İmam-Cemaat Etki Tepki Seremonisi

1 Aralık 2021

Allahın Yüce Adıyla

Hocalar Olumlu Tepki Bekler

Hepimiz yaşamış görmüşüzdür bir hocamız vaaz ediyordur, arada dua cümlesi telaffuz eder, cemaatten cılız bir “amin” sesi gelir ve hoca memnun olmaz, müdahale eder: “cemaat aminleri duyamadık, yoksa istemiyor musunuz !?” “Cemaat ölü gibisiniz daha canlı amin diyelim lütfen..”

O günleri geçirenler canlı olarak anlatıyorlar; Mısırın yetiştirdiği en büyük Kıraat Makam üstadı Hafız Mustafa İsmail RhA Türkiye ziyaretine çıkmıştır 1970 li yıllar.. Ankara ile başlar ve Kocatepe Camiinde tilavet eder. Kıraat tamam olur ancak Üstad Mustafa İsmail keyifsizdir “hemen dönelim memleketimize” der. Ankaradan mı, camiyi doldurmayan Türk cemaatten sebep mi bilmiyorum bizi beğenmez. Belki de o enfes Kıraatinden, müthiş nağmelerinden de etkilenmeyen, ölü gibi sessiz, hissiz, tepkisiz, durağan cemaatten rahatsız olmuş ve turu yarım bırakıp hemen dönmek istemiştir.

Neyse ki yardımcıları onun kadar hisli değiller, “Üstadım bir de İstanbula gidelim, orada da cemaati beğenmezsek döneriz” derler ve Üstad Mustafa İsmail’i İstanbulda kıraat etmeye ikna ederler. Hakkaten İstanbul cemaati Ankara gibi değildir, Üstadımız İstanbul cemaatini beğenir ve devam ederler..

Zeyl: Üstad bu İstanbul seferinde hiç farkında olmadan büyük hizmetler yapmıştır. Koskoca bir alimi, bir islam Şehidini, Mahmud efendinin müridi, cihanşümul bir vaizi, Ayaklı Kütüphane lakaplı Mektubatçı Bayram hocayı avlamıştır. Bayram hocamız “Sultan Ahmet Camiinde Hafız Mustafa İsmaili dinledikten sonra Kurandan, Onun kıratinden o kadar etkilendim ki 27 yaşımda hafız olmaya karar verdim ve o gazla başladığım gibi bitirdim. Hafız olmama sebep işte Mustafa İsmailin istanbulda kıraat icra etmesidir” demiştir.

Vecde gelenler..

Mısırlı Qârilerin tilavet kayıtlarını hepimiz dinlemişizdir, Hafızlar Kuran’ı okurken o dinleyiciler nasıl da coşuyorlar vecde geliyorlar değil mi ? Biz ki kayıttan dinliyoruz çok uzağız, o “Allaaah, Allah Allah” haykırışları bizim de hoşumuza gidiyorsa kuşkusuz okuyan hafızı da o kadar etkiliyor ve aşka getiriyordur dur. iltifat gibi.. Hani denir ya “marifet iltifata tabi..”

Belki de bu etki-tepki, bu coşku sayesinde Üstad Mustafa İsmail 2 saat, 3 saat kesintisiz tilavet edebiliyordu.. Belki de bu coşkuyu Türkiye’de göremediği için hevesi kaçmış okumak içinden gelmemişti

Ve belki bu coşku bizde olmadığı için bizim Qarilerimiz 10-15 dakikada tükeniyorlar..

“Kuran tilaveti cemaat için değil, Allah için olmalı” demeyin şimdi. Allah için okuyacaksa neden bu kadar yorulsun.. oturur evinde sessiz sessiz okur. Cihannüma seferlere çıkıp Selatin camii kürsülerine yükselip okumalar elbette cemaat içindir, Kuranı insanların kulağına, kalbine ulaştırmak içindir.. ve elbette Qari, “kalbe dokunabilmiş mi” hissetmek ister, karşıdakinden bir hareket bir canlılık emaresi bekler..

Hafız Ishak Danış’tan bu minvalde sözler itiraflar dinleyeli çok olmadı. Videosu nette var, bakın ne diyor “Qârinin (Kuran okuyucusunun) mahareti cemaatin şevkine hevesine bağlıdır. “Hüner iltifata tabi” demiş atalar. Bu kaide burada da geçerlidir. O yüzden.. çok defa bana “oku” dediklerinde okuyamamış öylece sessiz kalmışımdır. Hadi okusana dediklerinde “ben teyp değilim ki düğmesine basılınca çalmaya başlasın” demişimdir..

Asr-ı Saadetten Bir Enstante

Allah Rasulü (salat ve selam olsun) “Dün gece evlerinizi teftiş ettim, hepsinden arı vızıltısı gibi Kuran sesleri geliyordu memnun oldum. Ebu Musa senin kıraatini çok beğendim dikildim kapının önünde seni epey dinledim” deyin Ebu Musa El-Eşari ne demişti “Bilseydim ki sen beni dinliyorsun çok daha ala okurdum Ya Rasulullah” İşte bakın etki-tepki.. Sahabe güzel okuyor, Rasulullah okuyuşu beğeniyor, beğendiğini belli ediyor yansıtıyor ve sahabe bu tepkiden yeni bir etki alarak daha güzel daha müthiş okuma motivasyonu elde ediyor.. yani şevke geliyor.

Hocalar bir amin bekler..

Biz imamlar namaz kıldırırken fatihayı okur bitirir ve kendimiz amin deriz. İtiraf edeyim ki arkamdan cemaatin amin deyişini duyduğum zaman daha çok memnun oluyorum. Kulağını namaza duaya veren şuurlu bir cemaat arkamda” hissiyatı beni memnun ediyor. Demekki gizli ve sinsi bir umutla cemaatten açıktan “amin” demelerini bekliyoruz aslında.. Her ne kadar bizler hanefi ve Hanefi mezhebinde amini sessiz demek asıl olsa da.. Madem konusu açıldı kendi mütalaamı söyleyim: Bu konuda Şafi Maliki Hanbeliler daha isabetli.. çünkü “Bu yahudiler sizlerin namazdaki amin’ninize haset ettikleri kadar başka şeyinize haset etmezler bir de selamınıza..” Eğer Sahabeler namazda amini sessiz demiş olsalardı ne yahudi haset eder ne de böyle bir hadis olmazdı

“İmam namazda amin dediğinde melekler de semada amin derler, cemaatten kimin amini meleklerin amin’ine muvafakat ederse bütün geçmiş günahları affolur” Buhari

Camideki Etki-Tepki Seremonisi

Osmanlıdan kalma cami adabımızda hala o etki-tepki seremonisi devam etmektedir. Namazlarımı şuurlu kılmaya döndüğüm lise yıllarımda camide ihtiyar amcaların dudaklarına bakar “aceba müezzinin her sözüne ne tür bir karşılık (tepki) vermek gerekiyor?” öğrenmeye çalışırdım. Şunları kaydetmiştim:
Müezzin ezana başlarsa: Azizallah” denecek 🙂
Müezzin Allahu ekber Allahu ekber deyince, Laa ilahe illallah” denecek..
Müezzin “Allahumme entesselam..” derse “selamet senden ya Rabbi” denecek.
Ala Rasulina salevat > Sağ el göğüse konulacak ve Allahum salli ala seyyidina Muhammed” denecek.
“..el aliyyim azim” >> Azimsin Kerimsin ya Rabbi” denecek.
Zül Celali sübhanallah >> Aynen tekrar edilecek.. 

Aslında bunların hiç biri sünnette yok. Doğrusu müezzin ezan okurken duraklarda bizler ezan sözlerini aynen tekrar etmeliyiz, “Hayye’lerde ise “la havle..” okumalıdır. Bitişte de ezan duası.. hepsi bu. Kamette de aynı, dua hariç.

Anlatılır hacı abinin biri bu dini ritüellerde etki-tepki işini biraz abartmış, camide hoca Haşr Suresinin sonunu okuyormuş.. “..humül fâizuun” deyince hoca, bizim hacı abi hemen tepkiyi yapıştırmış “way faizciler waay!” :)) Halbuki ayetin faizle alakası yok. Orada “faizun” demek kurtulanlar demektir.

Hac ve Umrede Etki-Tepki 

Hocalar da bazen cemaatten bu tepki bekleme işini abartırlar. Ve bu maalesef Kabe’de, tavaf anında olmakta. Bakarsın bir kafile tavaf ediyor, önlerinden bir türk hoca var sesli olarak okuyor “Allahumme” arkadaki kalabalık koro halinde “Allah-um-me” ama nasıl bağırıyorlar.. Herkes onlara bakar kim bunlar diye.. Bir de meğer diğer kafilelerle rekabet ederlermiş “hadi bağırın onları bastıralım” derlermiş.. Çoğu zaman hocanın sözlerini taklit de edemezler, çarpık çurpuk laflarla ne dediklerini bilmez, ne duanın adabından haberdar, ne Harem-i şerife, Kâbeye lazım olan tazim ve hürmet var.. Halbuki bağırmadan sadece “amin” deselerdi yetecekti.. 

“Dua edenle amin diyen aynı sevabı alır” Hadis-i Şerif

Değerlendirme:

Bir siyasetçi çıkar mitingde konuşma yapar, kitleden bir alkış bekler, veya bir şantöz, dansöz veya bir gösterişçi.. hayranlarından tepki bekler salondan bir coşku bekler.. çünkü bunlar dünyacıdır, bunları besleyen damar adeta bu tepkiler bu alkışlardır.. alkış bunların adeta peşin ücretidir, teşekkürdür.. “Ancak müminler böyle değildir. Müminler ahiret insanıdır, yapıp ettikleri taat ve ibadetlerinin karşılığını dünyada peşin istemezler. Bilirler ki karşılığı dünyada devşirilmiş eylemlerin ahirette sevabı olmayacaktır. O yüzden Kuran okuyan bir Qâri cemaaten bir tepki bir hareket bir ses beklemesi münasip olmayacaktır. Keza bir hoca dua ederken cemaatten “kuvvetli bir amin” soru sorduysa “canlı bir cevap” beklemesi yine “ecrini dünyada peşin almak” olacağından ihlasa muvafık olmaz..” sanardım !

Ta ki geçen gün medresede Hadis-i Nebevi dersinde şu hadis-i şerifi okuyana dek:

“Bir akşam Peygamberimiz efendimiz sas Ashabına çıktı ve onlara Rahman Suresini baştan sona okudu. Onlarsa öylece sükut kaldılar. Rasulullah efendimiz “Bu sureyi Cin Gecesinde cinlere de okumuştum, onlar sizden çok daha güzel dönüşler yaptılar (tepkide bulundular) Ben “Rabbinizin artık hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz!?” ayetini her okuduğumda onlar (Rabbimiz senin hiç bir niğmetin inkar edilesi değildir, Hamd sanadır”  diye karşılık verdiler. (Sahih-i Tirmizi, Beyheqi)

Netice: Bakın bu hadisi şerifte okunan Kuran karşısında etkilendiğini, Kuranın vaazını kabul ettiğini belli etmeyip sessiz sedasız kalmayı Allah Rasulü sas hoş görmedi ve cinlerin Kuran karşısında her ayetin sonunda bir tepki, bir karşılık vermesini beğendi ve onları ümmetine örnek gösterdi.

Demek ki bu tür tepkiler beklemek ahiret ecrini dünyada tüketmek değildir. Öyle olsaydı Ebu Musaya (ra) iltifat etmez, onun ahiretini harap(!) etmezdi. 

Allahu a’lem..

Soru ve görüşlerinizi altta yorum bölümüne yazabilirsiniz

isa erdoğan, 01.12.2021 istanbul

———————— 

– خرجَ رسولُ اللَّهِ صلَّى اللَّهُ علَيهِ وسلَّمَ على أَصحابِهِ، فقرأَ عليهم سورةَ الرَّحمنِ من أوَّلِها إلى آخرِها فسَكَتوا فقالَ: لقد قرأتُها على الجنِّ ليلةَ الجنِّ فَكانوا أحسَنَ مردودًا منكم، كنتُ كلَّما أتيتُ على قولِهِ فَبِأيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ قالوا: لا بشَيءٍ من نِعَمِكَ ربَّنا نُكَذِّبُ فلَكَ الحمدُ

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın