Safer Ayı Uğursuluğu Konusunu Tecrübeyle İspat

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla “Safer ayı uğursuzluğu” veya “safer ayı bela ayı” veya “safer ayı Allaha sığınma, dua etme ayı” her ne denirse.. hepsi aynı şeydir. Bütün bu ifadeler Safer ayının diğer aylardan farklı olduğunu düşünmektir.. Gerçekten farklı mıdır ? Safer ayı gelince Allahın muamelesi değiştir mi, sırf o ay girmiş diye bela inmiş mi ? Vakia, realite bu işe ne der ? Bu çalışmada sorunun cevabını bulmak için istikra (tümden gelim) yolundan gideceğiz. Yani “Safer Ayı uğursuzluğu “var mı yok mu” öğrenmek için rivayet edilen sözlere değil, inmiş ve yaşanmış belaların, musibetlerin gerçek hayatta hangi mevsimde, hangi ayda indiğine bakacağız. Bu herkes için yeterli bir delil olur.  Mesela Cübbeli Hoca.. Bu hocamızı herkes tanır ve Türkiye Müslümanları için önemli bir şahsiyettir. Bir söz söylese anında Türkiye’de gündem olabiliyor nitekim.. Safer ayının uğursuz bir ay olduğunu savunanların da öncüsüdür bu zamanda. Malumdur ki insanlar inançlarıyla imtihan olurlar. Yani bu ay “uğursuzluk ve bela ayı olduğuna” inanan kişi bu inancı istikametinde imtihana maruz kalacaktır. Çünkü Kutsî bir hadiste “Ben kulumun zannı üzereyim” buyurur Mevla.. Şu halde bu ayda en çok imtihan olacak kişiler bu ayın uğursuz, bela ayı olduğuna inananlar olacaktır.. Sadece bu hakikat bile bizlerin bu görüşü tercih…

Kelimeler Harfler ve Gizli Anlamlar

Beyanı öğreten Allah’ın yüce Adıyla.. “KK” Bu iki harfi yanyana görünce nasıl okursunuz ve aklınıza ne gelir ? KaKa ? KeKe ? Ben bazen plakalarda görürüm aklıma PKK gelir. Başında P olsa oldu PKK” diye yorum yaparım. Harfler kelimelerin rumuzudur. Bir çok kelime baş harfiyle remzedilir. TC Türkiye Cumhuriyeti demektir. KK ise alfabedeki telaffuz kuralına göre ka-ka diye okunsa gerekir ve iyi bir şey anlatmaz. O yüzden PKK sempatizanları pekeke diye okumaya özen gösterirlermiş.. Bense bunda ilahi bir uyarı olduğunu düşünürüm. Sanki ezeli takdir bizi peşin peşin uyarmaktadır “Dikkat edin o habis bir oluşum” demektedir !  Siz isterseniz “bu tür plakalar tesadüfen oluştu” deyiniz. Ben kasıtlı yapıldığını düşünüyorum. Hele bir zamanlar plakalarda neydi o FG furyası ! İstanbul trafiğine çıktığımda mutlaka bir kaç tane FG görüyordum. Birileri belki de para verip özellikle çıkarıyordu! Dönelim biz KK’ ya.. söyleyin, bu hangi siyasi ismin baş harfleri ? Ne dersiniz, bunda da ilahi bir ikaz bir tüyo var mıdır ! Evet kelimeler harfler önemlidir. Çünkü mana onlarla ifade edilir. Simge, sembol gibi. Kendi dilimizde söylersek kelimeler mananın “şiar ve alameti” dir. O yüzden Sahabenin Rasulullaha “Râinâ” demesi Allah’ça yasaklanmıştı. Salâtü selâm olsun. “Râinâ” Yahudi dilinde fena bir anlam ifade ettiği için. Onu yerine…

Vahyi Gayri Metluv
Hadis , Kuran İlimleri , REDDİYELER , Tahkikat / 22 Eylül 2021

Hadisler İslam alimlerinin tanımına göre vahiydir. Yani Allah’tan alınma bilgilerdir. Ancak Kur’an gibi namazda olunur türden olmadığı için “gayri metluv” diye tabir edilir Allah’ın dininde vahyi gayri metluv” ün var olduğuna bir delil Bakara:144 te geçtiği üzere kıble, Kâbe olmadan önce Mescidi Aksa olmasıdır. Bunun (Mescidi Aksaya dön emrinin) Kuranda yazılı olmamasıdır..” Bu gerçeğe itiraz edenler şöyle demişler: “Bu durum vahyi gayrı metluv’u ispat etmez çünkü namaz Adem as dan beri olan ve bilinen bir ibadet. Yani “Allah rasulü mescid-i aksaya doğru namaz kılması gerektiğini Kuran harici vahiy yolundan değil kendinden önceki din sahiplerinden öğrenmiştir !” Cevap : 1) Kuran açıkça ifade eder ki Yahudiler ve Hıristiyanların kıbleleri biribirinden farklıdır. [Bakara:145] Allah rasulü önceki milletlere kendiliğinden tabi oldu ise tarih açısından daha yakın ve güncel olan hıristiyanlara uyması gerekirdi halbuki yahudilerin kıblesine uydu. Demekki Vahiy aldı 2) Namaz evet bütün semavi dinlerde vardı ancak önceki ümmetler namazı zayi ettiler [Meryem:59] ve Peygamber asrına kadar varlığını doğru bir şekilde koruyamadı. [Enfal:35] Demekki doğru bir namaz kılma şeklini vahiyle öğrendi dinlerini bozmuş olanlardan değil 3) Allah rasulü peygamberlik öncesi yolunu bulamaz, [Duha:7] iman nedir kitap (bilgi) nedir bilmez idi. [Şura:52] Bu ilahî söylemler, öncesinde namaz kılmadığını açıkça ifade eder çünkü namaz iman…

Hatm-i Hacegan Yapmanın İslam’da Yeri ?
Dini Hüküm , Hadis , İslami hayat , Tahkikat , Tarikat / 27 Temmuz 2021

Soru: tarikatlarda yapılan Hatm-i Hacegan nın dinde yeri nedir ?  Hatim: bir kitabı, bir zikri başından sonuna kadar okuyup bitirmek demektir.  Her biri alim hocalar olan Nakşibendi şeyhleri bazı sure, zikir ve duaları günlük okumuşlar, buna o yüzden “hocaların hatmi” manasında Hatm-i Hâcegân denmiştir. ‘Hatme’ de bunun kısaltmasıdır.  Hatm-i Hâcegân nedir o esnada neler yapılır, bir bir teşhis edip Kitab Sünnete arz edelim ki Hatmi Haceganın dindeki hükmünü tespit edebilelim. • Hatm-i Hâcegân besmele salevat ihlas suresi elemneşrahleke suresi, lahavle ve Baki Hayy Kayyum gibi bazı Allahın isimlerini okumaktan ibarettir. Okunan şeylere bakınca hepsi zikrullah hepsi nur ve şifa, zerre beis yok. • Hatm-i Hacegan bu zikir ve sureleri ya tek başına veya cemaat halinde topluca okumaktır.  Allah’ı tek başına zikretmek de cemaat halinde zikretmek.. her ikisi de dinimizde vardır ve her ikisi de hadisi şeriflerde övülmüştür. Camide cemaat halinde Allah’ı zikreden insanları görünce büyük Sahabeden Ebu Musa el eş’ari hazretleri vaziyeti beğenmiş ve onaylamıştır. • Hatmi Haceganda okunan zikir ve sureleri bir sayı dahilinde okumak vardır ki sayıya riayet etmek bizzat hadisi şeriflerde mevcuttur. “Her namaz akabinde kim 33 er kere SübhanAllah Elhamdülillah Allahu Ekber derse..” “Kim 1000 ihlas okursa..” gibi. • Hatmi Hacegan sayıları muhafaza etmek için eline…

Türkiye Milleti Asker Ruhludur
ANALİZ , Tahkikat , Türkiye Gündemi / 24 Temmuz 2021

Darbe Önleyen bir Millet Darbeler.. hükümetlerin korkulu rüyası. Darbe geliyorum demez. Bir sabah uyanırsın ve darbe olmuş.. radyo televizyon dan öğrenirsin. Türkiye Cumhuriyet tarihinde 2. meclisin kurulma biçimi de dahil olmak üzere bir çok darbe arbade muhtıra devrim ihtilal olmuş. Son darbe teşebbüsü 15 temmuz 2016 da oldu ve bu defa milletimiz buna müsaade etmedi.  Peki önceki darbeleri neden bastırmadı ? Bunun sebebi Bizim gözümüze görünen husus bu milletin mayasında var olan “askerlik ruhu” Asrı Saadetten tut, Abbasi İslam devleti, Emevi İslam Devletine kadar ve Selçuklulardan tut Osmanlılara kadar gelen islam kültürü içinde yoğurulan bu Milletin köklerinden getirdiği o güzel ahlaka biz askerlik ruhu diyoruz.  Büyüğe karşı saygı, ulemaya saygı, meşayıha hurmet muhabbet ve idareciye “Ulu-l Emre” karşı saygı ve itaat  İşte bu şuur bu ahlak milleti her daim devlet adamları önünde, komutanlar önünde el pençe itaat üzere durmaya sevk etmiştir. Ve hatta kendi askeri milletine silah sıkacak olsa Habilin kabile davrandığı gibi davranır “Sen beni öldürmeye yeltenirsen çekinme ben seni öldürmek için davranacak değilim” diyecektir ve demiştir. O yüzden derler ya “Türk toplumu asker ruhludur” evet bu gerçekten doğrudur. asker ruhlu oluşumuzun bu zamana uzanan bir yansıması camide günde 5 vakit kıldığımız namazda görülür. Bakın sadece biz Türk milletine…

Kurban : Allah’a Yakınlaşma Arayışı
Dini Hüküm , İslami hayat , Tahkikat / 20 Temmuz 2021

Allah’ın yüce Adıyla  “Yevm-u Nahr” Zilhicce Ayının 10. günü Allah için kesilen hayvana Arapçada “Kurban” denilmese de o gerçekten de bir kurbandır. Ecdadımız Osmanlı beyefendileri burada da çok ince bir yaklaşımla turnayı gözünden vurmuşlar olaya “Kurban” demişlerdir. İslam dilinde Kurban Bayramına “iydul edha” (عيد الاضحى) denir. “Edha” feda etmek fedakarlıkla harcamak manasında. Kurban günlerinin adı ise “Eyyam En-Nahr” yani “Kurbanlık boğazlama günleri.. Esasında bu her iki isim de meseleye zahirî planda yaklaşmaktır. Kalpteki niyeti ve kesmede gözetilen gayeyi en iyi ifade eden kelime ise tartışmasız “kurban” dır.  Çünkü Kurban kurbiyetten gelir ve Allah’a yakınlaşma vesilesi demektir. Kurban kelimesi tıpkı “Kur’an gibi, Furkan gibi Arapçadır ve bir Kur’an kelimesidir. Adem Aleyhisselam’ın çocuklarının anlatıldığı kıssada (اذ قربا قربانا) “Hani o ikisi Allah’a birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti de diğerinden kabul edilmemişti..” buyurulmuş ve kurban kelimesi aynen kullanılmıştır. İnsanlar fıtrat gereği her daim üstün güce, otoriteye yakın olmak istemişler, bunun için bazı simgeleri taşımışlar, bazı davranış ve ritüelleri yapa gelmişlerdir. Allah’ı bilen sayan bahtiyar Kullar ise güç hüküm ve mülk Allah’ın elinde olduğu bilinciyle başkasına değil, Ancak Allah’a yakınlaşmak istemişler, bunun için yakınlaştırıcı “vesile” arayışına girmişlerdir Allah’a gerçekten yakınlaştırıcı, Allah’la aramızı yapıcı sunakları Allah Kitap ve Rasul aracılığıyla ile bildirmiştir. bize…

Tanrı İnsanı Neden Yarattı ve Neden Yakıyor

Şimdilerde sorgulama virüsü yayıldı aldı başını gidiyor.. “sorgula sorgula” diyerek birileri inkar itiraz ve isyanı gençlere boyunda pompalıyor.. sorgulanmadık ne peygamber kaldı ne Kur’an.. hatta Allah’ı bile sorgulamaya başladılar “neden yaratmış mış neden yakacak mış mış..!” Basit bir misal üzerinden bu virüse bir anti virüs bu küfre bir iman aşısı imal ettik..

CİNN 2
İslam İnancı , Tahkikat / 27 Haziran 2021

İns-i Cinn’in Rabbisi Allah’ın İsmiyle.. Cinler Hakkında Acaip Bilgiler, Yanlışlar Doğrular Bu yazıda “insan’ı cin çarpması” “cin’i insan çarpması” “muhabbet muskası” “karabasan” sabah kalkınca elde ayakta kına izleri” “ev içinde duyulan ölü insan kokusu” “kafir cinlerin tesirleri” “cinlere karşı korunma yolları” Hızır Efendiden duyduğum garip hakikatler, Cinni hastalıklar uzmanı Arif Coşkun hocadan duyduklarımız ve Muska (havas) kitapları hakkında mütalaalarımız konu edilecek İnsan’ı cin çarpması Cinler insanı çarpabilir. keyfiyetini tam bilemediğimiz bu çarpma bazı alametlerle kendini gösterir. akli meleklerinle bozukluk olur. konuşma kabiliyetinde bozukluk olur ağzı bir oraya bir buraya hareket eder. Sebepsiz nefret sebepsiz sevgi ve tutukluklar yaşayabilir..  Arkadaşım Nur Muhammed anlattı Arif Hoca ile aram iyiydi bazen Onu ziyarete giderdim oturur konuşurduk bir gün yanında 11 yaşında bir çocuk zengin bir iş adamı geldi. Hocam bu benim çocuğum kolunu açamıyor götürmediğim doktor hastane kalmadı film çekiliyor filmler sağlam çıkıyor. Fizik tedavide doktor biraz zorlasa çığlık atıyor.. Arif Hoca çocuğu inceledi cin musallat olduğunu tespit etti okudu üfledi bağırdı çağırdı vurdu etti çocuk kolunu açtı. Adam dünyalar kadar sevindi hocam dile benden ne dilersen dedi Cin’i insan çarpması yazılıyor.. Muhabbet muskası Bir büyü çeşididir ve yine kullanılan şey cinlerdir. Uzaktan yapılan bir muskanın bir okumanın başka türlü tesir imkanı yok….

CİN الجن
Genel , Hatıralarım , İslam İnancı , Tahkikat / 26 Haziran 2021

İns-i Cinn’in Rabbisi Allahın Adıyla.. Bu çalışmada şu soruların cevabını konu edeceğiz: 1. Cin çağırmak var mı ? 2. Cnle Konuşmak var mı ? 3. Cin kullanmak mümkün müdür ? Kısa ve öz Cevap: Üçü hakkında da evet, bir yere kadar. İnsan, gözüne görünmeyen bu cinni varlıklarla kısıtlı ölçüde temasa geçebilir, onlara “kitabı sağa çevir, sola çevir, kapıya vur” gibi basit komutları yaptırabilir, bazı kolay sorular sorup cevaplarını alabilir. Bunlar mümkündür. bu sayılanların mümkün olduğu nice tecrübeden anlaşılmıştır. Kendim cinci değilim ancak benim de tecrübelerim var.. Bir ikisini aşağıda anlatacağım. Cinlerle diyalog “nispeten, kısıtlı ölçüde mümkün” dediğimin sebebi bir yanlış algıyı düzeltmek; bazılarının iddia ettiği gibi bu cinleri kapı kölesi yapıp, onları “huddam” hizmetçi gibi kullanmak söz konusu değil. Bu ancak Alaattin’in Lambası gibi masallarda olur. Aksine “Benim cinlerim var onları emrim altına aldım, onlar benim huddam’ım” diyenlere baktığımızda genelde kendileri cinlerin kontrolü altına girmiş, cinlerce yönetilen zavallılar olduklarını müşahede ettik. Bunlar bir süre sonra haddini aşan iddialara kalkışırlar yok şeyh! olurlar, yok mehdi! olurlar ve sair..! Ancak cinlerle irtibata geçip bazı cevapları gerçekten alabiliyoruz. Basit bir iki örnek üzerinde sağlama yapıldığında doğru cevaplar verdikleri de görülebiliyor ancak derin konularda ve ciddi meselelerde iş zıvanadan çıkıyor. “Şu büyüyü bu adama…

Neden Kuranı Hatmetmeliyiz ?

Çocuklar Soruyor: Kuran’ı Neden Hatmetmeliyiz ? Hoca vaazında “Kuranda bazı surelerin özel fazileti var. Mesela bir ihlas okumak Kuranın üçte birine denktir, 3 ihlâs okursak bir Kuran hatim sevabı alırız” deyince bir çocuk: O zaman neden hatim okumak için çabalıyoruz? Hep ihlas okuyalım!?” demiş. Cevap Allah Rasulu salât ve selâm olsun “camide safların en sevaplı yeri sağ taraf olduğunu” beyan edince sol taraflar boş kaldı. Bazı sahabeler “sol taraf boş kalıyor ya Resulullah” deyince Allah Resulü sas “camimizin boş yerlerini dolduranlara Allah rahmet ihsan eylesin” buyurdu ve sağ sol her yer doldu. Bu itibarla bazı Surelerin hususi bir fazileti varsa, diğer surelerin de bu cihetten bir fazileti vardır. O yüzden fıkıh kitaplarında yazar “namazı bazı Surelere hasretmek mekruhtur çünkü bu Kur’an’ın bazı kısımlarını terk etmek olur..” Ayrıca Kur’an-ı tamamen okuyup hatmedene verilen sevap Fazilet kabul dua hakkı başkasına verilmiyor.. o yüzden hatim denen bir kavram vardır hayatımızda. Hani insanlar sorar “Kuranı kaç kere hatmettin..!? Evet okuyucu sen de düşün kaç güne bir Allah’ın kitabını hatmetmiyorsun ? Yoksa Kuranı terk edenlerden misin..! Vee, Kuran okumanın tek gayesi sevap almak değil. Kuran’ın vaazını ibretini ilim ve marifetini; hasılı Kuran’ın Hidayetini almaktır asıl gaye. Bu ise tamamını okumakla mümkündür. isaerdogan.com

Peygamberler Günah İşler mi ?

Allahın Yüce Adıyla Soru: Ehli Sünnet “Peygamberlerin ismet sıfatına sahip günahsız, masum kişiler olduklarını beyan eder. Ama Peygamberimiz sas Abese Suresinin inmesine sebep olan o Ama ile alakalı hadise Onun da günah işlemiş olacağına delil getiriliyor! Cevabınız nedir ? CEVAP: Hayır günah işlememiştir. O hadise, Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem, müşriklerin ileri gelenlerine, Müslüman olmaları halinde islamın kuvvet bulacağı umuduyla tebliğ ile meşgulken, âma sahabilerden, Abdullah b. Ümmü Mektum, dinini öğrenmek maksadıyla, Peygamberimizin kapısına gelmiş onu meşgul etmiş, bu sebeple Peygamberimiz “şimdi mi” der gibi yüzünü çevirerek hoşnutsuzluk ifade eden bir tavır takınmıştır. Bunun üzerine Abese ilk ayetleri nazil olmuş “o gavurlar iman etmye yanaşmadıkları halde neden onlarla meşgul oluyorsun, onun iman etmemesinden sana ne..” buyurarak “vaazını seve seve dinleyerek temizlenmek için gelenden yüz çevirmeye değmeyeceği..” yönünde, strateji hatası yaptığını, dini terviç etmek niyetiyle de olsa, kendine sadık olanları kayırmanın, düşmanı kendi tarafına çekmekten, ya da uzlaşmaktan evla olduğunu vurgulamıştır. İşlenen bir günah söz konusu değildir. Peygamberlik makamına yakışan, daha üstün olan yol bu şekilde beyan edilmiştir. Özellikle İslam idarecilerinin çokça pay çıkarması gereken bir ayettir. Hangi sahih niyet üzerine bina edilirse edilsin, müminleri incitecek, kafirleri sevindirecek siyasi hamleler doğru bir strateji değildir. Her makamın kendine göre adabı vardır. Bu…

Doğrudan Allaha Bağlı Olmak ?

Ben doğrudan Allah’a bağlıyım” sözü doğru mudur ? Hayır bu söz İslama göre doğru değildir. Çünkü Kuran ve Sünnette bu sözün karşılığı yoktur. Bağlanmak arapça ifadeyle “biat” etmek veya intisab etmek.. “Ben doğrudan Allah’a bağlıyım” diyen kişi “bir şeyhe bağlı değilim, kimseye biat etmem ben doğrudan Allah’a biat ederim” demek istiyor ki bu mümkün değil. Çünkü Rasule biat eder gibi doğrudan Allah’a biat etmek yoktur. Bakınız Kuran-ı Hakim ne diyor: “Sana biat edenler ancak Allah’a biat etmiş oldular. Allahın Yed’i (eli) onların elleri üzerindedir” Fetih 10 Ayette açıkça anlatılığı üzere sahabeler RA doğrudan Allah’a bağlanamadılar. Ancak Rasulullah’a sas bağlanarak, onun aracılığı ile Allah’a bağlanmış oldular. Keza, Rasulullahı görememiş kişiler de Sahabeye biat ederek, sahabe aracılığı ile ancak Rasule ve ondan Allah’a bağlanabilmişlerdir. ve bu bağlılık silsile ile devam etti Allah dostları eliyle günümüze kadar ulaştı. Demekki biat noktasında Allaha doğrudan bağlanmak iddiası boştur ve gerçeğe aykırıdır. Eğer mümkün olsaydı Allah kullarını buna çağırırdı “gelin doğrudan bana biat edin!” derdi. Ama öyle demiyor “Peygamberime biat eden bana biat etmiş olur” diyor ve bağlanma konusunda bir insanı adres gösteriyor. Bu zamanda Allaha bağlanmak isteyen kişi, el ele ekli bir silsilenin son halkası kamil bir Şeyh’e baglanmak durumundadır. Şeyhe bağlanmak istemeyenler kendi nefslerine…

Hangisi Şekilcilik: Müslümanlık Mı Kemalizm Mi ?

Allahın yüce Adıyla.. Bugünlerde gündemi meşgul eden şey.. Bir Amiral 2 metreli bir kumaşı başına sarmış. Eğer boynuna bağlamış olsaydı hiç bir sıkıntı olmayacaktı.. Ancak başına bağlayınca.. adına “sarık” dendi ve bu “şekil” sol güruhun ödünü kopardı ve adeta içlerinde kıyamet koptu.. Ne vaveylalar ne köpürmeler ne höykürmeler..! Hepsi basit bir kumaşın bir “şekil” başa dolanmasından sebep !!  Hani şekil önemsizdi !? Hani şekillerin bir ehemmiyeti yoktu ? Amiral o kumaşı fular gibi boynuna dolasaydı kimse konu etmezdi, haber değer olmazdı. Ama başına sarınca.. Evet bu “şekil” laik atatürkçülerin yüreğinde bomba etkisi yaptı. Neden ? Çünkü -onlar da biliyor ki- şekilin çok büyük manası var da o yüzden. Şekil deyip geçmeyin. Şekillerin taşıdığı manalar bu denli belirgin ve etkili olduğu için, o güruh İslama ait tüm şekilleri ortadan kaldırmayı kastettiler. Ve bu kapsamda Müslümanı kendi şekillerinden soğutmak için “şekilin önemi yoktur / İslam şekilcilik dini değildir” gibi palavralar uydurdular. Ancak bu palavralara kendileri de inanmadılar ve işte uğursuz hayatları bu şekillerle mücadeleyle geçti. Sarık şeklini sakal şeklini çarşaf şeklini ortadan kaldırıp yerine sinek kaydı surat, fötr şapka smokin dekolte şekiller ikame etmeye çalıştılar Şimdi soruyorum eğer İslam şekil dini değilse.. Ya laiklik, ya Atatürkçülük şekilcilik midir ?  Galiba öyle.. Bakın…

Salatı Tefriciye ve Yaşanmış İki Tecrübem

Allahın yüce Adıyla.. İmam Rabbani KS “Bir mürşidden alınmış tarikat virdi müstesna, kişiyi Allah’a yakınlaştıracak en önemli bir vird salevat okumaya devam etmektir” der. Salevatı şerifeler arasında Salat-ı Tefriciyye’nin müstesna bir yeri vardır. Evet Peygamber Efendimiz sas tarafından öğretilmiş duaları okumak sünnettir ve ancak bunun dışında insan her türlü duayı da canı gönülden yapabilir. Bu salevat da bu kabildendir. belki de Allah dostlarının kalbine ilham edilmiştir. Salat-ı Tefriciye islam dünyasında meşhur olup müminler tarafından kabule şayan olmuştur. İhlas ve samimiyetle devam edildiğinde hastalık, zorluk ve sıkıntılarının kalkması ve isteklerin hasıl olmasında çok etkili olduğu tecrübe edilmiştir. İmam Kurtubi “Her gün 41 veya 100 defa okumaya devam eden kimsenin, zaman içerisinde sıkıntısı gider, işi kolaylaşır, içi nurlanır, itibarı artar, hali güzelleşir, rızkı bollaşır, ona hayır kapıları açılır..” demiştir. Muratların bu salât sebebiyle çabuk gerçekleşmesi dolayısı ile Salat-ı Tefriciye veya Salât-ı Nâriye denmiştir. Yine İmam Kurtubî belanın def’i gibi önemli ve hayırlı işlerin hasıl olması için 4444 kez okunmasını tavsiye etmiştir.(*) Biz İslam ulemasına itimat ederek bu salevatı o sayı ile defaaten okumuş, okutmuş ve her seferinde Allah’tan faidesini görmüşüz. Salevatın makbul bir siğa olduğunu böylece tecrübe de etmişiz ElhamdüLillah Salat-ı Tefriciyye okumanın meşruiyyeti Bizler günlük dualarımızda elimizi açıp türkî lisanla Allah’a dua, peygamberine…

Muhammed Ali Sabûni R.A Hakka Yürüdü

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla  Asrımızın yetiştirdiği ender alimlerden Ehli Sünnetin Suudi Arabistandaki kalesi ve ahir ömründe Türkiye nazili, Safvet-üt Tefasir ismli muazzam tefsirin sahibi Muhammed Ali Es-Sabuni Hz bugün ruhunu Rahmana teslim etmiştir. Allah rahmet eyleye mekanı cennet makamını âli eyleye Muhammed Ali Sabuni hocamız bizlere kendi eserlerini okutmada umumi bir icazet vermiştir bununla beraber senedinde kendisi de bulunan bir hadis-i şerifi nakletmemiz konusunda da hususi bir icazet vermişlerdir. Allah Razı olsun Muhammed Ali Sabûnî, şeyh Mahmud Efendi Hz’ne intisaplı mıdır ? Merhum Muhammed Ali Sabuni Hz’nin çevresinde olan bazı arkadaşlar, bilmemekten veya farklı sebeplerden ötürü kendisinin Mahmud Efendi Hz’ne intisabını inkar cihetine gitmekteler ve oğlu Enes Sabuniyi delil göstermekteler..  Biz de bugün konuyu telefonla Hüseyin Avni hocaya sorduk. Sizin bu konudaki bilginize müracaat ediyoruz dedik. Hüseyin Avni Kansız hocaefendi “Ben de bunu Efendi Hazretlerimize sordum, Efendi hazretlerimiz şöyle anlattı “Muhammed Sabuni efendi benden Tarikat dersi almak istedi, ben de ona istihare yapmasını söyledim, o bana şimdi bir nispet ver dedi. Biz de ona tarikat dersini değil ama başka virdler verdik” buyurdular” dedi. ve ekledi “Bir cuma günü Mahmud Efendi Hazretlerimizi ziyaret etmek için teşrif odasında beklerken Fastan bir alim gelmişti 40 yaşlarında.. onun Efendi Hz ile görüşmesine…

Hakiki İmanı Nasıl Elde Edebilirim ?
ANALİZ , İslami hayat , Tahkikat , Tarikat / 18 Mart 2021

Allahın Yüce Adıyla Kuran-ı Kerimde yüce Allah bazı müminler için “işte onlar hakiki müminlerdir” [4:4] diyerek hakiki imandan haber vermektedir. ve ayrıca “Elbette sizi imtihan edeceğiz ve imanda samimi olanlarla yalancı olanları ayırt edeceğiz” [29:3] gibi ayetlerle bazılarının imanı gerçek (hakiki iman) olmadığını bildirmektedir. Sorum bu: Hakiki imanı elde etmek için ne yapmalıyız ? Bunun bir çalışması bir yolu var mı ? Evet var. Çaresi sağlam bir tarikata girmek ve Şeyh efendinin verdiği vazifeleri yapmaktır. Çünkü tarikat tam da bunun içindir: Hakiki iman elde etmek ve Şeriatı kolayca yaşayabilmek içindir. [İmam Rabbani] Tarikat itikatta yakîn’i (hakiki imanı) nasıl temin eder ? Bunu 4 yolla sağlar, Zikir yolu, Rabıta/muhabbet/in’ikas yolu, Murakabe yolu ve Keşif ilham yoluyla. Bir) Zikir Yolu: Tarikat giren mürid şeyhinden aldığı ders (virdi) gereği Allahı çokça zikreder. Bu zikrullah sayesinde imanı inkişaf eder ve en yüksek derece “itmi’nan”a ulaşır. “Kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur” ayeti bunun kesin delilidir. Günde 5000 Allah zikri, 5000 La ilahe illallah zikri elbette sahibini iman ve ikanda en yüksek derecelere çıkaracak. Zikir başlı başına bir ibadettir ve ibadetler içinde en yüksek, en şerefli, en faydalı olanıdır. “Allahın zikri en büyüktür” Dolayısıyla zikir yolundan giden kul elbette kullukta en ileri merhalelere ulaşacaktır. “İmanınızı…

KURANDA RABITA
ANALİZ , Dini Hüküm , Tahkikat / 16 Mart 2021

Bismillahirrahmanirrahim KURANDAN RABITAYA DELİL 1 لَّقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا (21) “Allah Rasulünde size güzel bir örneklik var, sizden Allaha kavuşmayı ve ahiret gününe çıkmayı uman ve Allahı çokça zikredenler için..” Ahzab Suresi: 21 > Örnek olmak, oturması kalkması ibadet-i taati ile daima göz önünde olmaktır. Rasulullahı bil-fiil görmekten mahrum olan bizler için bu durum ancak kalp gözüyle Onu görür gibi hatırlayıp örnek almakla mümkündür. Rabıta da budur KURANDAN RABITAYA DELİL 2 dvm.. isa erdoğan 

Misyoner Papazlar Taktik Değiştirdi: Tanrı yerine ALLAH

Aşağıdaki resme dikkat edin ! Önceleri misyoner papazlar Türkiye’de Allah dememek için Tanrı ismini kullanıyorlardı. “Gelin sizi tanrıyla buluşturalım..!” Tarzında reklam veriyorlardı.. Ve Tanrı derken de İsa Aleyhisselam’ı (Jesus) kast ediyorlardı elbette ! Baktılar bu çürük propagandadan Türkiyede onlara ekmek çıkmıyor.. Artık Allahı seven müslüman gençleri avlamak için Tanrı yerine Allah ismini kullanmaya başladılar !! Bu sahtekarlığa resmen başvurdular..! Eğer bizler, bu şeytanlar kadar Allah yoluna İslama davet için çalışmazsak ahirette Allaha hesap veremeyiz Reklam tüm solcu gazete ve sitelerde.. Bu resim ise evrensel net sitesine ait… Allahın laneti üzerlerine olsun Kritik Analiz: Misyoner papazlar ve Türkiyede yaşayan hıristiyan cemaatler asırlar boyu ısrarla Allah demekten kaçınırken.. Hatta bunların bir parçası mesabesinde olan laik güruhlar Allah demeyi bir zaman yasaklamışken.. ve “Allah” sanki “Müslümanlığın ilahı” imiş algısı hala avrupada amerikada kuvvetliyken ne oldu da papazlar açıktan Allah demeye başladılar ? Burada kazanan kim ? Galip kim, mağlup kim ? CEVAP: Elbette mağlup olan kilise ve galip olan Allahın Dini İslam. Çünkü bilinen bir gerçektir ki mağlub müstemleke ezik toplumlar her zaman galip toplumların jargonunu, terminolojisini kullanmışlardır. Kültürel hegamonyanın, fikirsel istilanın gereği budur. Bu zamanda İslamın sedası öyle gür öyle parlak çıkmış ki İslamın Rabbi Allah, adıyla sanıyla hıristiyan alemine galip gelmiş…

Türkiyede Din Hürriyetinin Serencamı Ve Tayyip Erdoğan

Bismillahirrahmanirrahim Soru: “Hocam hükümetler İslami dille halka seslenirken çesitli isimlerle dava pesinde koştuklarini inanan vatandaşlara kendilerinin hak ve samimi yolda olduklarını beyan ediyorlar. Dini mubin zümrenin onemli bir kismininda teveccühünu kazanıyorlar. Ancak devletin kendisi bizzat faiz sistemi gibi şans oyunlari (milli piyango iddaa spor toto….vs) gibi kurumlari yasallastırıp bizzat destekleyip buradan ciddi gelir elde ediyor. Bu durumda soylemlerle eylemler cakışmiyor mu. Nasıl bir tutum sergilemeliyiz ?” (not: soruda çok hata var, müdahele etmeden aynen yazdım. i.er) CEVAP Bugün yaşadıklarımız Türkiyede İslam ve Müslümanlık adına ve bağımsızlık namına cumhuriyet tarihinin en güzel en parlak dönemidir. Bunu anlamak için sürecin tamamını incelemek ve resmin tamamını görmek gerekir. Hakikat budur ki: Bizler Kurana sarıldığımız yıllarda cihangir olduk. Kurandan uzaklaşınca da rezil rüsvay olduk. Son yıllarda Kuran Kursları Medreseler marifetiyle halk yeniden Kurana yöneldi, Nispeten olan bu yönelme sayesinde Allah o miktar bize din hürriyeti ihsan etti. Nimetin tamamını istiyorsa Kurana yönelmede gevşeklik yapmamalı çoluk çocuğumuzu medreseye vermeli ve kendimiz de Kuran ilimleri tahsil etmeli ve öğrendiğimiz fıkıhla amel etmeliyiz.. Böyle yaparsak Allah bize ihlaslı kudretli adil mahir idareciler nasip eder ve bizleri dünya ahirette abad eder.. Açıklama: Bizler Osmanlının son yılları itibariyle avrupalı kafirleri dost bilip onlardan cizye almayı kaldırınca, onlara karşı cihad…