Bu yüzyıl, İslâm’ın yüzyılı olacağını ifade eden Nimetullah Halil İbrahim Yurt Hocaefendi, “tecrübe edindik, gayr-i Müslimler çok çabuk Müslüman oluyorlar. Yeter ki biz İslâm’ı anlatalım” dedi.Akit’e konuşan Japonya İslâm Merkezi Başkanı Nimetullah Halil İbrahim Yurt Hocaefendi, davetin cihadın bir boyutu olduğunu anlatırken, meyhaneler dahil değişik mekanlarda yaptığı tebliğlerin nasıl sonuç verdiğini anlattı
Allah’ın yüce Adıyla.. “Bir caminin menzili ancak bir kaç kilometredir. Bir okulun/medresenin kapsadığı mesafe beş on kilometrekare… Ancak sanat menzilsizdir. Bir filim 40 bin kilometreyi yani bütün dünyayı kapsar. Sanatın, filmin gücü bütün dünyayı dolaşır.” demiş Minyeli Abdullah ve Hür Adam filimlerinin yönetmeni Mehmet Tanrısever. “Neden filim çekmeye başladınız?” sorusuna böyle cevap veriyormuş.. Ve bu sözü öyle tutmuş ki bir vecize gibi bazı kesimlerce kabul görmüş. Çağrı filminin yönetmeni Akkad bu iddiayı biraz daha uçurmuş ve demiş ki “Eğer Hz Muhammed bu zamanda yaşasaydı bir filim yönetmeni olurdu!” demiş Değerli okurlarım ne dersiniz? Gerçekten sinema, camiden medreseden Kuran Kursundan, Zikir Tekke’den daha mı etkili? Medreselerde ders okutan allamelerin edemediğini, camilerde vaaz eden hocaların yapamadığını, tekke ve dergahlarda halkı irşae eden Meşayıh’ın sağlayamadığı etkileri iki üç saatlik filimler yapabilir mi ? Lafla peynir gemisi yürümez “Halep oradaysa arşın burada” Buyursun yapsınlar. Bu iş bu kadar kolaysa neyi bekliyorlar hemen filim yapsınlar. Kapatalım medreseleri dergahları biz de başlayalım filim çekmeye.. ve millet topyekun irşat olsun! Herkes kolay yoldan iman sahibi olsun !.. Yapmadılar mı filmlerini, yaptılar! Üç beş saatlik değil, aylar yıllar sürecek kadar dini(!) film, dizi, sinema vs mevcut. Hepsi vizyona girdi, hepsi izlendi.. Aylar yıllardır da izleniyor. Hele bazıları o…
Yaşatan ve Öldüren Allah’ın yüce Adıyla İlkokulu yurtdışında okudum sonra Türkçe bilmiyor gerekçesiyle Türkiyede dört ve beşi tekrar ettim sonra ilçeden ile Yozgata yatılı okumaya gittim Anadolu lisesine ve sonrasında hep yatılı yurtlarda okudum önce milli görüşün yurdunda kaldım babam abimle beni oraya yerleştirdi sonra babamdan habersiz kendi irademle devlet parasız yatılı yurduna geçtim sınavla.. sonra Yozgatta ne olduysa oldu babam yurt ve okul idaresiyle görüştü hocalar ne anlattılarsa anlattılar Yozgatta okula devam etmem babamın kararında olanaksız olmuştu.. ve milli eğitimden gelen bir muvafakatla Kayseriye okulumu aldırdık ve orada liseye devam ederken dünyaya karşı soğukluk geldi okulu bırakıp uzaklara gitmek istedim kendimi gafil ve ham hissediyordum maneviyat ve ilim elde etmek istiyordum. o sıralar tezkiretül evliya musahabe ve kıyamet ve ahiret adlı kitapları okuyordum.. bu kitaplar bendeki bu değişikliğin en kuvvetli sebebi oldular diyebilirim. eski çevremden kopuşum yeni çevrede kendimi yalnız hissesdişim ve okuduğum şu kitapların ruhumda bıraktığı tesir beni bu karara sevketti. aslında Kayseride de rahat durmadım ilk yurdum zamancıların yurduydu ordan da ayrılıp Gesi ilçesinde Erenköy cemaatine bilinen Muradiye vakfına geçtim ve ilgili kitaplara yoğunlaşmam ve tefekkürlere dalmam ve okuldaki çirkef ortamdan soğuyup uzaklara gitme kararı almam orada oldu.. İlkokul sonrası bir dönemde güreş maceram var.. ilçede kilomda…
Allahın Yüce Adıyla Tenezzülât-ı hamse Muhyiddin ibn-i Arabî ve takipçileri demişlerdir ki, Allah’ın isim ve sıfatları onun zatının aynısıdır. Bunun gibi sıfatları da birbirlerinin aynısıdır.1Mesela ilim ve kudret sıfatı Allah’ın zatının aynısı olduğu gibi bunlar birbirlerinin de aynısıdır 2 Bu makamda başkalık ve fazlalık söz konusu değildir. Kısacası Allah’ın isim, sıfat, şe’n ve itibarlarına başkalık icmal ve tafsil itibariyle ancak ilim hazretinde ortaya çıkmıştır. VÜCUB MERTEBESİ İlim haziresinde bulunan iki taayyünü vücûp mertebesine dahil görür ve bu ayânın henüz haricî varlık kokusunu koklamadığını ileri sürerler31-taayyün-i evvel- vahdet makamı- hakikat-ı MuhammediyyeAllah’ın isim, sıfat, şen ve itibarlarına başkalık farklılık icmalî ise buna taayyün-i evvel denir2- taayyün-i sânî- vahidiyet makamı- mümkinâtın hakikatleri4Allah’ın isim, sıfat, şen ve itibarlarına başkalık farklılık Eğer tafsilî ise buna da taayyün-i sânî denir 1 Ehl-i sünnete göre iseHariçte var olan Allah’ın sekiz sıfatı, hariçte keyfiyet ve benzetme olmadan zorunlu olarak Allah’ınzatından ayrıdır. Bu sıfatlar aynı zamanda birbirlerinden de ayrıdır. 2 Ehl-i sünnete göre iseBu sıfatlar birbirlerinden ayrıdır Bu keyfiyetsiz temeyyüz Allah’ın yüce zatında da vardır. Çünkü Allahkeyfiyeti meçhul bir genişlikte geniştir. Bu emsalsiz temeyyüz ve keyfiyetsiz vüs’atla birlikte Allah’ın isim ve sıfatlarına ilim makamında da bir tafsil ve temeyyüz arız olmuş ve onlar (varlık alemine) bu haliyle aksetmişlerdir.3 hazreti…
Bu Allah dostları hakkında bilgi almak için >> tıkla<<