Kuran Işığında Fitne Sakal ve Medrese *

27 Aralık 2020

Allahın yüce Adıyla.. 

Tevbe 43 te Allahu Teala buyurur: “Be’udet aleyhimüşşuqqah… Ve lakin kerihe Allahü inbi’asehüm” Manası: “Ancak Allah o münafıkların sefere katılmalarını kerih gördü..”

Allah Rasulü sas sefere çıkacağı zaman genellikle nereye gidileceğini gizli tutuyordu. Ancak Tebük’e düzenlenecek sefer açıktan ilan edilmişti. Allahü Teala buyurur “eğer seferi yakın ve ganimeti kolay görseydiler giderlerdi ancak gözlerine uzak ve çetin göründü..” aslında Allah onları bu seferden uzak tutmayı dilemişti, katılıp da müminler arasında nifak ve şikak sokmasınlar, müminlerin birliğini dirliğini bozmasınlar için..

Aynı böyle..

Bugün müminlerin öz gayret ve fedakarlıklarıyla açılan Kuran medreselerinde okumak bu Tebük seferi kadar çetin ve uzaktır. Ucunda kolay bir ganimet görünmediği için kalbi zayıf imanı dayıf kimselerin katılımı söz konusu olmuyor. Bunlar o halkaya katılacak olsalar ilmi dünyaya alet edecekler ve nifak ve şikak araya girip dirlik dinde selabet zail olacaktı..

Ancak devlet eliyle verilen diploma üzerinden hizmet vermeye çalışanların sefer ve hareketleri bu nifak ehlini barındırmaktan masûn değil. Kolay görünen ganimete heves edecek niceleri araya girer ve uzak gelecekte hizmeti hezimete uğratma durumuna vardırabilir.

“ve lev eradu en yehrucu Le eaddü lehu uddeten…”

Münafıklar cihaddan geri kalma mazeretlerinde yalancıdırlar. Zira samimi olarak sefere çıkmayı dilemiş olsalardı sefer hazırlığı yaparlardı.. ancak hiçbir hazırlık zaten yapmadılar. Her halükarda geri kalmaya azmetmişlerdi. Bu hazırlıksız oturmaları bunun delilidir.

Sabah namazına kalkmayıp sonra da uyuya kaldım mazeretine sığınanlar samimi oldukları işte bu öncesindeki hazırlık durumuyla belli olacak. Gece yarısına kadar kaygısız bir halde oturmuş sonrada yatıp uyumuş ve namaza kalkamamışsa formalite icabı bir saati kurması bile onu mazur kılmayabilir. Adetince bu kadar yorgunluk ve az uykuyla şu saatin çalışı onu uyandırmıyorsa bunu biliyorsa namazdan uymasıyla mazur değildir. Hazırlık etmeli ve geceden kendisini dinlendirecek bir miktar uyku hazırlığı yapmalıydı.

Şu halde öncesinde ciddi hazırlık yapılmamış hiçbir vazife gerçekten kasıt ve niyete alınmış sayılmamakta. Terk eden ise amden ve kasden terk etti olmaktadır.

Sakal, Sakal Traşı ve Fitne

Ve minhüm men yekulu’ zen li ve la teftinni. Ela fil fitneti sekatu.

 “O münafıklardan bazısı var, derler: Bana izin ver cihada çıkmayım. beni fitneye düşürme! Dikkat ediniz bunlar fitnenin ta içine düşmüşlerdir.” Tevbe suresi ayet ~40

Cihada çıkmama mazereti olarak peygambere akıl verir gibi fitneye düşmeyi öne süren münafıklar gerçek bir fiten denizi içinde yüzdüklerinden habersiz bu yalana başvurmuşlardır. Gerçekte bunun fitneden sakınmak gibi bir derdi de yoktur. Nifak mesleği burada da icratını izhar etmiş ve fitneden sakınan takva adam rolleri aynamıştır

Sakalını kesme, kıyafetini islama uydur” dendiğinde “bu bizi fitneye düşürür” diyenleri yukardaki ayeti celilenin işaret ve ikazı ile uyarır ve mecut halleriyle zaten bir fitne içinde olduklarını hatırlatırız. Zira fitnenin fena neticesi insanları haktan ayırmak ve batıla sevk etmektir. Sakal sünneti haktır fıtrattır kesilmesi ise şerdir batıldır. Gayesi ise nefsi emmarenin gözüne güzel görünmek ve hevayı nefsaninin esiri insanlara yaranmaktır.  Hem de Sakalın kesilmesi aşikar bir cürümdür zira kazınmış yüzü inanlardan gizlemek mümkün değil. Şu halde  menfi tesirleri kendisini aşar ve çevresindekilere yayılır.  Bu haliyle hem kendisini fitneye düşürmüş hem de başkalarını fitne ve şerre sevketmiştir.

Zina ve livatanın günden güne yayıldığı bu fitne asrı ahir zamanda fuhuş yollarının tıkanması ve kapatılması en büyük cihad, açılması ise en büyük fesad olacaktır. Yüzünden sakalı kazımış ve böylece parlamış bir adamın kalbi marazlı günaha meyyal kişilere fitne olma boyutu, yüzü sakalla örtülü şeriatın aynası müslümanlardan çok çok ileridir. Bundan dolayıdır ki dört mezhep fıkhında mahir büyük alim Ali Haydar efendi “sakalı kazımak livata gibi haramdır” demek suretiyle sakalı kazımanın haramlığını mesela şaraba veya faize değilde livatanın haramlığına benzetmiştir. Zira sakalı kazıyıp yüzü parlatmanın  zina ve livata ile olan ilişkisi cemiyetin hallerine vakıf feraset sahibi kimselere aşikardır.

Fitne Nedir ?

Fitne f-t-n kökünden mastar olup aslında aldanma ve ateşte yanma maasındadır ancak şu manalara da gelmektedir: deneme, azgınlık, sapkınlık, azap, fikir karışıklığı ve ayrılığı, bir şeye tutkunluk, günah, küfür, rüsvaylık, delilik, mihnet, göz alıcı güzellik, mal, evlat

Değişik türevleri içinde Kuranı kerimin 60 yerinde geçen bu kelime 11 farklı manada tefsir edilmiştir1 :

  1. Fitne: şirk; bakara 193, 217, enfal 39
  2. Fitne: küfür; ali İmran 7,
  3. Fitne: dünyada azap (eziyet işkence) ankebut 10, nahl 110
  4. Fitne: imtihan, deneme ; ankebut 1,3, taha 40, duhan 17
  5. Fitne: ateşle yakılma; büruc 10, zariyat 13,14
  6. Fitne: öldürme; nisa 101, yunus 83,
  7. Fitne: yoldan çıkarma, şaşırtma; maide 49, isra 73
  8. Fitne: dalalet; maide 41, saffat 163
  9. Fitne: mazeret; enam 23
  10. Fitne: fitne; yunus 85, mümtehine 5
  11. Fitne: delilik; kalem 6

Bütün bu kullanım biçimlerinin fitnenin asıl manası ile elbet bir alakası var. Şirk ve küfür sahibine dünyada süslü gözükür ve ardına düşer ahirette ise ona ateş olarak döner. Azap nefse zor ve çirkindir sahibini bazı itikad ve kazanımlarından saptırır, imtihan vesilisi olan şey kişiyi aldatır, öldürme sonuç itibariyle ateşte yanmayı gerektirir, saptırma ve sapmanın sonu ateştir.

————-

|1| el vücuh ve nnazair ve Tefsiri Taberiden

isa erdoğan

* tashih edilecek

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın