Çocuk Ağzını Cami Anahtarıyla Aç!

Allah’ın yüce Adıyla Hani şu Instagram’da meşhur olan video.. “Konuşamayan veya kekeleyen çocukların tutukluğunu açan Cami anahtarı videosu..! Cahil bir kadın video çekmiş internete koymuş “Konuşamayan çocukların ağzını Cami Hocasına götürün o hangi duaları okuyacağını biliyor caminin dış kapı anahtarı ile çocuğunuzun ağız kilidini açsın..” diyor. Bu Instagram videosu üzerinden şu ana kadar bana iki kadın geldi yanlarında birer çocuk “Hocam bu çocuğum konuşamıyor siz bunun ağzını açar mısınız? Bereket versin bana da o videoyu gösterdiler de olaydan haberim var. İnstagram’da mı gördünüz diye sordum? Evet dediler Tabii “ben bilmiyorum” veya “yok öyle bir şey” demedim. Cahil laf anlamaz. Hem Kur’an şifadır. “Otursun çocuk şurada okuyayım” dedim ve şifa ayetlerini, Fatiha-i şerif’eyi okudum.. Sonra hocalarla bunu istişare ettik. Var mı böyle bir şey bilen? Okumak dua etmek tamam neyse de, Cami anahtarını çocuğun ağzına sokup açıyor gibi çevirmek de neyin nesi ? Bunu kim uydurdu hanginiz icat etti? Baktım bir tane hoca bile bundan haberi yok, kimse bilmiyor.. Cami hocalarının işi değil. İnsan bir işin peşine düşsün yeter ki.. Allah o sırrı ona açıyor ..ve Cami kapısının anahtarı ile konuşamayan çocuğun ağzını açmak yortusu kime aitmiş, kim uydurmuş bize nereden gelmiş sonunda ortaya çıktı ! İşte resme bakın bunlardan gelmiş…

Evrim Bilimsel midir ? Kuranla Çelişir mi ?

Allahın Yüce Adıyla.. Oğuzhan adındaki fenomene cevap için yazıldı ve bizim okuyucuların da istifadesine sunuldu Oğuzhan video çekmişin uzun uzun konuşmuşun, bunca konuşmanın sonunda geldiğin nokta : m islamoğlunun bulunduğu nokta ! evrimi Kuranla bağdaştırma çabası ! Heyhaat. Çelişki şu: evrim hakkında uzman olmadan konuşamayız diyorsun ama Kuran hakkında uzman olmadan epeyce konuşabiliyorsun !! “Bu iki anlatı, din ile bilim(!) birbiriyle barıştırtılamaz mı diye temenni ediyorsun. Hayır üzerinden değil bir asır, bin asır da geçse Kuran Evrimle asla barıştırılamaz. Çünkü 1) İnsan bir amaç için, Allah’ın halifesi olarak bütün eşyanın bilgisiyle mücehhez olarak ve Ruh ile birlikte gönderildi. o ruh o yeti sadece insanda var. akılsız bilgisiz bir maymunun dünyaya çıkması Allah’ın amacına aykırı. amacın gerçekleşmesi için güya milyon seneler geçmesi gerekiyor.. Bu racmen bil gayb’tir karanlığa karavanaya sıkmaktır. 2) insan dışındaki alemin insanın hizmetine sunulduğu belirtildi, insanın aslı maymun ise kim kime hizmet ediyor ? 3) Allah bütün insanlığa ey Ademoğulları diye hitap eder.. demekki insan namına ne varsa bir insan olan Ademin nesli 4) Allah Ademi ve eşini yarattığını ve bu İKİLİ’den bütün insanlığı dünyaya yaydığını söyler. evrime göre aynı anda onlarca yüzlerce maymun birlikte evrilmişler ! 5) Hakikatın kaynağı Kuran tek başına değil Kuran Sünnet ile birlikte…..

Allah Nerede

Bismillahirrahmanirrahim Allah haşa Nerede veya Allah gökte mi veya semada mıdır? Mevzuları üzerinden yapılan tartışma/münazara üzerine.. Evvela: Bu, islam akaidinin derin ve ğamiz konularından mahrem bir konudur ki avam önünde tartışılması, avamın tartışma içine çekilmesi caiz değildir. Böyle bir konu için 2 saat konuşacak bir şey de yok. 10 dakika yeterlidir. Vahabi/harici zihniyetin Türkiye’de en inatçı militanı ile masaya oturmak doğru muydu mahzurları neydi konularına girmeye gerek yok çünkü ölenle olana çare yok geri gelmez. Bu sayfada sadece bende-i Hak bu konuda herkes için ne söyler nasıl söyler onu aktaracağım inşaallah Başlarken.. Allah nerede ? mevzuu neden derin bir konu, neden basit bir cevabı yok ? Çünkü hakkında nazil ve varid olmuş nasslar tevillidir. Çünkü Allah’ın zatı ile alakalı tüm sözler kelimeler lugatler eksik ve kusurludur. Yani insan aklı Allah’ın zatını ihata edemez, ihata edemediği şeyi fehim tarif edemez. Allah nerede sorusu doğrudan Allah’ın Zât-ı subhaniyesini işaret ediyor, Zat üzerinden bir şandan sual ediliyor. Hâlbuki en başından Allah’ın Zatı hakkında konuşmak, düşünmek hele şekil vermek haramdır küfürdür. Ve ancak avam nezdinde Allah nerede sorusu doğrudan şekli ihsas ediyor. O yüzden Allah’ın zatı hakkında söylenecek tek kelime “sübhanallah” yani onu Tenzih etmek. İslam’ın altın çağında Allah Rasulünün mübarek varlığı sayesinde kalpler…

Evliyaya Düşman Eşkıyaya Ram

Allah’ın yüce Adıyla..  Hikmet ehli demişler: Sen hak ile meşgul olmazsan batıl seni işgal eder. Bunun gibi sen sevgini müminlere vermezsen facirlerin sevgisi kalbine dolar. Kafire buğuz etmezsen müminlere buğuz edersin.. Hayat gösteriyor ki bu hikmetler yerindedir ve başında sarık yüzünde sakal olduğu halde Evliyaya düşmanlık eden müblisler türemiştir.. İyazenbillah Kutsi hadiste Allah buyurur : Kim benim bir veli kuluma düşmanlık ederse ben ona harp ilan ederim..” Buhari Al işte.. Evliyaya ettiğin buğuz düşmanlık bak işi nereye götürdü! Yüce Allah’ın düşmanı oldun.. Azıcık çekinmez misin !? “Ama ben ona Allah dostu olduğu için değil tarikatıma meşrebime düşman olduğu için düşmanlık ediyorum..” Sen akıllanmazsın.. Hangi müşrik Rasulullah’a o Allah’ın Rasulü diye düşman olmuş!? Hudeybiyede demediler mi “Rasulullah kısmını sil biz senin Allah’ın Rasulü olduğunu kabul etseydi harp etmezdik”  Hem onun veli olduğuna, buna şayan olduğuna dair açık ve kapalı nice deliller var var. Haset buğuz gözünü kör ettiyse bizim yapacak bir şeyimiz yok  Onu görenlere gelince.. Hakkın ayet ve nişanlarını dışımızda ve içimizde gösteren Allah’a hamd ederiz. Bize gösterdi ki Altın Silsilenin 38. Halkası ki altınmış gerçek. Ahmet Fikri Efendimizi Allah nuruyla kuşatmış, hatadan hevadan hıfzı himaye etmiş. Etmiş ki müblis önünden arkasından dolanır da 60 yıllık hizmet ömründe diline dolayacak…

Yeni Kuran Mealleri Ne Oranda Kuranî?

Bismillahirrahmanirrahim  Soru: Abdülaziz Bayındır da meal yazmış Tekvir Suresi 4. Âyeti biz    { وَإِذَا ٱلۡعِشَارُ عُطِّلَتۡ }  “Ve işâr (on aylık hamile develer) muattal bırakıldığında..” şeklinde okuduk hep. Süleymaniye Vakfının çıkardığı mealde ise “toplumsal ilişkiler kesildiğinde” şeklinde bir mana verilmiş. Bu doğru mudur ? Her önüne gelen Kuran’a istediği manayı verebiliyor mu ? Bu işin ölçüsü kuralı nedir?  Cevap:  Hayır Tekvir 4. ayete “Toplumsal ilişkiler kesildiğinde” manası vermek doğru değildir, Allah’ın muradından sapmaktır. Ayetleri tefsir etmek Allah’ın kastını muradını açıklamak içindir, akla yatan, nefse uyan, kulağa hoş gelen, alkışı bol olanı üretmek için değil!  Süleymaniye Vakfının Ehl-i Sünnet yoluna ‘gelenek!’ yaftası vurması ve Tefsir ulemasının verdikleri doğru manalara ‘uygunsuz!’ demeleri bir küstahlık ve sinsi bir projeye hizmettir. Bu projenin temel gayesi Ehl-i Sünnet islam’ını ortadan kaldırıp küfrün Hristiyanlığın önünü açmak ! Bunun ilk adımı İslam alimlerini gözden düşürmek olduğu için ulemanın kitaplarında tefsirlerinde kusur/açık arar dururlar  Esasen Süleymaniye Vakfı, başlarında olan prof(!) Abdülaziz Bayındır tam Ehl-i Sünnet muhalifi bir şaşkındır . Bu kişi, Allah’a küfür sayılacak çirkin görüşlere sahiptir. Tekvir Suresi 4. ayete dönersek, gerek Rivayet tefsirleri gerek Dirayet tefsirleri.. hiçbir tefsir çeşidinde bu Süleymaniye vakfı’nın uydurduğu o anlam verilmemiştir. ve esasında ayette geçen العشار kelimesi Arapça lügat ve…

Ekmek Yediği Kaba İşeyenler

Allah’ın yüce Adıyla  İsmailağa’dan ayrılan her bir kişinin hemen tekkeyi yeren söven video çekmesi normal değil. Kişi Allah’tan korkar, azıcık vefalı olur. Allah’tan korkmuyorsa kuldan korkar utanır üzerime gelirler önüme çıkarlar yolumu keserler diye çekinir..  aslında onlar da korkuyor ancak buna rağmen o videolar çekiliyor çünkü.. birileri bunlara bizzat emrediyor. “Fikri Efendi’ye heyete söveceksin ki ben sana inanacağım O zaman seni takıma katarım” diyor. Bunlar da çıkıyorlar bu tür sövgülü gergili videoları korkarak sesleri titreyerek çekiyorlar. Bu nasıl bir örgüt ?  Anlatırlar ya hani herifin biri mason olmak istiyormuş mason teşkilatına girmiş eline Kur’an-ı Kerim vermişler tuvalete at demişler. ertesi gün gelmiş attın mı ? attım. ne gördün? hiçbir şey. sen onu atmadın at da gel ertesi gün attın mı? attım. Ne gördün ? yeşil bir ışık çıktı gitti (iman) Tamam atmışın şimdi gir..”  Bunlarınki de o hesap! tekkeye şeyhe hocalara sövmeyeni almıyorlar aralarına. sövünce de hemen yutuplarında fesboklarında paylaşıyorlar! Lahavle ve lakuvvete illa billah  Geçen biri daha tekkeden ayrılmış a.ye.. adında. hemen video çekmiş tekkeyi karalıyor şeyh Efendi’yi diline doluyor heyete buhtan ediyor..!  Çıktın madem yedin bir halt defol git. video çekip sövmek, yıllarca ekmeğini yediğin kapıya işemek nedir. Derdim bir kişi değil. derdim bunlara verilen bu talimat “madem…

İRAN ve CB Reisi
Bidat ehlini redd , Dini Hüküm / 21 Mayıs 2024

Allah’ın yüce Adıyla  İRAN Dün camide biri geldi “Hadi hocam mujde olsun ölmüş” dedi. Önce anlamadım. “Helikopterdekilerin hepsi ölmüş şiaların lideri de ölmüş sevineceğinizi bildiğim için söyledim” dedi. Sevinecek bir durum yok biri gider diğeri gelir dedim.  Ehli Sünnet itikadı derslerimiz oluyor, orada haliyle çirkin Şia’ya karşı reddiye yapıyoruz bazen Sahabe efendi’lerimiz için gayrete gelip yükseliyoruz.. Buna bakarak bana müjde vermek istemiş.  Daha önce yine dedim “düşmanım da olsa tağutun hükmüyle hapse girene sevinmek benim tarzım olmadığı gibi geride dul kadın yetim çol çocuk bırakarak kazara ölenlere sevinmek de tarzım değil. Yahudi cenazesine ayağa kalktığı için “ama Yahudi o” diyene “olsun o da can değil mi” diyen bir peygamberin ümmetiyiz biz İbrâhim Reisin ölümü  İran Cumhurbaşkanı Şiilerin dini lireri mi ! Hayır lider Ayetullah (!) Hamaney.  Şii inancında lider 12 İMAM dır. O yüzden bunların mezhebine/dinine İMAMİYYE de denir. “12 imama inanmak imanın 6 şartından biridir!” inanç felsefeleri şöyle: “Ümmetin lideri/halife ancak Peygamber/Ali soyundan olabilir. Bunlar da 12 imamdır. 12. imam Hz Mehdi olacak sonra peşinden kıyamet kopacak. O yüzden ilk 3 halife geçersiz! Hz Ali biir, Hz Hasan ikii, Hz Hüseyin üüç, Caferi sadık döört.. Bu şekilde saydılar 10 Ali Naki, 11 Hasan Askeri, derkenn 12 ye geldileeer ve…

Erenciler İncil ve Cübbeli Hoca
ANALİZ , Bidat ehlini redd / 26 Nisan 2024

Allah’ın yüce Adıyla “Erenciler”de İncil okutulması tavsiyesi masalı ve bunun üzerine inşa edilen iftira ve kara propagandanın aslı. Cübbeli Hocanın “Erenciler” diyerek yaftaladığı, Mahmud Efendiye bağlı en sağlam medreseler grubu olan Erenler Vakfı aleyhinde yürüttüğü bu kara propagandanın içeriğinde yer alan o “İncil okutma, tavsiye etme!” hadisesi araştırıldı, böyle bir şeyin uzaktan yakından alakası olmadığı tespit edildi. Cübbeli Hoca’nın televizyon ve YouTube’lardan sıkça dile getirdiği bu “ismailağa’da Erenciler’de İncil okutma()! tavsiye etme(!) Hıristiyanlaştırma..!” olayı tespit edilemedi ve ancak bu menfi propagandaya sebep olacak benzer olaylar ne olabilir incelendi ve muhtemele 3 hadise üzerinde duruldu. Şimdi bu her 3 hadiseyi irdeleyeceğiz ve bu ithamları hak edecek bir sapma Hıristiyanlaştırma var mı yok mu göreceğiz Birinci hadise Erenler vakfında görevli tanıdığımız ehli sünnet takva bir hoca efendi -Vakfın dışında bir yerde- ders verirken “Türkiye’de mevcut misyonerlik faaliyetlerinin tehlikesinden” bahseder. O esnada talebelerden birisi hocayı tasdik amaçlı “hocam geçen sokakta yürürken İncil dağıtıyorlardı Bir tane de benim elime verdiler” demiş. Bunun üzerine Hoca efendi “ne yaptın içinden 100 doları kaptın mı” diye şaka yapmış. O da “yok hocam boş çıktı dolar molar yoktu” demiş. Hoca Efendi bu esprili ve samimi muhabbetin devamında yine şakavari bir edayla “ne yaptın kitabı okudun mu bari” demiş…

KANGREN OLMUŞSA UZUV
ANALİZ , Bidat ehlini redd / 16 Şubat 2024

Allahın yüce Adıyla.. Şeriatı muhafaza etmenin bir yolu da onu bozacak kişilerin üzerini çizmektir. Kangren olmuş uzvu kesmek gibidir bu. Hadis ilminde “Cerh ve ta’dil” bunun içindir. Buna “ilm-i rical” da denir. Orada Hadisi nakleden rical hakkında önemli kayıtlar görürsün, Ravi hakkında “šîqa”dır, veya “zayıf”tır veya “vadda’ ” ya da “muttehem bil kizib” Artık hakkında “bol bol uydurur” veya “yalanla töhmetlidir” denilmiş bir ravinin adı hangi hadis senetlerinde geçiyorsa Fıkıh uleması Dinin hükümlerini (helal haramı) tespit etmede o tür hadisleri peşin bir elemeyle devre dışı bırakırlar. Bunun gibi.. Bu zamanda da böylesi ilmi bir disiplin işletmek suretiyle halkın itikad ve amelini muhafaza etme yoluna gitmelidir. Bazı paylaşımlarımız buna dairdir. anlayana İslam ulemasının ortaya koyduğu bu prensipler kıyamete kadar ümmetin yolunu aydınlatacak nitelikte güçlü ve sağlamdır. Yeni bi şeyler bulmaya zorlamaya gerek yok. Adam seçmede, adam elemede bu usulleri işletelim yeterli. Nedir bu usullerin özü özeti: Kişinin güvenilir, olgun, hafızası güçlü, karakteri sağlam ve takva olup olmadığını test ve tespit etmek. Bu test üç açıdan yürütülür: Günah işliyor mu, yalanı var mı, lafını değiştiriyor mu ? “Din tamam oldu kemale erdi artık bu usullere ne ihtiyacımız olur ki ?” demeyin. insanların şahitliğine ihtiyaç olduğu her yerde bu usullere ihtiyacımız vardır. Bugün…

Kuran’a Göre Noel Kutlamak !?
ANALİZ , Bidat ehlini redd , Dini Hüküm / 25 Aralık 2023

Allah’ın yüce Adıyla.. Üstteki yazıyı gördünüz ne diyor “Noel kutlamak haram demeyecek mişiz hırsızlık haram diyecek mişiz.. Peygamberler arasında ayırımcılık yapmak yokmuş o yüzden İsa peyg. doğum gününü kutlamak demek olan Noel kutlamak caiz miş! CEVAP: Evvela ayeti batıl manada kullanıyor şeytanın askeri. Ayetin manası “Biz her peygambere iman ederiz Yahudi Hristiyanlar gibi yapmayız, bazılarına iman edip diğerlerini (Muhammed as) inkar etmeyiz. Bu manada “aralarında ayırım yapmayız” demektir. Amel ve yaşantıya gelince müminler sadece Muhammed Aleyhisselam’ın Şeriatı ile amel etmekten sorumludur. Noel yılbaşı nedir hiç bilmeyen internette “Noel nedir” diye sorsa alacağı cevap bunun bir Hristiyan bayramı olduğu ! diğer adı Doğuş bayram’ı ! Kutsal Doğuş ! veya milat yortusu ! Yani batıl tanrının doğumu! O yüzden kutsal bir gün! Hristiyanlar apaçık diyor ki Noel Hristiyanlık dini ile ilgili bir ritüel, bir yortu, dini bir bayram. Bu durumda “Müslümanlar da Noel kutlayabilir!” demek _”Müslümanlar Hristiyanların dinine girebilir”_ demektir ! Bu apaçık küfürdür şirktir ebedi cehennemlik büyük günahtır. Bundan 23 yıl öncesine kadar mecusi türkiye vatandaşları o deist ateist şamanist yaşantılarını müdafaa için asla bir Kur’an ayeti okumazlar bir tek hadis telaffuz etmezlerdi. varsa yoksa “Laiklik atatürkçülük çağdaşlık” “irtica hortluyor..” gibi kendilerine ait jargonlar kullanırlardı. Ancak o tarihten bu yana Türkiye’de…

Kıyamet Ansızın Mı Kopacak..?

Soru: Selamün aleyküm hocam. Tekirdağ ilahiyat fakültesinde bir öğretim görevlisi “Kıyamet Allah’u Teala’nın dilediği vakitte kopacak, biz buna inanıyor bunu kabul ediyoruz” dedi. Hocam “bazı hadislerde “Şu türlü alametler olmadan kıyamet kopmaz” buyuruluyor ama’ dediğimizde “öyle bir şey yok” demiştir. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız, Kıyamet alametleri var mıdır ?  Cevap  Allah’ın yüce Adıyla  Kıyametin ansızın kopacağını bildiren Ayet onun alametleri olduğu gerçeğine zarar vermez. Kıyametin elbette alametleri vardır, bunlar hem Kuranda hem Hadis-i şeriflerde açıklanmıştır Kıyametin kopma alametlerini inkar eden bu tür kişiler “Kuran’da olmayanı kabul etmeyiz” diyen kalbi marazlı, çürük fikirli kişilerdir. Bunların bu sözleri gerisinde Hadislerin dinde kaynak olduğu gerçeğini inkar etmeleri vardır.  Hakiki müslümanlar ise “Allah’a ve Allah’tan gelene ve Rasulullah’a ve Ondan gelene iman etmişlerdir. Bütün ümmet kabul etmiştir ki dinin ana kaynağı ikidir: Kuran ve Hadis. ve İcma ve Kıyas’ta birer teşri kaynağı olarak ümmetçe kabul edilmiştir. Ehli Sünnet yolu budur. Kıyamet evet yalnızca Allah’ın bildiği ve dilediği vakitte ve ansızın kopacak. Kur’an’da bir çok ayette böyle buyurulmuştur “Ansızın” yani insanların gaflette olduğu ve tevbe etmeye fırsat bulamadığı bir anda.. Yoksa “ansızın” ifadesinden Kıyamet öncesinde bazı özel hadiseler olmayacak demek değil.   Bu hadiselere “kıyametin şartları/alametleri” ismini veren de bizzat Allah Teâlâdır (47:18) “Artık onlar,…

Emine Şenlikoğlu Alim mi Cahil mi ?

Bismillahirrahmanirrahim Bu yazıda Emine Şenlikoğlu’nun saplantılı bir fikri haline gelmiş “Kuran’daki tüm güzellikleri bozan birer hadis uydurmuşlar” sözünü tenkit edeceğiz. Kuran ve hadisleri yan yana gösterip bakalım Hadisler Kur’an’ın güzelliğini kapatıyor mu yoksa daha da mı güzelleştiriyor ? hep beraber göreceğiz.  Emine Şenlikoğlu kimdir  Emine Şenlikoğlu hanım kendini dini faaliyetlere adamış çevresindekilere faydalı olmaya çalışan önemli biri. Doğrusu kendini dini bilgi açısından da geliştirmeye çalıştı. İsmailağa Medreselerinde başlayan tahsil hayatı mısır Ezher üniversitesine kadar uzandı..  Emine Şenlikoğlu yetmişine dayandığı şu yaşına kadar bir çok dini faaliyetin içine girmiş aktivist bir şahsiyettir. “Gençlerin imanını sorularla çaldılar” kitabı 90 li yıllarda viral olmuştu.. Bundan başka bir çok kitap roman kaleme aldı Mektup dergisi çıkardı, radyo ve tv programlarına çıktı. Bazısından ceza da aldı hapse de girdi.. Ve bir gün Emine Şenlik hanımın yolu Darvinci Mustafa İslamoğlu adlı şahısla kesişti. Bir süre onun etrafında kaldı ve onun fikrinden zehirinden kaptı maalesef. Bu yazıda ondan kaptığı zehirleri virüsleri göstereceğiz ki bilmeyenler farkında olmadan o virüsü içine çekmesin kendini korusun Emine Şenlikoğlu’nun neydi iddiası? “Kur’anda ne kadar güzellik varsa onları iptal edecek Hadisler uydurmuşlar” diyordu Görüldüğü üzere konu “hadisi hevasınca inkar etme, Hadisleri Kur’an’a arz etme, uygun görülmeyenleri atma” felsefesine dayanmaktadır.  Burada bizim dava ettiğimiz…

Nurettin Yıldız Dosyası
ANALİZ , Bidat ehlini redd / 16 Ekim 2023

Allah’ın yüce Adıyla.. Bu çalışmada Nurettin Yıldız kimdir hangi taraftadır ne yapmaya çalışıyor tarikat ehli ile arası nasıl sorularına cevap arayacağız Babası salihlerden şeyh Mahmud efendi’nin müridi. Bu bakımdan küçüklüğü tasavvuf çevreleri arasında geçmiş, Mahmud efendi hz ni küçüklüğünde bir kaç defa görmüş konuşmuş.. Bunun dışında bildiği anlattığı Mahmud efendi herkes gibi ya medyadan ya da babasından duyduğu bazı şeyler. Yani Mahmud efendi hz ile bir alakası yok, ondan ders almışlığı veya feyz almışlığı söz konusu değil.  Nurettin Yıldız kendi youtub kanalında çekip yayınladığı “Mahmud efendiyi böyle bildim” adlı video dizisiyle sanki Mahmud efendi ile yakın ilişkili olduğu imajını vermiş ve kamuoyunu bu konuda yanıltmştır. Bu videolar devam ettiği sıralarda Mahmud efendi hz manevi varisi İsmailğa Vakfı bir açıklama yapma gereği duymuş “Mahmud efendi ile ciddi bir münasebeti olmayan. ve babası sebebiyle evine ziyarete gittiği esnada bile yanına gelmemiş, halkasına katılmamış Nurettin Yıldızın Mahmud efendi ile bir irtibatı yoktur, onu anlatacak onu vasfedecek bir salahiyeti ve yetkisi de yoktur” şeklinde açıklama yapma gereği duymuştur Hayri efendi Oğlunu küçük yaşta hafızlığa vermiş sonrasında nasıl olduysa Suud Hükümetinin okuluna girmiş orada 4 sene kalmış.. ve ne kaptıysa orada kapmış Nurettin Yıldız’da vahabi izleri …yazılıyor Nurettin Yıldız Mustafa islamoğlu yakınlığı …yazılıyor Nurettin Yıldızda…

Laiklik – Şeriat Savaşı

Allah’ın yüce adıyla.. Laiklik – Şeriat savaşı devam ediyor. Müslüman halkı Şeriattan koparıp toptan laik yapmak isteyen Vatikan komitesi son yıllarda bu iş için müslüman görünümlü ilahiyatçılar piyasaya sürdü. İlahiyatçı etiketiyle kendini Allah hakkında, Din hakkında konuşmaya, yeni şeyler uydurmaya yetkili zanneden bu gizli papazlar 1400 senedir duyulmamış görülmemiş şeyleri dine sokmaya çalıştılar. Kur’an Ayetlerini evirip sündürüp manasını tahrif etmekten ibaret çürük yöntemleriyle nice cahilleri arkalarından sürükleyi de başardılar Bu kabilden “Laiklik Kur’an’ın emridir” lafını öteden beri duyar işitir ve umursamazdık. Bunun tutmadığını, İslam milleti nezdinde kabul görmediğini fark eden Vatikan komiteleri şimdilerde yeni bir laf icat ettiler ve haşa ki “Allah laik bir varlıktır. Laiklik Allah’ın gizli ismidir” gibi en çirkin küfürleri pervasızca savurmaya başladılar. Bunlara hak ettiği cinsten verilecek cevap Bediüzzaman’ın dediği gibi “Vatikan bizden 6 sayfalık cevap istemişler, ben onlara 6 sayfa değil 6 cümle değil 6 kelime değil bir tek “hkrrak tuh” suratlarına tükürdüğüm bir tükürükle cevap verdim” Deccalizm çağına yaklaştığımız bu asırda “hakkı batıl batılı hak” gibi göstermek zamanın en tehlikeli fitnesi olmuş, Din Allah düşmanı şeytanlar “kurtarıcı kahraman! olurken Allah’ın dostları âlimler seyyidler ise -haşa- sahtekar işbirlikçi hain diye yaftalanmıştır. Hakkı haykıran alimler fesli deli!, iki lafından biri yalan olanlar ise bilim adamı, cesur…

Sana Haram olsun!

“sana söz” klişesiyle halkı kandırmayan cehape şeyleri şimdilerde depremzedelere köpürerek güya verdikleri yardımları haram ediyorlarmış. Bunun üzerine iki kelam. Allah’ın yüce Adıyla  1) kelam: Haram olur mu ?  Hayır olmaz. kişi gönüllü olarak yaptığı bir hayrı, verdiği sadakayı akabinde haram etme yetkisi yoktur.  Helal Haram Allah’ın elindedir. Sadaka-hayır Allah için yapılır yani o Allah’a verilmiş sayılır. O yüzden Kur’an “kim Allah’a ödünç verecek” sözüyle müminleri Allah yolunda infak etmeye teşvik eder. Allah’a verilmiş bir şeyi geri almak/almaya çalışmak ancak inanmayan işidir 2) Kelam : Verilmiş bir mal hiç mi haram edilemez, bunun yolu yok mu? iki yolu var;  Birr) verdiğin malı bir şeye karşılık verirsin, mesela (gerçek/sanal) dükkandan mal satın aldın, ödeme yaptın sana dediler “bir hafta içinde adrese teslim ederiz.” Bir ay bekledin iki ay.. mal yok! Dükkana gittin “biz senden para almadık” diyorlar. Resmen dolandırıldın! işte şimdi haram olsun demeye hakkın olur.  İkii) Borç verdin ve imkanı var ama ödemiyor.. bir yıl geçti iki yıl.. yok. umudu kestin. şimdi “haram olsun” diyebilirsin.   Görüldüğü üzere verilen mal eğer bir geri dönüş anlaşması ile verildi ve geri dönmüyorsa o zaman kişinin hakkı yenmiştir o hakkını haram edebilir. Peki depremzedelere verilen yardımlar hangi geri dönüş anlaşmasıyla verilmiş ki haram olabilsin…

Verilen oylar bizi günaha ortak eder mi?
ANALİZ , Bidat ehlini redd / 28 Nisan 2023

Allah’ın yüce Adıyla  Soru: Bazı kişiler oy vermeyi su sözlerle günah sayıyorlar: “Milletvekili adı üstünde milletin vekili, vekil ne yaparsa müvekkil adına yapar. Kurbanda senin adına vekilin Kurban kesmesi ve ancak senin kurbanını olması gibi. Dolayısıyla milletvekillerine oy veren kişi onun yapacağı tüm küfür ve günahlara ortak olur, kendi yapmış gibi defterine yazılır” diyorlar. Bu sözler doğru mudur? Cevap Yanlıştır. Bunlar çoğu ahmak olan vahabi laflarıdır. Türkiye tipi vahabilerin lafları. Türkiye tipi kaydı önemli. Çünkü Arabistan’da vs diğer ülkelerde olan selefi hocaları oy vermek farz derken bizimkiler küfre Hizmet ettiğinden oy vermek küfür derler. Ele başları bir yerlerden aldıkları büyük paralarla onlara hizmet eder ve Allah’a müminlere iftira ederek oy vermeye “küfür” yaftasını yapıştırır bunu anlarız da.. arkadan giden sürülere ne oluyor! Nasıl kanıyorlar bunun zehirini nasıl tutuyorlar ?  Şimdi içerinde kör bir inat olanlara değil ama biraz insaf ve izan taşıyanlar icin anlatalım da uyanacak olan uyansın  Evvela, Kurban vekaleti misali üzerinden yaptığı kıyas geçersizdir. milletvekillerine biz vekalet verirken bize verdikleri sözler ve parti tüzüklerindeki maddeler konusunda vekalet vermiş oluyoruz. “her ne yaparsanız yapın!” değil bu itibarla parti tüzüğünde laiklik bulunan, lgbt’yi desteklemek bulunan kişilere (chp ip)e vekalet vermiş olsa birileri Evet o anda günahkar olurlar. ve o fiiliyat…

Abdest Alırken İşlenen şirk ! Safsatası

Allah’ın yüce Adıyla  Amerika’dan fonlanan Edip Yüksel adındaki zındığın örgütünden İskender kod adlı biri çıkmış “milyonlarca Müslüman abdest alırken şirk işliyorlar” gibi bir zırvayı savurmaktadır. videoda görülen İskender kod adlı şahıs suretindeki şeytan koskoca ümmeti Muhammed’e “8 aşamalı abdest alırken şirk işliyorlar” diyerek büyük bir iftira ediyor ve milyarlarca insanların hakkına girmektedir. bunun ahirette kurtulması mümkün değil. bu gibi Facebook zibidileri TikTok fenomenleri karşılarında herhangi bir hoca/alim olmadığı için rahat bir şekilde sallıyor ve insanlara değişik gelecek sözlerle reytinglerini takipçilerini artırarak ceplerini doldurmaya çalışıyorlar. “Allah yalancıları kahr eylesin” Zariyat 10 Şimdi bu yalancının iftiralarına kısaca değinelim bir iki cevap verelim Kur’an-ı Kerim abdestte 4 azayı yıkamayı emrederken ümmeti muhammed 1400 yıldan beri 8 azayı yıkayarak Kur’an’a aykırı davranıyormuş o yüzden günah ve şirk işliyormuş..! Allah aşkına böyle abuk subuk ipe sapa gelmez bir lafa değer verip cevap vermeye değer mi ? vallahi benim açımdan değmez. Ancak O ki sizin gibi kardeşlerimiz bile bunlara itibar edip bunu bir sorun olarak görüp bize taşıyorsa üzülerek cevap vermek gerekiyor Abdest Ayeti “Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin.” Maide 6 1 cevap Abdest…

Ömer Öngüt ve Misyonu

Allah’ın yüce Adıyla.. Ömer Öngüt’ün kimliğini deşifre  Bu yazı Ömer Öngütün ölümü üzerine yapılmış bir çalışma değil, Ömer Örgüt henüz görevinde aktif iken biz onu deşifre etmişiz ve karanlık mihrakların piyonu olduğunu tespit etmişiz.. Öncelikle Ömer Öngütün kendini nasıl tanımladığını, elemanlarının onu neyle anlattığını görelim, sonra da kendi lafları, kitapları ve yerine getirdiği misyon üzerinden onun hakkında biz bir deşifre yapalım Ömer Öngüt kendinden menkul olarak “Şeyh Esat Erbil’inin halifesi şeyh Yakup Efendi’nin müridi ve halifesi imiş. Gündüzleri Yakup Efendi’nin irşadı altındayken geceleri Esad efendinin manevî terbiyesi altında yetişmiş! Yakup Efendi’nin ölümü üzerine güya düzce Adapazarı yöresinde irşad(!) görevine başlamış! manevi mertebeleri öyle bir katetmiş ki hatemül evliya mertebesine yükselmiş..!” Buyur, kendine evliyaların sonuncusu diyen bir nadan! Kendi müritleri (elemanlarına) göre ise Ömer Öngüt zamanın en büyük evliyası! kutbu azamı! ve evliyaların sonuncusu! O mürşidi kamil ve seyyid! Ümmetin 73 fırkaya bölündüğü bir asırda kurtulucu tek fırka Öngüt fırkası! Ve 72 fırkanın sıfatını vasfını ifşa ederek insanları kurtulucu tek fırkaya -kendi örgütüne- çağıran kurtarıcı ! Yine müritlere göre Ömer Öngüt sır denizi, hakikatin menbağı! O yüzden vakfının adı hakikat vakfı ! Çıkardığı dergi hakikat dergisi, onun ciltler dolusu kitapları ilham yoluyla kaleme alınmış birer hakikat huzmeleri! İlhamla yazıldığı için vahiy…

Medrese ihtisas Konuları ve Neo-Selefiler

Yüce Allah’ın ismiyle.. Salât ve selam nebiyyi zi şan Hz Muhammed’e ve âl ve Ashabına ya Rabb ilmi Terakki içinde ihtisas alanlarının seçimi adil ve stratejik olmalı. zamanın icapları ihtiyaçları çok iyi analiz edilip ona göre seçim yapmalı.. Elhamdülillah Medrese ilimlerimiz ilmi seviyemiz çok yükseldi. Bu iş ilk başladığında İzhar’ı Nur-ul İzah’ı okuyan hoca oluyordu.. Sonra Multeka, Kuduri okuyan hoca oldu Sonra Damat (Mecmaul Enhur) Lubab okuyanlar hoca sayıldı Sonra Üsul-ü fıkıh; Mir’at el-Usul okuyan, Hidaye okuyan mezunlar ancak hoca olabildi Şimdilerde ise o muazzam eserleri: Mir’at’ı, Hidaye’yi okutabilenler hoca/alim kabul ediliyor.. Elhamdülillah.. Bu arada medreselerde mollalar/ alimler farklı ilim sahalarına yöneldiler; ilimlerde ihtisas yaptılar ve nice ihtisas medreseleri açıldı. Ancak cemaatin liberal yapısı gereği her hoca hizmet/ilmi ilerleme alanını kendisi belirlemesi hasebiyle ekseriyetle Fıkıh alanına yönelme olmuş ve daha ziyade Fıkıh İhtisas Medreseleri açılmıştır Bu itibarla belki bu zamanda Fıkıh kadar önemli Siyasi Kelâm alanında da ihtisas Medreseleri açılmalı ve nice mutehassıs siyaset kelamcılarımız yetişerek bu tür Ebu Cahiller sürüsünün ifsad ve tahribatlarına karşı cevaplar, tiryaklar sunmalıdır. Hatta Siyasî Kelâm Medresesinin özel bir fakültesi sırf bu neo-selefi\vahabi grub üzerine yoğunlaşmalı ve özelde bu Ebu Hanzalanın lafları konuşmaları iddiaları tek tek incelenerek yediği bütün herzeleri, idlal ve iğvaları Ehli Sünnet ölçeğinde…

Sahte Şey-h Masum Bayraktarın 2012 de Silinen yazısı

Yüce Allah’ın adıyla.. Kıymetli okuyucu, tarih boyunca her değerli metanın çakması, her pahalı eşyanın sahtesi olduğu gibi Peygamberin de sahtesi çıkmış Mürşidlerin de sahte kopyaları çıkmıştır. Hatta şeytanın avanesi sahtelik üretmede sınır tanımamış ilah’ın bile sahtesini çıkararak kullarını Allah’tan koparmak istemiştir. Bu bakımdan insanların bir uğraşı da her devirde sahteyi gerçeğinden ayırt etme meselesi olmuştur. Bunun için türlü aletler, marka tesciller, patent sistemleri icat etmişlerdir. İnsan meslekleri arasında sahte olanı gerçeğinden ayırt etmek için ise diploma/ icazetname sistematiği ihdas etmişlerdir. Dolayısıyla bir mürşid,  bir Tarikat şeyhinin hakiki ve gerçek olabilmesi için Şeriatta istikametli, Sünnete ittibalı olması yanında sağlam hakiki bir mürşid elinde terbiye görmüş, kemal’e ermiş ve ondan irşad konusundaki izinli icazetli olması gerekmektedir. Masum Bayraktar’a gelince.. Masum Bayraktar sayılan şartlardan hiç birini taşımaz. Bir mürşid elinde terbiye görmemiştir, herhangi bir izni, icazeti, yeterliliği de yoktur ve hatta şeriatta istikamet sahibi olmaktan bile uzaktır. Bu Masum Bayraktar adlı şahsın şeyhlik taslaması her açıdan geçersizdir boştur. Nefsani emellerine matuf, saf ve bilgisiz insanları kandırıp peşine takmaktan ileri bir şey değil. Bunun Tarikatta en yüksek bir noktaya; şeyh olmaya nasıl göz diktiğini İsmailağa Mahmud Efendi Hz tarikatı büyükleri yıllar öncesinde tespit etmişler ve bunu afişe ederek halkı uyarmışlardır.  Bu o zamanlar o garazını…