Mahmud Efendi Arkasından Ne Dediler ?

28 Haziran 2022

Allahın Yüce Adıyla..

Geçici dünya hayatında gelen gider doğan ölür.. Geriye hoş bir seda, müminlerin kalplerinde sevimli bir yer birakabilmek önemli. Çünkü “Sizler Allah’ın yeryüzündeki şahitleri siniz”¹ İmam Mahmud efendi Hz her fani gibi ebedi yurda irtihal etti. Müminler, alimiyle talebesiyle, havassı, avamıyla hüsn-ü şehadette bulundular..

Bu şehadetlerden bazılarını aktaracağız

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: 

Bismillahirrahmanirrahim sevgili kardeşlerim bugün burada ilim irfan Hikmet sahibi bir önderimizi ebediyete uğurluyoruz. İstanbul İmam Hatip lisesinde okurken okul çıkışlarında İsmailAğa camisi’ne gider Mahmut Efendi Hazretlerinin arkasında namaz kılar onun feyizli sohbetlerinden istifade ederdik. taziye konuşmasında söylenenler söylendi üzerine ekleyecek bir şey yok. (Çıkan bazı bozuk sesler üzerine) Ben ülkenin cumhurbaşkanı olarak o gün cenazedeydim CHP’den bazı arkadaşlar da oradaydılar demek ki nasip olanlar da varmış..”

Diyanet işleri başkanı Prof Dr Ali Erbaş

Cenaze günü Fatih Camiinde Okuduğu cuma hutbesinde diyanet’in rutin hutbe metninin dışına çıkarak Mahmut Efendi’nin vefatına mahsus bir hutbe irade etmiş “Allah’ın dostlarına korku ve üzüntü yok..” ayeti kerimesi ile “alimler peygamberlerin varisleridir” hadis-i şerifini okuyarak Mahmut Efendi Hazretlerinin Allah katındaki mekanesine atıfta bulunmuştur.

Prof Toktamış Ateş: Türkiye’de bir tane devrimci bilirim o da Mahmut Efendi diye bilinen bir cami imamı Mahmut Ustaosmanoğlu’dur. adam sessiz sedasız kanunları ayak altına aldı. Devrime karşı devrim yaptı yeniden sarığı cübbeyi şalvarı çarşafı Türkiye’de diriltti”

Dilbilimci Sevan Nişanyan, takipçileriyle düzenli olarak buluştuğu youtube kanalında geçtiğimiz gün vefat eden İsmailağa cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu hakkında kendisine yöneltilen bir soruyu cevaplandırdı. Nişanyan, Ustaosmanoğlu’nun saygın bir isim olduğunu belirterek şu yorumda bulundu: “Sonuç olarak bu kişi Türkiye’nin en büyük, en örgütlü, en köklü, en eski, Cumhuriyet’ten daha eski cemaatlerinden biri. Sonuç olarak bu zat ‘asrın müceddidi’, ‘kutb’ ve ‘gavs’ olarak nitelendirilen, çok geniş bir toplum tarafından bu şekilde algılanan ve kabul edilen bir insan. Bunu yok saymak, bununla alay etmek, ‘bu kavramları ben bilmiyorum ki ne kadar saçma şeyler diyerek ha ha ha…’ gibi bir tavra girmek bana çocukça geliyor, yanlış geliyor. Sonuç olarak milyonlarca insanın saygı gösterdiği biri… “Televizyon seyretmek haramdır” demiş ki, sırf bu sözü bile bu ismin saygı değer bir zat olduğunu kanıtlamaya yeter bence. Bu devirde, bu çağda bu gerçeği dile getirebilmek cesaret ister.”

Vakit Gazetesi Haberi

——————————————-

—————————————-

MARUF EHLİ MAHMUD EFENDİ

Mahmud Efendi, ilmiyle, irfanıyla, züht ve takvası ile maruf olan bir şahsiyettir. “Emri bil maruf ve nehyi anil münker” hizmetini nasıl verdiğini, cenazesinde ispatladı.

Mahmud Efendi, Müslümanların örnek alması gereken bir model şahsiyettir. Çünkü o, yeniden mümin şahsiyeti inşa ve ihya etmenin mücadelesini verdi. Nice engel ve baskılar karşısında boyun eğmedi, geri adım atmadı. Son nefesine kadar davasını ihmal etmedi.

Mahmud Efendi, özellikle Kuran ile uyum sağlamış biridir. “Allah’tan gelen rahmet ile fıtri uygulama olarak onlara yumuşak muamele ettin. Eğer kaba davranışlı, katı kalpli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için istiğfar et ve yönetim konusunda onlarla müşavere et. Eğer bir şeye azmedersen artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Ali İmran 159)” bu ayeti kerimenin ilk muhatabı, insan ve cinlerin Peygamberi Hz. Muhammed (sav) dir.

Peygamberlerin varisleri âlimler ve amirlerde bu ilahi hitabın muhataplarıdır. Mahmud Efendi, geçen ayeti kerimeye uyup uygulayan ender hocalarımızdandı. Eğitimde, irşatta, yönetimde ve sosyal münasebetlerde medeniyet numunesi olmuştur. Bu gibi uygulama hassasiyeti hatıralarla doludur. Şahit olduklarım vardır. Mahmud Efendi bir gün İsmail Ağa Camii şadırvanında biri ile konuşuyordu. Abdest alacaktım. Fakat onların konuşmaları ilgimi çekti. Elli yedi sene önceydi. Bu zat İstanbul Müftü Müsevvidi idi. Kuran ehli Hafız Halim Öztürk hoca efendiydi. Konuşma arasında Mahmud Efendiye dedi ki, bak Hoca efendi, seni buraya biz tayin ettik. Senden çok şikâyet geliyor. Saç, sakal, kılık kıyafet konuları ile milleti sıkıştırma. Yazık olur sana. Mahmud Efendi de; Hoca efendi, “ Allah bize kâfi değil mi?” dedi. Evet, beni tayin ettiniz. Demek ki Allah size bu makamı lütfetti. Siz de bu hizmeti ifa ettiniz. Ben de Mevla’nın rızası için hizmet ediyorum, diye cevap verdi. Sohbet ilgimi çekti.

Bu olaydan sonra, kaderin tecellisi, yıllar geçmiş ben Mahmud Efendi hazretlerinin ziyaretindeyim. Kalkmak için müsaade istedim. Dur bakalım dedi. Ben de; emrinizi bekliyorum efendim, dedim. Bu ara kayınpederin gelmiyor. Görüşemiyoruz. Selamımı söyle, dedi. Ve aleykümselam dedim ve ayrıldım. Tabi kayınpederim, yıllar önce şadırvanda sohbetlerini dinlediğim Halim Öztürk hoca efendi idi. İhsan Efendi (RA) ve ben dört kişi kalktık ziyaretine gittik. O gece ki sohbet bir kitap yazdıracak kadar bereketliydi.

Yine bir gün, Mahmud Efendinin ziyaretindeyim. Bereketli bir sohbetten sonra, “sen biliyor musun, senin kayınvaliden İstanbul’a geldiği zaman çarşaf giyerdi. Selamımı söyle, çarşaf giysin ve çıkarmasın, dedi. Fakat başka bir gün namaza girerken, “ İlhan Hoca, bana uğramadan gitme” dedi. Uğradım. “Kayınvalidene çarşaf hediye ediyorum. Hanımına da sevdirmeye çalış” dedi.

Bir gün şadırvanda benim çenemi tuttu. “Ula söz ver, sakal bırakacağım de “ dedi. Ben de; Ahdim var Rabbime ki badireleri geçince, dedim. “Öyleyse niye bırakmıyorsun” diye sordu. Hocam, Vefa Lisesinde öğretmenim. Gönül dostluğu kurmaya çalışıyor ve iman mücadelesi veriyorum, dedim. O da, merhum Ali Haydar Efendiden birkaç bilgi aktardı. “Öyle ise sen sakalı telkin etmeye çalış” demişti. Yine bir gün namazdan çıkıyoruz. Ali Rıza Demircan hoca ziyarete gelmiş. Bizi aldı, dergâha geçtik. Sohbet sırasında bir fincan kahvenin tadına baktı. Demircan Hocaya uzattı. Kahve bana gelinceye kadar ancak kokusu kalmıştı. Mahmud Efendi, hep böyle idi.

Aslında Hoca Efendi, her müminin yapması gereken mücadeleyi yaptı. O, laikçi zihniyete gereken tepkiyi koydu. Kılık kıyafet ile “teşebbüh” illetini tedavi etmeye çalıştı. Kuran hizmeti ile tevhide dönüş hareketini destekledi. Hele Müslümanlarca ihmal edilen zikir ibadetine hizmeti çok manidardır. Bütün bunlarla beraber diğer hizmet ehli hocalarımızı da nimet ve şükranla yâd ediyoruz. Hizmet veren bütün gönül ehli müminlere selam olsun. Bu büyük hizmet için tevhit ehli yetiştirmek için ümmetçe çalışmalıyız. Ey Rabbimiz! Gidenlere rahmet, geleceklere sabır ve sebat ihsan eyle. Esselamu aleykum.

İlhan ORAL 3.7.2022


 

MAHMUD EFENDİ HAKKINDA HATIRALAR 2

Saim ORAL

1967 yılında ağabeyim beni İstanbul’a getirince Sanki Yedim Cami’nin odalarında yaşamımızı sürdürmeye başladık. Bir gün ikindi namazına doğru ağabeyim “hazırlan gidiyoruz” dedi. Hemen abdestimi aldım. Hazırdım. Köyümden geldikten sonra pek dışarı çıkıp gezme imkânımız olmamıştı. En uzağa gittiğimiz yer Fatih Camii idi. Sular akmayınca abdest almak için giderdik.

Ağabeyimle Fevzi Paşa Caddesini geçerek mahalle arasına doğru yürüdük. Bir Caminin yanına geldik. Merdivenlerle bahçeye indik. Etrafı gül kokusu sarmıştı. Cemaat çok kalabalıktı. Sarıklı cübbeli amcalar vardı. Birbirleri ile konuşuyorlardı. Heyecanları hareketlerinden belliydi. İkindi namazını kıldık. Namazı kıldıran hoca amca, nasihat etmeye başlamıştı. Cami cemaati sessizce dinliyor ve konuştuklarını tasdik ettikleri için başlarını sallıyorlardı. Birden cemaat arasında bir hareketlilik oldu.

Güler yüzlü, hafif kiloluca, siyah sakallı, gözlüklü, sarık ve cübbeli birisi içeri girdi. Doğruca namaz kıldıran hocanın yanına vardı. Oturduğu yerden kalkan hoca efendi ile kucaklaştılar. Ben zannettim ki bizim oralarda ki iki yüce dağ birbirine sarıldı. Çocuğum gözüme ve gönlüme öyle geldi. Ağabeyime;

– Bunlar kimdir ağabey?

– Namaz kıldıran Mehmet Zahit Kotku hocamız, gelen ise Mahmut Ustaosmanoğlu hocamızdır.

Ben böyle garip garip yüzlerine baktım kaldım. Mehmet Zahit hocam sohbeti misafirine devir etti. Sohbet bitti. Herkes sıraya girmiş bu iki hoca efendilerin ellerini öpüyorlardı. Sıra bana gelince ağabeyime dediler ki;

– İlhan hoca senin kardeşin mi?

– Evet hocam. Kardeşim Saim.

Ben sadece ellerini öptüm. O ne zevkli el öpmeydi. Sanki babamın elini öptüm gibi oldu. Çünkü babamı anamı özlemiştim. Onlarda bana şefkatle bakıp saçlarımı okşayınca ben sevincimden havalara uçmuştum. Kendi kendime diyordum ki “ ne iyi oldu da bu camiye namaz kılmaya geldik”. Zaman akıp gidiyordu. Arapça okuyoruz. Ağabeyim bir yere görevli gitti. Namaz kılmak için İsmail Ağa Camiine gittim. Namazdan sonra Mahmut hocama soru sordular. Avamil kitabından soru sorulunca ben de meraklandım. Çünkü ben de o kitabı okuyordum. Hocam bize Harfi Cer konusunu anlattı. Hocam anlattıkça ben hareketler yapıyormuşum. Sonunda;

– Herhalde anladınız. Ama içinizde en iyi anlayan Saim oldu. Henüz on bir yaşımdayım. Sadece evet anlamında başımı salladım.

Ne zaman anlamadığım bir konu olsa gidip Hocama sorardım. Yanına vardığımda hiçbir konuda cevapsız bırakmazdı. Ben Kuranla konuşan iki insan tanıdım. Birisi Mahmut hocam, diğeri ağabeyimin kayınpederi Halim Öztürk hocamızdı. Biri Of’tan diğeri Sürmene’dendi. Allah (cc) bütün ölmüşlerimize ve hocalarımıza merhametiyle muamele etsin.

Kim ölürse kıyameti kopmuştur buyuran Efendimiz doğru söylemiştir. Ölen her kişi amelince rahmet merhamet ve affa mazhar olacaktır. Hocamla iki hatıramı daha anlatayım. 1992 yılında Allah (cc) Hac ibadetimizi yapmayı lütfetti. Kâbe’nin İkinci katında, altınoluğun karşısında Hocamla karşılaştım. Elini öptüm hayır duasını aldım. Gözlükleri yoktu. Ben de biraz saf duygudan olacak ki;

– Hocam gözlükleriniz yok. Umarım bir rahatsızlık yoktur?

– Artık gözlük kullanmıyorum. Çünkü dünyada olanları görmek istemiyorum, demişti. Sen öğretmenlik yapmaya devam ediyorsun değil mi sorusuna,

– Evet Hocam. Haydarpaşa Teknik Okullarda görevime devam ediyorum.

– Evladım görevinize itina ile devam edin. Sakalı bilahare ihya edersiniz demişti.

Zaman geçti gitti. Kartal İmam Hatip Lisesi Müdürlüğü yaptığımda Baş muavinim rahmetli Abdullah Sokur kardeşimin babası (Sarı Hafız Ömer Sokur hocanın) cenazesinde mikrofonu tuttum. Bana;

– Saim evladım biz namazı eda edeceğiz sen ne yapacaksın? Serde yaramazlık var ya;

– Hocam, müsterih olun. Bir elim mikrofonda diğer elim kalbimde demiştim. Tebessüm ederek,

– Hayy Allah (cc) demişti.

Yine zaman geldi geçti. Muhterem hocam çok rahatsızlıklar geçirdi. Dua ederiz ki bu hastalıkları tezkiye sebebidir. Her fani gibi o da dünyada ki görevini tamamladı ve göçüp gitti. Niceleri geldi, niceleri gitti. Her gelen dünyada kendini baki zannetti. Kimse baki değildir. Baki olan Allah’tır (cc). Giderken giydiğimiz elbisenin cebi de yok. Kredi kartı, para yanımıza alamıyoruz. Dosyalarımız bile yok. Onlar mahşerde herkesin huzurunda açılacak. Ak ile kara orada belli olacak. Bize yetecek tek malımız AMELİMİZ VE İBADETLERİMİZDİR. Mahmut Ustaosmanoğlu hocam yıldızların kaydığı gibi kaydı gitti. Nice hatıralarımız da sadece yadımızda kaldı.

Bu yazıyı geçtiğimiz hafta yazdım. Sosyal medyada herkes yazdı çizdi, kes kopyala yapıştır yaptı. Bekledim. Allah (cc) herkese amelince rahmetiyle muamele eylesin. Muhibbilerine de Mahmut hocamın insan olduğunu hatırlatmak isterim.

Allah (cc) bütün geçmişlerimize ve hocalarımıza rahmet eylesin. Cuma bereketi üzerimize olsun. Memleketimiz ve devletimiz var olsun. Daima payidar olsun. Zaferlerimiz daim olsun. Selam ve dualarımla.

Saim ORAL, Kartal 30 Haziran 2022


Komünist hizipler: o gün Fatih camii’nde Mahmut Efendi’nin cenazesi ile beraber laikliğin Cenaze namazı da kılınmıştır..!” Yani “bu Mahmut Efendi sevenleri ile müritleriyle yetiştirdiği talebeleri ile ortaya çıkan bu şalvarlı sarıklı Cübbeli kitle Türkiye’de laikliği bitirmiştir”

Elhamdülillah


بشرى حدثنا بها أحد الأولياء من مصر عن سيدي الشيخ محمود افندي رضي الله عنه وارضاه ونفعنا به

يقول بأنه رأى سيدي الشيخ محمود أفندي بالمنام وأخبره بأن كل من خرج في جنازته ومن نوى الخروج ولم يستطع الحضور قد غفر الله لهم

وحدثنا أحد الاولياء من أهل الكشف بأنه رأى في اليوم الذي توفي فيه الشيخ محمود أفندي انه قد نُصب عرش كبير بجانب بيت سيدي الشيخ محمود أفندي وجلس عليه وبدأت أرواح الانبياء والصالحين من زمن سيدنا آدم إلى وقتنا هذا بالقدوم إليه والسلام عليه


بشرى ٱخر

عظم الله أجركم مرة ثانية سيدي وقد رأيت البارحة رؤيا عجيبة جدا.

رأيت كأن منزلي بقرب مسجد لا أعرفه. نزلت فصليت فيه المغرب، وكان الإمام يقرأ في سورة هود، ثم انتهيت من الصلاة وأردت الخروج من المسجد فوجدت الناس وكأنهم يترقبون شيئا فسألت عن ذلك فأخبرت أنهم يريدون قيام ليلة الأول من شعبان.

فدخلت المسجد وتقدمت إلى قبلته ووقفت قبالة علية صغيرة، وإذا عليها نعش سيدي الشيخ محمود أفندي قدس سره العزيز.

وبدأ الإمام بصلاة العشاء فأحسست كأن الكفن يتحرك، فشغلت به، وقد زادت الحركة جدا حتى رأيت يدي سيدي رضي الله عنه.

وبسبب صغر العلية خفت في نفسي أن يقع نعش سيدي الشيخ، وما هي إلا ثوان حتى وقع جسد سيدي فمباشرة كنت تحت العلية أتلقى جسده الشريف فإذا هو حي، وبدأت أقبله وأضمه وأبكي وتكرر مني الأمر، وهو يقول أنا حي، ثم قلت لا بد أن أتصل بتلاميذه ليعلموا الخبر فخطرت مباشرة في ذهني، فقلت له سيدي تشرفوني في منزلي لنتصل بالشيخ إبراهيم، فالرقم في الجوال، والجوال في المنزل.

فحملته وصعدت به المنزل، فحضرت وثلة من تلاميذه لا أعرفهم، وتحولت صورته من شيخ كبير السن إلى صورة شاب مليح.

وكان يحدثنا عن صعوبة الكفن وأنه كأن حيا فيه، وأنه كأن يريد تحديثنا بحديث الرحمة المسلسل بالأولية لننتبه لحياته، وهو مسرور ويضحك إلينا، ونحن نبكي لوجوده بيننا.

ثم ذكر أمرا عجيبا يتعلق بالمال، فقال يظنون أني مت ولا يمكنني التصرف بالمال المتروك، ولكن الله أرسله، وهو يأخذه، وهو مال للأمة، فإن أراد سبحانه حفظه للأمة.

devam Edecek inşallah

Hazırlayan: isa Erdoğan

Bir yorum

  • Cemalettin cesur 3 Temmuz 2022, 01:26

    Allah rahmet eylesin şefaatlerini nasib eylesin ahirette de Efendimiz (s.a.v) in sancağı altında bizleri cem eylesin.Amin

Bir Yorum Yazın