Padişah “Bu Kitabı Sen Yazmadın” Kıssası
Genel , Medrese / 25 Ocak 2021

Allahın Yüce Adıyla Evvelce İslam ülkesinde hüner sahipleri, alimler, mucitler hünerlerini gelir sarayda padişahın huzurunda sergiler, alimler yazdıkları yeni kitaplarını arz eder ve Padişahın iltifat ve ikramlarına mazhar olurlarmış.. Bir çok alimin tek gelir kapısı da bu imiş.. Aldıkları bu hediye ve ikramlarla geçinir ve maişet kaygısına düşmeden ilmi çalışmalarına yoğunlaşırlarmış.. Anlatılır, Bu alimlerden biri de İbn-i Hacib adıyla meşhur “Kafiye”nin yazarı Cemalettin Osman Hz’dir. Yeni bir kitap yazmıştır Arapça üzerine ve kitabının adı “Şafiye“dir. Saraya gelir eserini arz eder. Sırası geldiğinde geçer padişahın huzuruna kitabını tanıtır. Padişah “oku bakalım” der İbni Hacib hazretleri baştan sona okur.. Padişah beğenmez.. Daha doğrusu itiraz eder Bu kitabı sen mi yazdın der. İbni Hacip tabiki efendim henüz yazdım bitirdim der. Padişah Ama biz bu kitabı zaten ezbere biliriz der ve bir çırpıda ezberden okur. İbni Hacib şaşırmıştır.. Padişah “bunu bizim hanım sultan da bilir” der ve perde arkasından bir kadın sesi kitabı baştan sona ezbere okur. İbni Hacib daha da şaşırmıştır.. Padişah “hatta benim şehzadem dahi bu kitabı bilir ezberden” deyince bu defa yanında oturan oğlu başlar okumaya ve İbni Hacib hazretleri şaşkınlıktan ne diyeceğini nasıl savunma yapacağını bilemez. Padişah “bir daha yazacağın kitabı sen İbni Hacib olarak yaz da gel” der. İbni…

Mahmud Efendi Hz’nin Mübarek Gözleri

Allahın Yüce Adıyla “Mahmud Efendi Hazretleri bu durumunda (görme rahatsızlığı) Ali Haydar Efendi ks ile aynıdır. Tıbben gözlerinde damar kuruması olduğu için hemen hemen 1980 senesinden beri öyle. Yani ben Rize’den ne zaman ki geldim, o zaman büyüteçle okuyordu. Böyle kocaman büyüteçler koyuyordu kitabın üstüne ve Mektubat okuyordu İsmailağa Camiinde, Nişancı Mehmet Paşa Camiinde ve sair.. Sonradan dedi ki “Daha benim gözlerim kitap görmez oldu, Allah seni bana gözlük gönderdi, bana göz etti, gözlüğüm sensin” Ondan sonra hep bana okutturdu.. bir kaç yıl tefsirleri kitapları ben okudum o dinledi. (Not: Ben İsmailağaya geldiğimde 1994 gerek Mektubatı veya diğer kitapları efendi hz ne okuyan Mahmut Eren hocaydı..  Şimdi orada görmez.. bazı kere yanındaki insanı görmez, ama bazı kere de uzaktan gelen kapıdaki insana ismi ile seslenir. O nedir ? İşte o keramettir. Görmediği nedir ? Zahiri halidir, tıbben durumu budur. Ama kapıdakini görmesi neyledir ? Kerametiyledir. Onun için.. bir hoca efendi kocaman bir cübbe giymiş, içeride pantolon görünmesin diye, gelmiş Efendi Hz’nin yanına. “Ya hu! sen niye pantolonu çıkarmadın hala?” Yav hoca efendi görmem diyorsun cübbenin içindeki pantolonu nerden gördün !? Zaten o cübbenin içindekini görmek için göz lazım değil ki ona.. (yani kalp gözüyle görüyor mübarek) Aktaran kişi: Ahmed Ünlü…