Allahın Yüce Adıyla
Kuran: İzâ câe nasrullahi vel feth ve raeytennâse yedh’ulune fi dinillâhi efvâca..”
“Allahın yardımı ve Fetih geldiğinde ve insanları oluk oluk islama girerken gördüğünde..”
Konunun erbabına göre toplumların büyük ekseriyeti genel konjonktüre her zaman bağlı kalır ve aykırı görünmekten, mevcut statükoya ters düşmekten sakınırlarmış. Nasr Suresi de bu manaya işaret ettiği üzere sıradan kalabalıklar esen rüzgara göre yönünü belirleyen bitkiler gibidir. Bu insanlar fikirleri tahkik etmezler, yerleşik işleyişleri, yaygın kanaatleri sorgulamaz ve genel uygulama neyse ona uyar giderler.
Her sabah kalktığında sakalını tıraş eden ve giysi olarak pantolon ceket giyen bu kitleye: “sakalınızı neden tıraş ediyorsunuz, neden örneğin şalvar değil de pantolon giyiyorsunuz? Diye sorulsa verecek bir cevapları yoktur. Aslında o ana kadar bunları hiç düşünmüş değillerdir. Neden mi sakallarını tıraş ediyorlar, neden mi pantolon giyiyorlar? çünkü çevrelerindeki her erkek böyle yaptığı için.. babadan amcadan böyle görüldüğü için.. Kısaca üzerlerinden eser rüzgar şimdilik bu yönde estiği için..
Eğitilmemiş insanların bu fıtri özellikleri yani esen rüzgara göre kendilerine yön vermeleri, aslında toplumu yönlendirmeye talip azınlığın işine gelir. Bunlar kendilerini daha akıllı ve halkın üstünde sanan, onlara karşı kendilerini yetkili gören ve kendi arzuları, hevesleri yönünde toplumu yönetip idare etmek isteyen takımdır. Aslında işleri çok zor değil, yukarıda açıkladığım gibi, suni de olsa bir rüzgar estirmeleri, yapay bir atmosfer oluşturmaları yeterli olacaktır.
İşte, Musa aleyhisselam zamanında diktatör firavun ve takımının estirdiği rüzgar, kendi hesabına tanrılık davası! başlarında bir kral-tanrı! bulunduğu atmosferi içinde halkın ona inkıyadı kaçınılmaz olmuştur. “Vestehaffe kavmehu feetaauuh.” “Fıravun kavmini küçümsedi, onlar da ona hemen itaat ettiler”
Ebu cehilin yurdunda esen rüzgar ise yine Tanrı ortağı! putların varlığı ve Kureyş’in bu putların hizmetçileri olduğu.. Bu hava, bu atmosfer bütün zihinleri öyle sarmış ki aykırı bir düşünüşün, zıt bir fikrin o kafalardan çıkması adeta imkansız olmuştur. O havayı teneffüs eden her fert çaresiz bu putlara tapınıyor ve bunların hizmetçileri rolündeki ağalara hürmet ve ikram ediyorlar..
Hasılı aristokrat azınlık her devirde halkı böylece avucuna alıyor ve menfaatleri yönünde sömürmeye devam ediyorlar..
Ancak hazreti Allah insanoğluna tekrar tekrar rahmet eder ve yolunu şaşırmış, zihni ablukaya alınmış, iradesi esir edilmiş şu insanlara bir halaskar bir Nebiy-yi mürsel, bir müşid-i mükemmel gönderir. Ve bu halaskar akan suların tersine durarak haykırır: Alemlerin Rabbi yalnızca Allah tır Ondan başkasına boyun eğmeyin.”
İdrak molekülleri beslendiği havaya göre şekil almış zavallı insan ilk başta bu sözü kavrayamaz kabullenemez. Yanlış bir şey işitmiş gibi tepki verir.. Bu durumda algı midesine sağlıklı gıdalar vererek tedavi etmeli ve bu safi gerçeği hazmedebilmesi sağlanmalıdır. İşte Peygamberin irşad mücadelesi bu noktadan başlar. İlk işi mevcut ve bulanık havayı ve zehirli atmosferi dağıtmak olacaktır. Bunun için güç yetirilmez mucizeler izhar ederek gündemi kendi belirleyecek ve karşı konulmaz burhanlar deliller serdederek ilahi öğretiyi idrak etmesi yönünde efkarı umumiyi eğitecektir.
Menfaat çanağına çomak sokulmuş aristokrat mutlu azınlık halaskarın bu ıslah hareketine karşılık boş durmazlar ve kurulu düzenlerini müdafaaya koyulurlar. Evvelce zihinleri tesir altına almış o zehirli atmosfer onların en mühim besin kaynağı idi. Öyleyse o atmosferin dağılmaması için ellerinden geleni yapacaklardır.. İşte burada halkın itiraz edemeyeceği bazı söylemeler geliştirmek zorundadırlar. On beş asır öncesi soy ve ırkın adeta kutsandığı bir zaman dilimiydi ve atayla ecdatla övünmek halkın ortak özelliği idi. Mutlu azınlık o iklimde en can alıcı bir kelimeyi bilinçli bir biçimde kullanarak dumanlı havayı korumaya çalıştılar: Ata! Evet karşı propagandanın flaş sloganı bulunmuş ve halk adeta damarından vurulmuştur: “Babalarınızın din ve yaşantısından, atalarınızın öğretisinden mi vaz geçiyorsunuz..!?”
Saadet Asrında yaşanan ve Kuran’a konu olan hadiseler kıyamete kadar yaşanacak olayların bir nümunesidir. Ümmetin başından geçecek bütün olaylar, sıkıntılar o asırda mikro planda cereyan etmiş ve Hazreti Kuran tarafından çareleri bir bir beyan edilmiştir.
Evet, bugün de kendi hevalarını elde etmek uğruna halk üzerinde egemen olmak ve halkı hedefledikleri bir mecraya doğru sürüklemek isteyen mutlu azınlığın tavır ve tarzı o putperest atalarının tarzından çok farklı değil.
Osmanlı bakıyyesi, Şeriat-ı Muhammediyyenin 10 asırlık hizmetkarı bir toplumu nasıl mı dönüştürdüler ? Bunca laik deist ateist k-mealisti abdeist kominist sosyalisti nasıl mı türettiler ?
Aynı yöntemle.. Dinsizliğin suni rüzgarını estirerek..
Evvela gizli maksatlarını elde etmek için bir isim seçtiler, parlak bir isim. Bu isim halkın saadet(!) ve refahını(?) dava eden bir ideolojinin savunucusu ve daimi temsilcisi olacaktır. Dolayısıyla bu ismi anmak ve taraftarı olmak halkın güya menfaatlerini savunmakla eş manaya gelecektir.. Sonra her büyük hadiseyi o isimle ilişkilendirerek halkın gözünde olabildiğince yücelttiler. Mesela tarih boyunca iman gücüyle, Allahın yardımıyla elde edilmiş zaferleri bile o isme bağladılar. Sonrada bu ismi zihinlerde canlı tutmak için posterini her odaya, gözün baktığı gördüğü her noktaya astılar. Milyonlarca büst ve heykelleri yapılarak her mahalleye her sokağa her okula her daireye diktiler. Her fırsatta o isimden bahsederek, kitapların en başına o isim, o resim,her konu konferans ve toplantıya başlarken o isim.. Önemli her merasimde o isim.. o ismi adeta ilahlaştırdılar.. Hatta Allah adına gösterilemeyen saygı ve itibarı o isme gösterdiler..
Bütün bunlar yukarıda değindiğim gibi zihinleri etkisi altına alacak ilgili atmosferi oluşturmak içindi. Bu atmosfer içinde hedefleri ‘herkesi kendileri gibi düşünmeye, kendileri gibi söylemeye kendileri gibi yaşamaya’ zorlamaktı. Ve büyük ölçüde muratlarına erdikleri herkesin malumudur. Bu hava ve atmosferde büyüyen her çocuk, her genç her fert kalbinde bu ismi kutsayarak büyüdü yetişti. …i.er 2009
İş o noktaya vardı ki Yeniden Diriliş’e dair umutlar çokları için adeta söndü. Allahın karşısına dikilen bu heykellere hürmet edenlerin çokluğu çoklarını yıldırdı “bu dava burada bitmiştir, yenildik, bittik” dedirtti. Gelen haberler “2019 yılında heykel-medarın maşatlığını ziyaret edenler 7 milyona yakın kişi olmuş..” “2019 seçimlerinde heykelperst zihniyet oyların yüzde ellisinden fazlasını aldı..” Bu sayılar, yüksek rakamlar nice İslam erini korkuttu.
Ancak Kurana kulak verenler yeniden hatırlasın ki değişim bir tek rüzgara bakar. Bir fetihe bakar. “İzâ câe Nasrullahi.. Allahın yardımı ve fetih geldiğinde göreceksin ki insanlar akın akın Allahın dinine girecekler..”
Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes.
Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es.
İsa erdoğan, 16.10.2009 ve 2021
Yorum Yapılmamış