Bismillahirrahmanirrahim وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ فٖي عُنُقِهٖؕ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَاباً يَلْقٰيهُ مَنْشُوراً Soru: İsra 13. Ayetin manası “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağladık ?” şeklinde midir ? Bu mana doğru mudur ? Cevap: Hayır, bu mana Allah’a ait değildir, meal yazarına aittir. Doğrusu “Biz her insanın kuşunu (amelini) boynuna dolayarak ondan ayrılmaz kıldık” şeklindedir. Hiç bir Kuran meali ve hiç bir muteber tefsir bu ayete “kaderini çabasına bağlı kıldık” manası vermiş değildir.. Ta ki M.İslmaoğlu kendi elleriyle meal yazıp felsefesini “ayet meali!” diye Kurana sokuşturana kadar! Mustafa İslamoğlu’nun bu ayete neden böyle mana vermek istediğini onu tanıyanlar bilir; Çünkü bu kişi İslam İnancı içinde olan “kadere iman”ı inkar eden bir tavır içindedir. Eğer düşünerek okursanız “ayet meali” diye kurduğu cümlesi kendi içinde çelişkilidir. “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık!” diyor. Kader Allahın belirlediği miktar, takdir, ölçü, yazgı demektir. “Kişisel çabaya bağlı kılınması” ise aslında kaderin “ilahi yazgı” değil, kendi tercihlerimiz olduğu iddiasıdır. Yani İslamoğlu kurduğu bu cümleyle “kader’e hem var, hem de yok demiş oluyor. Bu çelişkidir. Kader kelimesini açıkça telaffuz etmiş olarak varlığını, “0 aslında kişisel tercihtir” diyerek te yokluğunu ifade ederek çelişkiye düşmüştür. Her durumda yazgı anlamındaki “Kader’i” inkar ettiği açıktır. Neden İnkar ediyorlar ?…
Bazen bir kitabın başlığında, bazen bir videoda hatta çocukların izlediği bir çizgi filmde duyarız “Tanrılar” lafını. Sizi bilmem ama ben nerede ne zaman duysam kızarım hatta diyenlere söverim.. Nedenini anlarsınız. Allahtan başka tanrı olmadığı için. İlah=tanrı. Çocukların bilinçaltına şirk’i empoze etmeye çalıştıkları için.. Sonra şöyle bir inkişaf oldu: Tanrılar lafı içinde Allah yokmuş meğer. Bu bende ciddi bir rahatlama sağladı. Yokmuş derken yani hem Kuran’ın hem Hadisin dilinde “tanrılar, arapçası: âliheh” ifadesi Allah’ı kapsamıyor. Allah (Azze ve Celle) o çoğul ifadenin içinde girmeyecek kadar yüce ve münezzehtir.. Hatta bu konuda alimlerimiz o kadar hassas hareket etmişler ki, Lafzatullah değil çoğul bir ifadenin parçası olmak, Allah 2’si olan “1” rakamıyla “bir olmaktan” da münezzehtir, çifti olan “tek” ile tek olmaktan da münezzehtir. O yüzden Allah ehaddir. Ehad’in ne 2’si var ne de çifti.. Elhamdülillah “Kul HuwAllahu Ehad..” “TANRILAR” SADECE “PUTLAR” DEMEKTİR Kuranda “tanrılar” lafının Allahı kapsamaksızın sadece “putlar” demek olduğuna örnekler: “Siz yoksa Allahtan başka “tanrılar” olduğuna mı tanıklık ediyorsunuz..” En’am 19 “İsrailoğullarını denizden geçirdik, derken kendilerine ait putlara tapınan bir kavme rastladılar ve İsrailoğulları “Ey Musa bak bunların tanrıları (putları) var, sen de bize bir tanrı (heykel, put) yapsana” dediler. Musa dedi ki siz zır cahil bir topluluksunuz” Araf 138…
Hadisler İslam alimlerinin tanımına göre vahiydir. Yani Allah’tan alınma bilgilerdir. Ancak Kur’an gibi namazda olunur türden olmadığı için “gayri metluv” diye tabir edilir Allah’ın dininde vahyi gayri metluv” ün var olduğuna bir delil Bakara:144 te geçtiği üzere kıble, Kâbe olmadan önce Mescidi Aksa olmasıdır. Bunun (Mescidi Aksaya dön emrinin) Kuranda yazılı olmamasıdır..” Bu gerçeğe itiraz edenler şöyle demişler: “Bu durum vahyi gayrı metluv’u ispat etmez çünkü namaz Adem as dan beri olan ve bilinen bir ibadet. Yani “Allah rasulü mescid-i aksaya doğru namaz kılması gerektiğini Kuran harici vahiy yolundan değil kendinden önceki din sahiplerinden öğrenmiştir !” Cevap : 1) Kuran açıkça ifade eder ki Yahudiler ve Hıristiyanların kıbleleri biribirinden farklıdır. [Bakara:145] Allah rasulü önceki milletlere kendiliğinden tabi oldu ise tarih açısından daha yakın ve güncel olan hıristiyanlara uyması gerekirdi halbuki yahudilerin kıblesine uydu. Demekki Vahiy aldı 2) Namaz evet bütün semavi dinlerde vardı ancak önceki ümmetler namazı zayi ettiler [Meryem:59] ve Peygamber asrına kadar varlığını doğru bir şekilde koruyamadı. [Enfal:35] Demekki doğru bir namaz kılma şeklini vahiyle öğrendi dinlerini bozmuş olanlardan değil 3) Allah rasulü peygamberlik öncesi yolunu bulamaz, [Duha:7] iman nedir kitap (bilgi) nedir bilmez idi. [Şura:52] Bu ilahî söylemler, öncesinde namaz kılmadığını açıkça ifade eder çünkü namaz iman…
Soru: Allah’ın adını ayrı yazmak, Allah ismi yanına başka isim yazmaktan kaçınmak tevhid mıdır ? Şöyleki bir eve şu levha asılmış, üzerinde Allah’ın ismi var yanında da Rasulullahın ve dört büyük halifenin isimleri.. Evin ergen oğlu Allah’ın ismini kesmiş, ayrıca asmış. Babası da “aferin oğluma levhayı tevhid işleminden geçirmiş” diyerek pışpışlamış.. Bu işin tevhidle alakası var mıdır ? CEVAP: Bu işlemin tevhid’le alakası yoktur. Allah Kelime-i Tevhidde Rasûlü’nün ismini kendi ismi yanına bizzat kendisi yazmıştır. لا اله الا الله محمد رسول الله Dikkat ediniz Allah ismi Muhammed ismi ile yanyana. Eğer Allah’ın ismini Rasûlü’nün isminden ayırmak tevhid olsaydı Kuran’da tevhid yok! demektir !! Çünkü Kur’an bunu yapmamıştır. Alın size bir örnek: Tahrim Sûresi 5. Ayet “Eğer ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz eğildi. Ve eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun dostu ve yardımcısı Allah, Cibrîl ve müminlerin salihleridir. Bunun ardından melekler de ona arkadır” Bakınız bu Ayet-i kerimede Allah kendi ismi yanına Cebrail’in adını koymuş ve peşinden Salih müminler ve peşinden tüm melekler.. O levhada da aynısı. Allah Muhammed ve Salih müminler.. isimler yanyana, tevhidin ta kendisi. Biri Rabb diğerleri kul. Bunu her mümin bilir Allah bu tevhid istismarcısı zihniyete Hidayet etsin Tevhid Allah’tan…
Çocuklar Soruyor: Kuran’ı Neden Hatmetmeliyiz ? Hoca vaazında “Kuranda bazı surelerin özel fazileti var. Mesela bir ihlas okumak Kuranın üçte birine denktir, 3 ihlâs okursak bir Kuran hatim sevabı alırız” deyince bir çocuk: O zaman neden hatim okumak için çabalıyoruz? Hep ihlas okuyalım!?” demiş. Cevap Allah Rasulu salât ve selâm olsun “camide safların en sevaplı yeri sağ taraf olduğunu” beyan edince sol taraflar boş kaldı. Bazı sahabeler “sol taraf boş kalıyor ya Resulullah” deyince Allah Resulü sas “camimizin boş yerlerini dolduranlara Allah rahmet ihsan eylesin” buyurdu ve sağ sol her yer doldu. Bu itibarla bazı Surelerin hususi bir fazileti varsa, diğer surelerin de bu cihetten bir fazileti vardır. O yüzden fıkıh kitaplarında yazar “namazı bazı Surelere hasretmek mekruhtur çünkü bu Kur’an’ın bazı kısımlarını terk etmek olur..” Ayrıca Kur’an-ı tamamen okuyup hatmedene verilen sevap Fazilet kabul dua hakkı başkasına verilmiyor.. o yüzden hatim denen bir kavram vardır hayatımızda. Hani insanlar sorar “Kuranı kaç kere hatmettin..!? Evet okuyucu sen de düşün kaç güne bir Allah’ın kitabını hatmetmiyorsun ? Yoksa Kuranı terk edenlerden misin..! Vee, Kuran okumanın tek gayesi sevap almak değil. Kuran’ın vaazını ibretini ilim ve marifetini; hasılı Kuran’ın Hidayetini almaktır asıl gaye. Bu ise tamamını okumakla mümkündür. isaerdogan.com
Dersler: ve Kitaplar Tecvîd : Tecvîd-i Türkî, Tecvîd-i manzûm, Şâtıbî, Şir‘a ve Şerh’i, Bur’iyye Hat : Yazı çeşitleri: Sülüs, Nesih, Talik, Divânî Lugat : Yûsuf, Ferişte, Tarîf-i Seyyid, Ahterî, Sıhâh, Vankulu, Kâmûs Akâid : Birgili, Manzûm akâid, Hısnu’l-hasîn, Emâlî, Fıkh-ı ekber, Manzûm-i rûmî, Tertîb-i ‘ulûm Fıkh : Munyet musalli, Tuhfe, Talîm-i muâllim, Şerh-i Halebî, Vikâye, Mültekâ, Eşbâh u nezâir, Mecmau’l-bahr, İbn Melek, Durer, Hidâye Ahlak : Hilye-i Hâkânî, Hayriyye, Attâr Pend, Gülistân, Bostân, Tarîkat Sarf : Emsile, Binâ, Maksûd, İzzî, Merâh, Şâfiye, Çârperd Furs (Farsça) : Şâhidî, Nisâb-ı sibyân, Divân-ı Hâfız, Farsî Halîmî, Nimetullâh Nahv : Avâmil, Küçük avâmil, Unmûzec, Hadâik, İzhâr, Netâic, Kâfiye, Câmî Mantık : Îsâgocî, Husâm Kâtî, Muhyiddîn, Fenârî, Kul Ahmed, Velediyye, Şemsiyye, Kutb, Seyyid, Dâvud, Tehzîb, Celâl, Mîr Âdâb : Huseyn, Şerh Azud, Mîr, Zeyn, Takrîr-(i) kavânîn (Saçaklı) Meânî : Telhîs, Mutavvel Beyân : İstiâre Vad’ı : Şerh Adud Arûz : Endelûsî Kavâfî : Nâbulîsî İlm-i hikmet : Kadî-mîr, Lârî, Hikmet el-ayn, Mirzacân Kelâm : Şerh-i akâid, Hayâlî, İsbât-ı vâcib Hendese : Eşkâl-i tesîs şerhi Hisâb : Hulâsa, İbn Çullî İlm-i heyet : Şerh-i Çagmîn, Bircendî İlm-i amel – İlm-i âlât : Usturlâb, Bist Bâb, Rub-ı müceyyeb, Rub-ı mukantar Cografya : Takvîm-i buldân İlm-i zîc –…
• Kuranı devamlı okuyan çok büyük bereketler bulur, Kuran ona şefaat eder, rızkı genişler, hidayet bulur, fikrinde isabet olur, kalbi yüzü nurlanır • Kuranı hatmeden kişiye bir kabul dua hakkı verilir • Kuran okuyana her harfine 10 sevap verilir • Fatiha-i şerife Kurana muadildir, hatim sevabı verir, şifadır • Yasin Kuranın kalbidir, ne garazla okunsa muradı hasıl olur • Tebareke Suresi her gece okuyanı kabir azabından korur • Vakia Suresi her gece okuyan yok çekmez muhtaç olmaz • Ayetel Kürsi, her namaz akabinde okuyana altmış faydası var, birisi: Cennetle arasında engel sadece eceli olur. Diğeri: Ölünce ruhunu Allah alır (Mahmud Efendi Hz) • Lev Enzelna, her sabah akşam okuyan şehit olur • Elemneşraheleke, devamlı okutana kalbi genişlik bulur, sıkıntısı zail olur • Zilzal Suresi, Kuranın yarısına muadildir • Tekasür Suresi, Kuranda 1000 ayet okumak kadar sevaptır • Kafirun Suresi, Kuranın dörtte birine muadildir • Ihlas-i Şerif suresi, Kuranın üçte birine muadildir, 3 kere okuyan hatim sevabı alır • Felak Nas sureleri, sihir büyü haset vesvese gibi muzırlardan korur isaerdogan.com
Mahmud Efendi hazretleri yarım asırdan fazla cami kürsülerinde yaptığı vaazlarında Kuran-ı Hakimin tellalı olmuş, sevenlerini dinleyenlerini daima Kurana yöneltmiştir. Onun vaazları Kuran tefsirinden ibarettir. Yarım sayfadan az olmayan sohbet ayetleri Hafızlığın verdiği zenginlikle Kuranın diğer ayetleriyle teyit ve tefsir edilir ve sohbet bir Kuran tefsiri dersine dönüşür. Mahmud efendi Hz’nin Kurana olan bu düşkünlüğü, Kuranın anlaşılması yönündeki bu çaba ve hırsı Allahtan peşin bir tebcile mazhar olmuş ve bir zuhuratta Allah Rasulü sas görünerek “Kuran Tefsiri kaleme alması” buyurulmuş ve bu surette Ona bir nevi Kuran Tefsiri İcazetnamsi bizzat Rasulullah efendimiz tarafından verilmiştir. İşte Ruhul Furkan Tefsiri şahanesi bu tebcilin semerisidir. Ruhul Furkan tefsirinin en önemli özelliği evvela Kuran ayetleri kelime kelime meali verilir -ki biz buna kırık mana diyoruz- ta ki okuyucu tefsirin derin manaları ayetin neresinden zuhur ediyor bilsin ve Kuranı daha iyi anlasın. Sonra bu usül diğer heveskarlar ve yayınevleri tarafından taklit edilerek kelime manalı mealler ortaya çıkmıştır. Kelime meali’nin piri ve üstadı bu Hafız Mahmud Efendi hazretleri ve muazzam tefsiri Ruhul Furkandır. Türkiye Kuran eğitimindeki bu zenginliği Mahmud efendi hz’ne borçludur. Allah ondan ebeden razı olsun en yüce terakkileri Ona ihsan eylesin devam edecek.. isa erdogan
Bismillahirrahmanirrahim Soru: Bir videoda yaşlıca bir zat konuşma yapıyor “Bir Allah dostunun sohbetine katılmak kabule şayan yüz yıllık nafile ibadetten üstündür” diyor.. Bu olabilir mi ? Böyle sözler caiz mi ? Az bir amel yılların ibadetinden üstün olabilir mi ? Bunun Kitap ve Sünnette delil var mı ? Cevap: Evet olabilir. Kuran Sünnet ve Makul delillere göre bu mümkündür ve vakidir. KURANDAN DELİLLER 1) Bakara: 212. ayet “Allah dilediği kulunu hesapsız nasiplendirir” . Dikkat edin Allah hesabınız rakamlarınız onu hesap etmeye yetmeyecek oranda yani sonsuz olarak nasiplendirir rızıklandırır” buyuryor.. (ve Al-i İmran:37 ve Nur:38) 2) Bakara 261. ayet “Allah dilediği kuluna katman katman fazla verir..” Yudâifü” yani katlar katmanlandırır.. 3) Bakara 269. Ayet: “Allah dilediği kuluna hikmet verir, kime de hikmet vermiş olursa ona çook hayırlar vermiş olur” 4) Al-i İmran 73, Hadid 22, Cuma 4, : Deki; Fazıl Allahın elindedir, onu dilediğine verir. Allah Vâsi ve Alîm’dir.” 5) Al-i İmran 74: Allah dilediği kullarını rahmeti için seçer. Allah çok büyük fazıl sahibidir” 6) Rad 26 ve İsra 30 ve Kasas 82 ve Ankebut 62 ve Rum 37 ve sebe 36,39, Zümer 52, Şura 12 : Allah dilediği kulları için rızkı geniş genişletir dilediği için daraltır..” 7) İbrahim 11 :…
من تفقه تفسق من تكلم تزندق من تصوف ابتدع من تفنن تخلص (شرعة الاسلام) Açıklama من تفقه تفسق Men teffeqahe teffeseqa Kim yalnız fıkıh ilmiyle iştigal eder, diğer Kuran ilimlerinden yüz çevirirse fasık olur, istikametten çıkar. Kuran ilimleri: Tefsir Hadis Akaid/Kelam Fıkıh Tasavvuf من تكلم تزندق Men tekelleme tezendeqa Kim yalnız Kelam ilmiyle iştigal ederse (diğer Kuran ilimlerinden yüz çevirirse) zındık olur. Imam Azam: Önce kelam ilmine girdim, kelâmcılarla uzun müzakereler münazaralar yaptım. Gördüm ki onların sîmâları sâlihlerin sîması değil. Onlardan ayrıldım Fıkıh ilmine yöneldim من تصوّف ابتدع Men tesavvefe btede’a Kim yalnız tasavvufla iştigal eder (Fıkıh Akaid ilimlerinden yüz çevirirse) bidatçı olur Amelde bidat kişiyi günahkar eder, itikatta bidat ise kişiyi dalalete düşürür. Bu bakımdan ehli tarikat fıkıh ilmihal derslerinden uzak kalmamalı من تفنن تخلص Men tefennene tehkallasa “Her ilimden alan kurtuluşa erer” Kuran ilimlerinin her herbirinden kifayet derecesinde tahsil eden istikamet üzere olur ve ifrat tefrite sapmadan hedefine ulaşır. Tek ilimle yetinen bile hataya düşüyorsa.. Ya bütün bu ilimlerin hepsinden gafil olanın hüsran ve zararına ne demeli !?
Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.
Allahın güzel Adıyla.. Hafızlık her müminin mega-ideali.. Fatihayı ezbere bilen herkes Hafız olabilir, tek şart: ısrar ve günlük düzenli çalışma Hafızlık yapmak çok kolaydır. Çünkü hafızlık 600 sayfalık bir kitabı ezberlemek değildir. Hafızlık sadece bir sayfa ezberlemektir. Evet bugün görevin sadece bir sayfa ezberlemek. Ya yarın ? Onu yarın konuşuruz. Bugün için yarın yok. HAFIZLIKTA BİR SAYFA NASIL EZBERLENİR ? Önce sayfayı ezbere hazır hale getir. Bunun iki adımda yap 1. adım : BÖL PARÇALA Sayfayı 3’e böl (5’er satır) Her bölümü 3 parçaya böl, üçer ayete.. ve tercihen alt bölümden başla ezbere 2. Adım : SERİLEŞTİR Ezbere başlamadan önce o bölümü (5 satırı) mutlaka yüzüne seri bir şekilde okuyabilmelisin. Yani takılmadan, hece tekrarı yapmadan ve hatasız olarak. Eğer 1 sayfayı en geç 2 dakikada okuyabiliyorsan hazırsın demektir. Bunun için yeteri kadar yüzüne okumalısın. Ağza yabancı/zor gelen kelimeler üzerinde dur, kelime tekrarı yap. Bu adımı başarmadan asla ezbere geçme. EZBER MERHALELERİ Merhale: HAFIZAYA AL Parçayı kalbe işleyerek dikkatlice 3 kere oku. Ve 4. de bakmadan ezberden oku. Başarılı olamadıysan yeniden 3 kere yüzüne oku takıldığın yerleri ve 4. de ezberden oku. Merhale: PEKİŞTİR Başarılı oldunsa şimdi en az 3 kere daha ezberden oku ki pekişsin. Ezberi pekiştirmek (haslama) ancak ezberden…
dinde aracılık
Sakal sarık çarşaf için fitnedir diyerek avurpai bidatlara bürünenlere Kurandan cevaplar..
Allah’ın yüce Adıyla İhsan Şenocak hoca efendi aktarıyor “Babam Kamil Şenocak Hocaefendi anlatmıştı : 1980 yılı. Bir İsmail efendi vardı rahmetlik ben tanırım onu hanımı hoca, Mahmud Efendi Hazretleri onu hanımıyla birlikte Samsun Bafra ilçesine Kuran hizmeti için gönderiyor. Bu geliyor Bafraya ve hanımı bir medrese açıyorlar orada okutuyorlar.. Mahalleden hanımlar kızlar medreseye geliyorlar Kuran öğreniyorlar Dinlerini öğreniyorlar nicesi çarşafa bürünüyorlar. İslam mahallede günden güne kuvvetleniyor. Tabi durumu hazmedemeyenler de oluyor ve o hocahanımı şikayet ediyorlar. Ihtilalden hemen sonra Örfi idare hocahanımı tutuklayıp hapse atıyor. Bir süre sonra Mahmud Efendi hz durumdan haberdar oluyor ve Kasımpaşalı Kemal Efendi hocamızı çağırıyor yanına diyor ki “Kemal Efendi bir Müslüman hanım Kuran-ı Hakimi öğretiyor diye medresesinden alınıyor ve hapse konuluyorsa bize evimizde yatmak haramdır. Bunun hesabını Allah’a veremeyiz. Gideceksin Samsun’da Kamil hocayı bulacaksın ilgililere yetkililere ulaşacaklar Kuran okutuyor diye hapse atılan o kadıncağızı nezarethaneden çıkaracaklar. Gelene kadar da ben evime gitmiyorum İsmailağa camiinde sizi bekliyorum” Geliyor Kemal efendi, Kamil hoca diyor ki “oturduk bir plan yaptık, Samsuna gittik eşraftan Enver Abdik diye birisi vardı rahmetli oldu onu bulduk o valiyi tanıyordu, valiye gittik durumu aktardık. O zamanın Valisi aradı Bafradaki kaymakamı dedi ki “yaw Kuran okutuyor diye bir kadın hapse atılır mı derhal…
Allahın Yüce Adıyla 2 Ayda Hafızlık Korona virus salgını nedeniyle karantinada olduğumuz şu günlerde zamanı en iyi değerlendirecek karlı bir teklif : Hafızlık yapmak Eve hapsolmuş arkadaşlar.. Talebeler Imamlar Müezzinler Hocalar.. Böyle bir fırsat arasan bulunmaz. Geçen yıllarda bir hocamız kendine bir ay tatil verdi, bütün telefonlarını kapattı, herkesle ilişkisini kesti, yanına bir hafızlık hocası da alarak evinde hafızlığa başladı. Hedefi 1 ayda Kur’an ezberlemekti. Bunun için günde 20 sayfa ezberlemesi gerekiyordu 1 sayfa ezberliyor dinletiyor, öbür sayfaya geçiyor dinletiyor, bu şekilde gerçekten bir ay içerisinde bütün Kur’an ezberledi. ..ve belki de Türkiye tarihinde bir ayda Kur’an’ı en çabuk ezberleyen hafiz unvanına sahip oldu. “Şimdilerde hafızlığı nasıl” diye sorarsanız gayet iyi. Her gün haslamaları (tekrarlarını) yapıyor ve sabah namazlarında cemaat önünde okuyacak kadar sağlamlaştırmış. Ben düşünürdüm “böyle bir ay kendime verebilir miyim, imam olarak ve medrese derslere giren biri olarak, aile sahibi biri..?” hayır. Bir kere bir aylık tatilim yok. Olsa bile ailemle beraber değerlendirmek zorundayım, onları bir yere götürmek zorundayım. Dolayısıyla hayatım boyunca böyle bir fırsat bulamazdım. Bu itibarla evlere kapandığımız bu günlerde hafızlığı yaptık yaptık! Bir daha bu fırsat ele geçmez. O yüzden artık düşünme kaşınma faslını geçip harekete eyleme geçmeliyiz Bizler Haydi günde 20 sayfa değil de…
Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.
Allah’ın yüce Adıyla İsra 13. Ayetin Doğru Tefsiri ve Sapığın İftirasına Cevap وَكُلَّ إِنْسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَائِرَهُ فِي عُنُقِهِ﴾ إسراء ١٣ ﴿ Diyanet İşleri meali: Her insanın boynuna işlediklerini dolarız ve kıyamet günü açılmış bulacağı Kitap’ı önüne çıkarırız. Elmalı’lı Hamdi Yazır meali: Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız. Ehli Sünnet vel Cemaatin ayeti tercümeleri bu minvalde. Gördüğünüz gibi hiç bir alim “biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık“(!) şeklinde tercüme etmemiştir Ana tefsirler ise bu ayeti iki türlü tefsir ettiler : 1) Her insana, yaptığı amellerini boynuna bağladık. Kıyamet günü açılmış (okunaklı) bir kitap olarak onun için çıkaracağız.” Bu tefsire göre (طائر) ifadesi ameller manasına gelir. Aslında “tair” kuş demek. Ve kuşun uçup gittiği gibi kişinin amelleri maziye uçup gider. Allah bunların boşlukta kaybolmadığını, zabt ve kayıt altına alınıp kişinin boyununa dolandığını haber vermiştir. 2) Diğer Ehli Sünnet tefsire göre ayetin manası: “Her insanı boynundan kaderine bağladık..” Bu tefsire göre (طائر) kelimesi kader demektir ve kişi kaderine boynundan bağlıdır onun ne gerisine ne de ilerisine geçemez. Bu manayı verenler Allah Rasulü sallallahu aleyhi vesellem’ın şu hadisine dayanır: “Her doğanın boynunda asılı bir kağıt vardır, şaki midir said midir yazılıdır” İmam ibni Kesir’in İmam Mücahit’ten yaptığı…
Rahman Rahim Olan Allahın ismiyle.. Türkiye’de benim tespit ettiğim üç dört çeşit Arapça öğretim metodu var. Medrese usulü, İmam Hatip Lisesi metodu, özel kursların metodu ve hafıza teknikleri yöntemi.. Medrese usulü, en köklü ve en sağlam usuldür. Bunun Doğu usulü ve İstanbul usulü gibi farklı çeşitleri de mevcut. Yazının son kısmında bu usule geleceğiz. İmam Hatip okullarında takip edilen metod adeta öğrenciyi oyalama, yıllarca Arapçayla meşgul olsun ama asla tam olarak öğrenmesin! türünden bir taktik. En zeki ve başarılı imam hatip öğrencilerinin mezun olduklarında Arapça konuşamadığı gibi Arapça bir eseri de okuyamadıkları bunun göstergesidir. Mustafa hoca bir imam ve 90 lı yıllarda tam altı yıl imam hatip lisesi okudu. Sarıkayada ve Kayseride.. Çok da istekli şuurlu çalışkan ve zekiydi. Son sınıfa geldiğinde sonuçtan pek memnun olmamıştı. Arapçayı öğrenmiş sayılmazdı Kuran’ı Hadisi anlayamıyordu. Meslek dersi öğretmenine bunun sebebini sordu. Öğretmeni şöyle diyebilmişti “Arkadaşlar bu okul kitaplarıyla Arapça öğrenmeniz mümkün değil. Bakın bunu ilk defa size açıklıyorum “İzhar” isminde bir kitap var Osmanlı medreselerinde en temel Arapça ders kitabıydı. Arapçayı öğrenmek için Mutlaka onu okumanız gerekir..” Evet gerçekten de İmam Birgivi Hz‘nin kaleme aldığı İzhar kitabı medrese hayatım boyunca okumaktan en çok zevk aldığım öğretici doyurucu feyizli bir kitap olmuştur. Akşamları bazen…
Allahın Adıyla.. Mevzu: Dini ilimler Tahsilinde Talebe Kıyımı Gerisindeki Hasta Zihniyet ve Mahmud Efendi Hazretlerinin Yüksek Öğretisi Dinimi öğrenmek için medreseye geldim. O vakit sadece kendimi düşünüyordum. Şeyh Efendinin irşadıyla medrese dışındaki adreslerin kurtuluşa kapalı olduğunu öğrendik. Buna gönülden inandım. Ve dostlarımızı akrabalarımızı da teşvik ettik. kiminin elinden tuttuk, medreselere getirdik, onlar da kurtulsunlar istedik.. Anadolu yakasında bir medrese var dediler. Programı daha uzun ama sağlam okutuyor dediler. Hatta bazı arkadaşlarımız gittiler oraya kaydoldular. Sonra gözden kayboldular.. Onları nadir görmeye başladık. Sebebini sorduğumuzda “Bizim kursta izinler böyle. Bazen Ayda bir bazen iki ayda bir izin oluyor, ancak fırsat bulup gelebiliyoruz.. Bütünüyle ilime odaklanıyoruz” dediler. Gözümüzde büyüdü. Memleket iznine gittiğimde iki akrabamı hâl ve dil lisanıyla ikna ettim. 2 ayrı ailenin çocuklarını aldım İstanbul’a getirdim. Medresede okusunlar kurtulsunlar istedim. Doğruca oraya götürdüm.. Biraz sıkı ama alışırlar dedim.. Sağlam okusunlar ilimde derinleşsinler istedim.. Aslında onların iyiliğini istedim. Medresede bir çok sınıf ve bir çok hoca vardı. ve hocaların da hocası vardı ona hocaefendi diyorlardı. Hocaefendiye gösterilen tazim saygı edep görmeye değerdi.. Doğru adresteyiz dedim. Adam böyle yerde yetişir dedim.. Ve huzura alındık.. Daha önceki hiç bir ziyaretimde hocaefendiyle görüşememiştim. Ben kimim ki böyle büyük alimler benimle meşgul olsunlar der haddimi bilirdim. Hiç…