Allahın Yüce Adıyla 1) İsim açısından Cumhuriyet, Arapça asıllıdır, cumhur (Halk topluluğu) köküne -iyyet aidiyet eki getirilerek oluşmuştur. Bunun gavurcası Republic/k. Hakimiyete egemenlik, istiklale bağımsızlık dedikleri gibi bunu da Agopca denilen uyduruk Türkçe!ye “Çoğunlukçuluk” veya “Kamusalyönetim” olarak çevirmişlerse de havalı görülmediği için herhalde, tutmamış ve Cumhuriyet olarak kalmıştır 2) Yönetim biçimi (rejim) açısından Cumhuriyet, halkın kendi temsilcileri ile kendini yönetmesi” olarak tanımlanmış ve miras yoluyla geçen saltanata/ monarşiye alternatif olarak kabul edilmiştir. Eğer böyle ise buna herkes “eyvallah” etmiş, dindarı seküleri, alimi avamı ile kitlesel bir kabul görmüştür. Osmanlı bakiyesi Müslüman millet “bizim temsilcilerimiz bizden iyi müslüman olacaktır ve elbette bizim inanç ve değerlerimizle (Kur’an ahkâmıyla) bizi yöneteceklerdir..” gözüyle bakmışlar ve Cumhuriyet yönetimi böylece ekseriyet tarafından kabul edilmiştir. Bu düşünce, halkın yanılgısı, ürettiği bir kuruntu değildi. Cumhuriyeti kuran komitenin kasıtlı ve ustaca yönettiği bir proje, bir algı atmosferiydi. Bu minvalde ilk meclis Şeyh efendiler Müftüler alimler vb fazıl zatlarla teşekkül etti. Baksana, Halkı bizim mebuslarımız temsil edeceti ! Bizi, bize ait olan kitle önderlerimiz hükümet edecekti ! Böyle bir meclise kim hayır diyebilir..! ilk anayasaya “Türkiye Cumhuriyetinin dinî İSLÂM dindir” yazıldı böyle bir anayasaya kim itiraz edebilir..! Hangi şeyh, hangi Said buna isyan edebilir ki !? Sonra “sinsi, dayatmacı” inkılaplar…