Millî Görüş hareketinin geçmişi günü ve geleceği hakkında bir analiz
Ölmeyen Allah’ın yüce Adıyla.. Birinin hayatı son bulduğunda bu iki tabirden hangisini kullanmalıyız? Öldü mü vefat mı etti? Bu önemli mi bir konu mu ? Evet biz müslümanlar için önemli. Çünkü Hz Allah “Allah yolunda can feda edenler için “ölü” demeyin” [2:154] “Allah yolunda katledilenleri ölüler sanmayın. Onlar diridir Allah katında yiyip içiyorlar” [3:168] buyurarak kelimelerimizi yerli yerinde kullanmamızı ister. Artık cahilliği bırakıp neyi nerede söylemek gerektiğini bilmemiz lazımdır. Bir kişi Allah yolunda hayat sürdü ise demekki Allah yolunda can vermiştir, bunun için “vefat etti” deriz “ölü” dememek için. Eğer düşman tarafından katledildi ise bu apaçık şehittir buna şehit oldu deriz Böyle bir durumu yoksa yani Allah yolunda gitmiş biri değilse ona da “öldü” deriz. Maalesef görmekteyiz nice gafil Müslümanlar Allah dostları hakkında hatta peygamberler hakkında bile “öldü” tabirini kullanabiliyor ! Buna karşılık ehli dünya kendi içlerinden biri öldüğünde “öldü” demekten imtina ediyorlar bizim kelimelerimizi kullanarak “vefat etti” diyorlar veya “hayata gözlerini yumdu” gibi ifadeler kullanıyorlar. Halbuki adam/madam laiklik uğruna mücadele etmiş, ömrü sefahet içinde geçmiş ve ölmüş.. Bu bir ölüdür. Buna “öldü” diyeceksiniz, bunda tereddüt yok Bir ahiret insanı şu dünyacılar kadar bu konularda hassas olmazlarsa yazık onlara! ve Kuran’ı Kerim apaçık yasaklamış “ölü demeyin” demiş iken..! Nerede Allah’a…
Allah’ın yüce Adıyla İddia ve isnatlar şu yönde “6284= Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve LGBT dir.! ETCEP = Eğitimde Cinsiyet Eşitliği = LGBT dir.! AKP = LGBT müsebbibi dir.! Gece sabahlara kadar tbmm de Torba Yasalar yapıp AB Uyum Yasaları adı altında (tam 2,100 madde) Toplumun Ahlakını 20 yılda bu İfsat maddeleri ile bütünüyle çökerttiler.! Hala ona buna çamur atarak ALGI yapıyorlar. AKP’nin gerçek niyetini anlayamayan varsa beri gelsin! Eşcinsellere özgürlük vereceğiz diye yola çıktılar mı? Evet! Vazgeçip düzelttiler mi?-Hayır!Zina konusunda yanlış yaptılar mı?-Evet!Yanlıştan vazgeçip düzelttiler mi?-Hayır!Domuz ile sofralarımızdaki engelleri kaldırdılar mı?-Evet!Hatalarını anlayıp düzelttiler mi?-Hayır!Eşcinsellere örgütlenme hakkı verdiler mi?-Evet!Hatalarını anlayıp vazgeçtiler mi?-Hayır!İstanbul sözleşmesi ile aileyi çökertmeye başladılar mı?-Evet!Hatalarını düzeltmek için bir adım attılar mı?-Hayır!6284 ve benzeri bize uymayan yasaları çıkarttılar mı?-Evet!Bunları düzetme yönünde en ufak bir adım attılar mı?-Hayır!En ahlaksız yayınlar iktidarı destekleyen tv.lerde mi yayınlanıyor?-Evet!Bu müstehcen ve ahlaksız yayınlar hız kesiyor mu?-Hayır!Toplumu mahveden kumar illetini devlet eliyle yaygınlaştırdılar mı?-Evet!Vazgeçeceklerine dair bir emare var mı?-Hayır!Stratejik ortak diye sarıldıkları ABD 15 Temmuz’u yönetti mi?-Evet!AKP ABD’nin kuyruğunu bıraktı mı?-Hayır!Avrupa Birliği bir Hıristiyan Birliği mi?-Evet!AKP bunların peşinden gitmekten vazgeçti mi?-Hayır!” 2017 Cevap kısaca : Kahrolsun adem-i layıklık Laiklik gereği bütün bunlar. laikliği minimize eden hükümet yine bu hükümettir. Şimdi gelelim tek tek doğruları söylemeye:…
Allah’ın yüce Adıyla.. Vatandaş Suriyelilerden rahatsız mış! öyle midir ? 700 liralık köhne evi 1500e kakan ev sahipleri içinden rahatsız olanı duymadık. Günlük cirosunu ikiye katlayan esnaf içinde de rahatsız olanı görmedik. Ucuz işçi temin edip maliyeti düşüren sanayici, suriyeli işçi sayesinde kârını ikiye katlayan işverenlerin de rahatsız olduğunu ne duyduk ne gördük ! Ee kim rahatsız!? Haliç kıyısına keyif çatmaya gitmiş de haliçte bir çok suriyeli varmış mış.. Mallof istanbula girmiş, yok forum istanbula gitmiş de oralarda bir hayli suriyeli müslümanları görmüş müş de rahatsız olmuş.. rahatsuz olanlar hep lüzumsuzlar, ehli keyf.. Bre nankör zalim adam.. merhametsiz kadın! noldu? Malı sen kapacaktın da hemen o mu kaptı.. sana mal mı kalmadı?? Niye rahatsız oluyorsun ha!? Ama k.çı başı açık donsuz dinsiz turist görünce hiç rahatsız olmuyorsun !? Neden müslümandan rahatsızsın ? O beğendin turist gavur dilinde sana belki sövüyor belki sana kin besliyor vatanına göz dikiyor.. ondan rahatsız olmuyorsun ama arapça konuşan Kuran lisanıyla anlaşan müminleri duyunca mı rahatsız oluyorsun!? Demekki sende maraz var. Istersen hoca değil allame de olsan, eğer gavurdan duymadığın rahatsızlığı müslümandan duyuyorsan marazlısın arkadaş. Git tedavi ol. Suriyeli din kardeşimden, – Chpli rahatsız çünkü Reise düşman değiller – Ateist rahatsız çünkü Allaha iman ediyorlar –…
Allah’ın yüce Adıyla.. Başıörtülülerin vali hakim olması.. işin Din ve Mahremiyet boyutu var, o bakımdan zaten tasvip etmiyoruz. Bir de, Bunların müslüman haklarını daha çok koruyacağını beklersiniz ya.. Allah’ın emri ile açılmış bir Medrese mesela, laiklik önünde suçlu sayılsa bu örtülü kesimin koruyup kollayacağını umarsın ama seni hayal kırıklığına uğratırlar. Olumlu bir karar veremezler “eğer verirsem beni örtülü olduğum için taraflı yandaş bir tavır takınmakla suçlarlar” diye korkarlar. Aczimendiler kıyafetten ötürü mahkemelik olunca dindar avukat tuttular. Tecrübeli biri akıl verdi. Yanlış yaptınız gidin en dinsiz solcu bir avukat tutun.. öyle ettiler. o aşufte kitapsız avukat hepsini ipten aldı.. Sakın heryeri dinsizler doldursun köşeleri onlar kapsın diyorum sanmayın. Diyorum ki Ey müslümanlar bir köşeyi kapınca hakkını verin. maaşı kaybetmek işi kaybetmekten daha çok Allah’tan korkun. Medeni kanuna değil Allah’ın kitabına bağlı olun. Elimizdeki imkân ve fırsatı İslam’ın yükselişine Müslümanların din hizmetine sonuna kadar kullanın. Arkasında şeytan olan bir dinsizin cesareti kadar bari cesaretiniz olsun. Kaldı ki arkanızda Allah var. Melekler var Salihler var. Eğer arkanızı böyle güçlü hissetmiyorsanız demekki amelde ve niyette sıkıntı var. Başta niyet çürük. Allah’ın adını yüceltme davası yok. şu halde Allah yolunda değilsiniz. ilk işiniz niyeti tashih edin. Niyetiniz yeniden sağlamlaştırın. Allah için olun Allaha ait olun…
NELER OLDU? Diyanet işleri başkanlığına bağlı ilçe müftülüklerinin her cami gölgesinde bir 4-6 yaş okul öncesi kreş açma faaliyeti vardır. Bu kreşlerde çocuklar okul öncesi hayata hazırlanırken Kuran da öğrenmekte ve Allah Peygamber sevgisi Ahiret inancı da verilmekte. Özünde müslüman olan Türkiye Milleti de bu kreşlere yoğun ilgi göstermekte çocuğunu kayıt ettirebilmek için adeta yarışmaktadır. Dindar ahlaklı vatansever nesillerin yetişmesinde ilk adım olan bu kreşlerin varlığından bütün toplum memnun iken rahatsız olan bir azınlık kesim de yok değildir. İşte o rahatsızlık uzun süre içeride saklanmış yutulmuş ancak gaz yaptığı için artık saklama imkanı kalmayarak dışa vurmuştur. CHP’Lİ ÖZGÜR ÖZEL 4-6 YAŞ KUR’AN KURSU EĞİTİMİ İÇİN “ORTAÇAĞ ZİHNİYETİ” DEDİ Özel şu ifadeleri kullanmıştı: “Diyanet okul öncesi eğitim birimleri kuruyor. Okul öncesi eğitim Diyanet’in işi mi Milli Eğitim’in işi mi? Sübyan mekteplerini kurmuşlar, kurumsallaştırmaya zorunlu yapmaya çalışıyorlar. Bu kafayla, orada işte bilimin B’si, fiziğin F’si, matematiğin M’si de olmuyor üniversiteye gidince. Çocukları bütün dünya nasıl yetiştiriyorsa öyle yetiştirmek varken bir ortaçağ zihniyetine yönelmenin, bunu kurumsallaştırmaya çalışmanın ne bu Cumhuriyet’e ne bu millete faydası var; ne de Anayasa’ya uygunluğu var.” TEPKİLER ÇIĞ GİBİ Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Müşaviri Burak Orhan, CHP’li Özgür Özel’in ifadeleri sonrası sosyal medyadan açıklama yaparak Özel’e tepki gösterdi. Orhan…
“CHP nin kronik Takke Tesettür hazımsızlığı” Kütahya belediyesinde sel felaketinde görev almış işçilere teşekkür belgesi verilirken Kütahya Belediye meclisinin chp’li üyesi bir kadın eline mikrofonu almış işçilerden birine “resim çekilecek aramızda Takkeli bir arkadaş başındaki o şeyi çıkarabilir mi..” diyor. Arkadaşımız da “o zaman ben çıkıyorum. Takkemi çıkaramam Takkem şerefim” diyor ve ortalık karışıyor.. Yani arkadaşlar aradan geçen bunca zamana rağmen, verdikleri sözler, insan haklarına, dini tercihlere saygı vaatleri vs.. hepsi yalan.. CHP, bildik o bağnaz, milletiyle kavgalı CHP. Ellerine fırsat geçmesin, yine bu milletin diniyle örfüyle örtüsüyle kıyafetiyle uğraşır dururlar, hayatı bu millete zindan ederler.. Bu cesareti nereden alıyorlar ?? Müminlerin pısırık korkak oluşundan ! Eğer müminler onlara emri bil maruf yapmış olsaydı, onlar kötülüğü emredemezdi “Burada açık bayanlar var.. Allah’ın mülkünde meleklerin gözetiminde Allah’a isyan yakışmaz, başımıza büyük felaket gelir.. hepimizin iyiliği için tesettür ediniz” “Başı açık erkekler de.. Avrupa modası yerine Rasulullah’ın sünnetine uyarsa, takke sarık kuşanırsa Allah’ın yardım ve bereketi mutlaka bize erişir düşmana galip geliriz” diyemediğimiz için onlar bize münkeri emrediyorlar. Aslandan boş kalırsa vadi, tilki olurmuş orada vali ! Ayrıca.. CHP’li meclis üyesi Takkeli Müslüman’a güya kibarlıkla “Takkeyi çıkar” derken bile hakaret ediyor “takkesiz daha yakışıklı olacaksın” diyor. Bre gafil! Adam sana mı sordu…
Allahın Adıyla.. Sabır Meşhur analiz ediyor: Sedat Peker neden sustu ? ABD nin uyuntusu olan Birleşik Arap Emirlikleri Pekeri neden susturmuş olabilir ? BAE Türkiye ile neden yakından ilgileniyor? Türkiye’ye karşı ellerinde ne tür kozlar var ? Seçim öncesi Tayyip’i devirmek için neler yapabilir? Siber saldırılar sonucu Elektrik kesintisi muhtemel mi? İran ve Mısır ihtilallerinde ABD elektrik kesintisi kullandı mı? Türk gençliğin aklını fikrini şekillendirmede BAE nin ne tür faaliyetleri var ? Bu faaliyet seçimleri nasıl etkiliyor? Trump neden Tayyip dostu idi. Bidon neden düşman? Hepsi bu videoda. Mısırlı Gazeteci Sabır Meşhur enfes analizleriyle soruların cevabı :
Bismillahirrahmanirrahim Soru: “Hocam hükümetler İslami dille halka seslenirken çesitli isimlerle dava pesinde koştuklarini inanan vatandaşlara kendilerinin hak ve samimi yolda olduklarını beyan ediyorlar. Dini mubin zümrenin onemli bir kismininda teveccühünu kazanıyorlar. Ancak devletin kendisi bizzat faiz sistemi gibi şans oyunlari (milli piyango iddaa spor toto….vs) gibi kurumlari yasallastırıp bizzat destekleyip buradan ciddi gelir elde ediyor. Bu durumda soylemlerle eylemler cakışmiyor mu. Nasıl bir tutum sergilemeliyiz ?” (not: soruda çok hata var, müdahele etmeden aynen yazdım. i.er) CEVAP Bugün yaşadıklarımız Türkiyede İslam ve Müslümanlık adına ve bağımsızlık namına cumhuriyet tarihinin en güzel en parlak dönemidir. Bunu anlamak için sürecin tamamını incelemek ve resmin tamamını görmek gerekir. Hakikat budur ki: Bizler Kurana sarıldığımız yıllarda cihangir olduk. Kurandan uzaklaşınca da rezil rüsvay olduk. Son yıllarda Kuran Kursları Medreseler marifetiyle halk yeniden Kurana yöneldi, Nispeten olan bu yönelme sayesinde Allah o miktar bize din hürriyeti ihsan etti. Nimetin tamamını istiyorsa Kurana yönelmede gevşeklik yapmamalı çoluk çocuğumuzu medreseye vermeli ve kendimiz de Kuran ilimleri tahsil etmeli ve öğrendiğimiz fıkıhla amel etmeliyiz.. Böyle yaparsak Allah bize ihlaslı kudretli adil mahir idareciler nasip eder ve bizleri dünya ahirette abad eder.. Açıklama: Bizler Osmanlının son yılları itibariyle avrupalı kafirleri dost bilip onlardan cizye almayı kaldırınca, onlara karşı cihad…
Allahın yüce Adıyla Bir öğretmen arkadaşın sorusu “Ak Parti Döneminde 15 yeni üniversite açıldı, onlarca Proje İmam Hatip Lisesi, Hafızlık Kuran Kursları, Kuranı Anlama programları Yaz Kuran Kursları.. TÜGVA vakıfları, Diyanetin bir biri ardınca yürüttüğü gençlik faaliyetleri.. Bakıldığında dindar, vatansever bir nesil yetiştirmek için sayısal açıdan külliyetli bir çalışma olduğu görülmekte ancak.. Kendim de aslında İmam Hatipte öğretmenim, bu sorunun cevabını inanın bulamıyorum. Verilen eğitim neden öğrencilere nüfuz etmiyor ? Bunun altında yatan temel sebepler nelerdir ? Kendi aramızda hep tartıştığımız şeyler bunlar.. Bu konuda sizin fikriniz nedir ?” Cevap En basit bir ifadeyle yıkmak kolay yapmak zor. Ahlaklı bir gencin ahlakını bozmak çabuk ve kolay ahlaksız bir genci ahlak sahibi yapmak uzun iş ve zor.. imanı izale etmek kolay iman sahibi yapmak zor.. Yani kısaca tamir ve terbiye erbabı bu yarışa en baştan 1-0 mağlup olarak başlıyor. Meşhur bir gavurun dediğini unutmayalım Muhammed’in dinine Bir Kadeh Şarap bir namussuz kadının yapabileceği tahribatı binlerce top tüfekle yapamazsınız.. Konumuz adam yetiştirmek ve tam olarak tasavvuf tarikatın konusu. Mürşid-i kamilin yaptığı is şeyhlerin mesleği. Tarikatta binlerce insan vardır Bunların hepsi mürit sadece bir tanesi mürşittir. müritler 10-20 yıl 30 yıl belki ömür boyu mürit olarak kalır da Mürşit olamaz. Mürşid olamadığı için…
Allahın Adıyla.. Konuya Sahabeden bir başarı kıssası ile başlayalım. Abdurrahman ibni Avf ra Mekkeden beş parasız bir muhacir olarak Medineye hicret eder. Bir deve ödünç alarak ticarete başlar. Vefat ettiğinde hala 100 binlerce altını vardır. Hâla diyorum çünkü onun kaç katını Allah yolunda infak etmiş ve Allah ve Rasulünü o denli razı etmiştir ki Allah ondan dünyada iken razı olmuş ve cennetle müjdelemiştir. İşte bu sahabemize soruldu “Zenginliği neyle buldun?” Abdurrahman ra: Zenginliği üç şeyde (üç prensipte) buldum der: 1) Kârın azına çoğuna bakmadım verdim 2) malımı asla stoklamadım her daim pazara çıkardım 3) veresiye vermedim peşin sattım.” [1] Bunlar maddi sebepler tabi bir de manevi sebep vardı ki onu söylemedi : Hz Abdurrahman çok cömert ve hayırseverdi. Allah verene verir. Bu arada stoklama, malı karaborsaya düşürmek (ihtikar) İslamda haramdır. Haramlarla kimse bereket bulamaz. Bu vesileyle size yaşanmış dört kıssa anlatayım ve yukarıda zikrini ettiğim Abdurrahman B Avf Hz’nin aktardığı ticaret prensiplerinin ne kadar geçerli olduğunu görün anlayın 1) Kıssa: Edirneli Kuruyemiş esnafı Murat, sene 2008’de bana bizzat anlattı “Başarılı zengin bir iş adamı arkadaşımla çay içerken konu ticarete, ticarette başarılı olmaya geldi ve bana sordu “Murat senin ticaretten hedefin nedir ? Önce anlayamadım. Tekrar sordu “Kaç lira param olursa…
Allahın yüce Adıyla.. 28 Şubat darbesinin hedefi büyüktü: İslam’ı her alanda zayıflatmak, İslamî çalışmaları durdurmak, Müslümanları tarikatlardan koparmak, çocuklarını kurslara veren aileleri yıldırmak ve sindirmek, Kur’an kurslarını Medreselerin içini boşaltmak, İmam Hatipleri etkisiz hale getirmek, Müslümanlara ait holdingleri batırmak ve Müslümanların partisini kapatarak onları siyasetten devlet idaresinden el çektirmek.. Bu gayelerle yapılmış postmodern bir darbeydi yirmi sekiz Şubat. Bütün tarikatlar, cemaatler bu darbeden etkilendiler. Bir çok cemaat liderleri Türkiye dışına gittiler. Mahmud Efendi Hz’ne yakın hocalarımızdan dinledik “Devlet istihbaratından Mahmud Efendiye de bazı kişiler geldiler “Ortalık karışacak Pasaportunuz hazır, istediğiniz ülkeye gidebilirsiniz size bu konuda kolaylık gösterilecek” dediler. Mahmud Efendi Hazretleri k.s “Hayır Benim Vatanım Türkiye ve Türkiye’den başka vatanım yok, başıma ne gelecekse bu vatanda gelsin” buyurdu ve Türkiye’de kaldı. O günlerde derin devlet cemaatlerin içerisine adamlarını sızdırmış, hocalarımızın ifadesi ile “ajan olduğu besbelli” bir adam İsmailağa vakfının ta içlerine kadar girmiş, güya bir sakal uzatmış, üzerinde yalandan bir şalvar benzeri pantolon, kısa bir cübbe güya bu tarikattan olmuş..! Hocalarımız diyorlar ki “onun bulunduğu ortamda kalplerimiz öğle daralıyordu ki.. içindeki karanlık anında kalplerimize yansıyor feyzimiz kesiliyordu. Yüzüne diyemiyorduk ama ajan olduğunu hepimiz çok iyi biliyorduk” Ancak Mahmud Efendi Hz buna öyle bir iltifat ediyor, öyle bir ilgileniyor ki şaşırıyorduk. Mübarek,…
Allah’ın Yüce ismiyle.. Gürsel Yüzbaşı ve Tokat İzmir istihkam alayı destek kıtaları karargah bölüğü komutanı Nezih yüzbaşı gitti Yerine Gürsel Yüzbaşı geldi. İlginçtir ki gelişi üzerine iki veya üç defa cuma namazına mescide geldi arkamda namaz kıldı hutbeyi dinledi. gayet memnun oldum. “ben kadere inanmıyorum” diyen birinden sonra camiye gelip askerle saf tutan Allaha secde eden bir bölük komutanı bizi ancak sevindirir. Geldiği ilk günlerde yazanedeki arkadaşlar bana haber getirdiler “Gürsel yüzbaşı mescid emrini yeniden çıkarttı” Ne demek olduğunu tam anlamadım ama yine de sevindim.. Hutbe almak için her perşembe çarşıya çıkmam ne kadar işin sefası ise, iki aşamalı imzalatma işi de daha önce anlattım- bir işkenceydi benim için.. o yüzden kendi kendime dedim ki “bu komutan yeni geldi, bilmiyor, hutbe incelemeye bunu hiç alıştırmayım..” ve hutbeyi ona götürmeden doğruca isithbarat albaya götürdüm. imzalattıktan mescide geçtim, cuma hazırlığına başladım.. Cumaya bir saat vardı ki bir asker geldi Gürsel yüzbaşı seni çağırıyor.. Hayrola dedim ve gittim yanına. Sordu sen hutbeyi ne yapıyordun benden önce ? “Önce bölük komutanına sonra albaya götürüyordum..” dedim. Hiç beklemeden yüzüme bir şamar vurdu.. Din adamına saygıları bu kadar işte ! Neden bana getirmedin ? Bundan sonra sadece ben imzalayacağım albaya götürmeyeceksin” dedi. Ooh ! Bu benim için çok…
Allahın yüce Adıyla Reis Mujdeyi vereceğim demiş “Türkiyenin Kaderini değiştirecek büyük bir müjde..” Bu yazılırken henüz müjde verilmemiş.. Kemalistler dediler “bizim için müjde ancak Kemalin mumyalı cesedinden yeniden aramıza dönmesidir” Koministler de demişler “bizim için müjde ancak sosyalizmdir” Bazı müslümanlarımız da bunları taklit ederek “Bizim için müjde ancak Şeriattır” demişler. Eyvallah. Ancak bu söz “Bundan aşağısı bizi sevindirmez” demekse orada durun Neden sevindirmesin ? Islamda gaye kutdal olduğu kadar gayeye götüren yol da, o yolda atılacak her adım da kutsal değil midir ? Beni sevindirecek müjde nedir söyleyim mi ? Reis mesela desin ki “gelecek secimde tekar aday olacağım” bu benim için mujdedir. Veya desin ki “bomba civatası üretmeyi başardık” veya “bir hastane daha açtık” büyük müjde. “Akdenizde petrol bulduk, Gaz bulduk..” Çok büyük müjdeler bunlar. Reisin büyük dediğine ben asla küçük demem.. ne olursa olsun. Cumhurreis benim Şeyhimi ziyaret esnasında sordu “Efendim var mı benden bir istediğiniz ? Seyh efendi “Başımızda ol yeter” dedi. Seyhimiz imam Mahmud Efendi hz bu tavrıyla bize büyük edepler yüksek bir ahlak dersi veriyor. Bize hasbi olmayı öğretiyor. Bize hüsnü zan etmeyi, müslümana güvenmeyi, müteşekkir olmayı, kadirşinas olmayı öğretiyor. Neden böyle davrandı? Neden sıfır istek sundu ona ? Çünkü görüyor azmini. Şu aziz vatana,…
Allahın Yüce Adıyla “Kafir toplumlarla kendi lugatlarıyla konuşmak onlara tazim etmektir” Imam Rabbani k.s Bakın bundan 20 küsür yıl önce Recep Tayyip Erdoğan üniversitelilerin bulunduğu bir programa katılır. Gelinlik yaşı geçmiş bir kız mikrofonu alır Tayyip’e sorar “Eğer başbakan siz olursanız diğer ülke başkanlarıyla hangi dilde konuşmayı düşünüyorsunuz?” Yani Tayyibin ingilizce bilmediğini ima ederek onu mahcup etmeye çalışır.. Salon sessizliğe bürünür merakla cevabı beklerler.. Tayyip mikrofonu ağzına yaklaştırır, hiç büzülmeden, sesini kısmadan gür ve tok sesle “Türkçe konuşmayı düşünüyorum” der. Salonda bir alkış kopar salon adeta yıkılır.. Işte Müminin izzeti, işte vakar işte heybet.. Allah da bu adamı ve milletini yükseltti. Tamamına nail eyle Ya Rabb Kıssa 1 Nusretullah hoca sağlık memuru iken emekli olur, ismailağaya gelir medrese tahsili alır. Bir gece rüya görür rüyasında Mahmud Efendi Hazretleri ile uzun bir yola girmişlerdir. Nereye gidiyoruz diye sorar “kırkları ziyaret” cevabını alır.. Uyanınca doğruca gider rüyasını Şeyh Efendiye anlatır. Efendi Hazretleri sükut eder cevap vermez. Aradan aylar belki yıllar geçer. Birgün Efendi Hz Nusretullah hocayı çağırır “Hani bir rüya görmüş bana anlatmıştın ya.. şimdi onun gereği tahakkuk edecek. Hazırlan Almanyaya vazifeye gidiyorsun” buyurur ve onu vekil olarak almanyaya gönderir. Bir takım nasihatler eder ve özellikle tenbih eder: “Asla onların lugatini konuşmayacaksın.” Nusretullah…
Allah’ın yüce Adıyla Sene 1994 yılı. Recep Tayyip Erdoğan, Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı. Bir ihvan zuhurat’ta görüyor ki Fatih Sultan Muhammed Han, elinde padişahlık emanetleri, yanına gelen Mahmud Efendi hazretlerine teslim ediyor ve şöyle diyor “Erdoğan’ı çağır ve bu emanetleri ona ver hakkını verip gereğini yerine getirsin.” O ihvan bu zuhuratı Efendi Hazretlerine anlatıyor. Şeyh efendi “Bana anlattığını Erdoğan’a da anlat, istiyorsa gelsin vereyim” buyuruyor. 1 hafta sonra seçim sabahı Recep Tayyip Erdoğan İsmailağa’ya sabah namazına geliyor. Namazdan önce Şeyh efendinin odasına geçiyor. Bir süre sonra cemaatimizin bilinen hocalarından merhum Alaaddin hoca odaya giriyor. Erdoğan, Efendi hazretlerinin huzuruna oturmuş ve efendi hazretleri şöyle buyuruyor : “Şimdi emanetleri aldın hakkını verecek gereğini yerine getireceksin. Bizzat sen olmasan da ikici bir şahıs görevlendireceksin, medreselere yardım edeceksin!” Sonra namaza geçiliyor, namaz kılınıyor, namazdan sonra ‘Lev Enzelna’yı Erdoğan okuyor ve ayrılıyor.. Ve aradan 20 yıl geçiyor.. genel seçimler için Kazlıçeşme mitinginde Erdoğan: “BİZ BU EMANET’İ İSTANBUL FATİH’İNDEN ALDIK” diyor.. Millet alkışlıyor.. Fakat o sırada bunun ne anlama geldiğini kimse anlamıyor.. Aktaran kişi: Ali Keskin hoca Başımızda Kal Recep tayyip erdoğan 2015 yıllarında Mahmud efendi hazretlerini ziyarete gelir, odada Ahmet Hoca da vardır (oğul) ayrılırken Tayyip Mahmud efendiye sorar bir isteğiniz var…
Allahın Yüce Adıyla.. Selamun aleyküm hocam. Bir Müslüman beşeri sistem ve ideolojileri kendisine sıfat edinebilir mi? Mesela “Ben demokrat Müslümanım” “Ben atatürkçüyum” “Ben sosyalistim” “Ben laik müslümanım” diyebilir mi ? Camide namaz için saf tuttuğu halde bu tür ideolojiler peşine koşan Müslümanın Allah katında durumu nedir? CEVAP: “..Bundan önce ve Kur’ân’da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size Müslüman adını veren O’dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah’a (itaate) sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır” Hacc: 78 Ayetinde açıkça ifade buyurduğu üzere bizlere Müslüman adını Allah vermiştir. Bu ismi yeterli görmeyip önüne arkasına ilave sıfatlar Allah’a saygısızlıktır. Şimdi bu ilave sıfatlarının ne olduğuna bakalım ve Müslümanın kendisini bunlara nispet etmesi caiz midir, değil midir görelim. Demokrat, demokrasiye inanan ve demokratik düzene bağlı olan demektir. Demokrasi en basit tabirle “halkın kendi kendini yönetmesi” veya “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir!” sloganında ifade edilen yönetim biçimi. Demokrasi, diğer iki rejime “Monokrasi ve Teokrasiye” alternatif olarak çıkmış bir devlet yönetim şeklidir. Monokrasi tek kişinin yönetimi; Saltanat/krallık demekmiş, Teokrasi ise Dine dayalı yönetim biçimi, yani Şeriat. Görüldüğü gibi “ben demokratım” diyen bir Müslüman(?) aslında “Ben Dine dayalı bir yönetim biçimi istemiyorum, ben halkın kendini istediği gibi…
Bismillahirrahmanirrahim özet: 15 temmuzda demokrasi, yani halkın seçtiği yönetici/idare ile yönetilme hakkı korunmuş oldu. Gerçekte ise Türkiye’de demokrasi yoktur. halk, yani çoğunluk sözgelimi Kur’an yasalarıyla yönetilmek istese, kanunlar buna müsaade eder mi ?etmez. Hani demokrasi halkın kendini yönetmesiydi !? Şu halde böyle bir şey yok. demokrasi bir aldatmacadan ibaret. Kur’an hakimiyeti bu yolla; demokrasi ile oluşması mümkün değil. Artık demokrasi için bu kadar heyecanlamaya gerek yok. Erbakan’ın sözünü hatırlayalım “Adil düzen iktidar olacak (Allah nurunu tamamlayacak) ama kanlı olur ama kansız olur..” Yani ya demokrasi ile ya da demokrasi dışında bir yolla..” Allah rahmet eylesin. Yazının tamamı : Ogün darbe haberini arkadaşlardan aldım. “Askerler yolları kapatmış mahalleye dönemiyoruz darbe oluyor..!” dediler. Sonra Başbakanın “bu bir kalkışmadır, devlet olarak işin başındayız” açıklamasını duyduk. İş ciddiydi. Sonra Reisin çağrısı geldi ve.. zaten abdestliydim, yatsı namazını camide kılmıştık. Iki rekat hacet namazı kıldık ve sokağa fırladık. Avrupada çalışan ve memlekete izine gelmiş olan abim de bizdeydi.. Abim, medreseden bir kaç talebem derhal fırladık sokağa.. 250 kişilik watsapp grubuma sesli sedalı “çıkın sokağa, teslim olmayın hainlere, direnin” çağrısı yapan da ben oldum.. Niceleri cesaret almış çıkmış.. Ama neden ? Demokrasi için miydi !? Asla ! 15 Temmuz hadisesi tarihe “demokrasi zaferi” olarak geçti. “Hakimiyet…
Allah’ın yüce Adıyla 23 Haziran istanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimini kim kazandı? Laik Atatürkçü CHP gerçekten kazandı mı ? 2019 yılı itibariyle artık partilerin çizgi ve duruşları öyle net ve belirgin değil. Halis dindarlığı ve katıksız dinsizliği savunan bir parti yok artık. Ne Akepe eski AKP ne de cehape eski CHP. Körle yatan şaşı kalkar misali mecliste meydanda bu kadar uzun süre yan yana oturan koşturan bu iki zihniyet birbirinden etkilendi. Akp biraz laiklik atatürkçülük ithal etti, chp de bir miktar din iman transfer etti. Bu sebeple ilk çıkışta birbirine zıt olan bu iki firka halkın gözünde yakınlaştı ve aralarında artık oy gecişi olabilmektedir. Ak parti’yi doğuran ve bir anda siyasetin zirvesine taşıyan aslında chp olmuştu. Chp nin din iman karşıtlığı, dindar tesettürlü düşmanlığı.. Akp’ye gelen oyların önemli kısmı chp’nin o meşum tutumuna tepki ve arayış oyları idi. Yarım asırdır galibiyet yüzü görmeyen CHP hatasına uyandı ve “kucaklama” sloganıyla çıktığı seçim yarışında yüz yıldır dışladığı ötelediği dindar insanla barıştığını ilan etti. Propaganda afişlerinde dindar figürü kullanarak, “benim de bacım kapalı ninem hacı” edebiyati yaparak, chp adayı halkın iftar sofralarına iştirak edip her firsatta eller duada poz vererek, camide kamera önünde kuran okuyarak zihinlerdeki “din düşmanı chp” imajını kırabilmiş ve Akp…
Bismillahi.. 1) SP Milleti kucaklayamıyor. Nefret ve kahır dili kullanarak Milleti kendileriden uzaklaştırıyorlar.2) Bu nefret, akıl ve şuurlarını bürümüş, doğru analiz yapamıyor ve olumlu hareket edemiyorlar.3) Tayyip siyasi arenada muhalif tamam, ancak bunlar muhalefeti düşmanlık seviyesine çıkarmışlar, onun islamda din kardeşleri olduğunu unutuyorlar. Kardeşe reva görülmeyecek muamele ediyorlar.4) Eleştirileri yapıcı değil, yıkıcı. eleştirilerden akp seçmeni olumlu bir etki nasihat alamıyor. Aslında eleştirdikleri kesim halkın yarısı.. Herkesi hatalı, kendini doğru görmek de ayrı bir hastalık..5) Yapılan bunca iyi ve faydalı icraatleri takdir etmiyorlar. Bu ise onları nankör yapıyor/gösteriyor, nankör kişileri Allah da Kul da sevmiyor5) Allahın takdirini göremiyor, Tarihte emsali görülmemiş bir teveccühün ilahi seçki olduğunu anlamıyorlar.. ve sonuçlara itiraz ederken adeta kadere itiraz ediyorlar. (buna da itiraz edecekler) “Bu Aziz ve Alim olanın takdiridir” diyemiyorlar6) “Eğer ortaya Tayyip çıkmasa, Akp olmasa idi halk oyunu bize verecekti!” gibi basit hatalı bir hayale kapılmışlar. Bunun için siyasi hareket noktaları “Tayyyibi ve Akp yi bitirmeye” dönük olmuş.. bu kompleksli siyaset para etmiyor. konuştukça batıyorlar.7) SP kadroları.. Eğer derdiniz bu millete hizmet etmek ise hazır akp gibi %50 lik güçlü bir teşkilat kurulmuş.. Kibir ve egonuzu kırıp Tayyibe yaklaşın, bükemediğiniz eli öpün ve bu hizmet kervanında bir yer edinmek yolunu tutun.. Hayır kibirleri buna…