Allahın Yüce Adıyla.. Geçici dünya hayatında gelen gider doğan ölür.. Geriye hoş bir seda, müminlerin kalplerinde sevimli bir yer birakabilmek önemli. Çünkü “Sizler Allah’ın yeryüzündeki şahitleri siniz”¹ İmam Mahmud efendi Hz her fani gibi ebedi yurda irtihal etti. Müminler, alimiyle talebesiyle, havassı, avamıyla hüsn-ü şehadette bulundular.. Bu şehadetlerden bazılarını aktaracağız Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Bismillahirrahmanirrahim sevgili kardeşlerim bugün burada ilim irfan Hikmet sahibi bir önderimizi ebediyete uğurluyoruz. İstanbul İmam Hatip lisesinde okurken okul çıkışlarında İsmailAğa camisi’ne gider Mahmut Efendi Hazretlerinin arkasında namaz kılar onun feyizli sohbetlerinden istifade ederdik. taziye konuşmasında söylenenler söylendi üzerine ekleyecek bir şey yok. (Çıkan bazı bozuk sesler üzerine) Ben ülkenin cumhurbaşkanı olarak o gün cenazedeydim CHP’den bazı arkadaşlar da oradaydılar demek ki nasip olanlar da varmış..” Diyanet işleri başkanı Prof Dr Ali Erbaş Cenaze günü Fatih Camiinde Okuduğu cuma hutbesinde diyanet’in rutin hutbe metninin dışına çıkarak Mahmut Efendi’nin vefatına mahsus bir hutbe irade etmiş “Allah’ın dostlarına korku ve üzüntü yok..” ayeti kerimesi ile “alimler peygamberlerin varisleridir” hadis-i şerifini okuyarak Mahmut Efendi Hazretlerinin Allah katındaki mekanesine atıfta bulunmuştur. Prof Toktamış Ateş: Türkiye’de bir tane devrimci bilirim o da Mahmut Efendi diye bilinen bir cami imamı Mahmut Ustaosmanoğlu’dur. adam sessiz sedasız kanunları ayak altına aldı. Devrime karşı devrim…
Ölmeyen Hay ve Olan Allahın Adıyla Bugün 24 Haziran 2022 Cuma. Asrımızın büyük mürşidi imam Mahmud Efendi Hz Hakka yürüdü. Allah kendisine en yakın kullardan eylesin. Cenaze namazını Fatih Camiinde kıldık. Namazı kıldıran muhterem evladı Ahmet hoca olmuştur. Tezkiye konuşmasını Mahmut Eren hoca efendi yapmış, duayı Diyanet işleri başkanı Ali Erbaş hoca yaptı ve son olarak sn Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşma yapmıştır. Allah hepsinden razı olsun Akabinde Edirnekapı Sakızağacı Şehitliğinde bulunan Mevlana Ali Haydar Efendi Hz’nin civarında ayrılmış türbeye defn ettik. Efendi Hz’nin yasal varisi ve evladı Ahmet Ustaosmanoğlu hocaefendi muhtemel karışıkların önünü almak için cenaze namazı hemen akabinde Hz Şeyh efendinin vasiyetini bildirdi ve “Benden sonra benin yerime Hasan efendi geçer” buyurmuş olduğunu yani Tarikatın yeni şeyhinin Hasan Kılıç Hocaefendi olduğunu açıklamış oldu Mahmud efendim.. Ben seni nasıl övmeyim ki.. Rasul deme! Ashab deme..! Sonra ne dersen de ! Mutlaka tutar, üzerine gömlek gibi oturur: “Hakiki müslüman, Kamil mümin, Hafız-ı Kuran, Hafız-el Hadis, alim, abid, âşık, zahit, mutesavvıf, muhlas, mahbub, muceddit, mücahit, yüzü güzel, ahlakı güzel, halim selim, cömert, cesur, mütevazı, imam, hatîb, vaiz, tebliğci, kitle lideri, teşkilatçı, inkılapçı, mürşid, müfessir, müderris, vefakar, cefakar, sabır, sâim, gece kâim, müşfik, alel kuffar şedid, faqîh binnefs, ehli zikir, ehli irfan,…
Hicri 15. Asrın müceddidi, Hafızı Kelam, büyük Sufî, Tefsir âlimi, kitle lideri Ümmet önderi İmam Mahmud Efendi hazretleri bu gece ruhunu Rahman’a teslim etti, irtihal-i dâr-i beqâ eylemiştir. انا لله و انا اليه راجعون
DİAYDER üyelerinin terör davası başladı Terör örgütü PKK ile iltisaklı olduğu belirtilen Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanlarının da aralarında bulunduğu 23 üyesi hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. AA. Murat Kaya, Başak Akbulut İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada sanıkların kimlik tespitlerinin ardından avukatların talepleri alındı. Sanık avukatları, bazı sanıklar hakkında benzer suçlar ve eylemlerden İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinde geçtiğimiz yıl açılan devanın devam ettiğini belirterek, bu dosyaların birleştirilmesini istedi. Mahkeme heyeti, 5 sanık hakkında İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sürse de her iki iddianame incelendiğinde, bu davadaki eylemlerin, diğer dava açıldıktan sonra gerçekleştiğini belirtti. Bu iddianamenin daha detaylı ve kapsamlı olduğunu ifade eden heyet, İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılarak, 5 sanık hakkındaki dosyanın bu mahkemede birleştirilmesine yönelik olumlu yönde muvafakat yazılmasına karar verdi. Heyet, İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması süren sanık Fahrettin Ürgün’ün dosyasının birleştirilmesi talebinin ise daha sonra değerlendirilmesine hükmetti. DİAYDER Başkanının savunması Taleplerin tamamlanmasının ardından sanık savunmalarına geçildi. Duruşmada önce, kimlik tespitinde lise mezunu, emekli ve aylık ortalama 30 bin lira geliri olduğunu, tutuklanmadan önceyse ticaretle uğraştığını söyleyen DİAYDER Başkanı tutuklu sanık Ekrem Baran’ın savunması alındı. Baran, medrese mezunu ilahiyatçı imam ve hocaların biraya geldiği derneğin, kuruluşundan bu…
Zengin Olan Allah’ın Adıyla.. Fakirdir mağdurdur, mutad yardım edersin maaş gibi her ay ödeme yaparsın. mecbur değilsin vermeye veya onu tercih etmeye.. Sonra bir gün verdiğin 300 liraya burun kıvırır. Bu az der. Daha fazlasını ister, kapıdan ayrılmaz insanı çileden çıkarır. Hayır verdiğine vereceğine pişman olmak değil. Nerede yanlış yapıyorum diye düşünmeye başlıyorsun. Teşekkür yerine neden surat asıkılığı oluyor..!? Konuyu tahlil ediyoruz. “iyiliği kendine hak bilme” problemi ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. hakkını aldığını düşünen kişi teşekkür etmez. kesildiği zaman da bunu kendine yapılan haksızlık bilir isyan eder beddua eder.. Şükür ve Küfür 2 Bir diğeri kocası ölmüş 4 kız çocuğu ile bir başına kalmış. Büyük kızı evlendi yetim sayılmaz. Dernek olarak buna da yardım ediyorsun bir kira parası kadar aylık ödeme yapıyorsun. aylar boyu. sonra bu taşınıyor memleketine dönüyor.. oradan feveran ediyor neden benim paramı kestiniz devam etmelisiniz! “biz kendi mahallemizden sorumluyuz dediğimizde bulduğumuz karşılık isyan ve kahır. En zor zamanımda elimden tuttunuz” yok neden paramı kestiniz vermiyorsunuz” var. kaldı ki devlet 2500 dul aylığı bağlamış yoktan iyidir. Problem aynı “sadakayı kendine hak bilme” tabi ki verecekler. babalarının parasını vermiyorlar ya” nankörlüğü Çözüm: Kimseye yardım sözü vermemek. Her ay vereceğiz dememek. Böylece iyiliği bir hak olarak görmeyecektir. Benzer Bir…
Ölmeyen Diri Allah’ın adıyla Bir Abdülmetin Hoca dünyadan geldi geçti. Herkesin Abdulmetin hocası farklı olabilir. Acizane burada kendi Abdulmetin hoca’mı anlatacağım. Ben Abdülmetin hocayı 90’lı yılların başlarında tanıdım. O zaman İsmailağa’ya yeni gelmiştim Kayseri’deki prestijli (?) okulumu bırakmış bütün akrabalarımın karşı çıkmasına rağmen, kimseyi dinlememiş, kınamalara aldırmamış Allahın ilmini tahsil etmek için İstanbul’a Mahmud Efendi Hz’nin medresesine sığınmıştım. Bu bakımdan biraz yalnız ve gariptim. Kimseden yardım para pul isteyecek halim de yoktu. Ve medresede izin zamanı geldi. Herkes memleketine gidiyordu ancak benim Yozgat Sarıkaya’ya gidecek yol param yoktu. Ve bir arkadaşım “Metin hoca talebelere yardım ediyor istersen ondan isteyebilirsin” demişti Ve birlikte Metin hocaya, ismailağanın karşısında imamlık yaptığı Acemoğlu Camisi’ne gittik. Namazı o kıldırdı, çıkışta utana sıkıla durumu anlattım. Beni tenha bir yere çekti, O zamanın parası cebinden 1000 lira para çıkardı hiçbir şey sormadan sorgulamadan o bin lirayı bana verdi. Yol parama da yetiyordu harçlığıma da yetiyordu. Ne kadar duygulandım anlatamam. Metin Hoca’nın İlk babalığını o zaman gördüm. O gerçekten fakirin ve Talebenin babasıydı. Ders okuduğumuz hocalardan isteyemez Abdulmetin hocadan isteyebilirdik. Ve mutlaka işimizi hallederdi. Sonra duyduk ki yine bu Metin hocamız Talebelerin ilaç masraflarını da karşılıyormuş. Reçeteyi Metin hocaya götürüyorduk O bir imza atıyor ve gidip onunla anlaşmalı bir…
Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla.. “Her canlı ölümü tadacak, sonra bize döndürüleceksiniz” Ölüm yaklaştığında Hasta yatağında yatıyordur, ecelin yaklaştığının ilk alameti hasta yemek içmekten kesilir. Akraba eş dosta haber verme zamanıdır. Varsa dünyalık hak hukuk helalleşmeli. Belki bir süre sonra konuşamayacak Şimdi Azrail as canı çekiştirmeye başlamış, ayaklar birbirine dolanmaktadır. Ecel iyiden iyiye yaklaşmış olduğu bu anda anlaşılır. Artık hastayı yalnız bırakmamalı. Hastanede yoğun bakımda bile olsa mutlaka beraberinde olmalı. Bu anda hastaya mustazır (ölüme hazır kişi) denilir. Telkin Mustazıra yumuşak bir ses tonuyla iman kelimesi “La ilahe illallah” ı telkin etmelidir. “Haydi söyle” türünde bir baskı kurmaksızın yanında mütemadiyen “La ilahe illallah” demeli, ta ki o da işitip aynısını söylesin. zira “son sözü La ilahe illallah olan cennetliktir” Yumuşak bir ses tonuyla “Anneciğim, babacığım birlikte diyelim “La ilahe illallah, La ilahe illallah..” demekte bir mahzur yoktur. Mühim olan onu bunaltıp “sus söylemeyeceğim” dedirtmemek Vefat Anında Mustazırın canı önce ayaklar ve ellerden çekilir o an vücut hareketsiz kalır, can boğazdan çekilirken gar gar diye ses gelir. Dünyanın en acı tadı ölümü tatmaya çok yaklaşmıştır. Bu esnada mustazırın huzurunda sesli bir şekilde Yasin Suresi okunur. Son nefesinde imanlı gitmesi için, canını kolay vermesi için Allah’a dua edilir. Zor anlar Bu an…
Yüce Allahın Adıyla.. Kurs Medrese faaliyetlerim 1) Mehmet Ali Paşa Camiinde bir sığınmacı olarak başladım hizmet hayatıma. Beş ay boyunca cami imam odasında kaldım umumî tuvaletleri kullandım vakıf aşevinden yedim 2) Sonra tertip ettiğim arapça dersi ile gelişen çevremle, edindiğim ekiple o mahallede daire tuttuk ve o dairede açtığımız ilk medreseyle hizmetimiz şahlandı 3) ve Paksoyların binasına geçişimizle hizmetimiz palazlandı. Medrese olarak kullandığımız binalar bununla sınırlı değil. Paksoylar apt nındaki Medresemiz polis baskınıyla mühürlenmesi sonucu orayı terk etmek durumunda kaldık 4) Aynı mahallede bir kadına ait daireyi tutarak yolumuza devam ettik. 5) Tam karşı tarafında bulunun Şenerlerin binasını da (komple bina) yaz kursu için kiraladık ve yaz Kuran kursunun ikincisini orada icra ettik. Aynı anda Şenerler mescidini de biz yeninden hizmete açtık ve faaliyete soktuk Bursa’ya derse gidiş Askerlik öncesi kısa süreli bir Bursa maceram olmuştu. İsmailağa’da Bursa talebelerini görüyor ve Efendi Hazretlerine olan muhabbet ve ittibalarına hayran oluyordum. O yüzden o hocadan mutlaka istifade etmeliyim diyordum. Şunun şurasında askere gitmeme 2 ay kalmıştı bu 2 ayı mutlaka Bursa’da Ahmet İslamoğlu hocanın yanında geçireceğim onun feyzinden maneviyatından istifade edeceğim diyordum. Bu gaye ile kalktım Bursa’ya gittim hocanın medresesini buldum. Hoca ile görüştüm beni çok güzel yumuşak karşıladı. bana dedi ki…
Allahın yüce Adıyla İcazetname alıyoruz Medreseden ayrılırken hemen icazetimizi almadık. Eski hocaların usulü imiş mezun olan talebeye bakarlar imiş bu ne yapacak Allah yoluna Kur’an ilimlerine hizmet mi edecek dünyaya mı dalacak..? Böyle birkaç sene gözlemler sonra çağırır istikamet üzere olursa icazetlerini verirlermiş. hocalarımız da bize böyle muamele ettiler mezun olduktan yaklaşık 2 sene sonra icazetimizi aldık. o zamanlar şartlar fazla müsait olmadığı için ulu camilerde herkesin gözü önünde icazet merasimleri yapılmıyordu hocalarımız tarihi bir mekanda restoran gibi bir yerde orayı tutmuşlar sayılı sınırlı misafirlerin gözetiminde icazetname rasimimiz icra edildi. Ancak bereket versin Hasan Efendi hocamız şeyhimiz nezaretinde gerçekleşti Onun dua ve teveccühleriyle 30 kadar arkadaş cazetimizi almış olduk sene 2002. Hilal Hanımla Tanışma Maraşlı bir hoca arkadaşımı bir izmit arabasında görmüş karşılaşmıştım. Hemşerisi Mustafa Adatepe ile birlikte. İşte o Mustafa bana bacanak olacaktı. Hoca arkadaşım askerlik öncesi memleketinde hizmet etmek için bir sohbet halkası kurar. Bu halkanın önemli bir müdavimi Teaş Termik Elektirk santarlinde memur olarak çalışan Ahmet beydir. Ahmet beyin üç kızı da İstanbulda Mahmud efendi hz nin medreselerinde okumuşlardır.. en büyükleri Hilal hoca hanım tahsilini tamamlamış diğerleri bir sebeple yarıda bırakmış ve dünya evine girmişlerdir. Ahmet bey bir gün bu hocaya hoca kızından bahseder. Fikri fikrinde zikri…