Kuran Eğitimine “Ortaçağ” Hakareti

NELER OLDU? Diyanet işleri başkanlığına bağlı ilçe müftülüklerinin her cami gölgesinde bir 4-6 yaş okul öncesi kreş açma faaliyeti vardır. Bu kreşlerde çocuklar okul öncesi hayata hazırlanırken Kuran da öğrenmekte ve Allah Peygamber sevgisi Ahiret inancı da verilmekte. Özünde müslüman olan Türkiye Milleti de bu kreşlere yoğun ilgi göstermekte çocuğunu kayıt ettirebilmek için adeta yarışmaktadır.  Dindar ahlaklı vatansever nesillerin yetişmesinde ilk adım olan bu kreşlerin varlığından bütün toplum memnun iken rahatsız olan bir azınlık kesim de yok değildir. İşte o rahatsızlık uzun süre içeride saklanmış yutulmuş ancak gaz yaptığı için artık saklama imkanı kalmayarak dışa vurmuştur.  CHP’Lİ ÖZGÜR ÖZEL 4-6 YAŞ KUR’AN KURSU EĞİTİMİ İÇİN “ORTAÇAĞ ZİHNİYETİ” DEDİ Özel şu ifadeleri kullanmıştı: “Diyanet okul öncesi eğitim birimleri kuruyor. Okul öncesi eğitim Diyanet’in işi mi Milli Eğitim’in işi mi? Sübyan mekteplerini kurmuşlar, kurumsallaştırmaya zorunlu yapmaya çalışıyorlar. Bu kafayla, orada işte bilimin B’si, fiziğin F’si, matematiğin M’si de olmuyor üniversiteye gidince. Çocukları bütün dünya nasıl yetiştiriyorsa öyle yetiştirmek varken bir ortaçağ zihniyetine yönelmenin, bunu kurumsallaştırmaya çalışmanın ne bu Cumhuriyet’e ne bu millete faydası var; ne de Anayasa’ya uygunluğu var.” TEPKİLER ÇIĞ GİBİ Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Müşaviri Burak Orhan, CHP’li Özgür Özel’in ifadeleri sonrası sosyal medyadan açıklama yaparak Özel’e tepki gösterdi. Orhan…

Yılbaşı Noel’den farklı Mıdır ?

Allah’ın yüce adıyla.. Soruyor, Noel Hristiyanlara ait. Fakat yılbaşı tüm dünyaya malolmuş bir kültür. Dinle bir bağlantısı yok. Ben de günah ortamlara girmeden yılbaşı süslemesi yapsam,  yeni yıla ailemle güzel vakit geçirerek girsem bunun ne mahzuru var !? Sonuçta ortada dini bir kutlama yok ? CEVAP Kim demiş bunların ayrı şey oldu !? Adı üstünde miladi yıl başı. Milad doğum günü demek. Neyin doğum günü ? Tanrı İsa’ın (!) doğum günü !  Öyle veya böyle.. Yüce Allah Kuranı Kerimde kesin bir dille Ehl-i Kitaba (Yahudi Hıristiyanlara) uymamızı yasaklar. “Sana ilim (Kuran) geldikten sonra hala onların arzularına uyarsan sana Allah’tan ne bir dostluk ne de bir yardımcı olmaz”  Allah Rasulü sas bu ayetler nazil olduktan sonra yahudi hiristiyanlara değil dini işlerde sıradan basit konularda da onlara uymaktan onlarla benzer duruma düşmekten sakınmış ve kendi sünnetini ikmal etmiştir. Kutlama “bayram” demektir. Medineli müslümanların islam öncesi örfi iki bayramları vardı. İslam bu iki bayramı iptal etti ve onlara Ramazan ve Kurban bayramlarını verdi.  Haydi diyelim ki “noel” ile “yılbaşı” ayrı şeyler olsun! Şimdi bunları kutlamayı ayrı ayrı ele alıp hükümlerini açıklayalım: Noel kutlamak: Noel nedir? Hıristiyanların sahte tanrısının doğum günü..! Bunu kutlamak elbette küfürdür. Çünkü Allahtan başka “tanrı” varlığını kabul etmiş oluyor ki…

19 Açıdan Hıristiyanlara Benzememek

Rahman Rahim olan Allah’ın ismiyle.. Salât ve selâm habibi-,Hüda Rasulü kibriya Ahmed Mahmud-u Muhammed’e ve âline ve ashâbına Ya Rabb Aşağıdaki deliller müslümanın Yahudi Hıristiyan ve müşriklere benzemekten kaçınmasıyla alakalıdır: Ayet: “Sen onların dinlerine tabi olmadıkça Bu Yahudi ve hıristiyanlar asla senden razı olmazlar (artık onları memnun etme fikrinden uzak dur) Şanım hakkı için ki eğer sana ilim (vahiy) geldikten sonra onların heva ve heveslerine uyarsan sana Allah’tan ne bir dost ne bir yardımcı yok” Bakara: 120 Ayet: “Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” Hûd: 113 Hadisi şerif: “Kim bir topluma benze(mek iste)rse onlardan olur.”   Teşebbüh haramdır, yüzlerce hikmetinden biri insan dışınını onlara benzetmekle, iç’inin de benzemesine sebep olacaktır. Kafirlerin içinde ise küfür var, Allaha isyan ve günaha cüret var. Hadis-i şerif: “Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yolunu izleyeceksiniz/onların inançları ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir keler / kertenkele deliğine girecek olsalar, siz de onları takib edeceksiniz.” (Hz. Peygamberin gelecekle ilgili bu ürpertici açıklaması üzerine biz sahâbîler) sorduk: “Ya Rasûlellah! (izlerini takib edeceğimiz bu topluluklar) Yahûdiler ve Hristiyanlar mı ?” Şöyle buyurdu:  “Ya başka kimler olacaktı?” (Buhari, Enbiya 50; Müslim, İlm 6) Hadis-i şerif: “Zaman gelecek…

Maya Nümune veya Ana Nokta
ANALİZ , İslami hayat / 26 Aralık 2021

İmam Mahmud efendi sabah namazının sünnetinden sonra eğer vakıf tarafında herkesin içinde ise yatmaz sadece sağ elini yanağına koyup dirseği yere bir değdirir yatma vazıyeti alır gibi.. Şimdi burada akla gelen soru şu: Allah rasulü sas o vakitte yere uzanıyor ve bir miktar uyuyarak dinleniyordu.. o yatışın bir gerekçesi ve faydası vardı. Eli yere bir değdirip kaldırmanın ne faydası var ? gereksiz abes bir iş olmuyor mu ? Bu yazıda bu soru/n üzerinden “islamda maya, nümune ve ana nokta” konusunu kaleme alacağız.. ما لا يدرك كله لا يترك كله Bir Şeyin tamamı elde edilemiyorsa hepten de terk edilmez Allah herşeyi tastamam istiyor, Kulluğun en güzeli onu eksiksiz yapmaktır. Değilse bari bir numune, bir noktacığın kişide kalması kurtarıcı olabilir. O nümune de yok olursa, her şey yok olacak, dünya sema yıkılacak. Bir cemaat azami takvaya riayet etmezse herkes günahkar olur. Bir cemaat içinizden hayra davetçi olsun, marufu emretsin münkeratı nehyetsin Vefat etmiş bir müslümanın cenazesini kaldırıp namazını kılmak tekfin ve tedfin işlerini yapmaya toplum mecburdur, bir kaç kişi yaparsa diğer herkesten günah ve sorumluluk kalkar Bir kaç müslüman bir mahallede ramazan itikafına girip o mahalle için ümmet için Allaha dua ve niyaza kendini kapatmaya mecburdur Kalbinde zerre kadar iman olanı çıkarın…

Vaaz Etmeye Yeni Başlayanlara 25 Tavsiye

Soru: Hocam yıllarca kimsesiz köylerde hocalık yaptık. Oralarda vaaz etme sıkıntısı yoktu. Ama şimdi kalabalık bir camiye tayin oldum, insanlar hocanın ağızına bakıyor. Vaaza nasıl hazırlanayım nelere dikkat edelim, ne tavsiye edersiniz. Siz nasıl yapıyorsunuz ? .   CEVAP:   Allah’ın yüce adıyla..   Biz şöyle yapıyoruz: Hafta boyu talebelerle tefsir dersi yapıyoruz. Okunan ayetlerden bir kaçını seçiyorum, onların tefsirlerine ayrıca bakıyorum. Bir de uygun bir iki hadis-i şerif, Sahabe kıssası, sebeb-i nüzul.. Bunlar zaten okuduğum tefsirlerde olmuş bulunuyor. Bunun ötesinde Mevla ne verdiyse. Devamlı ilimle, kitapla meşgul olduğumuz için ne anlatacağız diye bir sıkıntı bu anlamda çekmiyoruz. Geriye sadece nasıl anlatacağımız” kalıyor. Yani kafamda bir vaaz krokisi oluşturuyorum. giriş gelişme sonuç gibi Aslında benim bu konudaki tavsiyem “sende ne varsa onu ver.” Bu konuya sonra gireceğiz    Hangi tefsirlere bakıyorum: Taberi, ibn-i Kesir, Nesefi, Razi, bazen Ruh-ul Beyan tefsirlerine bakıyorum(*).    Bunlara ilaveten sana tavsiyem:   1. Vaaz planı hazırla. Vaazın ana konusu olsun. Bu konuyu destekleyen “Ayet, hadis, kıssa, ulema sözü, dini hüküm..” bunları alt alta yaz, önünde hazır dursun. Konuşurken her birini konuya bağla, konuyu vaaz esnasında sık sık dile getir   2) Senin tarzına, meşrebine uygun bir vaaz hocası seç, onun bir vaazını hafta içinde dinle….

“Dinde Zorlama Yok” mu ?

Soru: “Din’de zorlama yok” mu ? İlgili Ayette geçen “Din” ve “zorlama” nın sınırları nedir ?   CEVAP: Allahın yüce Adıyla.. “Din’de zorlama yok” kaidesi Bakara 256. ayetin gereğidir. Yüce Allah mealen: “Din(e girme)de zorlama yoktur. Doğru eğriden açıkça ayrılmıştır. Artık kim sahte tanrıları reddeder de Allah’a inanırsa kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir ve bilir.” demektedir. [Diyanet]   Bu itibarla ayet üzerinde iyice düşünülürse ayetin teması “Allah’ın dinine girmek” hakkında olduğu anlaşılır. Yani Allah’ın dinine girmesi için kimseyi zorlamak yoktur, zorlamaya gerek bile yoktur çünkü rüşd (hidayet) yolu, ğay (sapıklık) yolundan apaçık ayrı ve belirgindir. Kişi az bir tefekkürle Allah’a iman etmenin hak olduğunu anlar ve kendiliğinden girer.. Artık kim tağutu/şeytanı/yalancı tanrıları inkar eder ve Allah’a iman ederse o en sağlam kulpa tutunmuş olur..”   Bu ayetin iniş sebebi olarak birkaç kıssa zikredilir. Abdullah b Abbas RA dan nakledildiğine göre: “Medine’de yaşayan bir Sahabenin iki oğlu var, dışarıdan, şamdan gelen tüccarların propagandası ile iki oğlu birden Hristiyan olmuşlardır ve onlarla birlikte Rum diyarına doğru gitmektedirler. Bu Sahabi hemen Peygamber efendimize gelerek Ya Rasulallah iki oğlum da hiristiyan oldu, anlattım hiristiyanlıktan başka şey tanımıyorlar şimi rum diyarina gidiyorlar arkalarına düşüp onları men edeyim mi bizim dinimize girmeleri…

Fıkıhçı İhsan Bulgur Hoca

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla  1943 doğumlu olan İhsan Bulgur Hoca Efendi 5 çocuk babasıdır Fatih Acemoğlu Camii emektar Müezzini ve ismailağa cemaatinin kıdemli hocalarından, ümmet alimlerinden muhterem bir zattır. İhtisas alanı Fıkıh ve Fetvadır ve fıkıhtaki yetkinliği İmam Mahmud Efendi tarafından tasdik edilmiştir. İhsan hoca Mahmud Efendi Hz ricasıyla bir zamanlar İsmailağa Kürsüsünden Multeka ve Siraciyye üzerinden fıkıh ve feraiz dersleri vermiş cemaatin en önemli fetva hocaları arasınadır. İhsan hocanın diğer bir çok hocadan farkı Takva ve Azimet ipine sıkı sıkıya sarılması, bu yönüyle İmam Mahmud Efendi hazretlerinin ilmini ihlâsını yansıtan bir ayna olmasıdır. O yüzden bir konuda Mahmud Efendi Hz’nin görüş ve fetvasını merak edenler başkasına değil İhsan hocaya müracaat ederler. İhsan Bulgur Hocaefendi Fatih Çarşamba semtinde Acemoğlu camiinde yıllar yılı müezzinlik yapmış ve asla konumundan şikayet etmemiş, imam olmaya teşebbüs etmemiştir. Bir toplantıda şöyle demişti “ben ezan okuyacağım vakit tek bir saate bakmam, en az iki saate birden bakarım” yani ezanı en doğru saatte okumak için azami titizlik gösterdiğini anlatmıştı. Bu da onun Din’de ne denli dikkatli olduğunu gösteren bir işarettir. İhsan hoca o camide halka açık surette fıkıh dersleri vermiş ve nice ilim ehli yetiştirmiştir. Onun okuttuğu hocalardan nicesi şimdilerde Fıkıhta mütehassıs olmuşlar ve kürsülerde…

Fatih Kalender Hoca Kimdir ?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Fatih Kalender Hoca Edit 2024 : 30 yaşındaki Mahmud Efendi Hazretlerinin ilk şeyhliği yıllarında cümle âlem onun şeyhliğini inkar ettiği vakitte onun yanında dimdik duran dedesi İsmail kalender’in o kalender duruşunu Fatih Hoca’dan da Hasan Efendi ve fikri efendilerin şeyhliği döneminde beklerdik lakin heyhat. Demek ki şöhret ve dünyevi kaygılar insanları değiştirebiliyor.. Allah’tan Hidayet ve istikamet diliyoruz. i.er Şimdi gelelim objektif bir bakışla Fatih kalender kimdir kim değildir konusuna Baba memleketi Rize olan Fatih Kalender hoca 1978 istanbul doğumludur. Hoca olan Dedesi İsmail Kalender Mevlana Ali Haydar efendinin en has müridanından kıymetli bir zattır. Ali Haydar efendi Hz’nin en zor zamanlarında yanından ayrılmamış daima onun hizmetinde ve maiyetinde olmuştur. Denizlili İbrahim efendinin deyişiyle “bizler henüz yokken Ali Haydar efendi babanın yanında bunun dedesi İsmail Kalender efendi vardı. İlk yedi kişinin içindedir. Fıkıhçı Fatih Kalender hoca da dededen, meşayıhtan nasipli biri, Ali Haydar efendinin Dedesine duası ve himmetinin neticesidir adeta” Fatih Kalender hocaefendinin babası İhsan Kalender ise bir iş adamı, büyük ticaretlerin erbabıdır. Dolayısıyla Fatih hoca hem maneviyat hem de maddiyat açısından zengin bir aile ortamı içinde yetişmiş ve çocukluğu İsmailağa’da geçmiştir. “zengin çocuğu okumaz” kanaatini yıkarak bu zamanda yapılabilecek en yüksel ilmî tahsili yapmış ve bütün…

Namazı Güzel Kılan Cemaatler

Geçen gün akşam namazını Fatih’te bir camide* kıldım. Namaz akşam namazı, yani en çabuk kılınan namaz.. Ezan herkesten bir kaç dakika sonra okundu, ihtiyat içinmiş. Sonra imam efendi yoktu, Müezzin hoca kıldırdı.. imam Salih hoca daha da dikkatliymiş.. Her rükuda ben rahat rahat 5 kere “Sübhane Rabbiyel Azim” dedim.. Secde de aynı, beşer kere. Tahiyyata oturduk, ben teşehhüdü okudum bitirdim üzerinden üç kere daha şehadet okudum ve ancak kıyama kalktık. Ben mi hızlı okudum? hayır. Yanımdakiler benimle aynı okudular, işaret parmağının kalkışından anlıyorum.. Yani arkadaşlar şunu anladım ki biz namazı çok acele kılıyor muşuz.. Ben de karar aldım “rüku secde tesbihlerini bundan böyle 5 yapacağım” Hem geçenlerde konuyla ilgili araştırma yaparken “Bidayet’ül-Müctehid” isimli mukayeseli fıkıh* kitabında bazı alimlerin “İmam olan kişi rüku secde tesbihlerini 5’er defa okusun ki cemaatin yaşlıları 3’ü yetiştirebilsinler..” dediğini okumuştum. O zamanlar denemiştim ancak olmadı. Sanki cemaati fazla bekletiyorum gibi’me geldi, bıraktım 3’e döndüm. Ancak canlı kanlı bir camide bunun yapılabildiğini bizzat görünce kuvvet oldu. İşte bu nokta “salah ve takvanın kalpten kalbe aksettiği” hakikatinin tezahürü. İnsan okuyarak değil, yaşayanları görerek onları sevip örnek alarak terbiye oluyormuş. O yüzden Mürşid’e olan ihtiyaç zorunluluk derecesinde. Namazda acele etmemek, yani fıkıh tabiriyle “ta’dil-i erkan” namazın vaciplerindendir. Namazını acele…

Salih Topçu Hocadan Altın Alıntılar
Dünya Gündemi , Misafir Yazar / 11 Aralık 2021

İsmailağa Camii’nin şimdiki İmamı Salih Topçu Hocaefendi’nin sohbetinden bazı iktibaslar: ▪️ “Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm’ın Kâbe’den putları temizlemesi yıllar sonra oldu. Şimdi de değişiklikler oluyor. Bunlar kolay değil. Herşey hemen olmuyor…” ▪️ “Bu sakallı Müslümanlara laf edenler geçenlerde ölen kominist Fidel Castro’nun sakalına ve buradaki papazın (Bartelemos) sakalına hiç laf etmezler ! Çünkü bunlar sakal düşmanı değil, Sünnet düşmanıdır.” ▪️ “Evvelce İstanbul’un meşhur kokanaları vardı, hep aynı yerde otururlardı. Bir gün bunlar çarşafı, peçe’yi reddetmek için toplanmışlar ve ortaya bir çöp kovası koymuşlar, peçe’yi yüzlerine takıyorlar sonrada çekip çöpe atıyorlar..! Bunların yanında olsaydım şöyle derdim: “doğru yapıyorsunuz. Şu suratınıza değen şey o kadar pislenmiştir ki onu çöpe atmak lazım” ▪️ “Ey genç! Senin Peygamberin sakal bıraktı diye sakal bırakmadın da, moda diye bıraktın öyle mi? Yazıktır kardeşim sen hiç peygamberine benzemeyecek misin?” ▪️”ABD seçimlerinde iki aday vardı, bir gavur diğer gavura ne dedi: “Bu İŞİD’i sen kurdun sen!” dedi. Bakın bunu orada söylerler ama bize karşı yine “islâmî terör” diyerek pisliklerini bize atarlar. Gavurun kabul edip ifşa ettiğini bizim buradaki bazı Müslümanlar anlamıyor.” ▪️ “Neymiş efendim “Araplar bize ihanet etmiş miş! Yahu biz ihanet etmedik mi !? Osmanlı böyle mi bıraktı bu vatanı!” Hani Allahın Şeriati ! Hani Kuran Medreseleri !…

Allah’ın Adına Saygısızlık Allah’a Saygısızlıktır

Allah’ın Yüce Adıyla.. Allah’ın Adına saygısızlık Allah’a saygısızlıktır çünkü Ehli Şünnete göre isim müsemmadan başka değildir.  Dün camide bir vatandaş ölmüşleri hayrına okutma yaptı ve mevlit şekeri dağıttı. Şeker dolu kağıt huni elime ulaştığında ben şok oldum. Ölünün adı yazan etikette bir de Allahın ismi yazılmıştı.  Apaçık vaziyette  “بسم الله الرحمن الرحيم” yazılıydı. Bu kadar ihmal, bu kadar gaflet olamaz ! Yuh olsun” dedim.. Tabii bir çokları o ihmal ve gafletin ne olduğunu anlamadı. Arkadaşlar buradaki sıkıntı, bu şekeri yiyecek olan çocuklar, adamlar ne yapacaklar ? Elbette boş ambalajı kaldırıp atacaklar! değil mi ? Yani Allah’ın ismini yerlere çöplere atacaklar ! Fetva Büyük Makamdan 1940’lı yıllarda ilk defa İslami(!) bir gazete basılıp gazeteye Allah’ın ayetleri yazılınca Mevlana Ali Haydar Efendi “Allah’ın Ayetlerini gazeteye yazmak küfürdür” demiştir. Çünkü gazetelerin yere atılacağı kesin. Her türlü işte, paketleme, yere serme ve hatta tuvaletlerde kullanılan gazete kağıdına Ayet yazmak Ayete hakarettir. Ve Allah’ın Ayetlerine kasıtlı olarak hakaret etmek tabi ki imanı iptal eder  Ancak esefle müşahede ediyoruz ki bu konuda dindarlar, olmayanlar kadar gafil ve laubali. Görünüşte mütedeyyin sanılan bir ustanın terzihanesine girdim.. doğrusu giremedim kapıda kalakaldım çünkü yerlere paspas çekmiş kuruması için de gazete sermiş. Yazılara basamazdım, onu kapıdan uyardım “mübarek bunları yere nasıl…

İmam Okulunda İnançsızlık Paradoksu
ANALİZ , Diyanet , Genel , Misafir Yazar / 6 Aralık 2021

Allahın Yüce Adıyla.. Bir annenin feryadı ve öğrencilerimizin hâl-i pür meali “Pazartesi sohbeti’nden çıkıyorduk, “bir hanımefendi kapıda bekliyor Hocam” dediler. Gittim “buyurun” dedim. “Hocam geçen hafta Müftülüğe gittim, oğlumun dini eğitimi ile ilgili bazı sıkıntılarım olduğunu söyledim, beni sizin sohbetinize yönlendirdiler. Allah razı olsun sizden, sohbetten istifade ettik fakat benim bir maruzatım var oğlumu sizinle tanıştırmak istiyorum” dedi. Ben de “Her Pazartesi mesai saatleri içerisinde Üsküdar Müftülüğü’nde olduğumu, oraya gelebileceklerini” söyledim. Pazartesi günü öğleden sonra Anne, minik kızı ve oğlu ile müftülüğe geldiler. Tanıştıktan sonra Anne hemen konuya girdi “Hocam ben oğluma dini konuda birşey söylediğim zaman “ben bu konuyu araştıracağım, diğer dinlere göre de konuyu inceleyeceğim” diyor ve namaz kılmıyor. Hocam oğlumu nereye hangi kursa göndereyim? Nasıl bir Din eğitimi aldırayım lütfen bize yardımcı olun!” Ben de hanımefendiden müsaade isteyerek genç kardeşimizle başbaşa görüşmek istediğimi söyledim. Genç kardeşlerimizle tanıştık. İmam Hatip Ortaokulu’nu bitirmiş, şuanda İmam-Hatip Lisesi 3. Sınıf öğrencisiymiş. Sohbet etmeye başladık. İmam-Hatip orta okulunu bitirdikten sonra kendi isteği olmadan İmam hatip lisesine gönderildiğini ifade etti. “Keşke İmam-Hatip lisesine gitmeseydim” dedi. Hedefini sordum “Mimar olmak istiyorum” dedi. Ben de tebessüm ettim “Pazartesi Sohbeti’mize gelen iki tane mimar genç kardeşim var” dedim. Sonra konuya girdik 5-10 dakika konuştuktan sonra farkettim…

Kur’an Sözlerinin Allah Kelamı Olduğunun Delili

Bismillahirrahmanirrahim Başını Türkiyede prof Mustafa Öztürk’ün çektiği gizli din düşmanları komitesi bu defa kaleyi içeriden yıkma planıyla, -bizden gibi görünerek- “Kuran sözlerinin Tanrıya ait olmadığı, Muhammed’e ait olduğu” küfrünü savurmaktalar. Ve içimizde yaşayan kimi kemalist laiklerden ve kimi Rum Ermeni Hiristiyan cemaatlerden delice alkış ve destek almaktadırlar. Tamamı gayrimüslimlerden oluşan bu tayfa Türkiye Müslümanlarını Kuran ve İslamdan uzaklaştırmak için bu yeni taktiği denemişler, ancak Anadolu Müslümanlarının feraseti bu tuzağı da fark etmiş ve ilahiyata sızmış bu gibi zındıklara fırsat vermeyerek bu proflar ülkeden kaçıp defolup gitmelerini sağlamıştır. Kuranı Kerim hem lafız, hem mâna olarak Allah’tan inme olduğunu ifade elden ayetler: الم * ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ ) (البقرة : 1 – 2) İşte kitap; onda asla şüphe yoktur. O, günahtan sakınanlar için bir rehberdir.” Bakara 1,2 إِنَّ هَـذَا الْقُرْآنَ يِهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْراً كَبِيراً ) (الإسراء :9). Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru en sağlam yola iletir; amel-i salihte bulunan müminlere, kendileri için büyük bir ecir olduğunu müjdeler.” İsra: 9 لا يَأْتِيهِ الْبَاطِلُ مِن بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِ تَنزِيلٌ مِّنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ ) (فصلت : 42 -41) . O Kurana ne önünden ne arkasından batıl (hata) yaklaşamaz. Kuran…

Fenafişşeyh Fenafirrasul Fenafillah’ın İslamda Yeri
İslami hayat , Tahkikat , Tarikat / 3 Aralık 2021

Bismillahi ve billahi tevekkeltü ala Allahi Yüce Allah Beyyine suresinde “Halbuki onlar ihlasla Allaha kulluk etmekten başka şeyle emrolunmadılar” buyurmakta. Tarikatta ise müridlere “fenafişşeyh” olmak hedefi gösterilir, sonrasında Fenafirresul, sonrasında Fenafillah varmış!.. Bunlarla emrolunmamıştınız, Yalnız Allaha kulluk etmekle emrolunmuştunuz” şeklindeki soruya ne dersiniz ? CEVAP: Fenafirresul ve Fenafillah olmak Allaha kulluğun dışında şeyler değil.. Bir çok itirazlar aynı dili konuşmamaktan kaynaklanır. O yüzden “Fenafirrasul” Fenafillah” ile ne kastettiğimizi açıklamamız uygun olacak. Fenafirrasul: Allah Rasulünde fani olmak demektir yani Ona olan sevgi ve muhabbette o raddeye erişmek ki kalp onun sevgisiyle dopdolu olmak. Buhari Müslimin aktardığı “Allah ve Rasülünü herkesten çok sevmedikçe iman etmiş olmazsınız” hadisinde bizden istenen muhabbet seviyesine yükselmektir fenafirrasul. Demekki bununla emrolunduk. “Ama Beyyine suresinde “sadece Allaha kullukla emrolundunuz” yazmakta..? Cevap: Fenafirresul olan kişi ne yapar ? Rasulullahın yaptığını yapar, Onun gibi sarık sarar, Onun gibi sakal uzatır, Onun gibi cübbe giyer, Onun gibi gece gündüz namaz kılar, Onun gibi Hafız olur, müfessir alim olur, Onun gibi sabah akşam Şeriat için çalışır..” Allaha kulluk da bu değil miydi; Rasulullaha tabi olmak ? Evet. Demekki Rasulullah(ın sevgisinde) fani olmak Allah’a kulluğa zıt şey değil, bilakis yardımcı. Geriye kaldı Fenafişşeyh.. Fenafişşeyh Şeyhin sevgisinde fani olmak; onu o derece sevmek ki…

İmam-Cemaat Etki Tepki Seremonisi
Dini Hüküm , Hatıralarım , Tahkikat / 1 Aralık 2021

Allahın Yüce Adıyla Hocalar Olumlu Tepki Bekler Hepimiz yaşamış görmüşüzdür bir hocamız vaaz ediyordur, arada dua cümlesi telaffuz eder, cemaatten cılız bir “amin” sesi gelir ve hoca memnun olmaz, müdahale eder: “cemaat aminleri duyamadık, yoksa istemiyor musunuz !?” “Cemaat ölü gibisiniz daha canlı amin diyelim lütfen..” O günleri geçirenler canlı olarak anlatıyorlar; Mısırın yetiştirdiği en büyük Kıraat Makam üstadı Hafız Mustafa İsmail RhA Türkiye ziyaretine çıkmıştır 1970 li yıllar.. Ankara ile başlar ve Kocatepe Camiinde tilavet eder. Kıraat tamam olur ancak Üstad Mustafa İsmail keyifsizdir “hemen dönelim memleketimize” der. Ankaradan mı, camiyi doldurmayan Türk cemaatten sebep mi bilmiyorum bizi beğenmez. Belki de o enfes Kıraatinden, müthiş nağmelerinden de etkilenmeyen, ölü gibi sessiz, hissiz, tepkisiz, durağan cemaatten rahatsız olmuş ve turu yarım bırakıp hemen dönmek istemiştir. Neyse ki yardımcıları onun kadar hisli değiller, “Üstadım bir de İstanbula gidelim, orada da cemaati beğenmezsek döneriz” derler ve Üstad Mustafa İsmail’i İstanbulda kıraat etmeye ikna ederler. Hakkaten İstanbul cemaati Ankara gibi değildir, Üstadımız İstanbul cemaatini beğenir ve devam ederler.. Zeyl: Üstad bu İstanbul seferinde hiç farkında olmadan büyük hizmetler yapmıştır. Koskoca bir alimi, bir islam Şehidini, Mahmud efendinin müridi, cihanşümul bir vaizi, Ayaklı Kütüphane lakaplı Mektubatçı Bayram hocayı avlamıştır. Bayram hocamız “Sultan Ahmet Camiinde…

Altın Takmak Erkeğe Neden Haram ?

Allahın Yüce Adıyla Bu soru islamda olan bir haramın sebebini yani ilmi tabirle mesnedini sormaktır.. Bu haramın sebebi, mesnedi Allah Rasulünün haram etmiş olmasıdır. Bir eline ipek diğer eline altın alarak “bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram edilmiştir” buyurarak Allahın bunu bize haram ettiğini duyurmuştur. Altın erkeğe haram olma sebebi bu açıklamadır. Ancak şimdilerde insanlar sebep, illet, hikmet, maslahat nedir bilmediklerinden aralarını ayırt edemezler ve “sebebi nedir” derken aslında hikmetini sormak isterler.. Doğrusu Şeriat bizlere hela-haramı beyan etmiş, ancak bunların hikmetlerini çoğunlukla açıklamamıştır. Bu da “bilmemizin gerekli olmadığı” manasına gelir. Rabbimiz Allah bizden koşulsuz teslimiyet beklemektedir ki kulluk da budur: teslim olmak. Şimdi Allah ve Rasulü sas bir şeye haram dediyse bizim için iş bitmiştir biz orada noktayı koyarız neden nasıl” gibi sorular sormayız, sormamalıyız çünkü bu sorularda itiraz kokusu vardır. “Aklına yatmadıysa yapmayacak mısın” derler adama. Yine de bazı duyduğumuz hikmetlerden açıklayalım: Altın süstür, zinettir. Erkeğin bu tarz takılarla süslenmesi erkeklik fıtratına aykırıdır. o yüzden altın süsler kolye bilezik küpeler erkeğe caiz olmadığı gibi bunların gümüş veya bakır olanı da erkeğe caiz değil, çünkü bu tarz süslenme kadına benzemektir “ALlah kadına benzeyen/özenen erkeklere lanet etmiştir” Bir başka husus, derler ki “erkeğin altın kullanması onda kadınsı tavır ve duygular peyda ediyormuş..”…

Düşük Faizle Kredi Çekmek..

Allahın Yüce Adıyla Soru: Şimdilerde faiz oranları epey düştü. Hükumet faizle mücadele hamlesi başlattı.. Enflasyonun da altında faiz oranı veren bankalar var. Şimdi faiz oranı enflasyonun altında olduğu için banka kar yapmış olmuyor, yani sadece değer kaybeden parasını geri almış oluyor, bu durumda bankadan düşük faizli kredi çekmek caiz olur mu ? CEVAP Şimdilik dediğiniz gibi olabilir, faiz miktarı paranın değer kaybıyla eşit veya daha düşük olabilir. Bu durum bankalar için “karlı olmayan kredilendirme” demek de olabilir. Ancak bu durum yine de “faizle para çekmeyi” mübah yapmaz çünkü İslam “eğer banka kar etmiyorsa faizli para çekebilirsiniz” demiyor. “Allah faizi kesinlikle haram etmiştir” diyor. “Faize devam eden bana harp ilan etsin” diyor.. Yani faizin haram olma sebebi Allahın pazarlıksız haram etmiş olmasıdır, bankanın bundan kar edip etmediği meselesi değildir. Bu durum şuna da benzemez: Birileri sana 100 bin lira faizsiz kredi verir, ödeme zamanı geldiğinde bakarsınız ki 100 bin liranın alım değeri düşmüş, o zamanın 95 bin lirası kadar olmuş.. o 5 bin liralık zararını senden talep eder sen de verirsin ve bu İmam Muhammed’e göre caizdir “ne haksızlık yapın ne de haksızlığa uğrayın” ayetine istinaden tazmin-i zarar fetva verdiği için.. Bankaların bugün düşük faizle kredi vermesi yukarıdaki misale benzemez, çünkü…