Allah’ın yüce Adıyla..
İzmit’te eski bir arkadaşım
İzmit’te Medresemi açmışım hizmete devam ediyorum.. ve hafta sonları yine otobüse atlayıp İstanbul’a gidip geliyorum Şeyhimi ziyaret ediyorum ismailağa’yı görmüş oluyorum arkadaşlarımı görmüş oluyorum.. bu seferlerin birisinde otobüste takkeli birini gördüm o anda kim olduğunu çıkaramadım ensesinden görüyordum. otobüsten indim medrese’ye gideceğim Bir de baktım arkamdan bana seslendi isa hoca! Bir baktım eski arkadaşım Ooo Muhittin Hoca sen misin ? sarıldık. yanında biri var biz yaşlarında. Ayakta iki hoşbeşten sonra onu medreseye çağırdım geldi oturduk uzun uzadıya sohbet ettik. meğer garibim yanındaki hemşerisi kalebodurcu Mustafa Usta’nın yanında çırak olarak işe başlamış inşaatlarda işçi gibi çalışıyormuş. İzmit’e de büyük bir iş için numune yapmaya gelmişler beğenilirse işi alacaklar.. nerede yatıp kalkıyorsun geceleri diye sordum “inşaatta dedi. nasıl ortamın iyi mi rahat mı diye sordum “ne rahat olacak Her taraf çamur zibil dedi. Bırak inşaatta yatmayı gel buraya dedim. seve seve kabul etti. böylece 3-5 gün üst üste onunla birlikte oturma sohbet etme imkanı buldum. aslında bu hayatımı sonuna kadar değiştirecek çok büyük bir işin vesilesiydi.
Diğer bir arkadaşım Hafız Halil
Medresede derslere devam ederken bir gün kapı çaldı baktım Aa Hafız Halil kardeşim. İbrâhim Yılmaz hocanın Medresesinden hafızlık arkadaşım. Buyur geç içeri. Hoş beş ederken “nasıl buldun bizi” filancadan işittim.. çok iyi ettin de geldin sen ne işle meşgulsun. ben pazarcıyım. pazarlarda meyve sebze satıyorum. aslında buraya onun için geldim senden bir maruzatım var bizim için bir muska mı yazarsın bir bereket duası mı yazarsın senden öyle bir şey talep edecektim Ne oldu ki işler iyi gitmiyor mu ? ya pazarda şöyle bir durum var bizim bir komşu esnafımız var muska mı yazdırmış Efsun mu yaptırmış ne yapmış bilmiyoruz O Bütün malını satmadan bitirmeden biz satış yapamıyoruz. müşteri geliyor önce onun malını bitiriyor biz oradan seyrediyoruz. halbuki biz malı güzel bir şekilde diziyoruz parlatıyoruz tezgahımızı mis gibi hazırlıyoruz. o bunları da yapmaz malı böyle kasa ile koyar ama önce o malı bitirir sonra biz satış yapmaya başlarız Sen de bana öyle bir şey yaz.” aslında ben meseleyi anlamıştım olay ne muska ne efsun olay dürüstlük.. müşterinin duyduğu güvendi. ama Hafız Halil’in gönlü olsun diye yine bir karınca bereket duası yazdım gönderdim. Hafız Halil’in benim hayatımda önemli bir yeri vardı. Ben İbrahim Yılmaz Hoca da hafızlığa devam ederken o askere gitmişti. ve onunla mektuplaşmıştık gönderdiği bir mektubunda bana kesin tembihlerde bulunmuştu ” isa sakın ola askere gittiğin zaman Ben hocayım de başka bir şey deme bu sayede İmam olursun” demişti ve onu dediklerini yaptım gerçekten imam oldum bunu ona borçluydum. izmit’te hafız Halil’i bulduğuma çok sevinmiştim sonları çok bekledim ama bir daha da hiç gelmedi.
Dolandırıcı kapımda
özet: medrese kapısına biri geldi hediye veriyorum yalanıyla bize en adisinden mutfak robotu satmaya çalıştı. hem de çok pahalı bir fiyata.. Son anda uyandık ve aldanmaktan kurtulduk.
Daire tipi medresemizde derslere hizmetlere devam ederken bir gün kapımı genç biri çaldı açtım buyurun Biz Asya tur’dan geliyoruz anket yapıyoruz katılmak ister misiniz. Asya tur kimliğinizi görebilir miyim. kimlikleri dün topladılar yenilerini verecekler de daha vermediler. katılalım bakalım. Asya tur’dan memnun musunuz? Hayır memnun değilim Bazı şikayetlerim var otobüste sesli bir biçimde müzik çalıyorlar bu beni rahatsız ediyor. Bu esnada bakıyorum hiçbir not almıyor hiçbir şıkkı işaret etmiyor işkillendim.. Asya tur olarak bu mahallede hediyeler veriyoruz. neden bu mahalle ? Efendim kura bu mahalleye çıktı evde evlenecek kişiler var mı ? var diyelim. şu katalogtan hediyenizi seçiniz. Kataloğa baktım arçelik’in beyaz eşya kataloğu. şu buzdolabını seçtik diyelim. ancak vergisini sizin ödemeniz gerekiyor efendim. Ne kadar tutuyor vergi ? 125 lira bunun 5 lirasını şimdi peşin vereceksiniz 120 lirasını 6 taksit halinde her ay ödeyeceksiniz. Bu bana hediye gibi gelmedi ama yine de ben bu buzdolabı 125 liraya almaya razıyım haydi ver. Peki efendim şu halde senetleri hazırlayalım dedi ve bazı kağıtlar çıkardı baktım Asya Tur yerine Asya 2000 yazıyordu itiraz ettim hani asya turdu burada Asya 2000 yazıyor ? Efendim aynı firma Asya turun hediyelik eşya firması.. yalanın bini bur para. Başladı senetleri yazmaya 5-6 tane seneti imzaladık. bu arada şunu da söyledi “sokağın başında bir Hacı abiye de süpürge verdik.. Güya kendisini güvenilir biri olarak göstermeye çalışıyor..! Ben senetleri imzalamış oldum. Bu tekrar sordu Efendim buzdolabı yanında mutfak robotu veya uyku tulumundan hangisini istersiniz? İstemez buzdolabı yeterli dedim. Sma efendim birini veriyoruz dedi. Şu halde mutfak robotu olsun dedim. Başladı senetlerin satılan mal kısmına mutfak robotu yazmaya. Biz senetlerle meşgul olurken Bir de arkadan bi adam geldi işte müdürümüz de geldi birazdan hediyenizi takdim edecek dedi. at hırsızına benzer bir herif laubali bir şekilde bana hacım hocam diyerek Ben de tarikatlıyım Haydar başa bağlıyım gibi laflar söyledi. Haydar başı’da hiç sevmem.. Bir de kamyonun kapağını açtılar Ben buzdolabı indirecekler diye beklerken mutfak robotu gibi bir şey indirdiler küçük bir kutu. işte efendim mutfak robotumuz bu dediler. Buzdolabı hani nerede dedim. Efendim buzdolabı sonra gelecek dediler. Ne alakası var dedim ya ! Sen buzdolabı hediye vereceğiz diyorsun mutfak robotu indiriyorsun ? Efendim o sonra gelecek diyorum. Nerede sonra gelecek ! bak bu senetlere malın cinsi bölümüne de mutfak robotu yazdın zaten hani buzdolabı ? dedim ve Benim tansiyonum yükseldi başladım sesimi yükseltmeye.. Bu esnada müdür tüydü öteki herif orada kalakaldı. Efendim isterseniz vazgeçebilirsiniz demeye başladı. tabii ki vazgeçiyorum ver senetlerimi dedim. elleri titreyerek senetlerimi kopardı elime verdi ve defoldu gitti. O gidince bir baktım senetlere sokağın başında Hacı abiye süpürge verdik dedi adamın senetlerini de bana vermiş heyecandan korkudan. O adamı da kurtarmış olduk. Sonra sokağın başına gittim aradım haber vereyim senetlerini teslim edeyim istedim bulamadım. Sonra senetlerin arkasını okudum “firmamız sözel vaatlerden sorumlu değildir” gibi şeyler yazmışlar. hain herifler.. tam teşekküllü dolandırıcılık şebekesi kurmuşlar
Eminali hocayı dolandırmak isterse..
Bu dolandırıcı kapıma gelmeden bir hafta önce.. istanbul’a talebe evine gittiğimde mutfakta bir mutfak robotu makinesi gördüm. ev arkadaşım Emin Ali Hoca’ya bunu sen mi aldın diye sordum O da hikayesini anlattı. kapıya birileri geldiler eğer bizden alışveriş yaparsanız filanca adreste açtığımız teknoloji mağazasından %50 indirimli elektronik eşya alabileceksiniz her türlü bilgisayar laptop vs var gibi şeyler söyledi Ben de aldım. 5 bin lirayı peşini istedi onu da vermedim 5-6 tane senet yaptık böylece 120 bin liraya almış oldum. sonra O dediği adrese gittim baktım öyle bir mağaza yok beni kandırmışlar. ben bunu geri vereceğim dedi.
İzmit’te ev kirası 70 bin lira olduğunu düşündüğümüzde 120 bin liranın büyüklüğünü anlayın. Ben de ona dedim ki izmit’te malum medrese kuruyorum buna ihtiyacım olabilir bunu bana 100 bin liraya sat O da bana dedi ki sana 100 bin lira değil 80 bin lira Hatta para da verme 4 aylık kiramı ver. Evi 3 arkadaş tutmuştuk, kişi başı aylık 20 bin liradan 60 bin lira ödeme yapıyoruz.. Tamam dedim 80 bin. ve almış oldum. pazar günü İzmit’e dönmem lazım pazartesiyi bekledim ki çarşıda bir dükkana mutfak robotlarının fiyatını soracağım uygun olup olmadığımı öğrenmiş olacağım. pazartesi oldu dükkana girdim “Fantom marka mutfak robotu var mı” diye sordum. esnaf Biz öyle dandik şeyleri satmıyoruz Bizde en iyisi var Arzum onun da taksitli fiyatı 50 lira dedi. Fantom sizce ne kadardır diye sordum. Adam anladı Hocam yoksa sokakta arabayla satıyorlar onlardan aldın mı ? dedi. Bir arkadaş almış dedim. En fazla 20-30 bin liradır bir işe yaramaz dedi. Hemen Eminali hocaya döndüm “hocam sen bunu benden geri al dedim. tamam ne de olsa parasını vermeyeceğim, bırak dedi.
Sonra o herifler kapıya gelmişler senedi ödemenin zamanı geldi demişler Eminali hoca da “ben bütün senetlerimi peşin ödemek istiyorum hepsini çıkar” demiş ve 6 senedi de almış eline Sonra hepsini yırtıp yere atmış. o zaman kapıdaki herif “Hacı abi bu yaptığın oluyor mu müslümanlığa sığıyor mu?” demeye başlamış. Al şu makineni defol git buradan demiş ve göndermiş dolandırıcıyı
Horozumlu Alaattin
İzmit’in kandıra ilçesine bağlı Horozum köyünden genç biri geldi. Beni Hamit hoca gönderdi arapça dersi veriyor muşunuz ders istiyom dedi. Olur dedim. sonra askerliğini yaptın mı diye sordum 17, 18 yaşlarında zannettim ufak tefek zayıf biriydi. Hocam benim böyle göründüğüme bakma ben 27 yaşındayım 3 tane çocuğum var dedi.. Evlisin nasıl ders yapacağız köyde oturuyorsun nasıl geleceksin ? Her gün gelemem ama iki günde bir gelirim dedi ve böyle başladık derse. Sonraları talebe-Hoca ilişkisinden çok iki arkadaş gibi olduk yaşı benden büyüktü hayat tecrübesi fazlaydı elinden de her iş geliyordu, bize yemekler tatlılar pişiriyordu. Muharrem ayında aşure pişirmişti komşulara dağıtmıştık güzel dönüşler olmuştu..
Horozumlu Alaattin bize gelmeden önce bir tarikata daha girmiş, galiba Sami efendiler. Buna dersi tarif etmişler bu rabıta kısmına itiraz eder gibi bir soru sormuş. Dersi tarif eden kişi yanındakine dönerek “bunun gibi çok akıllılar her yerde çıkıyor!” gibi bir şey söylemiş. Alaattin de bunlara hiç fark ettirmeden derslerini terk etmiş ve kendine başka bir şeyh aramış ve İsmailağa’ya gelmiş.
Hayatıma dokunan isimlerden birisi de bu horozunun Alaaddindir. İzmit’te bulunduğum sürece yanımda oldu bana destek oldu. Yaz tatillerinde yaz kursu talebelerini okutmada ve birçok konularda elinden geleni yaptı. çevresindeki birçok insanı bana yönlendirdi pazarcı Bayram abi ile bizi O tanıştırdı ki Bayram abi medreseme çok yardım etmiş biridir Allah razı olsun.
Alaaddin ile artık arkadaş olduğumuz için her konuda konuşabiliyorduk. Ben de bekarım yaşım 24-25’e doğru geliyor artık evlenmek zamanı diye düşünüyorum. Alaaddin de bana bildiği kadarıyla yol göstermeye çalışıyor. gerçi herhangi birisiyle aramda aracılık yapmış değil. ancak kendisi evlilik konularına yakından ilgileniyordu. ikinciye evlenmek istiyordu. denemesini de yaptı ancak olmadı. Filancanın kızı var sakın onu alma diye tembihlerde bulunuyordu.
Alaattin bizim yanımızda sakalını uzattı şalvar cübbe sarık sardı o çelimsiz çocuk görüntüsü gitti adama benzedi ona da yaradı. bir gün utanmış cübbesini köyde giyememiş o cahil bildiği karısı çıkışmış “hani peygamberin sünneti diyordun şimdi niye giymiyorsun kimden utanıyorsun giysene cübbeni demiş. gurur duyduk uzaktan tebrik ettik..
Paksoylar ve Hikmet Abi
İstanbul’da bulunduğum bir hafta sonu dostum Mustafa bir arkadaşını medreseye getirmiş Cihanı oturmuş sohbet etmişler Cihan bakmış Medresede rutubet var hocaya bizim binadan bir daire versek ücretsiz kabul eder mi medreseyi oraya taşır mı demiş. Arkadaşlar da o şimdi İstanbul’da yarın gelir söyleriz demişler. Durumu aktardılar kabul eder mi ne demek ziyadesiyle memnun oldum.. Evlenme arefesinde böyle bir desteğe her zamankinden çok ihtiyacım var. Elindeki paranın çoğunu kiraya veriyorum nitekim. Mustafa Muharremi de aldım yanıma sözleştik Paksoylara o daire işini konuşmaya gideceğiz. Cihan geldi aldı bizi onlara yaklaştık abisi Fatih’i de çağırmışlar Baba’mın haberi var mı bu işten diye sordu cihan da var der gibi başını salladı. 7 katlı bir bina baba Almanya’da çalışmış emekli olmuş bir gurbetçi. şimdilik Türkiye’de binayı o yaptırmış her katta 3er dair toplamda 21 daire var.. Gölcük depreminde izmit de çok büyük darbe aldı binlerce ölüm oldu yüzlerce bina yıkıldı yanı başındaki bina yerle bir oldu ancak paksoylar apartmanı Allah’ın izniyle dimdik ayakta kaldı. Maddi sebep olacak radyan sistemle inşaat edilmişti.. Manevi sebepler içinde Hikmet abinin cömertliği hayırseverliği söylenebilir.. Allahu alem.
onlar 4. katta oturuyorlar eve buyur ettiler diğer kardeşler Ali ve Mehmet de gelmiş bekliyoruz. Babam öğle kaylule yapıyor kalkmasını bekliyoruz dediler. Şaşırdım kayluleyi biz Medresede görmüştük. gece boyu ibadet eden mollalar öğleyin yorgun düşerler bir miktar uzanarak güç toparlarlar. Bu sünnet olduğu için beş dakika bile olsa yanını yere koyarlar terk etmezler. Medrese dünyası dışında kaylule yapan bir insan görecektik hepten merakım heyecanım kamçılandı. Hikmet amca nasıl biriydi dairesini medrese’ye verecek miydi.. Benim aklım hep oradaydı. Sonra Hikmet amcanın hafız olduğunu ve sabah namazından sonra yatmadığını Kur’an okuduğunu öğrendik. Giyaben daha görmeden sevmiştim bu ihtiyarı..
Ve Hikmet abi çıkageldi. Aman ya Rabbi bu ihtiyar delikanlıyı görür görmez tanıdım. Yaklaşık 9 ay önce ben Mehmet Ali Paşa camiinde iken bir sabah namazını kıldırdım akabinde bu amca yanıma gelmiş sohbet etmiştik. Bana bir soru sormuştu “içki içtiği anlaşılan bir fakire bakmak günah mı sevap mı! Depremde evsiz kalmış bir garibanı bizim apartmanda bir daireye koydum, iş yapsın diye de bir pikap aldım benim familyam bana çıkışıyor senin harcamaların boşa gidiyor sevap işlemiyorsun biz onu içki içerken gördük” diyorlar.. Son zamanlarda onların harçlığını kıstım biraz da onun etkisiyle böyle üstüne geliyorlar..” demişti ben konuşma şeklinden ailesi için familya demesinden onun bir Almancı olduğunu anlamıştım. Sonra aşağıda kandıra sapağı mevkiinde 7 katlı binası olduğunu Allah’ın izniyle depremde sapasağlam ayakta kaldığını vs anlatmıştı. Ayrılırken de hocam böyle olmadı seni ben bizim terasa alayım orada bir çay içelim uzun uzun sohbet ederiz demişti..
O an içimden haykırmıştım “..Hikmet amca biz burada garip gurebayız başımızı sokacak bir evimiz bir medresemiz yok inşaat halindeki bir caminin imam odasında mecburen kalıyorum o hayırseverliğin o lutfkarlığını bize de göster bir daireni de bize açar mısın..”
Ancak bu feryadımı bu gönülden ricalarımı yüce Allah’ımdan başkası duymamıştı.. içimde öylece kalmıştı. Hikmet amca gitti ve bir daha da gelmedi. Terasta beni çaya davet edeceği anı çok bekledim ve sonra ümidim söndü ve o karşılaşma o umut o vaat bir rüya gibi kaldı..
Dokuz ay sonra.. tam 9 ay sonra o ihtiyar şimdi karşımda idi. onun o kale gibi sağlam yedi katlı binasına gelmişim görmüşüm kendi evinde misafir olarak oturmuşum ve içimizde bir rica bir dilekle karşısındayım.. Heyecanlandım ve umudum daha da arttı çünkü bu ihtiyarın ne kadar geniş gönüllü hayırsever olduğunu anlamıştım..
Ama O beni hatırlamadı. Selam verdi hoşgeldin faslından sonra başladı konuşmaya.. Camide benimle, tanımadığı biriyle mütemadiyen konuştuğu gibi.. Hikmet amcanın anlatacak çok şeyi vardı.. Adeta dolmuş içinde birikmiş patlamaya hazır volkan gibiydi. Yıllarca el içinde gurbette çalışmanın, şimdi sevdiği ülkesinde sevdiği insanlarla karşılaşmış olmanın verdiği heyecan vardı sanki.. Konuşuyordu.. Karşısında onu pür dikkat dinleyen gençleri gördükçe de konuşası geliyordu..
isa erdoğan
Her hakkı saklıdır
Yorum Yapılmamış