Bismillah.. Tamiratı nasıl yapıyorum ? Küçüklüğümden beri eşyalarımı söküp içine bakmaya, bozuk olanlarını tamir etmeye meraklıydım. ancak bunun dışında herhangi bir kimseden tamirat eğitimi almış değilim. İlk söktüğüm şey babamın teybi oldu. Eski nostaljik diyebileceğimiz bir teybi vardı. 10 yaşlarında ben içindeki mıknatısları almak için sökmüş kablolarını koparmıştım. Babam akşam eve geldiğinde teybi o vaziyette görünce epeyce üzülmüş bizlere kızmıştı.. Ancak Allah için.. kızmak söylenmek dışında bir fiske dahi vurmadı. Babam dünyalık şeylerden dolayı bize asla vurmazdı. Babamın nostaljik yatay teybi.. O gün bugün bozulan eşyalarımı dolma kalemlerimi kapaklı kalemliğimi şifreli çantamı volkmenimi söküp içine bakmış tamir edebileceğim bir vaziyet görülüyorsa tamir etmişimdir, en azında denemiş yapmaya çalışmışımdır. Bundan sonra da evlilik hayatımda bir çok eşya bozulmuş veya sökülmüş veya kırılmıştır. Yerinden çıkmış dolap kapakları bozulan raf rayları, duşakabin kapağı, damlatan musluklar.. gibi kadınların başına gelen bir çok ev tamiratı benim işim olmuştur. Böylesi hiç bir basit şeye tamirci veya usta çağırmam. bir mobilyayı kendi başıma söker kendi başıma takarım. Kırılan yerlerini vidayla tutkalla ilave parçalarla tamir ederim. Doğrusu ev eşyası tamiratı konusunda ilk örneğim aile dostumuz Bursalı Rifat amca olmuştur. Rifat amcayı Fransa’dan hatırlarım bozulan arabasının altına yatar üstüne çıkar kendi tamir ederdi.. Hani bir keresinde elleri yağdan simsiyah…
Bir gün cuma namazı akabinde bazı sevenleri Efendi Hz ne geldiler efendim bir açılışımız var gelir misiniz dediler. Efendi Hz gayet istekli bir şekilde “tabi geliyorum” dedi ve kalktı gitti. Bir de geldiler bir lokantaya oturdular.. Efendi hz sağına soluna baktı medrese talebe hoca göremedi.. ve soru “hani medrese ? Medrese açılışı değil miydi ?” Hayır efendim lokanta açılışıydı.. “Benim ne işim var burada beni neden getirdiniz buraya ? dedi” Aktaran: Mahmud Eren Hocaefendi İnsanlar dünyalık işlerine işleri başından aşkın o Allah dostunu alet etmişlerdi.. O Medrese Kuran hizmeti aşkıyla kalkıp geldiği yerde aradığını bulamayınca böyle üzülmüştü.. isaerdogan.com
Çocuklar Soruyor: Kuran’ı Neden Hatmetmeliyiz ? Hoca vaazında “Kuranda bazı surelerin özel fazileti var. Mesela bir ihlas okumak Kuranın üçte birine denktir, 3 ihlâs okursak bir Kuran hatim sevabı alırız” deyince bir çocuk: O zaman neden hatim okumak için çabalıyoruz? Hep ihlas okuyalım!?” demiş. Cevap Allah Rasulu salât ve selâm olsun “camide safların en sevaplı yeri sağ taraf olduğunu” beyan edince sol taraflar boş kaldı. Bazı sahabeler “sol taraf boş kalıyor ya Resulullah” deyince Allah Resulü sas “camimizin boş yerlerini dolduranlara Allah rahmet ihsan eylesin” buyurdu ve sağ sol her yer doldu. Bu itibarla bazı Surelerin hususi bir fazileti varsa, diğer surelerin de bu cihetten bir fazileti vardır. O yüzden fıkıh kitaplarında yazar “namazı bazı Surelere hasretmek mekruhtur çünkü bu Kur’an’ın bazı kısımlarını terk etmek olur..” Ayrıca Kur’an-ı tamamen okuyup hatmedene verilen sevap Fazilet kabul dua hakkı başkasına verilmiyor.. o yüzden hatim denen bir kavram vardır hayatımızda. Hani insanlar sorar “Kuranı kaç kere hatmettin..!? Evet okuyucu sen de düşün kaç güne bir Allah’ın kitabını hatmetmiyorsun ? Yoksa Kuranı terk edenlerden misin..! Vee, Kuran okumanın tek gayesi sevap almak değil. Kuran’ın vaazını ibretini ilim ve marifetini; hasılı Kuran’ın Hidayetini almaktır asıl gaye. Bu ise tamamını okumakla mümkündür. isaerdogan.com