Mehmet Okuyana Reddiye: Ehli Sünnet Rasulullahın İslam Öğretisidir

Soru: Ehli Sünnet vel Cemaat ne zaman ortaya çıktı ? Mehmet Okuyan tayfasının iddia ettiği “bu akım peygamberden sonra ortaya çıktığı!” iddiası doğru mudur ? [*] Cevap: Hayır yalan söylüyorlar. İmam Tirmizi, İmam Hakim, İmam İbni Mace, İmam Ebu Davud’un aktardığı sahih bir hadis-i şerifte [1] Allah rasulü sas buyurmuştur: “Yahudiler 71 fırkaya bölündü, Hıristiyanlar 72 fırkaya bölündü ve bu Ümmet de 73 fırkaya bölünecek, biri hariç hepsi cehenneme girecek.. Kim o kurtulacak fırka ya Rasulallah ? Allah rasulü: “Ben ve Ashabımın üzerinde olduğu itikad üzere olanlar” Diğer bir rivayette: “Onlar ana cemaattir” yani benim cemaatimden ayrılmayanlar.” İşte Ehli Sünnet vel Cemaat bu vb hadisi şeriflerin ifadesidir, yani bu ismi Allah rasulü koymuştur. Ve bu akım (!) Rasulullah ve Ashabının ortaya koyduğu İslami anlayış ve yaşayışın adıdır. Demekki Ehli Sünnet sonradan ortaya çıkmış bir akım değildir, Rasulullahın yaşadığı ve öğrettiği islamın adıdır. Sahabeler bunu Tabiine aktardı onlar da etba-i tabiine.. Onlar da müctehitler aracılığı ile bu islami öğretiyi kitaplara derc ettiler ve ila yevmil kıyame koruyup muhafaza ettiler.. Geri kalan 72 fırka bu cemaatten ayırlıp hak yoldan sapanlardır.. Bunların isimleri çok olsa da Ehli Sünnet ana cemaattir ve büyük çoğunluktur. 1) فقد ثبت في الحديث الصحيح أن النبي صلى الله…

“Biz İnsanın kaderini kendi çabasına mı bağladık”

Bismillahirrahmanirrahim وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ فٖي عُنُقِهٖؕ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَاباً يَلْقٰيهُ مَنْشُوراً Soru: İsra 13. Ayetin manası “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağladık ?” şeklinde midir ? Bu mana doğru mudur ? Cevap: Hayır, bu mana Allah’a ait değildir, meal yazarına aittir. Doğrusu “Biz her insanın kuşunu (amelini) boynuna dolayarak ondan ayrılmaz kıldık” şeklindedir. Hiç bir Kuran meali ve hiç bir muteber tefsir bu ayete “kaderini çabasına bağlı kıldık” manası vermiş değildir.. Ta ki M.İslmaoğlu kendi elleriyle meal yazıp felsefesini “ayet meali!” diye Kurana sokuşturana kadar! Mustafa İslamoğlu’nun bu ayete neden böyle mana vermek istediğini onu tanıyanlar bilir; Çünkü bu kişi İslam İnancı içinde olan “kadere iman”ı inkar eden bir tavır içindedir. Eğer düşünerek okursanız “ayet meali” diye kurduğu cümlesi kendi içinde çelişkilidir. “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık!” diyor. Kader Allahın belirlediği miktar, takdir, ölçü, yazgı demektir. “Kişisel çabaya bağlı kılınması” ise aslında kaderin “ilahi yazgı” değil, kendi tercihlerimiz olduğu iddiasıdır. Yani İslamoğlu kurduğu bu cümleyle “kader’e hem var, hem de yok demiş oluyor. Bu çelişkidir. Kader kelimesini açıkça telaffuz etmiş olarak varlığını, “0 aslında kişisel tercihtir” diyerek te yokluğunu ifade ederek çelişkiye düşmüştür. Her durumda yazgı anlamındaki “Kader’i” inkar ettiği açıktır. Neden İnkar ediyorlar ?…

Talha Hakan Alp’e Açık Mektup…

Not: Bu mektup Talha Hakan Alp video twitter’da inkar açıklaması ve akabinde çektiği ilk videodan hemen sonra eski bir arkadaşı Ömer Faruk Tokat tarafından yazlmştır. Hakan’ı tanımlama ve yaşadığı krizin ne olduğunu anlama konusunda faydalı bir yazıdır. İlim ehli okusun Sevgili dostum Hakan, Ben Ömer Faruk Tokat. Herkes soruyor, nedir bu !? Bir tefekkür krizi mi, derin bir sorgulama mı hayatımızın farklı dönemlerinde yaşadığımız travmaların dışa vurumu mu… ya da bir  “1 nisan şakası” mı, bir gonga vurma mevzusu mu ..? Yaklaşık 10 yaşından itibaren birlikteliğimizi ve derin irtibatımızı bilen ortak dostlarımızın bu minvaldeki sorularına muhatap olduğumu tahmin ediyorsundur. Son attığın twitler ve youtube’da yayınladığın video akabinde artık onları geçiştirmek doğru olmazdı. Kaldı ki kendim de inan çok şaşırdım, anlam veremedim ve sana bu açık mektubu yazmaya karar verdim. Yeni konuşlandığın mevzide eleştirilere daha açık olman beklenir. “Özgür” olmanın, bir bedeli olsa gerektir. Seni yakından tanımayanların bir kısmı, niyetleri nedir bilmem ama meseleye Freudyen bir yerden bakmışlar. Freud bazı saptamalarında elbette haksız değil. Ama bu, konumuzu tek başına anlatmaya yetmez kuşkusuz. Nevrozun kaynağı olan bilinçaltı çatışmaları, cinsel dürtülerin yani libidonun insanın entelektüel üretimine etkisini, bu dürtünün travmalarını, bunların insanın başına ne işler açtığını vs uzun uzun anlatmış Sigmund Freud… Elbette…

Diplomayı İnkar Yolunda Kullananlar 4

Takipçilerim bilir, Bizler işini doğru yapan, ilmi tespitlere yalan dolan katmayan bilim adamlarını destekliyor ve fakat sahtekar bilimcilerin de ensesinde, bilimse! yalanların karşısında onlarla mücadelemizi daima yapıyoruz. Kendilerine “bilim insanı” denen ve ancak bilimi ideolojik emellerine, milleti deist, ateist yapmaya alet eden bir komite var dünyada. Bunlar Allah’ın sanatını, yani bilimi, kasıtlı bir şekilde Allaha iman etmekten insanları engellemek için kullanmaktalar. Halkın cehaletinden istifadeyle, Allah’ın birliğine, kudret ve azametine delalet eden her bir hadise üzerine bilimsel bir kılıf, bir örtü atarak hadiselerin ayet ve işaret olma yönünü gizlerler ve böylece akılları Allah’tan saptırmaktadırlar. Okudukça, lise üniversite devirdikçe Allah’tan Dinden daha fazla uzaklaştıklarının sebebi budur. Cübbeli hoca da o sözde bilimsel yalanlardan nicesini ifşa etmiştir. Dün dinlediğim bir sohbetinde de bir Psikologdan bahsediyor.. “mikrofon uzattılar herif başladı demeye, neymiş “18 yaşına kadar çocuklara din anlatmak doğru değil miş!” Yahu zaten 18den sonra anlatsan ne fayda! Sonra ne diyor “ancaaak, tek bir din değil de diğer dinler de anlatılırsa o zaman zarar etmez miş..!” Bak şunun dediğine hele.. Ben de merak etmeye başladım bu psikolog diplomayı kiliseden mi almış aceba nereden almış!? Son dediği ile kendini ele verdi, Kendi kendiyle çelişti. Yaw tek din anlatılınca zarar ediyorsa diğer dinler de anlatılınca hepten…

Cübbeli Hoca İmam Hatip Düşmanı mı ?

Değil.. Asla. Allah’ın yüce Adıyla.. Cübbe Hoca şöyle dedi ve gürültü buradan koptu: “Çocuğunu İmam Hatip lisesine vermektense düz liseye ver, daha az tahribat alır..!” Doğrusu ben şahsen bu görüşte değilim. İmam hatip okullarında Kuran okuyan, Hadis okuyan o çocukların ömür boyu Allah’ı seven Peygamberini önderi olarak gören nesiller olacaklarını hüsn-ü zan ediyor ve zannın da ötesinde böyle olduğunu müşahede ediyoruz. Vatanı için can verecek, ülkesini milletini üç beş menfaate satmayacak olan nesiller yine İmam Hatip okullarından geçen nesiller olacağını görüyor duyuyorum. İşte o okulların yetiştirdiği bir Allah eri bugün bu vatanı bu milleti yerlerde sürünmekten kaldırmış, zirvelere doğru yükseltmiştir. İmam Hatip okullarından geçen ekser çocukların o yiğidin izinde yürüyeceklerini, onun gibi vatanperver, dindar olacaklarını umuyorum. Bugün bazıları yere düşüp üstü başı günah kirine bulanıysa gam değil, mutlaka ayağa kalkıp işi düzeltecekler ve doğru adrese döneceklerdir. Cübbeli hocanın sözüne gelince.. Yaptığı irticali bir konuşmada İmam Hatip neslinin okuldan bidat/sapkın fikirler alma konusunda düz liseden beter durumda oldukları fikrinde ısrarcı olacağını sanmıyorum. Vermek istediği mesajın çarpıcı olması için kullanmış olduğu bir retorikti o ve hedefini de buldu. Söz dağları aştı ve sağır sultan bile işitti herkes bunu tartıştı Nitekim konuşmanın ilerleyen dakikalarında bunu kendisi açıkça ifade ediyor.. “İmam hatiplerin çoğunluğunun istikamet üzere olduğunu”…

Vahyi Gayri Metluv
Hadis , Kuran İlimleri , REDDİYELER , Tahkikat / 22 Eylül 2021

Hadisler İslam alimlerinin tanımına göre vahiydir. Yani Allah’tan alınma bilgilerdir. Ancak Kur’an gibi namazda olunur türden olmadığı için “gayri metluv” diye tabir edilir Allah’ın dininde vahyi gayri metluv” ün var olduğuna bir delil Bakara:144 te geçtiği üzere kıble, Kâbe olmadan önce Mescidi Aksa olmasıdır. Bunun (Mescidi Aksaya dön emrinin) Kuranda yazılı olmamasıdır..” Bu gerçeğe itiraz edenler şöyle demişler: “Bu durum vahyi gayrı metluv’u ispat etmez çünkü namaz Adem as dan beri olan ve bilinen bir ibadet. Yani “Allah rasulü mescid-i aksaya doğru namaz kılması gerektiğini Kuran harici vahiy yolundan değil kendinden önceki din sahiplerinden öğrenmiştir !” Cevap : 1) Kuran açıkça ifade eder ki Yahudiler ve Hıristiyanların kıbleleri biribirinden farklıdır. [Bakara:145] Allah rasulü önceki milletlere kendiliğinden tabi oldu ise tarih açısından daha yakın ve güncel olan hıristiyanlara uyması gerekirdi halbuki yahudilerin kıblesine uydu. Demekki Vahiy aldı 2) Namaz evet bütün semavi dinlerde vardı ancak önceki ümmetler namazı zayi ettiler [Meryem:59] ve Peygamber asrına kadar varlığını doğru bir şekilde koruyamadı. [Enfal:35] Demekki doğru bir namaz kılma şeklini vahiyle öğrendi dinlerini bozmuş olanlardan değil 3) Allah rasulü peygamberlik öncesi yolunu bulamaz, [Duha:7] iman nedir kitap (bilgi) nedir bilmez idi. [Şura:52] Bu ilahî söylemler, öncesinde namaz kılmadığını açıkça ifade eder çünkü namaz iman…

Çarşaf ve Kadına Özgürlük ?

Rahman ve Kahhar olan Allahın adıyla Vukuat : Dün Balıkesir Edremit ilçesinde bir okulun bahçesinde resmi bir tören yapıldı. ÇYDD Çağdaş yaşamı saçma derneği adında bir küfür ve isyan komitesi törene sızıntı yapıyor ve izinsiz bir şekilde Milli kıyafetimiz Çarşaf aleyhinde bir oyun çeviriyor. Oyunda bir kadın var çarşaf giydirilmiş ve çarşafın üstünden zincirlenmiş.. Bu güya sokaklarda çarşaf giyen Türk kadınlarının esaret altında olduğunu simgeliyormuş.. sonra çağdaş aşufteler geliyorlar ve bu kadının zincirlerini çözüyorlar, zincirinden kurtulan piyon kadın da bir el hamlesiyle çarşafı üstünden atarak çağdaş bir giysiyle ortalığa çıkıyor ve başlıyor özgürce(!) dans etmeye..! Çağdışı tiyatro burada bitiyor ama filim burada bitmiyor. asıl film bundan sonra başlıyor Yankılar.. Bu korsan gösteri esnasında bir vatandaşımız anadolu kadının böyle aşağılanmasına tahammül edemeyerek tepki gösteriyor ve nice vatandaşlar da saniye saniye vukuatı kayda alarak dünyaya duyuruyorlar.. Ve olay bir anda bütün türkiyenin gündemi haline geliyor tepkiler çığ gibi büyüyor. Bütün sosyal medya platformlarında yazılı ve görsel medyada haberlrede birinci gündem çarşafa yapılan bu hakaret konusu oluyor ve devlet erkanı olaya müdahil olarak kaymakamı derhal görevden alıyor. İlçenin CHP li belediye başkanı da göstermelik te olsa kültür ve sanat müdürünü görevden alıyor ve Edremit ÇYD derneği ele başları suç duyurusuyla mahkemeye veriliyorlar.. Kadına…

Allah’ın Adını Ayrı Yazmak Tevhid midir?

Soru: Allah’ın adını ayrı yazmak, Allah ismi yanına başka isim yazmaktan kaçınmak tevhid mıdır ? Şöyleki bir eve şu levha asılmış, üzerinde Allah’ın ismi var yanında da Rasulullahın ve dört büyük halifenin isimleri.. Evin ergen oğlu Allah’ın ismini kesmiş, ayrıca asmış. Babası da “aferin oğluma levhayı tevhid işleminden geçirmiş” diyerek pışpışlamış.. Bu işin tevhidle alakası var mıdır ? CEVAP: Bu işlemin tevhid’le alakası yoktur. Allah Kelime-i Tevhidde Rasûlü’nün ismini kendi ismi yanına bizzat kendisi yazmıştır. لا اله الا الله محمد رسول الله Dikkat ediniz Allah ismi Muhammed ismi ile yanyana. Eğer Allah’ın ismini Rasûlü’nün isminden ayırmak tevhid olsaydı Kuran’da tevhid yok! demektir !! Çünkü Kur’an bunu yapmamıştır. Alın size bir örnek: Tahrim Sûresi 5. Ayet “Eğer ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz eğildi. Ve eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun dostu ve yardımcısı Allah, Cibrîl ve müminlerin salihleridir. Bunun ardından melekler de ona arkadır” Bakınız bu Ayet-i kerimede Allah kendi ismi yanına Cebrail’in adını koymuş ve peşinden Salih müminler ve peşinden tüm melekler.. O levhada da aynısı. Allah Muhammed ve Salih müminler.. isimler yanyana, tevhidin ta kendisi. Biri Rabb diğerleri kul. Bunu her mümin bilir Allah bu tevhid istismarcısı zihniyete Hidayet etsin Tevhid Allah’tan…

Düşmanın Değirmenine Su Taşıyan Müslüman

Legebete gavurluğu Şimdi hoca arkadaşlar bu pazartesiden itibaren camide çocuklara Kuran okutacaklar ya. Aklı evvel biri bulmuş “elif be te.. benziyor le ge be te..! Ve hemen servis etmiş “öğretmezsen çocuğuna elif be te öğretirler ona le ge be te !”   El-insaaf ! Bir de yazının altında yapmış mı o şeytanların 8 renkli bayrak resmini..! Dedim ki “eğer bizim çocuklar bilmiyorsa lgbt nedir ne değildir İlk senin sayende öğrenecekler, Bu tür düşüncesiz paylaşımlardan sebep! Hadi o lafı güzel uydurdun da o bayrak neyin nesi !? Farkında olmadan düşman değirmenine su taşımak bu olsa gerek ! Doğrusu şudur: Rüştüne ermemiş körpe zihniyetlere, safi dimağlara doğru öğretilmeden, hak ve hakikat kalplerine yerleşmeden onlara batıl fikirler, bozuk akımlar, sapık eğilimlerden bahsetmek “yapmak isterken yıkmak” olacaktır. Çünkü insan nefsi emmare taşır ve başında şeytan daima onu yoldan çıkarmak için çabalamaktadır. Sen ona ‘sakınsın diye’ batılı tasvir ederken belki de o zayıf gönül batıla meyledecek, onların dünyasını merak edecektir !?  O yüzden İmam Malik Hazretlerine sorarlar: Ya İmam çürütme amaçlı hasmın sapık görüşünü kitaba yazmak caiz mi ? Hz İmam Malik radıyllalahu anh cevap verir: Eğer o sapkın görüş yayılmış herkesçe duyulmuşsa evet, böyle değilse halkın sadece belli bir kesmi tarafından işitilmiş diğer kesimler o…

Abdülhak İbrahim El-Ahsai’den İcazet mi Almış

Allah’ın yüce Adıyla  . Seyyid İbrahim Ahsai efendi vefat etti Allah rahmet eylesin. Derecesi âli olsun  . Şimdilerde bir laf dolaşıyor: “Abdulhak adıyla bilinen Kenan Bayülgen, bu İbrahim Ahsai efendiye gelmiş, o da buna kısa sürede şeyhlik(?) icazeti vermiş! Dolayısıyla Abdulhak yakında “işte şimdi şeyh oldum” diyerek ortaya çıkabilir..” denilmekte..! . Nedir bu işin aslı ? Ve İbrahim El Ahsai şeyhlik icazeti vermeye yetkisi var mı ? Kendisi tasavvufta bilinen şekliyle “şeyh” midir ? Seyr-i süluk yapmış mı ? Hangi tarikatın hakiki bir şeyhinden icazet almış !? Yoksa arapların her hocaya ve yaşlıya “şeyh” dediği kabilden sıradan bir hoca mıdır ? Bu yazıda bu sorulara cevap arayacağız  . Abdulhak kimdir önce bir hatırlayalım: . Asıl ismi Kenan Bayülgen olan Abdulhak 1980 li yıllarda ismailağa tekkesine gelmiş Mahmud Efendiye bağlanmış ve ilerleyen süreçte Mahmud Efendi Hz nin dikkatini çekerek tarikatın istiharecisi olmuştur. Yirmi yıl kadar bu görevde kaldıktan sonra Mahmut Efendi Hazretlerinin, sonraki şeyhi tayin etmesi meselesinde Ravzaya danışması onu Medine-i münevvere’ye gönderdiği o sefer bu, dönüşte “sıradaki şeyh beni tayin ettiler” diyerek tarikata ihanet etmiştir. bunun üzerine tarikattan tard edilmese de görevinden azledilmiştir. Abdulhak Rasulullah Efendimizin manevî işaretiyle 37. Şeyh kendisi olacağını iddia etmiş, Mahmud Efendi Hz ni ve ihvanını…

Hangisi Şekilcilik: Müslümanlık Mı Kemalizm Mi ?

Allahın yüce Adıyla.. Bugünlerde gündemi meşgul eden şey.. Bir Amiral 2 metreli bir kumaşı başına sarmış. Eğer boynuna bağlamış olsaydı hiç bir sıkıntı olmayacaktı.. Ancak başına bağlayınca.. adına “sarık” dendi ve bu “şekil” sol güruhun ödünü kopardı ve adeta içlerinde kıyamet koptu.. Ne vaveylalar ne köpürmeler ne höykürmeler..! Hepsi basit bir kumaşın bir “şekil” başa dolanmasından sebep !!  Hani şekil önemsizdi !? Hani şekillerin bir ehemmiyeti yoktu ? Amiral o kumaşı fular gibi boynuna dolasaydı kimse konu etmezdi, haber değer olmazdı. Ama başına sarınca.. Evet bu “şekil” laik atatürkçülerin yüreğinde bomba etkisi yaptı. Neden ? Çünkü -onlar da biliyor ki- şekilin çok büyük manası var da o yüzden. Şekil deyip geçmeyin. Şekillerin taşıdığı manalar bu denli belirgin ve etkili olduğu için, o güruh İslama ait tüm şekilleri ortadan kaldırmayı kastettiler. Ve bu kapsamda Müslümanı kendi şekillerinden soğutmak için “şekilin önemi yoktur / İslam şekilcilik dini değildir” gibi palavralar uydurdular. Ancak bu palavralara kendileri de inanmadılar ve işte uğursuz hayatları bu şekillerle mücadeleyle geçti. Sarık şeklini sakal şeklini çarşaf şeklini ortadan kaldırıp yerine sinek kaydı surat, fötr şapka smokin dekolte şekiller ikame etmeye çalıştılar Şimdi soruyorum eğer İslam şekil dini değilse.. Ya laiklik, ya Atatürkçülük şekilcilik midir ?  Galiba öyle.. Bakın…

Cübbeli Hocanın Hurafeleri ! Uçuk Rakamlar
Hadis , İslami hayat , REDDİYELER / 7 Mart 2021

Allah’ın yüce Adıyla  Dün bir genç geldi, ülke çapında müspet bir vakıfta Arapça üzerinden medrese dersleri okuyormuş.. Söz Cübbeli hocaya geldi. Oradaki bazı hocalar Cübbeli hocaya hurafeci diyesiymişler. Öğrenciler de etkilenmişler baktım aynı ağızdan konuşuyor. Alimlere saygıyı öğrenememişler..! “Hurafe” Bidatçı zümreler zaten EHL-İ SÜNNET cemaatler için genelleme yaparak “hurafec!” demiyorlar mı ! Diyorlar. Bu itibarla.. eğer bu zamanda onların dilinde hurafeci olmak Ehl-i Sünnet olmak demekse eminim ki Cübbeli hoca da kendisinden “hurafeci” denilmesinden gocunmayacaktır. Yani onların bize ne dediği hiiç önemli değil. Mutezile bize Ehli Sünnet mi diyor? Şiya bize Ehli Sünnet mi diyor? hayır.  Şiir: “Eğer irtica Şeriat ise ** Başımın tacı olsun” Şehit Hızır Efendi R.A Bu delikanlıya bir ayar, bir saygı aşısı vermem gerekiyordu.. Epey konuştuk. Sonunda Cübbeli hocaefendiye “Hurafeci” diyenlerin hatalı olduğunu kabul etti ve kendisi de mahcup oldu. O konuşmaya girmeden önce hurafe nedir ne değildir bir bakalım. Peygamber Efendimizin anlattığı bir konu için kadınlardan biri “Ey Allah’ın Rasulü! Eğer bunu sizden duymuş olmasam hurafe derdim” der. Bunun Üzerine Rasulullah sas _”Hurafe nedir bilir misin sen ?” _”Hurafe olmamış uyduruk şeylere denir” _Hurafe beni Uzra kabilesinden bir adamın adıdır. Sözlerin en doğrusuydu onun sözleri. Cahiliyye döneminde cinler tarafından esir alındı ve uzun süre hapsedildi…

Misyoner Papazlar Taktik Değiştirdi: Tanrı yerine ALLAH

Aşağıdaki resme dikkat edin ! Önceleri misyoner papazlar Türkiye’de Allah dememek için Tanrı ismini kullanıyorlardı. “Gelin sizi tanrıyla buluşturalım..!” Tarzında reklam veriyorlardı.. Ve Tanrı derken de İsa Aleyhisselam’ı (Jesus) kast ediyorlardı elbette ! Baktılar bu çürük propagandadan Türkiyede onlara ekmek çıkmıyor.. Artık Allahı seven müslüman gençleri avlamak için Tanrı yerine Allah ismini kullanmaya başladılar !! Bu sahtekarlığa resmen başvurdular..! Eğer bizler, bu şeytanlar kadar Allah yoluna İslama davet için çalışmazsak ahirette Allaha hesap veremeyiz Reklam tüm solcu gazete ve sitelerde.. Bu resim ise evrensel net sitesine ait… Allahın laneti üzerlerine olsun Kritik Analiz: Misyoner papazlar ve Türkiyede yaşayan hıristiyan cemaatler asırlar boyu ısrarla Allah demekten kaçınırken.. Hatta bunların bir parçası mesabesinde olan laik güruhlar Allah demeyi bir zaman yasaklamışken.. ve “Allah” sanki “Müslümanlığın ilahı” imiş algısı hala avrupada amerikada kuvvetliyken ne oldu da papazlar açıktan Allah demeye başladılar ? Burada kazanan kim ? Galip kim, mağlup kim ? CEVAP: Elbette mağlup olan kilise ve galip olan Allahın Dini İslam. Çünkü bilinen bir gerçektir ki mağlub müstemleke ezik toplumlar her zaman galip toplumların jargonunu, terminolojisini kullanmışlardır. Kültürel hegamonyanın, fikirsel istilanın gereği budur. Bu zamanda İslamın sedası öyle gür öyle parlak çıkmış ki İslamın Rabbi Allah, adıyla sanıyla hıristiyan alemine galip gelmiş…

Doğan Cüceloğlu’nun “Cici Amerikalı” Yazısına Cevap

Doğan Cüceloğlu yazmış “Eğitim almış amerikalı çok cici çok iyi biri oluyor.. onunla geceyi geçirir sabaha kadar gözüm kapalı uyurum hiç korkmam ! Ama eğitimsiz amerikalılardan korkarım 5 dolar için boğazımı kesebilir! miş..” CEVAP: Alâkası yok. Eğitim almış bir kâfir daha büyük bir kafir, daha şiddetli bir zalimdir. Afganistana tecavüz edenler, Iraka tecacuz edenler, iSLAM Dünyasını kana göz yaşına boğanlar evsiz eğitimiz amerikalilar değil..! Ey Aklı zayıf, fikri isabetsiz Doğan Cüceloğlu ! Eğitim almış amerikalı gavurda gördüğünü sandığın cicilik centilmenlik karnı tok olduğu için..  Işi var parası var kariyeri var evi var aşı var eşi var.. ve karnı tok, derdi yok..! Allahsız kitapsız eğitimi onu insan yaptı sanma. Bu sanı kişiyi imandan eder. “Onlar hayvanlar gibidir” ayetini inkar etmiş olur. “Egitimsiz amerikalılardan korkuyorum” diyorsun. 5 dolar için gırtlağını kesebilirmiş.. Neden ama ? Kapitalist Amerikada sokakta çöplükte gebermeye mahkum olduğu için.. Karnı aç olduğu için ! Tespitin “Türkiyede eğitim” kısmına gelince.. Cüceloğlu “Türkiyede durum tam tersi: eğitimsiz Türk insanından hiç korkmam ondan zarar gelmez ancak eğitimli şehirli kişiler çok insafsız sadece kendi çıkarını düşünür..” demiş.. Çünkü Milli Eğitimin temeli sekülerizm, hedefi kemalizm, örneği ise batılı kafirlerdir. Bu iki İzm arasında ideolojik eğitim alan zavallı Türk insanı öz değerlerinden, İman ve irfandan…

Şefaat Ya Rasulallah Demek Caiz Mi ?

Özet: “Şefaat Ya Rasulallah” demekte bir beis bir günah yoktur. Çünkü Peygamberimizin şefaat edeceği hak ve gerçektir. Şefaat ya rasulallah diyen mümin bir iç geçirme kabilinden bir temennide bulunmuş olur. bu bir dua değildir, belki bir çağırıdır. İnsanlar bazen uzakta olana hatta ölmüş olana karşısında imiş gibi hitap ederler “ah babacığım yanımda şimdi sen olacaktın ki” diyen gibi. Buna şirk veya küfür demek ya fesattan, ya da cahilliktendir.

İslamda Köle Cariye Var mı Tartışması

Allahın Yüce Adıyla.. Bu çalışma Muammer Esen adında biri şahsında “İslamda kölelik yok! Kuranda hükümleri olsa bile!” iddiası güden her bidatçıya reddiyedir: Bidatçının fesbuktaki yazısı bu: “Kölelik hukuku Kuranda geçiyor diye haşa Allah  kölelik mi istemiş oluyor ya da islamda kölelik mi olmuş oluyor?!” Allah, yeryüzü halifesi olarak özgür yarattığı insanın köle olmasını/edilmesini hiç ister mi?!. İstemez elbette, istememiştir. Kölelik insanlığın icadıdır. Vahyin indiği ortamda da (-dönemin tüm dünyasında olduğu gibi-) kölelik (-çokevlilik gibi-) sosyolojik bir olgu olarak vardı. Ancak Allah, son tahlilde köleliğin kaldırılmasını teşvik etti, özendirdi. Tek evlilikle yetinmeyi önerdi. Ama ne yazık ki, bazıları, dönemin bu sosyo-kültürel olgularını (vāqı’) “dinin temel unsurları” gibi vehmettiler. Bunlar, Allah’ın asıl tavsiyesini/önerisini görmezlikten gelerek onu arka plana ittiler. Böylece Dinde/Şeriatte esas olan gayeler, amaçlar (maqâsıt) gibi temel ilkeler bilinmedi, bilinmezlikten gelindi; bunlar ihmal edildi, geri plana itildi. Dinden olmayan türlü yerel-kültürel pek çok şey dine dahil edildi; pekçok ikincil (fer’) meseleler dinin aslındanmış gibi muamele gördü. Oysa kölelik..gibi meseleleri dinin de öngördüğü temel haklar bağlamında evrensel ilkesel hikmet bağlamında maqâsit fikhında çözüme kavuşturmak pekâlâ mümkündür. Ha bir de Allah Kur’an’da söz konusu ettiği her şeyi onaylıyor, öneriyor değil ki.. Kur’an’da “küfür”, “inkâr”.. Ebû Lehep..de geçiyor diye HÂŞÂ onlar İslam’dan mi olmuş…

Elektrik Kesintisi Soygun Fırsatı!

Allahın Yüce Adıyla Bu yazıda biri Müslüman, diğeri gayrimüslim iki ülke halkının elektrik kesintisi durumundaki davranışlarını kıyaslayacağız ve bu sayede gerçek erdem ve övülen ahlakın modern öğretilerle mi yoksa Allaha ve ahirete imanla mı mümkün olduğunu göreceğiz Amerika’da sadece bir kentte elektrik kesilince olanlar ABD yanlısı bir derginin haberi: “..Başlangıçta bir eğlence anlayışı esiyor ve kişiler, normalin üstünde bir yardımlaşma havasına giriyorlar. Fakat saatler uzayıp karanlık devam ettikçe, zencilerin ve İspanyol kökenlilerin öncülüğünde kamu düzeni, şiddetli bir biçimde bozuluyor. Beyazlar da dahil olmak üzere daha önceden sabıka kaydı bulunmayan binlerce genç ve yetişkin, hatta kadınlar ve çocuklar, büyük çapta hırsızlık, soygun ve kundaklamalara girişiyorlar. Sonradan bildirilen sayılara göre, hırsızlıktan 1809 yer zarar görüyor. 6O’ı büyük olmak üzere, 1037 yangın (normalin altı kat ı) çıkartılıyor. Bazı binalarda yangın itfaiye tarafından söndürüldüğü halde, ardarda birkaç kez kundaklanıyor ve binalar tamamen harabe haline gelene kadar sürüyor. (New York ‘ ta her yıl 30 bin konut, kira ücretinden çok sigorta tazminatı alması garantili ev sahipleriyle anlaşan kiracılar tarafından kundaklanır.) Süpermarketler, ticari kuruluşlar ve büyük giyim mağazaları yağma edilip ateşe veriliyor. Olaylar sırasında iki soyguncu ölüyor; 406 polis, 204 sivil ve 80 itfaiyece yaralanıyor..” “..Başlangıçta jeneratörü olmayan mağazalar, bankalar vs olası yeni bir elektrik kesintisinde…

Ahireti Feda Etmek Hakkında 5 sual ve cevapları

Allah’ın Yüce Adıyla.. 1. Sual: Bugün bazı insanlar bazı haramları irtikab ederek bazı farzları terk-i tehir ederek hizmet davası gütmektedir. Bu haramlar onlara hatırlatıldığında ise “biz hizmet yolunda ahiretimizi dahi feda etmişiz” gibi bilinmedik sözler ediyorlar. Bu yaptıkları doğru mudur ? Dini dayanağı var mıdır ? 2. sual: Ebubekrin El-Sıddîk radıyallahüanh’e nisbet edilen “Allahım vücudumu Cehennemde o kadar büyüt ki başka kimseye yer kalmasın” ve Şeyhulislam Mustafa Sabri efendiye nisbet edilen: “İslam bugün öyle mücahitler ister ki dünyasını değil ahiretini dahi feda etmeye hazır olacak,” ve Said Nursi’ye nisbet edilen: “Davam için hem dünyamı hem ahiretimi feda etmişim” sözleri sabit midir ? Eğer sabitse bu ifadelerden anlaşılan “ahireti feda etmek” ne demek olabilir? 4. sual: Dünyalık menfaatlerden fedakarlık pek faziletli bir ahlaktır ve Kuranda îsâr tabiriyle medhü sena edilir, ancak Rıza-i İlahiye muvafık her salih amelin karşılığı Allah tarafından ahirette ödeneceği biliniyor ve bu fedakarlık sahiplerince pek büyük bir fazilet sayılıyorken ahiretten fedakarlık gerçekten mümkün müdür ? 4. sual: Hz Peygamber aleyhisselam ve yüce Ashabından böyle bir fedakarlık sadır olmuş mudur ? Olmuşsa bu fedakarlık ne tür amellerle açığa çıkmış, neler yapmışlar ? 5. sual: Bu tabiri daha ziyade kullanan Said Nursi merhum bundan ne kastetmiş ve bu fedakarlık ona…

Emine Şenlikoğlu’nun Çelişkileri
REDDİYELER / 7 Ocak 2021

Allah’ın yüce Adıyla  Hakikate aykırı konuşanlar mutlaka çelişkilere düşerek, ciddî potlar kırarak kendilerini ele verirler. Allah bu sayede onları deşifre eder ve hakikatı muhafaza eder. İslam âlimleri bidat ehlini böyle tanımlar “onların en belirgin vasfı açık çelişki içinde olmalarıdır. usulleri yoktur. Burada tatbik ettikleri usulü orada terk ederek çelişkiye düşerler”  Emine Şenlikoğlu hanım son yıllarda bazı ciddî, esef verici dönüşler yaşamakta. Bunlardan en önemlileri Ehl-i Sünnetin kadim öğretilerine hurafe demeye başlamış olmasıdır. Ehl-i Sünnete ait tefsirlere, hadislere fıkhi hükümlere “hurafe islamı, uydurulmuş din” yaftaları vurarak aslında nereden beslendiği, kimlerin kılıcını salladığı da ele vermiş oluyor.. Allah hidayet versin. Bir youtube videosunu dinledim, 10 dakika içinde on fecaat, çelişki ve demogoji.. Hangisine cevap vereceksin, nereden işi düzelteceksin insan şaşırıyor.. Yorumları okudum, yüzde doksan insanımız Emine teyzeye kızgın ve nasihat ediciler.. Biz de bir yerden başlayalım Emine Şenlikoğlunun çelişkisi 1: Şenlikoğlu: “Hurafecilere göre bir adam 3 kere boş ol dese haydaa! kadın bi anda boş oldu ! sanki adi bir meta, bir anda çöpe atmış gibi.. Halbuki gerçek islam’da boşanmak çok zor, çok zor, şahit gerekir şu gerekir bu gerekir! ” diyor Emine Şenlikoğlu.. 3 dakika sonra “serkeşlik yapan kadınları dövün” şeklinde verilen yerleşik manaya itiraz etmek isterken çuvallıyor: “Hayır onun manası…