Baba Nasihatler (Babamdan Aldıklarım)
Hatıralarım , Özel / 2 Haziran 2021

Allah’ın Yüce Adıyla.. Baba nasihatleri nesillerin yetişmesinde çok önemlidir. Büyüklü küçüklü birçok hassasiyet, örf ve adetlerimiz atadan evlada geçmekle varlığını sürdürebilmiştir. Yani okul eğitimi kitap dergi televizyon vs gibi araçlarla değil.. Doğrudan babadan oğla geçerek.. Baba evlatlar için birinci idoldür. özellikle erkek çocukların ilk örneğidir. Anne de kızların. Çocukların o yaşları iyi değerlendirilirse baba tarafından ciddi yüklemeler yapılabilir.  Babam bizi dindar namazlı abdestli şuurlu müminler olarak yetiştirmek istiyordu. Camide namaz kılan bir çocuk bir genç görse ona imrenir gelir evde hasretle ondan bahseder kendi çocuklarının da öyle olmasını çok isterdi.. Kendimi bildim bileli babamla evde saf tuttum. Geçmişimi Anaokuluna (matarnel) kadar hatırlarım. Babam kendi başına veya abimle namaz kılıp ben oyun oynadığım, namazdan muaf tutulduğum çağlarımı hatırlamıyorum. Keza Kuran okumalarımız da öyle. Bildim bileli evde biz zorunlu olarak Kuranı Kerim de okumuşuzdur. Okumaktan muaf sayıldığım çağımı hatırlamıyorum.. Televziyonsuz Hayat Bizim evde hiç bir zaman televizyon olmadı. Bunu bugün büyük fazilet olarak aktarıyorum. İlk zamanlar arkadaşlarımıza bunu söyleyemezdik. evde varmış gibi davranırdık. evimize gelen yakın aile dostlarımız ve akrabalarımız evde televizyon olmadığını görünce biz mahcupluğumuzu gizler bir şekilde “babam programları beğenmediği için almıyor” derdik. Yani paramız imkanımız var.. babamın diğer bir sözü de “ben televizyon alırsam videoyla birlikte alırım yani videodan…

Mahmud Efendi Hz Neden Çay İçmiyor ?

ÇAYNAME O bir Allah dostu Biz etrafında pervane O nurdan istifade Muradımız bir şûle “Çay içmeyi sevmem” Deyince üstadı celî Çaycılarda şevk moral O anda oldu deni Fehmedince bu hâli Gönül aldı o âli “Lakin çay içenleri severim elbet ahali” Sonra izah eyledi çayı niçûn sevmediğini “O esnada üç ihvanım Çözerim üç müşkilini” Mâhî Mûdî Açıklama: Ümraniye medresesi hocaları Recep Eryiğit Hoca ve iki arkadaşı bir defasında Efendi Hazretleri huzurunda iken Efendi Hz “Ben çay içmeyi sevmem” buyurmuş. Karşısında olan bizler hepimiz çay içiciyiz.. halimize üzüldük. Efendi Hazretleri hemen akabinde “Ama çay içenleri severim” buyurmuş. Sonra çay içmeyi neden tercih etmediğini şöyle açıklamış “Bir çay içecek vakitte 3 ihvanımın işini hallederim” Bu mana bu gece kalbe nazm yoluyla ihtar edildi. kalemden yukarıdaki şiir sadır oldu isa erdoğan

Muhammed Ali Sabûni R.A Hakka Yürüdü

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla  Asrımızın yetiştirdiği ender alimlerden Ehli Sünnetin Suudi Arabistandaki kalesi ve ahir ömründe Türkiye nazili, Safvet-üt Tefasir ismli muazzam tefsirin sahibi Muhammed Ali Es-Sabuni Hz bugün ruhunu Rahmana teslim etmiştir. Allah rahmet eyleye mekanı cennet makamını âli eyleye Muhammed Ali Sabuni hocamız bizlere kendi eserlerini okutmada umumi bir icazet vermiştir bununla beraber senedinde kendisi de bulunan bir hadis-i şerifi nakletmemiz konusunda da hususi bir icazet vermişlerdir. Allah Razı olsun Muhammed Ali Sabûnî, şeyh Mahmud Efendi Hz’ne intisaplı mıdır ? Merhum Muhammed Ali Sabuni Hz’nin çevresinde olan bazı arkadaşlar, bilmemekten veya farklı sebeplerden ötürü kendisinin Mahmud Efendi Hz’ne intisabını inkar cihetine gitmekteler ve oğlu Enes Sabuniyi delil göstermekteler..  Biz de bugün konuyu telefonla Hüseyin Avni hocaya sorduk. Sizin bu konudaki bilginize müracaat ediyoruz dedik. Hüseyin Avni Kansız hocaefendi “Ben de bunu Efendi Hazretlerimize sordum, Efendi hazretlerimiz şöyle anlattı “Muhammed Sabuni efendi benden Tarikat dersi almak istedi, ben de ona istihare yapmasını söyledim, o bana şimdi bir nispet ver dedi. Biz de ona tarikat dersini değil ama başka virdler verdik” buyurdular” dedi. ve ekledi “Bir cuma günü Mahmud Efendi Hazretlerimizi ziyaret etmek için teşrif odasında beklerken Fastan bir alim gelmişti 40 yaşlarında.. onun Efendi Hz ile görüşmesine…

Kitap Ciltlemede Kullanılan Malzemeler
Genel , Özel / 23 Şubat 2021

KARTONLAR Krome Kartonlar : Bir yüzleri satine edilmiş olup çoğunlukla ilaç kutuları ve diğer küçük ambalaj işlerinde kullanılır. Krome Lüks Kartonlar : Bir yüzleri çok iyi satine edilmiş olup lüks kapak, davetiye, kartvizit, reklam işlerinde tercih edilir. Bristol Kartonlar : Çok iyi cins kartonlar olup kapak işlerinde kullanılır. Dosyalık Kartonlar : Bristol cinsinden olup genellikle dosya ve karteks işlerinde kullanılır.  MUKAVVALAR Gri Mukavva : El işlerinde ve makinelerde kullanılmak üzere 2 çeşit imal edilir. Uzun elyaflıdır. Kutu, ambalaj, anakart ve benzeri işler makinelerde kullanılan, ciltlemede kapak olarak kullanılanlarda elle yapılır. Kullanılmış eski kağıtlardan imal edilirler. Saman Mukavva : Yanlız el işleri için imal edilirler. Kısa elyaflı olup gevrek bir yapıdadır. Çabuk kırılır. Ana maddesi buharlaştırılmış samandır. Paket olarak hesaplanır. Ucuz olduğundan kalitesiz cilt işlerinde kapak olarak kullanılır. Holzpappe (Odun hamurundan) : Bu mukavvaların öz maddesi kısa lifli odunlardır. El işleri için yapılanları paket usulü hesaplanır. Makinede kulllanılacak olanlar ise gr/m2 olarak hesaplanır. Takvim ve çeşitli pano işlerinde kullanılır. Astarlı Mukavva : Hem el işlerinde hemde makinede kullanılacak şekilde imal edilir. Ana maddesi buharlaştırılmış odun parçalarıdır. Astarlı olduğundan lüks kutu işlerinde ve ambalaj yapımında iyi netice verir. Preslenmiş Mukavva : Hadern denilen bir maddeden yapılır. Sert bir taşla zımparalanıp cilalanır. Çok sert…

Sigara İçen Evliya!
İktibas , Özel / 20 Şubat 2021

Allah’ın yüce Adıyla Hidayet Hoca ve Tütün Saran Evliya Kıssası  Amasya eski vekili Hidayet hoca vardır. Bir gün Mahmud Efendi Hz Amasya’ya ziyarete gider orada Tütüncü Baba namında yörenin bildiği hürmet ettiği bir veli zat vardır. Efendi Hazretleri âdeti olduğu üzere bir beldeye ayak basınca evvela orada ama sağ ama medfun Allah dostlarını ziyaret eder.. Burada da Hidayet hocaya “Beni tütüncü Baba türbesine götür” der ve kabrine varırlar Efendi hz kemali edeple ziyaret eder Fatiha vs okur.. Ayrılırlar, Hidayet hoca daha fazla sabredemez içinde bir kurt vardır onu ızhar edecek “Efendi hazretleri ha sigara içenden evliya mı olur!? Efendi hz “öyle deme bak hazreti gücendirirsin..” Hidayet efendi susar ancak içinden atamamıştır.. O zat siretinde menkıbelerinde gerçekten tütün içmesiyle bilinen biridir.. Hiadeyet hoca dayanamaz bir daha der “tamam efendi hz de ha sigara içenden evliya da olmaz ya” “sana öyle dema dedim bak gücenirler sana sonra..” ve aradan aylar geçer. Hidayet hoca için bir fırsat doğar karayoluyla umreye/Hacca gidecektir. Bir mümin arabasıyla giderken Hidayet hocayı yanına rehber almak ister Hidayet hoca fırsatı kaçırmaz memnuniyetle kabuk eder. Arabaya binerler az sonra şoför der “Bak hocam hiç kusura bakma ben sigara içerim bu yol başka bitmez benim için” Hidayet hoca buna katlanabileceğini düşünür…

Basit Dünyam (özet)
Hatıralarım , Özel / 3 Ocak 2021

Yaşatan ve Öldüren Allah’ın yüce Adıyla  İlkokulu yurtdışında okudum sonra Türkçe bilmiyor gerekçesiyle Türkiyede dört ve beşi tekrar ettim sonra ilçeden ile Yozgata yatılı okumaya gittim Anadolu lisesine ve sonrasında hep yatılı yurtlarda okudum önce milli görüşün yurdunda kaldım babam abimle beni oraya yerleştirdi sonra babamdan habersiz kendi irademle devlet parasız yatılı yurduna geçtim sınavla.. sonra Yozgatta ne olduysa oldu babam yurt ve okul idaresiyle görüştü hocalar ne anlattılarsa anlattılar Yozgatta okula devam etmem babamın kararında olanaksız olmuştu.. ve milli eğitimden gelen bir muvafakatla Kayseriye okulumu aldırdık ve orada liseye devam ederken dünyaya karşı soğukluk geldi okulu bırakıp uzaklara gitmek istedim kendimi gafil ve ham hissediyordum maneviyat ve ilim elde etmek istiyordum. o sıralar tezkiretül evliya musahabe ve kıyamet ve ahiret adlı kitapları okuyordum.. bu kitaplar bendeki bu değişikliğin en kuvvetli sebebi oldular diyebilirim. eski çevremden kopuşum yeni çevrede kendimi yalnız hissesdişim ve okuduğum şu kitapların ruhumda bıraktığı tesir beni bu karara sevketti. aslında Kayseride de rahat durmadım ilk yurdum zamancıların yurduydu ordan da ayrılıp Gesi ilçesinde Erenköy cemaatine bilinen Muradiye vakfına geçtim ve ilgili kitaplara yoğunlaşmam ve tefekkürlere dalmam ve okuldaki çirkef ortamdan soğuyup uzaklara gitme kararı almam orada oldu.. İlkokul sonrası bir dönemde güreş maceram var.. ilçede kilomda…

Mustafa Putkıran | Asker Arkadaşım

Allah’ın Güzel Adıyla.. Bir güzel insandan söz ediyorum Mustafa Kullukçu’dan. Gümüşhaneli Mustafa lakabı “putkıran” bu bir zamanlar benim de lakabımdı. Nasıl mı ? Hele anlatırım.. Mustafa İzmir Narlıdere’de asker arkadaşlarımdan biri, hatta en iyisiydi. Mustafa Gümüşhane’de bir Nakşibendi Şeyhine intisab etmiş ona mürid olmuştu. Safdîl, samimi sessiz sakin bir müslümandı. Bulduğu her fırsatta askeri mescide gelir, namazlarını cemaatle kılmaya çok ihtimam eder, bir namazını dahi aksatmazdı. Ona şeyhinden sorduğum zaman şeyhini anlatmaya başladığında o an içini bir sevgi ve sürur kaplar ve bu sürur anında yüzüne vururdu. Mustafa “benim efendim” diyerek şeyhinden bahsettiği anda yüzünde tarifi zor bir beşaşet, samimi bir gülümseme ve ışıltı olurdu. Kalpteki bir sevginin bu denli yüze vurduğu bir manzara daha hatırlamıyorum. Mustafanın incecik danelerden dizilmiş bir tesbihi vardı, ona “ders tesbihi” derdi. Mustafa Allahı o tespihle zikrederdi. Mustafa kötü bir düşünce, bir gıybet, bir art niyet bilmez, hep iyimser, güzel düşünür, en zor şartlara sabreder asla bir şeyden şikayet etmez, sızlanmaz kimseyi tenkit etmez, menfi bir söz söylemezdi. Bana sevgi ve saygıyla bağlı devamlı birlikte olmak ister uzun uzun sohbet ederdik.. Birbirmizi Allah için sevdik Askerlik bitti herkes yoluna gittiğinde Mustafa benim izimi bırakmaz cismimi sürer devamlı arardı.. Ben Medresede okumaya devam ederken ankesörlü bir…

Yeni Görev Yerine Taşınırken 1

Bismillahi.. Hani bir yere yerleşirsin ve dersin ki tamam sonuna kadar kalacağım yer burası.. Karadeniz mahallesinin dip kısmı, eski adıyla Elmabahçesi mevkii benim için o yer değildi. Burada kendimi yerleşik göremedim. Sebebini bilmiyorum ama gitmek aklımın köşesinde hep vardı Bugün 17 Ağustos 2020. Iki buçuk senedir Hacı Salih Efendi Camiinde vazifeliyim. 2018 başında geldim. Güzel cami. Bu ismi seviyordum. Sırf bu isim bu camiye ayrı bir önem atfediyordu. Gözümde özeldi. Hacı Salih Efendi burada oturmuştu. Sevenleri camiye onun ismini vermişlerdi. Salih  Efendiyi ben Beykoz Yuşa as türbesinde görmüştüm. Mahmud Efendi Hz’nin mutad yaptığı yağmur duasına gelmişti. Iki mübarek öyle yuvarlanır gibi sevgiyle sarılmışlardı.. Mahallede güzel dostlarımız oldu. Ailecek gidip gelecek arkadaşlarımız. Hafta içi her akşam ders yaptık. Önce Yüzüne Kuran sonra manası için arapça.. Derslerin bereketiyle güzel bir ekibimiz oldu.. Neden gitmek istiyordum.. Çünkü Caminin Kurs binası yoktu. ilk camimde Bilal-i Habeşi Camiinde bu vardı. Öyle bir yer istiyordum. Boş bir bina. Yapılmış ancak içi doldurulmamış, hizmet olmamış bekliyor.. Bizim dolduracağımız. Bilal-i Habeşi camiinde yaptığımız gibi.. O yüzden aklımın bir köşesinde öyle bir yere gitmek hep vardı. Yoksa mahalle iyiydi. Yani alışmıştık caminin lojmanı çok iyiydi. Dört oda ve mutfak, oda kadar büyük.. O yüzden ayrılmak fikri aileme iyi gelmedi….

Benim Hayatım 5

Bismillahirrahmanirrahim Kayseri Nuh Mehmet Küçükçalık Anadolu lisesi ilkokuldan sonra Yozgat’a yatılı okumaya gittim Yozgat Anadolu lisesine Sarıkaya ilçesinden sadece 6 kişi kazanmıştık. bunlardan üçü bizim okuldaydı ikisi bizim sınıftaydı birisi şimdi avukat olalım Mehmet Aygün ve ben. Yozgat Anadolu lisesi’nde okurken önce babamın yerleştirdiği ve milli görüş çizgisinde olduğu bilinen Yektav öğrenci yurdunda kaldım. ilk sene bizim okuldan o yurtta 6 kişi vardı 2. sene sadece arkadaşım Necdet ve ben kaldık. dönem ortasında Necdet ben de gidiyorum devlet parası yatılı okuluna sınavına girmeye dedi ve dilekçesini yazdı. benim babam müsaade etmez diye düşündüğüm için önce duraksadım sonra tam çıkarken Necdet dur dedim ben de geliyorum ben de dilekçemi yazdım ve sınava katıldım kazanmışız yekdavı bıraktık necdetle birlikte lize pansiyonuna Yani devlet parasız yatılı yurduna geçtik. ve başımıza ne geldiyse burada geldi. önce arkadaşım Özkan o pic haşim’ denilen ipsizin grubuna katıldı sonra biz. derken iyice serseri olduk bic haşım diye meşhur olan kendini mafya zanneden o bekar orta yaşlı serseri ile beraber takılmaya başladık. insanların nefret bakışından habersiz bu şeytanın peşinde.. onun yapıp ettikleri bizim hanemize de yazıldı. derken okul tarafından ve yurt tarafından istenmeyen öğrenci ilan edildik. bunun üzerine babamın kesin kararıyla yozgat’taki eğitimim bitti hastane heyet raporuyla Kayseriye…

Benim hayatım 3
Hatıralarım , Özel / 9 Eylül 2019

Allah’ın yüce Adıyla  Sarıkaya Sarıkaya Yozgat’ın bir ilçesi kaplıcasıyla meşhur. Eski ismi Hamamköyü imiş. Antik hamam kalıntıları bulunduğundan belli ki çok eski bir yerleşim yeri. Aslında fazla özelliği yok ilçemizin, hamamından başka. Bir de almancısı meşhurdur. Neredeyse her aileden yurt dışında çalışanlar vardır. Bazı aileler ise bütünüyle oradadır yalnızca tatillerde Sarıkaya’ya gelirler. Bu sebeple yazları Sarıkaya’nın en kalabalık, en hareketli olduğu zamandır. On bin nüfüsluk ilçemizde (1990) 10’dan fazla otel vardır. Sebebi Türkiye’den kaplıcaya gelen kişiler. Sarıkaya’da yerleşim beş tepenin ortasında kalır. Bu sebeple nadiren yağan sağnak yağmur sele dönüşür. Bu seli taşısın için tam orta yere uzunca bir kanal yapılmıştır. Bu kanal diğer zamanlarda kirlenir ve etrafa fena koku yayar, sel geldiğinde ise temizlenir tertemiz olur. Bazen de belediye temizlemek için işçilerini görevlendirir. Bu kanalın çarşıdan geçen kısmının üzeri betonla kapatılmıştır. Bu beton otellerin önünde yol olur. Bir defasında soğan yüklü bir kamyon bu beton yolun üzerinden geçerken betonu kırmış ve kanala çökmüştür. O an yanımda fotoğraf makinesi vardı hemen çektim resmi sanırım benden başka da çeken de olmadı. 91 Seli Sarıkaya Yozgat ve Kayseri’nin arasında kalır yozgata 90, kayseriye 120 km. Çarşısı iki caddeden ibarettir. Etrafı ağaçsız kel tepelerdir. Bitki örtüsü iç Anadolu’nun bitki örtüsü bozkırdır. Toprağı sarı…

ESERLERİM
Arapça , Medrese , Özel / 9 Eylül 2019

Allah’ın yüce Adıyla.. Isa erdoğan’ ın kaleme aldığı ve tamamladığı ilmî eserleri 1) Ezberlerim. Bir talebe Medreseye, Kuran Kursuna başladığında ezberlemesi gerektiği bütün dualar sırasıyla yazılmıştır. Bunlar müslümana hayat boyu lazım olacak önemli zikirler, kısa sureler, namaz duaları ve namaz dışında her ortamda lazım olan dualardır. Eser 66 sayfa olup orta boydur. 2) Emsile-i Cedide Emsile Arapça lisanı öğreniminde Medrese kitaplarının ilkidir. sarf ilminin elif bası mesabesindeki eserin ilk müellifi tam olarak bilinmemektedir. Hz Aliye nispet edilmesi meşhurdur. Arapçada bir tek asıldan türeyen 24 siğa sıralanmış, sonra bunların herbirinin şahıslara çekimi uygulanmıştır. Bizim tekrar ele aldığımız şaheser, medresede adet olduğu üzere siğalar parmak çekimine göre dizayn edilmiş, ezberde görsellik ve fotoğrafını çekme metotları başarıyla uygulanmıştır. Kitabın sonuna yeteri kadar örnek fiiller ilave edilmiş, siğaların kelime manaları latinize edilmiş, bu sayede kitap mübtedi talebe için son derece kolay hale gelmiştir. 3) Tekmile-i Emsile Emisle ile Bina arasında bir kitabın olması gerekiyordu. Emsile!deki kelimleerin manalarını birlirleriyle münasebetlerini açıklayan siğaları tarif eden ve farklı fiil örnekleri veren bir kitab. Tekmile-i Emsile bu ihtiyaca binaen kaleme alındı 4) Bina (Yeni) Bina, Arapça lisanı öğreniminde medrese ders kitaplarının ikincisidir. Fiilerin kaç babta geldiğini yani içinde bulunduğu yapı çeşitlerini bildirir ve her yapıya ait özel anlamı…

Benim Hayatım 2
Hatıralarım , Özel / 8 Eylül 2019

FRANSA YILLARI   Fransadan geldik ailece dönüş yaptık, temelli. Babam kağıtlarını öldürdü yani bir daha dönme imkanımız yoktu. Bütün dost ve sevenleri karşı çıktı rica ettiler nasihat ettiler yapma Yahya hoca pişman olursun dediler Türkiyede umduğunu bulabilecek misin bilmiyorsun oraları sandığın gibi değil altı tane çocuğun var ne iş yapacaksın nasıl geçineceksin onların geleceklerini riske sokma” falan dediler.. babam dinlemedi. Onlar gibi düşünmüyordu asıl fransada kalırlarsa o zaman istikballeri tehlikeye girer diyordu. Ben çocuklarımı islam vatanında dindar çevrelerde okutacağım hafız yapacağım diyordu. Yapacağı işe gelince: Kardeşi Yusuf ile kayınbiraderi Kadir su tesisat dükkanı açmışlar onların yanına ortak girecekti. Hazır kurulu iş..   Sene 1987 haziran ayı Fransanın vesoulle (vezul) iline bağlı Hericourt (erikur diye okunur) ilçesi Z.U.P.P mahallesindeki evimizden bütün eşyamızı yükledik taşınıyoruz, yani türkiyeye temelli dönüyoruz. O hafta cuma günü babam Saushoux (soşo) daki türk mescidinde kılınan cuma namazı akabinde söz aldı ve cemaatten helallik diledi. Cami kaplancıların kontrolünde, babam o zamanlar daha ziyade o cemaate yakın duruyor.   Eşyalar araca yüklenirken çevrede tanıdık Türkler özellikle Nadir amcalar da hazır bulundular. Sıra sandalyeleri yüklemeye geldiğinde Nadir amca müdahale etti ve babamın elinden çekti onları da bana ver dedi. Babam ben bunları yeni tamir ettim ya dediyse de aldı. Krom…

Yüz Kişiden bir Kişiyi Arayan Medrese Hocası

Allahın Adıyla.. Mevzu: Dini ilimler Tahsilinde Talebe Kıyımı Gerisindeki Hasta Zihniyet ve Mahmud Efendi Hazretlerinin Yüksek Öğretisi Dinimi öğrenmek için medreseye geldim. O vakit sadece kendimi düşünüyordum. Şeyh Efendinin irşadıyla medrese dışındaki adreslerin kurtuluşa kapalı olduğunu öğrendik. Buna gönülden inandım. Ve dostlarımızı akrabalarımızı da teşvik ettik. kiminin elinden tuttuk, medreselere getirdik, onlar da kurtulsunlar istedik.. Anadolu yakasında bir medrese var dediler. Programı daha uzun ama sağlam okutuyor dediler. Hatta bazı arkadaşlarımız gittiler oraya kaydoldular. Sonra gözden kayboldular.. Onları nadir görmeye başladık. Sebebini sorduğumuzda “Bizim kursta izinler böyle. Bazen Ayda bir bazen iki ayda bir izin oluyor, ancak fırsat bulup gelebiliyoruz.. Bütünüyle ilime odaklanıyoruz” dediler. Gözümüzde büyüdü. Memleket iznine gittiğimde iki akrabamı hâl ve dil lisanıyla ikna ettim. 2 ayrı ailenin çocuklarını aldım İstanbul’a getirdim. Medresede okusunlar kurtulsunlar istedim. Doğruca oraya götürdüm.. Biraz sıkı ama alışırlar dedim.. Sağlam okusunlar ilimde derinleşsinler istedim.. Aslında onların iyiliğini istedim. Medresede bir çok sınıf ve bir çok hoca vardı. ve hocaların da hocası vardı ona hocaefendi diyorlardı. Hocaefendiye gösterilen tazim saygı edep görmeye değerdi.. Doğru adresteyiz dedim. Adam böyle yerde yetişir dedim.. Ve huzura alındık.. Daha önceki hiç bir ziyaretimde hocaefendiyle görüşememiştim. Ben kimim ki böyle büyük alimler benimle meşgul olsunlar der haddimi bilirdim. Hiç…

Küçük Hile ve Kurnazlıklar | Hikayelerim 11
EDEBİYAT , Hatıralarım , Özel / 31 Temmuz 2012

Allah’ın yüce Adıyla.. 66. Hikâye : Siyasi Afişleri Kim Yırttı Sene 1990 Yozgat Anadolu lisesi’ne gidiyorum evimiz ilçede olduğu için Yozgat’ta bir vakıf yurdunda yatılı kalıyorum yurdun görevlilerinden yaşlı başlı İbrahim Hoca dediğimiz bir zat hafta sonları bizleri sabah namazına Çapanoğlu Camii Kebiri’ne götürüyordu. Namaz dönüşü ortalık henüz sakin, reklam panosu üzerinde DYP Tansu çiller’in reklam afişleri vardı Vakıf yetkilileri hepsi Erbakancı olduğu için tepkililer buna. İbrahim Hoca hiç çekinmeden gelip geçerken o afişleri kenarından tutup koparıyordu. Biz de ondan gördüğümüz için dönüşte sağlam olanları da biz kopardık.  Meğer birileri bizi şikayet etmiş. Biz hepimiz yurda girmiş olduk ancak arkamızdan polis geldi afişleri koparanları arıyor. Tabii ki biz kopardık diyecek halimiz yoktu. Kimse üstüne alınmadı Ben de tedbirsizce polisin yanına gelmişim merakımdan ne yapıyor diye bakıyorum. O anda nefesimin hızlı attığını farkedince bana sen koşarak mı geldin dedi. kurnaz akıllı Türk polisi. Neden koştun diye sordu. Yani sen de afişleri kopardın sonra kaçmak için koştun” demek istiyordu. Bunu anladım baktım kendimi ele veriyorum.. Camiden dönüşte arkadaşlarla yarıştık dedim. Bana adımı soyadını sordu İsa Erdoğan. Elindeki deftere yazdı. hangi sınıftasın diye sordu. Kur’an-ı Kerim’i yüzüne okuma sınıfı dedim. Sanki orası Kur’an kursuymuş da böyle bir sınıf varmış gibi. Yani “Anadolu lisesi…

Küçük Hile ve Kurnazlıklar 10 | Hikayelerim
EDEBİYAT , Hatıralarım , Özel / 30 Temmuz 2012

Allah’ın yüce Adıyla.. 59) Alın işte kız getirdim ! Biz, okullarda çocuğun imanını ahlakını koruyacak hal göremediğimiz için Çocuklarımızı okula değil medreseye gönderdik. Allah emrediyor çünkü “Ey iman edenler kendinizi de ailenizi çocuklarınızı da yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz” Tahrim:5 Çocuklarda ilk aşı çok önemli. ilk aşı Allah sevgisi Peygamber sevgisi, Allah ve Resulüne itaat, helal-haram hassasiyeti” şeklinde almalı. okullarda ilk aşı olarak put/heykel sevgisi verildiğini görüyoruz, bunun vebalinden çok korkuyoruz. Çocuklarımız ahirette anne babasına düşman olup Allah’a şikayet etmelerinden çekiniyoruz.. {Abese:34} Kızımı bu gayelerle okula vermedim. o yaşlarda o hafızlık yaptı. küçük yaşta ezberlediği için Yüce Kuran’ı çok sağlam oldu.. Sonra eve evrak geldi çocuk nerede diye. müdür adresime geliyor bana baskı yapıyordu. Evrakta “neden çocuğu okula göndermiyorsunuz” yazıyordu. Müdüre ihtar çektim. Soruyu yanlış soruyorsunuz dedim. Soru “çocuk okula neden gelmiyor” şeklinde olursa doğru soru olmuş olur dedim. bu şekliyle kağıda cevap da yazmam imza da atmam dedim.. ve bir kaç gün içinde tuttum kolundan hemen dibimdeki okula götürdüm. “Alın ben getirdim işte dedim. yaşı 9 olmuştu 1. sınıf için fazla büyüktü. intibak imtihanına dahil ettiler 20 sorundan 19 unu doğru yaptı ve doğrudan 4. sınıfa yerleştirdiler. Böylece 3 sene kazanmış olduk. Bu defa kızın örtüsü feracesi…

Küçük Hile ve Kurnazlıklar 9 | Hikayelerim
EDEBİYAT , Hatıralarım , Özel / 28 Temmuz 2012

49) Kiayı tamir ettirdik İlk arabam, Kia capital 1993, halk tabiriyle bir kupon arabası yani gazetenin biri biriktirilen kupon karşılığında çekilişle bu arabayı vermiş. o yüzden Türkiye’de sadece 300 adet gelmiş. o yüzden piyasası yok parçası da yok müşterisi de. o yüzden ucuz. Ben arabayı Çanakkale Çan da vazife yapan arkadaşım Davut hocadan aldım. Davut hoca malını süsleyip satmasını becerir. Mersedes konforunda ucuz araba.. şu özelliği de var bu özelliği de var.. deyince ben tamam dedim. arabamı buldum dedim ve 3500 liraya aldım 2003 yılında. üç bin peşin verdim beş yüz yerine de masaüstü pc verdim. Arabayı dönüş yolunda arkadaşım Hüseyin sürdü. Çorlu’da görevli olan. Bence de güzel arabaydı. japon ayarında. eksik parçalarını mazda 626 dan temin ediyorduk. uyuyordu.  Edirne’de bana şoförlük öğreten üstam Tamer abi adeta bir yer pilotu. çok seri kullanır. bana da seri ekonomik kullanmayı öğretti. Bir memleket izninde ailecek köye giderken köy yolunda arabayı mucura kaptırdım ve devirdim. araba pert oldu. çekici ile Kayseri’ye götürdük. yaşlı tecrübeli bir adam bunu hiç yaptırmayın böyle satın dedi. müzayedeye çıkardık. sanayi hoparlöründen parayla ilan verdik birkaç kişi geldi biri bize reno 12 teklif etti 80 küsur model bindim bu araba edirne’ye gitmez dedim. adam bize “su an bunun piyasası…

Küçük Hileler 7 | Hikayelerim
EDEBİYAT , Hatıralarım , Özel / 11 Nisan 2012

38) Pansiyondan kaçış Yozgat anadolu lisesine gittiğim yıllardı devlet yatılı pansiyonunda kalıyorduk. pansiyon akşamları sıkıcıydı. yatakhaneler yat saatine kadar kapalıydı. her taraf kuru beton, hapishane gibi.. biz de dışarı çıkıp gezmek isterdik yat saatinde yoklama alındıktan sonra ancak mümkündü bu, belletmen odasına çekildikten sonra.. yere yakın bir pencereden atlayarak çıkardık. çıkmak kolaydı nispeten ama o atladığımız yerden geri tırmanmak imkansız gibiydi.. zemine yakın pencereler de vardı ama o saatte kapalı olurdu. o yüzden bazı geceler dışarıda sabahlardık. O yıllar zayıf ve çelimsizdim çok üşürdüm, ellerim ayaklarım ısınmaz buz gibi olurdu o yüzden soğuğu sevmezdim. hani acı da olsa yaşadığın hatıralar geriye dönüp baktığında tatlı bir anı olur ya.. o soğuk geceler benim için hiç bir zaman ısınmadı, acılığı gidip tatlılaşmadı hatırladıça üşüdüğümü hatırlar nefret ederim.. bu yüzden kafamı sokacak sıcak bir ev hayali ile öğrenci iken daire tuttum ya.. 39) Teravihten firar ! İstikametten biraz çıkmıştım, ergenlik tripleri attığım yıllardı. Yozgat anadolu lisesi pansiyonunda kalıyordum. arkadaşlarla kahveye dadanmış okey oynamaya alışmıştım. tatilde eve sarıkayaya gelmiştim. ramazandı. gündüz orucu tutuyor ancak akşam olunca babamlar teravihe gidince ben kürtlerin kahveye gidiyordum. dükkandan tanıdığım ustalarla kahvede buluşuyor okey çeviriyorduk. babamların teravihten çıktığını düşündüğüm saatte kahveden çıkıyor eve dönüyordum.. babam nasılsa bunu hissetmiş veya…

Küçük Hileler | Hikayelerim 6
EDEBİYAT , Hatıralarım , Özel / 26 Ocak 2012

30) Okul tuvaletinde hapis 1986 yılı.. Fransa’da ilkokula gidiyordum Hericourt ilçesi Ecolle Groupe Poirey denilen bir laik okul. Fransa’da okullar laik olanlar ve olmayanlar şeklinde iki kısımdır. Biz Müslümanlar laik okullara gideriz Çünkü laik okullarda din konuları geçmez öğrenciler kiliseye gitmez kiliseden papaz da gelmez. okul tamamını seküler anlayış üzerinedir öğretmenler de laiktir, Siz deyin: ateist. Belli bir inançları yoktur o yüzden ne açıktan ne gizliden sizlere Hıristiyanlık propagandası yapmazlar.. inancınıza müdahale de etmez şüpheye düşürmeye çalışmazlar. Okulda sabahtan öğleye kadar bir tane teneffüs olurdu, yarım saat kadar. uzun uzun oynardık. Bir gün saklambaç oynamıştık Ben de okul bahçesinde bulunan tuvaletlere saklamıştım eski bir okuldu. tuvaletlerin kilit mekanizması da eskiydi. İçeri girdim ve kapıyı kapattım ancak ne kadar zorladımsa bir daha da açamadım. orada kilitli hapis kalmıştım. bir çocuğun küçük bir odacıkta kilitli kalması ne demek bilirsiniz. ancak metanetimi korudum bağırmadım. Ben Türktüm gururluydum, bağırıp ağlayıp şerefimi beş paralık edemezdim. Ders zili çalmıştı öğrenciler sınıflara giriyorlardı okul bahçesi sakinleşmiş ses soluk kesilmişti. Ben orada tek başıma kalmıştım. Baktım duvarların üst tarafında boşluk var tırmandım boşluktan çıktım atladım kurtuldum. Koşarak okula girdim bazı öğretmenler hala okulun önündeydiler “neden kapıdan çıkmadın neden üstten atladın” gibi sorular bekledim ama hiçbir şey sormadılar belki…