Video: Hafız İshak Danış’ı Yetiştiren Kimdi ?

Allahın Yüce Adıyla İshak Danış hocayla sohbet ettiğimiz bir gün (2012 de) şöyle anlattı: “Ben Arabi tarz okuyordum Diyanete geçince diyanetteki görevliler benim kıraatimi onaylamadılar, Türk tarzında okumamı istediler.. ben de Türk okuyuşu yapmaya başladım.. Her hafta Mahmud Efendi Hz’ne gider odasında Kuran tilavet ederdim, dinler huzur bulurdu.. O gün gene gittim ve yeni tarzımla bir aşır okudum. Sonuna kadar dinledi ve sonunda dedi ki “Hatırlıyor musun iki sene önce bu aşrı yine burada okumuştun. Evet efendim. O tarzını muhafaza et.” Ben sordum “kimin tarzında okuyordunuz” İshak Danış hoca “Muhammed Sıddik Minşavi tarzında” dedi. İşte o Minşevi’nin o kıraatini sizlere takdim ediyoruz: Bu videoyu iyi dinleyen herkes görecektir ki Hafız-ı Kurra Abdulbasıt Abdussamed’in makam kodları da Hafız İshak Danış’ın bir çok aşırında bizleri mest eden makam ve nağmelerin kodları da bu muazzam tilavetin içinde saklı.. Üstad Muhammed Sıddîk Minşavî O kadar dokunuşlu okuyor ki.. Mübarek adeta makamı ağlatıyor..  Rahmetullahi Aleyhi..   İsa Erdoğan

İsmail Ustaosmanoğlu Hocaefendi Hakka Yürüdü

Allahın Yüce Adıyla.. “İsmail hocamız, Efendi hazretlermizin kardeşi, bizim baba dostumuz çok sevdiğimiz hocamız İsmail Ustaosmanoğlu da vefat etti. Cuma günü vefat etti. Cuma günü vefat edenler için münker-nekir sualinin olmayacağına dair, kabir azabı olmayacağına dair müjdeler de vardır bazı rivayetlerde.. İsmail Hoca Efendi garip yaşadı yalnız yaşadı evlenemedi. Ona çok eziyetler edenler oldu. Sihirlerle büyülerle ona çok acılar çektirdiler 40 senedir tanıyorum maddi manevi ne eziyetler çekti. Efendi Hazretlerinin kardeşi mudakik bir alim idi. Onun o kadar hocalığı vardı ki öyle önüne gelen sıradan hocaları okutur yani.. İnsanlar rahat durmuyorlar. Efendi Hazretlerinin kardeşi olmanın da bir bedeli oluyor maalesef. Mübarek kızı Fatıma annemiz aynı şekilde.. Neler çekti ne büyüler sihirler yaptılar ona da neler çektirdiler cinlerden insanlardan şeytanlar musallat oldular. Hızır Efendi hocamız ölene kadar hizmet etti. Onu da Şehit ettiler. Hanımı Fatıma annemiz o da dayanamadı ağrılara sızılara.. öyle şehit oldu. Ve kardeşi de böyle sıkıntılar içerisindeydi. Yine Efendi Hazretlerinin mahdumu Abdullah hoca böyle sıkıntılar içerisinde.. Allah’ım feraha çıkar Ya Rabbi Imtihan dünyası dünyanın İmtihanı çok, tadı tuzu yok, keyfi zevki yok. Onlar bu yolu bilen İnsanlar sabrettiler. Allah’tan razı geldiler Rıza gösterdiler sabrettiler kazandılar Allah’ın izniyle elhamdülillah Bizim hüsnü zannınız o yönde ki kazandılar. Ben hiç isyan…

Aşere-i Mübeşşere (Cennetle Muştulanan 10 Sahabe)
Ehl-i Sünnet Akidesi , Hadis / 29 Ocak 2021

Allahın Yüce Adıyla Hz Ebû Bekir Essıdîq Hz Ömer El Fârûq Hz Osman Zinnureyn Hz Ali Elmurtaza Talha b. Ubeydullah Zübeyr B. Avvâm Abdurrahman b. Avf Sa‘d B. Ebî Vakkâs Ebû Ubeyde b. Cerrâh Saîd B. Zeyd 7) Abdurrahman B Avf  عبد الرحمن بن عوف Abdurrahman ra Fil Vak‘ası’ndan (571) on yıl kadar sonra Mekke’de doğdu. Câhiliye döneminde Abdüamr veya Abdülkâ‘be olan adı, Müslüman olduktan sonra Peygamber Efendimiz tarafından Abdurrahman olarak değiştirildi. Genç yaşından itibaren ticaretle uğraştı. Câhiliye devrinde de içki içmeyen ve güzel ahlâka sahip biri olarak tanınırdı. Hz. Ebû Bekir ile olan eski dostluğu, onun vasıtasıyla Müslüman olmasını sağladı. İlk sekiz Müslümandan biri olan Abdurrahman, Mekke müşriklerinin baskı ve işkenceleri yüzünden önce Habeşistan’a, sonra da Medine’ye hicret etti. Hz. Peygamber onunla Ensardan Sa‘d b. Rebî‘ arasında kardeşlik bağı (muâhât) kurdu. Rasulullah Efendimizle birlikte bütün savaşlara katıldı. Uhud’da yirmiden fazla yara aldı, hatta ayağındaki yaralar sebebiyle topal kaldı. Hicretin altıncı yılında (628) Dûmetülcendel üzerine yapılan bir seferde, Hz. Peygamber onu seriyye kumandanlığına getirdi ve başına sarık bağladı. Savaşı kazanınca Peygamber’imizin tâlimatı üzerine kabile reisinin kızı ile evlendi. Tebük Seferi sırasında imamlık ettiği bir namaza Peygamber Efendimiz de iştirak etti. Böylece Hz Ebû Bekir gibi o da Resûlullah’a imamlık yapmış oldu….

Mahalle Bakkalının Zaferi A101 BİM’e Karşı
Siyaset , Tahkikat , Türkiye Gündemi / 28 Ocak 2021

Allahın Adıyla.. Konuya Sahabeden bir başarı kıssası ile başlayalım. Abdurrahman ibni Avf ra Mekkeden beş parasız bir muhacir olarak Medineye hicret eder. Bir deve ödünç alarak ticarete başlar. Vefat ettiğinde hala 100 binlerce altını vardır. Hâla diyorum çünkü onun kaç katını Allah yolunda infak etmiş ve Allah ve Rasulünü o denli razı etmiştir ki Allah ondan dünyada iken razı olmuş ve cennetle müjdelemiştir. İşte bu sahabemize soruldu “Zenginliği neyle buldun?” Abdurrahman ra: Zenginliği üç şeyde (üç prensipte) buldum der: 1) Kârın azına çoğuna bakmadım verdim 2) malımı asla stoklamadım her daim pazara çıkardım 3) veresiye vermedim peşin sattım.” [1] Bunlar maddi sebepler tabi bir de manevi sebep vardı ki onu söylemedi : Hz Abdurrahman çok cömert ve hayırseverdi. Allah verene verir. Bu arada stoklama, malı karaborsaya düşürmek (ihtikar) İslamda haramdır. Haramlarla kimse bereket bulamaz. Bu vesileyle size yaşanmış dört kıssa anlatayım ve yukarıda zikrini ettiğim Abdurrahman B Avf Hz’nin aktardığı ticaret prensiplerinin ne kadar geçerli olduğunu görün anlayın 1) Kıssa: Edirneli Kuruyemiş esnafı Murat, sene 2008’de bana bizzat anlattı  “Başarılı zengin bir iş adamı arkadaşımla çay içerken konu ticarete, ticarette başarılı olmaya geldi ve bana sordu “Murat senin ticaretten hedefin nedir ? Önce anlayamadım. Tekrar sordu “Kaç lira param olursa…

Nasrettin Hoca ve Timur Fıkrası | Arapça
Arapça , Medrese / 28 Ocak 2021

Allahın Yüce Adıyla.. Arapça Nasrettin hoca ve Timurlenk fıkrası مر تيمورلنك يوما بخوجا نصر الدين فقال له “يا خوجا إن الملوك العباسيين تنتهي اسمائهم كلها بـ الله مثل المعتصم بالله و المتوكل على الله.. فانت ضع اسمي؟    تفكر الخوجا حينا فقال له: تيمورلنك.. تيمور لنك.. هممم خلاص وجدت : تمورلنك نعوذ بالله Bir gün Timurlenk Nasrettin Hocaya uğrar ve der ki “Abbasi hükümdarları hepsinin isimleri Allah adıyla bitiyor Mutesımbillah Metevekkil Alalllah gibi.. Sen de benim ismimi koysana ? Nasrettin hoca bir an düşünür.. Timurlenk.. Timurlenk hmm tamam buldum: Timurlenk Neûzü Billah :)) tercüme: isa erdoğan

Zavendikli Mustafa Efendi ve Mahmud Ef hz

Allah’ın yüce Adıyla  Zavendikli Mustafa Yıldız hocamız 1932 yılında dünyaya geldi 14 yaşında hafızlığını tamamladı akabinde Arapça İslami ilimler tahsil etti, genç yaşta Zavendik köyünde camide görev aldı bu camide ilim halkası oluşturdu civar köylerden talebeler bu camiye akın etti. Akabinde Erzuruma askere gitti Askerde Erzurum Şeyhi Alvarlı Muahmmed Lutfi Efendiyle tanıştı sonun sohbetlerine iştirak etti ve ilim halkasına katıldı. 2 yıl kadar onda ilim ahzetti ve “Hülasatül Hakayık” eserini kendisinden bizzat okuyarak el yazısı ile onu takrir etti. Zavendikli hocamız askerlik dönüşü ilmi faaliyetlerine devam eder. Bulduğu tanıştığı ne kadar Alim Fadıl Müderris varsa önünde diz çöker dersler alır.. Diğer yandan okutmaya devam eder ve o kadar rağbet görür ki gelen talebeleri iskan edecek yer bulamaz ve derhal Medrese inşaasına başlar ve medreseler biri ardınca diğeri açılır.. Onlarca yüzlerce hocalar hafızlar alimler yetiştirir.. Askerlik esnasında tasavvufla tanışan hocaefendi ilahi marifete susamış ve bu susuzluğunu giderek bir mürşid arayışı içindedir. Bu hal üzereyken Mahmud efendi hazretleriyle tanışır ve derhal ona intisab ederek ondan ders alır.. Kısa zamanda terakki ederek Rize vekili olarak vazife alır. Mustafa hocaefendinin icazetli talebesi Kadir Kara hoca gerisini şöyle anlatmaktadır: Rahmetli hocamız Rize merkez vaizi olduğu için vaazlarında Alvarlı Efe Hz’nin beyitlerden ezbere çokça okur onlardan…

Alvarlı Efe’nin Muridi ve Mahmud Efendi hz

Allahın Yüce Adıyla Alvarlı Muhammed Lutfi Efe(ndi) Hazretleri Mevlana Ali Haydar Efendi Hz’nin yakın arkadaşı, Allah yolunda sırdaşıdır. Mahmud Efendi Hz de aynı muhabbet ve saygıyla kabrini çok defa ziyaret etmiştir. Bir defa şahit oldum, Alvarlı Efe hz’nin nur yüzlü yaşlıca bir müridi şeyhimiz Mahmud Efendi Hz’nden ısrarla tarikat ders istedi. Mübarek buyurdu ki “Efe Hazretleri Efendi Babamın en iyi dostu. Biz onun dersinin üzerine ders koymayalım. Siz aynı devam edin.” O vakit yaşlı amca “Efendi hz teveccüh buyurun” deyince Efendi Hazretleri ona sarıldı kucakladı ve çok dualar etti.. O amcamız yakınlarda vefat etti.. Ruhu şâd olsun Kadir Kara hocaefendi, Zavendikli Mustafa Yıldız hocaefendi Kuran kursları Rize irşad vakfı müdürü

Padişah “Bu Kitabı Sen Yazmadın” Kıssası
Genel , Medrese / 25 Ocak 2021

Allahın Yüce Adıyla Evvelce İslam ülkesinde hüner sahipleri, alimler, mucitler hünerlerini gelir sarayda padişahın huzurunda sergiler, alimler yazdıkları yeni kitaplarını arz eder ve Padişahın iltifat ve ikramlarına mazhar olurlarmış.. Bir çok alimin tek gelir kapısı da bu imiş.. Aldıkları bu hediye ve ikramlarla geçinir ve maişet kaygısına düşmeden ilmi çalışmalarına yoğunlaşırlarmış.. Anlatılır, Bu alimlerden biri de İbn-i Hacib adıyla meşhur “Kafiye”nin yazarı Cemalettin Osman Hz’dir. Yeni bir kitap yazmıştır Arapça üzerine ve kitabının adı “Şafiye“dir. Saraya gelir eserini arz eder. Sırası geldiğinde geçer padişahın huzuruna kitabını tanıtır. Padişah “oku bakalım” der İbni Hacib hazretleri baştan sona okur.. Padişah beğenmez.. Daha doğrusu itiraz eder Bu kitabı sen mi yazdın der. İbni Hacip tabiki efendim henüz yazdım bitirdim der. Padişah Ama biz bu kitabı zaten ezbere biliriz der ve bir çırpıda ezberden okur. İbni Hacib şaşırmıştır.. Padişah “bunu bizim hanım sultan da bilir” der ve perde arkasından bir kadın sesi kitabı baştan sona ezbere okur. İbni Hacib daha da şaşırmıştır.. Padişah “hatta benim şehzadem dahi bu kitabı bilir ezberden” deyince bu defa yanında oturan oğlu başlar okumaya ve İbni Hacib hazretleri şaşkınlıktan ne diyeceğini nasıl savunma yapacağını bilemez. Padişah “bir daha yazacağın kitabı sen İbni Hacib olarak yaz da gel” der. İbni…

Mahmud Efendi Hz’nin Mübarek Gözleri

Allahın Yüce Adıyla “Mahmud Efendi Hazretleri bu durumunda (görme rahatsızlığı) Ali Haydar Efendi ks ile aynıdır. Tıbben gözlerinde damar kuruması olduğu için hemen hemen 1980 senesinden beri öyle. Yani ben Rize’den ne zaman ki geldim, o zaman büyüteçle okuyordu. Böyle kocaman büyüteçler koyuyordu kitabın üstüne ve Mektubat okuyordu İsmailağa Camiinde, Nişancı Mehmet Paşa Camiinde ve sair.. Sonradan dedi ki “Daha benim gözlerim kitap görmez oldu, Allah seni bana gözlük gönderdi, bana göz etti, gözlüğüm sensin” Ondan sonra hep bana okutturdu.. bir kaç yıl tefsirleri kitapları ben okudum o dinledi. (Not: Ben İsmailağaya geldiğimde 1994 gerek Mektubatı veya diğer kitapları efendi hz ne okuyan Mahmut Eren hocaydı..  Şimdi orada görmez.. bazı kere yanındaki insanı görmez, ama bazı kere de uzaktan gelen kapıdaki insana ismi ile seslenir. O nedir ? İşte o keramettir. Görmediği nedir ? Zahiri halidir, tıbben durumu budur. Ama kapıdakini görmesi neyledir ? Kerametiyledir. Onun için.. bir hoca efendi kocaman bir cübbe giymiş, içeride pantolon görünmesin diye, gelmiş Efendi Hz’nin yanına. “Ya hu! sen niye pantolonu çıkarmadın hala?” Yav hoca efendi görmem diyorsun cübbenin içindeki pantolonu nerden gördün !? Zaten o cübbenin içindekini görmek için göz lazım değil ki ona.. (yani kalp gözüyle görüyor mübarek) Aktaran kişi: Ahmed Ünlü…

Şefaat Ya Rasulallah Demek Caiz Mi ?

Özet: “Şefaat Ya Rasulallah” demekte bir beis bir günah yoktur. Çünkü Peygamberimizin şefaat edeceği hak ve gerçektir. Şefaat ya rasulallah diyen mümin bir iç geçirme kabilinden bir temennide bulunmuş olur. bu bir dua değildir, belki bir çağırıdır. İnsanlar bazen uzakta olana hatta ölmüş olana karşısında imiş gibi hitap ederler “ah babacığım yanımda şimdi sen olacaktın ki” diyen gibi. Buna şirk veya küfür demek ya fesattan, ya da cahilliktendir.

Allah Ahirette Kulun Günahını Saçacak Mı ?

Allahın Yüce Adıyla.. Geçenlerde WhatsApp programı “kullanıcı bilgilerini paylaşma” izni isteyince insanlar tabii ki buna müsaade etmediler ve farklı arayışlara girdiler. O günlerde bazı Müslümanlar bu hadise’den bir ibret çıkarmışlar, insanlara nasihat etmeye durdular. Şöyle bir yazı o günlerde epey dolaştı : “Ey Müslüman vatsap senin bilgilerini zaten biliyordu ancak ne zaman ki bu bilgilerini paylaşacağım dedi, sen o zaman bir telaşa kapıldın bir korkuya kapıldın.. Ancaak ! Allahü Teala senin bütün bilgilerini biliyor ve yarın Mahşerde milyarlar önünde günahlarını herkesle paylaşacak ve belki rezil olacaksın ama bundan ötürü hiç telaşa kapılmıyorsun! hiç bir korku emaresi göstermiyorsun..! Yazık sana !! vs” Bu yanlış arkadaşlar. Allahımız öyle bir Allah değil ! Bunun yanlış olduğunu biliyordum ve ilgili hadisi o günlerde aradım ancak bulamadım. Dün sabah derste Buhari’den seçme hadis ezber kitabımız Sırac’ül Muttakin¹ okurken önümüze geldi. Peygamber Efendimiz buyuruyor: “Yüce Allah kıyamet günü Mümin kuluna yakınlaşır üzerine hıfz-i himayesini gerer ve onu örter. Ona der “kulum şu günahını hatırlıyor musun ? Şu günahını biliyor musun? Ve şu günahını.. Kul Evet ya Rabbi Evet ya Rabbi der. O anda kul bütün günahlarını itiraf eder ve kendi içinden Eyvah ben helak oldum diye düşünürken Yüce Allah “Dünyada günahlarını gizlemiştim (seni aleme rezil etmedim)…

Birbirinden Nefis 10 Hat Levha: İlim Rütbesi
Arapça / 19 Ocak 2021

Çok güzel hatlar.. Çoğunluğu Sülüs hattıyla yazılmış sondan ikisi talik hattı ve biri kufi hattıyla yazılmış enfes levhalar: İlim Rütbesi rütbelerin en yücesi. Yani dünyada kişi alim olmaktan daha büyük bir mertebe elde edemez. Ve tabi ki alim olduğunun alameti Allahtan korkmasıdır. “Allahtan layıkıyla kullarından ancak alimler korkar, sakınır, haşyet eder” Ankebut

İslamda Köle Cariye Var mı Tartışması

Allahın Yüce Adıyla.. Bu çalışma Muammer Esen adında biri şahsında “İslamda kölelik yok! Kuranda hükümleri olsa bile!” iddiası güden her bidatçıya reddiyedir: Bidatçının fesbuktaki yazısı bu: “Kölelik hukuku Kuranda geçiyor diye haşa Allah  kölelik mi istemiş oluyor ya da islamda kölelik mi olmuş oluyor?!” Allah, yeryüzü halifesi olarak özgür yarattığı insanın köle olmasını/edilmesini hiç ister mi?!. İstemez elbette, istememiştir. Kölelik insanlığın icadıdır. Vahyin indiği ortamda da (-dönemin tüm dünyasında olduğu gibi-) kölelik (-çokevlilik gibi-) sosyolojik bir olgu olarak vardı. Ancak Allah, son tahlilde köleliğin kaldırılmasını teşvik etti, özendirdi. Tek evlilikle yetinmeyi önerdi. Ama ne yazık ki, bazıları, dönemin bu sosyo-kültürel olgularını (vāqı’) “dinin temel unsurları” gibi vehmettiler. Bunlar, Allah’ın asıl tavsiyesini/önerisini görmezlikten gelerek onu arka plana ittiler. Böylece Dinde/Şeriatte esas olan gayeler, amaçlar (maqâsıt) gibi temel ilkeler bilinmedi, bilinmezlikten gelindi; bunlar ihmal edildi, geri plana itildi. Dinden olmayan türlü yerel-kültürel pek çok şey dine dahil edildi; pekçok ikincil (fer’) meseleler dinin aslındanmış gibi muamele gördü. Oysa kölelik..gibi meseleleri dinin de öngördüğü temel haklar bağlamında evrensel ilkesel hikmet bağlamında maqâsit fikhında çözüme kavuşturmak pekâlâ mümkündür. Ha bir de Allah Kur’an’da söz konusu ettiği her şeyi onaylıyor, öneriyor değil ki.. Kur’an’da “küfür”, “inkâr”.. Ebû Lehep..de geçiyor diye HÂŞÂ onlar İslam’dan mi olmuş…

5 Kesim İnsan Allah’a Sövmektedir

Yüce Allah’ın Adıyla “Kişi bazen bir söz söyler o anda kendi de önemsemez, çevresindekiler de ve ama Allah nezdinde çok ağır bir laf etmiştir, o lafı yüzünden cehennemin dibini boylar” demektedir Peygamberimiz sas Allah iyilerin en iyisi, güzellerin en güzeli.. Müslüman olup da Allah’a söven sövdüren, küfreden olabilir mi ! Oluyor maalesef ve hiç farkında olmadan. Sövmek kime neye olursa olsun, her durumda çirkin bir iştir. Müslümana sövmek kişiyi fasık eder. Dine Kitaba Peygambere Allaha sövmek ise kişide iman ve nikah bırakmaz.. Bunu herkes bilir ancak bilinmeyen şey insanların farkında olmadan da Allaha sövmüş olabilecekleri.. Söven cehennemin dibini boylar Bu yazı, farkında olmadan, istemeden Allah’a sövmekten seni kurtarma maksadıyla kaleme alındı. Müslümanlar içinde beş kesim insanlar Allaha ama dolaylı veya dolaysız sövmektedir. Ettikleri laflar Allah nezdinde böyle değerlendirilmektedir. Kim bunlar ? Birinci Kesim Allaha söven, küfredenler Allah Rasulü Muhammed aleyhüsselam efendimiz buyurdular “kimse anasına sövdürmesin” Sahabe şaşırdı, anasına da sövdüren kişi var mıdır ki Ya Rasulallah !? Evet var, sen onun anasına söversin o da senin anana söver anana sövdürmüş olursun” Bunun gibi sen onun taptığına söversin, o da senin Allahına söver ve sen Allaha sövdürmüş olursun, hiç farkında olmadan.. “Onların Allah’tan başka taptıklarına sövmeyin ki onlar da haddi aşarak…

Vecizeler 3 | Kelam-ı Kibar | الحكمة
Arapça , Medrese / 13 Ocak 2021

Bismillahirrahmanirrahim من صبر ظفر1. Men sabera zafera Sabreden zafere erer, başarır muvaffak olur ابن العالم نصف العالم2. İbnul alim nısful alim Alimin oğlu yarım alimdir. (Armut dibine düşer) التفكر هو انتقال من الباطل الي الحق3. Ettefekkürü huve intikalun minel batılı ilel hakkı Tefekkür batıldan hakka intikal etmektir. خليلا من القلب الي القلب سبيلا4. Hkalilâ minel kalbi ilel kalbi sebilâ A dostum, kalpten kalbe yol vardır يار بد بدتر از مار بد5. Farsça: Yâr-i bed better ez mâr-i bed Kötü arkadaş kötü (zehirli) yılandan daha kötüdür التقليد باب التحقيق6. Ettaklidu bâb ut-tahqîk Taklit, tahkikin kapısıdır. Hakikat sarayına taklit kapısından girilir. Yani Bir işin hakikatine gerçeğine ulaşmak isteyen kişi mutlaka doğru bir örneği taklit etmek durumundadır. Doğru ve mükemmel olanı taklit eden, ede ede o işin gerçeğine ustalığına erer. Çırak olmadan usta olunmaz. من قلد عالما لقي الله سالما7. Men kallede âlimen laqiyallahe sâlimen Bir alimi taklit ve ittiba eden, yüzü ak olarak sağ selamet Allaha kavuşur. من آمن بالقدر * أمن من الكدر 8. Men âmene bilkader emine minel keder Kadere iman eden kederden emin olur. Çünkü Bilir ki bütün fiiliyatın gerisinde Allahın iradesi var, Allah da kuluna zarar murad etmez.. كل شخص ينبأ عن مقامه  9. Küllü şahsın yünbiu an meqâmih Her…

Yıkılan Müridin Hikayesi

Allahın Yüce Adıyla.. Yıkılan bir müridin hikayesi.. Bizzat kendisinden dinledim* Şöyle anlattı: “Tarikatı aliyyeye girdim çok güzel ilerleyişler terakkiler elde ettim. Beş vakit namazım camide, gece teheccütlerim, teheccütte dersim zikirlerim, işrak kuşluk namazlarım, pazartesi ve perşembe oruçlarım.. her şey çok güzeldi. Sonra bir haller oldu baktım ki ibadetlerim bir bir elden gidiyor. Önceleri bir ibadeti terk edince üzülüyordum sonra sonra o üzüntü de gitti.. anladım ki ben iyiye gitmiyorum Şeyhim Mahmud Efendi hz‘ne çıktım kendimi şikayet ettim efendim bende geriye doğru gitme başladı elimden tutun yoksa sonum iyi değil dedim. Efendi Hazretleri bana bir tek şey söyledi “Ihvanı sev ihvanı sev ihvanı sev” Hayret ettim. O ana kadar o hastalığımdan habersizmişim sonra düşündüm baktım kalbime meğer ne kadar çok ihvana küsmüşüm haberim yok.. imama kızmışım camiye gitmiyorum, muezzine kızmışım ezanı dinlemiyorum, şu efendiye kızmışım hatmi haceye katılmıyorum.. bu efendiye kızmışım görünce yolumu değiştiriyorum..” Bu kadar nefret ve buğuzun olduğu bir kalpte hayır feyz kalır mı !? Sen Allahın adamlarına darılırsan Allah da sana darılır ve elini senden çeker nefsinle başbaşa kalır mağlup olursun. “Ey iman etmiş kullar hiç bir topluluk diğer toluluğu küçümseyip maskaraya almasın, olur ki onlar bunlardan daha hayırlı olmuş olurlar..” Hucurat:11 Niyazi Mısrî, Beyt: Ben sanırdım ki…

Elektrik Kesintisi Soygun Fırsatı!

Allahın Yüce Adıyla Bu yazıda biri Müslüman, diğeri gayrimüslim iki ülke halkının elektrik kesintisi durumundaki davranışlarını kıyaslayacağız ve bu sayede gerçek erdem ve övülen ahlakın modern öğretilerle mi yoksa Allaha ve ahirete imanla mı mümkün olduğunu göreceğiz Amerika’da sadece bir kentte elektrik kesilince olanlar ABD yanlısı bir derginin haberi: “..Başlangıçta bir eğlence anlayışı esiyor ve kişiler, normalin üstünde bir yardımlaşma havasına giriyorlar. Fakat saatler uzayıp karanlık devam ettikçe, zencilerin ve İspanyol kökenlilerin öncülüğünde kamu düzeni, şiddetli bir biçimde bozuluyor. Beyazlar da dahil olmak üzere daha önceden sabıka kaydı bulunmayan binlerce genç ve yetişkin, hatta kadınlar ve çocuklar, büyük çapta hırsızlık, soygun ve kundaklamalara girişiyorlar. Sonradan bildirilen sayılara göre, hırsızlıktan 1809 yer zarar görüyor. 6O’ı büyük olmak üzere, 1037 yangın (normalin altı kat ı) çıkartılıyor. Bazı binalarda yangın itfaiye tarafından söndürüldüğü halde, ardarda birkaç kez kundaklanıyor ve binalar tamamen harabe haline gelene kadar sürüyor. (New York ‘ ta her yıl 30 bin konut, kira ücretinden çok sigorta tazminatı alması garantili ev sahipleriyle anlaşan kiracılar tarafından kundaklanır.) Süpermarketler, ticari kuruluşlar ve büyük giyim mağazaları yağma edilip ateşe veriliyor. Olaylar sırasında iki soyguncu ölüyor; 406 polis, 204 sivil ve 80 itfaiyece yaralanıyor..” “..Başlangıçta jeneratörü olmayan mağazalar, bankalar vs olası yeni bir elektrik kesintisinde…

Taklîdî İman ve Taklîd-i Küfür

Allahın Yüce Adıyla “Taklîdî iman geçerli midir ?” Diye soruyor.. ve “evet geçerli” cevabını alınca asıl soru geliyor: “Taklidi iman geçerli, bu taklit üzere ölen bir Müslüman cennete gidiyorsa taklidî inanç üzere ölen bir Hristiyan öldükten sonra neden cehenneme gidiyor ! ikisi de sadece toplumunu taklid etti !? Cevap: iman haktır, şirk küfür batıldır. Hakka tabi olanla batıla uyan bir olmaz. Cevap2: her kişi imana meyilli doğar. Yani iman tevhid fitratın tabii meylidir. Küfür şirk ise bir zorlama sonucudur. Kişi atasını taklid ederek şirke girince içindeki zorluğu, darlığı hisseder ve hidayeti aramaya koyulur. Aramıyorsa küfrü içine bastırmıştır ve bu bastırma basit bir “taklitle” ifade edilemez. Yani kafirde taklidin ötesi var.. ısrar ve inat var.. Cevap3: taklidi iman esasında geçersiz olmak icab eder. Geçerli olması Allahın sırf lütuf ve fazlıdir. Artık atasını taklid ederek küfür şirk içinde kalan yahudi hıristiyan mazur olamaz. Özellikle bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu zamanda..  İsa Erdoğan