Allah’ın yüce Adıyla
KÂBE veya BEYTULLAH
Yeryüzünde Allah’ın Zatını temsil eden tek bina. O yüzden ibadet ona doğru yapılır, o yüzden Kâbeyi ziyaret Allah’ı ziyarettir, Hacer’i istilam etmek ise Allah’ın elini saygı ve sevgiyle öpmektir. Kabe, Allah’tan başka ilah olmadığı ve ibadetin yalnız Allah’a yapılacağını ifade eder. O yüzden “alemler için bir Hidayettir çok mübarektir” (3:96) Kabe yeryüzünde insanlığın faydasına yapılmış ilk yapı ilk Mescit (3:96) Adem aleyhisselama kadar uzanır. Zamanla duvarları yıkılmış etrafı ıssız kalmış ta ki Hz İbrâhim gelir temellerini bulur Oğlu hz İsmail ile üzerine duvarlarını yeniden örer Kâbeyi yükseltir. (2:127)

Kuran ve Şeriata göre Umre
Mekke döneminde Rasulullah efendimiz (salât ve selâm ederim) namazını Kabeye doğru kılar. Medine’ye geçince li-hikmetin yüzünü Beytilmakdis’e dönmesi emredilir. 17 ay da o cihete doğru kılar namazını. Sonra Rasulullah efendimizin yoğun talep ve duasıyla yeninden Kabe’ye dönerler (2:145) Bu değişiklikler çok hikmetler ihtiva eder, iman edenle tereddüt eden, ittiba edenle isyan eden birbirinden ayrılır (2:143).
Ve ayrıca bugün bize atılan bir iftira “Müminler Kabe’ya ibadet ederler! Kâbe haşa ki bir sanem!” olmadığı, bilâkis Allah’ın emriyle bir kıble olduğu aleme ilan edilmiş olur.
O yüzden namaz kılan mümin evinde kıble cihetine Kabe resmi, maketi koyması bidattır.. doğru değildir.
İmam Mahmud efendi hazretlerine Kabe motifli bir seccade sererler üzerinde namaza durmaz “kaldırın bunu” der. Bazı arkadaşlar bunu Kâbe suretine tazim ettiğine yorar. Olabilir, ancak bizce asıl sebep geride söylediğimiz husustur: Kabe’nin mescdün-lehu değil mescûdün-ileyh’i olduğu.. Vesileyi maksada dönüştürmemek gerektiği.. Ayrıca üstad tasvir işine öteden beri mesafeli olduğu kadim ihvanı tarafından bilinir.
Kâbe aslında basit bir vesile de değil. Üzerinde çok büyük tecelliler, fuyuzati ilahi, mevhibei Samedani indiği Allah dostları tarafından ifade edilir. Tasavvuf yolculuğunda salik iseyrinin ileri merhalelerinde “Hakikat-i Kabe” dersi alır. Namazını biiznillah yoluna koyar, içini doldurur..
Kabe’de Namaz 100.000 kat üstündür. Rasulullah’ın Mescidi hariç. “Beytullah’ı sevap kaynağı kıldık” Sadece bu olsaydı gelmeye masraf etmeye değerdi. Lakin Allah’ın emri var “İnsanlardan gelmeye gücü yetenler üzerine Beytullahı haccetmek Allah’ın hakkıdır” Bu ayet şartları zorlamak/değerlendirmek gerektiğini söyler. “Napiym kuraya girdim çıkmadı” rahatlığı üzerine yatmamak gerektiğini. Çünkü bunun dışında çok yol var. Yeter ki insan gerçekten istesin..
Mahmud Efendi Hz Hacca umreye her yıl gidiyordu, kendisi ve beraberindeki heyet. Cahilller bunu dile doladıkları haberini almış ki mübarek mihrapta açıklama yapmak zorunda kalmıştı
“Bazıları “Neden böyle her sene hacca gidiliyor bu kadar masraflar ediliyor” diyorlarmış “Arkadaşlar evvela biz oraya gitmekle bütün dünyadan gelen ihvanla müminlerle görüşmüş oluyoruz. Hem Rasulullah efendimiz manada buyurdular “buraları boş bırakmayın”
Demekki Ulema umera ve Meşayih’ın Kabe ziyaretleri avama benzemez. Onlar orada Hall-i Akd meclisleri tertip ederler ümmetin meselelerini dava ve muşavere ederler. Biz de dünya müminleri ile kaynaşmayı anlaşmayı sevilişmeyi öğrenmeliyiz. Doğrusu kime el uzatsan selam versen tebessümle cevap veriyorlar diyalog/muhavere ihtiyacını anında izhar ediyorlar.
Ayrıca hiç bir meclis olmasa yalnız Kabe ile cem olmak, Ravzaya mulaki olmak bile başlı başına bir hall-i akd vesilesi. İmam Mahmud efendi Hz nice büyük müşkillerini hall için ya kendisi, sağlığı el vermediyse vekillerini göndermiş ve meseleleri hall olmuştur biiznillahi teala. Halifesi Şeyh Hasan Efendi Hz bunun semeresi..
isa Erdoğan
dvm ediyor..
Yorum Yapılmamış