Mücadelede batınî duruş | NİYYET

22 Ağustos 2024

Mücadelede batınî duruş | NİYYET

Bismillahirrahmanirrahim

SOHBETLER’de hz Pîr de aktarır “imam Ali efendimiz bir harp esnasında düşmanı yere sere göğsüne oturur kılıcı kaldırır tam boynunu vuracakken müşrik yüzüne tükürür.. İmam Ali efendimiz derhal onu bırakır müşrik şaşırır. İmam Ali efendimiz “Ben seninle Allah için savaşıyordum şimdi ise nefsim karıştı seni nefsim hesabına öldürmezdim” der. İntibaha gelen müşrik bu hareketle imana gelir müslüman olur..

NİYYET kalbin amelidir ve bütün ameller nezdi ilahide onunla değer kazanır. O yüzden kişi kalbini, cihadını ifada temel çıkış noktasını daima murakabe etmelidir: Allah için midir şeytan için mi ? Tasavvufun ana gayesi de budur: Kalbi bozuk duygu ve niyyetlerden tasfiye edip ihlasa ermek

Lîk bunu elde etmek, elde ettikten sonra da muhafaza etmek gayet müşkildir.

Ashab içinde Rasulullah efendimize sual etmişler “Cihadında Allah’ın ecr-i mükafatı yanında halkca medh-i sena olunmayı da arzu eden mücahide ne var ? Rasulullah: “Ona hiç bir şey yok. hiç bir şey yok. hiç bir şey yok! Dikkat edin halisane Allah için yapılmış amel ancak Allah’a yaraşır, kabule şayan olur” buyurmuşlar [Buhari]

İhlas kalbe oturmamış; hakikate vasıl olmamış bizim gibi kimesne ciddi tehluke ve hatar içredir. Hatta şu satırları kaleme alırken.. Bir makale, bir resim çekip yayınlarken..

Marifetname sahibi gençliğinde kitab yazmağa yeltenince Şeyhi İsmail Fakirullah ks. “bırak kalemi yazma” buyurmuş. O da kalemi terk etmiş şeyh efendi vefat etmiş. İbrahim Hakkı Hz 60 küsur yaşına vasıl olunca Şeyh efendi manen zuhur etmiş “şimdi yaz” buyurunca o da Marifetnameyi yazmış. ..ve doğuda batıda makbul oldu.

O yüzden ameli hulus-ü kalp ile ifa en önemli husustur. Kişinin ahiret saadeti felahı buna bağlıdır. Yine Hadiste gelir “ilk muhasebe edilip cehenneme atılacak üç kişidir: biri şehit diğeri hoca/hafız diğeri de hayırsever. Her üçünün helakı gerisindeki sebep amellerinde nokta-i istinatgahları Allah rızası olmayıp nefs hesabına hareket etmiş olmalarıdır. Allah’a sığınırız. O yüzden tarikat tarikat tarikat.

Çare nedir ?

İmam Mahmud efendi Hz buyurdular “kişi tarikat dersini yapsa onu o gün muhafaza eder“

Bizce bunun manası ‘günlük tarikat dersini yapan kişi muhlis olur, ihlâsı becerir inşaallah demektir. lakin uzun sürmez, bir günlük ilaç gibi.. Ertesi gün tekrar alınması gerekir.

Tarikat dersi 3 şeyi kapsar: zikir rabıta murakabe. Marifetnamede bu üçünün de tafsilatı yazılıdır.

Rabıta

“Hakikate vasıl edecek en kısa en çabuk yol RABITA yoludur” der ve “ancak gayet zordur” diye ekler İbrahim Hakkı Erzurumi hz RABITA yolunu şöyle tarif eder:

“Mürid şeyhinin sohbetine gider onun suretini kalbe alır ve o sureti kalp gözünden kaybetmeden hayatını idame eder. Eğer dünyaya meyleder o hayali yitirirse tekrar sohbete gider yeniden başlar.”

Rabıta bu tarife göre tabi bir haldir, bir zorlama ve kastın sonucu değil

Rabıta içre olan mürid şeyhi ile kuvvetli irtibat halindedir. Telefonla senkronize bilgisayar gibi. Onda olan bunun kalbine akseder; Allah’ın nuru Ondan buna geçer. Suretin aynaya aksettiği gibi. İşte o vakit mürid kendine maliktir nefs hesabına hareket etmez. Risale-i Kutsiye’deki “Eğer ihlas ile rabtolsa salik * gönül verse olur bil nefse galip” beytinde bu ifade edilir.

Lakin bunun ne denli zor olduğu yukarıda ifade edildi. Zorluk arkadaki bağlantı yetersiz olup veri akışı sağlanmadığı yönünde. Masiva arada parazit yapıp rabıtayı bozduğu cihetledir. Bunun için elle tutulur gözle görülür canlı kanlı mürşid şarttır.

Maşuk-i mecazi ve maşuk-i hakiki

Allah’a aşık olmak evvela maşuk-i mecazide aşkı tatmadan imkansız” der İmam Rabbani ve “Bu gerçeği az kalsın havas bile kabullenemeyecekti” der. Çünkü Allah elle tutulmaz gözle görülmez sözü işitilmez..! O Gayb ul-guyub’dur. Böylesi gaybi olana bu nefs aşık olamaz. Evvela aşkı müşahede âleminde elle tutulur gözle görülür bedenen görüşülür temsili/mecazi bir maşukta tatmalı sonra o Maşukun (mürşidin) berzahiyyet kabiliyeti ile aşkını Allah’a yöneltmelidir. Bu başarıldığında kalpte Allah sevgisinden başka his kalmadığı için Allah rızasından başka da niyet kalmaz. Bu kul artık muhlas’tır. ihlas kalbe yer etmiştir ayrılmaz biiznillah

Muhlas ve Muhlis

Muhlas kul olabilmek işin zirvesi.. Ancak Allah’ın has kullarına belki nasib. Anlatırlar ihvanlar hacca giderken Hasan Efendi Hz ismailağa’da Efendi Hazretlerinin niyabeti için kalır, gidenlere bir dua sipariş eder “dua edin kesre fetva olsun” der.

“O bizim muhlas kullarımızdan idi”

Bizler miskin tasavvuf salikleri de muhlas olmayı, ihlâsı kalbe yerleştirmeyi arzulayalım.. En azından muhlis oluruz, yani ihlasa çalışan, ihlâslı olmak için gayret edenlerden oluruz

Kişi günlük tarikat dersine çalıştığı sürece muhlistir. “Üç gün dersini güzel yapan kendindeki manevi değişikliği görecektir” Dersini yapmak yani rabıta ve zikirlerini günlük yapmak demektir. Bunun ihlasa etkisi şöyledir:

….

İhlas yeterli midir? ihlâslı kişiler kavga ve ihtilaf eder mi ?

devam ediyor..

isa Erdoğan 

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın