15 TEMMUZ Demokrasi Zaferi ve Yeni 15 Temmuzlar

18 Temmuz 2019

Bismillahirrahmanirrahim 

özet: 15 temmuzda demokrasi, yani halkın seçtiği yönetici/idare ile yönetilme hakkı korunmuş oldu. Gerçekte ise Türkiye’de demokrasi yoktur. halk, yani çoğunluk sözgelimi Kur’an yasalarıyla yönetilmek istese, kanunlar buna müsaade eder mi ?etmez. Hani demokrasi halkın kendini yönetmesiydi !? Şu halde böyle bir şey yok. demokrasi bir aldatmacadan ibaret. Kur’an hakimiyeti bu yolla; demokrasi ile oluşması mümkün değil. Artık demokrasi için bu kadar heyecanlamaya gerek yok. Erbakan’ın sözünü hatırlayalım “Adil düzen iktidar olacak (Allah nurunu tamamlayacak) ama kanlı olur ama kansız olur..” Yani ya demokrasi ile ya da demokrasi dışında bir yolla..” Allah rahmet eylesin.

Yazının tamamı :

Ogün darbe haberini arkadaşlardan aldım.
“Askerler yolları kapatmış mahalleye dönemiyoruz darbe oluyor..!” dediler. Sonra Başbakanın “bu bir kalkışmadır, devlet olarak işin başındayız” açıklamasını duyduk. İş ciddiydi.

Sonra Reisin çağrısı geldi ve..
zaten abdestliydim, yatsı namazını camide kılmıştık. Iki rekat hacet namazı kıldık ve sokağa fırladık.
Avrupada çalışan ve memlekete izine gelmiş olan abim de bizdeydi.. Abim, medreseden bir kaç talebem derhal fırladık sokağa.. 250 kişilik watsapp grubuma sesli sedalı “çıkın sokağa, teslim olmayın hainlere, direnin” çağrısı yapan da ben oldum.. Niceleri cesaret almış çıkmış..

Ama neden ? Demokrasi için miydi !?

Asla ! 15 Temmuz hadisesi tarihe “demokrasi zaferi” olarak geçti.
“Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” şeklinde tanımladıkları demokrasi’den biz haz almayız.
Dindar halkın bu hassasiyetini bilen siyasiler onun yerine bir süre “Milli İrade” deseler de, halk buna “Vatan Müdafaası” adını koysa da gerçekte olanlar evet bizzat “demokrasi” içindi. Yani aslında demokrasiyi korumuştuk.

Çünkü darbe “seçimle gelen yöneticiler”e karşı olur. Birileri senin seçtiğin yöneticiyi baypas eder ve yerine kendi adamları geçer. İşte biz buna izin vermedik Allahın izniyle.. Özellikle de bunların kökü dışarıda ise.

15 temmuzda halk seçimle intihab ettiği yöneticilerini korumuş oldu. Biz evet bunun için sokağa çıktık. Reisi ve ekibini korumak için.. Bu da literatürde “demokrasiyi” korumak demekti.

Aslında bugün tartışmak istediğim şey işte şu “demokrasi” Bu yazıyı onun için yazıyorum

Demokrasi nedir ? Türkiye’de demokrasi var mıdır?

Demokrasi, ona iman eden gürühun tabiriyle “halkın kendi kendini yönetmesi” demekmiş. Yani halkı bir padişah değil, Dini yasalar değil, kendi seçtiği idareciler yönetecekmiş..! Yanı halk/millet bu sayede kendi kendini yönetecekmiş.. Buna “hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” deniyormuş. Bu laf demokrasiyi ifade ediyormuş..

Peki Türkiyede böyle bir demokrasi var mı ?
Eğer varsa demokrasi, iddia edildiği gibi hakimiyet, yasama ve yönetme yetkisi “kayıtsız şartsız milletin” midir ?
Demokrasiye geçişle beraber hakimiyet bu Millete verildi mi gerçekten ?

Eğer verildi diyorsanız, bu demokrasiyi başımıza geçirenler neden milletin önüne yıllarca sandık koymadılar? Sandığı koyduklarında da seçecek, aralarından seçim yapacak chp’den başka parti neden yoktu! O zamanlar bir tek parti vardı : CHP. “Düşün taşın, seç beğen veya beğenme oylar chp’ye !

Hani millet iradesi ? Hani seçme özgürlüğü? Hani demokrasi !?

Hadi diyelim o zamanlar demokrasiniz kusurlu idi, çok partili döneme geçiş ile bu kusuru telafi etmişler..! Ya şimdilerde, gerçekten halkın iradesi yönetime hakim midir ?

Mesela bu halk islâmî bir yönetim biçimi istese, anayasal düzen buna imkan tanıyor mu? Hayır asla tanımıyor.

Çocuk kandırır gibi bu milleti kandırmışlar..

“Devletin dini islam’dır” ibaresi anayasa kitabından silinmiş, yerine devlet laiktir yazılmış ve bu madde “değiştirilemez değiştirilmesi teklif bile edilemez..!” Yani bu milletin kahir ekseriyeti istese bile Kuran’a dayalı bir düzen kuramazlar, laik rejimi değiştiremezler..! Hani nerede demokrasi !? Hani Milli İrade. Hepsi yalan !

Şu halde mevcut halimiz şundan ibaret “birileri bizi laiklikle yönetecek de, bu idareci kim olsun ? Ahmet mi bize laiklik uygulasın, Mehmet mi ?” Milli iradenin ! halkın sözünün geçtiği alan işte bununla sınırlı !

“Demokrasi, Halkın Kendi kendi kendini yönetmesi, Milli irade..” dedikleri şey bundan ibaret.

Darbe ve inkılap anayasası bu milletin tepesine inmiş, pranga gibi boynuna geçirilmiş, Millet bu prangadan kurtulmadıkça gerçek bir hürriyet söz konusu olamaz, demokrasi iddiası da bir yalandan ibaret kalacaktır.

Bu durum halkın hakiki taleplerini savunan cemaatlerin -anayasaya göre illegal- faaliyetlerine bir haklılık, nispeten bir “meşruiyet” oluşturmakta ve böylece anayasanın mevcut yapısı, yeni onbeş temmuzlara bizzat davetiye çıkarmaktadır.

Ilgililere ilanen duyurulur

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın