Allahın yüce Adıyla.. Hak ile batı-l kıyamete kadar savaş halinde olacak bundan kaçış yok. Ve her iki kutpun temsilcileri, her sahada var olacaktır. Batılın ahalisi cehenneme. Hakkın taraftarları Cennete girince bu mücadele bitmiş olur. Ne mutlu hakkın tarafında olana. Yazıklar olsun batıla hizmet edene, koltuk deyneği olana. “Kim bir topluluğun karartısını çoğaltırsa onlardan olur” Hadisi küfür ehli ile ittifak eden Müslümanları uyandırması gerekir. Ancak kalbi bürüyen kin haset ve intikam hırsı doğrunun o gönle girmesine müsaade etmiyor.. Kutuplaşma.. Tayyip Erdoğana yöneltilen sert eleştirilerden biri “halkı kutuplaştırdığı” Halbuki ondan önceki dönemde türkiye halkı sağıcısı solcusuyla bri birlik bütünlük içinde ne güzel geçinip gidiyormuş. Tayyip Erdoğanın Ak partisi halkı ortadan ikiye bölmüş, muhalfilerini dışlamış ve halk böylece birbirine düşman iki kutupa bölünmüş ! Önceki paragrafı okuyan kişi eğer samimi bir mümin ise cümle arasında geçen “iki kutup” kelimesinden rahatsız olmamıştır ve olamaz. çünkü iman ehli her zaman kendini Hakkın tarafında yani bir kutpta konumlandırır. Karşı kutpun yuvasında kapısında yatmaz. işte Tayyip öncesi Türkiye siyaset arenası tek kutuplu idi. Müslümanlar bir kutup oluşturacak kadar bir etkiye sahip değillerdi. Rahmetli Erbakan türlü açılımlarla taviz toleranslarla ancak %20 ye kadar gelebilmiş bu oyla başbakan olunca da hep şunu demişlerdi “karşısında onu istemeyen %80 var” %80’e…
Allah’ın yüce Adıyla.. Bismillah çekerek KADIN.. diyorum. Yoksa eğuzu çekerek başlamalıyım? çünkü Allah Rasulü sas اتقوا النساء Kadınlardan hazer kılın” buyuruyor. “Arkamdan siz erkeklere kadından daha zararlı bir fitne bırakmadım..” diye tenbih ediyor. Kuran’ı Kerim ise “kadınların hile ve tuzağı pek büyüktür” [12:28] buyurarak yine KADIN’A dikkat çeker. Olgun akıllı saygın bir erkeğin aklını başından alan en önemli varlık KADIN DIR Anlaşıldı ki KADIN erkeğin yumuşak karnı. Dikkat etmek gerekir. KADIN ÖNCÜLER Pek ilginçtir ki Yüce Allah’ın iki önemli konuda bütün insanlığa sunduğu örnek KADIN’DIR: Kâfir olmak ve Mümin olmak konusunda ! [Tahrim:10,11] Nuh’un karısı ve Lut’un karısı peygamber eşi olmalarına karşın kâfir olmuşlar gavur kalmanın örneği olmuşlar.. Aksine Firavun’un karısı ise küfrün ve isyanın ta ortasında iman ederek, adeta elinde ateş tutarak iman edeceklere örnek olmuştur. Kadın Erkeğin eşit’i değil eşidir imran eşi Allah’tan bir evlâd ister, hamile kalır ve daha o günden Mescid-i Aksa’ya, Allah yoluna adar. Ancak kız doğurur üzülür çünkü “erkek kız gibi değildir” erkek daha elverişlidir bazı işlerde.. O kız Meryem’dir. Kuran’da ismi verilerek “seni bütün kadınlardan üstün kıldım” denilen tek kadın Meryem’dir. Meryem bir KADIN Erkeğe eşit olmadığı için KADIN Peygamber olamaz. Tek başına mahkemede şahitlik yapamaz yanında kendi gibi bir KADIN daha istenir. Namaz kainatın en…
Millî Görüş hareketinin geçmişi günü ve geleceği hakkında bir analiz
Allah’ın yüce Adıyla.. Bu makale “Tâ ط harfi nin okunuşu nasıl olmalı ? Sert biçimde T’ye yakın mı olmalı yoksa D’ye mi ?” sorusunun cevabını arar. Sonuç olarak Tâ ط harfini Arabî Müslümanların okuduğu gibi T’ye yakın okunması gerektiği sonucuna varılmıştır Kıraat ilminin konusu olan bu meselenin çözümünde elbette ilgili doktrinin usul ve kaideleri ile üzere etmemiz gerekir. Biz de bu çalışmada üç farklı usulü işleterek aynı sonuca ulaştık. 1) Birinci Usül (Femi muhsin) : Kıraat ilmi her ne kadar yazıya dökülmüş ise de esas olan onu fem-i muhsin’den (güzel ağızdan) almaktır. Bu her dil için geçerlidir. İngilizceyi doğru telaffuz etmek isteyen kitap bilgisiyle yetinemez. İngiltere’ye gidip onları dinlemek onların ağzına dikkat etmek zorundadır Kur’an da Arapçadır. Şu halde doğru telaffuz onların ağzında. Aşağıda 66 kelimede Kuran kuşağına bizden daha yakın olan Osmanlı toplumunun Tâ ط harfini ne şekilde telaffuz ettiğini kendi kelimelerimizle göreceğiz. Çünkü şüphe yok bu kelimenin telaffuzu ilk nesilden günümüze ağızdan ağıza doğru biçimde geçmiş olmalı (yani tâ gibi) çünkü aksi bir örnek mevcut değil Bu 66 örneğin her birinde apaçık görülen şey ط harfi 6 çeşit telaffuzun her birinde (fetha damme ve kesra ile fethadan sükun, dammeden sükun, kesradan sükun) durumlarında Osmanlı insanı ağzında sertçe; T ünsüzü…
Allah’ın yüce Adıyla Ocak 2023 yılı.. Evim şirketleri şu sıralar ödeme yapamıyor. Vakti gelmiş ödemeler sürekli erteleniyor. Vatandaş kapora verdiği evi arabayı alamıyor kapora yanıyor mağduriyet üstüne mağduriyet yaşıyorlar. İnsanlar isyan ediyorlar beddua ediyorlar, sağa sola koşup yardım arıyorlar.. Fuzulevim ve Eminevim le başlayan ve bir anda çoğalan imece usulü ev araba satın alma projeleri Ak parti hükümeti ayakta olduğu sürece iyi gitti. binlerce insan mal sahibi oldu.. Sonra Ak Parti’yi devirmek için Türkiye’yi batırma projesi başladı “Tayyib’i indirmek için muhalefet unsurlarını birleştireceğiz ve Türkiye ekonomisini batıracağız” sloganıyla ABD’nin start verdiği bu ihanet süreci baş gösterdi. İçimizdeki işbirlikçilerinin şişirme enflasyon taktiği ile milleti canından bezdirmek suretiyle Tayyip’i devirme garazı tekrar eski Türkiye yıllarında olduğu gibi mega enflasyon dönemini başlattı ve dolayısıyla bu “evim” şirketleri de enflasyondan nasibini aldı. Bu şirketler aracılığıyla örneğin 400 bin liralık ev alma projesine katılan vatandaş bu parayla şimdilerde sadece araba maraba alma durumuna düştü. Ve bu vasiyeti gören insanlar sisteme girmekten imtina etti ve para akışı durdu. Dolayısıyla vakti gelen müşterinin ödemesini yapamaz oldular. Katılım olmadığı için sistem yürümüyor sistem yürümediği için katkım olmuyor! Bu aksaklıklar kısır döngüsü durumları günden güne kötüye itmektedir. Nasıl çıkabilirler ? Ya bütünüyle şeffaf olup müşteriye her şeyi açıkça söyleyecekler…
Allah’ın yüce Adıyla.. Bu yazı toplumu irşad konumunda olan hocalar ve sair dava erlerinin bir hatalarını görmelerini sağlayarak mümkün olduğunca düzeltmeyi, ıslah etmeyi amaçlar Sevdirirken, sevdirmek isterken farkında olmadan soğutan, barışık olmak isterken küstüren ve uzaklaştıran hocalar dostlar hakkında.. Peygamberimizin bir duasıyla başlayalım “Allah’ın yaptıklarımın şerrinden ve yapmadıklarımın şerrinden sana sığınırım” [Müslim] {1} Bu hadisi şeriften anlıyoruz ki şer sadece kötü işlerimizde değil. Yapmamız gerektiği halde yapmadığımız, öyle pasif durağan pısırık aciz kaldığımız yerde, o “boşluk”ta da bir şer olabilir. Konuşmak, hakkı söylemek gerektiği yerde “susup kalmak” ta şer olabilir. Ve belki en büyük şerri ve zararı aslında bu şekilde işliyoruz; yapmayarak, vazifemizi ihmal ederek. Bir kaç misal verelim Kızlarla tokalaşmayan Nijeryalı Yurtdışında yaşayan bir arkadaşım anlattı. “Hıristiyanların çoğunluk olduğu bir ülkede müslümanlara ait bir cami var ve başında Diyanetten görevli bir imam. O gün bir okul camiye gezi düzenler. Camiyi, müslümanların ibadet şeklini görecekler ve imam efendiden İslam dini hakkında bilgi de alacaklar. İmam arkadaş için bu güzel bir fırsattır, olanca misafirperverliği ile lise öğrencisi genç konuklarıyla ilgilenir onlara İslam’ı Müslümanlığı sevdirmek için elinden geleni yapar. Namaz sonrasında gelirler imam efendi ile tokalaşırlar onlara güleryüzle tek tek welcom “hoşgeldiniz” der.. Caminin daimi cemaatinden Nijeryalı bir genç te o gün…
Allah’ın yüce adıyla.. “Şeriat, şirk, Cihat, Tarikat, Hizbullah, Biat, rivayet, tevatür, Efendi, Recep, Şaban..” Kirletilen kavramlarımızdan sadece birkaçı Şeytan ordusu (Hizbuşşeytan) bütün gücüyle saldırıyor. Ne ateşkes yapıyor ne musalaha. Saflarına kimleri katmamış ki.. Ateistler desitler kemalistler mealistler humanistler agnoistler panteistler..! Hepsi gönüllü olarak çalışıyorlar. Bütün gayeleri Allah’ın kullarını Allah’tan çalmak, şeytanın arkasına dizip cehenneme doldurmak! Ne kötü bir amaç ne kötü bir son. Ancak savaşın biçimi, kullanılan silahlar, stratejiler asırdan asıra değişmektedir. Bu asırda kullandıkları bir yöntem bize ait kavramları kirletmek. İçini değiştirip müminleri bu kavramlardan uzaklaştırmak “Şeriat, şirk, Cihat, Tarikat, Hizbullah, Biat, Rivayet, Tevatür, Efendi, Recep, Şaban..” Bunların hepsi Kur’an’a ait, İslama ait. kafirler eğitim kurumlarıyla, basın medya televizyon filim haber kanallarıyla yıllar içinde bu kavramların safiyetini kirlettiler ve halk nezdinde menfi çağrışımlar yapmalarını temin ettiler. “ŞERİAT” “Sonra biz seni Allah’ın emri gereği bir ŞERİAT üzerine koyduk, artık ona tabi ol, sakın bilmeyenlerin arzularına uyma” Cumhuriyetle birlikte en büyük saldırı bu mübarek lavrama “şeriat”a karşı yapılmıştır. Öyleki artık kendini müslüman diye tanımlayan niceleri bile bu kelimeden ürker olmuş, “Şeriat istiyor musunuz?” şeklindeki bir soruya sadece % 7 evet diyebilmiştir ! Halbuki “şeriat” Kuran hükümlerinin devlet ve millet eliyle tatbik edilmesi, Kuran’a dayalı bir yönetim sistemiydi. İmam Mahmud efendi hz’nin…
Allah’ın yüce Adıyla. Çoban Vaktiyle bir alim şehrin gürültüsünden sıyrılıp bir süre başını dinlemek, inzivaya çekilip tefekkür etmek istemiş. Bunun için dağda bir kulübeye girmiş. Tam rahata erdim tefekkür için fırsatı buldum derken.. bakmış ki bir çoban sabah erkenden geliyor oralarda sürü otlatıyor elinde bir kaval akşama kadar kaval çalıyormuş. Alimin canı sıkılmış. Şehrin gürültüsünden kurtulduk derken bunun kavalına tutulduk demiş ve çıkmış kulübeden çobanla konuşmak istemiş “çoban kardeş Ne kadar güzel çalıyorsun ne kadar içli çalıyorsun Ben senin bu kavalından çok etkilendim O yüzden sana her sabah bir hediye vermek istiyorum sabah olunca şu taşın üzerinden Şu 1 lirayı alırsın olur mu” demiş. Çoban fakir memnuniyetle kabul etmiş ve daha bir şevkle çalmaya başlamış. Çalıyor çalıyor sabah olunca taşın üzerinde o 1 lirayı alıyormuş. Bir sabah bakmış para yok ! Belki unuttu diye düşünmüş yine çalmış. Ertesi gün bakmış yine para yok! Çoban alime kızmış “para yoksa ben de yokum” demiş ve kaval çalmayı bırakmış. Kıssa bu. Hal-i pür meali bu kıssadaki çoban gibi olan nice hizmet erleri var. O yüzden hocalarımız bu kıssayı anlatır, talebelere nasihat ederlerdi “Siz de buradaki çoban gibi olmayın. Buraya Allah için geldiniz sonra dünyacı olmayın. Bulamayınca küsüp gitmeyin” derlerdi. Ancak bu iş bu…
Allah’ın Rahman ve Rahîm adıyla.. Bir çok zayıf Müslüman’ın merak ettiği konu, madem ki mülk Allah’ın madem ki kader de rızık da onun elinde.. neden Kafirler lüks konfor zenginlik içinde yaşıyor buna karşılık nice Allah’a iman ve ibadet edenler fakirlik sefalet içinde görülüyorlar. Allah kendi kullarını bir anlamda mahrum ediyor düşmanlarına ise bol bol veriyor! Bu çelişki değil midir? Şu halde ya ayarlayan Allah değil, ya da ödül ve mükafat konusu bizim sandığımız gibi değil ? Cevap: Evet ayarlayan taksim ve takdir eden Allah ancak dünyalık metayı vermiş olması ödül ve mükafaat değil. İşte ayet: “Eğer insanlar küfre sapan bir ümmet haline gelmeyecek olsalardı, biz Rahman’ı inkâr eden kimselerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları gümüş merdivenler yapardık. Daha nice altın ziynetler verirdik. Çünkü bütün bunlar sadece dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.” Zuhruf: 33,34 Dersler: • Allah yanında dünyanın değeri yok. olsaydı kâfire damla vermezdi. • Elinde avcunda olmak kişinin Allah yanında izzetli sevimli kul olduğuna, fakir muhtaç olmak da hor hakir sevimsiz olduğuna delalet etmez. • Kullar zayıf. Görseler ki kafir olan semiriyor, gümüşten evler altından ziynetler içinde yaşıyorlar.. nice iman sahipleri onlara özenerek küfrü/dünyalık zenginliği tercih ederdi • Allah kâfirlere bol bol vererek daha…
Allah’ın yüce Adıyla Sayfanın alt kısmındaki eğik yazılar, asılsız isnatlar ateist kafirlerin laflarıdır. Bir kısım doğrular içine serpiştirilmiş yalanlar ve bazı bilgiler içine sokuşturulmuş cahillikler. Bu yazı onlara cevap verecektir. Bu hazımsız kıskanç kafirlerin laflarını tek tek analiz etmeden önce doğru nedir, hakikat nedir” bilmemiz gerekiyor. Hakikat şudur: 1) Hz Muhammed sas kendi başına bir şey yapmadı, kendi fikriye şuradan bunu alıp buradan bunu kopyalayıp şuraya yapıştırmadı. Bu tür kopyala yapıştır işlerini ancak siz yaparsınız ateist gavurcuklar ! 2) Hz Muhammed aleyhisselam Allah’ın vahyine tabi oldu. Gelen vahiy ona ne emrettiyse onu yaptı. Bir kelimesini dahi değiştirmeden. 3) Gelen vahiy içinde Yüce Allah kendinden Allah ve Rahman diye söz ediyordu. ve aslında Allah’ın ismi Kuran inmeden önce de biliniyor ve Allah olarak saygı görüyordu. Nitekim Peygamberimizin babasının adı Abdullah. yani Allah’ın kulu. Demekki hz Muhammed “kabedeki bir putun adını aldı biraz değiştirdi ondan Allah yaptı!” masalı 21. yy atesit kafirlerinin masalıdır. “Andolsun ki onlara, “Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?” diye sorsan “Allah” derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar? Ankebut: 61″ Bu ayetten anlaşılıyor ki “Allah” ay tangrısınin adı madı değil ayı da güneşi de yaratan ve onları iki memur gibi emrine amade eden Kainatın…
Allah’ın yüce Adıyla Soru: “Ete kemiğe büründüm Yunus/Mahmud diye göründüm” sözünü münkirler ağızda sakız etmişler tarikatı kirletmek için kullanıyorlar. Onlara göre bu söz küfür! şirk! imiş ve Tarikat bundan ibaretmiş ! Buna cevabınız nedir? Cevap: Bismillahirrahmanirrahim Tarikatı âliyye-i Nakşibendiyye Tevhidin en muhkem kalesidir, haşa ki şirk ve küfür o kal’anın duvarını kirletsin ! Nakşibendi İsmailağa olarak o “ete kemiğe büründüm Mahmud diye göründüm” sözü tarikatımıza ait değildir. Meşayıhımızdan hiç bir zatın böyle bir sözü, iddiası olmamıştır. Cüppeli Ahmet hocanın rüyasına istinaden böyle bir sözü aktarması onu ilgilendirir, tarikatımızı bağlamaz. Tarikatın öğretisi ortada. Verilen dersler ortada. Bu tür sözlere yer olmadığı aşikar, ispata hacet yok. Rüyasında işitmiş aktarıyormuş.. Bizi alâkadar etmez. Bu söz bizim yanımızda muteber değildir. Tarikatımızı bağlanmaz. o yüzden cevap verme gereği de duymaz. Bizim inancımız Ehli Sünnet âlimlerin Hak İslam inancıdır. Biz Ehli Sünnet itikadındayız. Tarikatımızın birincisi şartı ve ilk dersi Ehl-i Sünnet itikadına tabi olmaktır. Kur’an ve mutevatir sünnetle sabit olan bu itikadın gereği neyse inancımız odur. “ilham keşif zuhurat rüya..” bizce bağlayıcı değildir. ve hatta: “ilham zarurî ilim elde etme yollarından değildir” [Nesefi Akaidi] Bu husus hem böylesi “ete kemiğe büründüm..!” lafı için geçerlidir, hem de “Muhammed Mustafa (haşa) eşittir Allah..!” gibi şathiyyat için de ve…
Allah’ı yüce Adıyla Arapça tabeladan neden mi nefret ediyorlar ? Ama ingilizce olanları, noel, 14 Şubat gibi batılı her iş neden mi sevimli geliyor ? Çünkü mümin değiller. İsimlerinin Türkçe olması sadece bir aldatmaca. %99 Müslüman ülke” dendiğinde başlamıştı aldatmaca. Maksat gayrimüslim halkları gizleyip kilit noktalara yerleştirmekti. Şu an ki siyasi kavga onların yerine milli ve yerli insanımızı yerleştirmek, ipleri bizim ele almamız ve onların buna direnmesi, tekrar bizden alma kavgası.. ilginç bir soru: Bunca laik gayrimüslim var, neden bir partileri yok ? Sizce hangi parti içindeler ? Anladınız Suriyeli Iraklı Özbek Afgan Paki Tacik müminlerden de nefret ederler. Sarık sakal şalvar çarşaf görmekten de. Cami cemaat ezandan da.. Sebep aynı. Kalpte iman olmayınca imana dair her şey onları kızdırır. Onları kızdırmaktan ise yüce Allah’ı razıdır. Bu bize yeter. Evet, bizzat Hz Allah onların kızmasını köpürmesini kudurmasını parmaklarını ısırmasını istemektedir. [Fetih:29] Hakiki müminleri onun için sahneye çıkardım, kuffarı kızdırmak için” buyurmaktadır.. Artık onların öfkeden fosurmasından gocunacak değiliz. “geberin öfkenizden” [3:119] deyip bildiğimizi okumaya devam edeceğiz Anahtar Bu “kızma-sevinme, nefret etme-içi açılma” durumu bizim için bir anahtardır. Dostu düşmanı bununla ayırt eder, mümini kafiri bununla tespit etme imkânı buluruz. “İman kimde olur bilinmez” değil. Bu yanlış. Bilinir Allah’ın izniyle. Anahtarı vermiş…
El Alim olan Allah’ın ismiyle “Ulemanın Gücü” isimli kitabı değerlendirme toplantısı Bütün katılmıcıların ortak kanaati kitap genel manada faydalı ve güzel. Hoca arkadaşlar kendileri öz eleştiri yaparak ulema ve alimin tanımı içerisine girip girmedikleri konusunda değerlendirmeler yaptılar. Genel kanat kimsenin kendisini alim olarak görmediği idi. Ancak bizler hocalar olarak toplumdaki yerimiz “dini bilen” yani alimleriz.. Sorumluluklarımız ona göre.. Bu arada “alim denildiği zaman sadece din ilimlerinde ihtisası olanlar değil dünya ilimlerinde de ihtisas ve yetkinliği olanlara alim demeli” şeklinde değerlendirmeler yapıldı bazılarımız buna itiraz ettiler, şöyle ki: Ulema ve alim denilince toplumunda İmam Azam, imam Gazali, İmamı Şarâni gibi zatlar akla gelmektedir Bu artık bir nevi bir ıstılahtır ıstılahın içerdiği terim manasını değiştirmemelidir. Dünyalık ilimlere vakıf kişilere alim değil de onların kendisini tanımladığı gibi bilgi bilgin veya profesör gibi kelimeler kullanılmalıdır. alim ulema tabiri ise islam semasının yıldızlarına güneşlerine özel kılmalıdır denildi Yapılan bir değerlendirme de “ilimleri dini ilim dünyevi ilim şeklinde ayırmamak gerektiği, bütün ilimlerin dini ilim olduğu şeklindeydi. Bunun dayanağı ise yerden göğe kadar her bir nesnenin Allah’ın bir sanatı ve eseri olduğu ve bunların her birisine ayet denildiği, dolayısıyla dünyalık herhangi bir alanda ilgi ve ihtisas sahibi olan kişi Allah’ın ayetlerini okuyan kişi durumunda olacağı.. Bu da…
Allah’ın yüce Adıyla.. Hz Allah buyuruyor: “Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girmeye çağırır.” Fatır:6 Şeytanı düşman edinmek nedir ? Şeytan ordusunu düşman bilip aktif olarak bu savaşta Allah’ın tarafında olmak, şeytancıları mağlup edecek hamleler yapmaktır. ama bedenle, ama mal ile, ama dil-kalem ile.. Onlar sizi pasifize etmek için “ötekileştirmeyin” diyecek olurlarsa kanmayın. Çünkü onlar seni en başından “öteki” biliyor ve senin Dinin inancınla ibadetinle zaten mücadele ediyor ! izahat: Ayette iki şey buyuruluyor: Şeytan size düşmanlık eder sizi ateşe sokmak için çabalar.. Bu ifşa ile şeytanın düşmanımız olduğunu bildik onu düşman tanıdık.. “Siz de onu düşman edinin” Ayetin bu ikinci kısmı bizden de bir hareket talep eder. Bazı ilişkiler tek taraflıdır bir tarafın gayretiyle ayakta durur. Bazı düşmanlıklar da böyledir. Bir taraf kendi kendine kavgalıdır diğer tarafta bir hareket menfi bir duygu yoktur.. şeytanla olan kavganız tek taraflı olmasın. Siz de bil-fiil görev alın onu ve taraftarlarını düşman tutun. Nasıl ? şeytana itaat etmeyerek onun istediği sevdiği işleri yapmayarak.. onu kızdıracak işleri yaparak. onu zayıflatacak gücünü kıracak işleri yaparak.. Beytullah ı hacc eden hacıların bir görevi de şeytanı taşlamak. işte atılan o 7 adet küçük taşların…
Rahman Rahim olan Allahın ismiyle başlar, Rasulü ve Habibi Ahmed-i Mahmud-u Muhammed’e salât ve selâm ederim.. ve âline ve ashâbına ya Rabb Bu medrese hocalığı-imamlık mevzusu üzerinde kelam edip bazı bildiklerimi kayda almayı uzun zamandır istiyordum. Bugüne nasipmiş, mollaların ve imamların bulunduğu bir cemiyette “imamlık mı -medrese hocalığı mı” fikirlerinin kıyasıyla müzakere edildiği güne. Medrese Nedir ? Medrese ders yapılan mekanın adıdır. “Allah’ın kitabını DERS edersiniz” ayetinden mülhem olarak Kuran ilimlerinin okutulduğu eğitim merkezine MEDRESE denmiştir. İlk medrese Rasulullah efendimizin mescididir. Dersler mescidde yapılır; inen Kuran-ı Kerim orada okunur, orada dinlenir, orada ezberlenir, orada müzakere edilir, muhtevası ahkamı talim edilirdi. Camide devamlı ders alan sahabeye Ashab-ı Suffe denirdi, Caminin sofasında kaldıkları için.. Sonra medreseler için -yine camiyle iltisaklı- ancak müstakil binalar inşa edildi. Sonra medreseler kollara branşlara ayrıldı.. Kuran’ı merkeze alarak farklı ilim dallarında eğitim veren ihtisas merkezleri oluştu ve Kuran ilimleri bütün dünyaya yayıldı. İslam yayıldıkça medreseler de çoğaldı ve gelişti elhamdülillah >> Medrese ve icazet sistematiği” konulu makaleyi okumak için tıkla << Medrese üzerinden giden tartışmalar İslam tarihi Medrese, tekke, molla, derviş üzerinden “medrese-tekke” “medreseli-mektepli” gibi bir çok tartışmaya şahit oldu.. ancak herhalde “imamlık mı- medresede hocalığı mı” şeklinde bir tartışmaya İslam tarihi ilk defa bu asırda, 15….
Kahhar olan Allah’ın yüce Adıyla “..Yusuf Ziya Gümüşel hoca efendi kızını küçük yaşta evlendirdi, Kadir İstekli (damat) ise o kızı istismar etti..!” iftirasıyla ortalığı karıştıran, haberi köpürterek gündemde tutmaya çalışan güdümlü medya. Ne yapmaya çalışıyor? Ne olup bitiyor? Diyanet işleri başkanlığı bile konu hakkında hutbe okutacak kadar büyük olay nedir? Gerçekten bu odaklar bizim çocuklarımızın saadet ve selameti için mi çalışıyorlar ? Bizim çocuklarımızı bizden çok mu düşünüyorlar ? Bir kızımız laik okula değil de Kur’an kursuna giderse bağırıp çağırıp yırtınanlar.. Okul çağındaki kızlar Pkk eliyle dağa kaçırılınca neden sesleri duyulmuyor Okul çağındaki kızlar diskoteklerde zengin bar pavyonlarda şarap sunuculuğu yapınca neden sesleri duyulmuyor? Şunu anlamak gerekiyor: Chp’li bir zengin, küçük yaştaki ile sevgili olusa.. Kimse hop oturup hop kalkmaz.. Hdp’li biri doğuda ikinci eş alırsa veya küçük yaştaki ile evlenirse Amerika güdümlü alçak medya için hiiiiiçç sorun değil. haberi göremezsin bile.. Ne anladık bundan ? Dert Yusuf Ziya hocamızın kızının 20 yıl öncesini sorgulamak değil. Peki nedir dert ? 1) Tayyibi devirmek 2) sokak hareketleri devlete isyan çıkarmak 2) Tayyibi destekleyen tarikat ve cemaatlere operasyon çekmek ! “6 yaşında çocuğu evlendirdiler” “bunları ak parti besliyor” masalı da bahanesi. Güçleri yeter mi ? Hayır ASLA “Tayyibi destekleyen tarikat ve cemaatler”…
Allah’ın yüce Adıyla.. a) Şeytanın öğrencileri Yaşlı amcaların bir lafı vardı “ajansları dinledim de..” diyerek başlarlardı söze. Amca haberleri dinlemiş.. ajans demek haber sunucular. AA Anadolu Ajansı gibi. Haberi dinler yorumu biz yapardık. Şimdi devir değişti kıymetli okuyucular. Artık haberler yorumsuz sunulmuyor. Toplumu bilgilendirmek için hiç yapılmıyor. Yorumsuz garezsiz saf bilgiye erişim artık neredeyse imkansız. Bilakis haberler de bilgi iletişimi de toplumları yönetmek, bazı mihrakların menfaatleri istikametine doğru kanalize etmek için yapılıyor. Bu yüzden Hz Kuran’ın yüce irşadına şimdilerde her zamankinden çok ihtiyacımız var. “Ey iman edenler, Fasıkın biri size haber getirirse hemen harekete geçmeyin, doğruluğunu araştırın, sonra bilmeden bir topluluğa sataşır da ettiğinize pişman olursunuz” Hucurat 46 Hz Kur’an ağzı laf yapan eli kalem tutan, her kulvarda kelam edip kalem oynatan tayfa hakkında da bizi uyarır. “Şeytanlar kime inerler haber vereyim mi? Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler. Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır. Şairler(e gelince), onlara da haddi aşan azgınlar uyarlar..” Şuara: 221-224 Ayetlerinde ifşa edilen bu şeytan askerlerinin bu zamanda elbette bir karşılığı olmalı. Kur’an hikmet kitabıdır her ayeti sayısız fayda ve hikmetle doludur. Edebiyatçısı şairi bilim adamı köşe yazarı haber sunucusu, yutuburuyla.. algı yönetiminde rol alan herkes Kur’an’ın ifşaa ettiği bu…
Allahın Yüce Adıyla Fısk fucur odağı Odatv aileye ulaşmış, Kübra “Bir de bizi dinleyin ne olur…” Ayşe Baykal röportajı 13 Aralık Salı 2022 11:19 – Son Güncelleme:13.12.2022 11:23 Günlerdir toplumun her kesimi tarafından konuşulan, ailesi tarafından 6 yaşında evlendirildiğini söyleyen H.K.G’nin haberini okuduğumda akıl ve vicdan sahibi olan her insan gibi ben de şoke oldum. H.K.G’nin iddialarını destekleyen fotoğrafları görüp ve ses kayıtlarının yazılı dokümanını da okuyunca olayla ilgili yazma ihtiyacı hissettim. Ayşe Baykal İsmailağa Cemaati’nin gerek üst düzey gerek mensuplarından tanıdığım herkesi aradım. Genel olarak kimse böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermemekle birlikte, olmamış olması temennisinde bulunuyor. H.K.G’nin annesiyle söyleşi yapmak çok istedim ve bunun için ortak tanıdıklarımızla talebimi ilettim. Kendisi rahatsız olduğu için görüşemeyeceğini söyledi, toparlandığı zaman konuşabilmeyi ümit ediyorum. Fakat aileden -adının verilmesini istemeyen- biri ile konuşabildim. Sizinle söyleşiyi paylaşacağım. Bu arada, haberi yapan Birgün gazetesi muhabiri Timur Soykan’la konuşmak için aradım ve talebimi ilettim ama kendisinde de herhangi bir dönüş alamadım. Olay kabul edilebilir bir şey değil elbette. H.K.G’nin iddiaları adeta ülkeyi iki kutba ayırdı. Müthiş bir kavga var. İKİ NOKTA Kavganın sebebi bir tarafın H.K.G’nin iddialarını tartışmasız kabul etmesi, diğer tarafın da iddiaların komplo olduğunu iddia etmesi. İki tarafı da birleştiren iki hususu atlıyoruz…
Allah’ın yüce Adıyla.. Allah’ın indirdiği ilahi kanunlarla kavgalı solcu laik kesimi müminlere karşı özellikle Vakıf Cemaat ve Tarikatlara karşı çok kinli ve acımasız görürsünüz. Saldırmak ve linç etmek için buldukları her dedikoduyu her iftirayı köpürterek servis ederler. Günlerce gündemde tutarak herkesi o yalan ve iftiralarla meşgul ederler. Avrupa’da bir baba kendi kızına yıllarca tcvz eder ondan bi sürü çocuk peyda eder.. bu sol kesimi sus pus dilsiz şeytan gibi görürsünüz. Avrupa Amerika’da papazlar yüzlerce çocuğu iğfal ederler ne batı basını ne de içimizdeki piyonları bunu haber etmezler. Ancak Allah’ın emriyle nikahla yapılmış bir evlilik için yeri göğü inletirler 6 yaşında bir çocuğun evliliğini onaylamamız mümkün değil. Böyle bir şey de yok zaten. Kadın bugün 26 yaşında. 17 yaşında evlenmiş ki buna yasalar da müsade ediyor zaten. servis edilen beyaz elbiseli çocuk resimleri mezuniyet törenine ait. Kadın ilaç tedavisi gören bir hasta. Çocuğunu bırakmış çekip gitmiş iki yıldır nerede olduğu bilinmiyor. Bunun anne babasının çektiği acıyı kimse çekemez ve kadın din düşmanları eline düşmüş.. Onlar da hazır Şeriat’a Cemaat’e saldırmaya fırsat! demişler ve fitne ateşini alevlemişler. Bilen bilmeyen herkes konuya atlamış ve sanki İsmailağa’da 6 yaşında çocuk evlendiriyorlarmış! dini cemaatler çocukları istismar ediyormuş! gibi bir algı üretmeye çalışıyorlar ! Dert bir…
Allah’ın yüce Adıyla.. Evvela olayın ismailağa ile ilişkisi yok. Mesele şahsidir. Bir okuldan mezun olan kişinin işlediği suç o okulu alakadar etmediği gibi Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını kaç yaşında evlendirdiği konusu da ismailağa cami cemaatini ilgilendirmez. Çünkü o camianın defterinde böyle bir olaya müsaade yok. Resmi nikah olmadan imam nikahı kıymazlar. Şimdi “6 yaşında kızını evlendirme” Sol kesimin çıkarıp köpürttüğü bir yalan ve iftiradan ibarettir. Mevzu bahis olan kadın Hatice Kübra Gümüşel şu an 26 yaşında ve eğer denildiği gibi 6 yaşında evlendirildi ise bunun 20 sene önce yapılmış olması gerekir ! İşin doğrusu Yusuf Ziya Gümüşel kızı Hatice Kübra’yı reşit olduğu yıllarda Abdulkadir İstekli ile sözlemiş, evlilik için yasal yaşına ulaşınca da düğününü yapmıştır. Bizim ulaştığımız bilgiler bu yönde 2021 yılına kadar herhangi bir sıkıntı şikayet olmaksızın yürüyen bu evlilik bu yılda kadının bazı psikolojik rahatsızlıklar geçirmesi ile anlaşmalı boşanma ile sona ermiş ve herkes yoluna gitmiştir. Bir süredir kendi hayatını yaşayan kadın edindiği yeni çevrenin etkisi ve aldığı ilaçların tesiri ile babasından ve eski kocasından öc alma (belki para koparma/ ideolojik mücadele) duygularına kapılmış ve iş bu noktaya gelmiştir. Ses kaydı Bugünlerde basının diline doladığı “ses kaydı var orada adam suçunu itiraf ediyor altı yaşında nikah kıyıldığını cinsel…