İns-i Cinn’in Rabbisi Allahın Adıyla..
Bu çalışmada şu soruların cevabını konu edeceğiz:
1. Cin çağırmak var mı ?
2. Cnle Konuşmak var mı ?
3. Cin kullanmak mümkün müdür ?
Kısa ve öz Cevap: Üçü hakkında da evet, bir yere kadar.
İnsan, gözüne görünmeyen bu cinni varlıklarla kısıtlı ölçüde temasa geçebilir, onlara “kitabı sağa çevir, sola çevir, kapıya vur” gibi basit komutları yaptırabilir, bazı kolay sorular sorup cevaplarını alabilir. Bunlar mümkündür. bu sayılanların mümkün olduğu nice tecrübeden anlaşılmıştır. Kendim cinci değilim ancak benim de tecrübelerim var.. Bir ikisini aşağıda anlatacağım.
Cinlerle diyalog “nispeten, kısıtlı ölçüde mümkün” dediğimin sebebi bir yanlış algıyı düzeltmek; bazılarının iddia ettiği gibi bu cinleri kapı kölesi yapıp, onları “huddam” hizmetçi gibi kullanmak söz konusu değil. Bu ancak Alaattin’in Lambası gibi masallarda olur. Aksine “Benim cinlerim var onları emrim altına aldım, onlar benim huddam’ım” diyenlere baktığımızda genelde kendileri cinlerin kontrolü altına girmiş, cinlerce yönetilen zavallılar olduklarını müşahede ettik. Bunlar bir süre sonra haddini aşan iddialara kalkışırlar yok şeyh! olurlar, yok mehdi! olurlar ve sair..!
Ancak cinlerle irtibata geçip bazı cevapları gerçekten alabiliyoruz.
Basit bir iki örnek üzerinde sağlama yapıldığında doğru cevaplar verdikleri de görülebiliyor ancak derin konularda ve ciddi meselelerde iş zıvanadan çıkıyor. “Şu büyüyü bu adama kim yaptı” gibi ağır bir soru sorulduğunda az önce doğru söyleyen cin yalana tevessül edebiliyor.
O yüzden bu cinlerden gelen bilgiye(?) güvenmek ve bununla hareket etmek asla doğru değil. Hele bu tür yalan ve evhamlarla çıkıp bir akrabanıza “bize büyüyü sen yaptırmışın” gibi ağır ithamlarda asla bulunmayın. Masum bir insana suç atmak iftiradır. Ağır cezası vardır. Bazı cinci sahtekarın “Bu haberi cinlerden aldım, muhbirim işte o görmediğiniz cinlerim” demesi onu haklı yapmaz ve iftiracı olmaktan onu da sizi de kurtarmaz. Şeriat düzeni olsa bu kişilerin boynu adaletin kılıcından kurtulamaz.
CİNLERDEN HABER ALMAK
Eğer cinlerden bu tür yöntemlerle sağlıklı bilgi almak imkanı olsaydı bunu herhalde istihbarat, para kazanma, gömülü hazineleri bulma, gizli kasaların yerini öğrenme, borsa, sınav sorularını çalma gibi konularda kullanırlardı.. Özellikle de bu hasis cinciler.. garip gurebanın iki kuruşuna dahi tamah eden, dudaklarını parasız kımıldatmayan bu tamahkarlar o güya emrine amade cinlerinden bu bilgileri alır ve her türlü gizli hazineleri gider çıkarır, herkesten çok zengin olurlardı ! Ancak yok böyle bir imkan. Bakın gariban hastanın cebindeki 3 liraya bile tamah ediyorlar..
CİNLERİ EMRİNE ALMAK (HÜDDAM)
Allah cinleri bu şekilde boyunduruk altına alıp çalıştırma yetkisini Süleyman peygambere verdi ve ondan başka kimseyede vermedi. benim de var diyen yalan söyler çünkü Peygamberimiz şu hadisinde buna değiniyor:
“Dün gece cinlerden bir ifrit, birden (üzerime gelip) namazımı kesmeye çalıştı. Fakat Allah bana imkân verdi de onu yakaladım. (Önce) sizin hepinizin bakması / görmesi için, onu mescidin bir direğine bağlamayı düşündüm; sonra kardeşim (Hz.) Süleyman’ın ‘Ya Rabb! Beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülkü bana ihsan et!’ (Sad, 38/35) şeklindeki duasını hatırladım (da kendisini zelil bir halde bıraktım).” (Buhari, Müslim)
Bu hadisi şerif cinleri boyunduruk altına almanın sadece Hz Süleyman’a nasip bir mülk olduğu ve başkasına nasip olmayacağını açıkça ifade etmektedir.
BİZ DE CİN ÇAĞIRDIK
Cin çağırıp somut nesneler hakkında kısıtlı bir iki cevap almanın mümkün olduğuna dair yaşadığım tecrübelerim
Ortaokul çağlarım. Bizim köylüler bir kış eğlencesi bulmuşlar.. evlerde toplanıp cin çağırma seansı yapıyorlar. ancak onların dilinde bu “cin çağırmak” değil güya “ruh” çağırmaktı ve ölmüş bir kişinin adıyla bunu yapıyorlardı. Ben o an itibariyle bu çağırma işine ne inanıyorum ne de inkar ediyorum kararsızım. Beni de masaya çağırdılar ve bazı okunması gereken(?) duaları okuduk ve seansı yöneten kişi kendine göre bazı söylemlerle ruhu(!) çağırdı.
Masa üzerinde bir tane fincan var, çevresinde a’dan z’eye harfler ve rakamlar “evet” “hayır” yazıları.. Hepimiz baş parmağımızı fincana hafifçe dokunuyoruz ve bazı sorular soruluyor fincan masa üzerinde hareket ediyor cevap vermiş oluyor.

Ev sahibimiz Hulusi amca aynı zamanda bakkalı var bakkal Hulusi derler. O da bize bakarak “yalan bu işler! siz parmağınızla fincanı hareket ettiriyorsunuz” dedi. Mademki oraya ruh gelmiş haydi benim elimde tuttuğum şeyi bilsin bakalım” dedi ve elini cebine attı. Fincan harflere tek tek ilerledi ve “kagıt” yazdı. Hulusi abi elini cebinden çıkardığında bakkalla ilgili bir kağıt parçası elindeydi. Şok olduk. İstanbul’dan gelen misafir bir arkadaşımız vardı o da heyecanlandı, o da inanmayanlardan.. “Hadi benimkini de bilsin” dedi. Bu defa fincan “top” dedi yani harflere tek tek ilerleyerek sonuçta top yazmış oldu. Arkadaş elini cebinden çıkardığında avucunda takımların renkleriyle sert plastikten yapılmış anahtarlık şeklinde küçük bir top vardı. O gün bugün cin çağırmanın ve basit cevaplar almanın da mümkün olduğunu bilirim.
Ancak cincilerin idda ettiği gibi onları kendine hizmetçi yapıp bir takım işlerine onları kullanabildikleri konusu gerçek değildir. Somut bir iki eşyanın ne olduğunu, belki bir iki muskanın nerede olduğunu doğru söylemiş olması karmaşık konularda, önemli işlerde de doğru cevaplar verecekleri manasına gelmez. Aksine onların bir iki doğruya on yalan kattıkları ve asla güvenilmez oldukları alimlerce söylenmiştir. Yukarıda dediğim gibi her türlü haberi doğru alamak mümkün ise haydi cinciler o çok sevdiğiniz altıncıkların hazinelerin nerede olduğunu da öğrenin, defineciler çıkarsın siz de yolunuzu bulun !?
Bir sonraki yazıda Allah dostlarından öğrendiğimiz, cinler hakkında bilmediğiniz acaip sırlar garip olaylardan bahsedeceğim.
Bilimden inanca
Görünmeyen bu canlıların varlığı şüphesiz meleklerin ve yaratıcı yüce Allah’ın varlığını ispat etmektedir. O yüzden Allah’ın varlığına en büyük delil insanın kendisidir görünmeyen ama varlığı kesin olan ruhudur. Bilimden imana geçiş burada iki açıdan. Bu canlıların varlığını maden ki bilim fark edemiyor açıklayamıyor.. Şu halde bilim bazı konularda acizdir Allah’ı inkar etmesi geçersizdir. Sen önce cinleri çöz de sıra Allah’a gelsin denir. ikincisi: Cinlerin etki ve tesirlerine bakaraktan eğer cinlerin varlığı bilimsel olarak kabul edilirse demekki eserden yola çıkarak müessire eseri oluşturana varmak bilimsel bir yöntemdir. Şu halde göremesek de Allah’ın varlığı bilimsel olarak ispat edilmiştir
isaerdogan.com
Yorum Yapılmamış