İslam’da Boks Kingboks Neden Caiz değil

Allah’ın yüce Adıyla.. Çünkü İslam Peygamberi Muhammed aleyhisselam dövüşte/savaşta bile yüze vurmayı nehyetmiştir. Buhari Müslim hadisi “Sizden kim dövüşür/savaşırsa yüze vurmaktan sakınsın”  Gerçek savaşta bile yüze kastetmek caiz değilse.. nerede kaldı -güya spor için- yüze yumruk atmak !?  ١- [عن أبي هريرة:] إذا قاتَلَ أحَدُكُمْ فَلْيَجْتَنِبِ الوَجْهَ.   • [صحيح] • أخرجه البخاري ، ومسلم • imam Nevevi hadisin şumulünden “..Hatta hayvanın dahi yüzüne vurmak caiz değildir. terbiye maksatlı da olsa evladın hizmetçinin yüzüne vurmak hayli hayli haram” hükmünü çıkarmıştır. İslam alimleri yasağın gerekçesini açıklarken şöyle demişlerdir “çünkü yüz insanın en muhterem azasıdır yüz insanın kimliğidir yüze vurmak insan için en önemli duyu organlarına zarar verir görme konuşma işitme idrak etme gibi..” boks işi ile uğraşanların sonunda felç olmaları islam alimlerinin ne kadar haklı olduklarını ve tespitlerinde ne kadar isabetli olduklarını göstermeye yeterlidir İlgili hadisin Müslim kaydında Allah Rasulüne isnaden şöyle bir gerekçe beyan edilmiş:  “Çünkü Allah Adem’i kendi sureti üzere yarattı” [٥] Şekilce benzemekten münezzeh olduğu halde..  ٥- [عن أبي هريرة:] إذا قاتلَ أحدُكم فليجتَنبِ الوجهَ فإنَّ اللَّهَ خلقَ آدمَ على صورتِهِ ابن خزيمة (ت ٣١١)، التوحيد ٨٤‏/١ • أخرجه مسلم (٢٦١٢) Soru: “Melekler onların canını aldıkları zaman yüzlerine ve arkalarına nasıl vururlar.. (bir bilsen)”  فكيف إذا توفتهم الملائكة…

Hızır Efendi Hocamızdan Öğrendiklerim

Allah’ın yüce Adıyla.. Hızır Efendi Kuddise sirruhu hocamızdan herkes gibi umumi istifade etmek yanında her hafta mutad olarak İsmailağa Medresesine (Kubbealtı taş Medreseye) tasavvuf dersimize girmekle (1995-96) kendilerinden hususi olarak istifade ettik ve bu cihetle Hızır Efendi bizzat hocamızdır.  Burada hususi/umumi ifadelerini tefrik etmeksizin kendilerinden duyup işittiğim her türlü malumat kırıntısını aktaracağım ki ilim bizimle zayi olmasın. O yılları idrak eden ihvan/hoca arkadaşlarımızdan temennimiz tespit ettikleri varsa eksik hatalı sözlerimi yorum kısmında belirtip bizi ihtar ve tashih etmeleridir çünkü “aklı beşer nisyan ile maluldur” Sözünün tesiri Hızır Efendi hocamız nefesi kuvvetli sözü ziyade tesirli idi. Tıptan umudunu kesmiş bazı hastaları doktorlar Hızır Efendiye gönderir o onları okur Allah’ın izniyle şifa bulurlardı. Yine manevî maraz kapmış faraza kendini Mehdi zanneden İsa Peygamber zanneden hastaları Hızır Efendi hocamıza getirirler, o onlarla hasbihal ederek uyandırır içine düştükleri o halden biizniAllah çıkarırdı. Kendisi anlattılar “Biri geldi ‘ben isa peygamberim’ diyor.. Başladık sohbet etmeye hoşgeldin hoşbulduk. Nerelisin şuralı. kimlerdesin ? filanca sülaleden. Baban kim ? Hüseyin Ağa derler..” Hah bak işte isa peygamber değilsin onun babası yoktu. Adam uyandı gitti.  Hızır Efendi Hocamızla ilgili Bazı Kıssalar Bizzat kendisinden şöyle dinledik “İsmailağa’ya Mahmud Efendi Hazretlerine geldim bana sakal bırak sakal bırak diyor, ben direniyorum.. Bir gün…

Hızır Efendi Kimdir ? Hızır Ali Muratoğlu

Allah’ın yüce Adıyla.. İsmailağa’nın 1. mihrap şehidi Hızır Efendi kimdir !? Haliyle merak ediyor yeni yetişenler, Hızır’a yetişemeyenler. 1942 Rize doğumlu olan Hızır Efendi hocamız, Mahmud Efendi hz’nin biricik damadıdır. Allah dostları sıradan kişileri damat edinmez.. Buradan bilmeli evvela kadr-i faziletini. Hızır Efendi Çukurbostan camiinin imamı, Rabbani bir islam alimi, samimi bir müslüman idi. Mahmud Efendi Hz’ne damat olmakla halinde tevazusunda bir değişiklik olmamış -bilmeyen onu sıradan bir mürid zanneder- mahfiyet sahibi hakiki bir tasavvuf eriydi. Hocalar, müridler arasında fazileti, tefevvuku herkesçe müsellem muttefekun aleyh bir zât idi. Belki şehadetine sebep husus da bu oldu; Cümle alemin teveccühünü üzerinde toplamış olması..! {haşiye} Bu itibar ve teveccüh, bir zaman öyle bi raddeye varmış ki kendisi bundan rahatsızlık duymaya başlamış. Müritlerin teveccühünü kırmak, ilgi ve iltifatı kendine değil, Şeyh efendiye yöneltmek için Hızır Efendi hocamız sokakta çorap satmış, yazın dondurma satmış. İşe yaramış da.. Çok zuhurat gören hal ehli bir muridine Şeyh efendi şöyle demişti “Bu hallerini gizle. Bak filan kişi gizleyemedi ihvan ile aramda set oldu, Hızır Efendi ise gizledi ihvan ile aramda köprü oldu” Gerçekten Hızır Efendi insanları mürşid-i kâmil’e yönlendirir güneşten istifade etmelerini sağlardı. O yüzden Cumartesi akşamları sohbet eder, sohbetin konusu Mahmud Efendi Hz’nin pazar sohbetinin tekrarı idi….

İmanla Yükümlü olmada Aklın Kâfi oluşu

Allah’ın yüce Adıyla.. Büyük İmam M.M.El-Maturîdî Kuran ve Sunnetten istihrac ettiği ilâhî hakikat “Aklı başında yetişkin her insan Allah’ı birlemekle mes’uldür. Şirk ve küfür üzere ölen cehennemliktir. Nebi görmese bile” Bu hakikati işiten her mümin boyun eğip amenna demeli, itiraz cihetine gitmemelidir. Çünkü delilsiz itiraz küfürdür. Delil muctehidin haddidir. Ancak şimdilerde ümmetin gençlerine okullarda küfür mikrobu sinsice verilmekte. “sorgulayan araştıran aydınlanan nesiller yetiştirme” adı altında gençliğimiz birer inkar makinelerine dönüşmektedir. Her hakikate itiraz edecek, her haberi/bilgiyi kurcalayıp igdiş edecek bu gençler maruz kaldıkları zehrin etkisini gösteriyorlar.. ve kaynağı Allah’ın kitabı olmuş, Allah’ın Nebisi olmuş hiç umursamadan bir çok şeyleri red ve inkar ediyorlar. İnkara muheyya ellerindeki tek malzeme “akıl !” laf bu: benim aklıma yatmıyor o yüzden yok hayır” Bence bu yanlış” bence bu saçma” işte eylem ve kapasite bu kadar ! Madem ki senin aklın bir şeyi inkar etmeye basıyor.. demekki ispat ve ikrar etmeye de basardı. ikrar etmiyorsa bunda sui kasıt var. işte küfür de budur: Kasten ve bile bile reddetmek..! Şu halde: 1) İmam Maturîdî RA içtihadında musîbdir biizniAllah; Akıl yeterli huccettir. Aklı başında olan kâfir bu küfürle ölür geberirse ebedîyyen ateşte yanacak. HafizanaAllah Lâilâhe illaAllah Hikmet: Kuran’ı inkar eden deist ateist kesim, ellerinde tutup bayraklaştırdıkları en…

Sabah Ezanı Neden İmsakta Okunmuyor

Allah’ın yüce adıyla Soru: Ramazan dışında sabah ezanı imsak saatinde değil yarım saat, belki kırk dakika sonra okunmaktadır. Hâlbuki ezana bakarak hareket eden çok insan var. bunlar sabah henüz olmadı diyerek imsaktan sonra yatsı namazı kılıyorlar. Bunun vebali kime ait olacak !?  Cevap, Allah’ın yüce Adıyla.. Diyanetin talimatı güneşten bir saat önce ezan okumaktır. neden ? çünkü bizim insanımız ezanla uyanır abdestini alır camiye gelir. güneşe yarım saat kala da imam efendi farza başlar. ve Hanefi mezhebince müstehap olan vakitte (ortalık ışıdığı saatte) namaz kılınmış olur. Bu doğru bir yaklaşım.  İmsak saatinde ezan okunsa namazı da erkenden yani henüz ortalık karanlık iken kılmış olacağız. hanefide bu makbul değildir. Gelelim işin mahzurlarına.. Hani nice insanlar vakte takvime değil ezana bakarak hareket ediyormuş ve buna göre yatsı namazını sabah ezanından az önce kılıyor muş dolayısıyla da vakit çıktıktan sonra namazı kılma durumuna düşüyormuş! Bu yanlış. vaktin son kısmını bilmede ezana göre hareket etmek imkansız. çünkü ezanı duyduğunda vakit bitmiş olacak. şu halde yatsı namazını son vakitte kılmak isteyen mutlaka takvime (cep tlf uygulamasına) bakmak durumundadır. orada da zaten imsak saati net olarak yazılıdır. şu halde ezanın imsaktan yarım saat sonra okunmasının namaza zararı yok. Ezan okunmadan saate bakıp sabah olmuş diyerek namaz…

Başörtülü Vali Olunca..

Allah’ın yüce Adıyla.. Başıörtülülerin vali hakim olması.. işin Din ve Mahremiyet boyutu var, o bakımdan zaten tasvip etmiyoruz. Bir de, Bunların müslüman haklarını daha çok koruyacağını beklersiniz ya.. Allah’ın emri ile açılmış bir Medrese mesela, laiklik önünde suçlu sayılsa bu örtülü kesimin koruyup kollayacağını umarsın ama seni hayal kırıklığına uğratırlar. Olumlu bir karar veremezler “eğer verirsem beni örtülü olduğum için taraflı yandaş bir tavır takınmakla suçlarlar” diye korkarlar. Aczimendiler kıyafetten ötürü mahkemelik olunca dindar avukat tuttular. Tecrübeli biri akıl verdi. Yanlış yaptınız gidin en dinsiz solcu bir avukat tutun.. öyle ettiler. o aşufte kitapsız avukat hepsini ipten aldı.. Sakın heryeri dinsizler doldursun köşeleri onlar kapsın diyorum sanmayın. Diyorum ki Ey müslümanlar bir köşeyi kapınca hakkını verin. maaşı kaybetmek işi kaybetmekten daha çok Allah’tan korkun. Medeni kanuna değil Allah’ın kitabına bağlı olun. Elimizdeki imkân ve fırsatı İslam’ın yükselişine Müslümanların din hizmetine sonuna kadar kullanın. Arkasında şeytan olan bir dinsizin cesareti kadar bari cesaretiniz olsun. Kaldı ki arkanızda Allah var. Melekler var Salihler var. Eğer arkanızı böyle güçlü hissetmiyorsanız demekki amelde ve niyette sıkıntı var. Başta niyet çürük. Allah’ın adını yüceltme davası yok. şu halde Allah yolunda değilsiniz. ilk işiniz niyeti tashih edin. Niyetiniz yeniden sağlamlaştırın. Allah için olun Allaha ait olun…

Yetim Olan Evde Yemek Yenir Mi ?

Soru: Yani babaları ölmüş yetimlerin evine dul kadının mahremi olan akrabası gelmiştir o kadın da sofra kurup ikram etmiştir.. Bu sofradan yiyebilir mi ? Buradan yemek yasaklanan yetim malı yemek midir ?  Cevap. Allah’ın yüce Adıyla Bu sofradan yemek helaldir, ikramı reddetme ve gönül incitme kabalığından kaçınmış olacağından yetimlere bir sahiplik kol kanat germe hissi tattıracağından sevap bile olur. En son ihtimal çıkarken çocukların eline harçlık verir, içinden yemeğin ücretine niyet eder  Yetim olan evden yemek yenmez” fikri bazı yörelerde yerleşmiş batıl inançtır. Doğrusu “Yetimin malını zulüm ve haksızlıkla yiyenler karınlarına ateş yemişlerdir yakında cehenneme sokulacaklar.” (Nisa:10) Bu ve benzeri ayetlerin nüzulü akabinde yetim barındıran Sahabeler RA yetimlerin sofralarını yemeklerini ayırmış büyük bir külfetin altına girmişlerdi. Yetimler kendi sofrasından yiyor onlar ayrı yaptıkları yemelerini yiyorlar, yetimlerin yedikleri önde yemedikleri icabında bozuluyor.. Yetim bakmak bir işkenceye dönüşmüştü. Geldiler Rasulullah Efendimize arz ettiler. sas “Yetimlerin malına ahsen suretle olandan başka yaklaşmayın” “Yetimlerin malını zulmen yiyenler karınlarına ateş yemişlerdir..” Ayetlerinden murad-ı ilahinin bu olmadığı inen şu ayetle ifade edildi “Sana yetimlerden soruyorlar de ki onların maslahatına çalışmak en iyisi.. Ama eğer onları kendi aranıza katarsanız onlar (din) kardeşleriniz. Allah bilir, bozguncuyu ıslah ediciden ayırt eder (merak etmeyin) (Bakara: 220) Bu ayet nazil olduktan…

Tağut ve İmam
ANALİZ , İslami hayat , REDDİYELER / 10 Mayıs 2022

Allah’ın yüce Adıyla.. Az önce noldu? Mahallede bir genç önümü kesti. Hocam vaktin var mı bir iki soru soracağım? Buyur sor. Hocam tağut nedir ? Tağut’un ne olduğunu biliyor musunuz ? Sorunun ikinci şıkkı hoşuma gitmedi. İmtihan oluyordum ! Gencin cehaletine bağışladım.  + Eğer ben tağutun ne olduğunu bilmeyeceksem bu görevi bırakmam lazım. – Ya hocam biri var da.. konuşuyoruz bana öyle diyor “git bu imamlara sor bir tanesi tağutun ne olduğunu bilmez..” diyor  + Biliyorum o zümreyi hatta imamları tağuta hizmet etmekle suçlarlar. – Evet hocam evet.. siz diyanete başlarken bir yemin yapıyor muşunuz “a.türk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma..”  + Hayır yalan! Böyle bir yemin mevcut değil. Vallahi böyle bir yemin yapmadık  – Bak işte.. _Şimdi sana tağut’un ne olduğunu söyleyeceğim. TAĞUT Kuran’da iki manada geçer Biri : Şeytanın kendisi. Diğeri de : Allah’tan başka tapılan herşey, her sahte ilah. Kuran’da tağuta küfretmekle, inkar ve reddetmekle emrolunduk. Esasında her Müslüman tağutu red ve inkar eder “la ilahe illallah” derken “la ilahe” kısmı tağutu inkar kısmıdır. Dolayısıyla adını belki tağut diye bilmez ama her müslüman tağutu inkar etmiştir.  Yani kendine selefi diyen bizim vahabi dediğimiz kişilerin elinde değil bu iş. Onlar Kuran’ın hak olan tabir ve kavramlarını batıl manalarda…

Rabıta ve Ka-rabıta
İslami hayat , Tasavvuf / 8 Mayıs 2022

Allahın Yüce Adıyla.. Rabıta.. Manevi sohbet, hayali birliktelik. Rabıta, Büyük ruhların küçük ruhları terbiye etmesidir. O küçük ruh şeytan bile olsa etki alır adam olur. Bak Rasulullah’ın şeytanı Rasulullah’ın birlikteliğinde daha fazla gavurluk yapmaya tahammül edemedi ve müslüman oldu. Sallallahu aleyhi ve sellem. Neyle ? Rabıtanın gücüyle. Küçüğün büyükten tesir alması Allah’ın aleme koyduğu bir kanundur. Büyük kütle küçük kütleyi çeker. Mıknatıs yapışan metale vasfından verir. ateşle birlikte olan et pişer su kaynar. Buzlukta su donar. Armut dibine düşer. Üzüm üzüme bakarak kararır olgunlaşır. Eşyanın eşya üzerinde tesiri inkar edilmez. Allah dostuna yapılan rabıta gönlü Allaha çevirir.. inkar eden ya cahil ya kasıtlı haindir Rabıtanın tesiri hem iyi hem menfi yönde. İyilerin rabıtasından nur hikmet marifet akıyorsa, şerlilerin rabıtasından da küfür zift karanlık akar. Bunu tespit edenler çoktan kullandı ve milletimize gençlerimize yutturdu bile. Bunca heykel neden sanıyorsun ? Her dairede her sınıfta her köşede.. Bunca poster bunca büst neden ? Hepsi göz önünde alnının çatağında ! Pasif rabıta içinde olanca öğrenciler, amirler memurlar. Maksat o heykele o postere yüklenen anlamın görenlere tesir etmesi. Herkesin onun zihninde, onun fikrinde olması: Laik, batı hayranı, Şeriat karşıtı, haram farz tanımaz, haya iffet hurmet umursamaz.. Başardılar mı ? Bilmiyorum, sen söyle. “Öğretmenler yeni…

İzmit Yıllarım 4
Hatıralarım , Özel / 7 Mayıs 2022

Allah’ın yüce Adıyla.. Hikmet Paksoy “Allah’ın hikmeti..” deriz ya. Tam da öyle işte. Bu Allah’ın hikmetiyle açıklanabilir, başka türlü de açıklanamaz. Hayatımda iki tane hikmet abi var biri bu İzmitli Hikmet Paksoy diğeri de İstanbul Çıksalın mahallesindeki.. Ona söz gelecek  Hikmet Abi içeri girer girmez tanıdım ve işte o aradığım mübarek insan dedim. O konuşmaya başladı. Derdini düşüncelerini döktü adeta. Benim ekip içinde eli ayağı düzgün bir kardeşimiz Muharrem bir ara hemen laf arasına girerek meramımızı dile getirdi “Efendim biz sizden medrese için bir daire talep etmek için geldik..” gibi şeyler söyledi. Hikmet amca “7. katta boş bir daire var. orayı Medrese yapın onin üstü teras talebeler icabında terasa çıkar hava alırlar” dedi ve kaldığı yerden anlatmaya devam etti. Yani o kadar kolay vermişti ki adeta lafı bile olmaz der gibi.. Adamın gönlünü zerre kadar meşgul etmedi.. Arkadaşlar Hikmet amcadaki bu genişliği görünce bir ricada daha bulundular “Hikmet abi hocamız evlenecek bir daire de ona ayarlayabilir misiniz?” Hikmet abi hemencecik “ikinci kattaki daireye de hoca geçsin” dedi ve kendi konularına devam etti. Biz hepimiz çok şaşırdık ve çok sevindik. Böylesi bir genişlik böylesi bir cömertlik hayatta görmedik. Benim açımdan körün istediği bir göz buldu Allah’tan iki göz! Nasıl sevinmem nasıl…

1960 Almanya’ya Sevk edilen Türk işçilerine Türkiyeden Nasihat
Genel , Haberler , Türkiye Gündemi / 5 Mayıs 2022

1960 Almanyaya işçi göçü esnasında Türkiyenin işçilere yaptığı tavsiye ve nasihatların vesikası ele geçti.. Hakkında nice belgeseller filimler çekilen türküler ağıtlar yakılan o hazin göç yakın Türkiye tarihinin en önemli toplumsal olaylarından biri. Almanya Türkiye’ye gönderdiği heyet tarafından hayvan satın alır gibi işçilerimizin dişlerine bile bakmış, maksadı bu işçileri kısa sürede kendi kültüründe öğütüp gavur yapmak (entegre) adı altında nüfusuna katmaktı. Giden ilk nesil hakkında umduğunu bulamayan Almanya şimdilerde 4 nesil işçiler hakkında maalesef umutlu.. Aşağıdaki resim 1960′ larda Almanya’ya işçi/köle gönderen Türkiye’nin işçilere yaptığı tavsiyelerin vesikası. Bu günlerde sosyal medyada büyük ilgi gören bu nasihat vesikası işçi sevkiyatını takip eden İş-Kur tarafından yapılmış. Babam 1970 lerde Fransa’ya gitmiş. Böyle bir nasihat onun eline verildiğini kendisinden duymadık. Dayımlar da 1960 ta Almanya’ya gitmişler onlardan da duymadık.. Belki de o zamanlar için basit bir şey gibi görüldü.. Nasihatler güzel ama. Keşke yeni nesiller de bu nasihatleri tutsa.. Türkiye’ye gönderdiği heyet tarafından hayvan satın alır gibi işçilerimizin dişlerine bile bakan Alaman kafirinin maksadı bu işçileri kısa sürede kendi kültüründe öğütüp gavur yapmaktı. (entegre) Eğer bu nasihat kağıdından haberi olsaydı Almanya herhalde buna da karşı çıkar cebinde kimin bu kağıt varsa tekmeyi basıp kapıya kor “sen gelme” derdi. o işçilerin seçim alım süreci,…

Vecizeler | Kibar-ı Kelâm (Türkçe)
EDEBİYAT , EĞİTİM , Genel , Medrese / 2 Mayıs 2022

Yek nazar eylese ol Ârif-i billah Asl-ı kemherâyı mücevher eyler *** Alem cemî eczâsı ile Hak ile kâim Mirât-ı Muhammed’den Allah görünür dâim *** Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl  Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl  *** Basmasa idi kadem-i şerifin ruy-i zemîne  Pâk etmezdi kimseyi hkâk ile teyemmüm ***  Muhammed bir beşer ama benzemez ona bir beşer Bilakis o yâkut gibi ise, insanlar olur hacer *** Semavat daim oldukça Salât ve selâm Ona ve Aline ya Rabb.. Derleyen: İsa Erdoğan

İzmit Yıllarım 3
Hatıralarım , Özel / 1 Mayıs 2022

Allah’ın yüce Adıyla.. İzmit’te eski bir arkadaşım İzmit’te Medresemi açmışım hizmete devam ediyorum.. ve hafta sonları yine otobüse atlayıp İstanbul’a gidip geliyorum Şeyhimi ziyaret ediyorum ismailağa’yı görmüş oluyorum arkadaşlarımı görmüş oluyorum.. bu seferlerin birisinde otobüste takkeli birini gördüm o anda kim olduğunu çıkaramadım ensesinden görüyordum. otobüsten indim medrese’ye gideceğim Bir de baktım arkamdan bana seslendi isa hoca! Bir baktım eski arkadaşım Ooo Muhittin Hoca sen misin ? sarıldık. yanında biri var biz yaşlarında. Ayakta iki hoşbeşten sonra onu medreseye çağırdım geldi oturduk uzun uzadıya sohbet ettik. meğer garibim yanındaki hemşerisi kalebodurcu Mustafa Usta’nın yanında çırak olarak işe başlamış inşaatlarda işçi gibi çalışıyormuş. İzmit’e de büyük bir iş için numune yapmaya gelmişler beğenilirse işi alacaklar..  nerede yatıp kalkıyorsun geceleri diye sordum “inşaatta dedi. nasıl ortamın iyi mi rahat mı diye sordum “ne rahat olacak Her taraf çamur zibil dedi. Bırak inşaatta yatmayı gel buraya dedim. seve seve kabul etti. böylece 3-5 gün üst üste onunla birlikte oturma sohbet etme imkanı buldum. aslında bu hayatımı sonuna kadar değiştirecek çok büyük bir işin vesilesiydi. Diğer bir arkadaşım Hafız Halil  Medresede derslere devam ederken bir gün kapı çaldı baktım Aa Hafız Halil kardeşim. İbrâhim Yılmaz hocanın Medresesinden hafızlık arkadaşım. Buyur geç içeri. Hoş beş…