Allah’ın Yüz Adıyla
Şimdilerde Türkiye fon vurgunu adındaki bir dolandırıcılık ve üçkağıtçılık hadisesi ile çalkalanmaktadır 500 binden fazla insanın etkilendiği pusula portföy ve katılımevim bağlantılı Bu olayda vurgun en basit şekliyle şöyle olmuş: insanlar bir takım hisselere para yatırmışlar ve aşırı yüklenme gibi yöntemlerle hisse fiyatlarını manipüle ederek kağıt üzerinde değer yükseltmişler der zirveye çıktığında 1’e 20 alacak şekilde tüm parayı çekmişler para çekilince hisseler değer kaybetmiş ve sistem çökmüş. Parayı çekenler köşeyi dönmüş parası içeride kalanlar batmış bitmiş..
Huzur İslam’da
Hani klişe bir sözümüz var huzur İslam’da.. yani İslam’ı yaşayan dünyada da ahirette de huzurlu olur saadeti bozulmaz. İslam bu gibi konularda bizi nasıl güvende ve emniyette tutuyordu? Borsa’ya fetva vermeyerek. Bursa yatırımları caiz değil diğer hocaları dinleyenler şu an huzur içinde ver ve ağlamıyorlar..
Fon vurgunu yapılmaya yapıldı ancak insanların çileden çıkanın bir kızdıran şey devlet nerede neden devlet zamanında denetim yapmaz zamanında tedbir almaz 4 milyar 5 milyar Türk lirası bir anda nasıl yurt dışına çıkarılıyor halbuka Avrupa’da 50.000 euro’yu bir anda Türkiye’ye gönderemiyorsunuz..?
Bu sorunun cevabını CGPT ile tartıştık
Finansal usulsüzlük veya “fon vurgunu” yapan kişilerin parayı yurt dışına (özellikle İsviçre bankalarına) kaçırma süreçleri ve devletin bunu önlemek için kullandığı mekanizmalar, finans dünyasının en kritik güvenlik ve hukuk konuları arasındadır.
Son dönemde yaşanan [Pusula Portföy ve Katılımevim bağlantılı büyük fon krizinde de görüldüğü gibi, yöneticilerin (Serdar Turhan ve Muhammed Yarız) kriz patlamadan hemen önce İsviçre’deki Edmond de Rothschild Bankası gibi kurumlara toplamda 40 milyon dolar (yaklaşık 4.1 milyar TL) aktardığı tespit edilmiştir. [1, 2, 3]
Vurguncuların bu paraları nasıl kaçırdığı ve devletin önleyici mekanizmalarının nasıl çalıştığı şu şekildedir:
Vurguncular Parayı Nasıl Kaçırır?
1. Kriz ve İnceleme Başlamadan Önce Hızlı Transfer: Türkiye’de yurt dışına para göndermek hukuken serbesttir. Bu kişiler, kurdukları sistemin çökeceğini (temerrüde düşeceklerini) anladıkları an, resmi olarak henüz bir soruşturma veya hesap blokesi başlamadığı için sahip oldukları yasal banka hesaplarından SWIFT yoluyla parayı hızlıca yurt dışına transfer ederler. [2, 4]
2. “Temiz Para” Kamuflajı: Fon yöneticileri, paravan şirketler, ticari sözleşmeler, danışmanlık faturaları veya doğrudan kendi adlarına kayıtlı varlıkları göstererek bankalara paranın “suç geliri olmadığını” beyan ederler. Bankalar o an için paranın yasal bir ticaretten ya da şahsi servetten geldiğini düşündüğü için işleme onay verir.
3. Kripto Varlıklar ve Off-Shore Hesaplar: Paranın izini kaybettirmek için önce kripto borsalarına aktarım yapılması, ardından bu kripto varlıkların farklı ülkelerde nakde çevrilerek İsviçre gibi ülkelere yatırılması da sık başvurulan yöntemlerdendir. [4, 5]
——————————
## Devletin Önleyici Mekanizmaları Yok mu?
Devletin bu tür hareketleri izleyen ve önlemeye çalışan çok güçlü bir mekanizması vardır. Türkiye’de bu görevi MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) yürütür. Ancak bu mekanizmanın çalışma prensibinden kaynaklanan bazı yasal ve zamansal sınırlar bulunur: [6, 7]
* MASAK Bir Kolluk Gücü Değildir: MASAK, suçluları yakalayan veya hesapları anında kalıcı olarak bloke eden bir ceza mahkemesi değildir; bir mali istihbarat merkezidir. Bankalardan gelen şüpheli işlem bildirimlerini analiz eder ve raporunu savcılığa sunar. [6]
* Zamanlama Problemi: Eğer fon sahipleri hakkında henüz mağdurlar tarafından yapılmış bir şikayet veya savcılık soruşturması yoksa, MASAK’ın sisteminde bu para transferleri ilk etapta “yüksek montanlı ama yasal bir işlem” olarak görünebilir. Sistem durumu fark edip alarm verene kadar geçen sürede (bazen birkaç gün veya hafta) para çoktan yurt dışına çıkmış olur.
* Geriye Dönük Bildirim Zorunluluğu: Bankalar, belirli bir tutarın (örneğin 50.000 USD/Euro üzeri) üzerindeki tüm yurt dışı transferlerini devlete rapor etmek zorundadır. Ancak bu raporlama genellikle işlem gerçekleştikten sonra yapıldığı için, önceden “engelleme” her zaman mümkün olmaz.
——————————
## Kaçırılan Paralar Geri Alınabilir mi?
Evet, ancak bu süreç oldukça zorlu ve zaman alıcıdır (genellikle 2 ila 5 yıl sürer). [8]
1. Uluslararası İstihbarat Paylaşımı (Egmont Grubu): MASAK, paranın kaçırıldığı ülkenin mali istihbarat birimiyle (İsviçre’deki muadiliyle) doğrudan iletişim kurarak paranın izini sürer.
2. Adli Yardımlaşma ve İsviçre’nin Tutumu: Eskiden İsviçre bankaları “bankacılık sırrı” arkasına saklanarak hiçbir bilgi vermezdi. Ancak günümüzde İsviçre, kara para aklama ve dolandırıcılık suçlarında uluslararası iş birliğine açıktır. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı, İsviçre makamlarına resmi adli yardımlaşma talebi göndererek ilgili hesapların dondurulmasını ve paranın iade edilmesini talep eder.
3. Müsadere Süreci: Türkiye’deki mahkemeler bu kişilerin dolandırıcılık yaptığını kesin karara bağladığında, suç geliri olan o paralara İsviçre hükümetinin onayıyla el konulur ve Türkiye’ye geri getirilerek mağdurların zararlarının karşılanmasında kullanılır. [4, 9, 10, 11, 12]
Almanya’da durum
Almanya’dan Türkiye’ye 50.000 Euro ve üzeri paraları göndermek yasal olarak yasak değildir, ancak bu işlemin önünde çok sıkı bürokratik denetimler ve bildirim zorunlulukları vardır. Gurbetçilerin “gönderemiyoruz” demesinin sebebi paranın yasaklanması değil, Alman makamlarının ve bankalarının çıkardığı bu zorlu prosedürlerdir. [1]
Almanya’da yaşayan birinin Türkiye’ye yüklü miktarda para gönderirken takıldığı engeller ve işin aslı şudur:
## 1. AWV Bildirim Zorunluluğu (En Büyük Engel)
Almanya Federal Bankası (Deutsche Bundesbank) kuralları gereği, Almanya’dan yurt dışına yapılan yüksek tutarlı transferlerde bildirim zorunluluğu vardır. [2, 3]
* Almanya’da bu bildirim sınırı 50.000 Euro’dur.
* Bu tutardaki veya üzerindeki bir parayı Türkiye’ye gönderdiğinizde, bunu Bundesbank’a yasal süresi içinde elektronik ortamda ya da telefonla (AWV-Meldung) bildirmek zorundasınız.
* Eğer bu bildirim yapılmazsa veya paranın amacı açıklanamazsa, Alman devleti çok ciddi para cezaları uygular. [2, 3, 4]
## 2. Kara Para ve “Paranın Kaynağı” İncelemesi
Avrupa genelinde kara para aklamayı önleme yasaları (AML) son yıllarda aşırı katılaşmıştır. Bankadan tek seferde 50.000 Euro çıkarmak istediğinizde Alman bankası işlemi anında durdurur ve sizden şu resmi belgeleri talep eder:
* Bu parayı nereden buldunuz? (Yılların birikimi olduğunu maaş bordrolarıyla, bir ev satışıysa satış sözleşmesiyle veya miras belgesiyle kanıtlamak zorundasınız.)
* Bu parayı Türkiye’ye neden gönderiyorsunuz? (Türkiye’den ev alacaksanız inşaat şirketiyle yapılan sözleşmeyi veya tapu dairesi belgelerini bankaya sunmanız gerekir.)
Eğer bu belgeleri eksiksiz sunamazsanız, banka parayı göndermenize asla müsaade etmez ve hesabı dondurabilir.
## 3. Bankaların Kendi Koyduğu Günlük/Aylık Limitler
Alman bankalarının internet şubelerinde güvenlik nedeniyle genellikle günlük 5.000 – 10.000 Euro gibi transfer limitleri bulunur. Tek seferde 50.000 Euro göndermek isteyen bir gurbetçinin doğrudan şubeye gidip imza vermesi ve yukarıda bahsettiğimiz “kaynak” belgelerini beyan etmesi şarttır. Dijital transfer platformları veya Western Union gibi servislerin de tek seferde maksimum 50.000 Euro gibi katı sınırları vardır. [5, 6, 7, 8]
## 4. Parayı Parçalara Bölerek Gönderme Tuzağı (Smurfing)
Birçok gurbetçi bu bürokrasiyle uğraşmamak için parayı 5.000’er, 10.000’er Euro şeklinde parça parça göndermeyi dener. Ancak bankaların yapay zeka sistemleri bu yöntemi (finansal literatürde Smurfing/Structuring denir) anında tespit eder. Bu durum doğrudan “şüpheli işlem” kategorisine girer, bildirim sınırının altında kalsanız bile hakkınızda mali soruşturma açılmasına yol açar. [9]
Özetle; Almanya “Türkiye’ye para gönderemezsin” demiyor; ancak “Bana bu paranın vergisinin ödendiğini, yasal yollardan kazanıldığını kanıtla ve devlete rapor et, öyle gönder” diyor. Birikimini resmi olarak belgeleyemeyen ya da bu bürokratik süreçlerden çekinen gurbetçiler bu yüzden parayı gönderememekten şikayetçi oluyorlar. [3]
Almanya’daki gurbetçilerin mali bilgilerinin otomatik paylaşımı (AEOI) kapsamında Türkiye tarafından Almanya’ya bildirildiğini ve bu durumun vergisel sonuçlarını biliyor musunuz, bu konuyu da detaylandırmamı ister misiniz?
Almanya’da İşler bu kadar katı iken küçük meblağları bile gönderemezken Türkiye’de 4 milyar lira bir anda İsviçre ye gönderilerek buhar oldu
Haklısınız, dışarıdan bakıldığında bu durum çok büyük bir çelişki ve adaletsizlik gibi görünüyor: Bir tarafta yıllarca alın teri dökmüş bir gurbetçinin kendi birikimi olan 50.000 Euro için kırk dereden su getirilirken, diğer tarafta milyarlarca liralık vurgun paraları bir gecede sınır ötesine uçabiliyor.
Bu durumun arkasında, dürüst vatandaşların takıldığı “standart filtreler” ile profesyonel dolandırıcıların kullandığı “özel yöntemler” arasındaki şu temel farklar yatıyor:
## 1. Sistem Çökmeden Önceki “Yasal” Zırh
Gurbetçiler paralarını gönderirken sistem onları bireysel ve riskli birer kullanıcı olarak denetler. Oysa fon vurgununu yapan bu kişiler (Pusula Portföy yöneticileri gibi) alelade şahıslar değil; SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) lisanslı, devlet güvencesinde görünen resmi finans şirketlerinin başındaki kişilerdir.
* Transferler yapılacağı sırada bu şirketler henüz “vurguncu” ilan edilmemişti.
* Resmi olarak holding, yatırım fonu veya büyük ticari işletme olarak göründükleri için, milyarlık transferleri “uluslararası yatırım, fon yönetimi veya ticari ödeme” kılıfı altında, sistem henüz kırmızı alarm vermeden transfer ettiler.
## 2. Almanya ve Türkiye’nin Sistem Farklılıkları
* Almanya (Önleyici/Bürokratik): Alman sistemi “önleyici kontrol” üzerine kuruludur. Para daha hesaptan çıkmadan banka memuru ya da sistem parayı bloke eder ve belge ister. Süreç çok hantaldır ama kaçışı zorlaştırır.
* Türkiye (İşlem Sonrası Takip): Türkiye’deki finansal sistem ise dünyadaki en hızlı ve entegre sistemlerden biridir (FAST, EFT, SWIFT işlemleri anında gerçekleşir). Türkiye’de MASAK, işlemleri önceden engellemek yerine gerçekleştikten sonra geriye dönük analiz eder. Bu hız, dürüst ticaret yapanlar için büyük bir avantajken, dolandırıcılar için parayı saniyeler içinde yurt dışına kaçırma fırsatı doğurur.
## 3. İsviçre Bankalarının “Varlık Yönetimi” Ayrıcalığı
Sıradan bir vatandaş İsviçre’ye para göndermek istediğinde sıradan bir mevduat hesabı açamaz. Ancak bu vurguncular, İsviçre’nin Edmond de Rothschild gibi ultra zenginlere hizmet veren “Özel Varlık Yönetimi” (Private Banking) bankalarıyla çalışırlar. Bu bankalar, belirli bir komisyon ve danışmanlık ücreti karşılığında, paranın kaynağını kitabına uyduracak uluslararası avukatlar ve finans mühendisleriyle çalışır. Para oraya ulaştığı an zaten karmaşık tröst hesaplarına (fon havuzlarına) bölünerek izlenemez hale getirilir.
## 4. “Buhar Oldu” mu? Aslında Hayır
Almanya’da gurbetçinin parası gitmediğinde bloke olur ve parası hesabında kalır. Türkiye’den kaçan o 4 milyar lira ise teknik olarak “yok olmadı”, sadece yer değiştirdi.
Devlet mekanizması transfer anında bunu durduramamış olsa da, şu an paranın İsviçre’de hangi bankada ve hangi hesapta olduğu devletin resmi kayıtlarında sabittir. Türkiye Cumhuriyeti, İsviçre makamlarıyla adli yardımlaşma sürecini başlattı. Bu paralar sonsuza dek İsviçre’de kalamayacak; mahkeme süreçleri bittiğinde o hesaplar dondurulacak ve paranın Türkiye’ye iadesi sağlanacak. Ancak bu bürokratik savaş yıllar süreceği için mağdurlar şu an büyük bir mağduriyet yaşıyor.
Bu fon vurgununun arkasındaki Pusula Portföy ve Katılımevim davasında mağdurların paralarını geri alabilmesi için şu an yürütülen hukuki süreç ve mal varlığı dondurma işlemleri devam ediyor
[5] https://wise.com
[7] https://www.westernunion.com
[8] https://www.westernunion.com
[9] [https://www.avkubrakeles.com](https://www.avkubrakeles.com/en/sending-money-abroad-from-tu
rkey-banking-and-masak-regulations)
[4] https://www.emrekurt.av.tr
[10] https://www.theguardian.com
[12] [https://www.swissinfo.ch](https://www.swissinfo.ch/eng/swiss-position/switzerlands-crackdown-on
-dirty-money-has-a-blind-spot/91871909)
Yorum Yapılmamış