Uykuda kınalanmak, uyurken kınalanmak, Uyanınca elde kına lekesi görmek, elde kına lekesi ile uyanmak… Kısaca: Elde veya ayakta kınaya benzer bir lekeyle uyanmak zararsızdır. Nedeni kesin belli olmamakla beraber asla korkacak, panik yapacak şey değil. Hiç bir müdahele yapmaksızın bir iki gün içinde geçer. Hayır ve şer elinde olan Allah’a yönelmeli, ona ibadette kusur etmemeli.. Korku varsa, yatarken dualarla yatmalı ve Ayet el- Kürsi’yi okumalıdır. Ayetel-Kürsi’nin bir çok derde deva olduğu kaynaklarımızda yazılıdır ve tecrübe ile sabittir. Açıklama: Elde kına lekesiyle uyanmak.. Son zamanlarda bir çok kimsenin başına gelen esrarengiz bir hadisedir. Bu kına rengini cinlerin yaptığı yönünde genel bir inanış varsa da bu doğru değildir. Gözle görünmeyen bu varlıklara karşı duyulan korku ve merak, haliyle insanları hocalara ve cincilere müracaata sevk ediyor. Kına benzeri bu lekeler sabahleyin bazen bir kişinin elinde görülürken bazen de aynı odada, aynı evde bir kaç kişinin elinde/ayağında da görülebiliyor. İşi esrarengiz yapan işte bu toplu kınalanmalar. Ben de çevremde bunu bizzat müşahede ettim. Soluk renk kına lekesi gibi ancak kına kokusu yok. Yaş fark etmiyor, küçük bir sabîde de olabiliyor yetişkin birinde de.. Hasta hamile kişilerde de olabiliyor, sağlıklı insanlarda da.. Ve işin ilginç tarafı, daima gece uyurken olması, sabah uyanınca fark edilmesi !…
Rahman ve Kahhar olan Allahın adıyla Vukuat : Dün Balıkesir Edremit ilçesinde bir okulun bahçesinde resmi bir tören yapıldı. ÇYDD Çağdaş yaşamı saçma derneği adında bir küfür ve isyan komitesi törene sızıntı yapıyor ve izinsiz bir şekilde Milli kıyafetimiz Çarşaf aleyhinde bir oyun çeviriyor. Oyunda bir kadın var çarşaf giydirilmiş ve çarşafın üstünden zincirlenmiş.. Bu güya sokaklarda çarşaf giyen Türk kadınlarının esaret altında olduğunu simgeliyormuş.. sonra çağdaş aşufteler geliyorlar ve bu kadının zincirlerini çözüyorlar, zincirinden kurtulan piyon kadın da bir el hamlesiyle çarşafı üstünden atarak çağdaş bir giysiyle ortalığa çıkıyor ve başlıyor özgürce(!) dans etmeye..! Çağdışı tiyatro burada bitiyor ama filim burada bitmiyor. asıl film bundan sonra başlıyor Yankılar.. Bu korsan gösteri esnasında bir vatandaşımız anadolu kadının böyle aşağılanmasına tahammül edemeyerek tepki gösteriyor ve nice vatandaşlar da saniye saniye vukuatı kayda alarak dünyaya duyuruyorlar.. Ve olay bir anda bütün türkiyenin gündemi haline geliyor tepkiler çığ gibi büyüyor. Bütün sosyal medya platformlarında yazılı ve görsel medyada haberlrede birinci gündem çarşafa yapılan bu hakaret konusu oluyor ve devlet erkanı olaya müdahil olarak kaymakamı derhal görevden alıyor. İlçenin CHP li belediye başkanı da göstermelik te olsa kültür ve sanat müdürünü görevden alıyor ve Edremit ÇYD derneği ele başları suç duyurusuyla mahkemeye veriliyorlar.. Kadına…
Kahhar ve Mudill Olan Allahın Adıyla Laikler neden ÇARŞAF’a bu kadar kinliler ? Çünkü çarşaf Şeriatın yıkılmamış son kalesi, Çarşaf halis dindarlık Çarşaf katışıksız müslümanlık Çarşaf Allah’ın dinine nefsin hevasını karıştırmamaktır. Çarşaf Allah’a itaate şeytanı bulaştırmamaktır. Çarşaf Kur’an’a tam uymaktır. Çarşaf Rasulullah’a kamil ittiba etmektir. Çarşaf laikliği reddetmektir. Çarşaf küfür çağdaşlığını refüze etmektir. Çarşaf dini deforme etmemektir. Çarşaf Atatürk inkılaplarını iptal etmektir. O yüzden ilk işleri kadınlarımızın çarşafını çıkarma girişimi olmuştur. 1930-40 lı yıllarda “çarşaf çıkarıp atana bedava manto pardesü” kampanyası düzenlediler. Yeter ki çarşafı çıkarsın da ne giyerse giysin.. Ya da hele bir çarşafı çıkarsın nasıl olsa gerisi gelir” düşüncesi ! Dün Esenlerde idim yarım saat içinde sokaktan geçen en az 30 kadar çarşaflı gördüm.. Gururlandım. Çarşaflı annelerimiz vaktiyle fransız kâfirinin asabını bozmuş çarşafa el uzatmıştı frenk askeri de dedem Sütçü İmam o Fransızı alnının şakağından vurup leşini cehenneme yollamıştı.. Baktılar bu böyle olmuyor maşalarla işi halledelim dediler ve maşa bulmak zor olmadı çünkü Fransızdan daha fransız olanlar vardı bizden görünen.. Ve mücadelemiz bunlara karşı sürüyor ve Kıyamete dek sürecek.. Biz galip olacağız çünkü güçlüyüz, çünkü Hakkın safında haklının yanındayız. Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl. “Kim Allah’ı, O’nun Rasulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah’ın taraftarları kesin…
Mülkün Sahibi Allah’ın Adıyla “Ev alana Allah yardım eder” der Anadolu halkı, bu doğru mu, sahiden yardım eder mi ? Eder sevgili okuyucu yardım ediyor Mevla, siz yeter ki harama bulaşmadan girin borcun altına. Bu söz aslında ayet değil hadis değil, Müslümanlar Allah’a böyle hüsnü zan etmişiz. Allah da “kulumun zannı üzereyim” buyurmuş.. Demekki yardım edecek. Hem Allah Resulü bizlere Allahtan teminat veriyor “Kim ödemek kastıyla bir borcun altına girerse Allah onun borcunu mutlaka öder, ödemeyi nasib eder” Kalpte ödeme niyeti olduktan sonra artık sen de korkma ev almak için gir borcun altına. Hem bir çok arkadaşlarımız bu yardımı hayatlarıyla tecrübe ettiler. Durumu müsait olmayan, düşük gelirli nice insanlar ev sahibi oldular da onlardan daha üst konumda görünenler bu işe hayret ettiler. “..Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever” 3:159 Arkadaşlar ev alırken borcun altına girin Allah yardım eder dedim ancak bu yardımı almak için bazı şartlar var elbette, riayet gerekir 1) faize asla bulaşma. gönülde faize bir meyil dahi olmamalı. Komşun faizle kredi çekmiş evini arabasını almışsa eğer asla özenme. ateşten bir gömlek giydiğini bil ve onun için istiğfar et. 2) Borç altına girerken ayağını yorganına göre…
Birbiriyle kanlı bıçaklı iki Müslüman cemaat, ikisi de “davam İslam” diyor ikisi de gayem îlâ-i Kelimetullah diyor.. Ancak her taraf diğerini bitirme, yok etme peşinde.. O bunun açığını araştırıyor bu onun kusurunu tecessüs ediyor. Her alanda birbirini levm etmeler.. Kürsüyü harp yerine çevirmeler, dili hançer gibi kullanmalar. Kendinden olmayana ‘şirk dalalet cehalet !’ isnat etmeler.. Düşmanlık, buğuz, kin, garaz kalplere yerleşmiş. Bu konuda nasihat edeni dahi mimleyip fişleyip ötekileştirmeler.. Ve bunların hepsi Müslüman.. Hepsi Kuran okuyor.. Kuran okuyarak nasıl bu hale geldik ? Neden böylesi acımasız düşmanlar olduk !? Nerede hata yaptık? Bu nefret bu adavet bu noktaya gelmeden bir şeyler yapılamaz mıydı? Evet yapılabilirdi Eğer okuduğumuz Kuran ile amel etseydik ve savunduğumuz Sünnet’e ittiba etseydik şimdi sonuç çok farklı olurdu.. Ancak hala imkan var. Işi düzeltmenin çaresi var: Çare “Tövbe edip sil baştan Kurana uymak” Işte uyulacak Ayetler: (Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.” Nah:125 Hem iyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün. Fussilet:34 Bu…
Batının İhaneti 1 : Delil Karartmaya gelen avrupalı mühendisler 7 Nisan 1999 Adana’da bir Boeing 737 400 uçağı düşüyor. Kara kutu kayıtları incelenmek üzere İstanbul’a gönderiliyor ve Amerika’dan bir heyet ivedi geliyor. Uzman kişiler sıfatıyla gelen bu heyet fazlaca anlaşılmayan ses kayıtlarının sözde iyileştirilmesi için alkollü pamukla bantın silinmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu işlemi yapmak üzere olan Türk uzmanlar “Bir de Kara kutu kullanma talimatını okuyalım” diyorlar ve orada “kesinlikle alkolle temas etmemesi gerektiğini” görüyorlar ve son anda bütün deliller karartılacak iken buna engel olunuyor..! Bu tip bir Boeing 737 uçağı yine düşmüş ve sebep üretim hatası idi. Bu uçakların radar sisteminde arıza oluşuyordu.. Belli ki bu yüzden Boeing şirketi böyle bir hileye başvurmuştu.. Araştırma: Kerim Gök https://youtu.be/LZDJxB3hM-s Batının İhaneti 2 : Habib Adıgüzeli dolandıran fransız müteahhit yazılıyor.. Batının İhaneti 3 : Perşembe pazarını dolandıran israilli esnaf yazılıyor.. Batının İhaneti 4 : Erbakanın Pancar motorunu batıran avrupalı bailer yazılıyor.. Batının İhaneti 5 : PKK yı besleyen ABD li askerler … devam edecek inş
Soru: Allah’ın adını ayrı yazmak, Allah ismi yanına başka isim yazmaktan kaçınmak tevhid mıdır ? Şöyleki bir eve şu levha asılmış, üzerinde Allah’ın ismi var yanında da Rasulullahın ve dört büyük halifenin isimleri.. Evin ergen oğlu Allah’ın ismini kesmiş, ayrıca asmış. Babası da “aferin oğluma levhayı tevhid işleminden geçirmiş” diyerek pışpışlamış.. Bu işin tevhidle alakası var mıdır ? CEVAP: Bu işlemin tevhid’le alakası yoktur. Allah Kelime-i Tevhidde Rasûlü’nün ismini kendi ismi yanına bizzat kendisi yazmıştır. لا اله الا الله محمد رسول الله Dikkat ediniz Allah ismi Muhammed ismi ile yanyana. Eğer Allah’ın ismini Rasûlü’nün isminden ayırmak tevhid olsaydı Kuran’da tevhid yok! demektir !! Çünkü Kur’an bunu yapmamıştır. Alın size bir örnek: Tahrim Sûresi 5. Ayet “Eğer ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz eğildi. Ve eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun dostu ve yardımcısı Allah, Cibrîl ve müminlerin salihleridir. Bunun ardından melekler de ona arkadır” Bakınız bu Ayet-i kerimede Allah kendi ismi yanına Cebrail’in adını koymuş ve peşinden Salih müminler ve peşinden tüm melekler.. O levhada da aynısı. Allah Muhammed ve Salih müminler.. isimler yanyana, tevhidin ta kendisi. Biri Rabb diğerleri kul. Bunu her mümin bilir Allah bu tevhid istismarcısı zihniyete Hidayet etsin Tevhid Allah’tan…
Türk Hava Kurumu denilen şebeke 1925 den beri 800 ton altın değerinde yardım parası toplamış. Nereye gittiği meçhul. Bugün Türkiye Cumhuriyeti nin mevcut altın rezervi ise sadece 650 ton. Buna rağmen THK orman yangını söndürme faaliyetlerini Türkiye için asla ücretsiz yapmaz bilakis milletten devletten söndürme paralarını çatır çatır almaktadır. Şu Durumda bu örgüt neyin yardımını topluyor ?? “Bugün Airbus’ın değeri 92 milyar dolar. THK bugüne kadar topladığı para 50 milyar Dolar. Yani en azından Airbus ın yarısı kadar bir şirket olabilirdi. Ancak hiç bir imalat üretim yok. Ve bilindiğinin aksine Türkiye’nin havacılık yatırımlarının öncüsü değildir ve m.kemal de kurmuş değildir. Sadece m.kemal parayla sattığı Nutuk kitabının gelirinden 10bin lira yardım etmiştir. Hepsi bu..” THK örgütünün uçakları eski/demode olduğu için 45 derece ısı üzerinde çalışmıyorlar o yüzden bu defa yangın söndürme ihalesini alamamıştır. Yoksa m.kemalin hatırasına ihanet filan alakası yok. Kaldı ki o örgütü kuran o değil Türk Hava Kurumu kimlerden oluşur ve geliri neler ? Ekseriyeti CHP zihniyeti ve emekli askerlerden oluşur ve 800 kadar müdürü vardır.. THK’nin kurulduğu yıllardaki gelir kaynaklarını şöyle sıralamak mümkündür: 1. Halkın bağışları 2. Tayyare Piyangosu (27) 3. Fitre-zekât ve Kurban derileri 4. Tayyare Pulu (tutkallı makbuz) 5. El ve duvar ilanları imtiyazı 6. Her…
Aşağıdaki resme dikkat ediniz.. Harf inkilabı bu yüzden zorunluymuş ! Ne yüzden ? Çünkü Kuran Harfleriyle üç farklı kelime aynı şekilde yazılıyormuş! Gel Kel Gül.. bu üç farklı kelime arabi harflerin kifayetsizliğinden hepsi de aynı şekilde كل gibi yazılıyormuş..! Yani Osmanlıca yazılan bir kelime karışıklığa sebep oluyormuş.. Şimdi كل yazılmış olsa Osmanlı evladı bunu okuyunuca aceba ne demek ? Gel mi demek Gül mü demek yoksa Kel mi demekmiş ? anlayamıyormuş..! Mahza yalan. Bu yalanı bir de levha yapmışlar eşek arabasıyla sokak sokak dolaştırmışlar ! Bir de aşağılamak için arabaya sarıklı mollalar bindirmişler.. aşağılık herifler Yalan çünkü kel’in yazılışı evet كل şeklinde. ancak gel’in yazılışı گل şeklindedir, kef harfinin üzerindeki çizgi onu ge yapıyor. Gül’ün yazılışı ise گول şeklindedir, yine ge harfi ve vav ile beraber.. Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış ve yatsıda sönermiş ya işte söndü. Böylece avrupaya tapan bu zavallıların Kuran düşmanlığı uğruna uydurdukları bir yalan daha böylece ifşa olmuş ve hak ortaya çıkmıştır Hakikat şudur ki eğer yazılışları benzer kelimeler Osmanlıcada olsa bile bu durum her lisan her yazı çeşidi için geçerlidir. Şimdi latin türkçesiyle “karı” yazılmış olsa bu “yağan karı gör”deki kar mı? “karı koca oldular” daki karı mı ? yoksa “Kısa günün karı” daki kar…
Darbe Önleyen bir Millet Darbeler.. hükümetlerin korkulu rüyası. Darbe geliyorum demez. Bir sabah uyanırsın ve darbe olmuş.. radyo televizyon dan öğrenirsin. Türkiye Cumhuriyet tarihinde 2. meclisin kurulma biçimi de dahil olmak üzere bir çok darbe arbade muhtıra devrim ihtilal olmuş. Son darbe teşebbüsü 15 temmuz 2016 da oldu ve bu defa milletimiz buna müsaade etmedi. Peki önceki darbeleri neden bastırmadı ? Bunun sebebi Bizim gözümüze görünen husus bu milletin mayasında var olan “askerlik ruhu” Asrı Saadetten tut, Abbasi İslam devleti, Emevi İslam Devletine kadar ve Selçuklulardan tut Osmanlılara kadar gelen islam kültürü içinde yoğurulan bu Milletin köklerinden getirdiği o güzel ahlaka biz askerlik ruhu diyoruz. Büyüğe karşı saygı, ulemaya saygı, meşayıha hurmet muhabbet ve idareciye “Ulu-l Emre” karşı saygı ve itaat İşte bu şuur bu ahlak milleti her daim devlet adamları önünde, komutanlar önünde el pençe itaat üzere durmaya sevk etmiştir. Ve hatta kendi askeri milletine silah sıkacak olsa Habilin kabile davrandığı gibi davranır “Sen beni öldürmeye yeltenirsen çekinme ben seni öldürmek için davranacak değilim” diyecektir ve demiştir. O yüzden derler ya “Türk toplumu asker ruhludur” evet bu gerçekten doğrudur. asker ruhlu oluşumuzun bu zamana uzanan bir yansıması camide günde 5 vakit kıldığımız namazda görülür. Bakın sadece biz Türk milletine…
Allahın Adıyla.. Sabır Meşhur analiz ediyor: Sedat Peker neden sustu ? ABD nin uyuntusu olan Birleşik Arap Emirlikleri Pekeri neden susturmuş olabilir ? BAE Türkiye ile neden yakından ilgileniyor? Türkiye’ye karşı ellerinde ne tür kozlar var ? Seçim öncesi Tayyip’i devirmek için neler yapabilir? Siber saldırılar sonucu Elektrik kesintisi muhtemel mi? İran ve Mısır ihtilallerinde ABD elektrik kesintisi kullandı mı? Türk gençliğin aklını fikrini şekillendirmede BAE nin ne tür faaliyetleri var ? Bu faaliyet seçimleri nasıl etkiliyor? Trump neden Tayyip dostu idi. Bidon neden düşman? Hepsi bu videoda. Mısırlı Gazeteci Sabır Meşhur enfes analizleriyle soruların cevabı :
Legebete gavurluğu Şimdi hoca arkadaşlar bu pazartesiden itibaren camide çocuklara Kuran okutacaklar ya. Aklı evvel biri bulmuş “elif be te.. benziyor le ge be te..! Ve hemen servis etmiş “öğretmezsen çocuğuna elif be te öğretirler ona le ge be te !” El-insaaf ! Bir de yazının altında yapmış mı o şeytanların 8 renkli bayrak resmini..! Dedim ki “eğer bizim çocuklar bilmiyorsa lgbt nedir ne değildir İlk senin sayende öğrenecekler, Bu tür düşüncesiz paylaşımlardan sebep! Hadi o lafı güzel uydurdun da o bayrak neyin nesi !? Farkında olmadan düşman değirmenine su taşımak bu olsa gerek ! Doğrusu şudur: Rüştüne ermemiş körpe zihniyetlere, safi dimağlara doğru öğretilmeden, hak ve hakikat kalplerine yerleşmeden onlara batıl fikirler, bozuk akımlar, sapık eğilimlerden bahsetmek “yapmak isterken yıkmak” olacaktır. Çünkü insan nefsi emmare taşır ve başında şeytan daima onu yoldan çıkarmak için çabalamaktadır. Sen ona ‘sakınsın diye’ batılı tasvir ederken belki de o zayıf gönül batıla meyledecek, onların dünyasını merak edecektir !? O yüzden İmam Malik Hazretlerine sorarlar: Ya İmam çürütme amaçlı hasmın sapık görüşünü kitaba yazmak caiz mi ? Hz İmam Malik radıyllalahu anh cevap verir: Eğer o sapkın görüş yayılmış herkesçe duyulmuşsa evet, böyle değilse halkın sadece belli bir kesmi tarafından işitilmiş diğer kesimler o…
Allah’ın yüce Adıyla Gerinin özeti : İstanbulda okurken bazı propagandalar üzerine bir arkadaşımla eğitimimize Tillo’da devam etmeye karar verdik. Bunun için Tillo’yu bilen hocalarımızla istişare ettik, pek tavsiye etmediler. Şaban Hocanın “Bari tatilde gidin bir bakın hoşunuza giderse temelli gidersiniz ecele etmeyin” demesi üzerine İstanbul Çengelköyde doğu usulü okutan bir medreseye seviyeyi görmek ve kendimizle kıyaslamak için gittik.. Doğu usulü okutan medresede neler gördük ? Eğitimi medreseyi görmeye geldiğimizi söyledik, medreseye bizi kabul ettiler. Molla Cami (Nahiv’de son kitap) sınıfına çıktık 3 talebe vardı.. Biri Adem, hoca oldu. O esnada ertesi günün dersini hazırlamakla meşgüldüler. Bir köşeye oturduk müfettiş gibi izledik (o arkadaşların yerinde olmak istemezdim 🙂 Molla Cami’yi mütalaa yapmışlar, sırayla bir birlerine okuyorlardı. Biri El-Akdunnami’ye çalışmış, biri Abdulhakim’e diğeri de Abdulğafur’a.. Biz de öyle yapıyoruz bunların her üçüne bakıyor mütalaa ediyoruz.. yani bildik kitaplar. Galiba Abdulğafur okuyandı geldi geldi bir yerde takıldı, mana veremiyor ne ileri gidebiliyor ne geri.. öylece kilitlendi. Onların başkanı gibi duran Adem (hoca) ağzının içinden ona “düm düm” (دم) diyor kısık bir sesle bize güya duyurmadan.. Devam et çaktırma demek istiyor.. ama duyduk işte. Arkadaşlara muvaffakiyet dileyerek çıktık ve değerlendirmemizi yaptık: “Onlar da M.Camiyi mütalaa ediyordu biz de.. onlar da şerh ve haşiyelerin bir…
Çocuklar Soruyor: Kuran’ı Neden Hatmetmeliyiz ? Hoca vaazında “Kuranda bazı surelerin özel fazileti var. Mesela bir ihlas okumak Kuranın üçte birine denktir, 3 ihlâs okursak bir Kuran hatim sevabı alırız” deyince bir çocuk: O zaman neden hatim okumak için çabalıyoruz? Hep ihlas okuyalım!?” demiş. Cevap Allah Rasulu salât ve selâm olsun “camide safların en sevaplı yeri sağ taraf olduğunu” beyan edince sol taraflar boş kaldı. Bazı sahabeler “sol taraf boş kalıyor ya Resulullah” deyince Allah Resulü sas “camimizin boş yerlerini dolduranlara Allah rahmet ihsan eylesin” buyurdu ve sağ sol her yer doldu. Bu itibarla bazı Surelerin hususi bir fazileti varsa, diğer surelerin de bu cihetten bir fazileti vardır. O yüzden fıkıh kitaplarında yazar “namazı bazı Surelere hasretmek mekruhtur çünkü bu Kur’an’ın bazı kısımlarını terk etmek olur..” Ayrıca Kur’an-ı tamamen okuyup hatmedene verilen sevap Fazilet kabul dua hakkı başkasına verilmiyor.. o yüzden hatim denen bir kavram vardır hayatımızda. Hani insanlar sorar “Kuranı kaç kere hatmettin..!? Evet okuyucu sen de düşün kaç güne bir Allah’ın kitabını hatmetmiyorsun ? Yoksa Kuranı terk edenlerden misin..! Vee, Kuran okumanın tek gayesi sevap almak değil. Kuran’ın vaazını ibretini ilim ve marifetini; hasılı Kuran’ın Hidayetini almaktır asıl gaye. Bu ise tamamını okumakla mümkündür. isaerdogan.com
Kuddûs olan Allahın Adıyla.. Kısa cevap: Evet imam, hatip (vaiz), müezzin ve Kur’an öğreticisinin aldığı maaş 4 mezhebe göre caizdir helaldir. Devlet gelirinin karışık olması durumu değiştirmez Açıklama Yüce Allah kullarına emretmiştir: Size verdiğimiz rızıkların helal olanlarından pak olarak yiyiniz.” Allah Rasulünün hadis-i şerifi: Kişi el emeğinden daha teniz bir rızık yememiştir, nitekim Allahın nebisi Davud aleyhisselam elinin emeğini yerdi” Açıklama: Evet, yüce yediğimize dikkat etmenizi ancak helal ve temiz planı yememizi buyurur. laikliğin hüküm sürdüğü bir ülkede devletin verdiği maaşın saf-i pak olduğunu iddia etmek ise zordur. Çünkü içki zina kumar faiz gibi haramlar serbest ve bunlardan alınan vergiler hazineye karışmakta, her türlü memur, asker polis öğretmen ve din adamlarının maaşlarına bulaşmaktadır. Elbette bu bizler müminler için bir zül ve ayıptır. Düzeltilmesi gereken önemli bir konudur. Ancak bu durum sadece din adamlarının maaşı için geçerli değil, maaşını ister devletten alsın ister almasın Türk lirası banknot kullanan herkes için geçerlidir. Bu işleri düzeltmek için müminler bu davaya en yatkın siyasi kadroları desteklemeli ve yılmadan onlara hakkı tavsiye ederek o yüksek hedefe ulaşmalıdır. Bakınız müminlerin reyleri ile en azında içki ve kumar özelleştirilerek devletin uhdesinden çıkartıldı ve böylece Millet bu melanetleri irtikap etmekten kurtulmuş oldu. Daha güçlü bir kamuoyu ve daha…
“Devletin dini İslam’dır” ibaresi 93 yıl önce bugün Anayasa’dan çıkarıldı Zamanın cümhurreisi Mustafa Kemal’in emri, Başbakan İsmet İnönü’nün de teklifiyle 1921 ve 1924 Anayasası’nda yer alan “Türkiye Cumhuriyeti’nin Dini İslam’dır” ibaresi, 1928 yılında kaldırıldı. 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilen ilk anayasanın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) 2’nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin dininin İslam olduğu belirtiliyordu. Söz konusu madde, 1924 Anayasası’nda da aynen korundu. 9 Nisan 1928’de TBMM’ye sunulan kanun teklifi ile 1921 ve 1924 Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır” ifadesi kaldırıldı. Karar, 10 Nisan 1928 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylelikle, laiklik ilkesi her ne kadar anayasaya 1937 yılında girmiş olsa da 1928’den itibaren her alanda fiilen uygulanmaya başlandı. Saltanatı kaldırmak, Hilafeti kaldırmak için ön adımdı 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin 20 Ocak 1921 tarihinde kabul ettiği ilk anayasada (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) “hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu” vurgulandı. Böylece, saltanat ve hilafetin kaldırılmasının önü açıldı. 1 Kasım 1922’de önce saltanat kaldırıldı. TBMM, son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin’in yerine 18 Kasım’da Halife olarak Abdülmecit Efendi’yi seçti. Burada amaç saltanatı kaldırmak değildi. Hilafeti kaldırmak isteyenler bu yolun taşlarını döşemeye başlamıştı. 15 Nisan 1923’te Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle de saltanatın lağvedilmesine sözle ve basın yoluyla muhalefet etmek…
Allahın yüce Adıyla.. Bugünlerde gündemi meşgul eden şey.. Bir Amiral 2 metreli bir kumaşı başına sarmış. Eğer boynuna bağlamış olsaydı hiç bir sıkıntı olmayacaktı.. Ancak başına bağlayınca.. adına “sarık” dendi ve bu “şekil” sol güruhun ödünü kopardı ve adeta içlerinde kıyamet koptu.. Ne vaveylalar ne köpürmeler ne höykürmeler..! Hepsi basit bir kumaşın bir “şekil” başa dolanmasından sebep !! Hani şekil önemsizdi !? Hani şekillerin bir ehemmiyeti yoktu ? Amiral o kumaşı fular gibi boynuna dolasaydı kimse konu etmezdi, haber değer olmazdı. Ama başına sarınca.. Evet bu “şekil” laik atatürkçülerin yüreğinde bomba etkisi yaptı. Neden ? Çünkü -onlar da biliyor ki- şekilin çok büyük manası var da o yüzden. Şekil deyip geçmeyin. Şekillerin taşıdığı manalar bu denli belirgin ve etkili olduğu için, o güruh İslama ait tüm şekilleri ortadan kaldırmayı kastettiler. Ve bu kapsamda Müslümanı kendi şekillerinden soğutmak için “şekilin önemi yoktur / İslam şekilcilik dini değildir” gibi palavralar uydurdular. Ancak bu palavralara kendileri de inanmadılar ve işte uğursuz hayatları bu şekillerle mücadeleyle geçti. Sarık şeklini sakal şeklini çarşaf şeklini ortadan kaldırıp yerine sinek kaydı surat, fötr şapka smokin dekolte şekiller ikame etmeye çalıştılar Şimdi soruyorum eğer İslam şekil dini değilse.. Ya laiklik, ya Atatürkçülük şekilcilik midir ? Galiba öyle.. Bakın…
Allahın Yüce Adıyla Kuran-ı Kerimde yüce Allah bazı müminler için “işte onlar hakiki müminlerdir” [4:4] diyerek hakiki imandan haber vermektedir. ve ayrıca “Elbette sizi imtihan edeceğiz ve imanda samimi olanlarla yalancı olanları ayırt edeceğiz” [29:3] gibi ayetlerle bazılarının imanı gerçek (hakiki iman) olmadığını bildirmektedir. Sorum bu: Hakiki imanı elde etmek için ne yapmalıyız ? Bunun bir çalışması bir yolu var mı ? Evet var. Çaresi sağlam bir tarikata girmek ve Şeyh efendinin verdiği vazifeleri yapmaktır. Çünkü tarikat tam da bunun içindir: Hakiki iman elde etmek ve Şeriatı kolayca yaşayabilmek içindir. [İmam Rabbani] Tarikat itikatta yakîn’i (hakiki imanı) nasıl temin eder ? Bunu 4 yolla sağlar, Zikir yolu, Rabıta/muhabbet/in’ikas yolu, Murakabe yolu ve Keşif ilham yoluyla. Bir) Zikir Yolu: Tarikat giren mürid şeyhinden aldığı ders (virdi) gereği Allahı çokça zikreder. Bu zikrullah sayesinde imanı inkişaf eder ve en yüksek derece “itmi’nan”a ulaşır. “Kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur” ayeti bunun kesin delilidir. Günde 5000 Allah zikri, 5000 La ilahe illallah zikri elbette sahibini iman ve ikanda en yüksek derecelere çıkaracak. Zikir başlı başına bir ibadettir ve ibadetler içinde en yüksek, en şerefli, en faydalı olanıdır. “Allahın zikri en büyüktür” Dolayısıyla zikir yolundan giden kul elbette kullukta en ileri merhalelere ulaşacaktır. “İmanınızı…
Bismillahirrahmanirrahim KURANDAN RABITAYA DELİL 1 لَّقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا (21) “Allah Rasulünde size güzel bir örneklik var, sizden Allaha kavuşmayı ve ahiret gününe çıkmayı uman ve Allahı çokça zikredenler için..” Ahzab Suresi: 21 > Örnek olmak, oturması kalkması ibadet-i taati ile daima göz önünde olmaktır. Rasulullahı bil-fiil görmekten mahrum olan bizler için bu durum ancak kalp gözüyle Onu görür gibi hatırlayıp örnek almakla mümkündür. Rabıta da budur KURANDAN RABITAYA DELİL 2 dvm.. isa erdoğan
Allah’ın yüce Adıyla İnsan bir şeyden genelde iki türlü haberdar olur. Görmek ve işitmek. İman ki hayatımızın en mühim işidir, onun da gerisinde bilgi/haberdar olmak vardır. Kimse bilmediği şeye iman edemez. Allah’a imanın gerisindeki bilgiye marifetullah denir. Kişilerin iman dereceleri marifetleri miktarıncadır. Bu yazıda marifetin iki kaynağından “görme”nin, duymaya ne kadar üstün olduğunu işleyeceğiz.. Dünya gözüyle görmek, görmeyip başkasından duymaya nispetle derece derece üstündür, Bazı deliller : Allah Rasulü sas miraç gecesi “Allahı gördü” der İmam-ı Rabbani Ona bazı ayet ve alametlerimizi “gösterelim” için gece vakti isra ettiren Allah sübhandır.” İsra 1 Sahabe Rasulullah’ı gördüğü için sahabe oldu.. “En Hayırlı asır benim asrım” [Hadis]¹ Sahabeyi gören gözler tabiin oldu Tabiini gören gözler tebe-i tabiin oldu İbrahim as “Allah nasıl yaratıyor?” görmek istedi “Haber almak görmek gibi değildir” Hadisi şerif Bakın Musa as kavminin puta taptığını yolda gelirken haber almıştı ancak Tevratı (Elvahı) elinden atmamıştı ancak ne zaman ki onları bizzat o heykele taparken gördü, manzarının dethşetinden Tevratı yere attı/düşürdü” ² Görmekten hasıl olan yakin başka şeyle hasıl olmaz. “O yüzden sahabenin imanı şühudîdir, onları ikan derecesine kimse yetişemez.” ³ “Cebraili o en yüksek ufukta gördü” Necm:7 “Beni gören gözlere müjdeler olsun..” Hadis “Eraeyte..” gördün mü, görür gibi bildin mi ?…