İki Kutuplu Türkiye Siyaseti
ANALİZ , Siyaset / 11 Mart 2023

Allahın yüce Adıyla.. Hak ile batı-l kıyamete kadar savaş halinde olacak bundan kaçış yok. Ve her iki kutpun temsilcileri, her sahada var olacaktır. Batılın ahalisi cehenneme. Hakkın taraftarları Cennete girince bu mücadele bitmiş olur. Ne mutlu hakkın tarafında olana. Yazıklar olsun batıla hizmet edene, koltuk deyneği olana. “Kim bir topluluğun karartısını çoğaltırsa onlardan olur” Hadisi küfür ehli ile ittifak eden Müslümanları uyandırması gerekir. Ancak kalbi bürüyen kin haset ve intikam hırsı doğrunun o gönle girmesine müsaade etmiyor..  Kutuplaşma.. Tayyip Erdoğana yöneltilen sert eleştirilerden biri “halkı kutuplaştırdığı” Halbuki ondan önceki dönemde türkiye halkı sağıcısı solcusuyla bri birlik bütünlük içinde ne güzel geçinip gidiyormuş. Tayyip Erdoğanın Ak partisi halkı ortadan ikiye bölmüş, muhalfilerini dışlamış ve halk böylece birbirine düşman iki kutupa bölünmüş ! Önceki paragrafı okuyan kişi eğer samimi bir mümin ise cümle arasında geçen “iki kutup” kelimesinden rahatsız olmamıştır ve olamaz. çünkü iman ehli her zaman kendini Hakkın tarafında yani bir kutpta konumlandırır. Karşı kutpun yuvasında kapısında yatmaz. işte Tayyip öncesi Türkiye siyaset arenası tek kutuplu idi. Müslümanlar bir kutup oluşturacak kadar bir etkiye sahip değillerdi. Rahmetli Erbakan türlü açılımlarla taviz toleranslarla ancak %20 ye kadar gelebilmiş bu oyla başbakan olunca da hep şunu demişlerdi “karşısında onu istemeyen %80 var” %80’e…

Deprem fekaleti üzerine..

Allah’ın yüce Adıyla.. 6 ocak 2023 Depremin meydana geldiği içtimai ahval itibariyle; Çalkantılı ekonomi içinde bir tür fırsatçılık baş göstermiş, fiyatlar tavan yapmış, ev sahibi kiracıyı faha fazla sağma, zengin daha çok mal biriktirme derdine düşmüş, mültecilere karşı nefret tırmanmış, merhamet yardımlaşma hissiyatı adeta kalpleri terk etmiş idi.. ve gaddarlık gadri getirdi Ve Deprem..  Topyekûn milletimizi bizleri yakamızdan tutup silkeledi. öyle bir sarstı ki bizi kendimize getirdi. Bencillik uykusundan uyanıp herkes bir başkasına el uzatmaya durdu. merhamet yardımlaşma duygularımız yeniden canlandı.   Otelini evini işyerini depremzedelere meccanen açanlar, sıfır yaptığı binalarına depremzede yerleştirenler. geleceğe yaptığı yatırımları hiç düşünmeden afet bölgesine gönderenler, elindeki üç kuruşunu bütün varını veren fakirler, komşu İslam ülkelerinden gelen külliyetli yardımlar..  Hep bu tazelenen merhametin tecellileri “Siz yerdekilere acıyın ki semadaki (melek)ler de size acısın” hakikatince bu millet büyük bir merhameti inşaallah haketti O devasa sarsıntılar sadece merhamet ve yardımlaşma duygularımızı canlandırmadı. Ansızın ölüm gerçeğini; ahireti gözümüzün önüne getirdi. Allah’a iman ve teslimiyeti, acziyetimizi; kul olduğmuzu, Allah’a tevekkülü, sabrı, metaneti, birlik olmayı yeniden öğretti. Deprem bizlerle tedbir almayı, duyarlı ve sorumlu hareket etmeyi yeniden hatırlattı.  Hasılı deprem “Artık ey müminler Allah’a toptan tevbe edin ki kurtulabilesiniz” Nur:31 ayeti ile zorunlu amel ettirerek “bir musibet yaşattı ama bin…

Geberdi Öldü Vefat etti arasındaki fark
Bilgi , Siyaset , Türkiye Gündemi / 12 Şubat 2023

Ölmeyen Allah’ın yüce Adıyla..  Birinin hayatı son bulduğunda bu iki tabirden hangisini kullanmalıyız? Öldü mü vefat mı etti?  Bu önemli mi bir konu mu ? Evet biz müslümanlar için önemli. Çünkü Hz Allah “Allah yolunda can feda edenler için “ölü” demeyin” [2:154] “Allah yolunda katledilenleri ölüler sanmayın. Onlar diridir Allah katında yiyip içiyorlar” [3:168] buyurarak kelimelerimizi yerli yerinde kullanmamızı ister. Artık cahilliği bırakıp neyi nerede söylemek gerektiğini bilmemiz lazımdır. Bir kişi Allah yolunda hayat sürdü ise demekki Allah yolunda can vermiştir, bunun için “vefat etti” deriz “ölü” dememek için. Eğer düşman tarafından katledildi ise bu apaçık şehittir buna şehit oldu deriz Böyle bir durumu yoksa yani Allah yolunda gitmiş biri değilse ona da “öldü” deriz. Maalesef görmekteyiz nice gafil Müslümanlar Allah dostları hakkında hatta peygamberler hakkında bile “öldü” tabirini kullanabiliyor ! Buna karşılık ehli dünya kendi içlerinden biri öldüğünde “öldü” demekten imtina ediyorlar bizim kelimelerimizi kullanarak “vefat etti” diyorlar veya “hayata gözlerini yumdu” gibi ifadeler kullanıyorlar. Halbuki adam/madam laiklik uğruna mücadele etmiş, ömrü sefahet içinde geçmiş ve ölmüş.. Bu bir ölüdür. Buna “öldü” diyeceksiniz, bunda tereddüt yok Bir ahiret insanı şu dünyacılar kadar bu konularda hassas olmazlarsa yazık onlara! ve Kuran’ı Kerim apaçık yasaklamış “ölü demeyin” demiş iken..! Nerede Allah’a…

6 Subat Depremi Kahramanmaraş 7.7

Allah’ın yüce Adıyla.. Kahramanmaraş’ta deprem (Saat 14.20 itibarıyla) 06.02.2023 tarihi 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesinde 7.7 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Ayrıca Elbistan Merkezli saat 13.24’te 7.6 büyüklüğünde bir deprem daha meydana gelmiştir. SAKOM’dan alınan ilk bilgilere göre an itibarıyla Kahramanmaraş’ta 191, Gaziantep’te 200, Şanlıurfa’da 27, Diyarbakır’da 41, Adana’da 43, Adıyaman’da 20, Osmaniye’de 131, Hatay’da 250 Kilis’te 13 ve Malatya’da 98 olmak üzere toplam 1014 vatandaşımız hayatını kaybetmiş; Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Malatya, Osmaniye, Hatay ve Kilis’te 7003 vatandaşımız yaralanmıştır.  Bölgede görevlendirilen toplam arama ve kurtarma personel sayısı 9698, görevlendirilen araç sayısı 216 ‘dır. Şimdiye kadar toplam 2824 binanın yıkıldığı ihbarı alınmıştır. Genelkurmay Başkanlığı tarafından 6 adet A400M, 5 adet C130, 7 adet C235 uçak ile İstanbul, Ankara ve İzmir’den bölgeye personel sevkiyatı planlanmış, 6 uçak bölgeye ulaşmıştır. Malatya’ya 500 komando ve 600 asker gönderilmiştir. Jandarma Genel Komutanlığı’ndan Adana’ya 200 asker gönderilmiştir. Tüm İl AFAD Müdürlükleri teyakkuza geçirilmiş olup arama ve kurtarma başta olmak üzere tüm ekipler bölgeye sevk edilmektedir. Kahramanmaraş’a Kayseri Valisi, Hatay’a Mersin Valisi, Gaziantep’e Mardin Valisi, Adıyaman’a Tunceli Valisi, Osmaniye’ye Bingöl Valisi ve Malatya’ya Sivas Valisi koordinasyon sağlamak üzere görevlendirilmiştir. Dışişleri Bakanlığı ile yapılan görüşmelerde ERCC üzerinden kentsel arama ve kurtarma alanında uluslararası yardım çağrısında…

“Şu Evim” Şirketleri üzerine
ANALİZ , Haberler , Türkiye Gündemi / 28 Ocak 2023

Allah’ın yüce Adıyla  Ocak 2023 yılı.. Evim şirketleri şu sıralar ödeme yapamıyor. Vakti gelmiş ödemeler sürekli erteleniyor. Vatandaş kapora verdiği evi arabayı alamıyor kapora yanıyor mağduriyet üstüne mağduriyet yaşıyorlar. İnsanlar isyan ediyorlar beddua ediyorlar, sağa sola koşup yardım arıyorlar.. Fuzulevim ve Eminevim le başlayan ve bir anda çoğalan imece usulü ev araba satın alma projeleri Ak parti hükümeti ayakta olduğu sürece iyi gitti. binlerce insan mal sahibi oldu.. Sonra Ak Parti’yi devirmek için Türkiye’yi batırma projesi başladı “Tayyib’i indirmek için muhalefet unsurlarını birleştireceğiz ve Türkiye ekonomisini batıracağız” sloganıyla ABD’nin start verdiği bu ihanet süreci baş gösterdi. İçimizdeki işbirlikçilerinin şişirme enflasyon taktiği ile milleti canından bezdirmek suretiyle Tayyip’i devirme garazı tekrar eski Türkiye yıllarında olduğu gibi mega enflasyon dönemini başlattı ve dolayısıyla bu “evim” şirketleri de enflasyondan nasibini aldı. Bu şirketler aracılığıyla örneğin 400 bin liralık ev alma projesine katılan vatandaş bu parayla şimdilerde sadece araba maraba alma durumuna düştü. Ve bu vasiyeti gören insanlar sisteme girmekten imtina etti ve para akışı durdu. Dolayısıyla vakti gelen müşterinin ödemesini yapamaz oldular. Katılım olmadığı için sistem yürümüyor sistem yürümediği için katkım olmuyor! Bu aksaklıklar kısır döngüsü durumları günden güne kötüye itmektedir. Nasıl çıkabilirler ? Ya bütünüyle şeffaf olup müşteriye her şeyi açıkça söyleyecekler…

Kripto Kafirleri Deşifre

Allah’ı yüce Adıyla  Arapça tabeladan neden mi nefret ediyorlar ? Ama ingilizce olanları, noel, 14 Şubat gibi batılı her iş neden mi sevimli geliyor ? Çünkü mümin değiller. İsimlerinin Türkçe olması sadece bir aldatmaca. %99 Müslüman ülke” dendiğinde başlamıştı aldatmaca. Maksat gayrimüslim halkları gizleyip kilit noktalara yerleştirmekti. Şu an ki siyasi kavga onların yerine milli ve yerli insanımızı yerleştirmek, ipleri bizim ele almamız ve onların buna direnmesi, tekrar bizden alma kavgası.. ilginç bir soru: Bunca laik gayrimüslim var, neden bir partileri yok ? Sizce hangi parti içindeler ? Anladınız Suriyeli Iraklı Özbek Afgan Paki Tacik müminlerden de nefret ederler. Sarık sakal şalvar çarşaf görmekten de. Cami cemaat ezandan da.. Sebep aynı. Kalpte iman olmayınca imana dair her şey onları kızdırır. Onları kızdırmaktan ise yüce Allah’ı razıdır. Bu bize yeter. Evet, bizzat Hz Allah onların kızmasını köpürmesini kudurmasını parmaklarını ısırmasını istemektedir. [Fetih:29] Hakiki müminleri onun için sahneye çıkardım, kuffarı kızdırmak için” buyurmaktadır.. Artık onların öfkeden fosurmasından gocunacak değiliz. “geberin öfkenizden” [3:119] deyip bildiğimizi okumaya devam edeceğiz Anahtar Bu “kızma-sevinme, nefret etme-içi açılma” durumu bizim için bir anahtardır. Dostu düşmanı bununla ayırt eder, mümini kafiri bununla tespit etme imkânı buluruz. “İman kimde olur bilinmez” değil. Bu yanlış. Bilinir Allah’ın izniyle. Anahtarı vermiş…

Selefi imam Oy Vermek Farz Dedi

Allah’ın yüce Adıyla.. Soru: Şimdilerde bir video dolaşmakta 13 yaşlarında doğulu bir çocuk “oy vermek şirk!” gibi laflar ediyor.. bunun üzerinden soruyorsunuz “oy vermek günah mıdır!?” Demokratik sistemde oy vermek şirk midir ? Laik düzende oy vermek küfür müdür ? Tekrar tekrar soruyorsunuz..? El-cevap : Bu soruların hepsi aynı şey. cevabı basittir: Neden oy veriyorsun ve kime oy veriyorsun? Eğer laiklik için dinsizlik (sekulerizm, hür yaşam, lgbt)  serbest olması için veriyorsan evet bu oyu vermek küfürdür.  Ancak aksine.. İslama Müslümanlara vatana millete hizmet edilsin, laikliğin zulmünü gidermek, küfür kanunların şerrini azaltmak veya elden geldiğince kaldırmak maksadıyla Müslüman kadrolara oy veriyorsan bu oyu vermek Cihattır, bu kadroları desteklemek FARZDIR. Doğu aksanlı çocuk videosu.. Daha ziyade sol kesimin yaydığı ve devamlı paylaştığı o videoda konuşan küçük vahabi apaçık yalan söylüyor. Yani Kur’an’a göre İslam’a göre yalan söylüyor demiyorum, o zaten var. Kendi vehabi/selefi öğretisine göre de yalan söylüyor. Çünkü bunların imamları Arabistan’da ibn Useymin ve İbn-i bazz isimli kişilerdir. Aşağıda delilleriyle belirttik ki vehabilerin bu en büyük hocaları “müminleri desteklemek için seçimlere katılmaya, müminlere oy vermeye farz” demişler iken Türkiye vahabileri kendi alimlerinin bu fetvasını bilerek ve kasten gizlemekteler, kendi davalarına da ihanet etmekteler.. Yani öyle ulu orta“seçimlere katılmak şirk!” fetvası sadece…

Pedofili Tepkisi Arkasındaki Gerçek
ANALİZ , Türkiye Gündemi / 17 Aralık 2022

Kahhar olan Allah’ın yüce Adıyla  “..Yusuf Ziya Gümüşel hoca efendi kızını küçük yaşta evlendirdi, Kadir İstekli (damat) ise o kızı istismar etti..!”  iftirasıyla ortalığı karıştıran, haberi köpürterek gündemde tutmaya çalışan güdümlü medya. Ne yapmaya çalışıyor? Ne olup bitiyor? Diyanet işleri başkanlığı bile konu hakkında hutbe okutacak kadar büyük olay nedir? Gerçekten bu odaklar bizim çocuklarımızın saadet ve selameti için mi çalışıyorlar ? Bizim çocuklarımızı bizden çok mu düşünüyorlar ?  Bir kızımız laik okula değil de Kur’an kursuna giderse bağırıp çağırıp yırtınanlar.. Okul çağındaki kızlar Pkk eliyle dağa kaçırılınca neden sesleri duyulmuyor Okul çağındaki kızlar diskoteklerde zengin bar pavyonlarda şarap sunuculuğu yapınca neden sesleri duyulmuyor?  Şunu anlamak gerekiyor: Chp’li bir zengin, küçük yaştaki ile sevgili olusa.. Kimse hop oturup hop kalkmaz.. Hdp’li biri doğuda ikinci eş alırsa veya küçük yaştaki ile evlenirse Amerika güdümlü alçak medya için hiiiiiçç sorun değil. haberi göremezsin bile.. Ne anladık bundan ? Dert Yusuf Ziya hocamızın kızının 20 yıl öncesini sorgulamak değil. Peki nedir dert ? 1) Tayyibi devirmek 2) sokak hareketleri devlete isyan çıkarmak 2) Tayyibi destekleyen tarikat ve cemaatlere operasyon çekmek ! “6 yaşında çocuğu evlendirdiler” “bunları ak parti besliyor” masalı da bahanesi.  Güçleri yeter mi ? Hayır ASLA “Tayyibi destekleyen tarikat ve cemaatler”…

6 yaşında evlendirme üzerinden yürütülen linç ve algı oyunu

Allah’ın yüce Adıyla..  a) Şeytanın öğrencileri Yaşlı amcaların bir lafı vardı “ajansları dinledim de..” diyerek başlarlardı söze. Amca haberleri dinlemiş.. ajans demek haber sunucular. AA Anadolu Ajansı gibi. Haberi dinler yorumu biz yapardık. Şimdi devir değişti kıymetli okuyucular. Artık haberler yorumsuz sunulmuyor. Toplumu bilgilendirmek için hiç yapılmıyor. Yorumsuz garezsiz saf bilgiye erişim artık neredeyse imkansız. Bilakis haberler de bilgi iletişimi de toplumları yönetmek, bazı mihrakların menfaatleri istikametine doğru kanalize etmek için yapılıyor. Bu yüzden Hz Kuran’ın yüce irşadına şimdilerde her zamankinden çok ihtiyacımız var. “Ey iman edenler, Fasıkın biri size haber getirirse hemen harekete geçmeyin, doğruluğunu araştırın, sonra bilmeden bir topluluğa sataşır da ettiğinize pişman olursunuz” Hucurat 46 Hz Kur’an ağzı laf yapan eli kalem tutan, her kulvarda kelam edip kalem oynatan tayfa hakkında da bizi uyarır. “Şeytanlar kime inerler haber vereyim mi? Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler. Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır. Şairler(e gelince), onlara da haddi aşan azgınlar uyarlar..” Şuara: 221-224 Ayetlerinde ifşa edilen bu şeytan askerlerinin bu zamanda elbette bir karşılığı olmalı. Kur’an hikmet kitabıdır her ayeti sayısız fayda ve hikmetle doludur. Edebiyatçısı şairi bilim adamı köşe yazarı haber sunucusu, yutuburuyla.. algı yönetiminde rol alan herkes Kur’an’ın ifşaa ettiği bu…

Oda tv röportajı | 6 yaşında evlilik

Allahın Yüce Adıyla Fısk fucur odağı Odatv aileye ulaşmış, Kübra  “Bir de bizi dinleyin ne olur…” Ayşe Baykal röportajı 13 Aralık Salı 2022 11:19 – Son Güncelleme:13.12.2022 11:23 Günlerdir toplumun her kesimi tarafından konuşulan, ailesi tarafından 6 yaşında evlendirildiğini söyleyen H.K.G’nin haberini okuduğumda akıl ve vicdan sahibi olan her insan gibi ben de şoke oldum. H.K.G’nin iddialarını destekleyen fotoğrafları görüp ve ses kayıtlarının yazılı dokümanını da okuyunca olayla ilgili yazma ihtiyacı hissettim. Ayşe Baykal İsmailağa Cemaati’nin gerek üst düzey gerek mensuplarından tanıdığım herkesi aradım. Genel olarak kimse böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermemekle birlikte, olmamış olması temennisinde bulunuyor. H.K.G’nin annesiyle söyleşi yapmak çok istedim ve bunun için ortak tanıdıklarımızla talebimi ilettim. Kendisi rahatsız olduğu için görüşemeyeceğini söyledi, toparlandığı zaman konuşabilmeyi ümit ediyorum. Fakat aileden -adının verilmesini istemeyen- biri ile konuşabildim. Sizinle söyleşiyi paylaşacağım. Bu arada, haberi yapan Birgün gazetesi muhabiri Timur Soykan’la konuşmak için aradım ve talebimi ilettim ama kendisinde de herhangi bir dönüş alamadım. Olay kabul edilebilir bir şey değil elbette. H.K.G’nin iddiaları adeta ülkeyi iki kutba ayırdı. Müthiş bir kavga var.   İKİ NOKTA Kavganın sebebi bir tarafın H.K.G’nin iddialarını tartışmasız kabul etmesi, diğer tarafın da iddiaların komplo olduğunu iddia etmesi. İki tarafı da birleştiren iki hususu atlıyoruz…

6 yaşında gelin masalı arkasında yatan gerçek

Allah’ın yüce Adıyla.. Allah’ın indirdiği ilahi kanunlarla kavgalı solcu laik kesimi müminlere karşı özellikle Vakıf Cemaat ve Tarikatlara karşı çok kinli ve acımasız görürsünüz. Saldırmak ve linç etmek için buldukları her dedikoduyu her iftirayı köpürterek servis ederler. Günlerce gündemde tutarak herkesi o yalan ve iftiralarla meşgul ederler. Avrupa’da bir baba kendi kızına yıllarca tcvz eder ondan bi sürü çocuk peyda eder.. bu sol kesimi sus pus dilsiz şeytan gibi görürsünüz. Avrupa Amerika’da papazlar yüzlerce çocuğu iğfal ederler ne batı basını ne de içimizdeki piyonları bunu haber etmezler. Ancak Allah’ın emriyle nikahla yapılmış bir evlilik için yeri göğü inletirler 6 yaşında bir çocuğun evliliğini onaylamamız mümkün değil. Böyle bir şey de yok zaten. Kadın bugün 26 yaşında. 17 yaşında evlenmiş ki buna yasalar da müsade ediyor zaten. servis edilen beyaz elbiseli çocuk resimleri mezuniyet törenine ait. Kadın ilaç tedavisi gören bir hasta. Çocuğunu bırakmış çekip gitmiş iki yıldır nerede olduğu bilinmiyor. Bunun anne babasının çektiği acıyı kimse çekemez ve kadın din düşmanları eline düşmüş.. Onlar da hazır Şeriat’a Cemaat’e saldırmaya fırsat! demişler ve fitne ateşini alevlemişler. Bilen bilmeyen herkes konuya atlamış ve sanki İsmailağa’da 6 yaşında çocuk evlendiriyorlarmış! dini cemaatler çocukları istismar ediyormuş! gibi bir algı üretmeye çalışıyorlar ! Dert bir…

ismailağa cemaati 6 yaşında çocuk evlendirdi mi
ANALİZ , Haberler , Türkiye Gündemi / 7 Aralık 2022

Allah’ın yüce Adıyla.. Evvela olayın ismailağa ile ilişkisi yok. Mesele şahsidir. Bir okuldan mezun olan kişinin işlediği suç o okulu alakadar etmediği gibi Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını kaç yaşında evlendirdiği konusu da ismailağa cami cemaatini ilgilendirmez. Çünkü o camianın defterinde böyle bir olaya müsaade yok. Resmi nikah olmadan imam nikahı kıymazlar. Şimdi  “6 yaşında kızını evlendirme” Sol kesimin çıkarıp köpürttüğü bir yalan ve iftiradan ibarettir. Mevzu bahis olan kadın Hatice Kübra Gümüşel şu an 26 yaşında ve eğer denildiği gibi 6 yaşında evlendirildi ise bunun 20 sene önce yapılmış olması gerekir !  İşin doğrusu Yusuf Ziya Gümüşel kızı Hatice Kübra’yı reşit olduğu yıllarda Abdulkadir İstekli ile sözlemiş, evlilik için yasal yaşına ulaşınca da düğününü yapmıştır. Bizim ulaştığımız bilgiler bu yönde 2021 yılına kadar herhangi bir sıkıntı şikayet olmaksızın yürüyen bu evlilik bu yılda kadının bazı psikolojik rahatsızlıklar geçirmesi ile anlaşmalı boşanma ile sona ermiş ve herkes yoluna gitmiştir.  Bir süredir kendi hayatını yaşayan kadın edindiği yeni çevrenin etkisi ve aldığı ilaçların tesiri ile babasından ve eski kocasından öc alma (belki para koparma/ ideolojik mücadele) duygularına kapılmış ve iş bu noktaya gelmiştir. Ses kaydı Bugünlerde basının diline doladığı “ses kaydı var orada adam suçunu itiraf ediyor altı yaşında nikah kıyıldığını cinsel…

Öğretmenler Günü Kutlamaya Dair
ANALİZ , Dini Hüküm , Türkiye Gündemi / 24 Kasım 2022

Allah’ın yüce Adıyla.. Öğretmenler günü denilen 24 kasım sıradan, Allah’ın günlerinden bir gündür. Müslüman kişinin bunu hatırlaması, kutlaması, bu maksatlı bir iki kelime yazı karalaması bidattır. Çocukların -ozellikle- bugünde öğretmenlere hediye vermesi, öğretmenin de bunu sevinçle kabul etmesi de bidattır. Çünkü bu, dinde olmayanı uydurmaktır, Allah’ın bir gününe Allah’ın vermediği rengi vermektir ve bu hususta Avrupalı inançsızlara benzeşmektir. Nitekim onlar da filan Ekim gününü öğretmenler günü olarak kutluyorlarmış ! Allah Rasulü aleyhisselam Medine’ye geldiğinde Medinelilerin milli bayramlar edinmiş olduğunu görünce hepsini iptal etti. Ramadan ve Kurban Bayramı dışında müslümanın bayramı olamayacağını ilan etti. Bu itibarla “biz o günlerde yaptıklarımızı din namına yapmıyoruz ki bidat olsun!” itirazı geçersizdir. Sahabe de Mihrican ve Bahar Bayramlarını dini bir garazla değil kültürel (?) bir faaliyet olarak kutluyorlardı, ama Hz Peygamber müdaahale etti! Sonra Din, yaşam biçimidir. “Kişi arkadaşının dini üzeredir” hadisinde dinden kasıt yaşantıdır. Bu hadis “kişi arkadaşının ‘yaşantısı’ üzeredir” demektir. Çünkü: Her türlü yaşantı deftere yazılmaktadır, ahirette ya ödül ya da ceza/azar ile karşılık görecek. Şu halde bu tür günleri önemseyip özel etkinlikler tertip etmek dinden sayılır. Madem ki dinde delili yok, delilsiz dini faaliyetin adı yalnızca “bidat”tır. ve “Her bidat dalalettir”  Ayrıca 24 Kasım tarihi geçmişine bakıldığında çok da masum bir gün…

Düzce Depremi üzerine İlmi Değerlendirme
ANALİZ , Dini Hüküm , Türkiye Gündemi / 23 Kasım 2022

Allah’ın yüce Adıyla başlarım. Nebisi son Rasul Hz Muhammed efendimiz üzerine salât ve selâm ederim ve âline ve Ashabına.. Gece saat 04:09 da.. Zangır zangır sallandık. Bina temellerinden korkunç sesler geldi evin içinde nereye kaçacağımızı ne yapacağımızı şaşırdık 10 sn kadar süren sallantı bitti dışarı baktığımda bütün mahalleyi ayakta buldum herkes camdan başını uzatmış yorum değerlendirme yapıyordu. Gerekli ibreti aldık mı? Evet diyemiyorum. İbretten kastım “eski binaları terk etmek, çök kapan tutun” tatbikatına katılmak, deprem için gerekli çantayı, su bisküvi düdük filan hazırlamak değil. Tedbirden kastım Müsebbib-il Esbab’a rücu etmek, onun buyuruğuna teslim olmak Gerekli tedbirin alınmadığına bu kadar çabuk nasıl karar verdim ? Sabah namazında camiye bakarak. Rutin cemaatten fazla en fazla iki üç kişi vardı. Caminin dolmasını beklerdik. Eskiden öyle imiş. Hani sarıklı bir hoca vaazında “salla ya Rabbi Sen her salladıkça camide bir saf çoğalıyor” demişti de hapse atılmıştı. Depremi Allah ile ilişkilendirdiği için. Hep söylüyorum bu zamanın bi-ilim adamları eski dönem kahinleri gibi; Hidayetin önünde en büyük engeldir. Bütün âyât-ı kevniye’nin üstünü bilim filim kuram kanun ile örtüp insanların gözünü perdeleyen bunlardır, bunların kitapları, okulda verdikleri eğitimleri. O yüzden artık insanlar depremi de Allah’tan bilmiyor seli de kuraklığı da.. İnkar şirk teizm a-teizm.. gibi her türlü…

Bizi Ümmet olmaktan çıkarmış !
ANALİZ , Türkiye Gündemi / 31 Ekim 2022

Allah’ın yüce Adıyla.. Görevden alınan TRT sunucusu 29 ekim günü münasebetiyle yaptığı tv programında kendisine verilen sunumun dışına çıkarak “..bugün cumhuriyetin 99. kuruluş yıldönümü bizi Ümmet olmaktan çıkarıp birey olma bilincini cumhuriyet aydınlığını ilmini armağan eden ata..” gibi şeyler söyledi. Bu talihsiz sözler her bakımdan cehalet! Yani gerçeğe aykırı. İslam düşmanı köhne zihniyetin ezberleriyle düşüncesizce telaffuz edilmiş. Çünkü cumhuriyet vatandaşı olmakla Ümmet olmak birbirine zıt ve aykırı şeyler değil bir kere. Yani kişi hem cumhuriyet bireyi olabilir aynı zamandan Muhammed aleyhisselamın ümmeti de.. Çünkü ümmet olmak müslüman olmaktır, fazlası değil. Cumhuriyet bireyi olmak kişiyi islam dinine mensup (müslüman) olmaktan ayırmadığına göre !? Ama eğer bütün bunları bile bile birileri namına “biz ümmet olmaktan çıktık cumhuriyet bireyi olduk” diyorlarsa o zaman maksat başkadır.  Şimdi onların o maksat ve garazlarını iredeleyeceğiz “Bizi Ümmet olmaktan çıkardı cumhuriyet bireyi yaptı” ile ne kastetmiş olabilirler ? Cumhuriyet kurulduğundan beri yapılan inkılaplar, müslüman halk üzerindeki baskılar dine dindara ve din hizmetine vurulan ketler engellemeler incelendiğinde anlaşılan ümmet olmaktan çıkmak demek yani resmen açık seçik dini bütün şeriatı yaşayan bir müslüman olmaktan çıkıp laik bir birey olmak demektir.  Ümmet Olmak ise.. Bütün müminler Muhammed Aleyhisselam’ın ümmetidir. Müminler ümmet-i icabet, bizler Elhamdülillah. Kalan topluluklar da ümmet-i davet’tir, yani…

Maden Faciası Kader midir?

Allah’ın yüce Adıyla  Maden Faciası Üzerinden “Kader, Ecel ve Şehit” konusu Bartın’da şehit olanlar için: “innalillahi ve inna ileyhi raciun. Allah rahmet eylesin, kalanlara sabır ecir afiyet ihsan eylesin. Benzer bir ibtila Soma’da olmuştu ve konu her nasılsa kader tartışmasına gelmiş ve ancak bazı bel’amlar çıkmışlar “bu kader değil” “bu işçiler ecelleri ile ölmediler” vs demişlerdi. Bizler de Kur’an’ın dellalları olarak kürsülerde hakikati haykırmış “Olan biten herşey Allah’ın kitabında yazılıdır” ayetine istinaden “Hayır elbette bu da Allah’ın kaderidir ve o işçiler de, ölen herkes de eceli ile ölmüştür” demiştik. Bu sözlerimiz yüzünden cemaatten bazı kesimlerin cahilce tepkisine maruz kalmıştık. Kimi de bizi kürsüde siyaset yapmakla, hükümeti müdafaya alet etmekle suçlamıştı..! Lahavle ve la kuvvete illa billah Sonra şunu tespit ettik, ne “kader” ne de “ecel” derken eğitimsiz toplumla aynı dili konuşmadığımızı fark ettik. evet cahil halklar “kader ve ecel” hakkında farklı bir istılah (terminoloji) geliştirmişler, Din’e ait bu iki kelimeye Allah’tan bağımsız (!) farklı anlamlar yüklemişlerdi.. Halkın dilinde kader: elimizden bir şey gelmezdi, bu mutlaka olacaktı, bizim ne bir dahli tesirimiz olabilir ne de bir suçumuz” gibisinden bir inanç. Elbette böylesi bir Kader anlayışı hak İslam inancına aykırıdır. Bu Ehli Sünnetin öğrettiği kader değil Cebriyye sapık fırkasının adına kader dediği…