Allah’ın yüce Adıyla..
“Müminin niyeti amelinden hayırlıdır” bu sözü şifahi olarak naklettiğimde çok bilmiş hoca arkadaşın biri “olmaz öyle şey! bu amel-i salihi küçük göstermektir” gibi bir itiraz yaptı. Sonra kitapta yerini “sahih” olarak görünce hatasını anladı. Aslında çok bilmediğini de anlamış oldu. Demekki bir şey ilk duyduğunda insan, yadırgamış da olsa, hemen itiraz etmemeli, araştırmalı. ilmî duruş bunu gerektirir.
Şimdi gelelim bu hakikatin bize öğrettiği şeylere:
1) Müminin niyeti amelinden hayırlıdır” Yani mümin güzel bir niyetle yola çıkar ama işini o kadar da beceremez. Mesela müminlerden zekat toplayarak açılan tv ler oldu.
Zekat paralarıyla açılan o tv’lerde şimdi köçek oynatılıyor.
“Kapitalist sistem içerisinde eziliyoruz. küçük sermayelerimizi bir araya getirelim büyüyelim dev holdinglerle rekabet edelim, Anadolu kazansın” gibi güzel bir niyet ve düşünce ile yola çıkan Kombassan ve Yimpaş bugün içler acısı durumda..
Bunun gibi nice dernekler vakıflar iyi niyetlerle yola çıkmış ama sonradan istikametlerini bozmuşlardır.
“Okul okuyacağım yüksek makamlara geleceğim devletime milletime hizmet edeceğim” diyen nice gençler kızlar o makamlarda erimiş, yolunu kaybetmiş, değil millete hizmet etmek bugün kendilerine bile faydaları yok!
Bütün bu yaşananlar “Mümin’in niyeti amelinden hayırlıdır” hakikatinin tezahürleridir.
2)
Bu hadisin/hakikatin bir başka yüzü de var: çoğu zaman yanlış gördüğümüz işler hatalı bulduğumuz sözler aslında bir Müslümanın safiane yaptığı, güzel niyetinin sonucudur.
Hani anlatırlar “Bir Müslüman bir çeşme önünde bineğini bağlayacak olmuş hiçbir yer bulamamış, kalkmış bir kazık çakmış. Bir yaya oradan geçerken ayağı o kazığa takılıp düşmüş “yolun ortasında kazık mı olur diyerek kızmış ve kazığı oradan sökmüş..”
Birbirine zıt bu iki amelin gerisinde güzel/hayırlı bir niyet var.
Müminin niyeti amelinden hayırlıdır. Yani canımızı sıkan beğenmediğimiz ameller karşısında bu hadisi şerifi hatırlayıp o kişiye hüsn-ü zan etmeli “kim bilir hangi güzel bir niyetle bu işi yapmıştır” demelidir. Böylece müminler arasında kavga ve ihtilafı en aza indirilmelidir. Çünkü insanlar yardımcı olmak, iyilik yapmak kastıyla bir iş yapıp sonra da karşılığında kötülük bulunca çok kırılır ve küserler.
Hüsnü zan ve güzel muamele ederek “ve Allah’a ve Resulü’ne itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” ayetiyle de amel etmiş oluruz.
Malumudur ki Müslümanların en büyük sıkıntısı kendi işlerinde yaşadıkları kavga ve ayrılıklardır. Bu ayrılıklar olmasa Müslümanları hariç’ten yenecek bir güç dünyada yoktur.
Eğer bu sözlerimi de tam beceremediysem şunu bilelim ki “müminin niyeti amelinden hayırlıdır” Allah’a emanet olun
isa erdogan, 7 ağu 2022
Bir yorum
Allah râzı olsun hocam…