyük ilim sahibi, ilmiyle amil ve takva bir zattır. Ve İsmailağa Tekkesiyle münasebeti Mevlana Ali Haydar efendinin Heyet-i Telifiye Dairesinde hem katibi hem yakın dostu olması.. Bu dostluğun neticesi ara ara İsmet Efendi Dergahına gelir Mevlana Ali Haydarı ziyaret ederdi.. Bu ziyaretler neticesinde Mevlana Mahmud efendi Hz ile tanışmış ve zühtünü ilmini cehd-i takvasını takdir ediyordu. O yıllarda camilerde mikrofon kullanımı yayılınca bir hayırsever İsmailağa Camiine de mikrofon tertibatı yaptırır ve İmam Mahmud Efendi hayırseverin gönlü kırılmasın için o an söktürmez. Ömer Nasuhi efendi bir ziyaretinde İsmailağadaki mikrofon hoparlörleri görür ve üzülür “Mahmudum sen de mi..” diyerek serzenişte bulunur. ve Mahmud Efendi hazretleri atmaya dünden razı, hemen söktürüp kaldırtır. O gün bugün ne namazlarda ne de ezanda hoparlör kullanmaz, ne kadar baskı da yapılsa, şikayet de edilse takvadan sünnetten taviz vermez. Ömer Nasuhi efendi de resmi makamlarda ve İsmailağa’yı müdafaa etmek gerektiği her yerde öyle dermiş “istiyordum ki İstanbul’da en az bir cami namazı Rasulullah’ın namazı heyeti üzere kılsın. Bu cami burası, Mahmud Efendinin camisi olmaya sezadır” Mahmud Efendi hazretleri de gerek müftülerin gerek cemaatlerin zaman zaman ettikleri bazen şikayet, bazen de öğrenme maksatlı “neden mikrofon kullanmıyorsunuz” sualine “Ömer…

Saygı İçin Başındaki Takkeyi Çıkarmak Caiz mi ?

Soru: Devlet dairelerinde bir yetkilinin makamına girince başımızdaki sarık veya takkeyi çıkarmamız şeklinde bir beklenti oluyor. İslama göre nasıl davranmalıyız? Cevap: 70 li yıllarda Mahmud Efendi Hazretlerinin müftü odasına girerken sarığını çıkardığı bilinmektedir. Dirayetten hali mücerret taklid vasfı ağır basan bazı hocaları bugün hala bu hal üzere görüyoruz.. Ancak devran dönmüş ve artık sarık takkenin makama saygısızlık olacağı anlayışı kırılmıştır. Bu sebeple hem Şeyh efendi hem de talebeleri bu zamanda ekseriyetle takke çıkarmadan dairelere gidiyor ve hatta resmi toplantılara katılıyorlar ve sorun da ol muyor. Allahın huzuruna çıkarken dahi açılmayan başları kendi basit huzuruna çıkışta açılmasını bekleyen ve sarık takke ile girdiği için müslümana tavır yapan bürokrat cehennemlik kibir putudur, bilsin. Rütbesi makamı ne olursa olsun bir devlet adamının huzuruna girişte veya istiklal marşı okunduğunda başı açmak şeklinde bir saygı islamda olan bir şey değildir. Bu baş açma işi cumhuriyetle birlikte bize batıdan ithal edilmiş muharref İncil tandanslı bir uygulamadır. Vaziyete göre hareket etmeli. Memur olanlar hürriyet kapısını aralamaya çalışsınlar, gücü yetmiyorsa bir süre daha onların istediğini yapabilir dinen bu kadarına ruhsat bulunur. Memur olmayanlar ise dik dursunlar ve o tür putların kibrini kırmaya, gözleri alıştırmaya, elden gelirse hakkı anlatmaya çalışsınlar “Allahın huzuruna girişte çıkmayan sarık kulun huzurunda çıksa bu doğru…

Cübbeli Hoca İmam Hatip Düşmanı mı ?

Değil.. Asla. Allah’ın yüce Adıyla.. Cübbe Hoca şöyle dedi ve gürültü buradan koptu: “Çocuğunu İmam Hatip lisesine vermektense düz liseye ver, daha az tahribat alır..!” Doğrusu ben şahsen bu görüşte değilim. İmam hatip okullarında Kuran okuyan, Hadis okuyan o çocukların ömür boyu Allah’ı seven Peygamberini önderi olarak gören nesiller olacaklarını hüsn-ü zan ediyor ve zannın da ötesinde böyle olduğunu müşahede ediyoruz. Vatanı için can verecek, ülkesini milletini üç beş menfaate satmayacak olan nesiller yine İmam Hatip okullarından geçen nesiller olacağını görüyor duyuyorum. İşte o okulların yetiştirdiği bir Allah eri bugün bu vatanı bu milleti yerlerde sürünmekten kaldırmış, zirvelere doğru yükseltmiştir. İmam Hatip okullarından geçen ekser çocukların o yiğidin izinde yürüyeceklerini, onun gibi vatanperver, dindar olacaklarını umuyorum. Bugün bazıları yere düşüp üstü başı günah kirine bulanıysa gam değil, mutlaka ayağa kalkıp işi düzeltecekler ve doğru adrese döneceklerdir. Cübbeli hocanın sözüne gelince.. Yaptığı irticali bir konuşmada İmam Hatip neslinin okuldan bidat/sapkın fikirler alma konusunda düz liseden beter durumda oldukları fikrinde ısrarcı olacağını sanmıyorum. Vermek istediği mesajın çarpıcı olması için kullanmış olduğu bir retorikti o ve hedefini de buldu. Söz dağları aştı ve sağır sultan bile işitti herkes bunu tartıştı Nitekim konuşmanın ilerleyen dakikalarında bunu kendisi açıkça ifade ediyor.. “İmam hatiplerin çoğunluğunun istikamet üzere olduğunu”…

İmam Intikal Tekbirlerini Geciktirebilir mi ?
Dini Hüküm , Diyanet , Fıkıh / 30 Ağustos 2021

Soru: Bazı imamlar cemaatten acele edenleri düşünerek intikal tekbirlerini hareketin sonunda getiriyorlar. Maksat “cemaatin imamdan önce ruku ve secdeye gitmemesi” Diğer hocalar ise hareket başlar başlamaz “Allahu Ekber” diyorlar. Doğrusu nedir? Cevab: Fıkıh kitaplarımızda yazar: “ومن سنن الانتقال أن يكبر مع الانحطاط ولا يرفع يديه؛ لما تقدم.. (البدائع الصنائي ل إمام ابو بكر الكاساني) “Intikalin sünnetlerinden biri de düşüş (eğilme) ile birlikte tekbir almasıdır..” [Bedâiğu Ssanâî] Sünnet olan, tekbiri intikalle birlikte almak olunca, bunu intikalin sonuna veya ortasına geciktirmek de elbette sünnete muğayir olacaktır. “Cemaat imamdan önce gitmiş olmasın” gerekçesi bir sünneti tebdil etme izni vermez bize. çünkü ibadetler teabbüdîdir ictihada mesağ yoktur. Bunun çaresi cemaati terbiye etmektir. “Ey cemaat ne kadar ecele etseniz imamdan önce gidip imamdan önce kalksanız yine namazı erken bitiremezsiniz ancak namazınızı ifsad etmiş olursunuz” demelidir. Şunu tecrübe ettik: eğer imam namazı tadili erkânda mübalağa ederek ağır ağır kıldırsa cemaat buna alışıyor ve tekbir sesini duymadan hareket etmiyor. Ayrıca cemaatin erken hareketi genelde ruku ve secdeye giderken oluyor, kalkarken değil. Hadislerdeki tehditler ise erken gidene değil, erken kalkana.. Dolayısıyla ruku secdeye erken giden cemaatin namazında aslında sıkıntı yok. “و عجلت إليك رب لترضي” Son olarak (Birinci safta ve imamın hizasında olan dışında) Cemaat, imamın hareketini ancak…

Avamın Mezhebi Olmaz Ne Demek ?
Dini Hüküm , Diyanet , Fetva / 28 Ağustos 2021

Mezheb dinde tutulan yol, dinî konularda muctehit alimin görüşü demektir. Imamı Şatibînin ra ifade ettiği ve Ibni Abidîn ra gibi bir çok alimin dillendirip adeta kaideleştirdiği söz budur: “Avama gelince, avamın mezhebi yoktur onun mezhebi müftînin mezhebidir” Açıklama: Dini hükümleri tespit edip amel etme konusunda insanlar genel anlamda 3 sınıfta mutalaa edilir: _Alim Müctehid _Cahil Mukallit _(ikisinin arasında) Ehli ilim Birinci tabaka: Müctehid, Kitap Sünnet icma ve kıyastan dini hükümleri bir usül çerçevesinde çıkarmaya yeterli ilim ve kudreti olan alimdir. Ve muctehid ancak kendi reyine/mezhebine tabi olmak zorundadır. Mezhebini bırakıp başkasının görüşüne uyması caiz değildir. Ikinci tabaka: Ilmî kudreti ictihat derecesinde olmasa da muctehit alimin fıkhını öğrenen ve usulünü bilen ve delillerini kavrayan ilim ehli de intibah ettiği müctehidin mezhebî sınırları içinde hareket etmek zorundadır. Vereceği fetvayı ancak mezheb alimlerinin fetvalarından vermelidir Cahil mukallide gelince.. Ictihada gücü yetmediği gibi müctehidin ictihadını hangi yolla yaptığını, delillerini menhecini de idrak edemez. Mutenakiz fetvalar içinden hangisini seçeceğini de bilemez.. Fıkıh kitaplarını asıllarından okuyamaz.. Bu durumda son çare güvendiği bir hocanın fetvasını alıp uygulayacaktır. Hocası (müfti) bunu nereden nasıl söylemiş isabetli mi hatalı mi değerlendirmesi yapamayacaktır. Demek ki avamın mezhebi; ilmî görüşü yoktur, onun dinde tutacağı yolu ancak müftünün, fetva aldığı hocanın yoludur. isa…

Namaz Kahramanları

Allah’ın yüce Adıyla Haber bu; Diyanet teklif etti ve “Namaz Molası Kanunu” nihayet çıktı. Otobüsler artık mola saatlerini namaz vakitlerine göre ayarlayacaklar. Laiklik şatosundan bir burç daha yıkıldı Elhamdülillah. Yola giden müminler için bir imtihandı namaz. Çetin bir cihad cephesi idi o niyaz. Otobüs “İman gücüyle” durdurulur, tek başına kılınırdı.. eskide kaldı. Yapanlar deftere yazdırdı, yapamayanlara da bir ah çekmek, belki o destanları okumak düştü. Bu yazı namaz kahramanlarının bir destanı. Yolculuklarda otobüste namaz vakti gelince namaz kılmak isterdik, laiklere kalsa “kaza ediversin nolacak !” Cevabımız hazırdı “Ya ben kaza etmeden otobüs kaza ederse !?” Otobüs ve kaza mı !?  Bu iki kelimeyi yan yana duymaktan korkar sus pus olurlardı. Allah’tan korkmayan bi-namaz, ölümden mezardan çok korkar. Hep bir ağızdan “aman ağzından yel alsın” derler. Bu laf bile kirli kirli laiklik kokuyor ya ! Sanki yel kaderi durduracak. Brehey gafil ! Yel de Allah’ın, Kader de Allah’ın. Kır putunu da dön artık yüzünü Allah’a, Allah’ın Şeriatına. Bu yolda büyük kahramanlar gördük, ödlek pısırıklar da. Her yolculuk bir gâzâ, ehl-i salât birer gâzi idi.. Namaz Yoluna Koyanlar Edirne’de ziyaretime gelecek kişileri bekliyorum, otobüs perona girdi herkes indi baktım bizim Mustafa hoca yok. Nerede Mustafa hoca? Dediler o az geride Havsa ilçesinde…

Cami İmamının Aldığı Maaş Helal mi ?

Kuddûs olan Allahın Adıyla.. Kısa cevap: Evet imam, hatip (vaiz), müezzin ve Kur’an öğreticisinin aldığı maaş 4 mezhebe göre caizdir helaldir. Devlet gelirinin karışık olması durumu değiştirmez Açıklama Yüce Allah kullarına emretmiştir: Size verdiğimiz rızıkların helal olanlarından pak olarak yiyiniz.” Allah Rasulünün hadis-i şerifi: Kişi el emeğinden daha teniz bir rızık yememiştir, nitekim Allahın nebisi Davud aleyhisselam elinin emeğini yerdi” Açıklama: Evet, yüce yediğimize dikkat etmenizi ancak helal ve temiz planı yememizi buyurur. laikliğin hüküm sürdüğü bir ülkede devletin verdiği maaşın saf-i pak olduğunu iddia etmek ise zordur. Çünkü içki zina kumar faiz gibi haramlar serbest ve bunlardan alınan vergiler hazineye karışmakta, her türlü memur, asker polis öğretmen ve din adamlarının maaşlarına bulaşmaktadır. Elbette bu bizler müminler için bir zül ve ayıptır. Düzeltilmesi gereken önemli bir konudur. Ancak bu durum sadece din adamlarının maaşı için geçerli değil, maaşını ister devletten alsın ister almasın Türk lirası banknot kullanan herkes için geçerlidir.  Bu işleri düzeltmek için müminler bu davaya en yatkın siyasi kadroları desteklemeli ve yılmadan onlara hakkı tavsiye ederek o yüksek hedefe ulaşmalıdır. Bakınız müminlerin reyleri ile en azında içki ve kumar özelleştirilerek devletin uhdesinden çıkartıldı ve böylece Millet bu melanetleri irtikap etmekten kurtulmuş oldu. Daha güçlü bir kamuoyu ve daha…

İslamda bilgi Kaynakları Nelerdir ? PDF

PDF İNDİR: islamda_bilgi_kaynaklari İslam’da bilgi kaynakları ya da İslamda bilgiye erişim yolları  İslam dini, insanın yaptığı her şeyi, bilinçli olarak yapmasını ister. Bu açıdan insanın her davranışının bilgiye dayalı olmasını öğütler. Dinimize göre doğru bilginin kaynağı üçtür: 1) Selim akıl 2) doğru haber 3) salim duyular. Salim akıl (Akl-ı selîm) İnsan, aklıyla iyiyi, kötüyü, doğruyu ve yanlışı, faydalı ve zararlı olanı kavrar. İradesi ile de seçimini yapar ve buna göre de sorumlu tutulur. Allah‘a hakkıyla kulluk edebilmek için Kur’an’ın ne dediğini anlamak, neleri yapmak ve nelerden kaçınmak gerektiğini bilmek gerekir. İslam Dini kendisini akılla temellendiren bir dindir. Aklı kullanıp Kur’an’ı anlamaya çalışmak kadın-erkek her Müslümanın görevlerindendir. İslam alimleri akla dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmaya vesile olması dolayısı ile büyük değer vermişlerdir. Selim akıl, insanın doğru karar vermesini sağlayan, yaratılışındaki temizliği koruyan akıllıdır. Aklın Selim olarak adlandırılmasının sebebi, doğru bilgiye ancak sağlam, şartlanmamış düşünme ve karar verme yetkisine sahip akıl ile ulaşılabileceğinden dolayıdır. Şartlanmış, içinde yaşanılan kültürün düşünme biçimleri ile olay ve olgulara yaklaşan akıl, bilginin kaynağı olarak değerlendirilmez. Kur’an’da pek çok ayette ” Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak misiniz?” (Hud 11:51) “Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz?” (Müminun 23:85) denilerek insanların akıllarını kullanmaları emredilmektedir Başka bir ayette ise şöyle buyurulmaktadır:” Göklerin ve yerin yaratılışında,…