Bismillahirrahmanirrahim
Soru: Abdülaziz Bayındır da meal yazmış Tekvir Suresi 4. Âyeti biz
{ وَإِذَا ٱلۡعِشَارُ عُطِّلَتۡ }
“Ve işâr (on aylık hamile develer) muattal bırakıldığında..” şeklinde okuduk hep. Süleymaniye Vakfının çıkardığı mealde ise “toplumsal ilişkiler kesildiğinde” şeklinde bir mana verilmiş. Bu doğru mudur ?
Her önüne gelen Kuran’a istediği manayı verebiliyor mu ? Bu işin ölçüsü kuralı nedir?
Cevap:
Hayır Tekvir 4. ayete “Toplumsal ilişkiler kesildiğinde” manası vermek doğru değildir, Allah’ın muradından sapmaktır. Ayetleri tefsir etmek Allah’ın kastını muradını açıklamak içindir, akla yatan, nefse uyan, kulağa hoş gelen, alkışı bol olanı üretmek için değil!
Süleymaniye Vakfının Ehl-i Sünnet yoluna ‘gelenek!’ yaftası vurması ve Tefsir ulemasının verdikleri doğru manalara ‘uygunsuz!’ demeleri bir küstahlık ve sinsi bir projeye hizmettir. Bu projenin temel gayesi Ehl-i Sünnet islam’ını ortadan kaldırıp küfrün Hristiyanlığın önünü açmak ! Bunun ilk adımı İslam alimlerini gözden düşürmek olduğu için ulemanın kitaplarında tefsirlerinde kusur/açık arar dururlar

Esasen Süleymaniye Vakfı, başlarında olan prof(!) Abdülaziz Bayındır tam Ehl-i Sünnet muhalifi bir şaşkındır . Bu kişi, Allah’a küfür sayılacak çirkin görüşlere sahiptir.
Tekvir Suresi 4. ayete dönersek, gerek Rivayet tefsirleri gerek Dirayet tefsirleri.. hiçbir tefsir çeşidinde bu Süleymaniye vakfı’nın uydurduğu o anlam verilmemiştir. ve esasında ayette geçen العشار kelimesi Arapça lügat ve edebiyatı açısından “toplumsal ilişkiler” manasına gelmediği gibi ‘uttılet” de kesildi demek değildir. Bu durumda bunlar Allah’ın demediğini uydurup Allah üzerine atmışlar, Kitaba iftira etmişlerdir.
Ayetin doğru manasını inkar etme sadedinde ileri sürdükleri gerekçe ise geçersizdir. Çünkü Arap dili ve edebiyatına göre vav (و) bağlacı ‘mutkak cem’ içindir, fertleri bir hüküm altında toplar ancak sıralama bildirmez. Yani onların sandığı gibi değil; önce güneş dürülecek onra yıldızlar sönecek sonra dağlar yürütülecek..!” değil.. “Bu durumda hayvanlar ölmüş olmalı” lafı da bilgisizlik ürünü. Şu kadarını bile bilmeyen kişilerin kalkıp Kur’an meali yazması büyük bir faciadır.
Bu şekil Kur’an’ı kendi görüş/felsefe/işkembesinden açıklayanları(!) Peygamber Efendimiz ciddi tehdit etmiş
من فسر القران برأيه فقد كفر
buyurarak “Kur’an’ı kendi görüşü/felsefesi ile açıklama cüretinde olanların küfre” daldıklarını haber vermiştir.
İslam devleti bu gibi kimseleri dinî kitap yazmaktan el çektirir, tevbe etmeleri için hapseder, imtina ve Dinden irtidat etmeleri durumunda idam eder.
Bu itibarla Ehli Sünnet olduğunu kesin bildiğimiz mealler dışında hiç kimsenin yazdığı derlediği kopyalayıp sattığı meal adındaki kitapları okumamalı, göz atmamalı.
Kur’an’ı Tefsir Edebilmek için gerekli ilmi donanım
Kur’an’ı Tefsir Edebilmek için 15 çeşit ilimde vukufiyet gerekir:
1) Âli ilimlerden: Arap lisanı, lugat, sarf, nahv, meani, beyan, bedii, iştikak
2) Şerî ilimlerden; Akaid, fıkıh ve usulü fıkıh, hadis, esbabı nüzul, Sahabe nakilleri, nasıh-mensuh
…
dvm
isa erdogan
Yorum Yapılmamış