Allahın Yüce Adıyla Soru: Abdestte kullanılmış su “necis” olduğu gerekçesiyle abdest önlüğü kullanan müslümanlar var ve tam zıttına buna “Bidat” diyenler var, bu işin hakikati nedir ? CEVAP: Abdest önlüğü, lavabodan abdest alırken kişinin önüne takarak giydiği ve namaza giderken çıkardığı bir giysi, bez parçası. Önlüğün Kurandan Delili: “Ve elbiseni temiz tut” Müddessir:4 Önlüğün Sünnetten delili: Helal haram bellidir ancak arada şüpheliler var ki insanların çoğu onları bilmezler. kim şüpheliden kaçınırsa ancak o dinini ve şerefini korumuş olur. Kim şüpheli şeylere dalarsa onun harama düşmesi yakındır…” Buhari-Müslim Açıklama: Abdestte kullanılmış suya biz kesin “necis” demiyoruz, ancak “Necis olabilir” diyoruz. Çünkü Imam Azam o suya necis demiştir1. Bu durumda üstüne çırayan o kirli su en azından şüphelidir. Şüpheliden kaçınmak ise Dinde ihtiyat ve takvadır. Demekki önlük kullanmak takvadır. Sahabeler diyelim ki önlük veya pamuk kullanmamış olsunlar.. Bu, onu bidat yapmaz. Çünkü onların bizde olduğu gibi yüksek lavabo ve tazyikli muslukları yoktu. Onlar abdesti yere çömelerek su kırbası veya maşrabayla ve gayet itina ile alıyorlardı.. Bu çömelme, kırba ve itina da bir korunma şeklidir. Demekki o sudan korunmalıdır. Bu asırda ise lavabo musluk kullanıyoruz. Bu yeni abdest aletleri yeni tedbirler almayı da beraberinde getirmiştir. ve işte takva bir cemaat o müstamel sudan…
Allah’ın yüce Adıyla.. Soru : Ahir zamanda unutulmuş bir sünneti uygulayana 100 şehit sevabı verilecektir” deniyor.. Bu doğru mu ? Yüz şehit sevabı fazla değil mi? Mahmud Efendi Hazretlerinin bu hususta açıklaması nedir? CEVAP : Bu konuyla alakalı hadisi şerifler şöyledir : “Ümmetimin fesada düştüğü bir zamanda kim benim sünnetime sımsıkı sarılırsa ona şehit sevabı vardır” [1] Diğer bir rivayette “.. ona 100 şehit sevabı var” [2] Görüldüğü üzere bu büyük ecir bir tek sünneti yapana değil, umum manada “Sünnet’e sarılana” vaad edilmiştir. Yani hayatında bidat’a hiç yer vermeyip her işinde Sünnet-i Rasulillah ile amel edene.. Hadisin ifadesindeki “sarılmak/temessük” bu manaya gelir. Çünkü “Allah bidat sahibinin amelini kabul etmekten çekinir/kabul etmek istemez, o bidatı terk etmedikçe” buyuruyor peygamberimiz aleyhisselam [3] Bu hadisten anlaşılıyor ki bir çok bidat işleyip tövbe etmeyen ama bir iki sünneti de ifa eden kişiler bırak şehit sevabı almayı, sıradan sevapları bile alabilecekler mi alamayacaklar mı, tehlikedeler. İmam Mahmud Efendi Hz “Fesad vakti Sünnetime sımsıkı sarılana yüz şehit sevabı verilir” hadisini açıklarken buyurdular “Çünkü sünnete sarılanlar yüz kere ölür, yüz kere dirilirler” Yani bozuk zamanlarda Sünneti ihya eden samimi müminlere, fasık ve zalimler öyle haksızlıklar yapar, öyle zulümler reva görürler ki o kişi hayatı boyunca yüz kere…
Bismillahi.. Önce Sahabe nedir kimdir ahlakı ameli takvası nicedir bir bakalım görelim.. ..yazılıyor Sahabeyi Sahabe yapan, Rasulullah’ın kalbinden onlara yansıyan Allahın nuru feyzidir. Sahabeler sadece Kur’an ve Sünnetin metinleri ile sahabe olsalardı o metinler elimizde mevcut ama sahabenin tırnağı olamıyoruz. Demek ki O nur’a, o sohbete ihtiyacımız var. O nur belli bir ölçüde Allah dostlarının kalbinde mevcuttur. İntisab, Rabıta muhabbet ve ittiba yoluyla o nurdan hisse almalıyız. Yetişmek istiyorsak, adam olmak istiyorsak yok budur. Hadisi Şerif “Herşeyin alındığı bir madeni vardır Takvanın madeni ise Arif kulların kalbidir.” İmam Süyûti, El-Camiüssağîr isa erdoğan
Bismillahirrahmanirrahim 1) Lugatte Sünnet: yol, hareket tarzı, adet, kanun.2) Islam Şeriatında Sünnet: Dinin 2. Delili, teşri kaynağı.3) Hadis ilminde sünnet: Kavl-i Rasul, fiil-i Rasul ve takrir-i Rasul ile sıfat-i Rasul ve dahi Sahabenin filleri ve sözleri. (2.ci ile aynı)4) Usulü Fıkıhta Sünnet: Farzı bütünleyen unsur.5) Fıkıhta Sünnet: Farz dışında yapılan her dinî amel. (Muekket olan ve olmayan) Kuranda geçen “Sünnetullah” ifadesinde sünnet luğavi manada istimal edilerek Allaha nispet edilmiş ve Allahın tarzı, kanunu demek olmuştur. “Rasulullahın sünnetine ittiba etmeli” cümlesinde sünnet ile yine lugat manası ‘yol’ kastedilmiş olup “Rasulullahın din adına yaptığı her şey; bütün farzlar vacipler sünnet ve müstehaplar” murad edilmiştir. Sünnet Kitapla birlikde telaffuz edilirse (Kitap ve Sünnet) denirse Dinin 2. teşrî kaynağı olur, hadis ilmindeki Sünnet’le aynı şey kastedilir: Allah Rasulünun filleri sözleri ve onayları, hatta sahabelerinkileri.. Yani bütün hadisler. Bir amelin hükmü söylenmek istendiğinde mesela “selam vermek sünnet” “sübhaneke okumak sünnet” denildiğinde sünnet’in Fıkıhtaki manası (Farz olmayan sevaplı amel) kastedilir. Usulü Fıkıhta Sünnet, Farzı bütünleyen şey idi. Mesela: Namazda ruku (belden eğilmek) farz. Ellerle diz kapaklarını kavramak, sırt ve başın bir hizada düz olması, kol ve bacakların gergin olması, hareketin kesilip sukunetin olması ise sünnettir. Ruku farizası bu sünnetlerle tastamam ve mükemmel olmuştur. Yine rukuda ‘SübhaneRabbiyelAžıym’…
Allahın ismiyle.. Soru: Abdestte kullanılmış su “necis” olduğu gerekçesiyle Abdest önlüğü kullanmak hakkında ne dersiniz? “Bidat” diyenler var, cevabınız nedir ? Önlüğün Kurandan Delili: “Ve elbiseni temiz tut” Müddessir:4 Abdest önlüğü kullanmanın Sünnetten delili: “..kim şüpheliden kaçınırsa ancak o zaman dinini ve şerefini korumuş olur..” Buhari-Müslim Cevap: Abdestte kullanılmış suya kesin “necis” demiyoruz, ancak “Necis olabilir” diyoruz. Çünkü Imam Azam o suya necis demiştir1 Şimdi eğer o su necis ise, demekki elbiseye sıçraması namaz için sakıncalı. Sahabelerin R.Ahm bu zamanda olduğu gibi yüksek lavabo ve tazyikli muslukları yoktu, Onlar abdesti yere çömelerek ve gayet itina ile alıyorlardı.. Bu da bir korunma şeklidir. Bu asırda ise lavabolar ve tazyikle su akıtan musluklar kullanıyoruz. Bu yeni abdest aletleri yeni tedbirler almayı da beraberinde getirmiştir. ve işte takva bir cemaat o müstamel sudan korunmak için önlük kullanmayı tercih etmişlerdir. Sahabenin yerde itina ile abdest alması ile önlük kullanmak arasındaki ilişki ortak hedef/illet’e hizmet etmesidir yani o sudan (mâ-i müsta’melden) korunmaktır. Dolasıyıyla önlük islamda var olan bir gayeye hizmet ettiği cihetiyle bidat değil, müstehap olur. Tıpkı sesi daha uzağa ulaştırmak için namazda ezanda hoparlör kullanmak gibi. Sesi uzağa ulaştırmak islamın hedefidir.. eskiden dama çıkmak bunun aracı iken şimdi ise hoparlör kullanmak bir araçtır. Gaye…
Allahın Yüce Adıyla Amellerin Fazileti Kitabından 70 bin Kelime-i Tevhit okumanın Fazileti Leys radıyallahu anh dan rivayetle, Hz. İsa aleyhisselam buyurdu ki: Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in ümmeti (mahşerdeki amellerin tartıldığı terazide) insanlar arasında amelleri en ağır olanlardır. Çünkü onların dilleri önceki ümmetlere ağır gelen bir kelimeye yatkındır. O kelime La ilahe illallah’tır.” (Dürrü Mensur Terğib) Şeyh Zekeriyya Kandehkevi Rh.A diyor ki: Bu açık bir hakikattir ki, Kelime-i Tevhid hiç bir ümmette, ümmeti Muhammed arasındaki kadar çok yaygın ve bolca söylenir değildi. Çünkü bu Ümmet arasında Allah’a giden yola sevk eden yüz binlerce manevi terbiyeciler (Şeyhler) ve onların her birinin çok sayıda bağlıları (müridleri) bulunmaktadır. Bu kelimeyi her gün binlerce defa söylemek hemen hemen hepsinin günlük yaptıkları dersleri arasına girmiştir. Cami-ul-Usul’da şöyle yazıyor: “Allah lafzının zikri, günlük bir vazife olarak beş bin adettir. Fazlası için bir sınır yoktur. Tasavvuf ehli için günde en az yirmi beş bindir. La ilahe illallah’ın miktarı ise onlar için en az beş bindir.” Bu miktarlar bu yol ehlinin tavsiyesine göre azalıp çoğalabilir. Benim gayem Hz. Isa aleyhisselamın sözünü teyid etmek için büyük zâtların ölçülerini bildirmektir. Şöyle ki, bu zatların her birinin en azından yukarıdaki miktarları söylediği bildirilmiştir. Nitekim Mahmud Efendi hz nin tarikatında da kelime-i tevhit…
Allahın Yüce Adıyla Sual: Gelecekten Verilen Haberler karşısında bizim tavrımız ne olmalı? Bişey Baba diye bir zatın videoları şimdilerde tekrar yaygınlaştı. “Türkiye böyle olacak, mehdi şöyle gelecek, böyle gidecek..vs” der gelecekten haber verir durur..! Bunlar doğru olabilir mi ? İtibar etmeli mi ? Hakikat budur ki, gelecek bilgisi gaybın ta kendisidir. Bilme imkanı yok. Şu kadar var ki Allah Teala keşif ilham yoluyla bazı Veli kullarına bir takım bilgiler verebilir. ancak Ehli Sünnet itikadınca “ilham ve keşif kesin bilgi yolu değildir” ve “Çok defa ilham ve keşif hatalı çıkabilir” der imam Rabbani “o yüzden ilhami bilginin varlığı ile yokluğu musavidir” der Mektubat 1:117 de. Gelecekten konuşan kim olursa olsun. Tasdik etmek batıldır. Gaibten verilen haberler en azından şüphelidir. Hatalı olma ihtimali ise daha çoktur” der Imam Rabbani k.s. Ve de.. bu gelecekten konuşup olumsuz bir sürü laf edenler “bir tehlikeyi haber veriyor, bize faydalı oluyor!” gibi görünseler de aslında zarar veriyorlar. Çünkü olumsuz laflar yorumlar halkın itikadını olumsuz etkilemekte, umudunu kırmakta ve nihayet korktuğu şey başına gelince o adam “bakın ben demiştim” demeye başlamakta. Al işte sana güya gaybı bildi ! Aslında olan şey “Allah kulun zannı üzeredir”in olumsuz biçimde başa gelmesi O yüzden Rahmani rüyalar bile olsa rüya alimlere…
Allahın Yüce Adıyla.. Selamun aleyküm hocam. Bir Müslüman beşeri sistem ve ideolojileri kendisine sıfat edinebilir mi? Mesela “Ben demokrat Müslümanım” “Ben atatürkçüyum” “Ben sosyalistim” “Ben laik müslümanım” diyebilir mi ? Camide namaz için saf tuttuğu halde bu tür ideolojiler peşine koşan Müslümanın Allah katında durumu nedir? CEVAP: “..Bundan önce ve Kur’ân’da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size Müslüman adını veren O’dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah’a (itaate) sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır” Hacc: 78 Ayetinde açıkça ifade buyurduğu üzere bizlere Müslüman adını Allah vermiştir. Bu ismi yeterli görmeyip önüne arkasına ilave sıfatlar Allah’a saygısızlıktır. Şimdi bu ilave sıfatlarının ne olduğuna bakalım ve Müslümanın kendisini bunlara nispet etmesi caiz midir, değil midir görelim. Demokrat, demokrasiye inanan ve demokratik düzene bağlı olan demektir. Demokrasi en basit tabirle “halkın kendi kendini yönetmesi” veya “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir!” sloganında ifade edilen yönetim biçimi. Demokrasi, diğer iki rejime “Monokrasi ve Teokrasiye” alternatif olarak çıkmış bir devlet yönetim şeklidir. Monokrasi tek kişinin yönetimi; Saltanat/krallık demekmiş, Teokrasi ise Dine dayalı yönetim biçimi, yani Şeriat. Görüldüğü gibi “ben demokratım” diyen bir Müslüman(?) aslında “Ben Dine dayalı bir yönetim biçimi istemiyorum, ben halkın kendini istediği gibi…
Hocam “kasko yaptırmak caiz mi?” sorusuna alimlerimizin verdiği “kasko caiz değil” fetvası üzerine bazıları şöyle itiraz ediyorlar : “Kasko yaptırmak bir tedbirdir. Tedbir almak tevekküle aykırı değildir. Sebeplere yapıştıktan sonra tevekkül edilir. Tedbir almak, sebeplere yapışmak da dinimizin emridir” Buna cevabınız nedir ? Kasko yaptırmak tedbir olarak değerlendirilir mi ? Cevap: Bismillahi.. Arkadaş hak ile batılı birbirine karıştırmış. Evet tedbir almak lazım. Dinimiz tedbiri elbette emreder. Ancak faizi kumarı hırsızlığı da yasaklar, haram eder. Bu itibarla “belki ileride fakir olurum şimdiden tedbir alayım” diyen bir kişi nasıl ki kumara faize hırsızlığa gidemez ise.. “Belki kaza ederim bir tedbir alayım da kaskoya gireyim!” De diyemez. Çünkü Allah “Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin” buyuruyor. Batıl yol: hırsızlık rüşvet faiz kumar.. Kasko nedir peki, Batıl yol mudur ? Alimler incelemiş ve batıl olduğunu tespit etmişler. Çünkü evvela kaskoda faiz var. 10 bin lira veriyorsun sonra “kaza yaptım hadi bana 50 bin lira öde !!” Nereden geldi o 40 bin ? Kimin parası bu !? Bin lira verip 1 lira fazlasını istesen bu 1 lira faizdir haramdır. Ikincisi kaskoda kumar var. Çünkü verdiğin paranın akıbeti meçhul. Ya hiç kaza etmeyip zarar edecek ya da daha fazlasını alacak.. Bu yönüyle de kumardır. Kazaya karşı tedbir…
Kötülük bulaşıcıdır. Pislik gibi. Pisliğe düşen, dokunan bulaşan anında kirlenir. Aids kötülerin hastalığı. Fuhşiyatla bulaşır. Pisin teki ötekine temas eder ve onu da hasta eder. İblis yeminli düşman. Tüm insanlığı saptıracağına ant içmiş. Bunun için bütün bilgi birikimini kullanıyor. O şunu çok iyi biliyor: bozmak kolay. Kirletmek tahrip etmek kolay: al eline pisliği ona buna sür.. herkesi anında kirletirsin En büyük kötülük Allaha isyan. Günaha cüret. İblis bu konuda uzman. Baş öğretmen. Denilir ki insanlar kendi cinsine şehvetle yönelmedi tarih boyunca.. ta ki iblis ilk defa insan kılığına girip önce kendini düzdürdü ve bu ahlaksızlığı avanesine bulaştırdı. Ve böylece yayıldı. İlk günah yine iblisin başı altından çıktı. Allaha isyan etmeye ilk cüret eden iblis. Şerde baş öğretmen. İlk günahı işledi ve öğretti. “Korkma bu meyveyi ye” dedi, yemin etti “size yarayacak” dedi. Ve günah iblisten insanlığa bulaştı. Sonra ilk adam öldürme.. yine aktör iblis; görevi günahı süslemek, pisliği temiz göstermek, cüret aşılamak, Allahı ve azabı unutturmak.. Ve pislik böylece insandan insana yayılır durur. Allahın lütfu burada şu ki her insan temiz yaratılır, günahsız, fıtrat üzere.. tertemiz, sıfır kilometre. Ancak ne olursa bu insana sonradan olur. Onu ilk bozan anne babadır, kardeşleri, sonra öğretmeni, sonra arkadaş çevresi ve sosyal görsel medya….
Kafir, Cehennem hapishanesinde sonsuz azap görecek kişidir. Peki kafir ne yaptı, suçu nedir ki bu kadar büyük bir cezayı hak ediyor ? Kafirin suçu tek kelimeyle “hakkı gizlemek” Yapılan iyiliği görmezden gelmektir. İyiliğin üstünü örtmek, var olan yok göstermektir. İşte Allah katında en büyük suç budur. Yoksa kafir haktan haberi olmayan cahil kişi değildir. Bilakis kafir hak ve hakikati görmüş, iyice bilmiş anlamış, ancak içindeki fesatlıktan ötürü bunu itiraf etmekten geri duran, bile bile reddeden inatçı ve kibirli kişidir. Allahın kafire ne denli gazap ettiğini ve kafiri neden Cennetten ebedi mahrum edeceğini etrafı kafirle dolu bu dünyadan kolayca anlayabiliriz. Mesela İstanbul trafiği ne kadar sıkışık bilirsiniz. Mevcut iki köprüye rağmen işe gidiş çıkış saatlerinde karşıya geçmek içkenceye dönüşür. Yeni bir köprü, bir tünele ihityaç olduğu gün gibi meydandadır. Bu köprü ve tüneli yapmak her gün trafik işkencesi çeken bu insanlara yapılacak en büyük iyilik olacaktır şüphesiz.. Köprü de yapılır tünel de.. Ve nankör kişi burada ortaya çıkar ve yapılan iyiliği reddeder. Her gün kullanacağı köprüler yollar hakkında sinir bozacak laflar eder ve hizmetin aleyhinde konuşur.. Bu iyiliğin sahibi olan siz o an elinizde olsa ne yaparsınız ? O köprüyü, o tüneli bu nankör herife yasaklamak istersiniz değil mi !? Evet….
13.04.2019 – Yunus Demir: hocam cenaze namazı kılarken cenazeyi tanımıyoruz yalnız yakın arkadaşımızın akrabası veya abisi bunun için hocanın nasıl bilirdiniz veya şahitlik eder misiniz demesine orada ne demeliyiz “iyi olduğuna şahitlik ederiz” dersek vebal olur mu ? – Isa Hoca Cevaplıyor: Tanımadığı kişinin cenazesinde nasıl bilirdiniz sorusuna sukut etmelidir. Nitekim iyi bilmedigin biri hakkında “iyi biliriz” sözü de ona fayda etmez. Çünkü bu yalancı şahitlik olur. Allah yalancı şahitlik yapanın şehadetini kabul etmez. 13.04.2019 – Muhammed Molla : Hocam aynı yerde birden fazla kişi aynı secde ayetini okusalar her biri için ayrı ayrı mı secde yapmak gerekir yoksa bir secde yeterli midir – Isa Hoca Cevaplıyor: Her okuyan için ayrı bir secde.. 14.04.2019 – Ali Osman Başoğul: hocam Bir işyerinde çalisan işçi kendi istegi ile işten çıkıp Işyerine tazminat davasi açip kazanması halinde aldığı para helal midir haram midir – Isa Hoca Cevaplıyor: Tazminat zarardan olur. Burada zarar yok. Alamaz helal değil 14.04.2019 – Salim Secginer: hocam çalışmış olduğum dernek iki katlı cemaat kalabalıktı oturarak namaz kılan abilerimiz üst katta diğerleri alt katta cemaat olarak namaz kılındı bu caiz midir ? – Isa Hoca Cevaplıyor:: Yer darlığında caiz görülüyor ancak sizin dernekte farz namaz kılmak mekruh çünkü Bilal Habeşi…
04.04.2019 Abdullah Öteki: Hocam vadesiz altın hesabı caiz mi..hesaba para yatıracak hesapta altın görünecek – İsa hoca cevaplıyor : “Faizsiz banka ise caiz.” der Mehmet Savaş hoca 04.04.2019 Abdülkadir : Hocam bir işyeri olan arkadaşımız eşini kendi işyerinden sigortalı göstermiş ve eşi doğum yapmış devlet doğum parası 5500 tl veriyormuş bunu almamız caiz midir diye soruyorlar – İsa hoca Cevaplıyor: Alır. Çünkü devletin çalışan kadına doğum teşviki verip evinde çocuklarının başında kalana vermemesi adil değil.. ve diğer sebepler.. 604.04.2019 Abdullah biri : Hocam recm kuranda geçiyor mu ? şeriatta olması gereken ceza bu mu eşcinsellikte ? – Isa Hoca Cevaplıyor: Recm cezası, başından nikah geçmiş zina edip itiraf eden veya 4 adil şahit ile suçu ispat edilen kişilerin evet Kurandaki cezasıdır. Ancak recm ayetleri lafzan nesh edilmiş, hükmü ise baki kalmıştır. Yani Allah ayeti indirmişti sahabeler recim ayeti okurlardı, ancak Allah kelimelerini kaldırdı lakin recmin gereğini, geçerliliğini korudu. Lut kavminin çirkin amelini işleyen kişilerin cezası şafi mezhebince aynen zinakarın cezasıdır. Bekar ise 100 sopa, evli ise recmedilerek idam edilir. Hanefi mezhebince bunların cezası tazir dir. Tazir, ölüm de olabilir daha hafif bir ceza da olabilir. Duruma göre hakim hükmünü verir. 05.04.2019 – Abdussamet: hocam kurasız işçi kasap olarak hacca gitmek…
Rahman Rahim olan Allah’ın ismiyle.. Hayır, bildiğimiz manada Hz Allah öfkelenmez, gazaplanmaz ve kızmaz. Kuran ve Hadiste Allah hakkında bu manada kullanılan kelimelerin hepsi tevillidir. Lugat manaları dışında Allah’a yaraşır bir manaya çekilerek anlaşılmalıdır. Sırat-ı Müstekim olan Ehli Sünnet Yolunun alimleri böyle açıklamışlardır Açıklama Kuranı Kerim: “kafirlerin Allaha ve Resûlüne eziyet ettiğini, üzdüğünü, Allahın onlara gazap ettiğini, kızdığını ve onları unuttuğunu, Müminlerden ise hoşnut ve razı olduğunu, onlara merhamet gösterdiğini, onlara acıdığını, muhabbet ettiğini” bildirir. Hadis-i şeriflerde ise Peygamberimiz sas : “Allah’ın bazı kullara tebessüm ettiğini ve Allah Cennette salih kullarına gülerek tecelli edeceğini” bildirir.. Allaha isnad edilen bütün durumlar : “gazap, unutma, rıza, acıma, sevgi, eziyet duyma, tebessüm, gülmek..” hepsi beşerde de bulunan sıfatlar Halbu ki Allah -anladığımız manada- ne güler ne kızar ne acır ne de üzülür. Bunlar kul sıfatıdır. Doğrusu “Allahın halinde hiç değişiklik olmaz.” Dolayısıyla kimse Allahı kızdıramaz. Kimse Allah’a eziyet veremez, onu acıtamaz. Kızmak üzülmek sahibine zarardır. Kimse Allaha zarar veremez. Allaha isnad edilen bütün bu fiiller, bu sıfatlar Ehli Sünnet alimlerin ifadesiyle “bi itibaril ğaye” yani “sonuçları itibariyle” anlaşılmalıdır. Gazap etmenin sonucu ceza vermektir. Su halde “Allah onlara gazab etti” diye okunur “ceza verdi” diye anlaşılır. “Rahmet etti, acıdı” diye okunur “ikram ve ihsan” etti…
Internetin yayılmasıyla eski bir felsefe “hadisleri inkara dayalı Kurancılık” felsefesi yeniden baş göstermiştir. Bunların en önemli fikirlerinden biri Hadislerin Allahtan bir çeşit vahiy olduğunu inkar etmektir. Bunu inkar etmenin tutarsız çürük bir düşünce olduğunu ispat edeceğiz. Buyurun Hadisi şerifler Vahy-i Gayr-i Metluv’ dür. Bunu inkar etmek aşağıdaki 2 neticeden birini mutlaka gerkli kılar : 1) ya Allah Rasulü islam dini hakkında Kur’an dışında hiçbir şey söylememiştir! Yani bütün hadisler uydurmadır !? 2) ya da Allah rasûlü Islamda helaller haramlar, ibadetlerin şekilleri, ayetlerin tefsiri, eski ümmetler, gelecek olaylar hakkında yaptığı tüm açıklamaları kendi aklı ve zekası ile söylemiştir !? Birinci şıkkın olması mümkün değil. Kaldı ikinci şık. Ikinci şıkka gelince: Bu durumda Allah peygamberinin açıklamalarını ya onaylamıştır, ya da onaylamamıştır. a) Eğer onaylamadı derseniz, bu “peygamber dini bozmuştur!” demek olur ki mümkün değil. kaldı geriye diğer ihtimal. b) onaylamıştır. Din, geçmiş ve gelecek ile ilgili hadislerini Rasulullah kendi aklı ve zekasıyla söylemiş ama Allah hepsini onaylamıştır” demiş olursunuz. Neticece Allah’ın onaylaması da bir nevi vahiydir öyle ise her durumda *Hadisler vahy-i gayr-i metluv* dur. Ispat edildi. isaerdogan.com
Allah’ın yüce Adıyla İsra 13. Ayetin Doğru Tefsiri ve Sapığın İftirasına Cevap وَكُلَّ إِنْسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَائِرَهُ فِي عُنُقِهِ﴾ إسراء ١٣ ﴿ Diyanet İşleri meali: Her insanın boynuna işlediklerini dolarız ve kıyamet günü açılmış bulacağı Kitap’ı önüne çıkarırız. Elmalı’lı Hamdi Yazır meali: Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız. Ehli Sünnet vel Cemaatin ayeti tercümeleri bu minvalde. Gördüğünüz gibi hiç bir alim “biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık“(!) şeklinde tercüme etmemiştir Ana tefsirler ise bu ayeti iki türlü tefsir ettiler : 1) Her insana, yaptığı amellerini boynuna bağladık. Kıyamet günü açılmış (okunaklı) bir kitap olarak onun için çıkaracağız.” Bu tefsire göre (طائر) ifadesi ameller manasına gelir. Aslında “tair” kuş demek. Ve kuşun uçup gittiği gibi kişinin amelleri maziye uçup gider. Allah bunların boşlukta kaybolmadığını, zabt ve kayıt altına alınıp kişinin boyununa dolandığını haber vermiştir. 2) Diğer Ehli Sünnet tefsire göre ayetin manası: “Her insanı boynundan kaderine bağladık..” Bu tefsire göre (طائر) kelimesi kader demektir ve kişi kaderine boynundan bağlıdır onun ne gerisine ne de ilerisine geçemez. Bu manayı verenler Allah Rasulü sallallahu aleyhi vesellem’ın şu hadisine dayanır: “Her doğanın boynunda asılı bir kağıt vardır, şaki midir said midir yazılıdır” İmam ibni Kesir’in İmam Mücahit’ten yaptığı…
Şimdi Bazıları için moda: Gölge Sakal ! yani ne “sakallı” desinler ne”sakalsız” ? Allah erkeği sakallı yarattı. Kesilmesine müsaade etmedi. Allah Rasulü bunun ölçüsünü bir tutam olarak belirledi. Bu miktar sünnet sakalın ölçüsü oldu. Ümmet peygamberin izinde gitti. Uzun asırlar Sünnet üzere yaşadılar cihana hakim oldular. Sonra ahir zaman fitneleri.. Avrupa kültür ve modası zayıf müminleri etkiledi. Onlara hayranlık, hayranlık nispetinde avrupaya uyum başladı.. “adım adım, karış karış entegre oluş” Hani onlar muasırdı ya ! Oların seviyesine çıkmak hedefti ya !! Muratlarına erdiler, derekelerine indiler.. Sakallar yüzden kazındı. Sarık fes atıldı, fotör smokin kuşanıldı.. Efendilik verildi uşaklık alındı.. Ne zararlı bir ticaret ne kötü akibet ! Sakalsız parlak olmak resmi tip sayıldı. Sakalını günlük tıraş etmemiş öğrenci memur asker ihtar aldı. Bir de can sıkan bir paradoks yok mu beyinlerinde ! Her batıl paradokstur, her batıl sever içinde çelişiktir.. Bir taraftan “Sakal kıldır tüydür önemsizdir” teranelerini attılar, diğer taraftan o tüye düşmanlık derecesinde bir karşı koyuş geliştirdiler. “Dış görünüş önemsiz” diyerek sarığı sakalı ötelediler, sonra çıkıp kazınmış suratı, kravat ceket, açık giyimi kutsayarak “dış görünüşe” taparcasına önem verdiler ! Tüysüzlük resmi ideolojinin sembolü oldu. Sakalını tıraş eden bu ideolojiye biat etmiş sayıldı. Sakalını uzatan ise düşman addedildi. Devlet onları cezalandırdı:…
Soru: Allah Rasulü sas yeni doğmuş bebeğe sarı renk giydirmeyi yasaklamış mıdır, bu işin aslı nedir ? Cevap: Allah Rasulü sas cinsiyet ayırımına çok önem vermiş ve erkeğin kadınsı tavırlar, kadının erkeksi tavırlar göstermesini yasaklamış bu yasağı ihlal edenlerin lanet olacağını haber vermiştir. (1) Bu itibarla konuşma şekli, davranışlar ve giysiler çocuk erkekse erkeğe, kız ise kıza özgün olmalıdır. Hatta bebek kundağı ve beşiğin rengi bile.. O gün Asr-ı Sadette doğan çocuk erkek idi ve hazırlanan kundak kızlara özgün renkte sarı idi. Allah Rasulü sas bunu görünce razı olmamış kızmış ve derhal değiştirilmesini emretmiştir. Şimdilerde unisekiz denilen güya her iki cinsiyete uygun kıyafetler türemiştir. Bunlar dinen caiz değildir. Ileride başgösteren eşcinsellik gibi sapıklıklar anne babanın bu husustaki hataları ve cahillikleri yüzünden olmaktadır. Erkek çocuk küçük yaşta erkek gibi, kız çocuğu da kız gibi yetişmelidir. Baba oğluna rol-model olmalı, anne de kızına. Bunun için erkek çocuklar babayla daha çok vakit geçirmeli annenin dünyasına mahkum olmamalıdır. Keza Medresede okulda da kızların öğretmeni kadın, erkek çocukların öğretmeni erkek olmalıdır. Isa Erdoğan 27.11.2018 gop __________ ١- [عن عبدالله بن عباس:] لعن رسولُ اللهِ ﷺالمُترجِّلاتِ من النساءِ والمُخنَّثين من الرجالِ وقال: أخرجوهم من بيوتكم قال: فأخرج رسولُ اللهِ ﷺ فلانًا وأخرج عمرُ فلانًا. [مسند أحمد ٣/٣١٤ • إسناده…
Allah’ın yüce Adıyla Soru: Kandil denilen Mübarek Geceleri Kutlamak İslam’da var mıdır? Kadir Regaib Beraat Miraç Kadir ve Mevlid gecelerini kutlamaya karşı olan kesimin itirazları 3 maddede toplandı, ve cevapları verildi: 1. Itiraz: “Dinde özel gece yok, diğerlerinden faziletli gün ve gece olmaz çünkü bütün geceler Allahındır ve eşittir” derler.. 2. Itiraz : faziletli gün ve geceler olsa bile bunlarda özel ibadet ve merasim düzenlemek yoktur. Olmayan ibadeti icad etmek dine bidat sokmaktır” derler.. 3. İtiraz : ibadet her gün ve gece olmalıdır. Bir kaç geceye özel ibadet merasimi düzenlemek diğer geceleri boş vermeye sebep olmaktadır. Kandil geceleri kutlamak bu açıdan fayda yerine zarar verir” derler Cevab 1) Allah bazı insanları diğerleri üzerine üstün kıldığı ve Mekke Medine gibi bazı mekanları başkaları üzerine faziletli kıldığı gibi bazı gün ve geceleri de diğerleri üzerine faziletli kılmıştır, Deliller: “Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır” “Cuma gününde bir saat var; dua isabet etse müstecab olur, namaz isabet etse kabul olur” “Her gecenin son üçte birinde Allah dünya semasına nüzul eder ve “var mı dua eden icabet edeceğim var mı şifa isteyen vereceğim..’ şeklinde nida eder.” Kandil geceleri hakkında da sahih veya zayıf hadisler var olduğu için hususi bir fazilete sahip oldukları sabit olmuştur. Çünkü…
Hakiki Müslümaların Kuran ve Sünnette belirtilen Sıfatları Allahın adıyla.. Sureta müslüman olmaktan ve nifak şaibesinden, münafıklık alametlerinden kurtulmuş ve îkan, ihsan sahibi hakikî müslüman olma dercesine yükselmiş gerçek müslümanların Kuran ve Sünnette vasıfları şöyle belirtilmiştir. Hakiki Müminin KURANDAKİ vasıfları • Yakinen iman etmek, iman hususlarında şek şüphe tereddüt etmemek. • Tağutu inkar etmek, Allah’tan başkasına kulluğu reddetmek • Riya gösterişten uzak ihlaslı olmak, Allaha ibadetine başkasını ortak etmemek • Allah’a ve Rasulüne itaat etmek, peygambere ittiba etmek. • iman ve islamda istikamet sahibi olmak • Müminlerin yolunu tutmak, başka yol fikir felsefe icad etmemek • Allah ve Rasulü bir konuda hüküm verdi ise asla başka görüş fikir düşünce içinde olmamak • Allah’ın dinine hizmette kendi başına hareket etmemek, cemaattan izinsiz ayrılmamak • Malıyla canıyla Allah yolunda mücahede etmek • Allah’ı çok zikretmek, Allah’ın adını duyduğunda kalbi titremek • Allahın ayetleri okunduğunda imanı (iman kuvveti) artmak • Ancak Allah’a güvenmek Allaha dayanmak, Ona tevekkül etmek • Allah için hicret etmek, hicret edene kucak açıp ensar olmak • Müminlere karşı alçakgönüllü tevazulu ve yumuşak olup kâfir münafıklara karşı sert ciddi ve tavizsiz olmak. • Allah’tan başkasından korkmamak, insanların kınamasından çekinerek dinini yaşamaktan ve yaymaktan geri kalmamak • Allah’ı şiddetli bir sevgi ile…