Bismillahirrahmanirrahim Soru: Bir videoda yaşlıca bir zat konuşma yapıyor “Bir Allah dostunun sohbetine katılmak kabule şayan yüz yıllık nafile ibadetten üstündür” diyor.. Bu olabilir mi ? Böyle sözler caiz mi ? Az bir amel yılların ibadetinden üstün olabilir mi ? Bunun Kitap ve Sünnette delil var mı ? Cevap: Evet olabilir. Kuran Sünnet ve Makul delillere göre bu mümkündür ve vakidir. KURANDAN DELİLLER 1) Bakara: 212. ayet “Allah dilediği kulunu hesapsız nasiplendirir” . Dikkat edin Allah hesabınız rakamlarınız onu hesap etmeye yetmeyecek oranda yani sonsuz olarak nasiplendirir rızıklandırır” buyuryor.. (ve Al-i İmran:37 ve Nur:38) 2) Bakara 261. ayet “Allah dilediği kuluna katman katman fazla verir..” Yudâifü” yani katlar katmanlandırır.. 3) Bakara 269. Ayet: “Allah dilediği kuluna hikmet verir, kime de hikmet vermiş olursa ona çook hayırlar vermiş olur” 4) Al-i İmran 73, Hadid 22, Cuma 4, : Deki; Fazıl Allahın elindedir, onu dilediğine verir. Allah Vâsi ve Alîm’dir.” 5) Al-i İmran 74: Allah dilediği kullarını rahmeti için seçer. Allah çok büyük fazıl sahibidir” 6) Rad 26 ve İsra 30 ve Kasas 82 ve Ankebut 62 ve Rum 37 ve sebe 36,39, Zümer 52, Şura 12 : Allah dilediği kulları için rızkı geniş genişletir dilediği için daraltır..” 7) İbrahim 11 :…
Araştırma amaçlı çarşaf giyen gazetecenin yazısı: “Henüz Yenibosna taraflarındaydım, kimse bana bakmıyordu. Ne kadınlar, ne erkekler, ne çocuklar… Sanki ben hiç orada değildim. Yoktum. Hiç var olmamıştım, sanki aralarından geçmiyordum. Akşamları kimseden laf yemeden geçemediğim o yolu şimdi hiç var olmamışçasına geçiyordum.
İçimi garip bir öfke kapladı. Ne yani, bu toplumun içinde rahatça yaşayabilmem için, taciz edilmemek ve sükunetle yürüyebilmek için çarşafa mı girmek gerekti! Erkeklere kızdım; kendi içlerinde yaptıkları küçük hesaplara ve ayrımcılıklarına, tesettürsüz kadınlara bakış açılarına. Belki onlar..”
Fransız vatandaşı. neden müslüman oldu. Bir hristiyan neden dinini terk edip müslüman olur bunun gerisinde yatan psikolojik sebepler nelerdir konusunda önemli bir bir çalışma. örnek insan
Allahın yüce Adıyla Bu yazıda TAKVA olmak için bazı şeyleri “terk” etmek gerektiğini, şimdikilern tabiriyle münkerata ve nefsin arzularına “hayır” diyebilmeyi konu edeceğiz. Terk, kulluğun aslı esasıdır dense yeridir. Çünkü Kulluk Allahın emirlerine imtisal, yasaklarını terk etmektir. Yasaklar (nevâhi) bu iki taraf içinde asıl olandır. Kulluk takvadan ibarettir. Allah nezdinde en kıymetli kul en takva olan; Allahtan en çok sakınmandır. İmam Rabbani takvada asıl cihetin imtisal (fiil) ciheti değil, intiha “terk” ciheti olduğunu söyler. Yani kimin daha takva olduğu yaptıklarından değil, yapmayıp terk ettiklerinden anlaşılır. Haramları, şüphelileri ve kul haklarını en çok terk edenler en takva olacaktır. Yine Hz İmam “avam havasla aşık atamaz, amelî hiç bir kulvarda avam havasla yarışamaz, ancak terkî hususlar bundan müstesnadır.” Mesela Enbiyanın iki rekat namazına avamın 2 bin yıllık namazı yetişemez.. Çünkü fiil, niyette ihlas ister, erkânına riayet ister, namaz hudû huşû ister. Ancak terkî ameller böyle değil. Avamla havas burada eşittir. İçkiyi terk etmiş has kul ile içkiyi terk etmiş sıradan kul, bu “terk” amelinde eşit ve ortak bir fazilete nail olurlar Mesela pahalı ve hızlı bir araçla adi ve eski bir araba.. açık otoyolda nasıl ki yan yana gelemezler, hızlı araç basar gider.. ancak kırmızı ışık yandığında en lüksü ile en adisi,…
Allahın Yüce Adıyla Bebek doğar doğmaz sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okunur. Bebeğe Müslümana yakışır güzel bir isim konur. Abdullah ve Abdurrahman ve “Abd.. ile başlayan isimler Allaha en sevimli isimlerdir. Sonra Peygamber isimleri.. Çevrede varsa fazıl muhterem bir zat, ona götürülür dua etmesi ve tahnik yapması (ağızında yumuşattığı hurmayı bebeğe emdirmesi) istenir. Bebekle birlikte çıkan eş (deri) çöpe atılmaz toprağa gömülür. Düşen göbek te aynı şekilde.. 7. gününde bebeğin saçı traş edilir ve ağırlığınca altın fakirlere infak edilir. İlk fırsatta erkek için 2 adet, kız bebek için 1 adet Akika Kurbanı kesilir ve Allaha şükür vazifesi yerine getirilmiş olur. Etin bir kısmı mahalledeki fakirlere bir kısmını da pişirerek konu komşuya ziyafet verilir, duaları alınır. iki sene boyunca annesi onu emzirir, emzirirken Allahın adını anmaya ve taharet üzere olmaya dikkat eder. Anneden başkası emzirecek olursa mutlaka bir yere yazılır, şahitler tutulur ve emziren kadın bebeğin süt annesi olduğu ve süt annenin diğer çocuklarına artık haram olduğu bilinir, ona göre hareket ederler. Ek gıdaya geçen çocuk Helal lokmayla beslemeye özen gösterilir. İçeriği şüpheli yabancı ürünlere dikkat edilir. İlk kırk gün içinde çocuğun duyacağı bir ses tonunda yanı başında bir Kuran Hatmi okumayı Anadolu Müslümanları adet edinmiştir. Güzel bir adettir İslama…
Allahın yüce Adıyla Bir öğretmen arkadaşın sorusu “Ak Parti Döneminde 15 yeni üniversite açıldı, onlarca Proje İmam Hatip Lisesi, Hafızlık Kuran Kursları, Kuranı Anlama programları Yaz Kuran Kursları.. TÜGVA vakıfları, Diyanetin bir biri ardınca yürüttüğü gençlik faaliyetleri.. Bakıldığında dindar, vatansever bir nesil yetiştirmek için sayısal açıdan külliyetli bir çalışma olduğu görülmekte ancak.. Kendim de aslında İmam Hatipte öğretmenim, bu sorunun cevabını inanın bulamıyorum. Verilen eğitim neden öğrencilere nüfuz etmiyor ? Bunun altında yatan temel sebepler nelerdir ? Kendi aramızda hep tartıştığımız şeyler bunlar.. Bu konuda sizin fikriniz nedir ?” Cevap En basit bir ifadeyle yıkmak kolay yapmak zor. Ahlaklı bir gencin ahlakını bozmak çabuk ve kolay ahlaksız bir genci ahlak sahibi yapmak uzun iş ve zor.. imanı izale etmek kolay iman sahibi yapmak zor.. Yani kısaca tamir ve terbiye erbabı bu yarışa en baştan 1-0 mağlup olarak başlıyor. Meşhur bir gavurun dediğini unutmayalım Muhammed’in dinine Bir Kadeh Şarap bir namussuz kadının yapabileceği tahribatı binlerce top tüfekle yapamazsınız.. Konumuz adam yetiştirmek ve tam olarak tasavvuf tarikatın konusu. Mürşid-i kamilin yaptığı is şeyhlerin mesleği. Tarikatta binlerce insan vardır Bunların hepsi mürit sadece bir tanesi mürşittir. müritler 10-20 yıl 30 yıl belki ömür boyu mürit olarak kalır da Mürşit olamaz. Mürşid olamadığı için…
Yüce Allah’ın Adıyla “Kişi bazen bir söz söyler o anda kendi de önemsemez, çevresindekiler de ve ama Allah nezdinde çok ağır bir laf etmiştir, o lafı yüzünden cehennemin dibini boylar” demektedir Peygamberimiz sas Allah iyilerin en iyisi, güzellerin en güzeli.. Müslüman olup da Allah’a söven sövdüren, küfreden olabilir mi ! Oluyor maalesef ve hiç farkında olmadan. Sövmek kime neye olursa olsun, her durumda çirkin bir iştir. Müslümana sövmek kişiyi fasık eder. Dine Kitaba Peygambere Allaha sövmek ise kişide iman ve nikah bırakmaz.. Bunu herkes bilir ancak bilinmeyen şey insanların farkında olmadan da Allaha sövmüş olabilecekleri.. Söven cehennemin dibini boylar Bu yazı, farkında olmadan, istemeden Allah’a sövmekten seni kurtarma maksadıyla kaleme alındı. Müslümanlar içinde beş kesim insanlar Allaha ama dolaylı veya dolaysız sövmektedir. Ettikleri laflar Allah nezdinde böyle değerlendirilmektedir. Kim bunlar ? Birinci Kesim Allaha söven, küfredenler Allah Rasulü Muhammed aleyhüsselam efendimiz buyurdular “kimse anasına sövdürmesin” Sahabe şaşırdı, anasına da sövdüren kişi var mıdır ki Ya Rasulallah !? Evet var, sen onun anasına söversin o da senin anana söver anana sövdürmüş olursun” Bunun gibi sen onun taptığına söversin, o da senin Allahına söver ve sen Allaha sövdürmüş olursun, hiç farkında olmadan.. “Onların Allah’tan başka taptıklarına sövmeyin ki onlar da haddi aşarak…
Allahın Yüce Adıyla Bu yazıda biri Müslüman, diğeri gayrimüslim iki ülke halkının elektrik kesintisi durumundaki davranışlarını kıyaslayacağız ve bu sayede gerçek erdem ve övülen ahlakın modern öğretilerle mi yoksa Allaha ve ahirete imanla mı mümkün olduğunu göreceğiz Amerika’da sadece bir kentte elektrik kesilince olanlar ABD yanlısı bir derginin haberi: “..Başlangıçta bir eğlence anlayışı esiyor ve kişiler, normalin üstünde bir yardımlaşma havasına giriyorlar. Fakat saatler uzayıp karanlık devam ettikçe, zencilerin ve İspanyol kökenlilerin öncülüğünde kamu düzeni, şiddetli bir biçimde bozuluyor. Beyazlar da dahil olmak üzere daha önceden sabıka kaydı bulunmayan binlerce genç ve yetişkin, hatta kadınlar ve çocuklar, büyük çapta hırsızlık, soygun ve kundaklamalara girişiyorlar. Sonradan bildirilen sayılara göre, hırsızlıktan 1809 yer zarar görüyor. 6O’ı büyük olmak üzere, 1037 yangın (normalin altı kat ı) çıkartılıyor. Bazı binalarda yangın itfaiye tarafından söndürüldüğü halde, ardarda birkaç kez kundaklanıyor ve binalar tamamen harabe haline gelene kadar sürüyor. (New York ‘ ta her yıl 30 bin konut, kira ücretinden çok sigorta tazminatı alması garantili ev sahipleriyle anlaşan kiracılar tarafından kundaklanır.) Süpermarketler, ticari kuruluşlar ve büyük giyim mağazaları yağma edilip ateşe veriliyor. Olaylar sırasında iki soyguncu ölüyor; 406 polis, 204 sivil ve 80 itfaiyece yaralanıyor..” “..Başlangıçta jeneratörü olmayan mağazalar, bankalar vs olası yeni bir elektrik kesintisinde…
Allahın Yüce Adıyla “Taklîdî iman geçerli midir ?” Diye soruyor.. ve “evet geçerli” cevabını alınca asıl soru geliyor: “Taklidi iman geçerli, bu taklit üzere ölen bir Müslüman cennete gidiyorsa taklidî inanç üzere ölen bir Hristiyan öldükten sonra neden cehenneme gidiyor ! ikisi de sadece toplumunu taklid etti !? Cevap: iman haktır, şirk küfür batıldır. Hakka tabi olanla batıla uyan bir olmaz. Cevap2: her kişi imana meyilli doğar. Yani iman tevhid fitratın tabii meylidir. Küfür şirk ise bir zorlama sonucudur. Kişi atasını taklid ederek şirke girince içindeki zorluğu, darlığı hisseder ve hidayeti aramaya koyulur. Aramıyorsa küfrü içine bastırmıştır ve bu bastırma basit bir “taklitle” ifade edilemez. Yani kafirde taklidin ötesi var.. ısrar ve inat var.. Cevap3: taklidi iman esasında geçersiz olmak icab eder. Geçerli olması Allahın sırf lütuf ve fazlıdir. Artık atasını taklid ederek küfür şirk içinde kalan yahudi hıristiyan mazur olamaz. Özellikle bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu zamanda.. İsa Erdoğan
Bu yüzyıl, İslâm’ın yüzyılı olacağını ifade eden Nimetullah Halil İbrahim Yurt Hocaefendi, “tecrübe edindik, gayr-i Müslimler çok çabuk Müslüman oluyorlar. Yeter ki biz İslâm’ı anlatalım” dedi.Akit’e konuşan Japonya İslâm Merkezi Başkanı Nimetullah Halil İbrahim Yurt Hocaefendi, davetin cihadın bir boyutu olduğunu anlatırken, meyhaneler dahil değişik mekanlarda yaptığı tebliğlerin nasıl sonuç verdiğini anlattı
Bu Allah dostları hakkında bilgi almak için >> tıkla<<
Allahın Yüce Adıyla Kuran: İzâ câe nasrullahi vel feth ve raeytennâse yedh’ulune fi dinillâhi efvâca..” “Allahın yardımı ve Fetih geldiğinde ve insanları oluk oluk islama girerken gördüğünde..” Konunun erbabına göre toplumların büyük ekseriyeti genel konjonktüre her zaman bağlı kalır ve aykırı görünmekten, mevcut statükoya ters düşmekten sakınırlarmış. Nasr Suresi de bu manaya işaret ettiği üzere sıradan kalabalıklar esen rüzgara göre yönünü belirleyen bitkiler gibidir. Bu insanlar fikirleri tahkik etmezler, yerleşik işleyişleri, yaygın kanaatleri sorgulamaz ve genel uygulama neyse ona uyar giderler. Her sabah kalktığında sakalını tıraş eden ve giysi olarak pantolon ceket giyen bu kitleye: “sakalınızı neden tıraş ediyorsunuz, neden örneğin şalvar değil de pantolon giyiyorsunuz? Diye sorulsa verecek bir cevapları yoktur. Aslında o ana kadar bunları hiç düşünmüş değillerdir. Neden mi sakallarını tıraş ediyorlar, neden mi pantolon giyiyorlar? çünkü çevrelerindeki her erkek böyle yaptığı için.. babadan amcadan böyle görüldüğü için.. Kısaca üzerlerinden eser rüzgar şimdilik bu yönde estiği için.. Eğitilmemiş insanların bu fıtri özellikleri yani esen rüzgara göre kendilerine yön vermeleri, aslında toplumu yönlendirmeye talip azınlığın işine gelir. Bunlar kendilerini daha akıllı ve halkın üstünde sanan, onlara karşı kendilerini yetkili gören ve kendi arzuları, hevesleri yönünde toplumu yönetip idare etmek isteyen takımdır. Aslında işleri çok zor değil, yukarıda açıkladığım…
“İlim Dağı” lakaplı Rizeli Allame müderris Rasul Bölükbaşı hocaefendi bugün itibariyle Hakka yürüdü. Korona salgınıyla şehit olan hocamıza Allahtan rahmet ve en yüksek şehadet mertebeleri niyaz eder, şefaatine nail olmayı dileriz. Bu fotoğraf Rize Pazar Jandarma Karakolunun bodrumunda hiç müsait olmayan 3 m2 lik hücrede çekilmiştir. Merhum Rasul Bölükbaşı Hocaefendi 12 Eylül 1982 Tarihinde 30 jandarma ile evi basılarak nezarete alınmıştır. Suçu ise 163. maddeye muhalefet. Hocaefendi’ye gözaltında bulunduğu o mekanı ve nezaret günlerini sorduğumuzda şu cevabı aldık: Tabi nezarette su yok. Abdest almaya imkan olmadığından nezaret hücresinin tavanına elini vurmak suretiyle teyemmüm ederek ayakta imâ ile namaz kıldığını söyledi. Kendisine nezaret hücresinde sizi en çok üzen neydi diye sorduğumuzda şu cevabı aldık: Nezaret hücresinde bulunduğum günlerde dışarısını göremiyordum. Dışarıdan bazı sesleri duyuyordum. Nezaretin yakınında bulunan ilkokulda okuyan çocuklar tenefüste oynarlarken onların sesini duyardım. Bazen kedilerin miyavlaması, bazen horozların ötüşünü duyardım. Bu seslerin yanında bir de camiye yakın olduğumdan günde 5 defa ezan sesini duyardım. Bu ses ve sedalarda beni en çok üzen “ezan sesi” idi. Zira ezanın şehadet cümleleri tevhidi ifade ediyordu. Ben ise o TEVHİD’in hakikatlerini cemaatime anlattığım gerekçesiyle orada bulunuyordum. Takdir edersiniz ki tevhid’i yorumlaması suç sayılıp nezaret hücresinde bulunan bir kişinin tevhidi ifade eden o mübarek…
Allahın Yüce Adıyla Taklidi herkes yeriyor. Ehl-i Hadis yeriyor, insanlar hadis ile ameli terk edip mezhep imamlarını taklit ettiği için. Kitapçılar yeriyor, İnsanlar Kuran meali ile amel yerine Rasulullahı taklit ettikleri için. Modernist ilahiyatçılar yeriyor, insanlar bunların dini yorumlara aldırmayıp geçmiş müctehit alimleri taklide devam ettikleri için. Biz ise taklidi övüyoruz, takit tahkikin kapısıdır çünkü (التقليد باب التحقيق) Ancak övgüye layık olmayan bir çeşit taklit var: Bazı insanlar Rasulullahın maksadını niyetini kavrayıp Sünneti ifa etmek yerine her türlü fiil ve terkini taklit ederler. Peygamberi Takit Etmek Her Zaman İttiba Olamıyor: Bazı kimseler demişler: “Peygamber Efendimiz bir sünnete sürekli devam etmediyse, bazen terk ettiyse bizim de bazen terk etmemiz sünnet olur(!)” Bu mantık hatalıdır ve bu istidlal batıldır. Çünkü bu mantık bu anlayış Rasulullahın sallallahü aleyhi ve sellem’in sünnetini bozar ve uyulası ve üzerinde yürünesi bir yol olmaktan çıkarır. Diyelim yemeğe oturmadan eller yıkanacak, biri der ki ben şimdi bazen yıkamama sünnetini(!) işleyeceğim ve yıkamadan yemek yer, ve siz ona o sünneti işle ellerini yıka diye tavsiyede bulunamazsınız.. Diğeri yatmadan önce abdest alma sünneti için aynısını der ve bazen abdestsiz yatmak da bu görüşe göre güya sünnet olur! halbuki bidattır.. Ve böylece işler hercü merc olur, Rasulullahın yolu müminler eliyle ibtal…
Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.
Konular: Imam Rabbani, Mektubat 1. cilt 197. mektup. Okuyan: isa erdogan • Lanet herkese inecek.. Sadece videoda açıklanan kişiler kurtulacak..” • Rabıtanın reddi imkansız açıklaması
• 100 senelik nafile namaz bir Allah dostunun sohbetine yetişemez..” sırrının izahı
• Dünyacılar kimler, Allah adamları kimler
• Zikrullahın muazzam faydaları
• Allah sevgisi kalbi tesiri altına alması, bu saadeti elde etmenin çaresi. Ayetler: فَأَعْرِضْ عَنْ مَنْ تَوَلَّىٰ عَنْ ذِكْرِنَا (Necm:29) ve وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَارْغَبْ (İnşırah:8)
Allah’ın Güzel Adıyla.. Bir güzel insandan söz ediyorum Mustafa Kullukçu’dan. Gümüşhaneli Mustafa lakabı “putkıran” bu bir zamanlar benim de lakabımdı. Nasıl mı ? Hele anlatırım.. Mustafa İzmir Narlıdere’de asker arkadaşlarımdan biri, hatta en iyisiydi. Mustafa Gümüşhane’de bir Nakşibendi Şeyhine intisab etmiş ona mürid olmuştu. Safdîl, samimi sessiz sakin bir müslümandı. Bulduğu her fırsatta askeri mescide gelir, namazlarını cemaatle kılmaya çok ihtimam eder, bir namazını dahi aksatmazdı. Ona şeyhinden sorduğum zaman şeyhini anlatmaya başladığında o an içini bir sevgi ve sürur kaplar ve bu sürur anında yüzüne vururdu. Mustafa “benim efendim” diyerek şeyhinden bahsettiği anda yüzünde tarifi zor bir beşaşet, samimi bir gülümseme ve ışıltı olurdu. Kalpteki bir sevginin bu denli yüze vurduğu bir manzara daha hatırlamıyorum. Mustafanın incecik danelerden dizilmiş bir tesbihi vardı, ona “ders tesbihi” derdi. Mustafa Allahı o tespihle zikrederdi. Mustafa kötü bir düşünce, bir gıybet, bir art niyet bilmez, hep iyimser, güzel düşünür, en zor şartlara sabreder asla bir şeyden şikayet etmez, sızlanmaz kimseyi tenkit etmez, menfi bir söz söylemezdi. Bana sevgi ve saygıyla bağlı devamlı birlikte olmak ister uzun uzun sohbet ederdik.. Birbirmizi Allah için sevdik Askerlik bitti herkes yoluna gittiğinde Mustafa benim izimi bırakmaz cismimi sürer devamlı arardı.. Ben Medresede okumaya devam ederken ankesörlü bir…
Videoyu İzle :
Allahın Yüce İsmiyle Sual: Ayet ve hadislerde şifa olduğu belirtilmiş bal çörek otu gibi tiryaklar, okuyanı kesin korur denilen dualar bazılarında neden tesir etmez ? Şifa olmaz ? Ümmete vaad edilen zafer ve müjdeler neden gerçekleşmez ? Cevap : Asr-ı Saadette bir adam Rasulullah aleyhissalatü vesselam efendimize geldi ve “Ya Rasulallah kardeşimin karnı ağrıyor ishali var geçmiyor” dedi. Peygamber Efendimiz “ona bal içir” buyurdu. Adam gitti sonra tekrar geldi “içirdik ancak yaramadı ishali daha da arttı” dedi. Peygamberimiz yeniden “ona bal içir” buyurdu. Adam gitti sonra tekrar geldi “içirdik Ya Rasulallah ancak yaramadı ishali daha da arttı” dedi. Peygamber Efendimiz üçüncü kez “ona bal içir” buyurdu. Adam gitti sonra tekrar geldi “içirdik ancak yaramadı ishali daha da arttı” dedi. Peygamberimiz dördüncü seferde buyurdular ki “Vallahi Allah doğru söylüyor, senin kardeşinin karnı yalan söylüyor. Git ona bal içir” Adam gitti kardeşine bal içirdi ve kardeşinin karnı iyileşti.[Buhari • Müslim • Tirmizi • Nesai • ve Ahmed b Hambel. Lafız ona ait] Bu hadis-i şerifte ümmete çok büyük dersler ibretler öğütler var: Bir) Allah ve Rasulüne imanımız şeksiz şüphesiz olmalı. Zira imanda şek (aceba) imanı iptal eder. Allah ve Rasulüne imanımız o derece olmalı ki aksini gözümüzle görsek gözümüzü yalanlamalı ama Allah…
Allahın Yüce Adıyla • Ukraynalı yeni müslüman ailenin 12 yaşındaki çocuğu okumayı bilmediği Kuranın 300 sayfasını nasıl ezberledi ?• Afrikadan gelen siyahi talebe medresede Yazılı Kuran görünce neden ağladı?• Diyanet reisi Afrikaya gidince gece vakti kaldıkları pansiyonu çevreleyen yüzlerce siyahi müslüman onlardan ne istedi? Cevaplar bu videoda: