Allah’ın yüce Adıyla..
Öğretmenler günü denilen 24 kasım sıradan, Allah’ın günlerinden bir gündür. Müslüman kişinin bunu hatırlaması, kutlaması, bu maksatlı bir iki kelime yazı karalaması bidattır. Çocukların -ozellikle- bugünde öğretmenlere hediye vermesi, öğretmenin de bunu sevinçle kabul etmesi de bidattır. Çünkü bu, dinde olmayanı uydurmaktır, Allah’ın bir gününe Allah’ın vermediği rengi vermektir ve bu hususta Avrupalı inançsızlara benzeşmektir. Nitekim onlar da filan Ekim gününü öğretmenler günü olarak kutluyorlarmış !
Allah Rasulü aleyhisselam Medine’ye geldiğinde Medinelilerin milli bayramlar edinmiş olduğunu görünce hepsini iptal etti. Ramadan ve Kurban Bayramı dışında müslümanın bayramı olamayacağını ilan etti.
Bu itibarla “biz o günlerde yaptıklarımızı din namına yapmıyoruz ki bidat olsun!” itirazı geçersizdir. Sahabe de Mihrican ve Bahar Bayramlarını dini bir garazla değil kültürel (?) bir faaliyet olarak kutluyorlardı, ama Hz Peygamber müdaahale etti!
Sonra Din, yaşam biçimidir. “Kişi arkadaşının dini üzeredir” hadisinde dinden kasıt yaşantıdır. Bu hadis “kişi arkadaşının ‘yaşantısı’ üzeredir” demektir.
Çünkü: Her türlü yaşantı deftere yazılmaktadır, ahirette ya ödül ya da ceza/azar ile karşılık görecek. Şu halde bu tür günleri önemseyip özel etkinlikler tertip etmek dinden sayılır. Madem ki dinde delili yok, delilsiz dini faaliyetin adı yalnızca “bidat”tır. ve “Her bidat dalalettir”
Ayrıca 24 Kasım tarihi geçmişine bakıldığında çok da masum bir gün değil.
1934 yılı 24 Kasım günü Ayasofya camii kebiri Allah’a ibadete kapatılıp gayrimüslimlere meze edildiği gün.. O günde bir etkinlik yapmak gerekiyorsa bu izim için bir kutlama değil, ancak üzüntü ve ibret alma günü olabilir.
..ve de 24 Kasım’da Mustafa Kemal’e baş öğretmen unvanı verilmiş. Neden baş!? Ondan önce bizim türk İslam milletinin nice öğretmenleri oldu. Eğer illa ki birine baş öğretmen sıfatı verilecekse bu Rasulullah Efendimiz olmalıydı. Müminlerin baş öğretmeni Peygamberimiz Muhammed Mustafa’dır şüphesiz. Salât ve selâm olsun.
“İlk öğretmen” “başöğretmen” gibi Allah Rasulü’ne ait büyük sıfatları ondan soyutlayıp, veya onu görmezden gelip başkasına vermek en hafif tabirle haksızlıktır, vefasızlıktır.
Türk-Kürt milleti, tarihi 100 yıl öncesinde başlamaktan çok yücedir. Bu asil milletin kökleri tarihin derinliklerine kadar dayanır. İki bin üç bin yıllık koskoca bir medeniyeti silip, yok sayıp herşeyi son yüz yıla göre betimlemek yine haksızlık ve zulümdür, aslını kökünü inkar etmektir. Biz aslını inkar edenlerden olmayacağız.
Allah hidayeti Türk Kürt Arap İslam milletinin üzerine olsun
i.er
Yorum Yapılmamış