Allahın yüce Adıyla..
“2. Mektup: 7 Nisan 1953, Faziletkar bir huzura,
Büyük üstadımız efendimiz Ebu’l Ula beyefendi Hazretleri müsaade-i fadînalerini istirham ederek kıymetli vaktinizi işgal edeceğim. İlk defa huzurda ders takrir eden 4. dedem Ebu Said el-Hadimi merhum hakkında bu mektubumda yazdığım hikayeyi yüksek affınıza sığınarak bir malumat kabilinden olmak üzere arza mücaseret eyledim.
Hammer[*] tarihinde Resmi Efendi tarihine atfen yazdığı sütunda 16 Asrın başından 18 asır ortalarına kadar geçen vakıaları anlatırken 1. Mahmud devrinde Kızlarağası olan Hacı Beşir Ağa için Haremeynin en büyük mensabında bulunmuş olan 37. Darüssaade Ağası Beşir Ağa diye bahseder [203]
Hacı Beşir Ağa Hicaz’da bulunduğu sırada Medine-i Münevverenin Harem ağlığı vazifesinde de bulunmuştu bir gün padişah Birinci Mahmut RhA ile mülakatı esnasında padişah “Hacı Beşir Ağa, Harem-i Şerif’te ne kadar kaldığını bu kadar müddet zarfında harikulade ne gibi hallere muttali olabildiğini” sual edince Hacı Beşir Ağa “Harem-i Şerif’te geçirdiğim bu kadar müddet zarfında fevkalâde olarak 3 hale muttali oldum” der ve bu üç halden birisini şöyle anlatır:
“Ravza-i Mutahhara’daki Cibril kapısı gecenin seher vaktinde yakın bir zamanda aralanırdı, gireni anlamak ve tecessüs etmek isterdim fakat vücuduma arız olan rehavet ve durgunluk neticesi içeri giren zatın kim olduğuna muttali olamıyordum.
Bir gece yine Cibril kapısı açıldı. Hemen kapıya koştum. Ben kapıda iken içeri bir Zat girdi giren zata kim ve nereli olduğunu sordum Konya mulhakatından olup Hadimî Muhammed Efendi olduğunu haber verdi. sebeb-i ziyaretini sual ettim “İmam Birgivi’nin Tarikatı Muhammediye’sini şerh ediyorum. Şüphe ettiğim bazı hadis-i şeriflerin fem-i saadet-i nebevî’den (Rasulullahın mübarek ağzından) şerefsüdur buyrulup buyrulmadığını Ruh-u peygamberî’den isticvap ve isti’lam (haber almak öğrenmek) için geldim” deyince müşarun ileyhi odama götürdüm.”

Bir müddet kaldıktan sonra müsaade istedi. Mescidi nebi’de sabah namazını kıldıktan sonra gitmesini söylemiş isem de “memleketimde imamet vazifemi var müsaade buyur” dedi ve ayrıldı gitti.
Bu ilk görüşmeden sonra arada gelir görüşürdük” deyince padişah Hacı Beşir ağanın bu sözünün doğruluğuna kanaat getirmek için Ebu Said el-Hadimi’yi İstanbul’a davet etti. Hadimi Muhammed Efendi İstanbul’a vardığında padişah yaşı başı şekil ve şemail ve simaca müşabehet ve müşakeleti olan birkaç zatı bir araya koyduktan sonra Hacı Beşir ağayı çağırtır ve bu zatları gösterir. Hacı Beşir Ağa bu zatlar arasında doğruca Ebu Said el-Hadimi nin yanına giderek hoşâmedi yapması padişahı hayrette bırakır. Hacı Beşir ağanın Hadimî hakkında hikaye ettiği vakıaya inanır ve mutmain olur
Huzur Dersleri Kitabından.

Doğu dillerine ve kültürüne ait önemli eserleri Almancaya kazandırarak büyük yankılar uyandıran ünlü tarihçinin kabrinde yazan ismi “Yusuf Bin Hammer”dir. Kabir taşını kendisi çizmiş ve İstanbul’da medfun bulunan ulemanın mezar taşlarından etkilenmiştir. Mezar taşının üstünde yazanlar “Hüvelbaki” diye başlar, “Rahman olan Allah’ın merhametine sığınan üç dilin tercümanı müverrih Yusuf bin Hammer” diye biter.
Bir yorum
SubhanaAllah