Allahın Yüce Adıyla
Rasulullah efendimizin sas vefatı akabinde nasıl ki İslam âlimleri hadisleri topladılar ve sahih zayıf mevzu şeklinde tasnif ettiler..
Bizim de İsmailağa olarak acilen Mahmud Efendi hz’ne ait sözleri toplama ve tasnif etme faaliyetine başlamamız gerek. Bunlar İsmailağa’nın ilmî heyeti eliyle bir kitapta toplanıp, icab ettikçe oraya müracaat etmelidir
Zira belli oldu ki Mahmud efendi hz’nin halifesini kabul etmeyenler (cüppeli taraftarları) kendi tariklerini ispat ve teşyi’ için ya mevzu sözler uydurmaya veya mevcut sözleri mecrasından saptırma faaliyetine girişeceklerdir.
Bir de internet mollaları -güya hizmet için- söz paylaşımı furyası içine girdiğinden yarım yamalak duydukları, hocalarından işittikleri kimi eksik kimi fazla lafları “efendi hazretleri buyurdu” etiketiyle yaydıklarından söz kirliliği oluşmuştur.
Bu vb sebeplerden bu çalışma gecikmeden yapılmalıdır.
Burada en önemli husus efendi Hazretlerine nispet edilen sözü ilk kim duydu, ondan kim aktarıyor bunu tespit edebilmek. Sonra da bakılır bu ilk ravi sağlam mı, zaptı güçlü mü.. rivayet tarihî ihtilaftan önce mi sonra mı.. rivayette yorum kokusu var mı yok mu..!?
Ruhul Furkan dışında efendi hazretleri hakkında hiç bir yayın dergi kitap yokken biri bir kitap çıkardı
“Ruhul Kelam”
O vakit ismailağa vakfı efendi hazretleri adına bu kitaba yasak koymuş, bağlamından koparılmış mücerret sözler hatalı anlamaya sebep olacaktır denilmiştir..
Bundan sonra Efendi Hazretlerinin sözlerini sohbet şekilde basan ilk yayın Furkan dergisi olmuştur. Sohbet çıkışlarında cami önlerinde işporta usulü satılır bazı ihvan almayın bu dergiye efendi hazretlerinin rızası yok demesine karşın ihvan dergiyi alır içindeki efendi hazretlerine ait sohbeti şevkle okurdu..
Ancak şu açığa çıkmıştı ki ihvan efendi hazretlerinin yazılı basılı sözlerine sohbetlerine müştak idi..
Bu talebi yerinde gören ileri görüşlü hocalar da vardı. İsmailağa Kubbealtı (taş) medresesi hocaları kolları sıvamış sene 1996 derhal cemaat/tarikat adına ilmi bir dergi çıkarma lüzumunu hissetmişlerdi.. i.er
Efendi Hz’nin sözlerinin mecrasından saptırıp manası bozulduğuna bir misal :
Efendi Hazretlerinin Mevlana Ali Haydar efendiden sonraki postnişin olma süreci cümle alemin malumu olduğu üzere çok sıkıntılı geçti. Ona hakkını vermek istemeyen yapı bu süreçte onunla mücadele etmiş ve ona şeyhlik yaptırmamak için çok çaba sarf etmişlerdi. Bu kabilden İsmet Efendi tekkesine konmuşlar, Mahmud efendi hazretlerinin girmesini zorlaştırıyorlar hatta şeyhi ile görüşmesine bile mani oluyorlardı.
Sağlığında reva görülen muamele bu olduğunu gören Ali Haydar Efendi anlamış vefatı sofrasında bunlar Tekkeyi asla Mahmud Efendi’ye teslim etmeyeceklerdi.
Bunun üzerine demişti “eğer Tekkeyi sana vermezlerse sen de hizmeti evinde yaparsın” evi yani ismailağa camii yanında yaptırdığı küçük ev.. bu “hizmetini ismailağa’da yaparsın” demekti..
Bu sözün bağlamı hakikati bu iken Marifet ekibi bunu almışlar tam tersine çevirerek kendi iktidarlarına kullanmışlardır.
Malum 2005 yılında efendi hazretleri beş altı aylığına temiz hava almak sıhhat bulmak içine gittiği Beykozda yıllarca kalmış ve bu sürede ismailağa hiç getirilmemiştir.
Sanki bu gelmeyişi ismailağa tarafından istenmeme ona ihanet etme sonucu imiş havası estirmek için Ali Haydar Efendi nin o sözü kullanılmışlar ve “onlar sana Tekkeyi (ismailağa’yı) vermezlerse sen de hizmetini evinde (boykozda) yaparsın”
devam edyor
isa erdoğan
Yorum Yapılmamış