Bismillahirrahmanirrahim Anneciğim Ayşe Erdoğan’ı 2022 de akciğer kanserinden kaybettik. Allah rahmet eylesin. Şehadet mertebesi ihsan eylesin 1972 yılında Yozgat Çayıralan ilçesi Yukarı Yahyasaray köyünde doğmuş bir Anadolu kadını. 9 erkek kardeş içinde onların tek bacısı. Babası Şıhduran (Şeyh Duran) ile annesi Anşa (Ayşe) nin biricik kızları. Annem Ayşe kızı Ayşe.. Yukarı Yahyasaray köyünde annem ilkokula dahi gitmemiş anne babası belki abileri okula salmamış okuma yazmayı öğrenmemiş evde annesine yardım etmiş. iyi de etmiş. Annem asla bunun eksikliğini ezikliğini yaşamış değildir. Anneciğim 20 yaşında iken köylüsü Yahya (26 yaş) ile evlenmiştir. Babam Yahya köyün hocası Mustafa Nuri Erdoğanın oğludur. Bu evlilikten 7 çocukları olmuş 2 kız 5 erkek. İlk çocukları Fatıma annesini hiç emmemiş ve 3. gün vefat etmiş.. Diğerleri sırayla İlyas (1973), İsa (76), Mustafa (78), Hatice (79), Abdullah (81) ve Abdurrahman (85) Rüya Bugün annemi gördüm rüyamda çok güzel gördüm bir sofradaydık ve neşeli idi gülüyordu (27.05.2025) ..devam ediyor
Ölmeyen Allah’ın yüce Adıyla Yusuf El Kardavi, 1926 doğumlu Mısırlı alim, Dünya İslam Alimleri birliği başkanı, arkasında 170 adet ilmi eser bırakarak 96 yaşında vefat etti. Allah rahmet eylesin mekanı cennet derecesi âli olsun. Yusuf El Kardavi kimdir? Halil Gönenç Hoca efendinin şehadetiyle “bazı şaz görüşleri olsa da Ehli sünnet sağlam bir âlim idi.” Yusuf El Kardavi dünya âlimler cemiyetince verilen “İslam’a Hizmet büyük ödülü” 2011 yılında imam Mahmud Efendi hazretlerine verildiğinde Mahmud Efendi hazretlerini tebrik etmek için bir video çekmiş ve göndermişti. o konuşmasında Mahmud Efendi’nin Allah’ın kitabına ve sünneti Rasulullah’a sımsıkı sarılan Rabbani sufi bir İslam alimi olduğunu ve ama bidat ve hurafe peşinde olan sofilere benzemediğini ifade etmişti. işte video >> tıkla<< Her zaman Müslümanları birleştirici, ümmetçi duruşuyla bilinen Kardavi Cumhurbaşkanımız sn Recep Tayyip Erdoğan için de cesurca “Büyük Osmanlı padişahlarından eksik tarafı olmayan yegâne lider” diyebilen bir âlimdir. Allah razı olsun, engin rahmetine nail eylesin. Bir takım mezhebi ve meşrebi rekabete dayalı hakkında çıkarılan bazı menfi sözler, ‘mezhepsiz, bidatçı’ gibi isnatlar itibara alınası şeyler değildir. Allah taksiratını affeylesin. Yusuf El Kardavi hakkında Hüsnü şehadet ve taziye bildiren bazı Ehli Sünnet alimler ve dava adamları: Halil Gönenç hoca efendi, İsmail Hünerlice Hoca Efendi, İhsan Şenocak hoca efendi,…
Ölmeyen Diri Allah’ın adıyla Bir Abdülmetin Hoca dünyadan geldi geçti. Herkesin Abdulmetin hocası farklı olabilir. Acizane burada kendi Abdulmetin hoca’mı anlatacağım. Ben Abdülmetin hocayı 90’lı yılların başlarında tanıdım. O zaman İsmailağa’ya yeni gelmiştim Kayseri’deki prestijli (?) okulumu bırakmış bütün akrabalarımın karşı çıkmasına rağmen, kimseyi dinlememiş, kınamalara aldırmamış Allahın ilmini tahsil etmek için İstanbul’a Mahmud Efendi Hz’nin medresesine sığınmıştım. Bu bakımdan biraz yalnız ve gariptim. Kimseden yardım para pul isteyecek halim de yoktu. Ve medresede izin zamanı geldi. Herkes memleketine gidiyordu ancak benim Yozgat Sarıkaya’ya gidecek yol param yoktu. Ve bir arkadaşım “Metin hoca talebelere yardım ediyor istersen ondan isteyebilirsin” demişti Ve birlikte Metin hocaya, ismailağanın karşısında imamlık yaptığı Acemoğlu Camisi’ne gittik. Namazı o kıldırdı, çıkışta utana sıkıla durumu anlattım. Beni tenha bir yere çekti, O zamanın parası cebinden 1000 lira para çıkardı hiçbir şey sormadan sorgulamadan o bin lirayı bana verdi. Yol parama da yetiyordu harçlığıma da yetiyordu. Ne kadar duygulandım anlatamam. Metin Hoca’nın İlk babalığını o zaman gördüm. O gerçekten fakirin ve Talebenin babasıydı. Ders okuduğumuz hocalardan isteyemez Abdulmetin hocadan isteyebilirdik. Ve mutlaka işimizi hallederdi. Sonra duyduk ki yine bu Metin hocamız Talebelerin ilaç masraflarını da karşılıyormuş. Reçeteyi Metin hocaya götürüyorduk O bir imza atıyor ve gidip onunla anlaşmalı bir…
Allah’ın yüce Adıyla.. İsmailağa’nın 1. mihrap şehidi Hızır Efendi kimdir !? Haliyle merak ediyor yeni yetişenler, Hızır’a yetişemeyenler. 1942 Rize doğumlu olan Hızır Efendi hocamız, Mahmud Efendi hz’nin biricik damadıdır. Allah dostları sıradan kişileri damat edinmez.. Buradan bilmeli evvela kadr-i faziletini. Hızır Efendi Çukurbostan camiinin imamı, Rabbani bir islam alimi, samimi bir müslüman idi. Mahmud Efendi Hz’ne damat olmakla halinde tevazusunda bir değişiklik olmamış -bilmeyen onu sıradan bir mürid zanneder- mahfiyet sahibi hakiki bir tasavvuf eriydi. Hocalar, müridler arasında fazileti, tefevvuku herkesçe müsellem muttefekun aleyh bir zât idi. Belki şehadetine sebep husus da bu oldu; Cümle alemin teveccühünü üzerinde toplamış olması..! {haşiye} Bu itibar ve teveccüh, bir zaman öyle bi raddeye varmış ki kendisi bundan rahatsızlık duymaya başlamış. Müritlerin teveccühünü kırmak, ilgi ve iltifatı kendine değil, Şeyh efendiye yöneltmek için Hızır Efendi hocamız sokakta çorap satmış, yazın dondurma satmış. İşe yaramış da.. Çok zuhurat gören hal ehli bir muridine Şeyh efendi şöyle demişti “Bu hallerini gizle. Bak filan kişi gizleyemedi ihvan ile aramda set oldu, Hızır Efendi ise gizledi ihvan ile aramda köprü oldu” Gerçekten Hızır Efendi insanları mürşid-i kâmil’e yönlendirir güneşten istifade etmelerini sağlardı. O yüzden Cumartesi akşamları sohbet eder, sohbetin konusu Mahmud Efendi Hz’nin pazar sohbetinin tekrarı idi….
Ölmeyen Diri olan Allah’ın adıyla.. 1932 Of’a bağlı Onur köyünde dünyaya gelen Mustafa Bilici Hocaefendi çocukluk yıllarında Kuran’ı ezberleyerek hafızlığını yaptı. Mehmet Aşıkkutlu Hocaefendiden kıraat dersleri aldı. Akabinde Arapça İslami ilimler tahsili yapmak üzere Mahmud Efendi hazretlerine talebe olan Mustafa efendi 15 yaşından beri onunla beraberdir. Ondan manen ve cismen hiç ayrılmamış, Hazretle birlikte İstanbul’a gelerek Mevlânâ Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin sohbetlerine yetişmiş, bir asırlık çınar. Mahmud Efendi Hazretleri’nin ilk okutup icazet verdiği talebelerindendir. Efendi hazretleri şeyh olduğunda ise onun ilk müridlerinden ve sadık ihvanından olmuştur. Mustafa efendi İsmailağa büyük heyetinin de önde gelen âzalarınden, Allah’ın bir salih kulu. Gogoşum” lakaplı Mustafa Bilici Hoca efendi, okul imtihanlarını dışarıdan vererek İsmailağa camiine 100 metre mesafede bulunan Kovacı Dede camiine imam olmuştur. Harap halde bulunan bu garip camide kendisi bizzat çalışarak tamirinde bulunmuş ve yarım asır Allah’ın dinine hizmet ettikten sonra yaş haddinden zorunlu emekliye ayrılmıştır. Tekauddan sonraki baki ömrünü Şeriat ve Tarikatın hizmetine adamıştır. Hz Ömer mizaçlı bir o kadar da sevecen ve babacan olan Mustafa efendi hocamız cemaat tarafından çokça sevilen ve sayılan bir muhterem zat idi. Mustafa Bilici Hocamız Anlatıyor: “Efendi Hazretleriyle, ilk önce Sûre-i Bakara’nın “tashih-i huruf”unu sonuna kadar yaptım. Ondan önce de -köyünde imam idi- ben de…
Hacı Sâlih Efendi Hazretleri, Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin çok sevdiği Alvarlı Muhammed Lütfî Efendi Hazretleri’nin âhiret kardeşi olarak seçtiği büyük bir velîdir. Hâlidî-Gümüşhânevî yolunun meşâyihındandır. Genç yaşlarında Erzurum’da Muhammed Baba, İbrâhîm Baba, Hâşi’î Efendi, Kırklar İmamı Muhammed Efendi gibi çok büyük velîleri görmüş ve himmetlerine mazhâr olmuştur. Cübbeli Ahmet Hocaefendi, Erzurum’da Hacı Sâlih Efendi Hazretleri’nin kabr-i şerîfini ziyâret ederken.. Vefâtından 6 ay sonra mübârek beden-i şerifini Esad Paşa Câmi-i şerifinin hazîresinden Çöğender Köyü’ne nakletmek için kabr-i şerîfi açıldığında beden-i şerîfinin çürümediği görülünce o gece ziyârete açılmış, bulunduğu odaya misk kokuları saçılmış, kefeninde bir toz dahî bulunmamış ve binlerce kişi tarafından ziyâret edilmiş ve şu anki kabr-i şerîfine nakledilmiştir. Hacı Salih Efendi, Cübbeli Ahmet Hocaefendi’yi âhiret kardeşliğine kabûl etmiştir. Allâh-u Teâlâ, kendisini hayırla mükâfatlandırsın, derecesini âlî eylesin, şefâatlerine nâil eylesin. Âmîn! Beden-i şerîfinin çürümediği ile ilgili bir haber: ttps://erzurumportali.com/shf/1122/Erzurum-Cogenderli-Haci-Salih-Efendi
Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla Erzurum’lu Şakir Daloğlu hocaefendi ismailağa Mahmud Efendi Hz cemaatinden bir zat-ı muhterem. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra 1980’li yıllarından itibaren kendini Allah yoluna, Din hizmetine adamış ve Mahmud Efendi Hz nin irşadı ile İslami ilimler tahsili yapmış ve akabinde bütün Türkiyeyi Emri bil maruf gayesiyle dolaşarak insanları Allah’a davet etmiştir. Bu uğurda çok kimselerin tövbe ve inabesine vesile olmuş ve Mahmud efendi hazretlerinin nice iltifat ve tebcillerine mazhar olmuştur.. Kendi ifadesi şöyle “Mahmud Efendi Hazretleri bizlere 40 bin köyü hedef olarak gösterdi. İslam’ın ana konularında vaaz edin buyurdu, iman İslam şartları, Mevla’yı bir nebze tanımak, Rasulullah efendimize ittiba, Kuran’ın ehemmiyeti, dünyaya neden geldiğimiz ve Cennet Cehennem konularında vaaz etmemizi” buyurdu. Bunun için de İman İslam Risalesi bastırdı. Hamdolsun bu hedefin çoğunu tamamladık..” Şakir Hoca Yozgat taraflarında bir emr-i bil-maruf seferinde trafik kazası yapmışlar ve oradan kendilerinde bir sakatlık kalmıştır. Aksayan ayağına aldırmadan vaaz sohbet ve emr-i bil-maruf’a hayatının sonuna kadar devam etmiştir. Şakir hoca ile muhtelif zamanlarda sohbetimiz olmuştur. Kendilerinden dinlediğim Mahmud Efendi Hazretleri ve Mehmet Zahit Kotku hakkında müstesna nakillerimiz mevcuttur. Şakir hoca bugün kovit 19 salgını sebebiyle Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi pazartesi günü İsmailağa Camiinde kılınmıştır. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet, makamı âli olsun Şakir hocanın kısa…
Allahın yüce Adıyla.. “2. Mektup: 7 Nisan 1953, Faziletkar bir huzura, Büyük üstadımız efendimiz Ebu’l Ula beyefendi Hazretleri müsaade-i fadînalerini istirham ederek kıymetli vaktinizi işgal edeceğim. İlk defa huzurda ders takrir eden 4. dedem Ebu Said el-Hadimi merhum hakkında bu mektubumda yazdığım hikayeyi yüksek affınıza sığınarak bir malumat kabilinden olmak üzere arza mücaseret eyledim. Hammer[*] tarihinde Resmi Efendi tarihine atfen yazdığı sütunda 16 Asrın başından 18 asır ortalarına kadar geçen vakıaları anlatırken 1. Mahmud devrinde Kızlarağası olan Hacı Beşir Ağa için Haremeynin en büyük mensabında bulunmuş olan 37. Darüssaade Ağası Beşir Ağa diye bahseder [203] Hacı Beşir Ağa Hicaz’da bulunduğu sırada Medine-i Münevverenin Harem ağlığı vazifesinde de bulunmuştu bir gün padişah Birinci Mahmut RhA ile mülakatı esnasında padişah “Hacı Beşir Ağa, Harem-i Şerif’te ne kadar kaldığını bu kadar müddet zarfında harikulade ne gibi hallere muttali olabildiğini” sual edince Hacı Beşir Ağa “Harem-i Şerif’te geçirdiğim bu kadar müddet zarfında fevkalâde olarak 3 hale muttali oldum” der ve bu üç halden birisini şöyle anlatır: “Ravza-i Mutahhara’daki Cibril kapısı gecenin seher vaktinde yakın bir zamanda aralanırdı, gireni anlamak ve tecessüs etmek isterdim fakat vücuduma arız olan rehavet ve durgunluk neticesi içeri giren zatın kim olduğuna muttali olamıyordum. Bir gece yine Cibril kapısı açıldı….
Allahın yüce Adıyla.. Mekan: İsmailağa Tekamül ve İhtisas Medresesi (yeni bina) 29 Aralık 2021 İsa Erdoğan: Hocam kaç doğumlusunuz Fatih Kalender: 1978 İstanbul İsa Er: Medreseye kaç yılında başladınız? Fatih Kalender: 13 yaşında başladım hayrola İsa Er: Hocam sizi tanımak istiyoruz Fatih Kalender: Biz sizi tanıyalım önce İsa Er: Hocam ben isa, Eminali Hoca ile beraber okudum Fatih Kalender: Nerede okudunuz Eminali Yüksel: İsa Erdoğan bu, o dairede (tuttuğumuz talebe evinde) beraber idik İsa Er: Biz kubbealtı medresesinde okuduk Mahmut Eren Hoca, Hüsamettin Hoca, Seyit Ahmet hocalarda Fatih Kalender: Taş medreseden bahsediyorsun.. Kaç yılı ? Bayram Hoca da orada mıydı o zaman? İsa Er: Yoktu. 1995–2000 yılları arası benim ki.. Bayram hocamız bir dönem önceydi bizden Fatih Kalender: O çıktıktan sonra o zaman.. Sizin zamanınızda Mahmut Eren Hoca orada müdürdü İsa Er: Evet.. Eminali Yüksel: Ben de oradaydım Fatih Kalender: Sen o kursa girmiş miydin ? Eminali Yüksel: Evet girdim Fatih Kalender: Benim haberim yok senin oraya girdiğinden Eminali Yüksel: Ali Kara hocamdan sonra taş medreseye geçtim ben de.. İsa Erd: Hocam sizi bazen İsmailağa kürsüsünde görüyorduk ? Fatih Kalender: Evet o işi bizim medresede ben başlattım Ali kara hoca’dan önce ben kürsüye çıktım İsa Erd: Belirli bir gününüz mü vardı, yoksa.. ? Fatih Kalender: Cuma günleri Mehmet Talu Hoca çıkıyordu, hocanın gelmediği günlerde beni…
Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla 1943 doğumlu olan İhsan Bulgur Hoca Efendi 5 çocuk babasıdır Fatih Acemoğlu Camii emektar Müezzini ve ismailağa cemaatinin kıdemli hocalarından, ümmet alimlerinden muhterem bir zattır. İhtisas alanı Fıkıh ve Fetvadır ve fıkıhtaki yetkinliği İmam Mahmud Efendi tarafından tasdik edilmiştir. İhsan hoca Mahmud Efendi Hz ricasıyla bir zamanlar İsmailağa Kürsüsünden Multeka ve Siraciyye üzerinden fıkıh ve feraiz dersleri vermiş cemaatin en önemli fetva hocaları arasınadır. İhsan hocanın diğer bir çok hocadan farkı Takva ve Azimet ipine sıkı sıkıya sarılması, bu yönüyle İmam Mahmud Efendi hazretlerinin ilmini ihlâsını yansıtan bir ayna olmasıdır. O yüzden bir konuda Mahmud Efendi Hz’nin görüş ve fetvasını merak edenler başkasına değil İhsan hocaya müracaat ederler. İhsan Bulgur Hocaefendi Fatih Çarşamba semtinde Acemoğlu camiinde yıllar yılı müezzinlik yapmış ve asla konumundan şikayet etmemiş, imam olmaya teşebbüs etmemiştir. Bir toplantıda şöyle demişti “ben ezan okuyacağım vakit tek bir saate bakmam, en az iki saate birden bakarım” yani ezanı en doğru saatte okumak için azami titizlik gösterdiğini anlatmıştı. Bu da onun Din’de ne denli dikkatli olduğunu gösteren bir işarettir. İhsan hoca o camide halka açık surette fıkıh dersleri vermiş ve nice ilim ehli yetiştirmiştir. Onun okuttuğu hocalardan nicesi şimdilerde Fıkıhta mütehassıs olmuşlar ve kürsülerde…
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Fatih Kalender Hoca Edit 2024 : 30 yaşındaki Mahmud Efendi Hazretlerinin ilk şeyhliği yıllarında cümle âlem onun şeyhliğini inkar ettiği vakitte onun yanında dimdik duran dedesi İsmail kalender’in o kalender duruşunu Fatih Hoca’dan da Hasan Efendi ve fikri efendilerin şeyhliği döneminde beklerdik lakin heyhat. Demek ki şöhret ve dünyevi kaygılar insanları değiştirebiliyor.. Allah’tan Hidayet ve istikamet diliyoruz. i.er Şimdi gelelim objektif bir bakışla Fatih kalender kimdir kim değildir konusuna Baba memleketi Rize olan Fatih Kalender hoca 1978 istanbul doğumludur. Hoca olan Dedesi İsmail Kalender Mevlana Ali Haydar efendinin en has müridanından kıymetli bir zattır. Ali Haydar efendi Hz’nin en zor zamanlarında yanından ayrılmamış daima onun hizmetinde ve maiyetinde olmuştur. Denizlili İbrahim efendinin deyişiyle “bizler henüz yokken Ali Haydar efendi babanın yanında bunun dedesi İsmail Kalender efendi vardı. İlk yedi kişinin içindedir. Fıkıhçı Fatih Kalender hoca da dededen, meşayıhtan nasipli biri, Ali Haydar efendinin Dedesine duası ve himmetinin neticesidir adeta” Fatih Kalender hocaefendinin babası İhsan Kalender ise bir iş adamı, büyük ticaretlerin erbabıdır. Dolayısıyla Fatih hoca hem maneviyat hem de maddiyat açısından zengin bir aile ortamı içinde yetişmiş ve çocukluğu İsmailağa’da geçmiştir. “zengin çocuğu okumaz” kanaatini yıkarak bu zamanda yapılabilecek en yüksel ilmî tahsili yapmış ve bütün…
Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla İsmailağa camiasının emektar cefakar alimlerinden Ahmet Meral Hoca 56 yaşlarında kovid-19 dan vefat ederek bugün Hakka yürümüştür. Allah rahmet eylesin mekanı Cennet olsun makamı âlî olsun. Ahmet Meral hoca kimdir ? 1965 Bursa doğumlu olan Ahmet Meral hoca camianın bilinen takdir edilen kıdemli hocalarındandır. Mahmud Efendi hazretlerini 80’li yıllarda tanımış intisap etmiş ve henüz 17 yaşında iken baba mesleği olan iplik imalat işini bırakarak ismailağa Çınaraltı medresesine girmiş ve İslami ilimler tahsilini yaparak Mahmud Efendi hazretlerinden icazetini almıştır. Ahmet Meral hoca 1992 yılında ilk medresesini açmış ve o tarihten bu yana okutma ve ilmi faaliyetlerine devam etmiştir. Ahmet Meral hoca talebelik yıllarında aldığı eğitimle yetinmeyerek hocalık yaptığı esnada Ali Kara hocayla da dersler okumuş ve bilhassa Mahmud Efendi hazretleri nezaretinde ismailağa camii içinde Şaban Sadoğlu Hocaefendi sunumuyla verilen Tefsir ve Usulü Fıkıh derslerine de uzun yıllar iştirak ederek yüksek tahsilini tamamlamıştır. Bu niğmet o zaman hocalarının hepsine nasip olmuş büyük bir devletti. Ahmet Meral hoca Babacan, talebe dostu, yardımsever, sevecen bir kişiliğe sahipti. Mütevazı idi. Asla kimseyle polemiğe girmez, haksızlığa uğrasa sabreder, hakkını almak uğruna bile olsa sert kırıcı olmaz, ısrarcı tutumlara girmez, Allah’a tevekkül eden sessiz sakin bir zat idi. Bu yönüyle hem hocalar…
Bu yüzyıl, İslâm’ın yüzyılı olacağını ifade eden Nimetullah Halil İbrahim Yurt Hocaefendi, “tecrübe edindik, gayr-i Müslimler çok çabuk Müslüman oluyorlar. Yeter ki biz İslâm’ı anlatalım” dedi.Akit’e konuşan Japonya İslâm Merkezi Başkanı Nimetullah Halil İbrahim Yurt Hocaefendi, davetin cihadın bir boyutu olduğunu anlatırken, meyhaneler dahil değişik mekanlarda yaptığı tebliğlerin nasıl sonuç verdiğini anlattı
Allah’ın Güzel Adıyla.. Bir güzel insandan söz ediyorum Mustafa Kullukçu’dan. Gümüşhaneli Mustafa lakabı “putkıran” bu bir zamanlar benim de lakabımdı. Nasıl mı ? Hele anlatırım.. Mustafa İzmir Narlıdere’de asker arkadaşlarımdan biri, hatta en iyisiydi. Mustafa Gümüşhane’de bir Nakşibendi Şeyhine intisab etmiş ona mürid olmuştu. Safdîl, samimi sessiz sakin bir müslümandı. Bulduğu her fırsatta askeri mescide gelir, namazlarını cemaatle kılmaya çok ihtimam eder, bir namazını dahi aksatmazdı. Ona şeyhinden sorduğum zaman şeyhini anlatmaya başladığında o an içini bir sevgi ve sürur kaplar ve bu sürur anında yüzüne vururdu. Mustafa “benim efendim” diyerek şeyhinden bahsettiği anda yüzünde tarifi zor bir beşaşet, samimi bir gülümseme ve ışıltı olurdu. Kalpteki bir sevginin bu denli yüze vurduğu bir manzara daha hatırlamıyorum. Mustafanın incecik danelerden dizilmiş bir tesbihi vardı, ona “ders tesbihi” derdi. Mustafa Allahı o tespihle zikrederdi. Mustafa kötü bir düşünce, bir gıybet, bir art niyet bilmez, hep iyimser, güzel düşünür, en zor şartlara sabreder asla bir şeyden şikayet etmez, sızlanmaz kimseyi tenkit etmez, menfi bir söz söylemezdi. Bana sevgi ve saygıyla bağlı devamlı birlikte olmak ister uzun uzun sohbet ederdik.. Birbirmizi Allah için sevdik Askerlik bitti herkes yoluna gittiğinde Mustafa benim izimi bırakmaz cismimi sürer devamlı arardı.. Ben Medresede okumaya devam ederken ankesörlü bir…
Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla Hattat Ali Selçuk hocamız, İsmailağa Camii ve Medresesinin vefakar hat hocası bu gece vefat etmiştir. Hattat Ali Selçuk Erkurt 1941 tarihinde İstanbul Fatih Draman’daki Kadı Sa’di Tekkesi’nde dünyaya geldi. Sanatla ilgisi Erzurum Erkek Sanat Enstitüsü tesviye bölümüne başladı. Sonra İstanbula dönerek İsmailağa camiinde iki üstaddan ders alarak kendini yetiştirdi. Biri Tasavvuf ve marifetullah yolunda Üstad Mahmud efendiden tarikat eğitimi aldı diğeri de Risale-i Kutsiyye katibi Hattat Halim Efendinin Talebesi Hattat Ali Rüştü efendiden hüsn-ü hat meşk ederek tüm hat çeşitlerinde üstad oldu Kapının nice Arabi eserlerinde Ayet, Hadis, Kibar-ı Kelam ve Silsile levhalarında el emeği, göz nuru vardır. Hocamız tasavvuf ahlakına sahip samimi, tok gözlü, yardımsever, cefakar bir muallim idi. Ulaşılması kolay, herkesle ünsiyet kuran, gayet mütevazi bir şahsiyetti. Ders sonunda istediğimiz yazıyı bizlere çal kalem bir çırpıda yazar meccanen verirdi. Bu yolla yazdırdığımız nice hüsn-ü hat örnekleri elimizde mevcuttur. Ali Selçuk Hoca güler yüzlü, sempatik ve nüktedan bir mizaca sahipti. Ders esnasında talebeye gerçek hayattan yaşanmış hikayeler anlatır, nükteleriyle talebelerini eğlendirir, eğitimini talebeyi sıkmadan neşeli bir ortamda verirdi. Hocamızın tarzı kolaycıl, ders geçirmede not vermede eli boldu. “Kolaylaştırın” hadisiyle amel eder bu sayede talebenin şevkini motivasyonunu hep yüksek tutar böylece talebenin devamını sağlardı. Ondan…
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Ali Haydar Efendi Hz ile Ihsan Efendi karşılaşması ~1958 MEVZULAR : • Sakalın Allahın Rızası yolunda ehemmiyeti• inkılaplarla yıkılan islam binası altında kalmış alimlerin bile sakalı şerifi kabulde zorlandıkları ve ancak Allah dostları eliyle uyanış gerçekleşip hakikate rücu ettikleri• Yazı mektup kitap video gibi uzaktan eğitim tebliğ araçlarının insan terbiyesinde kafî olmayıp bir Arifin huzurunda bulunmaya olan ihtiyaç. • Ali Haydar Efendi Hz’nin yaşlılık hali ve sözünü çekmemesi ve o yaşta ilme olan düşkünlüğü “Mevlana Ali Haydar Efendi Hazretleri Sakala çok önem verirdi. Daha ilk görüşmemizde bile sakal bırak buyurmuştu. Manevi dersimi bana damadı Nuri Efendi vermişti Efendi babamız Hazretleri ders veremediği zamanlarda vekili Nuri Efendi verirdi. Allah rahmet eylesin İhsan Efendi hocamız vardı Akyazı’da imamdı vaaz verirdi. Ali Haydar Efendi Hazretleri ona “sakal bıraksın” diye haber gönderdi. İhsan Efendi de “kendisi bıraktı bizden ne istiyor oradan bize haber gönderiyor..” dedi. Daha sonra İhsan Efendi Buraya gelmişti. Beraber Ali Haydar Efendi Hazretlerini ziyaret etmeye gittik. Tabii o daha ilk defa yanına giriyor.. Müsaade aldık ve yanına girdik. Oturuyordu kitaplarına bakıyordu. o sıralar gözü görse de kulağa duymuyordu, bir hayli yaklaştık Efendi Baba’ya. Tabii kulakları duymadığı için yazıyla sorularını cevaplıyoruz. İhsan efendiye ismini sorunca İhsan…
Ölmeyen Hay Olan Allah’ın yüce Adıyla.. Özet: ihvanların Musa Amcası, hafızların Musa dedesi, Mahmud Efendi Hz’nin vefalı müridlerinden Musa Bayraktar vefat etti. Allah rahmet eyleye, mekanını Cennet, makamını âli eyleye.. Işte onun hakkında hüsn-ü şehadet eden bazı hoca arkadaşlarım, yani o zamanın talebeleri: Halit Duman Hoca: Rahmetli Hızır Efendinin daimi cemaati yol Arkadaşı ve en büyük destekçisiydi bir birlerine ayrı bir muhabbetleri vardı. Vefatı aynı güne denk gelmesi ne güzel tevafuk olmuş. Musa dede gibi eski ihvanlarımız Kitap olarak belki okumuşlukları fazla yoktur. Lakin Efendi Hzretlerimizin ilim Meclis’lerinde çokça bulundukları için damlaya damlaya aldıkları ilim ve feyzin bereketi çoğu hocadan iyidir. Fatih Yarar hoca: Rahmetli Hızır Efendi Musa Dedeyi çok severdi. Musa Dede Hızır Hocanın cumartesi sohbetlerini hiç kaçırmazdı. Sohbette ondan çok örnekler verirdi. Bir gün Hızır hocamız sohbette “Efendi hazretlerinin cemaatsiz hiç namaz kılmadığını, sahibi tertip olduğunu, en büyük kerametin istikamet olduğundan” bahsediyordu. “Musa Dede buradamısın” diye çağırdı. Sonra onu işaret ederek “Bakın şu adama 33 senedir bir defa teheccüt kaçırmamıştır dedi.. Yani müridi bile böyle ise siz Şeyh Efendiyi düşünün..” buyurdular Muhammed Yasin hoca: Kimler Musa dedemizden Efendi hz’inin sakalı şerifinden almadı ki..!? Yolda çevirir, ondan Efendi Hz’nin sakal telini isterdik.. o da cebinden bir zarf çıkarır verirdi….
Ölmeyen Allah’ın yüce Adıyla Hasbi Abdülkerim hocamız Trabzon Of’ta 1938 yılında 6 kardeşin beşincisi olarak dünyaya gelir. Hasbi Abdülkerim Hoca efendi Mevlana Ali Haydar Efendi zamanından beri Mahmud Efendi Hz yanında olan onun sadık müridi en yakın dostu sırdaşıdır. O yüzden Mahmud Efendi Hz “o bana efendi babamın emanetidir” diyerek ona her zaman ayrı bir ihtimam göstermiş ve gösterilmesini istemiştir. Hasbi hocamız -eski ihvandan- işittiğimize göre- bazen hastalanır hastalandığı zaman nazlanır Mahmud efendi hazretleri de mübarek onun nazını çekermiş. Yine böyle hasta camideki odasında yatarken talebeye bağırmış çabuk bana efendiyi çağırın okusun beni demiş te Mahmud efendi hazretleri o an kürsüde vaaz ederken vaazı bırakıp derhal Hasbi hocayı okumaya gitmiş ve tekrar dönerek vaaza devam etmiştir. Hasbi Abdülkerim hocamızla çok hatıralarımız var. Ondan çok şeyler de dinledik öğrendik Allah razı olsun. Şu kadarını şimdilik arz edeyim. Hasbi hocamız Büyük İsmailağa Kur’an kursunda Hadis hocası olmakta beraber İsmailağa camiinin de resmi müezzini, Mahmud Efendi hazretlerinin ilk hanımından bacanağı ve en yakın vekilidir. İsmailAğa camiasının en ileri gelen hocası, alimi idi. Müezzin olduğu yıllarda diyanet tarafından belli bir süre müezzinlik yapmış olanlara ‘imamlığa geçme hakkı’ tanınmış ancak Hasbi hocamız Mahmud Efendi hazretlerinden ayrılmamak için imamlığa gitmemiş İsmailağa Camii’nde müezzin olarak kalmıştır. Hasbi…
Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla.. Hüseyin Yelek Efendi Hocamız 1938 Giresun Alucra doğumlu. Beyoğlu Okmeydanı Mücahitler camii emektar imam Hatibi.. Hüseyin Yelek Efendi RhA Mahmud Efendi Hazretlerinin ilk talebelerinden ve tarikatının Beyoğlu vekili. ilim irfan ehli bir çok ihvan ve hocanın şehadetleri ve maşeri vicdanın kanaatleri ile mektum evliyadan bir zatı muhterem Kendisi Beyoğlu ilçesi Mücahitler Camiinin emektar imamıdır. İlk resmi görev yeri ise Manisa. Hüseyin Efendi hocamız binlerce ihvan ve talebe yetiştirmiş, Türkiye’de İslam’a hizmetin en zor olduğu yıllarda dahi hizmetine ara vermemiştir. İleri yaşına rağmen beş vakit namazı mutlaka camide kılar, Şeriat ve Tarikatta istikamet sahibiydi . Hüseyin efendi Rasulullah’ın Sünnetlerini ifa etmeye çok dikkatli, içli, duygulu sevgi ve muhabbet dolu bir zat idi. Her sabah namaz akabinde ihvanla beraber Hatm-i Hacegan okur akabinde Kurandan, sonra Mektubattan sohbet eder, işrak namazını cemaatla birlikte iki iki, dört rekat şeklinde kılar sonra evine geçerdi.. Hüseyin efendi Çağırıldığı her yere gider, özellikle de Medreselere.. “Yaşlıyım yorgunum” demez Allahın ona akıttığı feyz ve irfanı talebelere ihvanlara sevenlerine şevkle aktarır. İhvanla oturup tarikat sohbeti yapmayı Muhabbetullah, Marifetullah konularından konuşmayı çok severdi.. Son derece tevazu ve mahviyet sahibi, sesini kimseye yükseltmemiş, kızdığı kalp kırdığı görülmemiş. Şeyhi Mahmud efendi hazretlerine aşık ve hayran idi. Ondan…