Yüce Allahın Adıyla
İsmailağa Camiinde sabah akşam okunan Fa’lem Ennhu Lâilâhe İllaAllah zikirinden sonra ve Salevat-ı Devaiyye’ye geçiş öncesinde Ahzab:56 “İnneAllahe ve Melaiketehu..” ayeti okunur ve bu ayet yalnızca eûzü çekilerek okunmuş olur. Şuurlu cemaatlerin bulunduğu camilerde de keza aynı üsul tatbik edilir ve hiç bir sıkıntı itiraz olmamıştır.
Ancak son yıllarda imam olan ihvan ziyadeleşmiş olup muhtelif camilerde mescidlerde vazife icra etmeye başlayınca bazı Müslümanlar bu duruma kimi istifham ederek, kimi tenkit ve inkar ederek itiraz etmişler ve bu konu çok zaman gündeme gelir olmuştur. İsmailağa camiinde bu üsul üzere hareket edilmiş ve cami tarihi boyunca da asla değişikliğe gidilmemiştir.
Yalnız bir defa Kamil hoca efendi İsmailağa’ya ziyarete gelir ve işler biraz değişir. O günlerde olanları canlı şahitlerinden dinleyelim.
İsmailağa Camii Müezzini Hamza hoca şu bilgileri kaydediyor:
“Ben buraya İsmailağa Camiine 2001 yılında müezzin olarak geldiğimde “İnneAllahe ve Melaiketehu” ayeti Besmeleyle birlikte okunuyordu. Bir müddet böyle devam etti sonra efendi Hz bize talimat verdi “Bundan sonra besmele çekilmeyecek” tabi ki Efendi Hz bunları kaynaksız söylemiyor. Bundan iki sene evveldi Salih hocam bu konuda kitaptan malumat okudu “oradaki kaide tek bir ayet okunduğu zaman sadece eûzu okunur” diye kaideyi gösterdi. Efendi Hz bunu yıllar öncesinden bize söylemişti, biz bunu yapıyorduk. Aynı şekilde Cuma hutbesinden önce okunan ayete de yine sadece eûzu ile başlıyoruz.”
Akabinde İhvandan Salih Diner şöyle aktarıyor :
“Aslında bunun da öncesi var. Zannedersem Kamil hoca idi, İsmailağa’ya geldi, Efendi hazretlerimiz ile müezzinlik mahfili önünden geçerken o anki müezzine “Bakın Efendi hazretlerinin yanında söylüyorum. İnneAllahe ve Melâiketehu” ayetinden önce sadece eûzu çekmeyin, besmele de çekin” dedi. Oradakiler Efendi hazretlerine baktılar, Efendi hazretlerimiz “öyle yapın” buyurdu. Sonra dediğiniz gibi, bir müddet böyle devam edildi. Sonra yine eskisi gibi okunmaya başlayınca, ben müezzinlikteki hocaya sordum -Kamil hocanın itiraz ettiği günde de mahfilde o vardı, Dramanda bir kurs hocası, ismini hatırlamıyorum- bana dedi ki “O mesele hakkında Efendi hazretleri araştırma yaptırmış, yine eskisi gibi devam etmek uygun olanmış, bize de öyle talimat verdiler; yine eskisi gibi devam ediyoruz”
Meselenin Delili
Yüce Allah Kuranda “Kuran okuyacağın vakit hemen şeytan-ı racimden Allaha sığın” [Nahl:98] buyurur da ve “besmele de oku” buyurmaz. Meselenin delili budur. Yine Tövbe Suresi Besmelesiz başlamaktadır. Kuran okurken besmele çekmek zorunlu olsaydı bu surenin başında da besmele mutlaka olurdu. Vaaz sohbet esnasında nasıl ki bir ayet okunacağı zaman hızlı bir geçiş yapmak için hatipler sadece “Esteğizu billah” derler.. besmele çekmeden derhal euzü ile ayeti okurlar, burada da öyle yapılmış oluyor.
Peki o ayetin evvelinde besmele okunsa ne olur ? Hiç bir şey, dileyen okuyabilir. Ancak okunmadığı durumda da öyledir; bir sünnet, bir edep terk edilmiş değildir. Dolayısıyla kimsenin “neden okumadın” diye itiraz etmeye hakkı yoktur. Zira bu itiraz aslında Kurana döner. “Ey Allah! neden Kuran okuyacağımız vakit eûzu besmele çek demedin! demeye gelir ! Aslı edepsizlik budur ve kimsenin haddine değil.
Mahmud Efendi Hz’nin Güzel Ahlakı
Yukarıda aktarılan kıssada imam Mahmud efendi Hz’nin güzel ahlakını da temaşa etmiş olduk. Şöyle ki
1) Efendi Hz toplum içinde bir hocayı rencide etmiyor. “Kamil hoca sen mi daha iyi biliyorsun biz mi!?” demiş olsa Kamil hoca oracıkta mahcup olacaktı.
2) Bir kişiyle toplum içinde tartışmaya girmiyor, tartışma zemini oluşturmuyor. “Sen mi daha iyi biliyorsun” diye ona terbiye vermiş olsa ve o da yeniden itiraz etse “ama ben bu konuyu araştırdım” dese nahoş bir durum meydana çıkacaktı..
3) Efendi Hz Bir hocanın sözüne itibar ediyor ve şeyhlik hakkını hiçe sayarak hocanın sözüne gidiyor “dediği gibi yapın” buyurarak yüksek bir tevazu sergiliyor.
4) Efendi Hz Hakkı kabul ve teslim ediyor, bir hocanın o anlık doğru mülahaza ettiği tebliği karşısında hakka tabi oluyor ve hakkı yerine teslim ediyor, bir hocanın sözünü 30 yıllık üsulüne tercih ediyor.
5) Meseleyi öylece bir tek kişinin mütalaasına terk etmeyip ilim adamına yakışır bir tutum içinde tekrar araştırıyor, hakkın peşini bırakmayıp hakkı ihkak ediyor.
6) Hak ve hakikat tebeyyün ettikten sonra meseleyi ayağa düşürmüyor, “cemaat, şöyle oldu, sonra böyle oldu” gibi sözlerle umuma ilan etmeyip sadece müezzinlere hususi bir talimat vererek tartışma ve dedi-kodu durumlarına meydan vermiyor.
Allahım bu Allah dostundan ve yüksek ahlakından bizleri ayırma. amin.
isa erdoğan
Yorum Yapılmamış