Üç beş dinsiz birleşmiş ve böğürmüşler, Hakkın Emrine, Dinime sövmüşler: ‘Kurban müslümana bayram.. hayvanlara katliam imiş!! ” ‘bayramınıza kan bulaşmasın’ mış ‘Bayramınız kansız olsun’ muş ‘Bayramda cellat olmayalım’ mış ‘En büyük ibadet yaşatmak’ mış ‘Can alma can ver bayram et’ imiş ‘Kansız ibadete evet’ demiş! CEVAP: Ey merhametsiz aşağılık domuzlar.. Siz ne hayvan herifler.. Ne akılsız mahluklarsınız ki.. Aç muhtaç insan evladını değil Hayvanları savunursunuz ! Çünkü soy soya çeker.. it ite Eğer Allah sizi o an o hayvan yapsaydı Eminim ki o can kurban hayvanlar bile Sizi aralarına kabul etmez Sizi boynuzlar ve teperlerdi. Çünkü sizden ne Allaha kurban olur Ne insana gıda, ne hayvana eş.. Sizden olsa olsa..ancak olur Leşşş 2. CEVAP: Ey dinsiz imansız rezil eşşekler Hakikat budur ki : İnsan da Hayvan da yüce Allahın.. sana ne ! Mal mülk Onun, Emr-u ferman Onun.. size ne ! O emretmiş bu ser-ayini Kurbanı.. bizle re O istemiş bu şehrayin-i bayramı.. daha ne ?! 3. CEVAP İki yüzlü gavurlar dilsiz şeytanlar sizi.. Asıl katliamı yahudi hiristiyan yapınca budist Ağzı gözü b.ka sıvanmış domuz gibi Kör sağır olur görmezsiniz Çünkü ehl-i küfür tek millet topu zillet Siz kitapsız atesitler illet ki ne illet Onlar çamları bir bir devirirken Fokların…
Bismillah Soru: Allah Rasulunun haram/farz koyma yetkisi var mıdır ? Cevap: EVET Ehli Sünnet vel Cemaat nezdinde 4 olan Edille-i Şer’iyyenin ikinci ayağı Sünnettir Yani ilahi hükümler ( farz vacip sünnet mustehab haram mekruh mufsit mübah) Kurandan sonra Sünnet ile bilinir. Sünnet; Allah rasulunun söz fiil ve ikrarlarıdır. Ona bi-had salatü selam olsun Bu sebeple Peygamber Efendimizin Ehli Sünnette sıfatı/ünvanı: Şaari dir. Yani Şeriat Koyucu. Çünkü Ehli Sünnet bilir itikad eder ki Rasulullah Allahın dini hakkında Kuranda olmayan bir hüküm verdi ise bunu kendi hevasından yapmamıştır. (Necm:3-4) Yine Allahtan bir vahiy ile yapmıştır. Kuranda yazılı olmayan bu vahiy türüne Vahy-i Gayri Metluw denir. Din ile alakali hadisi şerifler bu tür bir vahyin sonuçlarıdır. Kuranda olandan başka Allah Rasulüne vahiy gelmiş olduğunun yüzlerce delilinden bir tanesi: “Doğrusu, biz, yüzünün semaya yöneldiğini, orada şekilden şekile geçerek, aranip durduğunu görüyorduk. Artik seni hoşnut olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Haydi bakalım, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. Siz de ey müminler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa doğru çevirin! …” [Bakara: 144 (Elmalılı) ] Bu ayet önceki kıblemiz Mescidi Aksa’nın değiştiğini haber verir. Allahın yeni emri (Farz) “Namaz kılarken artık Kabeye dönün” şeklinde. Önceki Farz ‘Mescidi Aksaya doğru dönün’ şeklinde Kuranda bir ayet ise yok. Peki…
Din eğitimini oryantalist öğretiler gölgesinde almış olan bazı ilahiyatçılar şimdilerde ‘Dini’ olan ile “olmayanı” tespit etmede yeni bir yöntem geliştirmişler: “Dini bir olgu, eğer halkı saptırmada kullanılıyorsa, o oluşumu değil, olguyu yok et, kısa yoldan o sapık akımdan kurtul !” saçmalığı !! işte adamların bilimsel! metodları bu !! Fet. liderine müritleri MEHDİ nazarıyla bakıyormuş, onun ahir zamanda çıkması beklenen Mehdi olduğuna inanıyorlarmış ya! Bu yüzden İslamda Mehdilik fikrini kırmak, yok etmek gerekirmiş ki bir daha FET. gibi sapık oluşumlar olmasın mış ! Dünyada ilim adına Din adına uydurulmuş bundan daha tutarsız daha saçma bir yöntem yok! Koskoca profesörlerin televizyon önünde utanmadan sıkılmadan söylediği şey bu.. Bu ipe sapa gelmez yöntemin çürüklüğünü ispat için akademiye gitmek yüksek tahsil yapmak gerekmez. Basit bir iki soru sormak yeterli.. Soruyorum Amerikada beslenen iskender Evrenesoğlunun kendine ‘rasul’ dedirttiği gibi Fet cemaati liderine bağlıları ‘peygamber’ deselerdi “islamda peygamberlik yok!” mu diyeceksiniz !? Ona aynı zamanda muceddit diyorlar.. Islamda muceddit yok! mu diyeceksiniz!? Onun bir alim olduğuna inanıyorlar. Şimdi de islamda alim sınıfı yok! mu diyeceksiniz !? Doktorun öğretmenin sahtesini de çok gördü bu millet ama bu yüzden kimse ne öğretmenlere sövdü ne de öğretmenlik mesleğine.. Yolunu şaşırmışın biri kendini Mehdi olarak tanıttı diye Mehdilik makamına sövmek…
Adıyaman Cizrede bir kamyon dolusu bomba patlatıldı. Kilometreler ötesinde tesirini gösterdi ondan fazla insanımız katledildi onlarca insan yaralandı.. Bir mumini kasten öldürenin cezası ebedi cehennem.. Cehennem yeter teroristlere. Burası işin ahiret tarafı.. Dünyada Türkiye siyasetinde teröristlerin garazı hedefi ikidir. Patlatılan bombalar iki şeyimize su-i kast ediyor: 1) Birliğimize 2) Nüfus varlığımıza Bu durumda halk olarak düşmanın hedefini hain kastını 2 tedbir ile yok etmeliyiz: 1) Daha ziyade kenetlenerek 2) Nüfusumuzu çoğaltarak Yapılan terör faaliyetleri, patlayan bombalar halkı gerip birbirine düşürmek, taraflar suçu biri diğerine atmak suretiyle kaos ortamı oluşturmak için yapılıyor. Bu durumda düşmanın planını suya düşürmek umduğunun tersini eline vermek için daha çok kaynaşmalı ve kenetlenmeliyiz. Kürt Türk ayırt etmeden mezhep fikir ideoloji farkı gözetmeden vatandaş olmak ortak paydasında birleşmeli komşuluk hakkı için birbirini kollayıp mudafa etmelidir. Bu tür terör olayları özellikle siyasi malzeme yapılmamalı. ‘Hükümet istifa etsin, B partisi hükümet olsun! gibi ucuz propaganda aracına dönüşmemeli. B partisi hükümet olsa bomba katılamayacak mıydı? ‘Hayır patlamazdı’ diyorsan demek ki bunu siz patlatıyorsunuz!! Nüfus Gücü Terör faaliyetlerinin ikinci bir garazı nüfusu kırmak, bu sayede gücümüzü zayıflatmak! Bu hain garaza vereceğimiz en guzel cevap NÜFUSU ÇOĞALTMAK . Iki çocuğu olan 3.sünü yapmalı 3 çocuğu olan 4.yü yapmalı. Kadınlar çocuk doğurup büyütmekten üşenmemeli….
Dindar nesil.. Allaha kulluk edecek kutlu nesil.. Ahiretini kurtaran cennetlik nesil.. Dünyayı da Cennete çevirecek nesil.. Darbeci hainlere iman dolu göğüsünü siper eden nesil.. AKP hükümetinin projesi.. Bu nurlu proje dinsiz donsuz laik tayfayı fena rahatsız etti. Her fırsatta gocuntularını dışa vurdular. Bu projeye sövmek, dindarı dövmek için fırsat kolladılar. Şimdi güya bir fırsat buldular: Darbeci FETO, paralel örgüt, hezimet hareketi’ “Bunlar da dindar ya hani.. Bak dindar nesil yetiştirirsen sonunda darbe yaparlar! O yüzden bütün dindarlar potansiyel darbecidir! Yaşasın dinsizlik!” Ey şeytandan daha şeytan cehenneme laik sahtekar ! Bu millet balık beyinli ha! her şeyi unuttu! her zokayı yuttu mu sanırsın !? İşkembeden sallayarak utanmadan konuşursun..! Bundan önce yapılmış tüm darbeleri kim yaptı? Senin gibi dinsiz kamalist laik tayfa yapmadı mı ? O zaman neredeydin ? Neden dinsizlige laikliğe kemalizme sövmedin ? Demek ki senin derdin milli iradeyi savunmak, darbeyi darbeciyi kınamak değil. Senin derdin Dine salya sümük saldırmak, fırsatını bulsan dindara mermi savurmak!! Ama geçti o devran.. Smokin altından sopa gösterince arkasını dönüp kaçan ezik bir halk yok artık.. O sopayı elinden alıp o dinsizin arkasına depen aslan yürekli kükremiş Dindar bir Nesil var artık.. Ona göre ! YA ALLAH BİSMİLLAH ALLAHÜ EKBER !!
MEHMET GÖRMEZ İLE ÜMMETİN MESELELERİ ÜZERİNE TARİH: 18 AĞUSTOS 2016 RÖPORTAJ Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ile ümmetin meseleleri üzerine muhâsebe… Ahmet Taşgetiren: Muhterem hocam yoğun bir gündeminiz var. Bu yoğunluk içerisinde ufuk turu diyebileceğimiz bir sohbeti kabul buyurup, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Hocam İslam’ın mesajının topluma taşınması Diyanetin gönüllüleriyle oluyor. Siz onlara ‘atanmış din görevlisi yok, adanmış din gönüllüsü olacağız’ diyorsunuz. Mihraplarda, kürsülerde, minberlerde sayıları yüzbinleri bulan, sizin tabirinizle ‘din gönüllüsü’ istihdam ediliyor. Bunlar imam hatip liseleri, ilahiyat fakülteleri, belki son zamanlarda bir miktar doğu, güneydoğuda medreselerde eğitim alıyorlar. Bu eğitim kademelerinin yetiştirdiği insanların kaliteleri, eğitim seviyeleri yeterli mi? Çünkü siz camileri bir sosyal merkez gibi, toplum hayatının merkezi gibi düşünüyorsunuz. Bu ne oranda sağlanabiliyor. Bu noktada tespitleriniz nelerdir? Prof. Dr. Mehmet Görmez: Çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun. Bu soru hayati bir soru. Geleceğimiz açısından çok önemli. Doğrusu bizim medeniyet tarihimizde mihrap görevlisi, minber görevlisi, yahut din gönüllüsü dediğimiz insanlar mihrabın dışında bir yerde yetişmemişlerdi. Mihrabın içinde yetiştiler. Kadim geleneklerimizde mabed ile medrese iç içeydi. Mihrap kendi imamını yetiştiriyordu, minber kendi hatibini yetiştiriyordu, kürsü kendi vaizini yetiştiriyordu. Fakat modern zamanlarda, yani medrese – mektep ihtilafı ortaya çıktıktan sonra, daha çok caminin dışında bir…
Prof. dr. Osman Özsoy darbe girişiminden bir ay önce darbeyi apaçık haber veriyor: “Şu an Türkiye dibe vurdu biraz daha vursun sorun değil Türkiyeye hiç bir şey olmaz çok kısa zamanda her şey yoluna girecek. Keşke profesör olacağıma bir albay olsaymışım düzelme sürecine daha çok katkım olurdu.. Bu kadar söylüyorum işte..!!” Yani kısa zamanda askerler darbe yapacak diyor açıkça..
Allahın Adıyla Bugün 26 tem 2016.. 15 temmuz darbe girişimi üzerinden 10 gün sonra. Tayyip hükümeti darbe kalkışmasını milletin can-huruş mudafaasiyla birlikte bertaraf etmiş, darbe şokunu üzerinden atmış ve sıra darbeci generalleri erleri memurları hatta yardım eden sivilleri tevkıf edip sorgulama süreci başlatmıştır. Cemaate ait tüm binalar yurtlar dershaneler evler basılıyor insanlar kelepçeler içinde karakollara mahkemelere götürülüyor.. Cemaatin ibadet eden alt tabaka üyeleri.. bazıları tanıdık, bazıları eski arkadaşlarımız, akrabalarımız. Üzerimizde hakları var, iman ve karabetten kaynaklanan.. Onlar düştüler ve düştükleri çukurdan bize ‘lütfen yardım edin’ hissiyatı içinde gözlerimize bakıyorlar Peygamber Efendimiz sas : “Kardeşinize yardım edin; zalim de olsa, mazlum da olsa yardım edin” deyince sahabeler: Ya Rasulallah mazluma yardım etmeyi anlıyoruz da zalime nasıl yardım edeceğiz ? diye sormuşlar, Allah Rasulu sas: Elinden tutup zulmünü engelleyerek.” Buyurmuştur. Bu yazı, ilgili hakların ifası için uzattığım son el. Onlara alışık oldukları türden bir yardım yapmak istiyorum; sınav sorularını vereceğim. Şimdi bir çoğu işinden maaşından oldu, soruşturma geçiriyor, sorgulanacaklar.. Uzun yıllar hapishanelerde çürümek, aile ve çocukları perişan olmak söz konusu.. Sorgu esnasında ne söylemeliler ? Nasıl hareket etmeliler ? Nasıl ederlerse mahvettikleri hayatlarını yeniden kazanabilirler ? Anadolu halkıyla nasıl yeniden karışabilir ? Ve en önemlisi Ahirette nasıl kurtulurlar, anlatmak…
Allahın yüce Adıyla.. Türkiye’nin Tayyip Eroğan’la kazandıkları ♥ En önemlisi Dine ve Dindara büyük bir hürriyet temin etti. Tayyip öncesi dönemde Müslümanlar asker polis baskısı altında kendi ülkesinde garipti.. ♥ İlk okullara Kuran dersi soktu. Karşı-devrim niteliğinde büyük bir başarı bu ♥ Andımız denen küfrü ilkokulda iptal etti. Körpe zihinleri zehirden kurtardı. Bu da devrim niteliğinde. ♥ Tek tip kıyafet zorunluluğunu okullardan kaldırdı ve başörtusu ta ilkokulda serbest oldu. ♥ Hafızlık kurslarının önünü açtı. İlkokul ve ortaokulda ara verip hafızlık yapabiliyor çocuk sınıfta kalmadan hemde.. ♥ Dershanecilik furyasını bitirerek millî eğitimin onurunu yükseltti öğrenci ve velileri dershane kıskacından kurtardı ♥ Sağlıkta büyük devrim gerçekleştirdi. 18 altı bedava. Gerisi cüzi parayla sigortalı oldu. Hastaneler modernleşti 15 saat yerine 15 dakika bekliyorsun.. ♥ Türkiyenin ulaşım imkanları gelişti; duble yollar, ucuz uçaklar, havaalanları, metrolar, deniz otobüsleri köprüler.. Öncesinde seyahat bir işkence ve günlük trafik kazası ölümleri haberlerin rutini idi. ♥ Paradan 000.000 (altı sıfır) attı. Elde tutulur hesabı yapılabilir bir paraya sahip olduk. Türk parası değer ve itibar kazandı ♥ Enflasyonu tek hanelere kadar indirdi bu sayede milyonlarca vatandaş ucuz kredi, kolay finans fırsatıyla ev araba sahibi oldu. Bu dönemde altın günü/imece usulü finans sağlayan Fuzul evim, Emin evim türü şirketler türedi ve…
Allah’ın Adıyla.. Alpaslan Kuytulun başını çektiği bu Furkan Vakfının fitneye meyyal uyumsuz ve marjinal tavrı daha önce konu edildi, uyarılar yapıldı. Geçen Ramazan Bayramında (05.07.2016) aynı vakıf bildik tavrını ve fitneci duruşunu sürdürdü ve uyarılarımızda haklı olduğumuzu gösterdi. Bütün Türkiye salı günü Ramazan Bayramı yaparken bunlar “nasipsiz köpek bayramda oruç tutarmış” atasözüne uygun olarak bayramda oruç tuttular ve fitnelerini de utanmadan dine yamamak istediler. Güya bir basın açıklaması yaparak salı günü oruç tutacaklarını çarşamba günü bayram yapacaklarını, bunu yaparken de dünya Müslümanları ile ortak hareket edeceklerini! çünkü Hilal’in görülmediğini! böyle durumlarda ramazanın 30’a yükseltilmesi gerektiği vs söylediler. Birincisi: Bir ülke halkının kendi içinde birliği koruması Din-i İslamın, Sünnet-i Rasulullah’ın en büyük ve en önemli kaidesidir. Kurana ve Sünnete bu kadar açık muhalefet eden sonra sünnete uymaktan bahseden Furkan Vakfının tavrı alçakca münafıklıktır. İkincisi: Hilal ehlince görülmüştür. Diyanet Teşkilatı ilgili kurumun raporunu baz alarak bas bas bağırıyor Hilal Amerika kıtası güneyinde oluştu uzmanlarımızca tespit edildi, işte açısı konumu, işte resimler diye.. Nitekim İslam tarihinin hiç bir döneminde hilal halk tarafından görülmemiş, sayılı uzman bilgili kişilerin dikkatli gözlemleriyle çok kısa bir zaman dilimi içinde görülmüş ve saniyler içinde yeniden ihtifa eylemiştir. Ve Tarih boyunca Orucu ve Bayramları mevcut Yöneticiler…
Mesud Akgül adında bir şahıs bir yazı yazmış Erbakan merhumun sağlığında yaptırdığı bir araştırma ve rapordan bahsediyor. Bu sözde rapora göre “Beykozda inşa edilen külliyenin arkasında Rum Patrikhanesi varmış hatta inşaatı onlar finanse ediyormuş. Maksat ismailağa cemaatini fatihten söküp atmak ve böylece sur içi denilen bölgenin bütünüyle patrikaneye kalmasını sağlamak ve işte sonuçta ekumenlik elde etmek imiş. Bunun için Beykoz Çavuşbaşında yapılacak kulliyeye en çok patrikhane sahip çıkmış ve para desteği bile vermiş.. Plan başarıya doğru gidiyormuş Erbakan vefat edince planın önünde engel kalmamış ve ismailağa cemaati Çavuşbaşına taşınmaya başlamış !?” CEVAP: Masa başında basit kurgularla yazıldığı belli olan bu yazının ve de o raporun aslı yoktur. Şimdiler bu sahte rapor elden ele dolaşmakta ve okuyan dostlar itibar edip önce bir irkiliyorlar ve sonrasında hemen paylaşma yoluna gidiyorlar ! Gerçek ise şöyle: Balattaki Fener Rum Patrikhanesinin ve yunanlılardan oluşan cemaatinin çevresindeki gayri menkulleri satın alıp patrikhaneyi büyütme çabası içinde oldukları doğrudur. Son yıllarda patrikane çevresinde bir hareketlilik olduğu da doğru. Ancak.. İsmailağa Cemaatinin Beykoza taşınmak gibi bir niyeti veya teşebbüsü hiç olmadı. Evet şeyhimiz temiz havaya ihtiyacı olduğu için oraya taşınmıştır. ve bizler kalabalık seferler halinde onu orada ziyarete de gitmekyteyiz bu anlamda orada ciddi bir canlılık ve insan sirkülasyonu…
Bu yazı Ferit Aydın adında birine reddiye olarak yazılmıştır. kendini beşik şeyhi iken şeyhlikten istifa eden biri olarak tanıtan ferit daha bu lafıyla Tarikatta “şeyh” olmanın ne olup ne olmadığını bilmediğini açığa vurmuştur. Çünkü şeyhlik beşikte verilecek şey değildir. Sözde kitabı “Tarikatta Rabıta ve Nakşibendilik” yalan iftira aldatma ve çelişkiler dolu bir müsveddedir. Bu yazıda kısaca ispat edildi