Namaz Kahramanları

Allah’ın yüce Adıyla Haber bu; Diyanet teklif etti ve “Namaz Molası Kanunu” nihayet çıktı. Otobüsler artık mola saatlerini namaz vakitlerine göre ayarlayacaklar. Laiklik şatosundan bir burç daha yıkıldı Elhamdülillah. Yola giden müminler için bir imtihandı namaz. Çetin bir cihad cephesi idi o niyaz. Otobüs “İman gücüyle” durdurulur, tek başına kılınırdı.. eskide kaldı. Yapanlar deftere yazdırdı, yapamayanlara da bir ah çekmek, belki o destanları okumak düştü. Bu yazı namaz kahramanlarının bir destanı. Yolculuklarda otobüste namaz vakti gelince namaz kılmak isterdik, laiklere kalsa “kaza ediversin nolacak !” Cevabımız hazırdı “Ya ben kaza etmeden otobüs kaza ederse !?” Otobüs ve kaza mı !?  Bu iki kelimeyi yan yana duymaktan korkar sus pus olurlardı. Allah’tan korkmayan bi-namaz, ölümden mezardan çok korkar. Hep bir ağızdan “aman ağzından yel alsın” derler. Bu laf bile kirli kirli laiklik kokuyor ya ! Sanki yel kaderi durduracak. Brehey gafil ! Yel de Allah’ın, Kader de Allah’ın. Kır putunu da dön artık yüzünü Allah’a, Allah’ın Şeriatına. Bu yolda büyük kahramanlar gördük, ödlek pısırıklar da. Her yolculuk bir gâzâ, ehl-i salât birer gâzi idi.. Namaz Yoluna Koyanlar Edirne’de ziyaretime gelecek kişileri bekliyorum, otobüs perona girdi herkes indi baktım bizim Mustafa hoca yok. Nerede Mustafa hoca? Dediler o az geride Havsa ilçesinde…

CİNN 2
İslam İnancı , Tahkikat / 27 Haziran 2021

İns-i Cinn’in Rabbisi Allah’ın İsmiyle.. Cinler Hakkında Acaip Bilgiler, Yanlışlar Doğrular Bu yazıda “insan’ı cin çarpması” “cin’i insan çarpması” “muhabbet muskası” “karabasan” sabah kalkınca elde ayakta kına izleri” “ev içinde duyulan ölü insan kokusu” “kafir cinlerin tesirleri” “cinlere karşı korunma yolları” Hızır Efendiden duyduğum garip hakikatler, Cinni hastalıklar uzmanı Arif Coşkun hocadan duyduklarımız ve Muska (havas) kitapları hakkında mütalaalarımız konu edilecek İnsan’ı cin çarpması Cinler insanı çarpabilir. keyfiyetini tam bilemediğimiz bu çarpma bazı alametlerle kendini gösterir. akli meleklerinle bozukluk olur. konuşma kabiliyetinde bozukluk olur ağzı bir oraya bir buraya hareket eder. Sebepsiz nefret sebepsiz sevgi ve tutukluklar yaşayabilir..  Arkadaşım Nur Muhammed anlattı Arif Hoca ile aram iyiydi bazen Onu ziyarete giderdim oturur konuşurduk bir gün yanında 11 yaşında bir çocuk zengin bir iş adamı geldi. Hocam bu benim çocuğum kolunu açamıyor götürmediğim doktor hastane kalmadı film çekiliyor filmler sağlam çıkıyor. Fizik tedavide doktor biraz zorlasa çığlık atıyor.. Arif Hoca çocuğu inceledi cin musallat olduğunu tespit etti okudu üfledi bağırdı çağırdı vurdu etti çocuk kolunu açtı. Adam dünyalar kadar sevindi hocam dile benden ne dilersen dedi Cin’i insan çarpması yazılıyor.. Muhabbet muskası Bir büyü çeşididir ve yine kullanılan şey cinlerdir. Uzaktan yapılan bir muskanın bir okumanın başka türlü tesir imkanı yok….

CİN الجن
Genel , Hatıralarım , İslam İnancı , Tahkikat / 26 Haziran 2021

İns-i Cinn’in Rabbisi Allahın Adıyla.. Bu çalışmada şu soruların cevabını konu edeceğiz: 1. Cin çağırmak var mı ? 2. Cnle Konuşmak var mı ? 3. Cin kullanmak mümkün müdür ? Kısa ve öz Cevap: Üçü hakkında da evet, bir yere kadar. İnsan, gözüne görünmeyen bu cinni varlıklarla kısıtlı ölçüde temasa geçebilir, onlara “kitabı sağa çevir, sola çevir, kapıya vur” gibi basit komutları yaptırabilir, bazı kolay sorular sorup cevaplarını alabilir. Bunlar mümkündür. bu sayılanların mümkün olduğu nice tecrübeden anlaşılmıştır. Kendim cinci değilim ancak benim de tecrübelerim var.. Bir ikisini aşağıda anlatacağım. Cinlerle diyalog “nispeten, kısıtlı ölçüde mümkün” dediğimin sebebi bir yanlış algıyı düzeltmek; bazılarının iddia ettiği gibi bu cinleri kapı kölesi yapıp, onları “huddam” hizmetçi gibi kullanmak söz konusu değil. Bu ancak Alaattin’in Lambası gibi masallarda olur. Aksine “Benim cinlerim var onları emrim altına aldım, onlar benim huddam’ım” diyenlere baktığımızda genelde kendileri cinlerin kontrolü altına girmiş, cinlerce yönetilen zavallılar olduklarını müşahede ettik. Bunlar bir süre sonra haddini aşan iddialara kalkışırlar yok şeyh! olurlar, yok mehdi! olurlar ve sair..! Ancak cinlerle irtibata geçip bazı cevapları gerçekten alabiliyoruz. Basit bir iki örnek üzerinde sağlama yapıldığında doğru cevaplar verdikleri de görülebiliyor ancak derin konularda ve ciddi meselelerde iş zıvanadan çıkıyor. “Şu büyüyü bu adama…

Doğu Usulü Medreseye Gidiş Maceramız 2
ANALİZ , Hatıralarım , İslami hayat , Medrese , Özel / 25 Haziran 2021

Allah’ın yüce Adıyla  Gerinin özeti : İstanbulda okurken bazı propagandalar üzerine bir arkadaşımla eğitimimize Tillo’da devam etmeye karar verdik. Bunun için Tillo’yu bilen hocalarımızla istişare ettik, pek tavsiye etmediler. Şaban Hocanın “Bari tatilde gidin bir bakın hoşunuza giderse temelli gidersiniz ecele etmeyin” demesi üzerine İstanbul Çengelköyde doğu usulü okutan bir medreseye seviyeyi görmek ve kendimizle kıyaslamak için gittik.. Doğu usulü okutan medresede neler gördük ? Eğitimi medreseyi görmeye geldiğimizi söyledik, medreseye bizi kabul ettiler. Molla Cami (Nahiv’de son kitap) sınıfına çıktık 3 talebe vardı.. Biri Adem, hoca oldu. O esnada ertesi günün dersini hazırlamakla meşgüldüler. Bir köşeye oturduk müfettiş gibi izledik (o arkadaşların yerinde olmak istemezdim 🙂 Molla Cami’yi mütalaa yapmışlar, sırayla bir birlerine okuyorlardı. Biri El-Akdunnami’ye çalışmış, biri Abdulhakim’e diğeri de Abdulğafur’a.. Biz de öyle yapıyoruz bunların her üçüne bakıyor mütalaa ediyoruz.. yani bildik kitaplar. Galiba Abdulğafur okuyandı geldi geldi bir yerde takıldı, mana veremiyor ne ileri gidebiliyor ne geri.. öylece kilitlendi. Onların başkanı gibi duran Adem (hoca) ağzının içinden ona “düm düm” (دم) diyor kısık bir sesle bize güya duyurmadan.. Devam et çaktırma demek istiyor.. ama duyduk işte. Arkadaşlara muvaffakiyet dileyerek çıktık ve değerlendirmemizi yaptık: “Onlar da M.Camiyi mütalaa ediyordu biz de.. onlar da şerh ve haşiyelerin bir…

Doğu Usulü Okumaya Gidiş Maceramız 1
Hatıralarım , Medrese , Özel , Tarikat / 23 Haziran 2021

Allahın Yüce Adıyla.. Özet: 1999 yılında İstanbul Fatih’te medresede okurken daha sağlam olacağı propagandasına kapılarak Tillo’ya gidip tedrise orada devam etme fikrine kapıldık. Bunun için doğu kökenli, doğu medreselerini bilen ders hocamız Seyyid Ahmet Hoca ve Şaban Sadoğlu hocalarımızla istişare ettik. Pek tavsiye etmediler. Şaban hocamız “Belki umduğunuz gibi olmayacak.. o yüzden tatilde gidin burayı da kapatmayın, önce bir bakın, ona göre karar verir okumaya gidersiniz” şeklinde bir tavsiyede bulundular. Bunun üzerine uzağa gitmeden İstanbul’da doğu usulü okutmakla maruf Çengelköy’de (şimdi Samandra) bir medreseye eğitim durumunu incelemek üzere gittik ve gördüklerimiz üzerine doğu usulünden vaz geçtik” …..  Doğu Usulü ve İstanbul Usülü (Karadeniz usulü) Bugünün Türkiye Medreselerinde takip edilen iki tür tedrisatın, adıdır. Okutulan kitaplar ve okutma biçimine göre ortaya çıkmış iki farklı program. İslam’da her alanda farklı mezhepler ekoller oluştuğu gibi ilmin öğrenciye aktarılma metodlarında da medreseler arasında farklı usüller oluşmuştur. Biri, doğulu hocaların tarzı olması hasebiyle “Doğu usulü” adını alırken diğeri de daha ziyade Karadenizli (Oflu) hocaların tarzı olması itibariyle “Karadeniz usulü” ve İstanbulda temerküz etmeleri yönüyle de “İstanbul usulü” adını almıştır. Siirt Tillo’da Seyda Molla Burhan, Konya’da Molla Salih Ekinci ve İstanbul’da Şaban Sadoğlu Hocaefendi ile Molla Seyyid Ahmed gibi hocalar Doğu Usulünün duayenleri olurken Mevlana şeyhunâ…

Dini Hikayeler ve İbretler
EDEBİYAT , Genel , İslami hayat / 22 Haziran 2021

Benim selamımı söyle sana bir kese versin …yazılıyor Aslan kurt ve tilkinin hikayesi …yazılıyor Kabirde ağlayan adamın hikayesi …yazılıyor Toprağa tamah eden adamın hikayesi …yazılıyor Nasrettin hoca eşeğe okuma öğretiyor …yazılıyor Sabaha kadar 100 sanduka yapacaksın …yazılıyor Kralın kulakları eşek kulağı …yazılıyor Kör kel ve abras hastası 3 fakirin hikayesi …yazılıyor …

Ey Medrese Talebeleri Sahabeler Gibisiniz

Yavuz Selim camiinde yapılan Pazar sohbetlerinde artık cami cemaati almaz olmuştu. Defalarca ayağa kalkıyoruz dışarıda kalan insanlar içeri giriyorlar ve yeniden oturuyoruz.. Bu şekilde artık balık istif diyebileceğiniz üst üste sıkışık bir vaziyette sohbeti dinleme durumları oluyordu. Dışarıda kalanlar o zamanlar Mahmud Efendi hazretleri henüz mikrofon kullanmadığı için sohbeti duymuyorlardı o yüzden herkes içeri girmek istiyordu ancak caminin de bir istiabı vardı.. Bir çare düşündüler ve “talebeler gelmesin” denildi. Biz o zaman talebeydik söz dinledik. Efendi hazretleri de bizlere söz verdi “talebeler siz buna gelmeyin sizler için ismailAğada ayrı sohbet edeceğim” dedi ve böylece cuma geceleri talebelere mahsus sohbet başladı. İşte o sohbetlerin birinde idi Mahmud Efendi hazretleri önğnde duran o sarıklı sakallı cübbeli nurlu talebelerine baktılar ve buyurdular “Sahabeler gibisiniz, Sahabeden farkınız bir Rasullahı görmediniz” 1996 isa erdogan

Şeyh Mahmud Efendi Hz’ne Dair

Takribi 1985 veya 1986 seneleri idi Mahmud efendi hazretlerimiz ismailağa camisinde namazdan sonra mihrapta oturuyordu. ziyaret edenler mihrapta ziyaret ediyor ve ayrılıyordu. Ben de dua almak için sıra bekliyordum. nihayet önünde oturup dua istedik. mübarek elini omuzuma koyup nasihat etmeye başladılar. Hatırımda kalanlar: “şayet gelecekte vaaz edersen vaazda politikadan, siyasetten bahsetme. siyasetten bahsedersen seni dinleyenler arasında senin görüşünde olmayanlar olabilir, hoca bizim görüşten değil der ve vaazı sohbeti dinlemez. Biz ayet ve hadis okuyalım Dinden bahsedelim. Bir insan dinini öğrendi mi nereye oy vereceğini bilir” buyurdular. Devamında da “Bir alim güzel çalışırsa bir şehri sallar, tesiri altına alır” buyurdular.” Muharrem Azaklı ——————– Sene 1994. Hafızlık yapıyorum, 15 sayfa ile gidiyorum. Sabah kalktım sol gözümden sanki ağlıyormuş gibi durmadan yaş geliyor ve gözümü de hiç açamıyorum. Hocam eve gönderdi. Hemen galata kulesinin dibindeki Hastaneye gittim. Doktorlar çok şaşırdı ve beni hemen heyete çıkardılar, dediler “bu göz kurtulmaz ama.. bi ameliyat olması lazım, ameliyatta bi ihtimal.. Göz bebeğim tamamen beyazlaştı ve artık görmüyordu, göz bebeğim artık yoktu.  Babam rahmetli Bayram hocama gitti ve durumu anlattı, bayram hocam oğluna nazar değmiş dedi hemen getir EFENDİ HZ’ne götüreyim dedi. Ve Bayram hocam ile Efendi hz’ne gittik. Efendi hz cami nin arkasında Mektubat dersi yapıyordu. Bitince hemen…

Hocanın Tamir Dosyası
Genel , Medrese , Özel / 18 Haziran 2021

Bismillah.. Tamiratı nasıl yapıyorum ? Küçüklüğümden beri eşyalarımı söküp içine bakmaya, bozuk olanlarını tamir etmeye meraklıydım. ancak bunun dışında herhangi bir kimseden tamirat eğitimi almış değilim. İlk söktüğüm şey babamın teybi oldu. Eski nostaljik diyebileceğimiz bir teybi vardı. 10 yaşlarında ben içindeki mıknatısları almak için sökmüş kablolarını koparmıştım. Babam akşam eve geldiğinde teybi o vaziyette görünce epeyce üzülmüş bizlere kızmıştı.. Ancak Allah için.. kızmak söylenmek dışında bir fiske dahi vurmadı. Babam dünyalık şeylerden dolayı bize asla vurmazdı. Babamın nostaljik yatay teybi.. O gün bugün bozulan eşyalarımı dolma kalemlerimi kapaklı kalemliğimi şifreli çantamı volkmenimi söküp içine bakmış tamir edebileceğim bir vaziyet görülüyorsa tamir etmişimdir, en azında denemiş yapmaya çalışmışımdır. Bundan sonra da evlilik hayatımda bir çok eşya bozulmuş veya sökülmüş veya kırılmıştır. Yerinden çıkmış dolap kapakları bozulan raf rayları, duşakabin kapağı, damlatan musluklar.. gibi kadınların başına gelen bir çok ev tamiratı benim işim olmuştur. Böylesi hiç bir basit şeye tamirci veya usta çağırmam. bir mobilyayı kendi başıma söker kendi başıma takarım. Kırılan yerlerini vidayla tutkalla ilave parçalarla tamir ederim. Doğrusu ev eşyası tamiratı konusunda ilk örneğim aile dostumuz Bursalı Rifat amca olmuştur. Rifat amcayı Fransa’dan hatırlarım bozulan arabasının altına yatar üstüne çıkar kendi tamir ederdi.. Hani bir keresinde elleri yağdan simsiyah…

Mahmud Efendi Hz Açılışa Çağrılırsa..

Bir gün cuma namazı akabinde bazı sevenleri Efendi Hz ne geldiler efendim bir açılışımız var gelir misiniz dediler. Efendi Hz gayet istekli bir şekilde “tabi geliyorum” dedi ve kalktı gitti. Bir de geldiler bir lokantaya oturdular.. Efendi hz sağına soluna baktı medrese talebe hoca göremedi.. ve soru “hani medrese ? Medrese açılışı değil miydi ?” Hayır efendim lokanta açılışıydı.. “Benim ne işim var burada beni neden getirdiniz buraya ? dedi” Aktaran: Mahmud Eren Hocaefendi İnsanlar dünyalık işlerine işleri başından aşkın o Allah dostunu alet etmişlerdi.. O Medrese Kuran hizmeti aşkıyla kalkıp geldiği yerde aradığını bulamayınca böyle üzülmüştü.. isaerdogan.com

Neden Kuranı Hatmetmeliyiz ?

Çocuklar Soruyor: Kuran’ı Neden Hatmetmeliyiz ? Hoca vaazında “Kuranda bazı surelerin özel fazileti var. Mesela bir ihlas okumak Kuranın üçte birine denktir, 3 ihlâs okursak bir Kuran hatim sevabı alırız” deyince bir çocuk: O zaman neden hatim okumak için çabalıyoruz? Hep ihlas okuyalım!?” demiş. Cevap Allah Rasulu salât ve selâm olsun “camide safların en sevaplı yeri sağ taraf olduğunu” beyan edince sol taraflar boş kaldı. Bazı sahabeler “sol taraf boş kalıyor ya Resulullah” deyince Allah Resulü sas “camimizin boş yerlerini dolduranlara Allah rahmet ihsan eylesin” buyurdu ve sağ sol her yer doldu. Bu itibarla bazı Surelerin hususi bir fazileti varsa, diğer surelerin de bu cihetten bir fazileti vardır. O yüzden fıkıh kitaplarında yazar “namazı bazı Surelere hasretmek mekruhtur çünkü bu Kur’an’ın bazı kısımlarını terk etmek olur..” Ayrıca Kur’an-ı tamamen okuyup hatmedene verilen sevap Fazilet kabul dua hakkı başkasına verilmiyor.. o yüzden hatim denen bir kavram vardır hayatımızda. Hani insanlar sorar “Kuranı kaç kere hatmettin..!? Evet okuyucu sen de düşün kaç güne bir Allah’ın kitabını hatmetmiyorsun ? Yoksa Kuranı terk edenlerden misin..! Vee, Kuran okumanın tek gayesi sevap almak değil. Kuran’ın vaazını ibretini ilim ve marifetini; hasılı Kuran’ın Hidayetini almaktır asıl gaye. Bu ise tamamını okumakla mümkündür. isaerdogan.com

Çarşamba Kolay Çarşamba olmadı

Mahmud Efendi hz’nin çarşambayı Çarşamba yaparken çektiği sıkıntılar Hasan efendi hocamızdan dinledim şöyle anlattılar “biz buraya Çarşambaya Efendi hazretleri ile beraber İlk geldiğimiz yıllarda (~1950) bu insanlardan, bu toplumdan o kadar çok baskı görüyorduk, o kadar çok baskı gürüyorduk ki anlatamam. Hangi bir sokağa girsek mutlaka bazı insanlar karşımıza çıkıyor bize sataşıyorlardı. Bizi buralardan kovmak istiyorlardı. Sakalımıza cübbemize çarşafımıza bu derece saldırıyorlardı. Onlar için sanki Türkiye’nin en büyük düşmanları bizmişiz gibi bir tutum sergiliyorlardı. Böyle bir algı estiriliyordu. Artık o kadar bunalmıştık ki, bir iki tane çarşaflı vardı sadece, onlara da “acaba bir süre ferace türünden bir şey mi giydirsek” diye Efendi hazretleri ile oturup düşünmeye başlamıştık. Toplumdaki bu baskı elbette yukarıdan, sistemi yönetenlerden geliyordu. Bu halkın kendi içinden gelen bir baskı değildi. İstanbul’un Fatih semtinde Çarşamba’da oturan bir insan neden şeriatla, Ahmet’in sakalıyla çarşafıyla mücadele etsin ki. Bu rejimin baskısıydı. O yüzden bu zamanın kıymetini, Allah’ın nimetlerini, verdiği bu İslam’ı kolaylıkla yaşama hürriyetini çok iyi idrak etmeli çok şükretmeliyiz” Mahmud Eren hocaefendi 16.06.2021 ismailağa isaerdogan.com

Oğlum Muhammed Yahya
Özel / 16 Haziran 2021

20 ağustos 2020 de doğdu. Pandeminin tam ortasında. Ciddi uyku problemlerimiz var.. yarım saati az geçsin hemen uyanıyor ve tekrar uykuya dalması çok zor.. annesini çok yoruyor. bundan önce çocuk büyütme sıkıntısı çekmemişim diyor.. Oğlum bir garip emekliyor. sağ bacağının üstünde oturur vaziyette.. anlatamam görmen lazım Annesi diyor çok temkinli.. o yüzden hep dik vaziyette kalmak istiyor yatmıyor. hele yüz üstü hiç yatmıyor.. salıncağa bindiriyoruz az sallansın sıkı sıkıya ipten tutuyor.. Şimdi 9 aylık. Bir yere tutunup ayağa kalkabiliyor.. Ezan okunduğu vakit ezana eşlik ediyor uzun uzun sesler çıkarıyor.. Geçen gün kafasını sehpaya vurmuş ve ağlamaklı olmuş sonra tekrar denemiş kafasını yavaşça getirip aynı yere değdiriyormuş.. annesi diyor çok değişik bir çocuk bu hareketleri diğer kardeşelrinde hiç görmedik 🙂 Bugün 11 haziran 2023  Muhammed Yahya epey büyüdü. yavaş yavaş şekli rengi de ortaya çıkıyor. Şu an konuşabiliyor mu ? Tam olarak hayır. bir iki kelimelilk cümleler kurabiliyor. kendince bize bir şeyler anlatıyor. yaşadığı olaylardan heyecanlarından gelip adam akıllı anlatıyro ama kendi lisanıyla.. biz de bazı bölümlerini anlamasak ta haa hıı diyerek heyecanına sevincine ortak olmaya çalışıyoruz. Bugün annesi şöyle bir tespit yaptı: Tıplı masum. masum da yolun düzünde yürümezdi bu da aynı. nerede taş var duvar var çit var onlara…

İsa Erdoğan Hocayla Ropörtaj | Recep Çelik
Hatıralarım , İslami hayat , Medrese , Özel / 15 Haziran 2021

Allah’ın Yüce Adıyla Recep Çelik -Hocam İsmailağa Taş Medrese’nin 1991-2001 yılları arasını araştırıyorum. Siz de bir dönem burada ilim tahsilinde bulundunuz. Bu zaviyeden, hatıralarınızın o dönemi aydınlatmak için bize yol göstereceği muhakkak.. Başlangıç olarak, sizi tanıyabilir miyiz?   -İsa Erdoğan. 1976 yılında Yozgat-Çayıralan’da doğdum. 1994 yılında Kayseri’de bir Anadolu lisesinde okurken okulu bırakıp İsmailağa’ya, Mahmud Efendi Hz’ne geldim.   -Medreseye gelmenize ne vesile oldu hocam?   -Babam ben onu bildim bileli sakallı sarıklı cübbelidir. Sarık cübbeye babadan gelme bir ilgi ve sevgimiz vardı. Sarıkaya Milli Gençlik Vakfı’a Cübbeli Ahmed Hoca’nın video kasedi gelmiş onu dinlerlerdi. Ben de oraya gittiğim zamanlar görürdüm. Bizimkiler babam ve arkadaşları sarıklı sakallı müslümanlara hayrandılar resmen “Bunlar Mahmud Efendi’nin talebeleri” derlerdi. Sohbetlerde, meclislerde Mahmud Efendi’nin adı hürmet ve tazimle geçerdi. Tefsir yazdığından övgüyle bahsederlerdi. Sonrasında bilmem nereden kulağıma çalındı “Onun Kur’an Kursları var, Arapça okutuyor, Kur’ân’ın manasını öğretiyor. Hem de bedava ve herkesi alıyor. Talebelerden para almıyor” şeklinde kulağımda kalmış öyle. Yıllar içinde bu mesele içimde büyüdü. Kayseri’de okumaya devam ederken okula, dünyaya karşı içime bir soğukluk geldi. Ahirete karşı bir yöneliş hissettim. İmam Gazali’nin Ahiret ve Ötesi kitabı ve daha başka evliya menkıbelerini anlatan kitapların da tesiri oldu. İşte bu tesirler içinde bir çıkış kapısı arıyordum. Babamların…

Abdülhak İbrahim El-Ahsai’den İcazet mi Almış

Allah’ın yüce Adıyla  . Seyyid İbrahim Ahsai efendi vefat etti Allah rahmet eylesin. Derecesi âli olsun  . Şimdilerde bir laf dolaşıyor: “Abdulhak adıyla bilinen Kenan Bayülgen, bu İbrahim Ahsai efendiye gelmiş, o da buna kısa sürede şeyhlik(?) icazeti vermiş! Dolayısıyla Abdulhak yakında “işte şimdi şeyh oldum” diyerek ortaya çıkabilir..” denilmekte..! . Nedir bu işin aslı ? Ve İbrahim El Ahsai şeyhlik icazeti vermeye yetkisi var mı ? Kendisi tasavvufta bilinen şekliyle “şeyh” midir ? Seyr-i süluk yapmış mı ? Hangi tarikatın hakiki bir şeyhinden icazet almış !? Yoksa arapların her hocaya ve yaşlıya “şeyh” dediği kabilden sıradan bir hoca mıdır ? Bu yazıda bu sorulara cevap arayacağız  . Abdulhak kimdir önce bir hatırlayalım: . Asıl ismi Kenan Bayülgen olan Abdulhak 1980 li yıllarda ismailağa tekkesine gelmiş Mahmud Efendiye bağlanmış ve ilerleyen süreçte Mahmud Efendi Hz nin dikkatini çekerek tarikatın istiharecisi olmuştur. Yirmi yıl kadar bu görevde kaldıktan sonra Mahmut Efendi Hazretlerinin, sonraki şeyhi tayin etmesi meselesinde Ravzaya danışması onu Medine-i münevvere’ye gönderdiği o sefer bu, dönüşte “sıradaki şeyh beni tayin ettiler” diyerek tarikata ihanet etmiştir. bunun üzerine tarikattan tard edilmese de görevinden azledilmiştir. Abdulhak Rasulullah Efendimizin manevî işaretiyle 37. Şeyh kendisi olacağını iddia etmiş, Mahmud Efendi Hz ni ve ihvanını…

Osmanlı Medreselerinde Ders Programı (İbrahim Hakkı)

Dersler: ve Kitaplar Tecvîd : Tecvîd-i Türkî, Tecvîd-i manzûm, Şâtıbî, Şir‘a ve Şerh’i, Bur’iyye Hat : Yazı çeşitleri: Sülüs, Nesih, Talik, Divânî Lugat : Yûsuf, Ferişte, Tarîf-i Seyyid, Ahterî, Sıhâh, Vankulu, Kâmûs Akâid : Birgili, Manzûm akâid, Hısnu’l-hasîn, Emâlî, Fıkh-ı ekber, Manzûm-i rûmî, Tertîb-i ‘ulûm Fıkh : Munyet musalli, Tuhfe, Talîm-i muâllim, Şerh-i Halebî, Vikâye, Mültekâ, Eşbâh u nezâir, Mecmau’l-bahr, İbn Melek, Durer, Hidâye Ahlak : Hilye-i Hâkânî, Hayriyye, Attâr Pend, Gülistân, Bostân, Tarîkat Sarf : Emsile, Binâ, Maksûd, İzzî, Merâh, Şâfiye, Çârperd Furs (Farsça) : Şâhidî, Nisâb-ı sibyân, Divân-ı Hâfız, Farsî Halîmî, Nimetullâh Nahv : Avâmil, Küçük avâmil, Unmûzec, Hadâik, İzhâr, Netâic, Kâfiye, Câmî Mantık : Îsâgocî, Husâm Kâtî, Muhyiddîn, Fenârî, Kul Ahmed, Velediyye, Şemsiyye, Kutb, Seyyid, Dâvud, Tehzîb, Celâl, Mîr Âdâb : Huseyn, Şerh Azud, Mîr, Zeyn, Takrîr-(i) kavânîn (Saçaklı) Meânî : Telhîs, Mutavvel Beyân : İstiâre Vad’ı : Şerh Adud Arûz : Endelûsî Kavâfî : Nâbulîsî İlm-i hikmet : Kadî-mîr, Lârî, Hikmet el-ayn, Mirzacân Kelâm : Şerh-i akâid, Hayâlî, İsbât-ı vâcib Hendese : Eşkâl-i tesîs şerhi Hisâb : Hulâsa, İbn Çullî İlm-i heyet : Şerh-i Çagmîn, Bircendî İlm-i amel – İlm-i âlât : Usturlâb, Bist Bâb, Rub-ı müceyyeb, Rub-ı mukantar Cografya : Takvîm-i buldân İlm-i zîc –…

Baba Nasihatler (Babamdan Aldıklarım)
Hatıralarım , Özel / 2 Haziran 2021

Allah’ın Yüce Adıyla.. Baba nasihatleri nesillerin yetişmesinde çok önemlidir. Büyüklü küçüklü birçok hassasiyet, örf ve adetlerimiz atadan evlada geçmekle varlığını sürdürebilmiştir. Yani okul eğitimi kitap dergi televizyon vs gibi araçlarla değil.. Doğrudan babadan oğla geçerek.. Baba evlatlar için birinci idoldür. özellikle erkek çocukların ilk örneğidir. Anne de kızların. Çocukların o yaşları iyi değerlendirilirse baba tarafından ciddi yüklemeler yapılabilir.  Babam bizi dindar namazlı abdestli şuurlu müminler olarak yetiştirmek istiyordu. Camide namaz kılan bir çocuk bir genç görse ona imrenir gelir evde hasretle ondan bahseder kendi çocuklarının da öyle olmasını çok isterdi.. Kendimi bildim bileli babamla evde saf tuttum. Geçmişimi Anaokuluna (matarnel) kadar hatırlarım. Babam kendi başına veya abimle namaz kılıp ben oyun oynadığım, namazdan muaf tutulduğum çağlarımı hatırlamıyorum. Keza Kuran okumalarımız da öyle. Bildim bileli evde biz zorunlu olarak Kuranı Kerim de okumuşuzdur. Okumaktan muaf sayıldığım çağımı hatırlamıyorum.. Televziyonsuz Hayat Bizim evde hiç bir zaman televizyon olmadı. Bunu bugün büyük fazilet olarak aktarıyorum. İlk zamanlar arkadaşlarımıza bunu söyleyemezdik. evde varmış gibi davranırdık. evimize gelen yakın aile dostlarımız ve akrabalarımız evde televizyon olmadığını görünce biz mahcupluğumuzu gizler bir şekilde “babam programları beğenmediği için almıyor” derdik. Yani paramız imkanımız var.. babamın diğer bir sözü de “ben televizyon alırsam videoyla birlikte alırım yani videodan…