Allah’ın yüce Adıyla
Dün bir genç geldi, ülke çapında müspet bir vakıfta Arapça üzerinden medrese dersleri okuyormuş.. Söz Cübbeli hocaya geldi. Oradaki bazı hocalar Cübbeli hocaya hurafeci diyesiymişler. Öğrenciler de etkilenmişler baktım aynı ağızdan konuşuyor. Alimlere saygıyı öğrenememişler..!
“Hurafe”
Bidatçı zümreler zaten EHL-İ SÜNNET cemaatler için genelleme yaparak “hurafec!” demiyorlar mı ! Diyorlar.
Bu itibarla.. eğer bu zamanda onların dilinde hurafeci olmak Ehl-i Sünnet olmak demekse eminim ki Cübbeli hoca da kendisinden “hurafeci” denilmesinden gocunmayacaktır. Yani onların bize ne dediği hiiç önemli değil. Mutezile bize Ehli Sünnet mi diyor? Şiya bize Ehli Sünnet mi diyor? hayır.
Şiir:
“Eğer irtica Şeriat ise ** Başımın tacı olsun” Şehit Hızır Efendi R.A
Bu delikanlıya bir ayar, bir saygı aşısı vermem gerekiyordu.. Epey konuştuk. Sonunda Cübbeli hocaefendiye “Hurafeci” diyenlerin hatalı olduğunu kabul etti ve kendisi de mahcup oldu. O konuşmaya girmeden önce hurafe nedir ne değildir bir bakalım.
Peygamber Efendimizin anlattığı bir konu için kadınlardan biri “Ey Allah’ın Rasulü! Eğer bunu sizden duymuş olmasam hurafe derdim” der. Bunun Üzerine Rasulullah sas
_”Hurafe nedir bilir misin sen ?”
_”Hurafe olmamış uyduruk şeylere denir”
_Hurafe beni Uzra kabilesinden bir adamın adıdır. Sözlerin en doğrusuydu onun sözleri. Cahiliyye döneminde cinler tarafından esir alındı ve uzun süre hapsedildi sonra serbest bırakıldı. O da onlarda gördüğü acaib şeyleri anlatırdı. İnsanlar onun sözlerini yalanladılar ve artık asılsız saydıkları her söze “hurafe” demeye başladılar. [١]
Avam avamdır
Görüldüğü üzere cahil insanlar aklına yatmadığı her yerde alimleri tenkit etmişler ve hatta Peygamber aleyhisselamın sözlerine dahi “hurafe” diyebilmişlerdir. Şu halde Allah’tan korkmalı ve bir şeye hurafe demeden önde, bir kimseye hurafeci yaftası vurmadan önce oturup düşünmeli: “Ben bu konuyu ne kadar biliyorum ? Sadece aklıma yatmadığı için mi reddediyorum ! Eğer böyle yapıyorsam o zaman ben aklımın esiri olmaz mıyım ! En azından alimlerin sözlerine karşı temkinli ve terbiyeli olmam gerekir..”
Gence Ayar
O gence sordum: Hurafe dediğiniz şeyler ne gibi.. mesela “kim şu duayı okusa ona 1 milyon sevap var..” demiş olsa buna hurafe der misiniz ?
Evet.
Neden ? Çünkü az amele çok fazla sevap vaad edilmiş oluyor.. ve bunun delili yok” öyle mi ?
Evet
Bak kardeşim, sana ilk nasihatım “rakamlara takılma.” Ben rakamlara hiç takılmam. Benim gözümde bir ağaç ile bir milyar sevap eşittir. Şöyle ki “şu duayı okuyana cennette bir ağaç verilecek” dense buna kimse itiraz etmez.. ama “yüz milyon sevap verilecek” dense itirazlar yükselir. Halbuki bu ikisi bir yerde aynı şey. Sen bir tesbih okusan ve bir ağaç sana verilse.. bu ağacın her meyvesi bir sevap sayılmaz mı ? sayılır. Bu ağaçtan kaç sene yemiş yersin ? Bin sene mi ? Daha fazla. Bir milyon sene mi ? Daha fazla.. neden ? Çünkü cennet sonsuz ve cennette ağacın çürümesi kuruması söz konusu değil.
Demek ki cennet nimetleri sonsuz.. Madem ki bir amel-i salih’in cennette sonsuz karşılığı (sevabı) oluyor.. “bu amelin sevabı sonsuz” demekte bu açıdan hiç bir hilaf yoktur.
Kaldı ki Cübbeli hoca bunları kendi uydurarak söylemiyor. Mutlaka muteber bir İslam aliminin kitabından görerek söylüyor.
“Ama o hadislerin hepsi sahih olmuyor bazen mevzu hadis de söylüyor..” diyenler olacaktır..
Cübbeli hocaya bu konuda itiraz edenler şöyle haksız olduklarını bilsin ki o kitapları okumak nasıl itiraza mahal değilse okuduğunu başkalarıyla paylaşmak da elbette itiraza medar değildir. Yani kitaplarda gördüğümüz amellerin faziletlerini başkalarıyla pekala paylaşabiliriz. isteyen inanır yapar, isteyen arkasını dönüp gider.
İkinci Mebhas
Aklın almadığı her hususa itiraz etmek olsaydı Kuran’ı Kerim’in bir çok haberine de itiraz etmek gerekirdi ki bu apaçık küfürdür.
Mesela Bir tek gece “Kadir gecesi” nin bin aydan daha hayırlı olması, yani 30.000 gece ve gündüzden üstün olması hangi mantık kriterine uygun !?
Böyle bir itirazla üstümüze yürüyen bir inançsıza vereceğimiz tek müdafaa “bunun Allah’ın bir vergisi olduğu ve konunun inanca baktığı.. ve Allah’a inanmayan kimseye bunu izah etmek durumunda olmadığımızı..” söylemek olacaktır.
Anlaşıldı ki aklımıza mantalitemize uymayan bir haber karşısında tavrımız onu “Hurafe” ile yaftalamak değil belki haberin kaynağını rivayetin senedini sormak olmalıdır.. Rakamlara gelince: rakama takılmak beyhude. yukarıda izah ettik
isa erdoğan
١- [عن عائشة أم المؤمنين:] أنَّ رسولَ اللهِ ﷺ حدَّثَها بحديثٍ وهو معها في لحافٍ فقالتْ: بِأَبِي وَأُمِّي يا رسولَ اللهِ لَولا حدَّثْتَنِي بِهَذا الحديثِ لظننْتُ أنه حديثُ خُرافَةَ فقال رسولُ اللهِ ﷺ: وما حديثُ خُرافَةَ يا عائشةُ؟ قالتْ: الشيءُ إذا لم يكن قيلَ حَدِيثُ خُرافَةَ فقال رسولُ اللهِ ﷺ: إنَّ أَصْدَقَ الحديثِ حَدِيثُ خُرافَةَ كان خُرافَةُ رجلًا من بني عُذْرَةَ سَبَتْهُ الجنَّ وكان معَهَمْ فلَمّا استَرَقُوا السَّمْعَ أخبروه فخبَّرَ بِهِ الناسَ فيَجِدُونَهُ كما قال
الهيثمي (ت ٨٠٧)، مجمع الزوائد ٤/٣١٨ •
٢- [عن عائشة أم المؤمنين:] أنَّ النبيَّ ﷺ حدَّثَ ذاتَ ليلةٍ نساءَهُ حديثًا فقالتْ امرأةٌ مِنهنَّ يا رسولَ اللهِ هذا حديثُ خُرافةَ قال أتدرونَ ما خُرافةُ إنَّ خُرافةَ كان رجلًا مِنْ عذرةَ أَسرتْهُ الجنُّ في الجاهليةِ فمكثَ فيهم دهرًا ثمَّ ردوهُ إلى الإنسِ وكان يُحدِّثُ الناسَ بِما رأى فيهمْ مِنَ الأعاجيبِ فقال الناسُ حديثُ خُرافةَ
محمد بن محمد الغزي (ت ١٠٦١)، إتقان ما يحسن ١/٢٤٢ • إسناده صحيح
Bir yorum
Yedi, yetmiş, yedi yüz gibi tabirat, üslûb-u Arabîde kesreti ifade ettiği için…
Lemalar S-68