Allah Nerede

10 Kasım 2024

Bismillahirrahmanirrahim

Allah haşa Nerede veya Allah gökte mi veya semada mıdır? Mevzuları üzerinden yapılan tartışma/münazara üzerine..

Evvela: Bu, islam akaidinin derin ve ğamiz konularından mahrem bir konudur ki avam önünde tartışılması, avamın tartışma içine çekilmesi caiz değildir.

Böyle bir konu için 2 saat konuşacak bir şey de yok. 10 dakika yeterlidir. Vahabi/harici zihniyetin Türkiye’de en inatçı militanı ile masaya oturmak doğru muydu mahzurları neydi konularına girmeye gerek yok çünkü ölenle olana çare yok geri gelmez. Bu sayfada sadece bende-i Hak bu konuda herkes için ne söyler nasıl söyler onu aktaracağım inşaallah

Başlarken.. Allah nerede ? mevzuu neden derin bir konu, neden basit bir cevabı yok ?

Çünkü hakkında nazil ve varid olmuş nasslar tevillidir. Çünkü Allah’ın zatı ile alakalı tüm sözler kelimeler lugatler eksik ve kusurludur. Yani insan aklı Allah’ın zatını ihata edemez, ihata edemediği şeyi fehim tarif edemez. Allah nerede sorusu doğrudan Allah’ın Zât-ı subhaniyesini işaret ediyor, Zat üzerinden bir şandan sual ediliyor. Hâlbuki en başından Allah’ın Zatı hakkında konuşmak, düşünmek hele şekil vermek haramdır küfürdür. Ve ancak avam nezdinde Allah nerede sorusu doğrudan şekli ihsas ediyor. O yüzden Allah’ın zatı hakkında söylenecek tek kelime “sübhanallah” yani onu Tenzih etmek.

İslam’ın altın çağında Allah Rasulünün mübarek varlığı sayesinde kalpler saf akıllar duru ve nurlu idi. Kur’an’ın manaları layıkıyla anlaşılıyor muhkem ayetler üzerinden hükümler alınıyor müteşabih ayetler ise hiç dokunmadan olduğu gibi okunuyordu. Selefi Salihinin Allah hakkında (vech yed sâq isbağ fissema gibi) müteşabih (manası düz lugate uymayan) kelimeleri kendi ifadeleri içinde kullanıyorlar ancak kendi lisansları da arapça olduğu için bu telaffuzlar birer tercüme veya farklı anlam yükleme olmuyordu. Bu itibarla ilk asırlarda İslam dünyası bu yönden hiç bir sıkıntı yaşamadı. İslam itikadı olanca saflığı içinde korundu muhafaza edildi. Sonra devran döndü. İslam kıtalara yayıldı..

Mecusiler ateşperest İranlılar şamanist Türkler putperest hintliler paganist Afrikalılar ve türlü türlü sapkın inançlara sahip dünya insanları İslam’a girmiş oldular. Bunlar islam inancını anlamaya çalışırken elbette o kusurlu yaralı ve kirli akıl ve fehimleriyle bunu yaptılar. Tamam İslam’a giriş bir arınmadır ancak arınma kalpte ve amel defterinde olmakta. Düşünce yapısı, algı biçimi, eşyaya anlam yükleme gibi fikir/zihin fonksiyonları olduğu gibi duruyor. Bütün bunların islamlaşması bir süreç ister, sağlam ilim halis niyet eğitim ister. Kimine nasip olur kimine de olmaz ve sonuç 1 tek fıkra inancını muhafaza eder, 72 fırka ise inancını kirletmiş olarak temizlenmek üzere cehennemi boylar

İşte bu nokta ‘acemlerin İslam’la tanışması ve İslamı yorumlaması’ İslam inancında yaşanan Selef-Halef daralma noktasıdır. Selef’i en iyi anlayan islam inancını en iyi kavrayan Halef uleması hadiseye vaziyet etmiş ve İslam’ın safi pak akidesini bu acemilere anlatma işine koyulmuştur. Selefin dokunmadığı o müteşabih mahrem kelimelere hemen hepsi TENZİH’e çıkan birer anlam elbisesi dikmişlerdir. böylece cahil acemilerin zihinlerinde uydurdukları batıl tefsir ve tevillerin önünü kapatmışlardır.

Şimdi yaşanan şey, bin yıl sonra kendine selefi adı takmış -harici meşrep- birileri çıkmış bu elbiseleri yırtmak istiyorlar, o müteşabih kelimelerin mahremiyetini ortalığa saçmak istiyorlar..!

Tabi her mubtilin yaptığı gibi batıl davasını sureti haktan görünerek yapacak ve güya şirke bulaşmış batmış milleti kurtarmak istiyormuş, insanları Selefi Salihinin hak inancına çağırıyormuş gibi konuşacatır. Allah semada yok uluvde gibi konuları tartışmak ise birer bahane. Aslında bu EBU_Cehalet haricî tayfasının istedikleri şey tam olarak bu milleti meşayıh-ı kiram hazeratımdan koparıp kendi arkasına dizmek. O yüzden bunların bütün tartışmaları konuları mutlaka tasavvufa gelecektir. Asıl tartışmak istediği şey tasavvuf ve tarikattir. Çünkü görüyor biliyorlar ki millet tasavvufa gerçekten meylediyor Şeyhlere tazim ve muhabbet ediyor. Garazları bu muhabbeti tahrip etmek yok etmek..

İşin hakikatini bilen bir alim şöyle dedi “Ömer hoca tartışmaya şöyle başlayacaktı “önce söyle bakalım ben sana göre neyim mümin mi kafir mi?” O zaman iblisi köşeye sıkıştırmış olurdu. Suratına takındığı o şirinlik maskesini dakkada indirmiş olurdu. O maskeyle bu mubtilin tribünlere oynadığını bunu tanıyan herkes anladı. Tek başarıları(!) müslüman kesmek katletmek olan IŞİT (deaş)a militan yollamaktan hapse girmiş olan bu müblis belli ki hapiste epey düşünmüş taşınmış ve davası için bedel ödemiş bir kahraman(!) olarak çıktığı hapisten sonra nasıl bir takiyye nasıl bir yordam takınacağını iyi hesap etmiş! O hocam hocam deyişler o sırıtmalar.. terörist imajını tazeleme çabası başka değil..

Gerçek maksadı Ehli Sünnet bir hocayla “Allah Gökte mi mekanda mıdır Konusunu tartışmak olmadığı Ebu şeyin “Tamam Allah münezzeh..” demesiyle ilk anda belli oldu. İşte o noktada Ömer hoca “Bunu itiraf ettiğine göre maksat hasıl oldu konuşacak bir şey kalmadı” deyip kalkıp gidecekti, bunun şirinlik tiyatrosu çevirmesine müsaade etmeyecekti.

İşin bu yönünü fark eden bir düzine alim hocalar o yüzden bir o kadar video kayıt çekerek avamın dikkatini çektiler. Ömer hocanın bu gayreti ve cesaretiyle en azından bu hariciye “Allah mekandan münezzeh mekana ihtiyaç duymaz” dedirtmiş oldu ki bir neo+selefi’nin bunu itiraf etmiş olması hariciliğin topraklarımızda zayıflaması adına önemli bir gelişme

“Allah Rahman iken, Muhammed rahmet peygamberi sas, islâm selamet dini iken neden siz bu kişilere karşı sert hoşgörüsüz yaftalayıcı bir tutum takınıyor arayı bulmak yerine hepten uzaklaşma cihetine gidiyorsunuz ?”

Cevap

Hayır, onlardan biriyle yüzyüze gelsek, karşımızda bir nefs olacağı için biz de İslam’ın güzel ahlakını ortaya koyar müsamaha ve sabırla muamele ederiz lakin bu sayfalarda biz bir kişi ile değil bir fikir, bir örgütle mücadele ediyoruz. Bu tür örgütlere karşı müsamahalı olmamız mümkün değil. Hem bazen sertlik ve katılık da güzel ahlaktandır Tevbe 73’ü oku.

..ve onlara karşı sert ve katı ol”

Ehli sünnet müminler olarak en büyük bela ve musibetimiz tarihte haricî fırkası şimdilerde ise rafızi ve vahabi tayfası olmuştur

Rafızîler ve Vahabîler.. Bunların ortak yönü ‘imanı’ tekellerine almışlar, kendileri dışındaki tüm müminlere ‘kafir’ damgası vurarak canlarımızı mallarınımızı ve namuslarımızı helal saymışlardır! Toplum önünde gizledikleri bu gizli ajandaya sahip olmaları yani takiyye yapmak da diğer ortak yönleri. Fırsat buldukları ilk karışıklıkta senin benim boğazıma hançeri saplayacak, malını gasp edecek, hanımına kızına göz dikecek birilerine teessüf ederim hoşgörü ile bakamazsın. Yaparlar mı yapmazlar mı isim liderleri Abdulvahhab’ın Osmanlı’nın zayıf anını fırsat bilerek Suudilerle bir olup Arabistan’da neler yaptığına bak anla. Ermeni çeteleri gibi örgütlenip nasıl müslüman kanı akıttığını ve bunu TEVHİD uğruna yaptığını gör !!

Rafızîlere göre rafızi olmayan herkes imansız kafir! çünkü imanın 6 şartından biri onlara göre ’12 imama inanmak!‘ Artık seni ya rafızi yapacak ya da fırsat bulursa katledecek !! O yüzden bunlara asla müsamaha göstermemeli, hainlikleri daima dile getirilmeli ve hiçbir şekilde propaganda yapmalarına izin verilmemelidir. Seni görünüşte kabul edici kucaklayıcı davranışlarına da aldanmamalı bunun bir takiyyeden ibaret olduğunu unutmamalıdır. Yani takiye burada ikiyüzlülük, gerçek kimliğini niyetini ve garazını gizleme.. bunların şerrinden Allah’a sığınıyoruz

Vahabilere* göre de vahabi olmayan çok kimseler kâfir! Çünkü bunlara göre tevhidin Allah’a imanın 3 parçası var : uluhiyet, rububiyet, ubudiyet tevhidi. Yaptığın herhangi bir iş bunun kriterinde imana aykırı olabilir Çünkü imanın bir şartı bunlara göre ‘amel’ Onun istediği tarzda eğer amelin yoksa veya istemediği şeyler varsa tasavvuf, evliyaya hürmet, oy verme, memur olma, mahkemeye müracaat varsa sende derhal müşrik damgası yersin ve ilk fırsatta bunların kılıcına kurşununa hedef olurdun. İşte IŞİD denilen çapulcu sürüsü bunlarla dolu. O yüzden asla vahabiye müsamaha göstermemeli hainlikleri daima dile getirilmeli. *Bilerek bir H ile yazıyorum

İsa Erdoğan

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın