Allahın ismiyle.. Soru: Abdestte kullanılmış su “necis” olduğu gerekçesiyle Abdest önlüğü kullanmak hakkında ne dersiniz? “Bidat” diyenler var, cevabınız nedir ? Önlüğün Kurandan Delili: “Ve elbiseni temiz tut” Müddessir:4 Abdest önlüğü kullanmanın Sünnetten delili: “..kim şüpheliden kaçınırsa ancak o zaman dinini ve şerefini korumuş olur..” Buhari-Müslim Cevap: Abdestte kullanılmış suya kesin “necis” demiyoruz, ancak “Necis olabilir” diyoruz. Çünkü Imam Azam o suya necis demiştir1 Şimdi eğer o su necis ise, demekki elbiseye sıçraması namaz için sakıncalı. Sahabelerin R.Ahm bu zamanda olduğu gibi yüksek lavabo ve tazyikli muslukları yoktu, Onlar abdesti yere çömelerek ve gayet itina ile alıyorlardı.. Bu da bir korunma şeklidir. Bu asırda ise lavabolar ve tazyikle su akıtan musluklar kullanıyoruz. Bu yeni abdest aletleri yeni tedbirler almayı da beraberinde getirmiştir. ve işte takva bir cemaat o müstamel sudan korunmak için önlük kullanmayı tercih etmişlerdir. Sahabenin yerde itina ile abdest alması ile önlük kullanmak arasındaki ilişki ortak hedef/illet’e hizmet etmesidir yani o sudan (mâ-i müsta’melden) korunmaktır. Dolasıyıyla önlük islamda var olan bir gayeye hizmet ettiği cihetiyle bidat değil, müstehap olur. Tıpkı sesi daha uzağa ulaştırmak için namazda ezanda hoparlör kullanmak gibi. Sesi uzağa ulaştırmak islamın hedefidir.. eskiden dama çıkmak bunun aracı iken şimdi ise hoparlör kullanmak bir araçtır. Gaye…
Allahın yüce Adıyla Sual: Kurban Bayram günü kurban vazifesi niyetine kasaptan et alsam kurbanım olur mu ? Cevab: Olmaz. Kevser Suresinde Rabbimiz apaçık “Rabbin icin namaz kıl, ve boğazla (kurban kes)” diyor. Peygamberimiz sas de bizzat kendi elleriyle her kurban günü kurbanlıkları boğazlamış ve bu vazife fıkıh kitaplarımızda böylece “Bogazlamak gerekir” şeklinde tescil edilmiştir. Bu itibarla Allahın emri yerine gelmesi için boğazlamak, âmi tabirle kan akıtmak gerekiyor. Başkasının ticari maksatla kestiği hayvanın etini reyondan satın almak, elbette bu Ayet ve Hadislerle amel etmek olmayacaktır. Kurban Allahın Bizlere Ziyafeti Evet Kurban vazifesinin infak ve ziyafet boyutu da var. Yani Allah Kurban Bayramında bayramın gereği kullarına ikramda bulunur; yaratmış olduğu dünyanın en leziz en pahalı en faydalı yemeği “et yemeği” ile ziyafet çeker.[1] Bunu zengin kulları elinden yapar..“Kasaptan et alıp” pişirmek, konuğa komşuya vermek yedirmek evet meselenin bu yönünü karşılayabilir ancak Kurbanın özü ve gayesi bundan ibaret değil. Nedir Kurbanın Mana ve Gayesi ? Kurban; Beslediğin büyüttüğün, alıştığın, sevdiğin, zorlukla edindiğin bir hayvanın Allahın emriyle boğazlanması; gözlerimiz önünde Allah için can vermesi ve sahibinin buna ailecek şahit olması ve bunun insan nefsine ve ruhuna sağladığı rikkat, merhamet, letafet, Allaha itaat, teslimiyet, aidiyet, feda gibi bildiğimiz bilmediğimiz bir çok manaları hâvî ulvî mâlî…
Allahın Yüce Adıyla.. Bu yazı korona virüs salgınının dünyayı sardığı ve yüzlerimizde maskeyle dolaşmak zorunlu olduğu bir zamanda yazıldı. Pandemi/Maske ilmihali Soru 1: Hocam ağzımda maske var.. esnerken yine elimle ağzımı kapatmak zorunda mıyım yoksa maske yeterli mi ? يا شيخ عند ما ارتدي الكمامة، إن أتثائب فهل علي أن أضع يدي علي فمي أم الكمامة يكفي ؟ Cevap 1: maske yeter Soru 2: Hocam camide 2şer metre mesafe ile saf tuttuk ve ancak ön safta gördük ki iki kişi arasında 4 metre var, bir kişi girebilir yani.. oraya girmek gerekir mi yoksa arka saflarda da kılabilir mi ? Cevap 2 : arkada kılabilir, o yere geçmesi evladır Soru 3: Musafaha yapmak sünnet.. “Eller birbirine değdiği anda günahlar dökülür..” Pandemi sebebiyle ise şimdilerde temassız selamlaşma yapıyoruz.. bu sevabı almış oluyor muyuz? المصافحة سنة و “حين تلاقي اليدين تسقط الذنوب..” و الآن نحيي عن بعيد من أجل الوباء. فهل لنا الأجر الموعود ؟؟ Cevap 3 : musafaha sevabını tam alır çünkü niyeti tam Soru 4: Namazda sessiz kıraatin ölçüsü kulak okuduğunu işitmek.. ağzımda maske olduğu için ne okuduğumu duyamıyorum. Kendim ve belki yanımdakiler duyacak kadar biraz daha sesli okusam olur mu ? ومن شروط القراءة الخفية في الصلاة النهارية سماع أذنه. وحيث كان علي فمي…
Allahın Yüce Adıyla Müslüman nisab miktarı mala, yani 85 gram altın veya o kadar para, veya o değerde satılık, yatırımlık ticaret malına sahip olduğu günü iyi tespit etmeli, kenara yazmalı. O güne zekat miladı denir. Zekat miladı üzerinden bir sene geçince kırkta bir zekat vermek farz olur. Şöyle ki : Ahmet’in zekat miladı mesela Ramazan ayı 1440 yılı olsun. 1441′ in Ramazan ayı olduğunda Ahmet bakacak elinde ne var ? 110 gr altın ederinde parası var. Ne kadar borcu var ? 10 gram altın ederinde. Borcunu nisabdan düşer. Demekki 100 gramlık zekat malı var. Bu 100 gram altının kırkta birini zekat olarak verecek. Yani Ahmet 2.5 gram altın verecek. Not: Nisaba malik olduğu gün (zekat miladı) ile zekatı ödeme günü arasındaki iniş çıkışlar önemli değil. Bu süre içinde elde ettiği bütün zekat malları, yeni olsun eski olsun, nisaba katılmalıdır. Yani zekat ödeme vaktinden bir gün önce eline bir mal girişi olsa onu da nisaba ilave eder. Bundan sonra her sene zekat miladı gününde elindeki mala bakar, borcunu düşer, kalan malın %2.5’ini yani kırkta birini zekat olarak verir. Nisaba malik olduktan sonra iflas etse sıfırı tüketse, sonra yeniden sahip olsa milad yenilenmez. eski miladı geçerlidir. Ahmet dilerse zekat ödeme vaktini geri…
13.04.2019 – Yunus Demir: hocam cenaze namazı kılarken cenazeyi tanımıyoruz yalnız yakın arkadaşımızın akrabası veya abisi bunun için hocanın nasıl bilirdiniz veya şahitlik eder misiniz demesine orada ne demeliyiz “iyi olduğuna şahitlik ederiz” dersek vebal olur mu ? – Isa Hoca Cevaplıyor: Tanımadığı kişinin cenazesinde nasıl bilirdiniz sorusuna sukut etmelidir. Nitekim iyi bilmedigin biri hakkında “iyi biliriz” sözü de ona fayda etmez. Çünkü bu yalancı şahitlik olur. Allah yalancı şahitlik yapanın şehadetini kabul etmez. 13.04.2019 – Muhammed Molla : Hocam aynı yerde birden fazla kişi aynı secde ayetini okusalar her biri için ayrı ayrı mı secde yapmak gerekir yoksa bir secde yeterli midir – Isa Hoca Cevaplıyor: Her okuyan için ayrı bir secde.. 14.04.2019 – Ali Osman Başoğul: hocam Bir işyerinde çalisan işçi kendi istegi ile işten çıkıp Işyerine tazminat davasi açip kazanması halinde aldığı para helal midir haram midir – Isa Hoca Cevaplıyor: Tazminat zarardan olur. Burada zarar yok. Alamaz helal değil 14.04.2019 – Salim Secginer: hocam çalışmış olduğum dernek iki katlı cemaat kalabalıktı oturarak namaz kılan abilerimiz üst katta diğerleri alt katta cemaat olarak namaz kılındı bu caiz midir ? – Isa Hoca Cevaplıyor:: Yer darlığında caiz görülüyor ancak sizin dernekte farz namaz kılmak mekruh çünkü Bilal Habeşi…
04.04.2019 Abdullah Öteki: Hocam vadesiz altın hesabı caiz mi..hesaba para yatıracak hesapta altın görünecek – İsa hoca cevaplıyor : “Faizsiz banka ise caiz.” der Mehmet Savaş hoca 04.04.2019 Abdülkadir : Hocam bir işyeri olan arkadaşımız eşini kendi işyerinden sigortalı göstermiş ve eşi doğum yapmış devlet doğum parası 5500 tl veriyormuş bunu almamız caiz midir diye soruyorlar – İsa hoca Cevaplıyor: Alır. Çünkü devletin çalışan kadına doğum teşviki verip evinde çocuklarının başında kalana vermemesi adil değil.. ve diğer sebepler.. 604.04.2019 Abdullah biri : Hocam recm kuranda geçiyor mu ? şeriatta olması gereken ceza bu mu eşcinsellikte ? – Isa Hoca Cevaplıyor: Recm cezası, başından nikah geçmiş zina edip itiraf eden veya 4 adil şahit ile suçu ispat edilen kişilerin evet Kurandaki cezasıdır. Ancak recm ayetleri lafzan nesh edilmiş, hükmü ise baki kalmıştır. Yani Allah ayeti indirmişti sahabeler recim ayeti okurlardı, ancak Allah kelimelerini kaldırdı lakin recmin gereğini, geçerliliğini korudu. Lut kavminin çirkin amelini işleyen kişilerin cezası şafi mezhebince aynen zinakarın cezasıdır. Bekar ise 100 sopa, evli ise recmedilerek idam edilir. Hanefi mezhebince bunların cezası tazir dir. Tazir, ölüm de olabilir daha hafif bir ceza da olabilir. Duruma göre hakim hükmünü verir. 05.04.2019 – Abdussamet: hocam kurasız işçi kasap olarak hacca gitmek…
Çarşafın Kuran kıyafeti olduğu gerçeğini mantıkî delillerle ispat Özet: Allah kadınlara tesettürü emretmiştir. Bunda şüphe yok. Tesettür örtünme demektir. Şu halde bir kıyafet ne kadar çok örtücü olursa Allahın emrine o denli sarılmak olacaktır ki bu çarşaftır. Çünkü en çok örten kıyafet budur. Açıklama: Ahzab:59 ..ve müminlerin kadınlarına da söyle üzerlerine cilbab çeksinler.. Ahzab:53 ..ve Nebi eşlerinden bir şey soracağınız zaman perde arkasından sorun. Bu kalplerin temiz kalması için daha uygun.. Nur:60 evlenme ümidi kalmamış kocakarı da olsalar kadınlar iffetli davranıp dışarı kıyafetini kuşanmaları daha iyi olur.. Ahzap:33 Peygamber eşleri eğer takva olmak istiyorsanız.. dahi evlerinizde oturun önceki cahillik döneminde ki gibi süslenip sokağa çıkmayın Bu ayetler ekseninde Tesettürün varlığını herkes kabul ettiğine göre, şimdi mantık ve akıl konuşacak: Tesettür s-t-r kökünden gelir ve örtmek gizlemek demektir. Insanı başkalarının gözünden gizlemenin aracı 3 şeydir: ev, perde ve kıyafet. Burada konumuz 3.sü yani dışarı kıyafeti. Malumdur ki “örtme, örtücü olma” vasfında kıyafetler içinde en düşük olanları var ve en yüksek olanları var. En düşük olanlar üç çeşittir. 1) Tülden imal edilmiş transperan gibi şeffaf kıyafetler. Bunlar boydan olsalar da cesedi örtmez gösterir. 2) sterç gibi dar olanlar. Bunlar da cesede yapışır ve kadın fizikini belli eder örtmemiş olur. 3) Dekolte kıyafetler….
Allah’ın yüce Adıyla Türkiye müminlerinin emiri “Sen başımızda ol yeter” tebcilinin muhatabı o zat irticalen yaptığı bir konuşmada “İslamiyet’in güncellenmesi gerektiğinden” bahs etmiş, ve anlayışı kıt bazıları bu sözünden onu vurmak, gözden düşürmek hevesine kapılmışlardır. Doğrusu, bir müminin ettiği lafı müminler mümkün mertebe hüsnü zanla tevil ederek onu istikamet dairesi içinde tutmaya çalışmalıdır. Doğru yol budur. Bu yazı bu maksada mebnidir Güncelleme.. yani bugüne uyarlama. Kadim İslam literatüründe karşılığı olmayan bu yeni kelime bazı dînî ahkâmın zaman ve zemine göre yenilenmesi “ictihad” “Tecdid” veya “Teysir” şeklinde anlaşılabilir. Osmanlı imparatorluğu’nun son devrinde Osmanlı alimlerinin çıkardığı “mecelle-i ahkam-ı adliye” isimli şaheser’de “Ezmanın tegayyuru ile ahkamın tegayyuru inkar olunamaz” denilerek zamana göre dini hükümlerin değişebileceğine vurgu yapılmıştır. Sayın cumhurbaşkanı güncelleme derken bunu kastetmiştir diyerek meseleyi burada noktalayabiliriz. Konuya ilgi duyanlar için şöyle devam edelim Dinde tecdid/teysir tarihi Vahyin İnişine kadar uzanır. Kuran aslında Tevrat Zebur ve İncilin güncellenmesidir. Kuran içinde de Allah bazı ayetleri ‘nesh’ edip yerine başkasını indirerek ilk güncelleme işini bizzat kendisi yapmıştır. Mesela namazlar 2 rekat farz iken 4 rekat olmaya güncellenmiştir. İçki domuz eti serbest olmaktan haram olmaya güncellenmiştir. Zekat 1/4 den 1/40 olmuştur Her asırda yeniden yazılan Kuran Tefsirleri İslamı günün anlayış ve idrakine sunmak için olup bir…
Rabıta; Gönül Kıblesini Birlemektir. Rabıta; Sureti, siması Allah’ı hatırlatan* salih bir zatı tahayyül ve tezekkür ederek Allah’ın feyzine nail olmak, bu tahayyül sayesinde o Salihi öyle bir sevmektir ki, sayesinde o mahmudun kalbinde olan marifetullah muhabbetullah takva ihlas gibi nice fezail ve güzel ahlakı tahsil etmek, Onun kalbinden kendi kalbine aksettirmektir. Çünkü Halila minel kalbi ilel kalbi sebila *** A dostum kalpten kalbe yol var ha! Ey Rabıta amel-i salihini idrak edememiş zavallı kişi.. Sorarım sana : Namazını nasıl kılarsın ? Okuduklarının manasını düşünür müsün yoksa gafillerden misin? Eğer okuduklarının manasını namazda düşünerek kılıyorsan.. Veya atalarından böyle kılan varsa, Oturuşlarda teşehhüd de okuyorsundur. Yani Ettehiyyatu’yü.. De şimdi bana “Esselamu aleyke eyyuhennebiyyu” “Ey peygamber sana selam olsun” derken tam o esnada zihnine/kalbine peygamber efendimizin hayali sureti gelse.. Bu şirk midir ?! Haşa, Elbette değil Namaz Allah’a yöneliş.. Allah ile baş başa olmaktır.. Allah’ın önünde huzurunda durmaktır. Allah’la konuşurken ve yüz Allah’a dönük iken tam o anda “Ey peygamber” deyip nebinin suretini tahayyül etmek şirk olmak! gerekir sizin akılsız kafaya göre !? Öyle mi ?? Dikkat et namazdasın. Tam ibadet anı ve Allah ile başbaşa!? Bu halde iken peygamber sureti akla hayale gelince.. peygamber Allah ile aramıza girmiş oluyor mu, olmuyor mu…
Allahın Adıyla… Her Ramazan ayı tekrar eden tartışma: Süleymaniye Vakfı içinde yuvalanan basit ve küçük bir fırka belki adını duyurmak için koskoca Diyanete karşı çıkıyor, ve Diyanetin işin uzmanı bilim adamları ve gelişmiş teknolojiyle yaptığı İMSAK hesabının hatalı olduğunu iddia ediyor. Bunlar Kuran’ın oruç ile ilgili “Beyaz hayt ufukta siyah hayttan sizce belirgin oluncaya kadar sahurda yiyin” Ayetinde belirtilen ‘belirgin olma’ nın insan gözüyle görebilecek bir belirginliktir, dolayısıyla Diyanetin hesaba dayalı takviminde yazılan imsak saatinde o beyazlık gözle görülmediği için henüz imsak olmamıştır, gerçek imsak şu kadar saat daha geç başlamaktadır, dolayısıyla Diyanet millete fazladan oruç tutturmaktadır” diyorlar. SORU: Bizler bu konuda ne yapmalıyız kime itibar etmeliyiz ? CEVAP: Tabi ki Diyaneti dinlemeliyiz. Diyanetin hesabı, takvimi Türkiye müslümanlarını dinen bağlayıcı tek unsurdur. Çünkü RAMAZAN, KURBAN, BAYRAM, HACC, CUMA NAMAZI, CİHAD gibi bütün toplumu ilgilendiren dini ve milli konularda o toplumun Müslüman idarecisi yetkilidir. Yetkilinin kararı hatalı bile olsa mutlaka uyulmalıdır. Türkiyede idare Hükümet tarzındadır ve Hükümet bu yetkisini DİYANET’E devretmiş olduğu için Müslümanların itaat etmek zorunda olduğu tek merci Diyanet olmuştur. Allah Kuranda Müminlerin yolundan ayrılanı şiddetle kınar ve Cehennem ile tehdit eder. Misa:115 Peygamber efendimiz de cemaatten ayrılmayı katiyetle yasaklar, birlik içinde hareket edip başımızda olan mümin idareciye*…
Allah’ın Adıyla.. “Bebek kırk’ı uçurmak” veya “bebek kırkı çıkarmak”la ilgili olarak halk arasında yaygın davranış ve inanışlar şöyledir: “40 gün boyunca dışarı çıkarılmadan evde tutulan bebeğin ilk kırk gününü tamamlaması sonucu 40 banyosu yaptırılır ve suyun içine okunmuş 40 fasulye vs konur, suyu dökerken “su aşağı bebek yukarı” gibi sözler söylenir..” “Sonra Aile büyüklerine ve akraba dostlara ziyarete gidilir. Uzak yere gidilirse çocuğun ömrü uzun olur! Gidilen yerlerde yumurta un pirinç fasulye buğday mercimek gibi hediyeler verilir. Eve gelecek misafirler için 40 sepeti hazırlanır” “Bunların her birisinin özel bir anlamı vardır ! yaşantısına tesir edeceğine, bereket getireceğine inanılır !” Soru: Bu vb. türden adet ve inanışların Allah’ın Dininde yeri var mı ? Cevap: Yukarıda sayılan işler ve yüklenen anlamların hiç biri İslam’da karşılığı yoktur. Ne Kuran’da ne de Hz Peygamberin Sözlerinde bu tür uygulamalardan söz edilmiş değil. Bütünüyle yöresel kültürle alakalı bölgesel ritüellerdir. Doğrusu çocuğun 40. günü ile 39. günü arasında dinen bir fark yoktur. Yeni bebeği olan ailenin İslam’a göre ne yapması gerektiğini yazının son kısmında (aşağıda) yazdık. 40. Günün İslam Dini ile tek alakası; doğum yapmış annenin lohusalık (nifas) müddetinin bitmiş olmasıdır. Çünkü nifas’ın en uzun müddeti Allah’ın Dininde 40 gündür. Lohusalık müddetini tamamlayan kadın cima, namaz oruç,…
İslamda evlilik üç aşamada gerçekleşir: 1)Taharri 2)H’ıtbe (nişan,söz) 3)Nikah 1) Taharri: daha ziyade erkeğin eş arama ve araştırma sürecidir. Buldum dediğinde ona nikah teklifi götürür. 2) Nişan: Tarafların birbirine evlenme sözü vermesine h’ıtbe (söz,nişan) denir. 3) Nikah: Şahitler huzurunda Evlilik aktinin yapılıp karşılıklı karı koca olmayı kabul merasimine de nikah denir 1) Eş arama sürecinde ‘kadına bakmak’ haramı damat adayına helal olur. Şafi mezhebinde aileye ve kıza belli etmeden gizlice kıza bakar. Hanefi mezhebinde meşru bir ortamda ailenin izniyle görüşürler. 2) Nişan dönemi adayların birbirini tam tanıma dönemidir. Ancak hala iki yabancıdır. Elini tutamaz, halvet edemez, birlikte yalnız gezemez. Hacet anında meşru ortamda anlaşmak tanışmak için konuşabilir. Sevmek sevdirmek eğlenmek için değil. Nişan süresi içinde nikah kıyamaz. Kıyarsa nişan bitmiştir, Evlilik olmuştur. Nişan gizli, daha özel ortamda, nikah (düğün) ise alenen, açık ortamda olmalıdır. O yüzden düğün davetiyeleri üzerine gelinin adını yazmalıdır. 3) Nikah için Hanefide kızın velisinin izni şart değil. Reşit kız kendini evlendirebilir. Şafi maliki hambeli mezheplerinde kızın velisi ancak kızı evlendirebilir. Velinin izni dışında yapılan nikah geçersizdir. isa erdoğan
Tek Olan ALLAH’ın Adıyla Bir gün biter, bir gün başlar..Bir ay biter diğeri başlar.. Bunlar ne kadar sıradan ise, Bir yılın bitip bir yılın başlaması da öyle sıradandır. Avrupalı kafirler de bilir ki takvim defterinin değişmesinden ibaret bir yıl sonunun veya başlangıcının kutlamaya değer bir şey olmadığını.. Bilakis geçen her yıl insanı eceline yaklaştırır. Ecelden ölümden en çok korkan avrupalılar o son’a ulaştıracak yolda, ölüme atılan her adımda neden kutlama yapsınlar ki !? Demekki kutlanan şey bir yılın bitmesi, takvimin değişmesi değil. Peki onlar neyi kutluyor öyle ise!? Onlar “Batı-L Tanrının(!) Doğum Gününü” kutluyorlar Tam anlamıyla ettikleri şey, yedikleri halt budur ! Elleriyle yontup diktikleri, sonra taptıkları putlarına düzenledikleri bir ayindir yılbaşı. “Hoşgeldin Ayini” Yemek yiyen, def-i hacet eden, kandan etten yaratılmış bir beşeri önce ilahlaştırdılar! sonra da ona bir doğum günü uydurdular..! Uydurdular diyorum çünkü Hz İsa peygamberin doğumu 1 ocak olduğu da kesin değildir. Sadece bir yakıştırmadır.. Ve işte avrupalı hırıstiyanlar aslında bizim gibi bir insanı ilah edindikleri için içlerindeki dinsiz kafirlerin dahi eleştirdiği bir duruma düştüler Avrupada “TANRININ DOĞUM GÜNÜ” adında kitaplar yazıldı.. Avrupalı dinsizlerin “TANRI SİZİ DEĞİL SİZ TANRIYI YARATTINIZ” derken kastettikleri tanrı işte her yılbaşında doğum günü kutlanan sahte tanrıdır..! Ey iman ehli ! Ne…
Cubbeli Ahmet Mahmut hocaefendi satranç dama ve tavla hakkında kitabın hükmünü ilan etti. Caiz değil günahtır’ dedi. Hocanın bu fetvası büyük yankı uyandırdı. Ehli heva fasıkların dünyasında zelzele etkisi yaptı.. Bunun için Allaha hamd ediyorum. Dün ne kadar bağırsa sesini kimsenin işitmediği dinlemediği gerçek İslam alimleri bugün fısıltı ile bir beyanda bulunsalar yedi düvelde sesleri yankılanıyor.. Ortalık inliyor.. HANGİ GÜNDEM ? “Satranç dama tavla oynamak haram” konusu bugün ocak 2017 Türkiye gündeminden uzak bir konu imiş.. Bazıları hocaefendiyi bununla tenkit etmişler.. Soruyorum, Türkiye gündemini kim belirlemeli? Kimlerin oluşturduğu gündemlerle meşgul olmak istersiniz?? Terör eylemi yapan düşmanlarımız mı? Devamlı kuyumuzu kazan avrupa amerika mı? Yoksa onların içimizdeki uzantıları, yalancı basın ihanet medyaları mı ? Dahili düşman gibi hareket Gezi zekalı marjinal güruhlar mı? Türkiye gündemi dediğiniz konular genelde bunların oluşturduğu ve ne dünyaya ne de ahirete faydası olmayan konulardır. Bütün bunların karşısında vatanperever hakşinas takva bir alimin bir fetvası müslüman Türkiyenin gündemi olmaya elbette daha layıktır. Gündem dışı imiş !? Bak ki sen bir konuya.. eğer herkes onu konuşuyorsa, her kanalda, sitede hatta devlet ricali nezdinde mevzu bahis ediliyorsa, demek ki o konu kamuyonun ilgilendiği gayet aktüel, gayet güncel bir konudur. Denilidği gibi gündem dışı olsaydı kimse ilgilenmez konuşulmaz ve söner…
_ Satılan mal kendine ait olmak (borcu ödenmemiş malı satamaz) _ İslama göre satılabilir nesne olmak (organ, kan, domuz, insan olmaz) _ Mal satıcının elinde mevcut olmak (önce satış yapıp sonra mal tedarikine gidemez) _ Satış akti bir meclis içinde olmak _ Malın fiyatı satış anında belirli olmak _ Satıştan sonra mal veya fiyata değişiklik yapmamak _ Kusurlu malın kusurunu bildirmek, bilinmeyen bir kusurdan ötürü iadeyi kabul etmek. _ Yalan söylememek, olmayan vasfıyla malı övmemek. _ Müşteriyi aldatmamak, bilgisizliğinden yararlanmak suretiyle aşırı fiyattan satmamak Görüldüğü üzere malın satışı için belli bir kar oranı tayin edilmiş değildir. yuzde 100 kar ile de satabilir yeter ki müşteriyi aldatmıyor, bilgisizliğini kullanmıyor olsun. Yani sattığı fiyat piyasada makul bir fiyat ise caizdir yüzde yüz de olsa.
Piyango hem kumar, hem fal/şans oku, hem faizdir.
Laik düzenin fasık hocaları bu kumar için fetva uydurmaya dursun, biz üç açıdan bunun kati haram olduğunu ispat ettik:
1) Piyango çekilişi Kuranın apaçık yasakladığı kolay para kazanmak/kaybetmek manasındaki “meysir” yani kumardır.
2) Piyango çekilişi Kuranın yasakladığı mundar fal oklarıdır, çekiliş yöntemiyle alınan bu oklarda sözde şans yazıları vardı.. Piyangoda da sözde şans rakamları var! Al birini vur ötekine
3) Piyango ile para elde etmek apaçık faizdir. Çünkü faiz 10 verip 15 almaktır.. Bunda ise 10 verip 100 almak icabında 1000 almak var.
SONUÇ: zilli piyango katmerli faiz, katmanlı haramdır
Nikahı düşüren/iptal eden sözler 2 türlüdür; a) Boşama sözleri ve b) Küfür sözleridir. Boşama sözleri de iki türlüdür: 1) Açık (sarih) sözler; Boşsun, boşadım, boşuyorum, talak verdim” gibi 2) Kapalı (kinayeli) sözler; Babanın evine git, Bu evlilik burada bitti, Artık karım değilsin, Artık kocan değilim, kendine koca ara” gibi 1) Erkek eğer yukarıda geçen açık sözlerden birini kullanırsa, Allah nezdinde karısı ondan bir talak ile boş olur. Açık sözlerde niyet önemli değildir. Şaka da yapsa, kızgın da olsa hatta sarhoş da olsa boşama gerçekleşir. 2) Erkek kinayeli sözlerden birini kullanırsa bu durumda niyeti sorulur. Eğer niyeti boşamak ise bir talak ile karısı boş olur. Niyeti boşamak değilse boş olmaz. Sonra… Açık olsun, kapalı olsun eğer erkek “boşanma sözlerinden” birini telaffuz ederse karısı bir talak vaki olur. yukarıda söyledik. Sonra bir araya gelirler, evliliğe devam ederler.. akabinde bir kere daha söylerse ikinci talak gerçekleşir. Sonra yeniden birleşirlerse ve boşama sözlerini erkek bir kere daha söylerse 3. talak da vaki olur ve artık karısı o adam helal olmaz, ta ki başka kocaya gidip ondan da boşanmadıkça.. 1) Açık sözlerle karısını bir talak veya iki talak ile boşamış koca isterse nikah kıymadan karısına döner. Dönmekle derhal kendiliğinden nikah hasıl olur. Çünkü bu talak…
14 Şubat sevgililer günün kutlamak caiz değildir Günahtır. Kuran Ayeti : Andolsun ki eğer sana bu Kuran ilmi geldikten sonra yine o -yahudi, hristiyanların- heva ve arzularına uyarsan Allah’tan ne bir yardımcı ne de bir dost bulamazsın [Bakara:120] Hadis-i Şerif : Kim bir topluma benzerse o da onlardandır. [Ahmed b Hambel, Ebu Davud, ] Bu ayet ve bu hadis Müslümanları böylesi lanetlik işlere bulaşmaktan alıkoymaya yeterlidir. Ayrıca bir vaaz ve uyarıya gerek yoktur. Namussuzlar bayramında velev kendi eşine de olsa bir hediye almak ,vermek, kabul etmek, günün kutlu olsun demek bu melanete bulaşmak için yeterlidir.
Allah’ın yüce Adıyla.. Mahmut Efendi Hazretlerine kola ikram ettiler! Takva müridlerin yanı sıra takla müritler her tekkede olur. Onlar kendilerine ‘fetva’ ehli deseler de aslında takla olmuş yuvarlanmışlardır. Bizim tekkede İsmailağa’da ne kokası ne pepsisi.. kola içilmez. Takva müritler buna riayet ederler ve içmezler. Ancak Ülker kola üretimine başlayınca bazıları Ülker’e olan güvene dayanarak Ülker’in kolasını içmeye başladılar. Dolayısıyla ihvanlar bu kolayı içenle içmeyen şeklinde iki kısım oldular. Aslında içenler içmeyenler yanında kusurlu kaldılar ve bunun altında eziliyorlar. Bu ezikliği atmaya çalışıyorlar Şeyhimiz Mahmud efendi Hz’miz, Rasulullah’ın sünnetine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu ittibanın gereği yediğine içeriğine çok dikkat eder. Ancak samimi müritlerin evinde kendisine ikram edilen yemeği de sorgulamaz onların dikkatine güvenerek tenavül eder. Bunu bilen bazı kişiler Şeyh efendi ile birlikte oldukları bir anda Ülker’in yeni çıkardığı kolasını bir bardakta Şeyh efendiye sundular ve “efendim bu ülkerin ürettiği bir meşrubattır, buyurun” dediler.. Efendi hazretleri bir süre bardağa öylece baktı ve “rengini beğenmedim” buyurarak almaktan sakındı. Takla müritler zanlarınca o bardağı hazreti şeyh efendiye içirip takva ehline bir gülle atacaklardı ama efendi hazretleri nuru velayetle o kolanın içilesi bir şey olmadığını gördü ve elini dahi uzatmadı. Rengini beğenmedim sözüyle bir kere yiyecek içeceğin selim insan tabiyatına uygun olması gerektiğini, siyah…