Bu yazımda sizlere dört adet acaib kıssa derledim, kimini ilk defa biz kaleme aldık. Bu dört kıssanın müşterek özelliği “senin göremediğin nice acaib şeyleri başkasının gördüğü ve Allahın izniyle sana da gösterebildiği..”
1. Kıssa: Allah Rasulu sas Bir Cin Yakalar
Ebû Hüreyre RA aktarıyor: Peygamber efendimiz salat ve selam olsun bir gece yalnız başına camisinde namaz kılarken Cinlerden bir ifrit ona musallat olmak ister, namazını ifsat etmek için. Allah peygamberimize imkan verir onu kıskıvrak yakalar ve sabahleyin bütün sahabeler onu görsünler için Mescidin direklerinden bir direğe bağlamak ister. Fakat Hz. Süleyman’ın bir duasını hatırlar ve vazgeçer “Yâ Rab, bana mağfiret et ve benden sonra kimseye olmayacak bir mülkü bana bağışla” (Sâd:35 ) ve ifriti köpek kovar gibi kovar. Farklı bir rivayette ifrit kedi sûretinde Peygamberimizin karşısına çıkıp yüzüne bir ateş parçası çarpmaya kalkıştığı ifade edilmiştir. Hz. Âişe annemize atfedilen rivayette ise Rasûl-i Ekrem aleyhisselam efendimiz onu yakalayıp yere yatırarak hırpalamıştır.
Bu hadis-i şerifte açıkça görülüyor ki Peygamber efendimiz kimsenin görmediği cini görmüş ve hatta onu ashabına da göstermek istemiştir. Eğer vazgeçmeseydi bunu yapacak ve sahabeler de onu görecekti.
2. Kıssa: Abdülmetin Hoca’nın Penceresinden Ravza-i Mutahhara
İstanbul’da Hasenat Vakfı heyetinden bir sufi kardeşimiz Abdulmetin Balkanlı hocanın da içinde bulunduğu bir cemaatle umreye gider. Mekke-i Mükerramedeki vazifeler tamam olunca Mediney-i Münevvereye geçerler. Bu kardeşimiz yalnız bir anında fırsatını bulunca Abdülmetin hocaya sokulur ve tarikatla ilgili bir müşkilini izhar eder “Hocam Mahmud Efendi hazretlerinden ders aldık çok şükür yapıyoruz.. ancak Murakabe tam olarak nedir nasıldır nasıl feyz alınır beceremedim bir türlü.. bu konuda ne tavsiye edersiniz” Metin hoca arkadaşına “Bak bakalım Ravzaya ne görüyorsun ? der. “Hocam ne göreyim herkes ne görüyorsa onu, yeşil bir kubbe işte..” Abdulmetin Hoca kolunu kaldırır hilal gibi yapar ve der ki “şimdi kolumun altından bak” O sufi diyor ki Metin hocamın kolunun altından baktım Kubbe-i Hadra üzerine semadan öyle bir nur iniyordu, öyle bir nur iniyordu ki sanki nurdan bir deniz yeşil kubbe üzerine boşalıyor.. hayretler içinde kaldım. Metin hocam kolunu çekti ve görüntü kayboldu.. “Bundan sonra Murakabeni böyle yaparsın” dedi. O gün bugün murakabelerim bu zuhurat üzere
3. Kıssa: Abdulkadir Geylani ve Papaz
Abdulkadir Geylani hazretleri pahalı güzel bir at üzerinde, çevresinde müridleri sevenleri, ihtişamla giderken bir Hıristiyan keşişi paspal ve hakir bir vaziyet içinde Hazretin önüne çıkar atının yularını tutar “Ey Abdulkadir şu haline ihtişamına bak. Bir de dersiniz “Dünya Müslümanın zindanı kâfirin cennetiymiş” dersiniz be ya ! Senin ki nasıl bir cehennemdir böyle bir de bana bak hani cennetten bir eser ?
Abdulkadir Geylani atından iner ve o zavallı papaza sağ kolunu uzatarak der “bak bakalım içeri. Papaz kolun yeninden içeri bakar ve Abdulkadir Geylani hz’ni cennetler içinde köşkler huriler arasında görür.. manzaraya mest olur hayran olur ağzının suyu akar.. dünya ne kadar da imkanlar bol olsa da bunun yanında cehennem gibi olduğunu anlar..
“şimdi de sol kolumdan içeri bak” der ve papaza sol kolunu uzatır. Papaz orada kafirleri cehennemde, ateşler azaplar içinde feryat figan ederken görür.. anlar ki dünya ne kadar mihnet sıkıntı fakirlik içinde de olsa cehenneme kıyasla cennet gibidir ve Rasulullah efendimizin o hadisinin hak ve hakikat olduğunu idrak eder..
Haklısın ya Abdelkadir der ve kelime-i şehadet okuyarak müslüman olur.
4. Kıssa: İki arkadaş; Bir İnsan Bir Cin
Bir zat salihlerden bir cinni ile arkadaş olur birlikte camiye girerler cinni sorar: Cemaata bak. Bakıyorum. ne görüyorsun ? Namaz kılan insanlar. Ya üstlerinde ? Hiç bir şey. Cinni zat insten arkadaşına gösterir “şimdi bak” der ve insan bakınca gördüklerine hayret eder. İnsanların üzerlerinde karga gibi kara bir şey vardır. Bazısının başına çökmüş gözlerini de kanatlarıyla kapatmış.. Bazısı üzerine bir iniyor bir çıkıyor tam abanamıyor.. Bazısının ise üzerlerine hiç inemiyor, yüksekte bekliyor hiç yaklaşamıyor..
Nedir bunlar kardeşim ? Bunlar şeytan. Şu üzerine abanmış oldukları bütünüyle namazdan, Allahtan gafil kişiler. İnip çıkanlar, onlar gah gaflete düşen, gah uyananlar. Şu üzerine konamayanlar ise daima ifagat üzre olanlar, onlar Allah ile beraber oldukları için şeytanlar onlara hiç yaklaşamıyor, yaklaşsa yanar..
isa erdoğan
Bir yorum
Harikalar hocam…