Allah’ın yüce Adıyla..
Kurtulmuş savaşında mağlup olduk 7 düvel üstümüze çöktü. bizi toptan Hıristiyan yapmak istediler. anladılar ki o aşı tutmaz laiklik olsun dediler dinleri de yeni bir din Türk’e özgü: Kemalizm.. inkılaplar o yüzden. içimizde % 20 kadar gavur bıraktılar bütün güç silah para medya eğitim ticaret yüksek bürokrasi bunlara angaje edildi. laiklik ve Kemalizm bunlara havale edildi. bunların görevi bizi dizginde tutup ayağa kalmamızı engellemekti.. bütün çaba dert kavga ayağa kalkan, küllerinden dirilen Osmanlıya tekrar çelme vurup boyuna yeniden tasmayı geçirmek..!
Kurdukları mecliste açıktan “İslamiyet terakkiye (ilerici olmaya) manidir” lafını icad ederek bu milleti İslam’dan koparmak istediler. ve bazı MV görev vererek bu fikrin savunmasını yaptılar ve diğer vekilleri de iknaya çalıştılar. ikna olan oldu olmayan olmadı.. önemli değil onlar kolları sıvadılar ve bu milleti İslam’dan soyutlamaya koyuldular. harflerle başladılar. latin Frenk alfabesi dayatılarak milleti geçmişinden kopardılar. medreseler kapatılarak hocaların alimlerin etkisini iptal ettiler. tekkeler kapatılarak şeyhlerin tesirini bitirdiler.. ne kaldı elde!
Frenk alfabesinin dayatılması o boyutlara ulaştı ki artık değil okutmak.. Arabi/Osmanlı harflerle yazılı kitabı evinde bile bulundurmak adeta suç oldu. asılmaktan kurtulmuş âlimler de kitaplarını çatılara mahzenlere sakladılar yıllarca açıp yüzüne bakmadılar. Askeriyede gördük depolar şeriat kitaplarıyla dolu. komutan itiraf etti bunlar o vakit toplanan kitaplar.. bu büyük düşmanlık ne büyük kin ! intikam..!!
Çok uzağa gitmeye gerek yok. Daha dün 1996 yılında İzmir’de askerlik yaparken Cumhuriyet Bayramı için askerleri topladıkları içtima alanında kürsüye çıkan askerler mütemadiyen Şeriatı kötülediler. Onlar için Cumhuriyet düzenini övmek Şeriata sövmekle mümkündü ! Aklımda kalan bir hezeyan şöyle Teğmen eline tutuşturulan kağıttan okuyor “Aydın kesimden filan bilim adamı mecliste sunum yapmış bir güvercini kavanoza koyup kapağını kapatmış oksijensiz kalan kuş ölmüş. bay aydın demiş işte gördünüz kuşu öldüren şey oksijensizlik. başka şey değil! Tam o anda Şeyhülislam ayağa kalkıp kükremiş “bre zındık bilmez misin ki o hayvanı öldüren o kavanoza giren şeytandır” demiş! Teğmen lafını bitiriyor: işte bakın Şeriat böyle kötü böyle bilime terakkiye engel!
Böyle masallarla bu milleti İslam’dan soğutmaya çalıştılar. Tabi bu arada islam diyemiyorlar şeriat diyorlar. İslam ile şeriatı ayırdılar. Atalarından böyle görmüşlerdi. Din hürriyeti veriyorlardı güya bize. Ne kadar ? Vicdanda saklı olduğu kadar. Kendi içinde, hayal aleminde istediğin kadar dindar olabilirdin. ama Dindarlığını asla sokağa okula hele meclise taşıramazdın..! >>
işte öve öve bitiremedikleri laiklik te buymuş “kimsenin dinine karışmamak” Din bunlara göre vicdan demek olduğu için yani Laiklik; vicdana karışmamak! “herkes vicdanında istediği şeye inanmakta hürdür! Al sana hürriyet. tepe tepe kullan. Hayal aleminde istediğin kadar dinini yaşa! Alay eder gibi değil mi. Öyle zaten. Dindarlarla alay ettiler. Dinimizle oyuncak gibi oynadılar. Dinden geriye sadece cami ezan ve namaz kalmıştı. Bunlar da intikamdan nasibini aldı. Camilerin çoğu yıkıldı satıldı ezan yasaklandı namaz değiştirildi.. Türkçe ezan Türkçe namaz safsatası icad edildi
Edirne’de görev yaptım. Edirne’li müslümanlar itiraf ediyorlardı Kütüklerde kayıtlı 360 Osmanlı eseri cami yazılıymış. şu an mevcut olanlar sadece 35 tane. onda bir! gerisi yıkılmış yok olmuş. Emekli öğretmen Fethi amca vardı yaşlı.. O gösteriyordu kendi mahallesinde “şurada benim çocukluğumda bir cami vardı yıktılar arsasını gasp ettiler” diyor ve eliyle yerini gösteriyordu. Keza Edirne’li emekli bir askerden dinledim. Mahmud Efendi Hz’ne mürid oldum ona yakın oturmak istedim ismailağa cami karşısında satılık daire vardı almak istedim. Mahmud Efendi bana şunu dedi “oralar camiye bağlı vakfiye idi talan ettiler. orayı aldığın an vakfetmen gerekir. senin olamaz”
İzmir’de askerlik yaptım. ezan sesine hasret idik hiç mi cami olmaz.. tek tük. Basmahane’de gezinirken esan saati ezanı duymuyorduk. Basmahane İzmir’in göbeği! Nerede camiler!? Ya Ankara !? söyle ihtişamlı tek camisi var Kocatepe Camii. o da yeni yapıldı. İstanbul’daki bir çok cami de düne kadar kaderine terk edilmiş yarısı yıkılmış sarhoşlara mekan olmuştu. Bir çoğu yeni tamir edildi Tayyip’ten Allah razı olsun o el attı da camilerin yüzü güldü. İsmailağa camiini Mahmud Efendi Hz nin hocası tamir ettirdi 1960 yılında ve genç Mahmud hocayı oraya kendi tayin etti.
Seccadeyi çaput olarak gören zihniyet camiyi de taş yığını olarak görmüş ve yıkılışını izlemiştir. Hatta eliyle yıkmıştır. bunları bize basit göstermeye ve unutturmaya çalışabilirler. biz unutursak adam değiliz. unutursak bizden daha büyük zalim yok! Yıllarca bu milleti diz üstü çöktürüp batıllara köle, batıya hizmetkar etmeye çalışan bu zihniyetle mücadele etmek farz-ı ayndır.
Bunun siyasetle politikayla alakası yok. bu Cihattır. Îla-i Kelimetullahtır. Allah için çalışmaktır
Bir yorum
CHP nın İslamsız toplum projesi
Arkadaşlar cümleten hayırlı geceler. Bugün içimdeki son iyi niyet kırıntılarını da öldüren bir olay yaşadım. Hacettepe Üniversitesinden ulusalcı bir hoca arkadaşım Türkiye’de kent yaşam planını yenilemeye yönelik akademik bir sunum yapılacağını, sosyolog olarak dinleyip görüş belirtmemi önererek beni Tandoğan’da bir otelin toplantı salonuna davet etti. Gittiğimde Kılıçdaroğlu’nun özel temsilcisi olan Mustafa Kemal Üniversitesinden bir hoca sunum yapıyordu; sanatçı, bilim adamı, iş adamı, finans uzmanı, mühendislerden oluşan tamamı erkeklerden bir grup vardı. İçine düştüğüm ortamı anladığımda “neredeyim” dedim. Çünkü Kılıçdaroğlu’na bir propaganda aracı olacak proje tartışılıyordu. Bütün bunlar için 1 milyar euro kaynak AB’den bir fon tarafından taahhüt edilmişti. Finali şuydu: Kent yaşam projesinin ana teması çoğulculuktu. Projenin uygulamasında bütün büyük şehirlerin demografik yapısında dört yılda İslam-dışı nüfusun yüzde yirmiye çıkartılması hedefleniyordu. Zorla çoğulculuk!
İslam-dışı nüfus ise Alevi, ateist, deist, Rum, Ermeni, Yahudi olarak sıralanıyordu. Üstelik Erdoğan’ın politikasının Arap, Afgan, Türkmen göçmen alarak nüfusu islamlaştırdığını, bunu dengelemek gerektiğini söylüyorlardı.
Türkiye’de tam veya yarı zamanlı yaşayan ama TC vatandaşlığına alınmayan beş milyon Alman, Rum, Ermeni, Yezidi, Bahai ve Yahudi nüfus varmış, bu değişimi onlarla yapacaklarmış. Stratejik olarak İstanbul, İzmir ve Hatay çok önemliymiş. Müslümanlığı aşağı çekmeden çoğulculuğa erişemeyecekmişiz! Bunlar kanımı dondurdu. Fakat daha kötüsü örtünen kadınlarla ve Müslüman kimliği ile öyle kahkahalarla dalga geçtiler ki kendimi bir tahrik simülasyonuna atılmış hissettim.
Bunu ben bile bu dozda düşünemezdim. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Toplulukta ikram edilen çay ve kahveyi almayan tek kişi bendim. Söz geldiğinde ayrımcılığın bir insanlık suçu olduğunu, demografiye yapay müdahalelerin emperyalist bir girişim olduğunu, gayesi insani olmayan bir projede bilimsel görüş açıklamayı reddettiğimi söyleyerek toplantıyı terk ettim.
Av. Necmi Özen – 13.04.2023